Ben de size özlediğim şeylerin listesini yapayım dedim. Bir de başakitonun kaleminden okuyun ;)
1-yemekler
Bir ülkenin yemekleri en büyük olayı olabilir mi ya? :))) Mevzu bahis Türkiye'yse olabilir. Çünkü böyle bir mutfak kültürü dünyada yok!
Bir gurme olmasam da, ortalamanın az üstü kadar hakimim konuya kıpps. Thai, uzakdoğu, İtalyan, Fransız gibi ünlü mutfakların bir çok yemeğini "yerinde" yiyimlemişliğim vardır. Ama Türk mutfağı candır diyorum. Acayip bir çeşitlilik...
Kahvaltımız başlı başına bir efsane! Kahvaltıyı dışarıda yapmak, kahvaltıya misafir davet etmek ayrı bir keyiftir.
Tam bir peynir canavarıyım. İsviçre, avusturya alplerinde yapılan muazzam peynirlere bayılsam da; Simit-çay ve ezine peynirinin yerini hiçbir şey tutmaz bende!
Zeytinyağlıları, mezeleri, kebapları, mantısı, hamsisi, muhlaması, şerbetli tatlıları eşsiz benzersiz gerçekten... Her yöresi ayrı güzel. Ve insan deli gibi özlüyor :(
Her köşede ucuz ama lezzetli kebapçılar, lahmacuncular vardır evde yemek yoksa eve söylersin. Yeşilliğini bol koyun, şunu bunu ekstra getirin dersin, nazın geçer getirirler. Hiçbirşeyin standartı yoktur çünkü :) Hatta mekan tanıdıksa "Abi sizin mekanda Pepsi var ben içemiyom çocuğa bakkaldan coca cola aldırın gelince parasını vericem" dersin eheueh. Yeri gelir Haftada 2-3 gün bile dışarıdan söylesen bütçeni zorlamaz.
Yine mahallende, çevrende küçük ama salaş mekanlarda şahane köfteciler, sulu yemek yiyebileceğin esnaf lokantaları vardır.
Sokak yemekleri yine çok çeşitli ve lezzetlidir. Kumpir, gözleme, midye dolma, kokoreç, çorbacılar neler neler...
Burada da elbet lezzetli yöresel yemekler var. Bir çoğunu seviyorum (hatta sanırım uzak kalsam bir süre sonra da buranın yemeklerini özleyebilirim, o derece) Ama dışarıda yemek ve eve söylemek çok pahalı!
Açıkçası bana koyuyor. O yüzden günlük hayatımızda sık yaptığımız bir aktivite değil.
Semt pazarı denen olay yok; şehrin belli başlı bölgelerinde organik pazarlar var ancak hem evime uzak hem de yine pahalı.
Sebzesi meyvesi bizdekiler gibi değil... Hormonlu gdo'lu tarım diye bir şey söz konusu değil. Sağlık açısından içim rahat ancak yine de bizim alışık olduğumuz tatlarda ve ebatlarda değil, fasülyesi, patlıcanı, ıspanağı, hıyarı, yeşilliği... O yüzden ne yapsam da Türkiye'deki zeytinyağlı standartını yakalayamıyorum kendim de mutfağımda :(
Ha tabi öyle o videodaki Adam gibi bulgura salçaya gözlerim dolmuyor askfkfllg. Türk marketlerinde herşeyi bulmak mümkün. Türk restoranlarında yine kebaplar, pideler, lahmacunlar var. Çok canın çekerse gider yersin, memleketteki favori kebapçın kadar olmasa da yine de kesiyor!
Ama dediğim gibi benim asıl özlediğim şey buna her an, her dakika, her köşe başında ve ya bir telefonla ulaşabiliyor olmamak (Türk mahallesinde yaşamıyorsanız tabi tıstıstıs) ve fiyatların pahalılığı yüzünden sık gidiyor olmamak.
2-ana dil
Yemek mi ana dilde muhabbet mi hangisini daha çok özlüyorum diye bir seçim yaparken çok zorlandım ama yine de yemek asjfkgllg.
