22 Mart 2017 Çarşamba

Logopedi



Ergoterapide 4. haftamız bitti. Edonun ince motor olayında ciddi gelişme var. Yaşıtlarını neredeyse yakaladı diyebilirim. Kreşte bildiğiniz tahta şiş ve yünle şakır şakır örgü ören 5 yaşında gızlar olsa da... asjdkflfl onlar gız sonuçta ;) 

Severek gidiyor. Ergoterapist hanım henüz ne zaman bırakacağımıza dair birşey söylemedi ama edonun "gitmek istemiyorum" dediği gün bıraktıracağız öyle karar aldık. Ama istiyor, keyifle gidiyor, gittiğinde oradaki bütün aktiviteleri severek yapıyor. Aynen devam. 

Motor beceri kısmı kısa sürede çözülünce dil gelişimine yoğunlaşmaya başladık. Ergo'cu abla bizi "logopedi" diye bir birime yönlendirdi. 


Logopedi bizdeki anlamıyla "konuşma terapisi" bu hizmetin tanı ve test tarama kısmı devlet hastanesinde yapılıyor. Daha sonra terapi planı oluşturuluyor. 

Logopedistler daha çok sesleri çıkaramama (r-s gibi sesler ve konuşmayı etkileyen ciddi pelteklik durumları) kekemelik gibi vakalarla çalışıyor. Ancak dil gelişimindeki aşamaları, süreçleri ölçen de bir sürü testleri var. 

Logopedi uzmanına hastaneden randevu istedik bir sonraki haftaya randevu verdiler. 

Hep birlikte gittik. Edo çok gerildi ve heyecanlandı giderken. Uzun uzun anlattık "bu rutin bir kontrol. Sadece konuşucaz doktorla" dedik. 

Logopedist çok tatlı bir adamdı. (Bu arada küçük yerde yaşamanın avantajı, doktoru hatırlıyorduk. Bebeklik dönemindeki rutin "işitme testlerini" de aynı adam yapmıştı hem edoya hem maya'ya) 

İlk önce edoya prosedürü anlattı. "Şimdi hep birlikte kitaptan resimler inceleyeceğiz. Sonra anne ve baba bizi dışarıda bekleyecek biz seninle bilgisayardan bulmacalar çözeceğiz. Ama ne zaman çıkmak istersen, anne babaya gitmek istersen gidebilirsin ve ya kapıyı açıp onlara bakabilirsin, anlaştık mı?" dedi. Edo okey dedi. 

Kitabı çıkardığında Edo yanımda oturuyordu iyice dibime sokulmuştu. Doktor karşımızdaydı. 
Kitapta hem kolaylar hem zorlar olmak üzere hayvan, insan (meslekler) eşya sebze-meyve resimleri vardı. 

Edo'nun zorlandıkları genelde kültürel figürler oldu. Mesela "Avcı" burada geleneksel giysili tüylü şapkalı avcılar vardır. Onu bilemedi. Kilisede çocukların "ilk komünyon" tasviri vardı, edonun hiç bi fikri yoktu. 

Güvercin'e kuş dedi. Peki hangi kuş? diye tekrar sorulunca "karga" dedi. (kargadan başka kuş tanımam Türk deyiminin hakkını verdi ana tarafından Türk oğlum aslfşgşg)
Paskalya tavşanını bilemedi (aslında çok iyi biliyordu, bilememesine şaşırdım) Tavşanın yanında yumurtalar hediyeler vardı. "Tavşan" dedi. Ne tavşanı? Diyince boş boş baktı :P 

Aklımda kalanlar bunlar oldu (ben de gergindim sanırım, hepsini hatırlayamadım şuan) ama daha bir çok bildikleri ve bilemedikleri oldu. 

Kitabın son sayfasında 4 resimle "kedinin kızı tırmalaması" anlatılmıştı. 
Kız kedinin yanına gidiyor. Seviyor. Kuyruğunu çekiyor. Kedi tırmalıyor. 

