12 Ağustos 2016 Cuma

Vatan millet Donau* (meh.meh)





Milliyetçilik ne acayip şey! Ben ki teoride aşırı saçma bulurum. İnsan doğduğu yeri, anasını babasını soyunu sopunu seçemez ki... 

O vakit bunun neresi gurur duyulacak birşey olsun? Bir millete mensup olmanın, yüzyıllar önce yapılmış savaşların, kazanılmış zaferlerin nesiyle övünelim? 
Kaldı ki, savaşlar kadar korkunç birşey yok. Savaş dediğin şey; gencecik insanların vahşice katli, bebelerin anasız babasız bırakılması, evlerin köylerin yağmalanması, kadınların ırzına geçilmesi değil mi? O zaman içinde 'kan, ölüm, düşmanı yenme, şanlı zafer' kelimeleri geçen marşlarda tüylerin diken diken olması niye? 

Ben ecdat sevici ve geçmişle boş beleş övünücü bir insan değilim. Aile içinde de böyle bir "türklüüük, ecdaaaaad, tariiiih" galeyanıyla büyütülmedim. Tam tersi bizimkiler zamanının sıkı solcularından olduğu için, onlara göre milliyetçilik=faşşiklik

Hep söylerim: doğduğum yeri seçebilecek olsaydım Türkiye'yi seçmezdim. 
Her ne kadar mutlu ve travmasız bir çocukluk ve ergenlik yaşadıysam da, buraya gelince daha iyi anladım ki aslında devletimiss bize hiç bi bokum hizmet sunmamış. Kötü eğitim sistemi, sorgulamayı kabul etmeyen ezberci müfredat, spor-sanat-bilim adına son derece kısıtlı imkanlar, büyürken çevremizde sürüsüne bereket  maruz kaldığımız zır cahil ve yobaz insanlar, uğradığımız taciz ve istismarlar, heryerde kol gezen fakirlik, yoksulluk, yoksunluk... Daha sayayım mı? Saydıkça içim kararıyor. 

Ama nasıl birşeydir ki, milliyetçilik ve ülke sevdalısı olma duyguları bu kadar kıt olan benim bile; bir İzmir marşı, bir Harbiye marşı duyduğum anda, Pavlovun köpekleri gibi, ağır bir şartlı refleksle "tüylerim diken diken" dikeliyor. İçimden yürü beaa diye bişeyler kopup gidiyor. 
Olimpiyatlarda bir Türk haltercinin başarısına istemsizce gözlerim yaşarıyor. 

Yani nasıl aşılanmış ve kazınmış bu duygular bize. Anlamak mümkün değil... 

Ya da tam tersi, belki de tam da bu sebepten anlamak mümkün.. Yani ben bile böyleyken, oğlu şehit düşmüş bir ananın "vatan sağolsun, bir oğlum daha var o da vatana feda olsun" demesi anlaşılabilir. Benim gibi teoride milliyetçilik karşıtı ama pratikte light milliyetçi bi insanın vücudu böyle tepkiler veriyorsa... Öyle bir adanmışlık, öyle bir motivasyon... 

Neyse geleceğim nokta şuydu. Geçen gün resmi olarak avüstüryan ilan edildim. Milli marşı okudum, ve iyi bir vatandaş olacağıma yemin içtim :)) 
Orada Türk vatandaşlığımı resmi olarak bırakıp başka bir ülkenin vatandaşı sayılıyor olmam bende duygusal bir etki yaratmasa da, birazcık ikiyüzlü hissettirdi. Çünkü milli marşı söylerken hafiften içimden taşak geçtim. 

Avusturya'lı arkadaşlarım beni canı gönülden tebrik edip, hayırlı olsun dileklerini gözleri parlayarak sunarken onlar da hafiften taşak geçtiler. Bundan sonra adını da değiştirelim. Has avustur adı bulalım sana: mesela Gertrude olsun dediler. Eh madem artık Türk deilsem nah size kısır! Nah size sigara böreği! Bundan kelli dedim. O zaman hemen laflarını geri aldılar. Çünkü kimse sigara böreğimden bir daha yememeyi göze alamazdı. 



*Donau: Tuna Nehri (alm.)





4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Siz Türk'ler Nasıl diyooooğr
      Eyvallah ciğerim :*

      Sil
  2. Yazını gündüz okudum o zamandan beri düşünüyorum. Ben de son birkaç yıldır hangi milletten olalım ne farkeder, hatta ülke sınırları değişirse değişsin yeter ki insanlar huzurlu yaşasın savaşlar olmasın diye düşünüyorum ama galiba şu milliyetçilik kavramı, onun bunun empozesinden daha derin anlamlara sahip. Galiba benliğimiz bir topluluğa ait olma ihtiyacı duyuyor, o ihtiyacı giderince de diğer topluluklardan iyi olmak istiyor hep bu yüzden marşlarda göğsümüzün kabarması sanırım.

    Yeni vatandaşlığın hayırlı uğurlu olsun fakat kısır yaptığın sürece türk olarak kalacaksın demektir :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın bence de sanırım bu toplumsal ve sosyal bir ihtiyaç. İnsanlar ortak paydalarda buluşmak istiyor. Ama geri kalmış ülkelerde bu "din, ırk, millet, ümmet" söylemleri çok daha tehlikeli boyutlarda seyrederken; ileri toplumlar daha rasyonel olabiliyor. Mesela ben de bu süreçte yeni öğrendim, Avusturya milli marşının "şanlı yurdun oğulları" olan kısmı "oğulları ve kızları" olarak 2 yıl önce değiştirilmiş. Modern düşüncenin gelişimiyle sürekli bir devinim içinde din ve milliyet kavramları.
      Bizde ise değiştirilmesi teklif bile edilemez maddeler dahilinde. Bizde "kadın" demeye bile korkuluyor, ısrarla "bağyan" tanımı kullanılıyor :)) bu konuda uzun uzadıya tartışılacak çok şey var aslında konu konuyu açıyor :)
      Çok teşekkür ederim gece! Şuan vizesiz seyahat ve ülkenin sunduğu sosyal imkanlar bakımından gayet hayırlı oldu gibi görünüyor ama bakalım ;) kısır forever!

      Sil