Ben muhabbette goygoy, komiklik, argo, küfür insanıyım bilirsiniz :) konuştuğun konu değil de o konudaki salak yorumlar; kültürel espriler analizler falan eğlendirir en çok beni.
İşte bunu özlüyorum. Ama allahtan internet Skype watzap falan var da her an her dakika istediğim kadar geyik yapabiliyorum sevdiklerimle. Ha bir de buraya yazıyorum bakın! Gelip gidip istediğim gibi zırvalayabiliyorum :)
3-komşuluk-arkadaşlık
![]() |
| party hard |
Çat kapı yumurta, limon isteyebileceğim; anahtar bırakabileceğim, yarım saatliğine oynasın diye çocuğumu yollayabileceğim, pişirdiği pasta börekten bana da getiren, beyim yokken gece yarısı karnım ağrısa arabasıyla hastaneye götürecek, pijamayla ve tuvalet terliğiyle kahve içmeye gidebileceğim can komşularım olsun istiyorum bazen.
Biliyorum böyyük şehir hayatında aslında birçoğunuzun yok böyle komşuları. Onlar eskidenmiş. Ama çocukluğumdan hatırlıyorum bizim hep vardı. Güzel birşeydi.
Ha tabi bu işin de handikapları var aslında. bizde ev alma komşu al diye bir deyim bile vardır. Kötü komşu da insanı canından bezdirir. Burda mesela asla olmaz öyle bişey! Gürültü yapılamaz, pazar günleri tadilat yapılamaz, akşam 10dan sonra müzik bile dinlenemez, tadilatlar taahüt edilen süre içinde bitmek zorundadır mesela...
Ayrıca tamam böyle can komşu iyi de, bazen düşünüyorum sürekli çat kapı gelinmesi, çocuk bırakılması, zırt pırt bişey istenmesi, yiyecek getirilen tabağı boş göndermeme adabı da darlayabilir belki biyerden sonra beni, bilemedim :))
Zaten bu Alman soğukluğu oradan geliyor aslında. Adamlar her konuda aşırı disiplinli, kurallı olduğu için sınırları belli olmayan şeyler rahatsız ediyor onları...
Mesela hesapları Alman usulü ödemek cimrilikten değil aslında... Kimin kime hakkı geçti, bir dahakine ödemek kime düşecek falan bunları düşünmek, hesaplamak istemiyorlar. Her şey net olsun istiyorlar.
Aşırı samimiyet de öyle. Aslında arkadaş canlısı, yardım sever insanlar, ihtiyacın olduğunu söyler ve rica edersen her işine koşarlar. Ama ille de bize bekleriz, Allah adı verdim ben ödeyeyim, istediğin zaman çal kapımı, al sana yemek getirdim demezler. Çünkü o zaman ilişkilerde sınırlar girift bir hal alır. Güllük gülistanlık komşuluk-arkadaşlık sorunlara, belirsizliklere açık konuma gelir.
4-tamirci-mobilyacı-kuaför-kapıcı-temizlikçi-bakıcı
Bir beyaz eşya aldığında kuruluma gelmiyorlar, evde birşey bozulduğunda tamirci gelmiyor böyle işler korkunç pahalı.