Adam "Edo bu resimleri bana anlatır mısın?" dedi. Edo anlatamadı, sustu... Adam sürekli kendi sormaya başladı: 
-Bu resimde ne var? 
-kedi
-başka ne var? 
-çocuk
-çocuk kediye ne yapıyor? 
-okşamak
-sonra ne yapıyor? 
-bilmiyorum. 
-sanırım rahatsız etti kediyi? Ne yaptı da kedi kızdı? 
-çekti. 
-neresini çekti? 
-kuyruğunu.... 

Yani edoyla konuşmalar böyle ilerliyor... Bu hep böyle... Yani aslında olayı açıklamaya dair bütün kelimeleri biliyor (okşamak, tırmalamak, kuyruk çekmek) ama hikayeleştiremiyor... 

Gerçi evde konuşurken bu olayı yaşayınca anlatıyor. "Maya kedinin kuyruğunu çekti, kedi maya'yı tırmaladı" diyor spontan konuşma içinde. Birebir demişliği çok var, malum kedili ve çocuklu ev :)) Ama bir resim gösterip oradaki olayı hikayeleştir diyince yapamıyor. 
Basit cümlelerle, senin yönlendirmelerinle yapabiliyor belli bir noktaya kadar. 

Daha sonra biz odadan çıktık ve adam diğer testleri yaptı. Test sonuçlarını ergoterapiste yollıycam birlikte değerlendirirsiniz dedi. 

Bizimle de uzun uzun konuştu. Çok dilliliğin ketleyici etken olduğunu ama yine de edonun gramer bilgisi ve kelime hazinesi açısından yaşıtlarına göre geride olduğunu söyledi. 

Konuşma terapileri 6 yaşından sonra yapılır dedi. Yani ne olursa olsun 6 yaşına kadar bütün konuşma sıkıntılarını "normal" kabul ederiz dedi.

4 yaş için eğer çocuğun konuşmasını anne ve babasından başka hiç kimse anlamıyorsa başlanabilir dedi. Edoda böyle bir durum yok. Her söylediğini herkes anlıyor. Bir de konuşmanın önündeki engellere bakılıyor; işitme, sesleri çıkarma, hafıza, öğrenme, zeka, bilişsel seviye gibi. 

Edo kelime tekrarı ve telafuz testinde bırakın yaşıtlarını "yetişkinlerden" bile daha yüksek skorlar elde etti dedi. İlk kez duyduğu aşırı uzun kelimeleri, hatasız tekrarlamış. Mesela bizdeki örneği: çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? 
Ve ya uydurma kelimeler
-abızıttın mı? Zzzt erenköy! Gibi (asjdkflfl benim örneklere gel) kısaca dili öğrenmede önünde hiç bir engel yok dedi.

Ben adama dedim ki; edonun dili etkin öğrenmesindeki tek engel hiç birşeyi merak etmiyor ve sormuyor oluşu! Konuşmaya diyalog kurmaya, hikayeler anlatmaya istekli olmayışı... Bunu Nasıl çözeceğimi bilmiyorum dedim... Yani biz etkin konuşsak da, kitaplar okusak, herşeyi açıklasak da çocuğun "dünya gtüme, minare skime" bir tavrı var, onu nası yapıcaz? dedim :) mizaç bu yapacak bişey yok Dedi :)) siz yine de onun ilgisini çeken konular, kitaplar bulmaya çalışın, teşvik etmeye çalışın falan filan Dedi. Ben sonuçları ergoterapistle paylaşınca birlikte bir plan oluşturursunuz Dedi. 

Ayrıca Edo utangaç, içine kapanık bir çocuk değil. Siz yokken tavırları gayet rahattı, hiç huzursuz olup sizin yanınıza gelmek istemedi dedi. 

Adam hemen ertesi gün sonuçları yollamış. Ergoterapistle de konuşmuş Haris. Sonuç "dil gelişimi yaşına göre geri" çıktı. 

Ergoterapist konuşma terapisi almamızı tavsiye etmiş, ama siz bilirsiniz demiş. Durum çok kritik ille de alın dememiş. Zaten logopedist randevuları çok zor alınır. Şimdi başvursanız bile eylülde anca sıra gelir. Başvurun ve eylüle kadar gelişimini takip edelim, önümüzdeki 6 ayda gelişme olmamış olursa okul öncesi 1 sene konuşma terapisi alabilirsiniz, bakarız durumlara demiş.

