5 Nisan 2017 Çarşamba

Çocuk mu kandırıyosun sen?




Sorunları geçici olarak çözmek, ağlamayı durdurmak, istediğini yaptırmak, istemediğini bıraktırmak için çocuklara o kadar sık yalan söyleniyor ki... 

Ne kadar gereksiz yalanlar söyleniyor ve de.. Yalanın başka bir alternatifi yokmuşcasına kanıksanmış; ne senaryolar, ne çeşitli, ne yaratıcı yalanlar... 

Bu olayı düşünmeye iten 2 şey oldu geçen. Öncelikle haftasonu için Barcelona'ya gidecektim. (Çocuksuz bir arkadaşımla) Barça planlarımız hakkında yazışırken kankitom "senin çocuklar arkandan ağlar şimdi" falan gibi bir geyik yaptı. 
Sonra ben düşündüm ve "ağlamazlar" dedim. Ve o an onun ne demek istediğini anladım, içim acıdı. 

Bizde çocuğun sevdiği biri bir yere giderken yalan söylenir! "Bakkala gidiyor, gelecek" denir. "Şimdi gitsin yarın gene gelir" denir.. "Şöyle olacakmış da böyle olacakmış o yüzden gidiyor" denir yaratıcılıkta sınır tanımayan yalan senaryolar anlatılır çocuğa.

Çocuk gidenin gelmediğini, o işlerin öyle olmadığını biliyordur. Kapının önünde ağlar da ağlar. İnsanları tutup çekme, kendini yerlere atma gibi krizlere bile varabilir bu ağlama sahneleri... Güvenemiyordur anlatılan şeye. İkna olamıyordur, bir türlü...
Sanırım arkadaşımın gözünün önüne de "çocuklar arkandan ağlar" derken bu sahne geldi. 

Baqın, biz artık bilinçliyiz, tamam bunu yapmıyoruz. Ama toplumun genel "çocukla iletişim" davranışlarına o kadar mal olmuş birşey ki bu çocuk kandırmak, o kadar olur...


Çocuğa bir olayı açıklarken ilk adres yalana başvuruluyor ya! Başka türlüsünü düşünmüyorlar bile. 2. Olay da geçen sabah yaşandı. 

Maya kahvaltıda koca bir nutellalı ekmeği gömdü ve daha fazla yemek istedi. Ben hayır diyince ağlamaya başladı. Maya ağlıyo zırlıyo, ben "hayır maya kocaman dilim yedin, daha fazla yiyemezsin. Yeter, yok, bırak nutellayı" falan diyorum. Biz böyle karşılıklı giderleşirken temizlikçi abla olaya hemen el attı:
 
-aiyyy sinek kaçmış içine. Bööö olmuş. Anaaam yenmez şimdi o. Ver kaldıralım, atalım. falan dedi aldı elinden, maya gayet mala bağlamış şekilde verdi ve sustu... 

Ben tabi ki temizlikçi ablaya çocuk yetiştirmenin incelikleri konulu bi nutuk çekmedim. Bu yaptığına çok da kızmadım. Ama olaya şaşırdım ve flash back ler yaşadım... 

Bizde de çocukken ananem, babannem, büyük teyzem yaparlardı bu tarz şeyleri en çok. Biz birşeye tutturunca hemen döşeniverirlerdi ilginç yalanları. Bizim kafamız karışır, ikna olmuş gibi olur konuyu kapatırdık. 

-Mesela parka götürün derdik "aaa olmaz park kapalı bugün, belediyenin adamları gelecekmiş, ilaçlayacaklarmış parkı. Yarın gideriz" (oha amk parka götürmemek için söylenen yalana bak) 

-Korkutmak için türlü senaryolar yazılırdı "çocuum balkondan sarkmayın. Düşüverirsiniz. Bıldır sene fehime'anım teyzenizin komşusunun oğlu tepe taklak gidiverdi. Öldü çocuk" (kesin bilgi yayalım) 

-Birşeyi satın almamak için söylerlerdi "onları hep çingenler elliyomuş, içine tükürüyormuş, bırak bırak alınmaz o" (eheueh tamam o zaman. Çingen de hıyarcıklı veba virüsü taşıyo ya zaten) 

Ne bileyim böyle gün içinde 40 tane saçma yalan söylenirdi.

Yani çocuğa bir şeyin gerçek nedenini açıklama zahmetine bile girmiyorlar. Garanti olsun diye ilkten yalanı patlatıveriyorlar. 

Bunlar beyaz yalanlar, çocuğu ağlatmadan münakaşa etmeden, uğraşmadan konuyu kapatmak için en temiz yöntem diye düşünülüyor. 

