7 Mart 2017 Salı

Ucuz etin yahnisi


inek yahnisi! 'yahni' kelimesini bu filmden ögrenmistim :)


Bir ürünü alırken 4 kriterde değerlendiririp karar veririm:

1-marka bilinirliği (alanında belli başlı markalardan şaşmama. Adı sanı duyulmamış markalardan kaçınma) 
2-ambalaj albenisi (ah bu yüzden ne kazıklar yedim!) 
3-eş dost tavsiyesi (bimde satılan "çikonella" marka fındık kreması nutellanın aynısı valla, hatta daha güzeli) 
4-kendi çakallıklarım (dur ya ona o kadar para vereceğime şunu deyelim bakalım!) 

Şimdi birinci madde genelde yanıltmaz. Ayrıca aileden de böyle gördüm. Öyle zengin lüks içinde yüzen insanlar değildik tabii ama mesela gıda-temizlik maddeleri hep en bilindik markalardan alınırdı. Açık-kiloluk-markasız ürün alınmazdı eve. Giyim ve ayakkabıda da (bir Gucci Prada olmasa da keh keh) orta sınıf için "marka" kabul edilen şeylerden şaşmazdı bizimkiler. Markayla hava atmak için kesinlikle değil ama kaliteli-sağlam-dayanıklı-sağlıklı olduklarına inandıkları için. Az ama öz alınırdı. 

Ambalaja çok önem veririm. Mecaz anlamda değil ayol, kutu-paket-kavanoz anlamında :))) şık tasarımlı bir kutuda bişey gördüm müydü hiç dayanamam. Kötü ambalajlı şeyler hayata küstürür. Bazen ürünün iyi olduğunu bildiğim halde ambalajı kötüyse gıcık olurum o ürüne :)) 
Bi de "ayyy bitince, kutusuna bişey koyarım ben bunun" dediğim kutulara bişey koymam:) hepsi durur öyle. 



Eş dost tavsiyesinden de genelde cortlamışımdır bugüne kadar. Hadi gıda, gidilecek yer, restoran tavsiyeleri önemli değil, onları deneyip beğenmemek okey. Zevkler ve renkler! Damak tadı giriyor işin içine. Ama bazen iki ürün arasında kararsız kalırım. Bir defaya mahsus alınacak ürünlerdir hani. Ne bileyim Bi mutfak robotu, puset vs. 

İşte birşeyi biri çok över ve ısrar eder, ille de şu marka şu modelden al diye. Hiç içime sinmese de bir bildikleri vardır elbet diyip almışımdır... Sonu hep hüsran, sonu hep keşke kendi düşündüğümü alaydım pişmanlığı... Bunu yapmamak lazım işte, çünkü kendi kararın olan şeyin pişmanlığıyla, başkasını dinleyerek yaptığının pişmanlığı bir olmuyor... Bu her şeyde böyle! 

Ancak milletin lafıyla karar vermekten bu denli hoşlanmamama rağmen, kendim de acayip bir ürün övücüyümdür :) memnun kaldığım şeylerin acayip reklamını yaparım ve ben de insanlara "ille de bunu alın" diye tuttururum:))) 

4. Maddede yazdığım olay da sık başıma gelir ve her seferinde hay kafamı... Deyip gidip bir de üstüne markalısını alırım. "Ucuz mal alacak kadar zengin değilim" sözü tam benim için söylenmiş bi laf. 

Yalnız tabi tüm bunların altında yatan büyük tartışmalar var. 
*Bir marka sadece reklam giderleri, marketing ve ambalaja yatırım yaptığı için mi marka? Aynı kalitede olan muadil ürünün daha ucuz olmasının sebebi bunlara yatırım yapmaması olabilir mi? 
*aslında o marka diye bildiğimiz şeylerin bi numarası yok mu? 
*bu ucuz ama bilinmeyen markalardan güzel şeyler yakalama şansımız hiç mi olmaz? (Buna hemen cevap vereyim: o şans var ama çok az) 

Şimdi size kah marka adı zikrederekten, kah ticari itibar zedeleyerekten örnekler vereceğim:) biz bizeyiz şurda. 