Haris her zamanki gibi "çok abartıyorlar. Birçok çocuk bu sorunları yaşıyor ve hiç farkedilmiyor bile! Her yerde çocuklar kreşe gitmiyor, herkesin ailesi bilinçli eğitimli değil ama farklar ileride kapanıyor. Nedir ki" falan modunda. 
"Ben ilk Almanca kelimemi 4 yaşında duydum" diyip bunun üzerinden yürüyor. Çünkü Haris inanılmaz etkin konuşur mesela, avukat gibi konuşur eheueh. 

Bazı insanlar hayatları boyunca etkin konuşamaz. Eğitimi kültürü ne olursa olsun!  Mesela babam askfkflgşg

Babişimin sohbeti muhabbeti çok keyiflidir, kelime hazinesi çok geniştir, çok okur... 

Ama babam teknik ve açıklayıcı konuşmaları hiç beceremez. Babama bir müşteri hizmetleri aratın, derdini anlattırın; hadi onu bırak THY yi aratın bilet aldırın Allah aşkına :)) koparsınız yeminle :))) bir olayı basit, etkin, hedefe yönelik, anlaşılır konuşmalarla çözemiyor eheuhe. Etkin konuşma bir sanat bence, ve nadir bulunuyor insanlarda... 

Kısacası biz duruma paniklemeyip, karakter-ilgi meselesi kabul ettik. Çünkü bilişsel ve ya zekasal bir sıkıntı yok! Varsın on numara konuşmayıversin dedik. Ki çocuk daha 4,5 yaşında! Belli de olmaz ki! Bakarsın hitabet sanatıyla kitleleri peşinden sürükleyen bir politikacı olur, bakarsın yazar olur... Herşey olabilir <3 canım oğlum <3 

Ama yine de edomun dünyayı, doğayı, bilimi merak eder hale gelmesini; sorular sormasını konuşma hevesi edinmesini çok istiyorum... Neden hiç ilgilenmiyor, çözemiyorum. 

Dün yaşanan bir diyaloğumuzu anlatayım yine. Yatakta kitap okuyoruz kitapta "dost" kelimesi geçiyor. Bizimki yine yav heee he modunda yeni duyduğu kelimelere hiç prim vermeden dinliyor..

-Edo dost ne demek sen biliyor musun? 
-hayır (ifadesiz)
-sence ne demek olabilir? Bu iki kedi herşeyi birlikte yapıyor ya bak! Birlikte oyun oynamayı, eğlenmeyi sevdiklerine göre nedir bu iki kedi? 
-bilmiyom. (Umru değil. Tatava yapma da hikayeye dön ifadesi) 
-arkadaş! Bu iki kedi arkadaş. Dost "arkadaş" demek. 
-evet (banane amk ifadesi) 

yeni kelime duyunca edo (temsili)


Yani böyleyken böyle dostlarım :) 

Bu yaşın özelliği çocukların her şeyi merak etmesi, günde 1500 adet soru sorması, sorularıyla ailenin ciğerini soldurmasıdır benim bildiğim :)) eminim bu dönemi yaşayan analar zaman zaman çocuğunun sorularından bunalıyordur. Ben de hiç birşeyi sormamasından bunalıyorum işte... Ne garip di mi! :P 



23 yorum:

  1. sen hep yaz, böyle yaz, koptum gülmekten <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ya cins benim oğlan :)) ama anası da cins, o ne yapsın :D yazarım tabii ki, bizde macera bitmez asdfgdjfk

      Sil
  2. Yaşı küçük daha ya zorlamaya bile gerek yok yalnız yazım diline hayran kaldım okurken bayağı eğlendim :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşi biraz geyiğe vurmazsam bu uzun yazılar Nasıl okunsun :P
      Teşekkür ederim, yaşı küçük üstüne düşme demen moral oldu. Herşeyden paniklemeye müsait bir yapım var mevzu bahis minnoşlar olunca :)) ancak ben de akışına bırakmaya karar verdim.. Küçücük çocuğu sürekli terapilerde, testlerde süründürmeye gönlüm elvermiyor :( bir taraftan da ya erken teşhis önemliyse, ya geç kalır daha büyük sıkıntılar yaşarsak diye ikilemler...