O yüzden her işini kendin yapıyorsun. Tabi bu işlerin hepsi zaten beyimin kalemi. Ama bazen bozulan birşeyi 50 kere söylüyorum ve erteliyor, yapmıyor zaman bulamıyor falan işte öyle zamanlarda tamirciyi arayıverip eve çağırasım geliyor :)) -kasaba minnet edeceğime, keser çükümü yerim-
Haris elektrik, su tesisatı, boya badana, parke döşeme bu işlerin hepsini kendi yapar. Burada yaşayan bir çok insan böyle (bu işlerden anlamamak namus meselesi hatta asjfkkglg) Ben o konuda şanslıyım, beyimin elinden bu işler geldiği için. Ama mesela karı-koca Türk olup buraya yerleşseniz, eşiniz bu işlerden anlamasa ocağınıza incir ağacı dikilebilir usta çağırmaklardan :))
Ha bazen temiz temiz ustayı çağırıp evi boyatıvereyim istiyorum. Bazen tam şu köşeye göre ölçü aldırıp cuk oturan bir dolap yaptırayım diyorum, bazen şuraya perde diktireyim, şu koltuğun renginden sıkıldım güzel bir kumaş bulup kaplatayım diyorum; öyle bir sektör yok amk :D
Ismarlama mobilya yapan yerler hem yaygın değil, hem tahta, renk, desen, kumaş yelpazeleri bizdeki kadar geniş değil, hem devcileyin pahalı.
Mobilya-perde-ev tekstili olayları ikea tarzı büyük hazır ürün zincirlerinden alınıyor. Biraz daha butik, orjinal mobilyalar isterseniz onların da mağazası var. Ama özel yaptırma işleri bambaşka bi boyut.
Herşeye pahalı mahalı diyorum da, neye göre pahalı rakam ver derseniz; 2 sene önce bir mutfak yaptırdık. Ödediğimiz rakama iç Anadolu'da bir şehir merkezinde lüks daire alınır asjdkflfl. Yeminle bak! Mutfak Çok über şahane olduğu için değil, işçilik çok pahalı olduğu için...
Kuaförler ayrı bir fecaat. Kuaför kültürü yok, kuaföre gidince çay kahve ikram eden yok, yüksek volüm dedikodu yapan yok, kral tv yok:))) kaş-bıyık-ağda-manikür-pedikür paketleri yok ayol :)
Kuaförler unisex kadın erkek yan yana oluyor traşını kehkeh. Ağdacısı manikürcüsü falan ayrı ayrı minik salonlar hep. Onlar da öyle her mahallede her köşe başında yok. Randevu alıp kalkıp ebesinin örekesine gitmesi ayrı dert, bir maniküre 150 lira vermesi ayrı dert. Bilmem anlatabildim mi? (Sonra: Avrupalı kadın doğal yeaa saçını makyajını kendi yapıyo, süse püse prim vermiyo, nah! var ya manikür 20 lira, fön 15 lira, kukuya ağda 30 lira diyin bunlara kapısında bizden beter kuyruk olurlar anında tapirler)
Sabah gazeteni ekmeğini kapıcının getirmesi, bakkala telefon edip eve ne lazımsa çırakla yollanması falan nasıl lüksler siz biliyor musunuz? Buraların en zengininde bile yok böyle lüksler. Resmen Ednan Ziyagil hayatı yaşıonuz kıymetini bilin.
Temizlikçi ve bakıcı olaylarını anlatmıştım bir postta. Şuradaydı sanırım . Yok işte burada onlar da... Mesela her gün part-time gelecek, ben evdeyken ev işi yemek temizlik yardım edecek çocuklara da azıcık bakı-bakıverecek bir yardımcı bulabilsem (sizin Türkiye'de ödediğiniz mayış tarifesinden) alır idim ulan ben de! Aklımdan zorum mu vardı yoksa.
5-okey-tavla-king-batak-ihale
Bu oyunları çok özlüyorum :)) "pencü se, severler güzeli genc üse, hoop zeki müren kapısı" "aha ilk elden asını çıktı kafasız, köylü çıkışı" diye diye oynamak istiyorum bunları hunharca asjfkgllg
Türk dayıların takıldığı kahvelere mi takılsam naapsam :) ama orda da bu lafları etsem döverler kesin :D
6-eğlence-düğün-dernek
Fasıla gitmeyi, Türk sanat musikisini, türküleri özlüyorum. (Açıp da evde dinlemem lakin, ortamında güzel onlar) çalan şarkıya aşırı hislenerek eşlik etmeyi, çiftetellide göbek atmayı özlüyorum. Arkadaşlarımla arabada mezdeke dinlemeyi özlüyorum :)))
Tabi ki burada da gece hayatı, düğünler falan eğlencelidir. İt gibi eğlenirsiniz, eğlencenin ortasında "ah bizim oraların havaları olaydı" demezsiniz. Ama bir Avusturya'lı arkadaşınızla ceketi belinize bağlayıp çamaşır yıkama figürü yaparak roman havası oynayamazsınız ehueheheh (ay düşündüm bi an ve dağıldım)
7-taharet musluğu
![]() |
| "bidet" (bide okunur) |
Seni de unutmadık taharet musluğu.
