Çocukların muazzam hayal dünyası, bol enerji ve aksiyonla birleşince ortaya harika şeyler çıkıyo biliyosunuz. Biraz hafızamı zorlayıp size komik oyunlarımızdan bir derleme yapayım dedim. Bu oyunlar "yetişkin" içermediğinden, çocukla çocuk olmanın da bi sınırı olduğundan (hayal gücü olarak yok elbet; ama içerdiği tehlike miktarı, fiziksel esneklik, dar alanlarda kısa paslaşma yapılabilirlik açısından sınıra uğrar) size yavrularınızla oynayın diye tavsiye edebileceğim oyunlar değil. Ama ben çocukken nasıl oyunlar oynuyordum diye düşünmek, çocukluğu hatırlamak iyi geliyor, işte bunu tavsiye ederim!
1-ilk aklıma gelenler bayram yazımda anlattığım "kabzımallık" ve "şalvarın içine eşya toplamaca" oyunu. Detaylar için yazıya buyrun .
2- şurda da "plajcılık" oyununu anlatmıştım kısaca.
3-"karpuzun yarılmasındaki suç dağılımı"
Bu kez yaşlar büyük! Bebelerden en büyükleri olan ben ortaokula falan gidiyorum, o derece. Yine babaannemin evindeyiz. Arka odada hentbol topu büyüklüğünde onlarca karpuz var. Köyden gelmiş, gölge odaya zulalanmış.
Biz karpuzları birbirimize atıp tutuyoruz. Artık yorulduk, kollarımız ağrıdı. Atma amk falan diyoruz ekine, yorulduk tutamıcaz atma diyoruz... Ekin atmaya devam ediyor. Oyun aşırı stresli bi hal aldı:)) restleşmeler dönüyor, atma bak tutmıycamlar, yeter amk.lar, hodri meydanlar, tansiyon yükseldi. Ve laaaaps Ekin'in atması ve benim tutmamamla karpuz yere düşüp ortadan ikiye yarılıverdi.
Biz bir korku bir panik ama nasıl abarttık olayı, şimmmdi zıçtık diye. Hemen bi plan yaptık. Karpuzu yok edelim, nasıl olsa çok var, biri eksilmiş anlamazlar. Okey şahane plan!
Ama planda alt yapısız olan kısım, karpuzu nereye atacağımızdı :))) balkondan öylece atmaya karar verdik. Hemen arka balkona koştuk, aşağı baktık babaannem arka bahçede. Sonra Bi koşu ön balkona yardırıp karpuzu aşağı salladık. Laaaps babannemin ayaklarının dibine! (Tam o sırada ön bahçeye geçivermiş speedy gonzalesim, cennet mekanım...)
Tabi ki gelip ağzımıza zıçtı. Biz sus pus kapandık odaya. Hadi babaannemden tırsmıyoruz da asıl annemler öğrenince ne halt edicez. Hemen bir kağıt kalem çıkardık savunma yazmaya başladık.
"Karpuzun yarılmasındaki suç dağılımı"
1-aslında düşürmek istememiştik, sadece oynuyorduk.
2-Ekin'e atma dedik attı.
3-başağa tut dedik tutmadı. İpnelik yaptı
4-balkondan atma fikri sıladan çıktı
5-babannem olmasa şahane plandı
Falan filan böle birsürü maddeyle nasıl uzun bi savunma dosyası hazırladık ama! Sonuna da çok pişmanız bidaha yapmıcaz falan yazıp imzalar attık.
Annemler gülmekten kızamadı tabi ki. Bir de karpuzun zayi olmasına kızmayacaklarmış zaten, o kısımdan korkmamıza gerek yokmuş. Ya babannenizin kafasına gelseydi diye hafif bi zılgıt yedik. O kağıdı uzun yıllar saklamıştık. Sonra ne oldu bilmiyorum, keşke çıksa bir yerlerden :)
4-"maestro"
Bir kişi duvardan destek alarak yatakta amuda kalkıyor. Diğerleri (ekin ve komşu kızı Aslı var bu kez oyun grubumuzda)
Maestroooo diye bağırıp "gurbette yorgun düştün be ceylan" şarkısının melodisini son perdeden hisli hisli anırıyor. Amaç amuda kalkanı güldürerek düşürmek. En uzun süre amutta kalan kazanır. O pozisyonda ve bu saçma şarkıya (daha maestro diye bağırma kısmında kopuşlar başlıyordu) dayanmak tahmin edersiniz ki hiç kolay değil. Altımıza işemeyle sonuçlanan bir oyundu, malesef Çok uzun yıllar oynayamadık :)
5- "doktur bey"
Hatırladığım en eski oyunlardan. Zonguldak'ta 2 katlı bir evde yaşıyorduk. Üst katta oturuyorduk, alt kat babamın muayenehanesiydi. Günün ve gecenin her saati "dohtur bey evde mi" diyerek kapımızı çalan hastalar olurdu. Ben 6-7 yaşlarındaydım ekin de 2-3 o zamanlar. Koltuğun tepesine birimiz üstüne birimiz yatardık. Orası ranza olurdu. Doktur bey diyip diyip üstte yatan alttakine yuvarlanırdı. Her seferinde aşırı gülerdik niyeyse. Amaç neydi ranza ve doktor bağlantısı neydi bilen yok. Ama defalarca ve aylarca bunu oynadığımızı çok net hatlıyorum.