      Sil
  3. sıfır uzmanlığımla haris'e aşırı katılıyorum. hatta oralarda bizim bebeler bi teste filan tabi tutulsa, kimbilir hangi davranışta gerilik sezilir. ama bir şekilde toparlanıyor işte. bazısı toparlanamıyor onun 'huyu' öyle zannediliyor.

    eylüle kadar neler olur neler. belki bambaşka bir çocuk olur edo. bence de zamana yayıp, gözlemlemek en doğru karar. sıfır uzman kimliğimle bunu da aşırı onayladım.

    ben de bir şey yakaladım ev çocuğunda, bi kafam karıştı. mesela bu çocuk 10'a kadar sayıyor ya. ben 3 tane fındık ver diyince, 2 tane veriyor. Bin kez çaktırmadan denedim. Herif sayıları ezbere biliyor, algı olarak daha kavramamış.
    Burdan bi başladım ben incelemeye. Baktım çoğu davranışı böyle ezber. Teşekkür ediyor ama neden ettiğini bilmiyor, o sözü ezberlemiş. İçeriği anlamıyor aslında ona söylenenleri taklit ediyor.

    Dün parkta dans ediyor 'paylaşmak güzel' şarkısını söyleyerek ama kimseye de yanındaki 3 oyuncaktan bir tanesini vermiyor :D

    Kısacası, bizimki bazı şeyleri göstermelik öğrenmiş. Gören'ne incelikli çocuk' diyor ama hepsi kurgu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıfır uzman kimliğinle onaylamaların kalp ben. (Ama öyle düşünmek beni de rahatlatıyor. Ben de katılıyorum)

      Çocuklar ezberci eğitim hastası ya :)) bak benim Edo hafiften saymalara matematiklere falan geçti. Mesela şöyle bişey öğrettim ben de ona: 3 le 7 arasında bi sayı söyle diyorum 4 diyor. 2ye 8 arası diyorum 3 diyor.
      Yani verdiğim aralıkta sınır değerden hep bir fazlasını söyleyerek tutturuyor, böyle formüle etti kafasında hiç şaşmıyor :D

      Ben kendimden de hatırlıyorum (hem de dana kadarken yaş:7-8) ezber işi şeylerden daha çok keyif alırdım. Mesela puzzleın arkasına sayılar yazmıştım. Arkasından numarasına bakıp şak şak ona göre koyup hemencik bitiriyodum. Şablon boyama, bişeyin karbon kağıtla aynısını kopyalama falan. Böle boş boş ezber işleri lüp lüp hazıra konmacalık işleri seviyodum.
      Bırak oyunu, rekabeti; kağıt falı bakarken bile
      Hile yapıyodum. Evet kendi kendime hile yapıp, sonuç iyi çıkınca seviniyodum aslfşgşgşgş

      Sil
  4. Bence gayette güzel biliyo herseyi daha napsin parnak kadar cocuk :) valla bende bayldim yazım diline :) ellerin dert görmesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya şahane moral oldun, teşekkür ederim :) bana böyle kıpır kıpır Türk işi moral vermelerle gelinsin ya <3 Alman disiplininden şiştim artık :D çok teşekkür ediyorum tekrardan ;)

      Sil
  5. Burda da logopediste giden arkadaşlarım oluyor. Bizim çocukların doğduklarından beri takibini aşılarını falan yaptıkları özel poliklinikler var. Aylara göre şunu yapıyor mu bunu yapıyor mu diye becerilerini de sınıyorlar. Mesela küpleri üstüste dizme her iki elle de top fırlatma belli renk sırasına uyarak küpleri dizme vs böyle ayına göre beceriler. Neyse 18 aylıkken en az 5 kelime söylemesi (kendi dilinde) 2 yaşındayken konuşmaya başlaması veya başlama arifesinde olması gibi. İki arkadaşımın 2 yaşından biraz büyük çocukları sadece birkaç kelime konuştukları içim başladılar. Çok faydalı olmamış henüz ama düzenli gidiyorlar.