Mesela krem, şampuan, kozmetikte dünya paralar verilen ürünlerin hiç bir numarası olmadığına artık ikna oldum! Mucizeler yaratmıyorlar, onu bırak 10da bir fiyatına satılandan hiç bir farkları yok! 
Mesela yüz kreminde estee lauder ve Chanel denedim, enayiliğime doymadım. Daha da denemem. Chanel kremim bitince içine bastım niveayı! Maksat zengin göstersin eheuehhehe 

chanel kutusuna nivea basma hareketim, temsili.

Fondöten, far rimel ruj kısmı verilen paraları hak ediyor olabilir bak. Ben pek sık kullanmadığım için ona verilen paraya acımıyorum. Bir rimel 2 sene gidiyor (o da bittiği için değil kuruduğu için). Bi far 15 sene gidiyor asdjglgllg. Muadilini kullanma ihtiyacı duymuyorum. Keza parfüm de öyle. 
Ayrıca ucuz fondötenle şanzelize kafe müdavimi gibi görünme riskleri de mevcut. Yani ne bileyim o turuncu görüntüler kötü fondöten yüzünden heralde. 

Mesela Zara aşırı kalitesiz siz de biliyosunuz bunu! Bir yıkamada ağzı gözü kayıyor penyelerin. Ama tasarımları çok güzel yhaaa. Bunu da bile bile almaya devam ediyoruz mesela. Danışıklı dövüş. 

Ayakkabı ve montta yarı fiyatına muadilleri oluyor, her seferinde onlara kanıyorum. Çocuklara alırken çok koyuyor valla... Çünkü yarım sezon giyilip küçülen şeyler. Diyorum "yuh anasının gözü" bu kadar para verilir mi be! Bakıyorum taş gibi ürün! Ne bileyim "su geçirmezlik, kar geçirmezlik sertifikası" da var. Alıveriyorum. Ama illa ki su geçiriyor yaaaa.... Kafayı yiycem. 

Sonra tövbe ediyorum, hamama gidip 40 tas su dökünüyorum. Diyorum ki "çocuğa alırken kıy paraya gitsin ayol! Sıcak sıcak rahat rahat giysin yavrular" 
Ama sonra aradan zaman geçiyor, sezonu geliyor yine almak icap ediyor, başa dönüyorum "yok yeaaa bu kadar para verilir mi" :))) 

Ha bu arada gidip de en dandiğini alıyor da değilim. Pahalı dediğim ürün 300 liraysa benim aldığım 150 lira! 150 lira da az para mı müdireler? 

Çocuklar için en mantıklısı 2. El almak. Ama onda da istediğin marka model, renk, beden; az kullanılmış temiz durumda ürün denk düşürmek zor. Her zaman olmuyor. 

Bir de bikaç kere yapıp bidaha yapmamaya karar verdiğim tecrübem şuydu: internetten sezon sonu indirimlerinden "seneye giyerler" diyip ayakkabı almak!

Onu hiç kestiremiyorum yaa. Çocukların ayaklarının 1 sezonda 3 numara büyüdüğü de oldu, 1 yıl aynı numarada kaldığı da... Maya'ya bu kış giyer diye aldığım bot hiç giyemeden elimde patladı misal... Ama penye türü şeyler oluyor bak. Oradan baya bi yürüdüm;) 

Şimdi size bin yıllık bir geyik çevireceğim. Bundan bahsetmeyeni dövüyorlar çünkü. Tommy hilfiger, calvin klein, dkny, Levis, converse gibi markalar biliyorsunuz Amerika'da hep 10 dolar. Ayrıca hep faqirler giyiyor orda bunları ashdjfkfkg 

Ama nedense yurdum insanı bu markalara ölüp bitiyor. 10 dolarlık malı 200 liraya almalara doyamıyor! İşte ben buna çok gıcığım. Çünkü gerçeqq enayiliq qeyfi budur! 

