Edo daha bebekken derlerdi, ay bir konuşmaya başlasın, hiç susmayacak. Neden? Neden? Sorularıyla bunaltacak diye.
Ahh o günler bir gelsin derdim... Hiç de bunalmam vallahi! Benim meraklı küçük kaşifim dünyayı keşfedecek, annesine sorular soracak; ben ona herşeyi anlatacağım, çok ilginç bilgiler öğreteceğim, birlikte kitaplar okuyacağız, merak ettiklerini araştıracağız. Akıllı bıdığım acayip yorumlar yapacak, bir yandan yüzümde huşu içinde bir gülümseme bir yandan gururdan hindi gibi kabarmışım, kafa kafaya verip birbirimize Işık olacağız (dırırıırnoykkk ziiuyyv ziyv ziv burda çalan plak bozularak susuyor efekti var)
Geldi dostlarım o günler. Ve tabi ki hayaller Paris, gerçekler Bağcılar şanzelize cafe.
-nödönnn? Diye soruyor.
Cevaplarımı dinlemiyor, sormuş olmak için soruyor. Anladığına ve ya tatmin olduğuna dair en ufak bir mimik kıpırdamıyor. Ben her defasında her şeyin tek bir nedeni olamayacağı için bir sürü neden sayıyorum, farklı kelimelerle cümleler kuruyorum, örnekleri çeşitlendiriyorum. Ama o, hiçbiriyle ilgilenmiyor ve cümlem bitmeden hemen gene yapıştırıyor:
-nödönnnn?
Bir de bu açıklamalarda çok spontan davranmamak gerekiyor. Çünkü kurduğunuz cümlelerden mutlaka en abuk olanını yakalıyor:) o yüzden en geçerli ve mantıklı cevabı bulup zirvede bırakmak, tek cevapta sabit kalmak daha iyi. Özellikle de benim gibi ağzı torba olmayıp da büzülemeyen anneler için. Çünkü mesela şöyle bir olay oldu aylar önce:
Emniyet kemerini takmak istemedi. Takmak zorundayız dedim. Neden? Dedi. Güzeeeel.
-çünkü emniyet kemeri bizim can güvenliğimiz için gerekli.
-nedennnn?
-çünkü emniyet kemeri bizi çarpmalara karşı korur.
-neden?
-çünkü araba fren yapınca düşmememizi sağlar, bizi tutar.
-nödönnn?
-çünkü ben de kemerimi takıyorum, maya da takıyor, papi de takıyor. Herkes takmalı.
-nödönnnnnnnn?
-çünkü bu bir trafik kuralı.
-nödönnn?
-çünkü takmazsak polis bize ceza yazar (hay dilimi eşşek arısı soksun)
Polisin ceza yazma olayı o kadar ilgisini çekti, o kadar hoşuna gitti ki. O gün bugündür alakalı alakasız herşeye "polis ceza yazar" diyo. Yemeğini yemezse polis ceza yazar, mayayı iterse polis ceza yazar herşeye ceza yazıyor polis; öyle bir atmosfer hakim.
Ayyy ennn sinir olduğum şeydi böyle köwlü işi doktor iğne yapar, polis götürür falan diye çocuk korkutmak. Bizzat başıma gelmesin mi! :)) sanki ben polis ceza yazar diye korkutmuşum, hatta onlarca kez söylemişim de pekiştirmişim gibi! 1 kere yaaa, 1 kere ağzımdan çıkıverdi; ne o bir sürü nedensellik bağıntısı kurmalıyım her sorduğuna farklı cevaplar vermeliyim inadım yüzünden :))) O yüzden artık yaratıcılığıma biraz ket vuruyorum ve sağlam tek bir argümanla karşısına çıkıyorum. Boyumun ölçüsünü aldım.
Neyse bu "neden" diye sormalar yine hadi iyi. Cevaplarla ilgilenmese, açıklamalarım ona birşey katmasa da (biliyorum canım, illa ki katıyordur. Ben hayal ettiğim tepkileri alamayınca bozuluyorum sadece. Ama eminim ki zihninde prosesliyordur ve uzun vadede meyvelerini toplayacağızdır. Şimdilik sadece gıcık :) en azından neden? Sorusuna cevap aramak onun en doğal hakkı.
"Neden" dışında bir soru türü daha var ki asıl bu evlerden ırak :) sabırsızlandığı
durumlardaki "ne zaman" anlamına gelen soru kalıpları bunlar. Mesela makarna pişiriyorum ve her 20 saniyede bir "Pişti mi?" Diye soruyor :)
-hayır annecim pişmedi daha
-Pişti mi?
-bak şimdi bu tencerede su kaynıycak, baloncuklar çıkıcak, ondan sonra makarnayı içine atıcaz.
-Pişti mi?
-hayır bak daha baloncuk çıkmadı
-Pişti mi?
-tamam baloncuk çıktı. Makarnayı atalım
-Pişti mi?
-biraz bekliycez. Makarna yumuşak olunca Pişti demektir.
-Pişti mi?
-hayır. Bak içine çatalı birlikte sokalım. Bak hala sert, yumuşak olunca...
-Pişti mi?
-.....
İşte burada evliya sabrı lazım. Ki bende malesef o yok. Vardı bitti. Pazartesi yeni mal gelecek. O zaman şaaparsanız...
Aynı durum evden çıkmalar için; ne zaman gidicez?şimdi mi? iPad kotası için; ne zaman oynayabilicem? Şimdi mi? Ve daha niceleri...
Ama anne manyaklığı işte, sütten ağzım yanmasına ramen Maya'nın konuşacağı günleri yine büyük bir umutla, iştahla, sabırsızlıkla bekliyorum. Onun o tatlı sesini duyayım, bana istediği kadar sorular sorsun; hiç bunalmam vallahi! ;)

ahahah : ))))
YanıtlaSilkoptum :D
Ben kendimi hatırlıyorum, sorular sorarken. Annemin cevaplarından çok tipiyle ilgileniyodum. Yüz ifadesi, kızıyo mu kızmıyo mu, beni seviyo mu sevmiyo mu filan. Hala aynıyım. Bazen anneme sırf benle nasıl ilgileniyo görmek için sorular soruyorum.
Bu arada bebekler-çocuklar neden diye sormaya ne zaman başlıyorlar? Yani dilleri dönmeden de başlıyorlar mıdır belki? Çünkü bazı vurguları var bizimkinin, sanki neden diyor? Acaba doğduklarından beri bunlar soru soruyor da biz mi geç anlıyoruz?
Ben kendi hallerimi hatırlamıyorum, ama anlatıyorlar. Çok bilmişmişim laf ebesiymişim falan, belki de ondan beklenti yüksek :)
SilBizim 3 yaş civarı başladı, 2buçukta falan yoktu ya. Ama neden olmasın? Belki de dediğin gibi biz anlamıyoruzdur ;))