6-"deneyler"
Bunu yapmayan çocuk yoktur heralde. Biz de deney yapma, iksir hazırlama, jean babtiste grenouille'cilik işlerine fecii sardıydık bi ara.
Numune kolonya parfüm şişelerine birer damla sabun krem sıvı yağ diş macunu yiyecek içecek falan filan kataraktan dünyanın iksirini parfümünü hazırlıyorduk. Buz küplerine abuk şeyler doldurup donduruyorduk.
Bir gün bir leğene çamaşır mak. Deterjanını komple boşaltıp suyla karıştırıp cılk hamur ettiydik. Annem o zamanın aylık ev harcamalarında önemli bir kalem olan koca kutu deterjanın mındar edildiğini görünce tarlası yanmış emmi gibi çöktüydü. Üzülmekten kızamadı bile kadın :((
Ama o toz deterjan tanelerinin suyla birleşince aldığı garip dokuyu, parmaklarımın arasında bıraktığı hissi hala hatırlıyorum, bence şahane montessoriydi :)
7-"arka bahçe"
Babannemin neighborhood unda çocuk çoktu. Ama bizden kralı yoktu! Dedem yazları biz gelince, Sakarya nehrinden kum çektirir, bahçeye bi kamyon inşaat kumu döktürürdü. Arabasını parketmek için yaptırdığı dört direk üstü çatılı gölgelik otoparkı vardı :) Biz varken araba ön tarafta güneşin alnında durur; dedemin otoparka hamaklar, salıncaklar kurulurdu.
Biz akşama kadar kumda oynar, incir yapraklarına çamurdan harç yapıp sarmalar sarardık. Taşlardan, kumlardan, çamurlardan yemekler hazırlardık. Vildan teyzenin merdivenden kumun tepesine atlardık. Akşam üstü oldu mu, çaylarını meyvelerini keklerini kapıp analar da inerdi arka bahçeye oturmaya. Muhabbet sohbet makara kukara, büyükler konuşurken laf dinlerdik. Güçlü kuvvetli kadın Fatma teyzeye kendimizi salıncakta sallatırdık. "Kollaam ağrıdı artık, sallayamaycam" dedikçe kollarına sırayla masaj yapardık :))
Evin yanındaki kahveye gidip dedemi bulurdum. Bezik masasına çöker kendime gazoz ısmarlatırdım. Gazozumu içtiğim gibi sıkılırdım, vınn yine arka bahçeye!
8-"kale baskın"
Hayatımda oynadığım en zevkli oyun bu olabilir! Çocukluğumun da artık zirve yaptığı zamanlardı. 12-13 yaşlarındaydım. Gece yarılarına kadar sokakta sürtmekte, 5-10 km lik alan içinde dilediğim yere gitmekte özgürdüm.
Çocuklar arası eğlencenin, muhabbetin haddi hesabı yoktu. Çardakta (çanakkale) mahallenin çocuklarıyla kalabalık şekilde oynadığımız bi oyundu bu. Saklambaçın gruplar arası oynanan, aşırı geniş alana yayılmış versiyonu gibi düşünün.
İki gruba ayrılıyoruz (gruplar 10ar kişilik) bir kale oluyor. Kale dediğimiz yer sobeleme mekanı. Ebe olan grupta 2 kale koruyucusu ve 8 arayıcı bulunuyor. Zaman tutulup baskıncı grubun saklanması bekleniyor.
Ama ne saklanmaklar! Ebesinin hörekesine falan gidiliyor saklanmaya. Oyun başlamadan önce gruplar toplantı yapıp stratejiler belirliyor. Kimler hangi muhitlere saklanacak, kimler kimleri oyalayacak muhtemel baskını kim yapacak falan gibi. Bütün gün karargahlarda kafa patlatılıyor akşamki oyun için.
