1-Frederick
Ağustos böceğiyle karıncanın hikayesini bilirsiniz. Agustus böcükus bütün yaz göt devirip yatar. Gitarını çalar şarkısını söyler qeyfine goygoyuna bakar ve vur patlasın çal oynasın şahane bir yaz geçirir!
Irgat karıncalarsa güneşin alnında it gibi çalışır bütün yaz. Kış gelince de karıncalar zuladan karnını doyururken, bizim agusto tir tir titreyerek ölür!
Ölmüyo muydu lan yoksa? Ölmüyoduysa bile karıncalardan ayarı yiyip, yaptığına çok pişman oluyordur kesin! Keşke ben de sabah 8 akşam 5 mesayimi yapaydım falan diye ağlanıyordur kıssadan hisse.
Başka aklıma gelmiyo ama aynı meşazı veren tonla kitap vardır diye düşünüyorum. Yani "çalışkanlık, tembellik, görev bilinci, sorumluluk, uzun vadeli planların stratejilerin önemi" ne dair. Bi tarafta çalışkan Ahmet'ler bi tarafta zengin Oktay'lar ama "emek" verenin hep kazandığı hikayeler...
Fare frederick ve ailesi bu olaya öyle şahane bi bakış açısı getirmiş ki ilk okuduğumda tüylerim diken diken oldu desem yeridir.
![]() |
Hikaye aynı temayla başlıyor! Fare ailesi kışın aç kalmamak için tırım tırım yiyecek zulalıyorlar. Ancak frederick hiç bir iş yapmıyo! Frederick bohem! Frederick şair, frederick hatip, ve de Frederick sanatçı ruhlu çünkü. Herkes ırgatlık marabalık yapacak değil ya...
Aile hafiften kuruluyo buna. "Frederick sen neden bizimle yiyecek toplamıyorsun?" diyorlar. "Ama toplamazsan aç kalırsın, ooooh bi enayi biz miyiz amk? Bizim topladıklarımızdan zırnık koklatmayız bak" demiyorlar! Hiç bir tehdit, hiçbir nasihat gelmiyor aileden.
Sen neden birşey toplamıyorsun diye her soruşlarının ardından Frederick diyor ki:
-ben güneş ışığı topluyorum. Karanlık kış günlerinde ihtiyacımız olacak
-ben renkleri topluyorum, çünkü kışın her yer gri olur.
-ben kelimeleri topluyorum çünkü soğuk kış günlerinde konuşacak kelimeler tükenir...
Kış geliyor hep birlikte zuladan yeniliyor içiliyor. Üşüyorlar, bıkıyorlar, sıkılıyorlar kıştan.. "Eee Frederick hadi şimdi de sen çıkar bakalım ortaya topladıklarından" diyorlar.
Frederick onlara güneşin sarı ışınlarını tasvir ediyor, içleri ısınıyor. Renkleri anlatıyor, mutlu oluyorlar. Şiir okuyor, coşup alkışlıyorlar.
Vay be Frederick sen de şairmişsin diyorlar. "Biliyorum" diyor Frederick ...
O kadar çok seviyorum ki bu kitabı! Edo da bayılıyor. Açıkçası alırken çekincelerim vardı, fazla renkli çizimleri olan aksiyonlar içeren bir kitap değil. O kadar sade, naif, şiirsel işleniyor ki öykü 4 yaşındaki oğlanı sıkar diye korkmuştum. İlk okumamızdan itibaren bayıldı ve başucu kitabı yaptı Edo bunu!
Ve ya benim bayılarak, büyülenerek okuduğumu farketti ve ben zevk alarak okuduğum için sürekli okumamı istiyor... Hem Türkçesi hem Almancası var bizde. Canım Frederick <3
2-Sevgi Kraliçesi
Piremsesli kraliçeli şeker pembe bir kitap olan bu kitabı aldığımda hiç sevmemiştim. Ancak okudukça çok fazla detay yakaladım ve sonradan sever oldum.
Hikayede prenses annesinden "sevgi" istiyor. Annesi "müsait değilim canım işim var; uçağını al ve sevgi kraliçesi aramaya çık" diyor.