Gerçi buz gibi ve aşırı tazyikli muslukların totişi acıtması, kuburdaki kakalı ortamdan sekerek sıçrayan suların psikolojimi bozması gibi çocukluk travmalarım olsa da severim taharet musluğunu :))
Taharet musluğunu ayarlamak incelik ister gülüm hoyrat olma. Herkes su-popo-tazyik hizalamalarını otomatik olarak kendi evindekine göre kodlar. (gez-göz-arpacık koordinasyonu kadar sniper'lık gerektiren bi hesap bu) Başka tuvaletlerde süprizlerle karşılaşmak kaçınılmaz son olur böylece.
Burada da tuvalet temizliği için bir takım yöntemler var elbet! Öyle sizin sandığınız gibi bklu gtlü gezmioz asjdkflfl
Ay nası sinir olurum Türkiye'de yabancılar hakkında şöyle denmesine! "Onlar götünü yıkamıyo ıyyy" Sen de leş gibi ter kokuyorsun, sigara kokuyosun, ağzın kokuyo, günlük duş yapmaktan diş fırçalamaktan acizsin, bi çorabı 3 gün giyiyosun, buna ne diyceksin? Ha bi de yabancılar gusül abdesti de almıyo, onlar cenabet! He yavrum he.
"Bidet" denen bi olay var. (Bizim evde yok gerçi) Mantığını çözemedim. Şimdi klozetten sonra kakalı ve domalık vaziyette, pantolon dizde, yengeç yürüyüşüyle mi oraya gidiyosun, nası yıkıyosun?
Yok o kare benim gözümde zinhar canlanmıyo asjdkflfl bi bilen varsa anlatsın pliiz. (Ay kuburuydu büzüğüydü bol terim kullanarak leş bi hale getirmeyi başardım şu muhabbeti, pardon ömoa)
Ne sıla özlemiyle yanıp kavruluyorum, ne burayı övüp Türkiye'yi küçümsüyorum. İki ülke de benim bebişlerim :) Burası evim, orası köyüm. Burası beyim, orası anam. Burası biram, orası rakım. Burası rock konserim, orası kına gecem. Burası şinitzelim, orası kebabım. Burası ormanım, orası denizim. Ne bileyim yani hepsinin yeri ayrı... Birini diğerine tercih edemem. İşte öyle bişey.
Not: dediğim video buydu. Çok ağlak ve saçma buldum sorry :)) salça ve 3 saat trafik çekerekten ucundan boğaz manzarası görmek, bi damla bal için kol gibi keçi boynuzunu kemirmekle aynı şey :D beni ikna edemedi alsöflflgl
Benim saydığım nedenler çok daha mantıklı :D







Ben bile gurbette olmadığım halde okurken hüzünlendim Başak yaaa.. Komik anlatımın bile burktu içimi. Komşu bende de yok be güzelim. Oturduğum eve gelin geldim, çocuğum oldu, cenazemiz oldu bir Allah'ın kulu da bir kere olsun kapımızı çalmadı. Oturduğum semt üniversitelere yakın bi yer o yüzden sağım solum altım üstüm öğrenci. Ha bi keresinde alt komşumuz bizden pul biber istemişti de eşimle ne sevinmiştik. Bi de dün üst katlarda oturan bi delikanlı kapımızı çaldı da elektrik süpürgesi istedi. Onun dışında kapımızı aidat almak için ve kargocu dışında çalan yok. Taşınmak istiyorum burdan ama eşim nereye gidersek gidelim komşumuz olmaz diyor. (Çalışan kadınla kimse komşuluk yapmazmış pehhh)
YanıtlaSilKahvaltı, taharet musluğu, düğün dernek beni benden aldı :)
TR'ye gelirsen en kralından bi kahvaltı sözüm olsun.