    Edo'nun sıkıntısı senin de bahsettiğin gibi ilgisizlik olabilir. Arabaları çok seviyor demiştin, onunla ilgili mevzularda konuşması nasıl? Bir de ben bazı çocukların toplayıcı olduğunu görüyorum. Bir süre sürekli topluyorlar bilgileri sonra da patlıyorlar.

    Aslında bir tahminim daha var ama bilmem ne dersin?indigo çocukları duydun mu? Bu çocuklar aslında herşeyin cevabını içlerinde biliyorlar, seninki de onlardan biri olabilir. Sormaya ihtiyacı Yok zaten biliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada da aynı sistem var. 6 yaşına kadar (ilk yıllar sık aralıklı sonra yılda bir) rutin gelişim kontrolleri var. Ben de hatırlıyorum bizde de 18 aylıkken anne-baba dışında en az 3 kelime; iki yaşında da iki kelimelik cümle kurması bekleniyordu (anne geldi, top attı gibi) Edo hiçbir zaman konuşma odaklı bir çocuk değildi ama ortalamanın altında da değildi beklenen gelişim. Şu son aşamada ortalama altında kaldığı tespit edildi.

      Gececiğim pek bilgim yok ama duymuştum indigo çocuk tanımını. Bana ilk duyduğumda biraz uydurmasyon-zorlama bi tanım gibi gelmişti :) Motor ve ya sosyal gelişimsel sıkıntı yaşayan çocuklarda ailelerin sorunlarla yüzleşmeyi kabullenemeyip çocuğum "farklı, özel, sıradışı bir çocuk" demesi daha kolay gibi geliyor... Benim için de öyle düşünmek daha kolay olurdu Aslında ama yapamıyorum... İlle de bir tanı-teşhis-etiket-isim bulma zorunluluğuna da inanmıyorum bu yaşta. "Birşeyler geriden geliyor nedenini bilmiyoruz ama çözeceğiz, farkı kapatacağız" adını vermek istiyorum sadece yaşadığımız duruma :)

      Arabalara gelince, sadece "markalara" ilgisi vardı aşırı derecede (marka ilgisi de gitgide sönüyor bu arada şu an) sadece araba markaları sorar ve söylerdi. Bu konu üzerinden başka soru ve ya uzun cümleli konuşma zaten gelmiyordu.

      Dün kreşten alınca yolda giderken çok zorladım konuşması için. Biraz neler yaptığını anlatır mısın? Hadi mesela yemekten bahsedelim? Masada kimlerle oturdun? Kim yemeğini üstüne döktü? Kim tabağını bitirdi? Kim bitirmedi? Sen ne yedin? Bir sürü soru sordum cevap bekledim... Hiç birine yanıt vermedi. Konuşmak istemiyorum Dedi. Eve gidince süpriz? iPad? Dedi... (Rutinimiz bu, kreşten gelince yarım saat iPad ve "süpriz tabağı" Hakkı var meyve abur cubur falan karışık süpriz hazırladığım tabak)
      Bu arada arabaya biner binmez "süpriz? iPad" der ve onaylarım. Başka hiçbir şey konuşmak istemez yolda... Neyse dün işi inada bindirdim "ama ben konuşmak istiyorum. Birazcık neler yaptığından bahsetmek seni dinlemek istiyorum" dedim. Süpriz ve iPad vermek istemiyorum sana benimle konuşmak istemiyorsan dedim :((
      Mızıklandı, hayır iPad süpriz yok o zaman bu gün diye ısrar ettim.. Ağlamaya başladı ve ağlayarak 5 dk önce sorduğum bütün soruların cevabını verdi
      -Ayşe'yle Fatma vardı masada
      -Ahmet üstüne yemek döktü
      -Mehmet yemeğini bitirmedi
      -ben hepsini bitirdim. Çorba yedim dedi...
      İnanılmaz üzüldüm, bok gibi hissettim.. Çocuğu ağlatıp mutsuz etmiştim. Tehdit edip şantaj yapmıştım. Çok zorlamış ve darlamıştım... Ama şunu öğrendim ki; çocuk herşeyi fark edebiliyor, üzerinden Zaman geçse de sorulan soruları aklında tutabiliyor, anlatabiliyor Aslında. Sadece ve sadece anlatmak istemiyor!
      Biraz uzun yazdım ama bu olayı dün yaşadığımızdan anlatmak istedim :( ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. Elbette onu zorlamak üstüne gidip darlamak istemiyorum ama ne yaparsam yapayım konuşmaya, olayları anlattırmaya, hikayeleştirmeye teşfik ve ikna edemiyorum, olmuyor...