Neyse efendim 2 kişi kale civarında takılıyor, 8 kişi dağılıp saklananları yakalamaya çalışıyor. Yakalananlar oyun dışı kalıyor. Sona kalan bir ve ya bir kaç kişi de kaleye baskın yapıp sobeliyor. Sobeleyen olursa "kale baskııııın" diye bağırıp kazanıyorsunuz. Kimse sobeleyemeden tüm grup tek tek yakalanırsa da kale sahibi grup kazanıyor.
8-13 yaş arası çocuklardık. En büyükleri ve en havalıları biz bir kaç kişiydik. Çünkü bizden bi tık büyükler, artık çocuk değildi...
Oyunun özelliği hava kararınca oynanması ve bir el oyunun en az 2 saat falan sürmesi :)) müthiş gerilimli ve çirkefli bi oyun tahmin edersiniz...
Bu oyunda yıllarca dilden dile anlatılacak efsane bir baskınımız olmuştu. Grup iyice eridi, kale çok iyi korunuyor, kaleye baskına giden en iyi oyuncularımızın çoğu zorlu saklanmaların ve götün götün yanaşmaların sonunda kale civarında yakalanıyordu. Umutlar tükenmiş, baskın şansı sıfıra inmişti. Şuleyle aklımıza cin bir plan geldi! Şulelerin eve gidip şulenin ninesinin kıyafetlerini çaldık. Pardesü, yemeni, baston gözlük şuleyi giydirdik. Şule yavaş yavaş titreye titreye nine yürüyüşüyle kalenin dibine kadar gitti ve bastonu atıp çevik bir hareketle kaleye baskını yaptı:)))) herkes şok içindeydi. Kimse ayıkamamıştı. Truva atı memleketinin çocukları asırlar sonra benzer bir zafer daha kazanmıştı! :))
Ay benim canım çocukluğum ya <3 yazdıkça yazasım geliyor da "kısa kes aydın havası olsun" kısmını beceremiyorum. Bu günlük bu kadar olsun, devam derseniz bu oyunlar postunun devamını yaparım yine sonra. Aklınıza gelen oyunlarınızdan sizde yazın ama yorumlara ;)





Harika:)))
YanıtlaSilNe güzel ne dolu ne kalabalık bir çocukluk geçirmişiniz...
Benim çocukluğumun tatilleri köyde geçti, traktörün konulduğu yere kuruluk denilirdi, biz gelince dedem kuruluğa salıncak kurardı.. Yazınızı okurken hüzünlendim de oğlumun nasıl bi çocukluk anısı olacak düşünüyorum ,kardeşsiz, akrabasız, bütün gün okuldan eve gelince bir baba, bir anne...
Şimdi düşününce harika ve dolu dolu çocukluk yaşadığımı düşünüyorum. Ancak o zamanlar da mesela Amerikan filmlerine özenirdim! Mesela işte bol oyuncaklı şıkır şıkır çocuk odaları, süslü doğum günü partileri, lunaparklar-parklar, çocukların çeşitli sporlara kurslara falan gitmesi gibi şeyler... Filmlerde bunları gördükçe "keşke benim hayatım da böyle olsa" derdim.
SilBizim çocuklarımızın işte bu filmlerdeki gibi hayatı olacak mesela;) yani köyde çamurla oynayamayacaklar, kaz tarafından kovalanamayacaklar :))) ama kurslara sporlara gidecekler, bol oyuncakları olacak, envayi çeşit parklara gidecekler... Ve sanırım onlar da hayatlarından gayet memnun olacak ;) ya da çocuk işte, biz ne yaparsak yapalım hep kendinde olmayanı isteyecek :Pp
O yüzden üzülmeyin derim :)
doktorculuk oyununda gıdıklanır gibi güldüm. hırt gibi güldüm. o kafayı çok iyi biliyorum, hala bebeyle ben o tip oyun oynuyorum, gülmenin dibiyim o sıralarda.
YanıtlaSilAyşe'nin dediğini de işin içine katarak şunu dicem.. çocukluktaki her gün her an çok değerli geliyor sonradan. çünkü ne yaşadığın değil, o yaşta yaşadığın için. oturup bütün gün yastık üstünde boyama da yapsa, pencereden dedektifçilik de oynasa, mutfakta yemek pişirmecilik de olsa adı hepsi macera dolu Amerika oluyor.
bizim oyunlar da aşırı afilliydi ya. hepsine bayılıyorum. içinde hiçbir kurgu yok sadece bol keseden uydurma ve oynadığın şeye aşırı inanma var.