Prenses göklerde uçarak gördüğü her şatoya tek tek gidiyor "sevgi kraliçesi siz misiniz?" diye soruyor o sarayın kraliçesine.
-ben pasta kraliçesiyim, gel sana pasta yapmayı öğreteyim
-ben kediler kraliçesiyim, gel sana kedi vereyim
-ben çiçekler kraliçesiyim gel, sana bahçemi göstereyim
-ben gece kraliçesiyim, gel masal anlatayım
-ben oyun kraliçesiyim, gel oyun oynayalım diyor kraliçeler sırayla, her sarayda biraz takılarak geziyor Prenses ama sevgi kraliçesini bulamıyor.
Kitapta en etkilendiğim detay şu oldu. Prenses sevgi kraliçesini ararken, anne kraliçe sayfa sonlarında silik tonlarda "iş" ini yaparken görülüyor.
-kendi kendine kurabiye yiyor
-kendi kendine oyun oynuyor
-kendi kendine Çiçek suluyor. Ve bunları tek başına yaparken hüzünleniyor ve kızını özlüyor.
Yani bir çocuğun gözünden "annenin işi nedir?" sorusunun cevabı olmuş bu! Annenin neden onunla ilgilenmediğini anlamıyor kız! Kızın gözünde annenin "işim" dediği şeyler Aslında birlikte de yapabilecekleri şeyler. Prenses öyle hayal ediyor çünkü, annesi işim var dediğinde anne bunları yapıyor sanıyor :)
Ayrıca içten içe annesinin işteyken kendinden ayrı geçirdiği zamanlarda özlendiğini de biliyor...
Bir de bana göre kitapta gizli bir mesaj daha var: çocuklarla kek yapan, oyun oynayan, masal okuyan, hayvanları çiçekleri sevdiren herkes kraliçedir onların hayatında <3
Böyle ince mesajların hastasıyık. Ha tabi ki mutlu sonla bitiyor. Günün sonunda ana-kız kavuşuyor kucaklaşıyor, annesi onu ne kadar özlediğini söylüyor. Kız da "biliyor musun anne sevgi kraliçesi sensin" diyor...
Herkesin anası kendine sevgi kraliçesi ;)
Bu yumuş yumuş kitabı da Edo çok seviyor. Son cümleyi illa ki tekrarlayıp boynuma sarılıyor. Yooooğ ağlamıyorum gözüme toz kraliçesi kaçtı :)
3-Mamut Yıkama Rehberi
Çok saçma, hiç bir mesajı olmayan bir o kadar da komik bir kitap. 10 adımda mamut yıkama anlatılıyor. Tam bir "kullanım klavuzu ve reklamasyon" dilinde yazılmış.
"Mamutuzun yıkanmaya mı ihtiyacı var? Artık Mahmutları yıkamak çok kolay" "1. Adım: küveti doldurun. 2. Adım: mamutu itekleyin" tadında adım adım olayı anlatan bir kitap.
İnce esprilerle, komik detaylarla işlenmiş. Çizimleri bir harika!
Mamutun kafasının şampuanlandığı bölümde köpükle komik saç modelleri yapılıyor. Bu modellerin "asi, fıskiye, ibibik, havalı, uslu mamut" gibi komik isimleri var. Kelime dağarcığı açısından tatmin edici, kahkaha garantili bir kitap. Severek okuyoruz.
| kitaptan foto cekmeyi unutmusum buna. sac modellerine verilen türkce isimler oldukca yaratici. |
4-Streng Verboten (*kesinlikle yasaktır)
Kitabın Türkçe çevirisi yok. O nedenle listede yer vermeyecektim aslında. Ama Edo o kadar seviyor ki sadece "Türkçe okuma" kuralım olmasına rağmen bana yalvar yakar okutturabildiği tek Almanca kitap bu :)
Listeye aldım yine de, kısaca anlatayım.
Bayan kaz göletin yöneticisidir. Gölette tüm ahali huzur ve neşe içinde yaşamaktadır. Bir gün kaz tatile gider ve yerine bakması için ördek erpel'i görevlendirir.