Öpüyorum gurbet kokan yanaklarından :)
Valla nesli, benim annem çalışan kadın olmasına ramen 7 kapının ipini çekmeden eve gelmezdi asjfkfl. Şimdilik beben ufak diye çevre yapamamış olabilirsin, kız biraz büyüsün şahane komşuluklar keşfedersin belki kim bilir ;) ay hadi inş.
SilBüyük şehirler biraz daha kapalı ama o konuda, haklısın. Küçük yerlerde komşu aile gibi oluyor. Babannem (Nur içinde yatsın kuşum) öyle çok severdi ki komşularını, bütün hayatı onlardı, bütün günü onlarla geçerdi. Onlar da babanneme Sevgi'de saygıda kusur etmez can yoldaşı olurlardı genci yaşlısı. Bize geldiğinde bile hemen komşularını özlerdi, canı sıkılırdı :) burada yaşlıların hali öyle içler acısı ki, yapayalnızlar :(((
Neyse canım gülelim geçelim diye yazdım, hüzünlenecek birşey yok:) ne yapalım herşeyin bir bedeli var... Burada az saatler çalışıp, tatillere gidebiliyor; çocukların eğitiminden, can güvenliğinden, hak hukuk adaletten, liyakattan yana endişemiz olmadan yaşayabiliyorsak bu bedelleri ödeyeceğiz. Her şeyiyle dört dörtlük hayat hiçbir yerde yok.
Alırım bir kahvaltını <3 ben de Viyana'ya bekler, şinitzelimi ısmarlarım ama <3 Ben de öpüyorum seni, tatlı blogdaşım :)
Başakım.
YanıtlaSilŞu maddelere bakınca ülkemi hiç özlemezmişim diyorum. Belki domuzluk bendedir, bilemedim.
Burdaki yeme içme kültürü son 3 yıldır midemi kaldırıyor. Hele o kebapçılardaki yeşilliklerin en klas yerde bile temizlenmediğine şahit olduktan sonra. kir, ter, kıl, saç dekorlarıyla sunum. ben ki pis sokak lezzetleri fanatiğiyim, beni bile tiksindirdiler. bundan 5 sene öncesine kadar benim için de dehşet güzel şeylerdi bu yeme içme işleri burda. artık tırt yani.
komşuluk ve birbirine çat kapı gitme işleri hele şuanki domuz halime hiç uygun değil. işim gücüm var, şevkim yok, kafam uyuşmuyor ve canım istemiyor. kankalarımla bile 1 hafta önceden randevulaşıyorum, sürpriz hiçbir plan sevmiyorum.
burdaki kuaförler tamirciler filan ulaşılabilir ama kalite? sözüne güvenilirlik? klas yerler mekanlar vardır, sağlam bütçe ayırırsan ama daha orta halli yerler randevu unutuyor, düşün. işleri pis yapanı da var, alakasız iş çıkaranı da. hepsi böyledir demiyorum elbette. ama genel çoğunluk böyle.
okey, batak zaten hiç oynamadım. kişisel olarak benim için bu da çekici değil.
düğün dernek eğlence konusunda da tam domuzum. ekmek için her yolu denerim. gidersem de 20 dakka durur kaçarım.
taharet musluğu olmadan da gayet şıkıdım yaşarım.
ana dilde geyikler dışında, senin listene göre sanırım ülkemi özlemem diyorum. fakat şunu da sana hatırlatarak söylüyorum; o hatırladığın şeyler hatıra olduklarından güzeller. ben de eskiden burdaki kuaförlere gitmeyi, kebapçılardan sipariş vermeyi, mahallede yapılan düğünleri, arkadaşlarla oynadığımız oyunları, yazın komşu çocuklarıyla coşmayı hep tatlılıkla hatırlardım. hepsi şirin gelirdi.
diyorum ya artık domuz birey olmuş olabilirim. ya da geçmiş her zaman baldan.
