İki ana dille büyüyen çocuklar hep ilginç gelmiştir bana. Simultan tercümanlar bir de! Hele bir de 5-6 dili akıcı konuşanlar yok mu? Aşırı hayranlık duyarım.
Ben de size kendi yaşamımızı anlatayım, bu konuyu merak edenlere fikir versin. Çünkü "bilingualism" oğlumun doğumundan dil gelişimi aşamalarının başlarına kadar fazlasıyla merak ettiğim/endişelendiğim bir konuydu.
Eşimle aramızda ingilizce konuşuyoruz. Edoyla da ben Türkçe, babası Almanca Konuşuyor. Edo-ben-babası 3 kişi muhabbet ederken (hatta bu ara maya da muhabbetlere katılıyor artık, 4 kişi diyelim) oyunlarda, arabada, sofrada vs. Almanca Konuşuyoruz.
Şimdi öncelikle ben neden çocuklarımla Türkçe konuşmayı tercih ediyorum onu anlatayım:
Bir kere ingilizcem ne kadar iyi olursa olsun, benim duygulanımlarımın, içimden Coşan-taşan dökülen kelimelerin en saf en ilkel hali = Türkçe !
Annesinin kuzusuuuuu, yavvvvrummmm, tatlışkommmm (vurgulara dikkat) yerine pumpkin, Honey, sweetheart falan demek aynı hissiyatı uyandırmıyor bende. Yani ne yaparsam yapayım olmuyor. Benim duygularımın ingilizceden çevirisi "hey adamım, lanet olsun" dan öteye gitmiyor.
İngilizce konuşulan ülkelerde uzun yıllar yaşamış olsam, dili oranın kültürüyle harmanlanmış olsam; ata sözleri ve deyimler, argo, yöresel farklılıklar, şive ayırdlarını yapabiliyor ve müthiş bir aksanla konuşuyor olsaydım da tercih etmezdim. Türkçe'nin yeri apayrı.
Eşimle ve ya Native speaker insanlarla konuşurken (bilim-sanat-politika gibi terminoloji içeren entelektüel Tartışmalar dahil), dizi-film izlerken, makale okurken hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. Ama yine de ingilizcem "türkçem" in yanında "devede kulak" kalıyor. Türkçe konuşmaktan, okumaktan, yazmaktan müthiş zevk alıyorum. Çocuklarımın da Türkçe'ye hakim olması en büyük hayalim.
Eşimle tanıştığımız günden beri ingilizce konuşuyoruz. Öyle başladı öyle gidiyor. (geçen 7 yıl içinde almancam baya ilerledi ama yine de bence kötü) o yüzden bir türlü tamamen Almanca' ya geçemiyoruz.
Çocuklar benden gramer olarak çoğu kez hatalı, aksan olarak da ne idüğü belirsiz bir Almanca Duymasın istediğim için mümkün mertebe basit kalıplarla sınırlıyorum onlarla Almanca günlük konuşmalarımı.
Edonun (yaş:3,5) türkçesi de almancası da yaşıtları olan tek dilli çocuklar kadar iyi!
Dilleri asla karıştırmıyor. Karman çorman cümleler hiçbir zaman kurmadı. Kimle hangi dili konuşacağını çok iyi biliyor.
Bugüne kadar Almanca konuşulan hiçbir ortamda Türkçe bir kelime söyleyip insanların onu anlamasını bekleyerek diretmedi. Aynı şekilde anane ve dedesine bir kelimenin almancasını söyleyip de onu istiyorum falan diye anlatmaya çalışmadı.
Sosyal yönü güçlü, kolay iletişim kurabilen, Çokça espri yapan gülen/güldüren bir çocuk.
Kendi çocuğum diye demiyorum ;P ama gerçekten iki dilin ayrı kullanımını, beklediğimin çok çok üstünde bir performans la oturttu.
İki dilli çocukların iki dili karıştırarak, pat diye cümlenin ortasında diğer dile dönerek falan konuşması birçok insan tarafından sevimli bulunuyor. Nasıl olsa ileride düzeltir diye pek üstünde durulmuyor. Ama bence yanlış! Ileride falan düzelmiyor çünkü. Bir de çocuk dile çok hakim olmadığında, anlamada konuşmada güçlük yaşadığında, o dili ve ülkeyi sevmiyor. Soğuk ve mesafeli oluyor. Yazları Türkiye'ye gelen gurbetçi çocukların, mutsuz, huzursuz kendi kabuğuna çekilmiş takılmalarını çok gözlemledim.
İki dilli çocukların iki dili karıştırarak, pat diye cümlenin ortasında diğer dile dönerek falan konuşması birçok insan tarafından sevimli bulunuyor. Nasıl olsa ileride düzeltir diye pek üstünde durulmuyor. Ama bence yanlış! Ileride falan düzelmiyor çünkü. Bir de çocuk dile çok hakim olmadığında, anlamada konuşmada güçlük yaşadığında, o dili ve ülkeyi sevmiyor. Soğuk ve mesafeli oluyor. Yazları Türkiye'ye gelen gurbetçi çocukların, mutsuz, huzursuz kendi kabuğuna çekilmiş takılmalarını çok gözlemledim.