Ama sonra ne oluyor? Çocuk da herşeye yalan söylemeye başlıyor. Konuları kapatmak, insanları ikna etmek için en rahat yöntem yalan diye düşünüyor... 

Benim travmatik bi yalan hikayem yok, öyle anamgilin bakkala gidiyoruz diye evden çıkıp gurbete çalışmaya gittiği 2 sene gelmediği olmadı bin şükür. Ama bi trend olarak bu da çok yapıldı... Binlerce çocuğa yapıldı... 

Evet böyle nereye gittiğin, ne zaman döneceğin açıklanmadan "gitme" olayları, korkunç yaralıyor çocukları. Güvensiz hissettiriyor, büyük hayal kırıklıkları oluşturuyor. 

Annem ve babam tarafından hiç kandırılmadım. (annem zorda kalınca bir iki bişey uydurmuştur illa ki. Ama hiçbiri böyle ipsiz sapsız şeyler değildi) ama o kadar çok yalana maruz kaldım ki etraftan; ben de çok söyledim, çocukluğumda, ergenliğimde ve genc yetişkinliğimde. 

-Geç kalmalarıma illa ki bahaneler buldum "cnm çok trafik vardı, dolmuş arıza yaptı, ay geleyim derken perişan oldum" diye sahte mağduriyetler bile yarattım. 

-Canım gitmek istemedi "hastayım, karnım ağrıyo regl oldum, çat kapı misafirim geldi çıkamıcam kusura bakma" dedim. 

-Bara gittim sinemadayım dedim, Ahmet'lere gittim Ayşe'lerdeyim dedim. 

-Okulda kötü not alınca "herkes kötü not aldı. Sınıfın en çalışkanı bile 60 aldı" dedim. 

-Eve geç kalınca "dolmuşu kaçırdım 1 saat durakta bekledim pöfff" dedim. 
Ve yalan çaktırmadan günlük hayat rutinime girdi. 

Beyaz yalanı hayatımdan çıkarmam Avüstüryaya yerleşip buranın kültürüne uyum sağlamamla başladı... (Ya da yaşım olgunlaştığı için mi gereksiz bulmaya başladım, kültürel olduğu için mi onu da tam bilemiyorum aslında) 

Burada insanlar hiçbirşeye bahane üretmiyor ve hiç yalan söylemiyorlar. Müthiş dürüstler, dakikler. Zaten öncelikle bu kurallara uyunca bahane bulma gereği olmuyor.

Mesela programlar aylar öncesinden ve detaylı yapılıyor ve sen canın istemese de ufak tefek hasta, keyifsiz de olsan iptal etmiyorsun, iştirak ediyorsun. Bizdeki gibi amaan bi bahane bulayım gitmeyeyim, nasılsa yarın öbürgün yine buluşuruz diyemiyorsun. Çünkü yarın öbürgün falan buluşamazsın! O gün gitmezsen en az 2-3 ay atar o programı reschedule etmesi... Uğraşması astarı yüzünü geçer.

Ayrıca geç mi kalacaksın, gelemeyecek misin? Bunu bildirince meraklı meraklı "aa neden noldu?" falan diye darlamıyolar :)) sebebini ister söylersin, ister söylemezsin. Zaten gerekçen "kurgu" olmadığı için detay vermene gerek kalmaz, kısaca özetlersin, yeter. Kimse sormaz. 

Ayrıca acıklı bir senaryo yazıp mağduriyet de oluşturamazsın hiç bir resmi ya da gayri resmi ilişkide :) Bir şeyi yapmışsındır ve ya yapmamışsındır. Bitti gitti... Ama şöyle olduğu için yapamadım falan demen insanları ikna etmez, sana o olaydan yırtacak kredi sağlamaz :) 

Çocuklara söylenen yalanlara dönecek olursak; burada gerçekten hiçbir şekilde "çocuk kandırmak" yok. Öyle bir şey bilmiyorlar bile! Çocuğa gerekçelerini açıklarlar. Çocuk ikna olmayıp tutturur ağlarsa da yapacak bişey yok. "Tamam yetti artık, kapat konuyu" falan derler :) 

Ben bir yere gideceğim zaman, çocuklara 1 gün öncesinden açıklıyorum. (Çok önceden anlatıp kafa karıştırmak da bu yaş için gereksiz, zaman kavramı net değil çünkü, 1 gün öncesi iyidir.)