Kahve'm benim Aslında bu listeyi yaparken çıkış noktam neydi biliyo musun? gülse Birsel'in Nişantaşı'ndan çıkmayıp, yılın bilmemkaç ayı Amerika'da yaşayıp, dünyayı gezip "şarlatan, dolandırıcı, yalancı, hanzo" yurdum tiplemeleriyle durum komedisinden voleyi vurup üstüne "insanımıs çok tatlı, hepimiz kardeşiz" yazılarına; Boğaz ve rakı balık temalı ağlak meyhane reklamlarına ince bir gönderme yapmaktı.
SilAma baktım bazı şeyleri de gerçekten özlüyorum, sivri dilliliğin lüzûmu yok dedim ve yazı aqtı eheheh.
Bu maddelerde Aslında yazdığım tek bir olumlu şey varsa yazmadığım 10 tane de olumsuz şey var.
-yemek olayında dediğin doğru, hijyen yok, denetim yok, bozuk yemekten acillere kaldırılmak var, mağduriyet var, kuryeler tarafından taciz var. Gelen hesaba itiraz tartışmalarında işletmecilerden dayak yemek var. Madalyonun diğer yüzünde de bunlar var. Bizim başımıza gelmez diyemiyorsun...
-anadilde espiri güzel ama, günlük konuşmada saygı yok, senli benli olmak var, yenge demek var, laubalilik var, çirkeflik var.
-eskiden komşulukta ev hanımlarının ortak noktası çokmuş! Eğitim seviyesi, maddi imkanları birmiş. Televizyon- kitap okumak yokmuş örgü dantel börek çörek varmış... Can ciğer kanka olur birlikte takılmaktan büyük zevk alırlarmış. Başka ortamları yokmuş... Şimdi elbette öyle değil, kafana göre komşu-arkadaş bulmak çok zor. (Serde sıcak kanlılık, samimiyet olsa da)
-tamiratta mobilyada usta çağırmada da dürüst, dakik, çalışkan, özenli, becerikli usta bulmak acayip zor onu da biliyorum! İşçilik ucuz ama astarı yüzünden pahalı...
Tavla, göbek havası, taharet işin geyiği zaten. Evet özlüyorum ama bunlar günlük hayat rutinlerin değil ki. Düğün olacak da gidicen, tavla oynamak desen yine kırk yılın başı...
Yani kısacası halam gızı, domuzluk sende değil! Aslında müzik-kitap-sinema-İnternet ortak zevkleri sayesinde beynelmilel olduk hepimiz. Dünyanın neresine gitsek yaşarız, kendimiz gibi insanlar olur çevremizde... Ülkemi seviyorum o ayrı. Ama Yemekti, rakıydı, Sezen aksuydu eksenindeki dramalar öyle lanse edildiği kadar koymuyo :D
Gurbet eskiden anlatıldığı gibi çile doldurma yeri değil :) öyle ezilmek, ırkçılığa maruz kalmak, dışlanmak gibi şeyler de yok artık. Olsa da bunu yapanlar zaten senden 3-5 gömlek aşağıda, tek farkları Avusturyanın köylüğünde doğmuş olmak olan çomarlar yapıyor mandalina kadar beyinlerince, onları da adam yerine koyup kaale almıyorsun:) asıl kutuplaşmayı biz kendi ülkemizde yaşıyoruz, taraflar birbirinden öldüresiye nefret ediyor...
Geçmiş Zaman tespitinde de çok haklısın! Aslında özlediğim şuan onları yapıyor olmak değil, geçmiş güzel günlerim...