Erpel anında güç zehirlenmesi yaşar ve gölette diktatörlüğe soyunur :)
-Yusufçukları azarlar, "burada uçamazsınız" der. Gider hemen "uçmak yasaktır" diye bir tabela Çakar.
-Kurbağalara çemkirir, "çok su sıçratıyonuz" der "zıplamak yasaktır" tabelası çakar.
-Martılara bulaşır "burada balık tutmıycaksınız" der hemen bir "balık tutmak yasaktır" tabelası. Bütün göleti, şu yasaktır, bu yasaktır tabelalarıyla doldurur.
![]() |
| dalmak yasaktir (cünkü Erpel öyle diyor) |
E tabi özgürlükleri elinden alınan Alman hayvanları bizim gibi biatçı mı? Bi dakka durmazlar orda ;) hepsi erpel'i protesto eder. Giderler ilerideki çayırda dalgalarına bakarlar. Erpel yalnız kalır ve hatasını anlar. Hemen tabelaları söker. Gölet ahalisini tekrar çağırır. Gönüllerini almak için "balık tutana olta bedave" "atlayın zıplayın herşey selbest" diye yeni tabelalar takar.
Hayvanlar erpel'le hafiften taşak geçerekten yuvalarına dönerler. Bu sırada tatilden dönen Bayan Kaz Erpel'e "ne güzel idare etmişsin ben yokken. Bundan sonra biryere gidersem hep sana bırakacağım mekanı" der. Erpel de "ehe mehe yok almıyım" der.
Hikayeyi biraz siyasi bulduğum için seviyorum:))
Çocuklar için alt metni ise "saçma sapan kurallar koyar, bizim insiyatifimizde olanı paylaşmazsak kimse bizimle takılmaz düdük gibi kalırız :) kimse bizim koyduğumuz abuk kurallara uymak zorunda değil" yorumladım ben :P Tipik çocuk davranışında güzel bir noktaya değiniyor yine.
5-Pezzettino
Sanat tarihi hakkında derin bilgim olmasa da kitabın çizimleri bana "süprematizm" ekolünü andırıyor. Hani geometrik şekillerle soyutlama çalışmaları, bildiniz mi? Yamuluyorsam düzeltin.
İşte bu yüzden bu kitabın yeri özel bende. Çizimleri tamamen farklı bir sanat ekolü.. Oğlumun buna ilgi göstermesi, gözlerini kocaman açıp uzun uzun incelemesi inanılmaz mutlu ediyor beni. Hah diyorum bu yaşta ince zevkler, farklı tatlar yakalamak.. yürü be koçum diyorum. "Bu ne amk yeaa aç ordan bi şimşek mc queen de dostluğumuz pekişsin" demiyor çocuk bana, ilgileniyor bununla. Ben buna sevinmeyeyim de neye sevineyim?
Pezzettino İtalyancada "parçacık" demekmiş. Bütününü arayan parçanın hikayesi bu hikaye de...
Pezzettino çok küçük olduğu için bir bütünden kopmuş olduğuna inanır. Ben acaba kimin parçasıyım diye kendini yollara vurur.
Koşan'a sorar: ben senin parçan olabilir miyim acaba?
Koşan der ki; benim bir parçam eksik olsa koşabilir miydim hiç?
Tırmanan'a sorar, yüzen'e sorar, uçan'a sorar, güçlü'ye sorar... Hepsinden aynı cevabı alır:
Benim bir parçam eksik olsa bunları yapabilir miydim?
Ben açıkçası bu mesajdan pek hazetmedim aslında... Çünkü bir bacağı eksik olup yürüyenler, bir kolu eksik olup yüzenler var! Ayrıca insanın içinde kayıp olan parçalarla yaşaması, birşeyler başarması her zaman mümkün! Tamamlanmış olmaya yüklenen anlam soyutsa da eğer, bu noktada biraz kafa karıştırıyor.
Kitabın diğer ilginç kısmı karakterlerin "yüzen, koşan, tırmanan" gibi isimleri olması.
En sonunda pezzettino Bilge'ye gidiyor kendini bulma yolculuğunda. Bilge ona bir adaya gitmesini ve orada aramasını salık veriyor. Pezzettino çakıl taşlarıyla kaplı adada yere düşüp onlarca parçaya bölünüyor. Daha sonra toparlanıp "ben de parçalardan oluşuyorum ve tamım. Ben benim! Ben kendimim." diyor.
