3 Ağustos 2016 Çarşamba

"Farkındalık yaratmak" mı, "Aman canım bize ne" mi?



Toplumsal hayatta, insanlar arası iletişimde bir çok gerzekliğe, cahilliğe, hatalı davranış kalıplarına maruz kalıyoruz. Özellikle bu tutumlar bir yetişkin tarafından çocuğa karşı sergileniyorsa kayıtsız kalamıyoruz. Ters ters baksak, cıkcıklasak, içimizden kınasak da olaya müdahil olup olmama ikilemini yaşıyoruz. 

Dur ya böyle genele hitap etmiyim şimdi. Ben yaşıyorum diyeyim. Hatta bir örnekle de açıklayayım. Mesela bir kadın otobüste huysuzluk yapan çocuğunu : "Amca kızar. Şoför seni otobüsten atar. Şu teyze doktormuş sana iğne yapar" diyerek korkutuyor. Burada ne yapmalı? 


Çocuk onun çocuğu! Nasıl yetiştireceği bizi ilgilendirmez mi? Yoksa gayet ilgilendirir; çünkü o çocuk yarın öbür gün bizim binbir emek yetiştirdiğimiz çocuklarımızla aynı okullara gidecek; belki de bizim çocuğumuza türlü psikopatlıklar yapacak, mobingler mi edecek? 

Bizim üzerimize düşen "burnumuzu sokmamak" mı? Yoksa çok okuduğumuz, araştırdığımız, deneyimlediğimiz ve doğruluğundan emin olduğumuz bir konuda bir insanı yeri gelmişken bilgilendirmek mi? 

Tabi burda sorumluluk hissetmemizin tek kaynağı "bizim çocuğumuzla karşılaşabilecek olması" değil... Daha güzel, daha insancıl, daha rasyonel çocuklar yetiştirmek için; barış için, kardeşlik İçin :)  

Şayet 2. seçenekte karar kılarsak; yani bu davranışın hatalı olduğunu, güzel ve sade bir üslupla böyle yapmamak gerektiğini anlatmak istersek bizi yine başka ikilemler bekliyor olacak. Hatta üçlemler (başakito tdk sözlüğe yeni bir kelime armağan etti. İyi günlerde kullanınız) 
1-kadın çirkefe bağlayacak. 'Sana ne' diyecek (yüzde 70 ihtimal)
2-kadın yav he he diyecek ve ya hiçbirşey demeyecek. Ama bildiğini okumaya devam edecek. (Yüzde 29 ihtimal)
3-kadın teşekkür edecek. Bilmiyordum, hiç böyle düşünmemiştim. Hakkınız var diyecek. Bundan sonra böyle yapmayayım diyecek. Hatta yapanları ben de uyarayım diyecek ve Saadet zinciri başlayacak. (Yüzde 1 ihtimal) 

Açıkçası ben bu güne kadar hiç böyle bir müdahalede bulunmadım. Gözlemlediğim vaka sayısı ise 1000 amk :( 

Ancak kendi çocuklarıma yapılırsa sessiz kalmıyorum. Çünkü kötü niyetli olmasa da bazı şeyler bilinçsizce yapılıyor. Mesela daha geçen gün görümcem yaptı. Edo o gitmesin diye tutturuyor mızıklanıyordu. Bu da o ağlamasın ve yakasını salsın diye "Edo şimdi gidiyim yarın yine gelicem dedi" (gelmiycek) 

Edo'da henüz zaman kavramı yok. Muhtemelen "yarın"ın ne demek olduğunu tam olarak bilmiyor. (Belki de biliyor) Ama bilse bile çooook büyük ihtimalle hatırlamayacak, yarın onu sormayacak. Yine de ben uyardım kendisini. Edoya Hayır yarın "Tante" gelmiycek dedim. Başka bi gün gelicek, ne zaman gelebileceğine sonra karar veririsiniz birlikte dedim. Görümceye de sonradan tatlılıkla "çocuğu kandırma, asla yalan söyleme, bırak ağlarsa ağlasın tutmayacağın sözler verme" dedim. Benim kuralım diye söylemiyorum ama seninle olan güven ilişkisini zedeler dedim. Belki çok küçük bir olay ama ben böyle mevzularda bile uyarıyorum insanları. 

Dönelim konunun başına. Dedim ya bugüne kadar hiç tanımadığım insanları uyarmadım diye. Aslında alacağım tepkilerden ziyade nasıl yapmam gerektiğini de bilmiyorum. Şimdi "amca kızar" olayında giriş nasıl yapılmalı? 