öptüm seni Başak'ın çocukluğu.
Ashdkflfl doktorculuk tam bizim bebelerin kalem Bi oyun hakkaten, biz de oynarken yaş itibariyle bunlar kadardık zaten Ehehrhehhe
SilEvet yaa asıl olay o aslında, oynadığın şeye aşırı inanma ve kaptırma ahahahah
Ayyy her yazina da salca olmaya basladim ama o kadar eglendim ki okurken anlatamam! Cocuklugunda cilginca oynamak ve buyuk anne buyuk baba tarafindan kosulsuz sevilmek kadar insani duygusal olarak doyuran pek az sey var bence. Ne zaman bunalsam hep o kuduruk gibi oynadigimiz gunleri düşünüp neselenirim. Iyi ki yazmissin yaa cok neselendim bak bunlari da okuyunca
YanıtlaSilEstağfurullah mızmız hanımcığım yorumlarınız başımın üstüne :D
SilÇok sevindim beğenmene; şu küçük bebeli analar tayfası olarak aşağı yukarı aynı dönemlerde çocuk olduğumuzdan benzer çocukluklar yaşamışız galiba :))
Ben böyle nostaljik hikayeler anlatmaya da dinlemeye de bayılıyorum! Çok keyifli oluyor.
Büyükanne ve dedeler (hakkını verenler tabii) candır ya! Çocukluk anılarında yerleri büyük oluyor gerçekten... Allah bizimkileri uzun yıllar başımızdan eksik etmesin de istedikleri kadar şımartsınlar torunlarını inşallah...
Aminnn❤
SilGece gece ne güldüüüüğm :) Fağori oyunum maestro oldu direkt işeme garantili. Sabah çıkardık sokağa akşam ezanına kadar, yemekten sonra koyu renk giyip saklambaca çıkardık yetmiyor çünkü kıh kıh. Bizim oyunlardan birini yazıp kaçıyom. Bu oyun aşırı sıcak yaz günlerinde oynanıyo. Böyle güneşe çıkılması mümkün olmayan günler. Anneden bi plastik sürahi bi bardak alıyosun. İçini ister soğuk suyla doldurt ister limonatayla. Gölge bi yere geçiliyo, aklından bi şarkı tutuyorsun ama sözleriyle değil fikfikfikfik diye söylüyosun. Örnek veriyorum: fiki fik fiik fikfik fik fik fiiiğ fiik (izel'in hani bakar dalarsın ya guruubaa şarkısı) karşıdakinin 5 tahmin hakkı var bilmezse bi bardak suyu fondipliyo. Tuvalete gitmek yasak. Bi yerden sonra sinirler laçka oluyo tabi. Ne güzel yazmışsın pek iyi geldi :)
YanıtlaSilMaestroyu yine olsun yine oynarım ashdkfllg
SilBiz o suda şarkı söylemece olayını havuzda yapıyoduk hem de eşşek kadarken Ahahahha iki kişi birden dalıyo dipte şarkı söylemeç oyunun adı da "Atlantis gazinosu" ahauhauahah benutum bizim Rusya otobüsünü "klimalar kapansın çatışmalar başlasın" olayını da mı yazsam eheuheueheh
Hee havuz altı şarkı söylemeç de var doğru dedin :) siz bunlara isim koymuşsunuz güzel olmuş. Biz her seferinde Hadi diyip oyunu anlatıyomuşuz gerzo gibi. 'hadi şimdi ben dalıyorum sen de dal bakalım şarkıyı bilebilcen mi?'
SilAhahah yaz kız yaz :D Dargın ayrıılmayalım diye koştuğğm sana dün :)
maestro çok iyiymiş bi de doktur hahah salakolar. o son dediğin oyuna çok benzeyen bi oyun oynardık biz de yazlıkta (yoksa aynısı mıydı?) Sakalambaç'tı oyunun adı (Saklambaç ve yakalamaç karışımı). Saklananları görüp sobelemek değil yakalayıp o kaleye götürmek gerekiyodu. Fakat nasıl kaçardık nasıl saklanırdık of sankşi yakalananı bıçaklıyolar.