      Sil
    2. Bak bu olay da aslında farkındalığının yüksek olduğunu gösteriyor edo'nun, bence herşeyi biliyor sadece neden bilmem anlatmak istemiyor.

      Sil
    3. Başganım üzülme, bugün sen darlamasan ilerde bi tatlı qız darlicak "anlatsana biraz, neden ben? :)" dicek, alışsın bunlara. O günün nasıl geçtiği anlatılacak! Yani annelik de ne zor bişey üstelesen mutsuz ettim üstüne gittim diye üzülüyosun, üstelemesen fazla saldım üstelemedim diye üzülüyosun. Sen elinden geleni yapıyosun zaten, on numero anasın, kendine yüklenme bu kadar. Dil gelişimi derken de Almanca'dan bahsediyolar zaten, biraz da Haris Enişte düşünsün tıs tıs tıs

      Sil
  6. Ben pek cok seyin cocukta karakterden kaynaklandigina yuzde yuz inananlardanim! Bi hikayem var hala aile icinde anlatir gulerler, ben hatirlamiyorum... En fazla 4 - 5 yaslarindayim, kuzenlerle oynuyoruz anneannemlerde; iki kanepe arasinda kosturuyor takla atip digerine geciyoruz dediklerine gore. O zamanar da safinaz gibi biseyim tabii takla atamiyorum ve takla atamayip dusen diger sipalar kikirdar gulerken ben "başaramıyorum anne basaramiyorum" diye feryat figan aglamaya basliyorum. O zamandan kafa gidik yani; bedensel aktivitelere kisitli ilgi ve beceri, maksimum merak, okuma ve dil becerisi. Bi de yapamayinca bozulma uzulme halleri... Yapacak bisey yok yani ola ola mizmiz sibel oldu adim en sonunda:) degistiremediler beni. Edo da kendi icinde baska kuvvetli yonleriyle sivrilecek mutlaka, telaffuz ya da kelime hatirlamada sorunu yok ki yavrumun, herseyi sormak zorunda mi yaa hallalaa:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mızmızcım ergoterapist de senin dediğinin aynısını demiş Haris'e! Yani tipik çocuk davranışı buymuş, senin yaptığın şey! Yapamayınca; üzülme, ağlama, sinirlenme, hırslanma, tekrar tekrar deneme, neden yapamıyorum diye isyan etme... Edoda bu yok İşte. Hiç olmadı... Yapamadığı birşeyi yok sayıp hemen konuyu kapatıyor! Yapamadığına üzülüp kendini kötü de hissetmiyor! Yok sayıyor!
      Mesela küçükken de yapamadığı birşeyi (Lego puzzle bisiklete binmek vs) fırlatır atardı biraz ağlardı (ama neden yapamıyorum diye üzülme ağlaması değil; o anki hırs ağlaması birkaç saniye) cesaretlendirip, moral verip tekrar denemesini sağlamaya çalıştığımızda da asla ikinci şansı vermezdi o olayı yok sayardı...
      Dediğin gibi ben bunun da karakter olduğuna inanıyorum, biraz zor bir karakter ama yapacak birşey yok :)
      Yorumunla moral oldun teşekkürler <3

      Sil
  7. Selam Başak,
    Ne logopediden, ne de ergoterapiden anlarım. Hatta fikir sahibi bile değilim. Ama yazdıklarından anladığım Edo'nun gelişimsel bir probleminin olmaması. Önemli olan da bu zaten. Anne olarak endişelerini anlıyorum. Erken tespit edilecek bir durum varsa onun peşinden gidiyorsun haklı olarak.