-direkt çocuğu muhattap alıp "hayır tatlım. Amca kızmaz! Hiç bir amcanın, şoförün, doktorun sana kızma, senin can güvenliğini ve vücut bütünlüğünü tehdit eden bir uygulama yapma hakkı yoktur! Sen bu korkularla değil; huzurlu bir yolculuk geçirme, diğer insanları rahatsız etmeme, gideceğin yerde geçireceğin güzel vakitleri düşünüp rahatlama gibi daha farklı motivasyonlarla sessiz olmalısın" mı demeliyiz? (Hehe bu cümle biraz ağır oldu tabi, çocuk naaanlasın bundan. Ama hedef ana değil mi zaten? Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla;p ) 
Çocuğu muhattap almaktan çekinirim. Ne olursa olsun, çocukla doğrudan bizim iletişim kurma hakkımız da yok bence! İletişim değil de; çocuğa ders verme bir şey öğretme hakkımız yok ailenin izni olmadan. Bunu geçiniz 

-anasına çocuğun yanında "çocuğunuza davranış biçiminiz yanlış" mesajı vermek o anayı çocuğun gözünde nasıl bir konuma düşürür? Ayrıca kadın çirkefe bağlarsa da çocuk cillop gibi yeni bir leş davranış kalıbı daha edinecek! Annesinin hatalı bir davranışını daha kopyalayacak. Kaş yapayım derken göz çıkarmak bu olsa gerek. 

-bence olur da anayı birşekilde olaydan kısa süre sonra yalnız yakalayabilirsek konuşmak en doğru çözüm olur. "Biraz önce şu konuşmanıza şahit oldum. (Ben psikoloğum/öğretmenim ve ya bu konuda araştırma-çalışma yapmış bir insanım gibilerinden bir referans da verebiliyorsak daha da etkili olacaktır.) biraz önce "amca kızar" diyerek farketmeden evladınıza filanca mesajı verdiniz. Bunun sonucunda çocuğunuz falanca çıkarımı yapıp, kendini güvensiz hissedebilir." İyi niyetinize sığınarak sizinle bu konuyu paylaşmak istedim. Gibi bir muhabbet başlatabiliriz. 

Tabi burada kadının genel hal ve hareketlerinden; konuşma üslubundan, hatta giyim kuşamından bir önyargıyla nasıl bir tepki gelebileceğini de kestirebiliriz.

-cahil ama anaç, iyi niyetli bir portre çiziyorsa belki biraz şansımız var. (Yav hee he der geçer genelde ama belki farkındalık da yaratabiliriz kim bilir?)
-cahil, sinirli tahamülsüz bir portre çiziyorsa hiç denemeyiniz. Hele bir de yaşlıysa oooooww bebeğim. 
-cahil, kokoş, bakımlı ve iyi giyimliyse yine büyük ihtimal ağzımızın payını verecek çeçeronlukta olacaktır:) bunu da denemeyin derim :))) ama bu kategoride olup zır cahil olmayan, sadece büyüklerinden-etrafından böyle gördüğü için böyle davranan bir kadınsa yine biraz şansımız olabilir. 
Ay ne kategorize ettim be. Kategorilemelere doyamadım. Farkındaysanız insanların cahil olduğunu da bir bakışta şıp diye anlıyorum, maşallah. Of kendimden tiksindim şuan bi saniye. 

Uyarılma konularında 2 minnoş anımı anlatıp kaçıyorum. (Sokakta Teyzelerden gelen; bu çocuk üşür giydir. Bunun karnı aç emzir uyarıları saylanmıyor) 

Birincisi lisedeydim. Arkadaşımla durakta otbis bekliyoduk. Ark.ım atladı "hadi hadi belediye geliyo" Dedi (ben değil. Bi arkadaşım ekolü) O esnada durakta takım elbiseli jilet gibi bir amca :
"Belediye bir kurumdur evladım. Gelemez. O gelen belediye otobüsü" Dedi 
Biz tabi o an amcadan kaçıp ölümüne taşak geçsek de, aslında benim çok hoşuma gitmişti. Ve hep dikkat ettim dilin doğru kullanımına! Hata yaptığımda hemen farkederim ve ikinci cümlede düzeltmeye çalışırım hatamı. Böyle bir refleks oluştu. (Buraya yazarkenki kelime ve gramer deformasyonlarım tamamen bilinçli! Büyük harf, küçük harf, kesme işareti kullanımı ihmalim de telefonda yazmaktan ve üşengeçlikten. Umarım farkındasınızdır. Kıppps) 
Hele ki dahi anlamındaki -de lerin bitişik yazımı falan o kadar çok çıldırtıyor ki beni, inanamazsınız. 