Hadi Levis la converse i muaf tutayım (çünkü gençliğimde almışlığım çok var hehehe) onlar biraz da ikonik ve nostaljik itemler.  Efsane modelleri hiç değişmeyen ekol parçalar. Ama zottirik düz penyenin üstünde tommy arması var diye, kıro işi çantanın üstünde kocaman Guess yazıyor diye, cnm siz hayırdır ya? (Not:sırf yurdumda değil burda da böyle o olay. Burada da bu markalar devasa fiyattan satılıyor ve matah bişeymiş gibi kapış gidiyor) Ha benim tomi tişörtüm yok mu? Her renginden var ayol, amarıga'dan 10 dolara aldım hepsini :))) 

'hofff gercekten ilk kez görüyoruz cok yaratici karikatür secimi' demeyin baqin! oldies but goldies hep bunlar


Bi de çok salak bi huyum var, bişeyi ucuza kapattıysam hemen söylüyorum fiyatını asfhjdkdk yani insanlar sormasa bile söyleyiveriyorum elimde değil. Mesela bkz. 
-çantan çok güzelmiş cnm 
-ay mango'dan aldım 12€ ya! Sezon fiyatı 50€du inanır mısın dev bi indirime denk geldim kıppppss:)))) 

Allahım ne gereksiz muhabbet! Niye şunu söylemeden "saol cnm" diyip geçemiyorum bilmem. Ay bak yine sinir oldum kendime. 

Kısacası baba erenler, ben bu işi beceremiyorum! Kah pahalısı iyisidir mantığına teslim olup paralar saçıyorum, kah dur ucuzundan alayım kar edeyim diyip elime  yüzüme bulaştırıyorum, kah saçma sapan stratejiler izleyip pişmanlar oluyorum. Alışveriş hususunda kendi içinde tutarlı, karakterli, sistematik yapısı olan bi insan değilim ne yazık ki :) en iyisi kendimi böyle kabul edeyim , ne yapayım:P





9 yorum:

  1. Ay cts günü ben de 10-10-20 eu dan toplam 3 çift ayakkabı aldım kendime yüzde 75 indirimliydi, e tabi bir de 37 no ayak avantajı birtek onlar kalmış :)) hemen söyleyiverdim ahaha aynen ben de öyleyim.

    Ben de çocuklara önceden almayı bıraktım çünkü özellikle kızım değil benim aldığımı mağazada gidip kendi beğense bile bir iki giymeden sonra beğenmiyor. Hep elimde patlıyor artık :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooh güle güle kullan gececiğim:) ama böyle cici bici şeyleri indirimden süper uygun fiyatlara alıvermek de bir başka keyifli değil mi? :P
      Ay o dönemden bütün kız anaları şikayetçi :)) aynen dediğin gibi "mağazadan kendi beğenip aldıkları şeyleri bile giymiyorlar bazen" diyorlar. Off çok gıcık valla, bakalım bizim cadı ne Zaman başlayacak o işlere :)
      Not: erkek kardeşim 15 yaşına kadar anam ne aldıysa onu giydi :))) en azından oğlanlardan yana işimiz kolay bu konuda ;)

      Sil
  2. ben bizim bebeye pazar ve mağaza ürünlerini kombinliyorum. mesela yüzde 40 pazar ürünü giyiyor ki onlar sıçırılıp sidiklenip kusmuklanıp hemen rezil olabilsinler. hele tuvalete alıştırma dönemini biz full pazar giysileriyle kapadık. iyi oldu. (evin dibinde meşhur Özkanlar pazarı var)

    mağaza ürünlerini de genelde indirimli alıyorum. onları da normal zamanlarında bokunu çıkarana kadar kullandırıyorum. mesela bir pantolon kısa pantolon haline gelip baharda giydirilene kadar kullanılıyor. üstler bol ve büyük beden alıyorum. çünkü bol bol giymesi de tatlı oluyor küçülüp zıpçıktı gibi giymesi de.

    her konuda güzel doya doya ekonomik ayar yaptım da ayakkabıda ben de cortladım. elimde kaldı hep. ona da şöyle yaptım. pahalı ayakkabı asla almıyorum. sağlıklı tabanı olsun yeterli. bir de tipini seveyim.

    teknolojik ürünlerde ve gıdada iyi markaya inanıyorum. hiç almam daha iyi kötü marka. ama tekstilde ve kozmetikte bilemiyorum. puştluklar yapılabiliyor gayet.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Alman anası arkadaşım 2 yaz önce Sapanca'ya bize geldiydi de pazara götürdüydüm. Hatun kafayı yedi :)) tanesi 3 liradan 20 tane falan tayt aldı bebelere ehehhehe. Eşe dosta da dağıtmış hatta herkes hastası olmuş :)
      Pazarda bazı penyeler efsane güzel. Yıka yıka hiçbişey olmuyo. Ben don atlet çorap üçlüsünü pazar dışında almam desem yeridir.