Uzun uzun konuşuyoruz. Nereye gidiyorum, neden gidiyorum, ne kadar kalıcam (kaç kez yatcaz kalkcaz:)) ben yokken onlar neler yapacaklar (onların programını da anlatıyorum. "Siz yarın babayla kahvaltı yapacaksınız, sonra bahçede oynarsınız, sonra sara gelecek onunla oynarsınız. Akşam dondurma yersiniz. Öbür gün babayla parka gidersiniz, sizi mc donaldsa götürür" Vs vs böyle uzun dolu dolu bir program anlatıyorum ben yokken zamanlarının nasıl geçeceğine dair)
-bu arada siz yokken babayla sağlıklı yaşam, kaliteli zaman beklemeyin ashdjfklglg. Junk food'u abur cuburu dayayacak. Her türlü kudurukluğa, saldım çayıra Mevlam kayıra olaylarına izin verecek :D olsun o kadar ;)-
 
En son da rüşvet: gelirken onlara ne hediye getireceğim onu konuşuyoruz, anlaşıyoruz ;) 
Ve tamamen ikna oluyorlar! Önce bi "hayır istemiyorum gitme sen" deseler de, böyle uzun anlatıp, onların programlarını ballandırarak açıklayıp üstüne hediye kozunu da çakınca "okey" veriyolar. Ve asla gitme anında dramalar yaşanmıyor, bu konuyu önceden çözdüğümüz için. 

Çocuk kandırma olayları hem eski nesiller, hem de çocuksuz yeni nesiller tarafınca hala sıklıkla icra ediliyor. Çocuklu analar okumuş, bilinçlenmiş oluyor ve über saçma kandırmalara baş vurmuyor pek artık. Ama gençler de eski referanslarından yola çıkıp hala bunu yapıyorlar ya! İnsan gerçekten hayret ediyor. 

Yalan deyince.. Seni de unutmadık "Kabataş yalanı" 

Barselona şahane geçti bu arada qız bacılarım! Kafayı resetledim de geldim. Ben yokken bebeler de gayet güzel takılmış, eğlenmiş. Sen sağ ben selamet, kotardık bu kaçamağı da. Halelüya! 

18 yorum:

  1. çocuğa yalan söylemek çok pahalı.
    her seferinde aynı yalanı hatırlaman lazım. her soruda önceki yalanına sadık kalman lazım. ardı arkası kesilmeyen sorulara söylediğin yalan doğrultusunda yeni yalanlar eklemen lazım.

    en bedavasından dürüstçe doğruyu söyle geç, değmü ama?

    o değil de. geçen sabah doğu elimi ısırdı ve korkunç canım yandı. ben ağladım acıdan. elimi kurtarınca kızdım, konuştum, yine kızdım yine konuştum.

    'sen ağlıyor musun' dedi.
    'evet' dedim
    sonra bizimki başladı hakır hakır kopmaya.
    nasıl gülüyor...

    'ama anneler ağlamaz kiiiii' dedi bir de üstüne.

    al sana çocuk analizi. bir de işin içine yalanlar soksam bu analizlerin sıfatı nolur acaba.

    çok karışık bağladım, ama sen de tam uykuma giderayak yazı yayınlamayacaktın başakhatun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Askdklf ne demekmiş ya anneler ağlamaz, sıpa :D yalan söylemek Cidden komplike ya, gereksiz bilgi kirliliği beyinde :))
      Böyle yalanlar patlayınca oluşan "sıçtın mavisi" de şahane oluyo :D

      Benim de Bi kere Edo ağır demir sandalyeyi ayak tırnağımın üstüne düşürdü (bilerek) inanılmaz canım acıdı ve Ağladım (hem acıdan hem uyuz olmaktan) o zaman tırstı ve özür dilediydi ama :)) demek her bebenin anasıgilin ağlama olaylarına tepkisi de farklı haaağ :P

      Sil
    2. Bizde de anneler yorulmaz olayı var, bu günlerde bunu kırmaya çalışıyorum ve bol bol oturuyorum :)

      Sil
  2. Genelde yapmam ben ama başedemediğim bazı durumlarda böyle yalanlara başvurmuşlupum oldu fakat İstanbul'a gidince deliye dönüyordum. Yok kuşlar aldı, yok sinek kaçtı yok bilmem ne. Hepsinin ardıdan yeniden açıklıyordum. Barça fotolarını gördüm Harika geçmesine sevindim darısı banaaaaa

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fantaziye kaçmadan benim de söylediğim oluyor canım. Pazar günleri marketler kapalı burda, ben bazen onu cumartesiye de uyarlıyorum :)) üşendiğimden değil de cts marketler ölümcül kalabalık ya, adım atacak yer yok. Çocukla gitmek eziyet!
      Ya mantık çerçevesinde kandırdıklar olur elbet, benim dediğim şey gerçek nedenini açıklamak varken kuş kaptı, kedi yedi, köpek zıçtı diye absürd senaryolar yazılması. Gerçeklik algısından hepten koparılması!
      Çok teşekkür ederim gececiiim, darısı başına diyor öpüyorum :*