İkincisi de geçen gün markette 150 yaşında bir hanımteyze öyle tatlı bir şekilde uyardı ki beni, uyarısını hiç siklemesem de kadını tutup öpesim geldi. 
"Aşkcım, sevgilicim" anlamına gelen (yine bizzat benim çevirim) "schatzilein" diye bir hitap vardır burda. Küçültmenin de küçültmesi! Çok hoşuma gider. Kadın aşırı bir tatlılık ve ipek gibi bir ses tonuyla yanıma yanaşıp "schatzilein" Dedi! "Yanlış anlamazsan sana birşey söyliycem, eminim çok iyi ve dikkatli bir annesin sen. Ama biliyor musun geçen gün ne duydum? Market arabasına bu şekilde oturtulan bir çocuk düşmüş biliyor musun? 

(Mayayı kastediyor. Sepetin oturak yerinde sabit değil de, içinde serbest dolaşım halindeydi. Kolundan çaktırmadan tutuyordum çünkü artık oturtmaya çalışmaktan ciğerim solmuştu. Alışveriş de bi şekilde kavga gürültü yaka paça bitmişti zaten, artık arabaya ulaşmaya son 3 dakka kala saldım mayayı) çok dikkatli olmak lazım yavrum" dedi.

Ya öyle tatlı dedi ki ama kadın bunu, içime sokasım geldi kadını. 
Haklısınız teşekkür ederim dedim. Evet çok dikkatli olmak lazım dedim. Gül hatırı için aldım mayayı hemen kucağıma iyi günler diledim. 

teyzenin gözünde ben (temsili) :P


Ha oturtmamaya devam edicem mi? Bence evet :) çünkü ayıptır söylemesi reflekslerime çok güveniyorum ve mayanın da öle zönk diye atlama huyu falan yok. Tırsıyo şapşik öyle yükseklerden aslında. Ama dediğim gibi, alışveriş esnasında dikkatim başka yerdeyken falan asla değil de, anca böyle artık son bi gayret bi yandan bunu tutup bi yandan otoparka yürürken falan. 

Gördüğünüz gibi ben de ilk örnekte, farkındalıktan nasibini alıp hayatına uygulamış; ikinci örnekte ise yav he he diyip cehalete devam etmiş bir kadınım :) ama en azından yok teyze o işler öyle deil tutuyom ben yeaa falan diye savunmadım cahilliğimi :) Bu da bişey ama di mi? Yerseniz. Yemezseniz bana getirin. Ben yerim :)






7 yorum:

  1. Bu yazı öyle bir anda geldi ki o ikilemi yaşadım birkaç saat önce. Öyle sinir oldum ki iki koskoca adam plajda çekirdek yiyor ve kabuklarını kumlara atıyordu ve tabi ki temizlenmeyecekti o kumlar. Öyle köpürdüm ki çocuklar kum yerine pislik dolu kumlarla oynuyor. Adamlara ters baktım süzdüm inceledim desem mi demesem mi en sonunda sesimi çıkaramadım çünkü utanacak tip değillerdi biraz da korktum. Zaten arları olsa yapmazlardı dedim yürüdüm geçtim. Aslında benim örneğimde şimdi aşağıda yazacağım yöntemi yapsaydım olurmuş ama aklıma gelmedi o an sinirden.

    Bazen böyle olumsuz durumlarda ben de direk muhattap ile değil o kişi duyacak şekilde çocuğumla konuşuyorum. Mesela adamların yanından geçerken, çekirdek yerken çöplerini asla kuma atmamalıyız annecim, yoksa oynayamayız, doğa kirlenir demeliydim. Sen de otobüsteki kadının tavrı için çocuğuna şöyle açıklayabilirsin. Bak onun annesi böyle dedi ama aslında öyle birşey yok, şu sebeple böyle dedi gibi. O zaman sanırım bizim çocuklarımıza olası muhtemel etkilerini sıfırlamış oluruz en azından

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada ben de "de"nin yanlış kullanımına takık haldeyim fakat yorumda be kadar da çok "ki" kullanmışım :/

      Sil
    2. Haha biraz sinsi ama güzel bir yöntem :XD en azından kıssadan hisse kendi çocuğumuza mesaj vermiş; ya da onun korkularını gidermiş oluruz. Haklısın. "Hanım hanıııım birşey diyeceksen gel yüzüme söyle" falan derlerse de ben sizin davranışınızı hatalı gördüm ama size bişey demiyorum 1 sn cnm kendi çocuğuma doğruları öğretiyorum şuan, susar mısın ltf? Diye epik bir bağlayış gerçekleştirebiliriz. Brava! :)))
      Bu arada gece'ciğim, yazının genelinden dalgınlık ve ya telefon azizliğinden mi hata yapılmış; yoksa kural bilmemekten mi hemen belli oluyor zaten. İçin rahat olsun. Benim de içim çok rahat çünkü Hahahah sosyal medyada milyon tane hata yapsam da dilbilgisi ve yazım kuralı testi getirsinler mesela full çekeceğimi düşünüyorum şahsen ;) bence sen de öylesin :*

      Sil
  2. Bizim sipanin beni 4 saat parka esir ettiği, artık Karnım aç-susuz-cis gelmiş halimde, bebe tarafından 777 kez reddedildigim anımı görüp işime karışan insanlardan nefret ediyorum.