      Türkiye'den gelenlere de (anamgil halamgil) pazar donu çorabı sipariş ediyoruz lazım oldukça :D

      Çocuk ayakkabısında güzel ve rahat model yok yaaa! Rahatlar çok tipsiz, güzeller çok rahatsız :(

      Sil
  3. Güzel bişeyi ucuza almak herkesin övünmesi gereken mükemmel bir özellik bence skhkd Ben ayakkabı ve bazı kozmetikler harici feci ucuzcuyum ama yüze sürülen şeylerde ya markadan gidecen(nivea vb.) ya da paraya kıyacan, öbür türlü yüzün mahvoluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay şu cildime bakmayı oldum olası beceremedim yhaa :( bende öyle düzenli bakım, krem falan hak getire. Üşeniyorum yaaa:/ ben kızken (asdkflfl) Allah vergisi bebeksibıl bi cildim vardı, öyle aknedir sivilcedir siyah noktadır bilmedim, dolayısıyla da özen göstereyim de Cildi Adam edeyim alışkanlıkları edinemedim, ama yaşlandıqqq ne nikki :)

      Sil
  4. Yalnız yetistirilislerimiz nasil benziyor, belli markalardan az kiyafet belli yerlerden belli ürünler... Alisveris so konusu olunca ben de ayakkabiya verdiğim paraya acimam asla. Marka olsun ama markanin hakiki deri olan serisinden olsun- cunku onlar da zimpara gibi seyleri dunyanin fiyatina satiyorlar cogu zaman- spor ayakkabiysa en pofidik olani olsun diye ugrasirim. Bir de cilt urunlerinde ve gidada bilinen markalarin disina cikmam. Giyim icin mutlaka sezon sonunu beklerim. Yavruya da şöyle bi çözüm buldum simdilik: evde en az 5 kiyafet degistirerek aksama ulastigimiz için ucuzundan sekiz on ev cicisi, disariya cikmalik da 3 alt 3 üst bitti! Zaten oyle cabuk buyudu ki milyon kere yikadigimiz ev kiyafetleri bile eskimedi. Bi de ayakkabida paraya acimam dedim ama; yavru yürüdü yuruyecek suna iyi bi ayakkabi alalim dedik ama raflardaki pogaca kadar seyler benim en pahali ayakkabimdan daha pahaliydi!!!! Soyle bi elimi sürüp geri döndüm:))) bakalim ne yapicaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen gerçi eminim bu konuda 5000 sayfa okumuşsundur ama yine de bilmişlik edeyim: yürüme mümkün mertebe çıplak ayak (ev soğuksa kaymaz çorapla) başlamalı diyolla! Kasların ve ayak altı oyuntusunun en sağlıklı gelişimi öyle oluyormuş. Dışarısı için de çok yumuşak tabanlı (elinde büktüğünde burunla topuk daire şeklinde birleşecek) iyidir. Zaten dışarı çıktığında da km'lerce yol yürümüyorlar sonuçta, Bi kaç ortalıkta paytaklayıp hop yine pusete ehehhe.

      Bebe kıyafetlerine birşey olmuyo cillop gibi kalıyorlar da 2 yaştan sonra kıyafetlerin ayakkabıların hali fecaat :)) önlük giymem diyip tişörtleri yemek listesi etmeler, pantolonları çim lekesi yapmalar, ayakkabıların haşatını çıkarmalar falan paçozluk diz boyu :-))

      Sil
    2. Ahahhaa valla okudum:))))) iki yastan sonrasi hepten keseye zarar yani:) neyse, biz pacoz seviyoruz ailecek der oyle gezeriz artık:)

      Sil