      Sil
  3. Bu ufak yalanı çocuk söylüyorsa ne olacak?
    Babası sabah işe giderken hep açıkladık baba işe gidicek akşam gelicek diye. Hiç kaçarak yalan söyleyerek gitmedi işe. Ama 1 senedir oğlum babası işe gidiyorum dediğinde , markete gidiyorsun, arabadan bişey alıp geleceksin, çöpü atıp geleceksin vs diye kendi uyduruyor, hayır işe gidiyorum dediğinde babasına kızıyor bağırıyor! Ya da yememesi gereken birşeyi elinden alıp nedenini açıkladığımızda , o acı diyor. Acı değil , bugün fazla yedin, bunu yersen yemek giyemezsin vs gerçek nedeni söylüyoruz. O yine acı diye ağlıyor. Ne ters bir çocuk :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayyynısını benim oğlan da yapıyodu. Yalan olarak bakma olaya, kendi dediği kabul edilsin diye inatlaşılan zıtlaşılan saçma Bi dönem o :)) geçiyor.
      Herşeye yapıyodu Edo! Elmaya armut diyo. Hayır annecim armut değil elma o diyince bas bas bağırıyodu. "Aman of tamam armut be, öyle diosan öyle olsun ok" dediğim bile çok oluyodu bıkkınlıktan :)) ama tabi öyle yapmamak lazım yine de. "Tamam tatlım, sen biraz sinirlendin şu an bu konuyu kapatalım" falan demek en güzeli. Her zaman da kendi dediğimize sadık kalmalı. Olayın üstünden geçince hala kendi senaryosuna bağlı kalıp "baba nerde niye gelmiyo" diyince de hatırlatırız: "işe gitti, işe gittiğini kendisi söylemişti ya" diyerek. Ters demişsin işte benimkiyle aynı model :)))

      Sil
  4. Ya Basak "bildir sene" ya bizim koye isinlandim su anda resmen demek sizde de var :) ve evet bana da cok acayip geliyor bu kafalar. Yaptigim yanlislar oldu elbet ama hic yalan soylemedim cocuguma hic de kandirmaya calismadim. Daha bu sabah dun aksam disardaydim diye hangi arkadasinla bulustun, donmene cok sevindim diye laf anlatiyordu sabah sabah. Anaokuluna. Asladigi bir kac zamanlar haric arkamdan da hic aglamadi gercekten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeynep sen diyince tdk dan baktım şimdi, şive ağız kullanımı bıldır = bir yıldır anlamındaymış. Ama onun dışında genel olarak "geçen sene" anlamı var. Yöresel birşey değil sanırım, kullanımı yaygın.

      Ana tarafından Çanakkale baba tarafından bilecikliyiz iki taraf da kullanır. (Bilecik daha sık Heheh)

      Di mi ya, açıklayınca ve söylediklerine sadık kalınca hiç kafa karışmıyor. Ana okulu dönemi ağlamaları sayılmaz ;)

      Sil
  5. Beni neden götürmüyorsun dediklerinde ne diyorsun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Çünkü arkadaşımla gidiyorum, annenin biraz kendi başına Zaman geçirmeye ihtiyacı var. Ayrıca programımız yoğun. Çok fazla yürüyeceğiz, biraz bira içeceğiz; çocuklar için uygun ve eğlenceli bir program değil" dedim edoya. Anneler için eğlenceli mi Dedi :))) evet dedim ;)
      Ben de geleyim kısmının üstünde durmadı zaten, tutturmadı hiç. Daha çok "sen gitme" üzerinden arıza yaptı ama dediğim gibi yine de kolay ikna oldu. Papi'yle ben yokken yapacağı programları ve ısmarladığı oyuncak arabaya okey dediğimi duyunca yüzü güldü, gayet rahat oldu. Hem gitme anı hem ben yokken geçirdikleri Zaman rahatmış Haris Dedi.
      Bir de ceren ne düşündüm: burada çocuklar anne babanın uzantısı olarak sosyal hayata entegre edilmediği için büyüklerin ve çocukların ayrı dünyaları olduğunun daha net ayırdındalar sanki.

