17 Ağustos 2016 Çarşamba

Siyah domates

"İki ekmek" dedi Funda, iki ne güzel bir sayıydı. "Bir lira" dedi Tahir, bir ne güzel bir sayıydı. Beş lira uzattı Funda, lira ne güzel bir paraydı. Kasadaki hazneleri karıştıra karıştıra dört lira bulup uzattı Tahir, kasa ne güzel bir aygıttı. "Teşekkür ederim" dedi Funda, teşekkür ne güzel bir kelimeydi. "Rica ederim" dedi Tahir, etmek ne güzel bir fiildi... 

İlk buluşmaları, haliyle Tahir'in mahalle hudutlarının birkaç sokak dışındaki tek göz odalı evinde gerçekleşti. Sabahın körüydü. Tahir fırına hasta olduğunu söylemişti, Funda ise annesine açıköğretim lisesi sınavına gireceğini. Tahir yalan söylemişti, Funda ise doğru. O yüzden Tahir sadece bir günlük yevmiye, Funda ise lise diplomasını kaybetti..




***Bu yaz kitap okuma açısından oldukça verimsiz geçti. 3-4 kitap ite kaka anca bitti. 
Son 5-6 yıldır neredeyse yalnızca Türk yazarları okuyorum. Çünkü çeviri romanlar tat vermemeye başladı. Orijinal dilinde (ing. Ve alm.) okuyacak kadar da yetkin değilim. Çünkü "konuyu anlamak" "heyecana aksiyona kaptırmak" değil artık hedefim. Dilin inceliklerinde, betimlemelerde, sözcüklerin kökeninde, cümlelerin güzelliğinde kaybolmak. Bunu da "Türkçe" yazılmış kitaplar dışında kolay kolay yakalayamıyorum.
Bir de Türk klasiklerinde baya bir eksikmişim, bunu farkettim. Çocuklukta ve ilk gençlikte Dünya klasikleri, Rus edebiyatı; ergenlikte aptal polisiye ve best seller romanları, üniversitede felsefe ve yeraltı derken genç yaşta okunması gereken bir çok romancımızı atlamışım. 

Yukarıda iki paragraf alıntıladığım Romanın adı "siyah domates" değil. (Bazuka, Murat Uyurkulak) 



***Bu yaz yaşadığım şeyin (her ne ise) artık son evresindeyim. Hepimizin bildiği meşhur kübler-ross modelinde bu şeye "yas" deniyor ve 5 evresi var. Tabi benim yaşadığım kayıp "gtümün keyfi, anamgile çocuk kitleme şansı, ve çeşitli goygoy fırsatları" kaybı olduğundan, bu kayıp için yas ilan etmek çoğayıb olur. 
Ama modelin güzelliği de burada ya, derdin büyüğü küçüğü demeden herşeye uyuyor. 

Kübler-ross modeli
1-inkar (olay: darbe girişimi gecesi! önce bir n'oluyor amk deyip şaşırma. Yok canım gideriz yea bişey olmaz diye durumu ciddiye almama.) 
2-öfke (gidemeyeceğimize karar verince hofff pofff napıcam ben koca yaz Nasıl geçecek isyanları) 
3-pazarlık (izinler açılır anamgil gelir, o da olumlu! Diyerek ölümü görüp sıtmaya razı gelme. Ya da bakarsın ohal kalkar, olaylar yatışır belki 2 hafta da olsa biz gideriz diye türlü kuntizlikler.) 
4-depresyon (uyuz olunan tayfa misafir ağırlanması, çocukların ar damarının çatlaması, annemin bi geliyorum- bi gelmiyorum belirsizlikleri ve sürekli umut-hayalkırıklığı döngüsünde debelenilen uzunca süre) 
5-kabullenme (şuan buradayım işte. Annem gelse de olur gelmese de. Artık gerçekten hiçbir beklentim, planım programım yok kendime ayırabileceğim zamanlara dair. Öldürmeyen şey güçlendirdi mi bilmiyorum ama delirtti orası kesin! Bu gelen de deli gücü olsa gerek :Pp annem biletini cumaya aldı-evet 2 gün sonra cuma- ancak hala; yurtdışı çıkış izni dilekçem rektörlükten onaylanmadı, gelemeyebilirim falan diyor.... Edo hala ananesi gelecek diye her gece gün sayarak uyuyor. Biz gitsek ya? Falan diyor. Neyse daha fazla ajitasyon kaldırmıyor bünyem. Size de yapamayacağım. İnsanın kendini ajite etmesi, her şeyden şikayet etmesi de biyere kadarmış ya. O olay da baydı beni. Sıkıldım ayol. Neyse ne diyorduk. Yaz bitti zaten neredeyse bundan sonra "olursa ekime olmazsa skime kadar" evresindeyim) 
Siyah domates'in bu olayla da alakası yok.