    Benim kızım da 2 yaşını biraz geçmişti ki durup dururken kekelemeye başladı. Yazlıkta bir gün çarşıda saniyelik kaybolmuştu. O korkuya verdik. Kekelemesi devam etti ve beni aldı bir telaş. İnternetten araştırdım (ne kadar sağlıklı bir araştırma yöntemi bilinmez), çocuğu olan arkadaşlarımla konuştum. Çoğunda benzer şeyler olmuş. Üstüne düşme, cümlesini tamamlama, endişelendiğini belli etme geçer dediler. Çok şükür geçti. Bazen arada yine takılıyor ama aynı yöntemleri uyguladığımızda tekrar geçiyor. Ve yakın zamanda kaybolduğunda çok korktuğunu, çok ağladığını söylemeye başladı. Çocuk doktorumuza anlattım durumu. Acaba bilinçaltına mı attı dedim. Tam tersi, korkusunu anlatmaya başlayarak bilinçdışına çıkarmış dedi. Benim de araştırmalarıma göre çocuklarda 6 yaşına kadar olan konuşma problemlerinin üzerinde durmuyorlar. Sen de belirtmişsin zaten.

    Benim de naçizane ve haddim olmayarak bir kaç önerim olacak sana. Konudan biraz uzaklaşsan, çocuk anlatmak istemiyor belki, onun anlatmasını beklesen, belki o da bir şeyler üzerinde baskı yaratıyor diye düşünüyordur. Yanlış anlama çocuğa baskı yapıyorsun demiyorum, Edo öyle düşünüyor olabilir.

    Bunları ahkam kesmek için söylemiyorum inan. Her şeyi yaşayan bilir onu da biliyorum. Ama bi ikinize de zaman tanısan. Çocuklar kendilerini rahat hissettiklerinde daha kolay iletişim kuruyorlar. Yetişkinler de öyle değil mi?

    Bir de aklıma gelen ve acaba olabilir mi diye düşündüğüm bir şey var. Acaba 2 dil karışıklığı yaşıyor olabilir mi Edo? Evde Türkçe konuştuğunuzu zannetmiyorum ama ne bileyim aklıma geldi.

    Ya zaten senin gibi bir annesi olduğu için Edo ve Maya çok şanslı. Herkes böyle düşünüp dile getiremez düşündüklerini.. Ne de güzel anlatıyorsun çekincelerini bile..

    Son sözüm, birazcık daha zaman..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam nesli,
      Estağfurullah olur mu öyle şey, bilakis seviniyorum ben her türlü öneriye, eleştiriye geri bildirime :) çok sevindim fikirlerini paylaşmana.
      Şu "üstüne düşme" konusuna dönecek olursak. Ben tam tersi bugüne kadar "fazla rahat davrandım, fazla akışına bıraktım ve hiç üstüne düşmedim, o yüzden belki de şuan sıkıntı yaşıyoruz" hesaplaşmaları yapıyorum kendimle...
      -etkin konuşmuyor mu? Varsın konuşmasın, küçüktür büyüyünce düzelir. Hem ben onun derdini anlıyorum ya bana yeter. Bozuk yapılı gramer de kullansa, kelime hazinesi kısır da olsa sorun değil, gül gibi geçinip gidiyoruz işte.
      -ince motoru mu kötü? Varsın yapamasın, biz de onunla onun sevdiği oyunları oynarız, yapabildiği şeyleri yaparız
      -yemek mi seçiyor? Varsın seçsin makarna-pilav-köfte balık yiyor bunlar da okey. Sebze yemeyiversin.
      Hep böyle diye diye geldim zaten bugünlere :))) sırf çocuklarla değil bütün sosyal ilişkilerimde işleri akışına bırakan, hiç kimseyi zorlamayan, kimseden (incelik kibarlık dahil) beklentisi olmayan bi insanım zaten genel olarak. Hırslı, disiplinli, çalışkan, başarı odaklı falan bir yapım da hiç yok :)
      Yani demem o ki tam tersi asıl fazla mı saldım ben? Biraz zorlayaydım, el ataydım, üstüne gideydim keşke diyorum bazen...
      Yani bu ikisinin bir ortası, kararı, bir ince ayarı olmalı! İşte o noktanın peşindeyim ;)
      Birazcık zorlamak; ama bıktırmamak strese sokmamak! Biraz salmak ama fazla saldığını farkettiğim anlarda biraz üstüne gitmek... Ne bileyim ya bir ayarı olmalı bu işin :(