![]() |
| pezzettino su kayiktaki turuncu kare. ekürisigil de su ne idügü belirsiz sekiller :) |
Oldukça sürreal olan bu hikayeye edonun bayılıyor olması çok hoşuma gidiyor bu kitapla ilgili. Kendisi kitap hakkında konuşurken de "petzettiğnoo parçacık" falan dedikçe deliriyorum :)
Canım oğlum <3
Kitaba doyulmaz! Elbette kütüphanemizde daha onlarca kitap var, ama bunlar bizim en sevdiklerimiz olduğundan paylaşayım dedim. Her hafta kreş kütüphanesinden yeni bir kitap da geliyor eve ancak onlar Almanca olduğu için babasıyla okuyorlar. Dolayısıyla yeni kitap arayışlarındayız.
Varsa sizin için de böyle önemli, özel yerleri olan; keyifle okuduğunuz kitap tavsiyeleri, alırız bi dal!
not: tanitim bülteni seklinde yazmadigim icin; yazar hakkinda bilgi, yayinevi kisimlarini pas gectim. Kendi imkanlarinizla google'layiniz. Ve ya yorumlardan sual ediniz :)












Çok sevdim ben de bakacağım bunlara. Bu ara bizim de kütüphane kitapları yoğunlaştı epeydir Türkçe almadık ilk gidişte stoklayayım.
YanıtlaSilBu listenin hemen hepsi 5-7 yaş için Aslında. Senin kız severek okur, arkasından da kardeşi tabi ki;)
SilAynı kitapların Almanca basımları (ve genel olarak Almanca kitaplar) 15€ civarı seyrediyor. Bizde ise 15-20 lira! Fiyatları gayet makul Türkiye'den alınca. Hele ciltsiz ince kapak basımlar 6-7 lira. Online sitelerde sık sık indirimler sanal kitap fuarları da yapılıyor.
Ben idefixten yeni bir liste yaptım siparişi verip annemin adrese yollayacağım. Nisanda gelirken getirecekler bir çanta kitap <3
Yeni partide çok beğendiklerimiz olursa yazarım tekrar sana ;)
Ya işe algı ne farklı, pezzettino ve ferderick i ben hiç tutmadıydım ve elden çıkardıydım:) Mahmut yıkama rehberi bizim de favorimiz. Bu aralar Kültür Alışverişi (adına kanma, çok tatlı) ve Neden Okula Gitmek Zorundayım tekrar tekrar okunanlar.
YanıtlaSilZevkler ve renkler eheueh hele ki kitap konusunda :D
SilBen de milletin ayılıp bayıldığı julia donaldson kitaplarını hiç sevmem mesela :)
Ama dediklerini ekledim listeye. (Laf olsun diye değil bak hakkaten ekledim :P bu yazıya gelen yorumlardan başka tavsiyeler olursa diye biraz daha bekleyeyim siparişi vereceğim :)) çok teşekkürler
Pezzetino hariç diğerleri bizde yok. Birkaçını kapağından hatırlıyorum ama nedense henüz eve girmedi. Bir an evvel silip süpürmeliyimmm tüm bu lezizleri! Sipariş vericem hepsini <3
YanıtlaSilPezzetino aslında bana senin düşündüğünün tam tersi şekilde geldi. Bir bacağı eksik birinin o haliyle bir bütün olduğu sonucu çıkabilirmiş gibi? Notre Damne'ın kamburunun kusursuzluğunu anlattıklar gibi.
Doğu henüz pezzetino'dan derin haz filan almıyor. O daha sebep-sonuç ilişkisi apaçık, basit olayları kavrıyor.
Birgitta Sif aşırı seviyorum, çocuk kitapları aleminde. Bu hatunun sadece çizimleri değil, özel yaşantısını da keyifle takip ediyorum. Ben bu kadının sadece Oliver'ını aldım Doğu'ya ve aylarca elimizde döndü durdu kitap. Kitap hakkında hiçbir şey yazmıycam, linkini atıcam, incelersin. Ben çizimlerin zenginliğine aşığım. Ve tüm diğer her şeyine. AŞığım aşığım!