***Bizim evde kendine bir tabak yemek, salata ve ya sandviç hazırlayıp rahatça yemek imkansızdır. Sebep maya! Haris ve ben de bu durumdan muzdarip tayfa. Çünkü maya ne kadar tok olursa olsun, koca bir tabak yemeğini üstüne meyveli yoğurdunu, dondurmasını yiyip cila çekmiş dahi olursa olsun, yemek yiyimleyen insan gördü mü anında kedi gibi gidip yiyicinin kucağına çöküyor. Ve o tabağın da en az yarısını yiyor! 

Hem kendi yemeğimi onunla paylaşmak istemiyorum, lokmama göz dikilmesini sevmiyorum ; hem de maya bu kadar çok yemesin istiyorum. Çünkü zaten dombili ve porsiyon kontrolü şart. 
Aynı anda sofraya oturduğumuzda da kendi tabağından çok benimkiyle ilgileniyor (yediğimiz şey aynı halbuki) ıh mıh mızık büzük diye atlayıp benim tabağımla haşır neşir ve zaten birlikte yerken zırrrrnık huzur vermiyor. E hadi bunları doyurayım da öyle yiyeyim madem diyince de maya hanım okeye dönüyor. Peki siyah domates bunun neresinde? Burda da yok :) 

***Siz hiç siyah domates gördünüz mü? 

görmediyseniz görün.



iste geldik sonunda siyah domatese. Bizim bahçede yetişiyor. Dışı siyah içi kırmızı. Tadı normal cherry domatla aynı. Bi numarası yok. 
Bahçenin ön tarafında normaller de var. 50 kere tembihlememize ve arasındaki farkı öğretmemize ramen (bu çocuklar ya renk körü, ya fikirsiz ya da ortalama 3 yaşında. Bu 3 nedenden biri! ) 
Geçen bir kase dolusu yeşil domates toplayıp gelmişler :)))) bir yandan heycanlarına, gururlarına ve şapşiliklerine içim erirken bir yandan da binbir emek yetiştirdiğimiz domatlarımızın mındar olmasına kahırlandım. Köwlülük=20 points ziraat=0 points benim bebelere! 





7 yorum:

  1. Murat Uyurkulak- Tol okumuştum, 4 sene önceydi. Teyzem keşfetmiş, bana hediye etmişti. Hala bestseller olmamasına şaşıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bestseller olacak kadar da tırt Deil ya hemen gömme :))) ben severim yav, har ve tol dahil 4 kitabını okudum ve biyendim.

      Sil
    2. Nasıl duyulmadi demek istedim. Ben de cok sevdim.

      Sil
    3. Hehe tağam ozaman. Sevmeyeni de çok var ondan şaaptım :) ya benim bahsettiğim geç kalınmış okumalar; Yaşar Kemal, Oğuz Atay, Sabahattin Ali, Yusuf atılgan gibi daha ziyade. Bir çoğuyla 25imden sonra tanıştım, büyük kayıp. Orhan Pamuk ve ihsan Oktay Anar aşkımdan bahsetmiyorum bile kalp :) Ama son dönemden de sıkı yazarlar çıkıyor. Ben memnunum gidişattan :P

      Sil
  2. Yeni arayışlardayım ben de bu yazara bakayım.

    Bende iki tane yemeyen bebe çıktı. İkinler ne bulursa yer didiler bir heves bir heyecan kursağımda kaldi vallahi ühühü

    Moral bozmak gibi olmasın ama keşke tatili ertelemeseydiniz. Çok korktuk ettik ama şimdi ortalık sakin ve inşallah da böyle devam eder amin

    Siyah domatesi duymuştum sanki ama görünce şimdi çok değişik geldi. Bu fotoyu doğagünlüğüme koyayım izin verirsen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok Yiyen çocuk da zor yemeyen de :) ikisinin ortası yok bende :)))
      Güzel geçmesine çok sevindim, iyi ki gitmişsiniz. Ama bizde annem ve babam yoğum çalıştılar izinler iptal olunca en büyük sorun oydu. Annem akademisyen olduğu için Üni. Çok karışıktı malum görevden alınmalar soruşturmalar vs vs. Bütün gün okulda kalacaktı. Ben de onlar sabah 8 akşam 5 mesai yaparken tek başıma sıkılırım ve daha da zor olur diye istemedim. Yabancı çevre, ev kidsproof değil falan. Orada daha da beter peşlerinden koşmak gerekiyor:(
      Domatları tabi ki kullanabilirsin. İstersen farklı açılardan da çeker yollarım. İlginç görünüyor di mi? :)

      Sil
    2. Valla o zaman iyi yapmışsınız diyebilirim çünkü anam babam evde ama yine de bir yoruldum ki sorma, dediğin gibi herşey silbaştan yeni evlerde. Foto yeterli güzel görünüyor çok teşekkürler

      Sil