      Senin kız da Nasıl Kaşla göz arası kaybolmuş, cadı :)) valla ne kadar dikkat etsen de yaşanabiliyor böyle şeyler. Kardeşimle benim de var kaybolma maceralarımız :) ama olsun hiç korkma, kekeleme tepkisi vermesi de geçici birşey sonuçta, ileride hatırlamayacak bile;)

      Sil
  8. Ya Başagim vallahi karakteri boyle bence yaa. Halk arasinda ketum olarak adlandirilan, bildin mi 😁 Bak nasil bilimsel teşhis koydum. Icini rahat tut, iki cocuk ikisi de nasil farkli, ama ayni anne baba. Ben saldim çünkü dogustan gelen şeyler, genetik mi desek, ne bilem ne desek, degismiyor gibime geliyor. Über bi anasin bebişim valla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ketum ahsdklflg. Net doğru teşhis :D
      Saol Bebişim ya, bu Arada bu yorumları anca gördüm. Edo baya baya açılmaya başladı zaten bu arada. Fark gözle görülür cinsten <3

      Sil
  9. Eşin bence haklı ya okurken içim sıkıldı, Edo hem çokdilli büyütülen hem de (yazdıklarından hareketle söylüyorum) çok konuşmayı sevmeyen bir çocuk, kitaba göre büyümeyecek belli. Sen zaten psikoloji konusunda çalışıyorsun ve bilinçli bir annesin, nolur "çok mu saldım" diye paranoya yapma <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle! Kabul ediyorum zaten bunu, karakter meselesi. Bir de düşünsene hayatının ilk 6 yılında ne öğrendiysen hayatının geri kalanında onlarla gidiyosun! Yürüme, konuşma, ince-kaba motor, okuma yazma, mantık, basit matematik... Yani bir ömür götürecek şeyleri Aslında bu kadar kısa sürede öğreniyorsun. Müthiş bir nöral ileti var beyinde, herşey tak tak işleniyo.. Arada errör vermek, bu kadar yüklenince biraz takılmak kadar doğal bişey olamaz ki!
      Yapmıyom artık paranoya yaa onu da saldım :D

      Sil
  10. Edo da eşimi gördüm resmen, konuşmayı sevmiyor, ağzından kerpetenle laf alıyorum. Temel hayatı konuşmaların dışında knuşmaz, sohbet mi o ne saçmaşey tavrında bir adam. Ama konuştuğu zaman da endoğru, özet, mantıklı ,açıklayıcı şekildekonuşur pısıp kalırım. Zeka algı vs sorunu değil bu karakteri böyle.
    Buna görebir meslek ve eş seçerse gayet mutlu huzurlu birhayatı olabilir. Üzülecek , birşey değil , tabii anneyüreği farklı görüyorbiliyorum ama şuan yanımdaki (horuldayan) adam gibi olursa ilerde üzülecek birşey yok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Az konuşup, öz konuşan, güzel işler yapan insanlar candır <3 boş boş konuşup icraata gelince Bi halta yaramayanlardansa öp de başına koy :)
      İnşallah öyle olsun, benim de temennim bu <3

      Sil
  11. Merhaba Basak,
    Yazdiklarin bana oglumu animsatiyor ve su anda tam 4 yasinda..o tepkisizlik,donuk yuz ifadesi,anlamsiz bakis,vurgu olmayan kelimeler..ama ozel sinifa gittiginden bu yana sanki daha bir couzulme ve ilerleme var..Basak en cok neyi merak ediyorum biliyor musun? nasil bir kisiligi olacak? nasil saka yapacak mesela? anne bu nasil calisir,anne bu niye boyle diye soracak mi acaba?kendine ait ozgun bir fikri olup kendini ifade edebilecek mi? siz bizden daha ilerdesiniz gordugum kadariyla..4,5 yas kirilma noktasi demissin..Ben de oyle umuyorum..takipteyim sizi...paylastigin icin cok saol..

    YanıtlaSil