Çokça kendimi suçladım, sorguladım, yanlış mı yapıyorum dedim; bir karara bağlayamadım. Durun iyisi mi en baştan anlatayım da birlikte sorgulayalım.
Varan 1: Edo
Edo odasında yatağının üstünde zıplıyordu. Yatağın yerden yüksekliği az, etrafta ve yerde kesici, sivri kıyı-köşe, eşya yok. Bu yüzden zıplamasına okeydim. Yapma etme hiç demedim.
Şimdi benim çocukların giriştiği tehlikeli işlerde şöyle bir kod'um var (dı! -bundan sonra buna devam etmiycem sanırım)
Bir kere olabildiğince izin veririm. Atlama, zıplama, tırmanma çocukların zaten yapması gereken şeyler. Arkalarında da dikilmem. Düşebilecek olması beni korkutmaz. Çoğunlukla düşünce kendilerinin kalkmalarını beklerim, ah vah diye panik yapmam. Atlama tırmanma durumlarına izin verme kararımda yalnızca şunu hesaplamaya bakarım : "buradan düşse ne olur?"
Mesela koltuktan yumuşak halıya düşerse bi bok olmaz! En fazla canı acır, biraz ağlar zırlar ama bir yaralanma-kırılma-burkulma olmaz" o yüzden koltuğa tırmanabilir.
Hep bu mantıkla giderdim. (Bugünlere iyi gelmişim! Galiba buraya kadarmış)
Insanlar beni biraz fazla rahat bulur. "Rahat" demek kibarcası tabi, sorumsuz ve aptal buluyor da olabilirler. (Şuan hepinize biraz hak veriyorum)
Yani çocuklarının atlayıp zıplamasına, boğuşmasına müdahale etmeyen, gözünün önünde olmayıp farklı odada oynamasına izin veren (not: mayayı en fazla 1-2dk, edoyu da en fazla 10 dk bırakıyorum bu arada gözümün önünde olmayan odada. Ama birçoğunuza göre bu da fazla. Hiç ayırmamak lazım. Asla) rahat bir anneyim.
Ayrıca, yere düşen şeyleri (evde tabii) alıp tekrar yemelerine izin veriyorum. Ki yerler de öyle bal dök yala değil!
Bir kere bizim evde herşey, ciddi anlamda güvenli. Merdiven parmaklıkları, kapı-pencere kilitleri, çekmece kilitleri, sivri köşe silikonları (zaten tek bir orta sehpası var, onun dışında köşeli eşya bile yok, priz kapakları, deterjan-ilaç vs gibi şeylerin komple bodrumda tutulması (bırakın kilitli dolabı, banyoda-mutfakta bile değiller) yani çocuğu ortalığa salsan bile ev gerçekten güvenli.
![]() |
| keh keh. |
Neyse vukuata dönüyorum. Edo yatağında zıplıyordu son iki gündür. Hiç ses etmedim. Edo yine zıplarken odasında bıraktım giyinmeye yatak odasına gittim (odalar yanyana sesini duyuyorum) bir anda pat diye bir ses ve arkasından ağlama geldi. Hemen koştum. Kafasını yatağın suntasına vurmuş ve alnı yarılmış! 1 cm lik derin bir yarık, fazla kanamıyor ama bayaa alttan yağ dokusu görünüyor bildiğin yarılmış... Burada benim mantık çökmüş işte! Yani düşse, çarpsa da bişey olmaz sandım, o suntanın Çarpmanın etkisiyle kesebileceğini hesap edemedim. Boyalı lake bir sunta üstelik. Ama kesmiş! Edoyu hemen kaptım aşağıya buz almaya koştum. Bu sırada da maya klozetin sularıyla Şap şap oynamış içmiş! O panikle mayayı banyoda unutmuşum. Ben panik üstü panik yaşarken hemen edonun fotosunu çekip bizim ailenin whatzap grubuna attım (grupta 3 doktor var) sizce bu Dikişlik mi ne yapayım? dedim.