Sana attığım bir liste vardı hani, annen gelirken konuşmuştuk. O liste ve benzerleri bizim evde giderek çoğaldı ama belki o tarz sizi sarmamış olabilir? Çünkü senden olumlu dönüş gelmedi D: Eğer sevdiyseniz, o tarzdan örnekleri de içeren bir kitap yazısı da ben yazayım yakında.
İşte bu da canım Oliver:
https://www.amazon.com/Oliver-Birgitta-Sif/dp/076366247X
Edo tam olarak anlayarak hikaye takip etmeye 4 yaşında başladı zaten. Onun öncesi goygoydu.
SilSenin listeden "tuhaf bir gün" e ben bayıldım :D Edo timsah teyzeden tırstı asjfkfl tam tırsmadı da tipine bi gıcık oldu:) "yavru ahtopot olmak zor"u da aldım onun da hikayesi ve metinleri uzun geldi. Biraz daha bekleyip tekrar denemeye karar verdim. Edo için uzunluk olayı çok önemli. Bir sayfada kısa bir paragraftan fazlası varsa (2-3 paragraf ya da uzun tasvirler mesela) dikkati dağılıyor, olaydan kopup diğer sayfaya kaymaya, resimlere odaklanmaya hikayeyle alakasız sorular sormaya başlıyor :)) son olarak da "penguenler uçamaz"ı severek okuyoruz onu ekleyeyim. Senin listeyi tuttum yani ben, teşekkürler efenim. Aaa bir de pandalı bişey demiştin bak onu alamadım, stoklarda yoktu. Yeni keşiflerden yazsan süper olur, bize de fikir olur <3
Oliver'ı kesin alacağım göz attım netten, beğendim. Türkçeye çevirilen başka kitabı yok ama sanırım. Almanca çevirilerinde 3-4 farklı kitap daha buldum çünkü aynı yazardan.
Pezzettinoda dedim zaten ben de soyut anlamda tamamlanmışlıktan bahsediyor olabilir diye; ama "bi parçam eksik olsa Nasıl yapabilirim" cümlesi somut düşünce dönemindeki çocukların anlayabileceği bi kavram değil. Ondan şey ettim.
Yeni liste bekliyorum o vakit tatlıqıss :*
hee benim çıkardığım anlam soyut mu diyorsun? olabilir bak. aslında onu kavrayabilmek için gereken mental beceri için 4-5 yaşlar da çok erken. anca bi 12 filan bence.
Silevet ya oliver'dan başka kitabı düşmedi buralara. nedense sana Türkçe versiyonu yerine orijinalin linkini göndermişim. Oliver'ın çizimleri biraz karakalem gibidir, umarım Edo-Maya sever. Metinler yazıya oranla yüzde 5 filan. Çok az metin var.
Ay sevindim keyif aldığınıza. Ta buralardan geldi o kitaplar, üzülürdüm anacığının onları taşımasınao gaddar yolu. Ben ahtapotun kendi hikayesine sadık kalıyorum anlatırken ama okumuyorum pek orada yazılanları. Çünkü kafiyeli anlatım yoruyor çocuğu orda. Olmuyor yani tam okurken. Tabi orda bi ders çıkarma, mesaj verme kaygısı var- fakat yine atmosfer olarak tatlı geliyor o kitap bana.
Sana ne sorcam.
İki çocuklu bir ana nasıl kitap okur çocuklarına? İkisine birden mi ayrı ayrı mı? Hangisi daha keyifli? Çocuklar birlikte kitap dinlemeyi sever mi?
Birden bunu merak ettim diyor ve kaçıyorum buralardan.