    Hadi oğlum bak artık gidiyoruz, yoksa seni zorla götürürüm gibi suratsizken bana;

    Ay birak onlar çocuk, oynasın daha..
    denmesi beni cildirtiyor.

    Benim oğlum 9 da uyucak hanfendi, 45 dk kaldi. Siz 12 de uyuttugunuz ve parka henuz yeni geldiginiz icin ben size 'o daha cocuk, erken uyulmalıdır' diyor muyum?

    Tabi ki cvp bile vermiyorum. Ve bu olayı çok yaşıyorum.

    Karışmam ben Başak. Tatlı uyarılar işe yarasaydi, insanlar en basit çevreyi temiz tutma sevgisinde birleşirdi.

    Nanay diyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bugüne kadar kimseyi uyarmadım. Uyarmam da sanırım. Ama bu örnekteki gibi çocuğu "korkutma, travma yaratma, psikolojik olarak terörize etme" durumlarında bir "çocuk istismarı" söz konusu! Yani burada sessiz kalmak da bana kendimi sorumlu hissettiriyor. Kötü hissettiriyor :( haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan hissettiriyor. (Abart)
      Ne bileyim şoför kızar, muavin döver, kondüktör ağzına sıçar falan demek ciddi korkunçlu geliyor...
      Tabi ki; şunu giydir, bunu yedir, şu saatte yatır gibi uyarılardan bahsetmiyorum. Ondan hakkaten bize ne. (Ve de kime ne)
      Bilemiyorum Altan, ben net değilim ya bu konuda. Amaaan bana ne rahatlığında olamıyorum. İçime dert olanzi.

      Sil
  3. Ben hiiiç karışmayan, kendime karışıldığında da pişkince gülümseyip ani bir mizah darbesiyle olayı sakince geçiştiren ana tipiyim. Bir tek kızım "niyeeee niyeeee" krizine girince bazen kalakalma hali yaşıyorum, mesela 3 yaşında ellerine oje sürüp anaokuluna yollanan bir iran menşeyli kız var sınıfında ve o sürebilirken kendisinin neden oje süremediğini çok sorguluyor haklı olarak, şu ana dek hep "büyük kızlar ve anneler sürer" demiş bulunduğum için de diyecek bir şey bulamıyorum ve direkt "çünkü bizim evimizde böyle bir kural var, x'lerde bu kural yok demek ki" diyip çocuğu sinir ediyorum ama başka ne edeyim bilemiyorum, fikri olan..?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha senin taktikten başka çıkar yolumuz yok sanıyorum, ben de aynı yöntemi uyguluyorum :)
      "Her ailenin kuralları farklıdır. Çocuklar için doğru olan şeylere anneleri ve babaları birlikte karar verir. Biz x davranışını doğru bulmuyoruz ve beğenmiyoruz. Onu yapmamak aslında daha uygun ve daha güzel bize göre" diyorum mesela.
      Ha bir de "onun annesi neden izin veriyor o Zaman" kısmının üstünde durmadan konuyu "biz neden izin vermiyoruz" kısmında yoğunlaştırmak lazım. Bizim neden izin vermediğimiz kafasına yatarsa; öbür durumu sorgulamayı bırakır zaten. Hala ona takıksa bizim açıklamamız kesmemiş demektir:)) Neden istemediğimizi anlatmak konusunda biraz daha çalışmalıyız :)
      "Beğenmek-beğenmemek-güzel" kelimeleri edoya özel bu arada. O çok kullandığı için ben de bu kelimeleri seçiyorum. Yani bizim beğendiklerimizi dayatma değil de aile içinde kolektif bilinç oluşturma çabası :))

      Aynı durumun bizdeki versiyonu da komşu çocuğun çığlıklar atarak ve anırarak oynaması, benim sinir olmam. Çocuk anırırken ben edoya hayır lütfen o atabilir ama sen çığlıklar atma şeklinde uyarıyorum ve bu konuşmayı yapıyorum. Bu arada çocuğun attıkları oyun, eğlence, kahkaha çığlığı değil. Amaçsızca manyakça çığlıklar işte. Aşırı sinir oluyorum, neden yaptığını ve anasının da neden vazgeçirmeye çalışmadığını anlayamıyorum. Yoksa gürültüye, şamataya eğlenceye asla karşı değilim. Ama o çığlıklar gerçekten leş ya :)

      Sil