Dikişlik 3 saat içinde git diktir yoksa harry potter gibi iz kalır dediler. Kafamda hemen plan yaptım, mayayı komşuya bırakacak ve hastaneye gidecektim. (Bu arada edo 30 sn ağladı ve oynamaya başladı hemen. Bizimkinin canı hiç tatlı değildir. Keyfi yerindeydi) Beyimi aradım ben gidiom diye. Dur bekle işten izin alıp geliyorum dedi. Yarım saat içinde geldi hepbirlikte gittik.
Hastanede bir güzel sorguya çekildim. Ne oldu, nasıl oldu, dininiz nedir? (Form dolduruyor isim soy isimden sonra hemen dinimi sordu!) din hanesini boş bırakın, bu yaştaki çocuğun dinine biz karar verecek değiliz diye tersledim- İslam demeye döt yemedi bu aralar malum-)
Neyse aldılar bizi, edo kuzu gibiydi kucağımda yattı hiç mızırdanmadı. Etleri elle sıkıştırıp üstüne uhu sürdüler (404 ama, Japon da olabilir.) üstüne de kalınca bir flaster taktılar. 2 gün sonra flasteri değiştirin 1 hafta sonra da çıkarın, 1 hafta su değmesin. Dikişe gerek yok bu tutar dediler.
Doktor, kusma, bilinç kaybı, mantıksız konuşma oldu mu? Tomografiye yollayayım mı? Dedi. Hayır hiçbiri olmadı, kafa travması kadar sert çarpma değil dedim. Gerek yok dedim. Eve döndük, yara ikinci gün baya toparlamıştı flasteri açığımızda. 5 gün sonra da tamamen çıkardım. Şimdi gayet iyi görünüyor.
Varan 2: Maya
Bu olayın üstünden daha 6 gün geçmişti. Bu kez dışarı çıkacaktık hazırlanıyorduk. Önce mayayı giydirdim kalınca pofuduk bir astronot tulumu var. Onu giydirdim beresini taktım. Edonun montunu getirmek üzere antreye gittim. Tam arkamı dönecektim ki, baktım edo kardeşine arkadan sarılıyor hafiften itekliyor, maya da kohkoh Gülüyor pek mutlu. Aklıma da geldi ha! Ulan düşecek bunlar dedim. Çok ilginç bu olay size de oluyordur kesin, o an aklınıza gelenin akabinde başınıza gelmesi! Neyse hızlıca düşündüm bırak fingirdeşsinler, abi kardeş. Maya yere kapaklansa da birşey olmaz, o astronot zaten yastık yorgan gibi birşey; düşerse hiç canı acımaz sandım! Arkamı döndüm ve montu almaya gittim, mayadan ciyak ciyak bir ağlama. Maya altta edo Üstte yere kapaklanmışlar. Mayayı bir kaldırdım ki ağzı kan içinde! Ama ne kan! şakır şakır akıyor. Allahım kafayı yedim, ne olduğunu da anlamadım. Dişi kırıldı sandım yerlerde diş arıyorum falan. Hemen lavaboya götürdüm bol suyla yıkadım. Ama ağzından top gibi pıhtılar akıyor falan çok korkunçtu. Neyse yıkayıp temizledikten sonra anlayabildim ne olduğunu. Alt dişi üst dişinin olduğu diş etini kesmiş. Ama aşırı derin kesmiş ve diş eti baya koptu kopacak sallanıyor. Hemen Haris'i uyandırdım yürü gidiyoruz dedim. Biz yine acile!
Doktor bu acillik durum değil, benim yapabileceğim birşey yok; Pazartesi diş hekimine götürün dedi. Bol soğuk sıvı içirin, kanama oldukça buz koyun, ağrı için de ağrı kesici şurup yazdı, ağrısı olur çok ağlarsa içirin dedi.