Valla ne diyim özlemekte çok haklısın.Biz herşeyi yemekla birleştiririz. Biriyle tanışmak için yemeğe çağırırız, uzaktan biri gelince yemek veririz, eş dost toplansın diye yine yemek veririz. Ne diyim şimdi merak etmeyin biz sizin yerinize yeriz diyeyim bari :)
YanıtlaSilHahah afiyetler olsun :) yemek de yedirmek de ayrı bir kültür gerçekten bizde. Yedirmeyi de çok severiz, sofralar kurup insanlar yedikçe Mutlu oluruz :)) bu huyuma buradaki arkadaşlarım çok gülüyor hatta, sen bize yedirmekten kendin yiyemiyorsun, önce misafirler doysun diye beklerken yemekler bitiyor kendin yiyemiyorsun ne kadar ilginç bir kültür diyorlar :)) gerçekten öyle ama, önce bi herkes tabağına alsın, ben almayayım da bitmesin, kalırsa alırım falan diye davranıyorum otomatik olarak :)
SilUlan ne güldüm yine tapirlerrr :D bizim ekürigilden biri sen de tanıyon, gurbette bi süre takıldıktan sonra Üsküdar 'daki kıçı kırık bekar evime geldiydi sen de biliyon o evi :D bilmediğin beş vakit namaz zate :)
YanıtlaSilevdeki taaret musluğuna bu ne güzel musluk nan ağzımı dayayıp su içesim geldi dediydi asfjkl diye random güldüydük tek kişilik koridorda.
Gelem de iki tek atak müzeyyen zeki felan dinleyek goygoyun dibine vurak be Başakım <3
Askdkgllg kim gız o, bizden amerigaya gidip dönen uzun vardı. Odur kesin asklflfşghş
SilGel annem hadiiiiyyy <3
Ağustosta da ben geliom, hazır komşu da olmuşken bokunu çıkarırız valla yazın eheuehhehe
Gül gül öldüm Harika yazmışsın yine. Kahve hanımın yazdığı gibi bence de özlediğimiz eski zaman Türkiyesi, aynen benim de öyleydi. Hatta her gidişimde onları bulacağımı umarım ama ne kadar değiştiğini şaşkınlıkla görürüm.
YanıtlaSilO bidet denen şeyin ne işe yaradığını bilmiyorum ama bana ayak yıkama yeri gibi geldi hep nedense. Maldivler'de kaldığımız otelde vardı galiba abdest alırken ayak yıkıyorlardı lavaboya kaldırmak zor ya hani.
Bu günlerde kahvaltıya kimi çağırsam diye düşünüyorum gelsenize :)
Bence de o çok doğru tespit. Özlediğimiz eski günlerimiz, sevdiklerimizle olan güzel anılarımız...
SilYok yok bidet popo yıkamak için, orası kesin bilgi. Google dan How to use bidet falan diye arattım asjfkkglg resimli açıklamalardan gördüm -görmez olaydım- çok saçma ama bence hiç pratik değil :/ asıl Japonya'da acayip geliştirmişler bu taharet musluğu olayını gece! Böyle bir sürü düğmeli klozetler varmış, özel şampuanlı su, ılık suyla durulama, ardından hava üfleyip kurutma falan yapıyomuş toaaletler askflfşlg olaya gel :D
Ay şahane teklif <3 yarın Barcelona'ya gidiyorum kızkıza 2 gün wuhuuu. Bir sonraki istikamet Amsterdam olursa, aklımdasın :)
Ah Başagim gurbetci olmayan anlamaz bizi😏 araftayim yeminle, ne orasi, ne burasi. Ikisinin karişimi bi yer var midir acaba? Italya bana pek sevimli geliyor, onlar bi sicakettin ya:) bu arada kari koca turk, beyi de tamir isinden anlamayan aile örnegi olarak bizi yazabilirsin canim, gönül rahatligiyla :)) insan lamba bile mi degistiremez yaaa, ohaaa😂😂
YanıtlaSilYok bi de anlasaydı asjdkflfl
SilAdam koskoca sanatçı kızım ya, ne işi olsun amelasyonla. (Ay Lale'm bak çocuk bakmada ev hayatında falan ciğer soldurunca arkasından atıp tutuoz da, senin beyine saygım sonsuz ya. Böyük adam!) Eheueheu
İtalya iyiymiş ya ama azcık geç mi kaldık? Skdkfklfkf
Ellerine sağlık Başak yine çok güzel yazı, önce yemekleri gördüm, sahanda yumurta kısır filan canım çekti sonra tuvalet, kubur, taharet musluğu...Yine güldürdün vallahi çok hakkın geçiyor taa oralardan bize moral veriyorsun...