Ah benim çilekeş anam! Kadına oralardan buralardan neler taşıtıyorum bi bilsen ashdkflfl kitap ne ki! :P
SilHemen soruna geçelim: ikisine birden aynı anda zinhar okunmuyor ashdkflfl
Maya henüz konuya hakim değil ehehuhe çok sabote ediyo ortamı
Hikayenin en helecanlı yerinde "kedi var aaaaa kediiii miyaaaav" falan diyo öyle şeylere kuruyo genelde :) film izlerken sürekli soru sorup darlayan ananeler gibi :) bruce Willis in ölü olduğunu anladığın andaki şokta "dün o kadar kapuska yaptım kimse yemedi valla" diyen büyük teyzeler gibi :D bi de mızıklanıyo sayfaları geçmek istiyo leş bir ortam ikisine birden okumak :))) azcık daha büyüyünce dinler heralde İkisi ortak <3
Şimdilik edoya uykudan önce yatakta (odaları ayrı) maya'ya gün içinde hayvan eşya adları söylemeli Bebek kitapları okuyorum.
Tavsiye edebileceğim tek okul öncesi kitap bu: http://www.dr.com.tr/Kitap/Kaplani-Sakin-Gidiklama/Pamela-Butchart/Cocuk-ve-Genclik/Okul-Cagi-6-10-Yas/Cocuk-Oyku-Hikaye/urunno=0000000710129
YanıtlaSilKüçük kuzenim 5 yaşına girerken bi kitap hediye etmek istiyodum, Blogcu Anne'de bunun çekilişini gördüm ama kazanamadım ben de minnak bütçemle kendim alıyım dedim, doğumgünü de Kasım'da yani okulum başka şehirde ailem başka şehirde gidemiyorum, dedim bari hediyem gitsin hem faydalı skdhdkd Dayımlara gidince kitaba sonradan baktım da, çok şirinmiş! Aynı kuzenim gibi sürekli "çocum yapma, çocum elleme, ÇOCUM DUR" denilen hiperaktif bir bireyin hayvanat bahçesinde kaos yaratmasını anlatan tatlı bir eser.
Ama asıl tavsiyem 8-10 yaş ve sonrası için, çünkü okuduğumu hatırladığım zamanlar ilk o zamanlar dkhfkdhf bir de çocuğu büyük olan blogır çok olmadığı için yazılıp çizilmiyor, bir anne blogunda da yararlı tavsiyem bulunsun işte. Enid Blyton'un tüm kitaplarını bu yaş aralığına önermem lazım ama ben şu seriyi okudum, kuralları öğrencilerin koyduğu bir okul filan çok süper gelmişti bana, kız annesi olursam kızıma kesinlikle alırım, zaten Blyton'ın çoğu kitabında ana karakter kız:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/en-yaramaz-kiz-okulda/68259.html&manufacturer_id=921
İkinci okul çocuğu yazarı favorim sizin oralardan Christine Nöstlinger, adını unutmuştum ve google'a "avusturyalı çocuk kitabı yazarı" diye yazmak zorunda kaldım dkfhkd Çoğu kitabı gayet iyi ama benim okuduğum şu kitap hoşgörü üzerine okuduğum en iyi şeylerden biri olarak aklımda kalmış:
http://gunisigikitapligi.com/kitaplar/konuk-degil-bas-belasi/
İlkokuldayken Thomas Brezina'yı da çok severdim (o da Avusturyalıymış eheh), çocuklara uygun gizem kitapları yazar genelde, bi grubun Scooby Doo tarzı korkunç şeyleri bulduğu hikayeler falan skdhdk Aklıma gelenler bunlar, üç yazarla bile çocukluğuma döndüm gözler az biraz doldu...
Kaplanı sakın gıdıklama var bizde, hayvanların birbirine daldığı sahne çok komik :))) ne tatlış bir kuzensin sen öyle ya <3
SilEnid blyton okurdum bende, full aksiyon :) dediğin diğer 2 yazarı okumadım. Kesinlikle haklısın, asıl olay kendileri okumaya başlayınca!
Şimdiki adımlar okumayı sevdirmek ya da okuma alışkanlığı temeli atmak için değil zaten bence, okul öncesi çocuklarla kitap okumak başka bi kafa :))
Çocuk kitapları okumayı hala çok seviyorum. (2 yaz önce Samed behrengileri ve şeker portakalını okuyup zırıl zırıl ağladıydım mesela tekrardan hehehhe) Enid blyton serisi de alayım ve Almanca okuyayım bak iyi fikir;) edoya da hazır olur hem.