Halam diş hekimi hemen onunla konuştum. Fotoları yolladım (iki olayın da fotolar +18, foto koymuyorum buraya) halam çok sakinleştirdi uzun uzun anlattı. Hiç birşey olmaz, ağız içi yaraları çok çabuk kapanır, tükürüğün iyileştirici etkisi var, enfeksyon kapmaz birşey olmaz dedi. Diş eti çok aşırı kanar ve korkunç görünür ama hiç korkma dedi. Hatta ben söylemeden bütün kanamayı tanımladı, ağız içi salgıları ve tükürük yüzünden de çok kan varmış gibi görünür dev pıhtı atar falan dedi. Dişhekimine götürmenize gerek yok, o da benimle aynı şeyleri söyleyecek dedi. Hakikaten diş hekimimize foto attık, o da getirmeyin dedi.
Mayanın keyfi yerindeydi, hiç ağrısı olmadı, ağlamadı. Yemeklerini iştahla yedi, ve gece de çok rahat uyudu. Sabah ilk iş baktım, yara hala kötü görünüyor ama geçecek inşallah ve iz kalmayacak.
Burada da gördüğünüz üzre benim mantık çökmüş tabi, düşse de bişey olmaz mantığım bana şşrakk diye güzel bir nah çekti.
Edoya nasıl kardeşini düşürürsün diye hiç kızmadım, ama elim ayağım boşaldı ne yapacağımı bilemedim ve ağladım. O yüzden çok korktu ve etkilendi çocuk...
Demem o ki, neyin ne olacağını hesaplamamız, öngörmemiz mümkün değil. Yani rahat olmamak, sürekli peşlerine gezmek, yapma etme düşersin falan diye çocukları darlamak, sürekli müdahale etmek, araya girmek belki de daha doğru... Better safe than sorry demiş ecnebilerin ataları.
Bir anda değişebilir miyim bilmiyorum ama bu korku bana uzunca bir süre yeter.
Bu olan bitende, eşim kendini suçlama olacağı varsa olur diye teselli ediyor. Yani sen o gün araya girip ayırsaydın da 2 gün sonra başka bir şekilde düşerdi maya diyor. İç sesim nazar değdi güzel boncuğuma diyor. Ama sonuç olarak olan oldu işte, Allah daha büyük kazalardan korusun diye dua etmek ve tedbiri elden bırakmamak şuan kendim ve bebelerim için yapabileceğim en iyi şey sanırım...

Çok geçmişler olsun. Sakınan göze de çöp batıyor, bazen her dakika kolluyor insan ama bir anlık kafa çevirmede olan oluyor.
YanıtlaSilÇok teşekkürler. Yeni yeni kendime geliyorum, çok korktum :( hakkınız var, orası öyle. Ama yine de çok çok dikkatli olmam lazım. Benimki anlattığım gibi biraz da rahatlıktan oldu. İtiş, kakışa ve hoplamalara hiç izin vermemek lazım bu yaşlarda.
Silaaa ben buraya yorum yazdım ama enter dememişim sanırım. tabi içeride zort diye uyanan bi sıpa olduysa o anda.
YanıtlaSilçok çoook geçmişler olsun başak. hızla iyileşsin mayacık. edocuk da güçlü bebeymiş yavrum.
çok zordur bu anlar, insan manyak olur- tahmin edebiliyorum.
fakat bence annelik stilini değiştirme ya. kesinlikle doğrusun sen. sadece azcık daha abartı önlemcilik- çaktırmadan olabilir. yani sen zaten önlemciliğin kralını yapmışsındır da olcaktı oldu. bu kadar milyar olasılığı hesaplayamayız.
ben de geçenlerde yastık savaşı yapalım diye çocuğu düşürdüm. ciddi bir şey olmaya ramak kala kurtuldu. ben yani, annesi.
Çok teşekkürler güneşcim. Valla bu ara sürekli bi tetik halindeyim. Her an düşeceklermiş gibi bir Şartlı refleks gelişti istemesem de :)
YanıtlaSilYa o yastık savaşlarında, havalara atıp tutmada benim de çok düşürmüşlüğüm var. Ama maşallah diyeyim (çocuklara en çok anasının nazarı değermiş bunu da yeni öğrendim bence kesin bilgi:) ikisinin de canı hiç tatlı değil. Hiç nazlanmıyorlar öyle durumlarda :)