YanıtlaSilYemekten girip taharetten çıkmayaymışım iyiymiş ya, sen deyince farkettim Ayşe hanımcığım hahahha
SilÇok teşekkür ediyorum, istediğiniz moral olsun ben hep yazarım <3
Evet domalarak ve yere damlata damlata gidilen uzun mesafe bidet'lerini saymazsak, hemen tuvaletin yanındakine artistik bir hamleyle sıçraman gerekiyor. önceden de ılık suyla dolduracaksın popo jakuzisi yani. bizde de yok, ben çok ivvvrenç buluyorum. ıslak popo silme bezleri var onun yerine artık pis evropada bile :D
YanıtlaSilHeheh bide'ye ben de Google dan aratıp baktım kullanım şekline, resimli açıklamalı falan konuya hakim oldum. Ama bence de iyyyyrenç :0
SilAy onu yapacağıma yeminle bklu gezerim daha hijyenik en azından kendi bkum ahahahah
Hayatımda sadece bir kere yurtdışına çıkmama rağmen o videoyu ayyyynen şu ifadeyle izledim: https://media.tenor.co/images/90bb280c077f76d9fd6cb5dca989cc77/tenor.gif
YanıtlaSilBurada da daha ilk haftam bile olmadı ama anamlar, normal insan yemeği ve taharet musluğu (bebekler için olan mendiller aynı işi görmese de hijyenik oluyor sjdhsj) dışında hiçbişeyi özlemedim, böyle de gider diye düşünüyorum çünkü en kalabalık Türk azınlığın olduğu ülkede yaşıyorum ama Türkiye'de asla olamayacağım kadar güvende ve özgürüm.
Nikkiiiii! Gördüm ya gittiğini <3 ay çok heycanlı, umarım herşey harika geçer, süper eğlenceli insanlar, yakışıklı delüğanlılar çıkar karşına evladiyelik anılar biriktirirsin :))
SilÖzlersen de "Mustafa's gemüse kebab" var ayol asgdhjfkfk
Bak ordan bi amerika lafi da duydum ya arkadas amerikanin koyunde mi yasio acep sirf atlantada iki turk bakkal var lan kasarindan ezinesine tursusundan kestane sekerine..salca dedi ya iyyy kustum iki dkda yeminlen..ulan 6 yildir ulkeme gitmedim bisiyi ozledim ben o da kokorec 😂 bide amazonda takmali taharet muslugu var iki dkda takion bacim 😃 paylasiim sevaba giriim 😄 kendin takion bu arada 10 dkda https://www.amazon.com/gp/aw/d/B014V7VPBU/ref=pd_aw_sim_sbs_60_3?ie=UTF8&psc=1&refRID=Y7FXKERHFHPXEMPYDNYP&dpPl=1&dpID=71TFiedI6bL
YanıtlaSilDi mi ya salça ne alaka, bana da hiç inandırıcı gelmedi :)))
SilO taharet set-up' ından öğrenci evimizdeki mühendislik masterı yapan ark.ımız yaptıydı Ahahahha biraz çirkincene duruyodu ama iş görüyodu :D
Ya bu yaziyi ben mi yazdim acaba diye dusundum bi an oyle her kelimesine katildim
YanıtlaSilHaha bir gurbette yaşayan olarak senden de okeyi aldıysam olmuş bu yazı :D
SilSıkıntılar ortak heheheh