      Ana babayla misafirliğe gitme gece yarılarına kadar büyüklerle takılma, büyüklerin sofrasına oturma falan yok ya... (Yani burda yok bizim. Misafirlik olayına o evde çocuk varsa götürülüyo. Çocuklar ayrı takılıo, ayrı masada yiyo. Yatma saatlerinde eve dönülüyo. Büyük muhabbetlerinin içinde değiller direkt olarak)
      Bizde ise çocuğu peşine takıp saatlerce avm geziyorsun, çocuklara göre sıkıcı işlere, kuaföre, kadın kadına buluşmalarına vs çocuğu getiriyorsun o yüzden çocuk "anamın gittiği her yere giderim, yaptığı herşeyi yaparım" diye kodluyor :))
      burada annelerin-babaların ayrı ortamları var, hobileri var. Biz o olaylara dahil olamayız her zaman kafası oluşuyo yani bebelerde. Bilemiyorum ne kadar doğru bir mantık kurdum, sen ne dersin? Ama çocuğun anneyle gitmek için tutturmalarına biraz bu açıdan da bağlantı kurdum şu an :P

      Sil
  6. Evet soylediklerine sadikkalmak en onemlisi bence. Millet dalga geciyor sehir efsanesi gibi g liyor onlara cocuga aciklama yapmak ve aciklamaya sadik kalmak ama bence yuzde doksan dokuz ise yariyor. Biz de trakyaliyiz ben sadece trakyada var saniyordum ya da soyle diyyeim yunanistan gocmeni bizimkiler

    YanıtlaSil
  7. Onu bir kez sordu bana ocak ayinda ben istanbul'a giderken. Ne kadar anladi bilmem ama Istanbul'da ortamin cok guvenli olmadigini makul bir dille anlattik. Aglamadi ama ben de istanbul'a gelmek istiyorum diye defalarca hatta beb istanbul'dayken facetime'de bile soyledi. Aglamadi ama cok akli kaldi belli. O yuzden martta vera ile beraber gittim. Bugun istanbuldan arkadasim var mesela biz yemege cikiyoruz diye ciktik o babasiyla kaldi hic marazA cikarmadi. Sadece sordu nereye gidiyorsunuz diye yemek yemeye dedik.

    YanıtlaSil
  8. Bi de çocukları korkutmak için yalan söyleyenlere ne demeli. Benim 2 numarayı zencilerle korkutmuşlar günlerdir anlatmaya çalışıyorum onların da bizim gibi insan olduğunu. Yok eve girmek istemiyo. Çevremde de yok ki eve davet edicem sohbet etmeye. Ayyh keşke çocuklarımı kendim büyütebilsemde kurtulsam bu tip ruh hastalarından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkutma yalanları en fecisi ya :(( kıyamam zenciden mi korkmuş o da yavrum :) morgan freemanlı film izlet en temizi asdkfllggl

      Haklısın, 3. Şahıslarca yapılan saçma muhabbetleri bertaraf etmek, çocuğu kendi açıklamalarına, yöntemlerine ikna etmek ekstra gayret istiyor böyle durumlarda :( ama olsun, annesi sensin! Hiç üzülme, en çok seni dinleyecek, en çok sana güvenecektir neticede ;)

      Sil
  9. bende de travmatik bi yalan hikayesi yok ama kocama anası küçükken bir şeyler yaptırmak istediğinde, kocam da yapmadığında ''off fena oluyorum, öleyim o zaman bennn...'' diye triplenir kendini koltuğa atarmış. kocam bunu öylesine anlatmıştı ve şu an sorsam anlattığını bile unutmuştur. ama ben unutamıyorum arkadaş. bu nasıl bir duygu sömürüsüdür? şimdi benim kocaya ''ay başım ağrıyo bea'' desen hemen tomografiye götürmeye kalkar insanı. hassas bi adam olması iyi hoş ama, buna giden yegane yol anasının ezik yöntemleri midir? affedemiyorum karıyı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Off yaa :)) hadi kocanın anasını-babasını şahıs olarak pek sevmezsin, bir çok huyunu tırt bulur kurulursun falan tamam da; bir de kocanın karakterindeki ilişkide sıkıntı çıkaran köşelerin mimarını ebeveynleri belleme var ya! O Nasıl bir hırs, o Nasıl Bir "al işte hep bunlaaaar'ın yüzünden böyle kocişim" serzenişi ya rabbi! Bana çok oluyo da! Al işte sana da olmuş asjdklflgşg

      Sil
    2. oluyo oluyo, sorma! hep faturayı kv-gillere kesiyorum. sonra e be adam sende hiç mi isyan etme butonu yok deyip içten içe ona da doluyorum. neyse ki kendi hayatım fullldolu, bunlara uzun uzadıya sardıramıyorum. yegane ilacım.

      Sil