YanıtlaSilOoooo başğanııııım
SilNe iyi ettin de geldin ayağına sağlık asldlfşg
Ya o tripler bomba işte. Şimdi benim bebelerde de gözlemliyorum oyunlarda ciddiyet, saklambaçı namus meselesi yapma, kovalamaçta bacısına sövmüşler gibi depar atma falan olaylarını ehehrhe çok komik Olm
Bizim en çok eğlendiğimiz oyun, kar yağdığında bi grup arka arkaya dizilip tepeden aşağı kaymak olurdu. Bi keresinde üç kişi dizilmişiz gene kayıyoruz altımızdan duman çıkmaya başladı noluyo falan olduk meğer arkadaşlardan biri gülmekten altına kaçırmış. Te Allahım yaa ne günlerdi.:))
YanıtlaSilBak her şeyi yaptım da şu karda poşetle kayma olayını yapamadım çocukken :) 7-12 yaşlarımı Sivas'ta geçirdik. Oranın soğuğu karı aman yarabbi! Boyumuzu geçerdi kar. Acayip buzlanma olurdu. Çatıların saçaklarından 1 metre, kol kalınlığında buzlar sarkardı. Bir de öyle şimdiki gibi kar pantolonları thermo eldivenler falan yoktu tabi bizde, kışın oynamaya sokağa inemezdik :( Sonra izmite taşındığımızda da alabildiğine düzlük bir sitede oturuyorduk kayacak yokuş yoktu hiç. Kayma olayı içimde uktedir :D ama kartopu falan oynardık bak.
SilKardan dumanlar çıkması bombaymış :)))
Bursa'yı bilirmisiniz bilmiyorum ama batı o kadar değil de doğusu epey yokuş. Kış çocukken güzel oluyo ama yetişkin olunca çok sitresli. kaseyi kırdım kırıcam derken iki adımda 10 yaş yaşlanıyosun.
SilYazı çok keyifliydi okurken benim de çocukluğum gözümün önünden geçti hiç abartmıyorum üniversiteye gidene kadar hergün sokaklarda oynadım doya doya, oynamadığım oyun kalmamıştır. O kadar çok şeyler yapardık ki bazı oyunlarımız günlerce sürerdi, hikaye gibi. Karanlıkta saklambaçkar, kukalar mendil kapmacalar, yakantoplar. Yalnız bizim mahallede yetişkinler de hep sokaklarda olurdu. Yaz akşamlarında onlar da bahçelere kapı önlerine kaldırımlara oturur, kimi zaman oyunlarımıza karışır, ip atlar voleybol oynar herşeyi yaparlardı. Çok güzel günlerdi çok. Şimdi yazarken aklıma geldi çok sevdiğim bir diğer oyunda çamurlaşmış toprağa kocaman bir çivi yada bıçak saplayıp döne döne çizgi çekme oyunuydu. Yıllar var oynamadım yenidenoynamak isterdim onu.
YanıtlaSilBurada açıklamadı varmış https://tr.m.wikipedia.org/wiki/%C3%87ivi_(oyun)
SilSüper oyunmuş gece! Ben bilmiyodum, linkten bakıp gördüm hemen :)
SilYalnız büyüklerin oyuna katılması keyfi de bir başkadır. Biz de çok severdik.
Hatta hiç unutmam annem Bi gün bizle evde takla atıyordu (bizim yaşlar gayet büyük ama) daha doğrusu atmaya çalışıp minderde debeleniyordu, ölüyorduk gülmekten :))) aklıma o kare geldi. Bir de bazı yetişkinler gerçekten çok oyuncu oluyor, çocukla çocuk oluyor. Her ailede olmalı böyle tipler (teyze, dayı, enişte kontenjanından heheh) çocukluk anıları paha biçilmez <3
Sokakta oynamayı çok seven bir tip olmadım hiçbir zaman ama oynadığım zaman efsane oynardım, all or nothing sldhk 14 yaşımda filanken mart'ta kar yağmıştı biz de bursa crew olarak poşetleri alıp mahalledeki parkın yokuşundan kayma qeyffs yapmıştık bir de 6 numara benim çocukluğuma damga vurdu, annemin sabrını her türlü deneyle test ettim. Bir keresinde özenip Amway deterjan almıştı (o zaman normal deterjan 5 tlyse amway 10 tl), salak ben de deney yapçam diye hepsini ziyan etmiştim, aha aynen tarlası yanmış emmi gibi çökmüştü, hala anlatıyo bunu örnek olarak.
YanıtlaSilBen genel olarak anı yazıları okumaya bayılıyorum, nostalji hastası bir insanım, kısacası +rep devamı gelsin iyi forumlar slhdks
Bu yazıdan sonra aklıma daha birsürü oyun geldi zaten, Bi ara devam ediciim.
SilAnaya iş çıkarmalı ve ürün zayi etmeli oyunlar kalp ben eheueheue