Almancadan yana bir korkum zaten yoktu. Kreşten itibaren en iyi en doğru konuşacağı/tamamen hakim olacağı dil Almanca olacaktı. Ama işin Türkçe kısmında (sadece benimle konuştuğu için) bu kadar büyük yol katetmemiz bana çok umut verdi.
Her gün kelime hazinesine yeni bir kelime eklemeye ve o kelimeyi bir kaç farklı cümlede kullanmaya çalışıyorum. Bol bol Türkçe kitap okuyoruz. Annemlerle haftada en az 2 gün skype tan Konuşuyoruz. Yazıları olabildiğince Türkiye'de zaman geçiriyoruz (3-6 hafta) Çok sık görüşemesek de, burada da Türk arkadaşlarım var ve çocuklarla bir araya getirmeye çalışıyorum.
Almanca ve Türkçe Konuları tamam! Benim en büyük sıkıntılarımdan biri eşimle ingilizce konuşuyor olmaktı. Yani edo annesi ve babasının kendi aralarında, onun anlamadığı bir dil konuşuyor olmasından dolayı ne hissedecekti? Dışlanmış hissedecek miydi? Kafası karışacak, bocalayacak mıydı? Hatta altta yatan nedenin bu olması dolayısıyla, gelişimsel ve ya psikolojik bir problem yaşayacak mıydı? Seçimimi yapmak zorundaydım. Ya eşimle ingilizceyi devreden tamamen çıkarıp Almancaya dönecek, almancanın kafasını gözünü yaracaktım (başta bahsettiğim, benden hatalı Almanca öğrenme riski içeriyordu bu seçenek, ayrıca eşimle olan iletişimimin de doğallığı kaçacak Kendimi ifade etmek için debelenip duracaktım. Bu da bende stres yaratacaktı) ya da çocuğun dışlanma ve problem yaşama riskini göze alacak deneyip görecektim. Çok büyük bir sıkıntı olursa o zaman çok geç kalmadan tamamen Almancaya Dönme şansım vardı ne de olsa... (Bu arada Türkçe konuşarak babayı dışlama yüzü de var madalyonun. Ama Haris kendisi de bilingual bir insan olduğu için, iki dilliliğin hem sosyal hem zihinsel ve Analitik birçok getirisi olduğunu bildiği için, beni anlıyor ve destekliyor. Başka dilde aşk, yabancı damat konularını falan da anlatacağım zaten bakalım size başka bir postta
İngilizceyi devreden çıkarmama planımız çok iyi işliyor. Bir kere edo başından beri böyle gördüğü için bu durumu kanıksadı. Hepimizin farklı dilleri var, anneyle babanın kendi arasında bir dili var, biz de böyle bir aileyiz diye düşünüp bu durumu doğal buluyor. Ingilizceden kelimeler seçip konuyu anlamaya bile başladı. (Çünkü çocuk bir dili sadece duyarak öğrenemez. Ancak kendisine direkt olarak konuşulursa öğrenebilir. Öyle olsaydı İtalyanca fransızca falan cd leri filmleri dayayıp erken yaşta bütün dilleri öğretebiliyor olurduk) Harisle kaptırıp ingilizce konuşurken bazen durup ona da açıklıyoruz ya da hepbirlikte Almancaya dönüyoruz. Böylece edo çok fazla duyduğu için bazı kelimelerin anlamını yakalamaya başladı. Mesela içinde "Apple" kelimesi geçen konuşmada %99 unu anlamasa bile en azından "elma" hakkında konuştuğumuzu biliyor. Neyse anlatmak istediğim, ileride bunun ne gibi Bilinçaltı etkileri olur bilmiyorum ama şimdilik Edo, mutlu, enerjik, harika günlük rutinleri olan; uyku bozukluğu/saldırganlık/içe kapanıklık vs gibi hiçbir semptomu olmayan bir çocuk.
Bilinguism hakkında söyleyecek çok şey, kendi hayatımdan anlatacak çok detay var daha aslında. Ama daha fazla uzatıp sizleri baymak istemem. Çocuğu bilingual olan varsa, deneyimler fikirler paylaşmak isterse özelden yazabilir, çok sevinirim. Ama şimdilik bu konuyu burada noktalayayım.
Annelikte işime en çok yarayan yöntem şu oldu: içimizden geldiği ve bizi mutlu ettiği şekliyle yaşayalım hayatımızı. Vicdanımıza ve iç güdülerimize bırakalım herseyi. Kitabına uyduracağız, herşeye bilimsel Çözümler bulacağız diye kasmaya gerek yok. Önce kendimiz mutlu edelim, anneliğimizle barışalım içimizden çıkan anneyi sevelim. Çünkü asıl hikaye "mutlu anne=mutlu çocuk"
Bu dil olayını da böyle akışına bıraktım. Beni en çok mutlu eden dili çocuğumla konuşuyorum, kocamla en iyi anlaştığım dili onunla konuşuyorum. Gelecekte ne olur, nereye varır diye artık düşünmüyorum, hesaplamaya çalışmıyorum. Ha gözüm, kulağım algılarım açık tabi ki, bir sıkıntı gördüğüm noktada da farklı yollara gidebilirim.
![]() |
| dilse bu da dil :P |


Çok doğru yapmışsın Başak..
YanıtlaSilBizim evde de durum aynı 3 dil var ama ben bunu 2ye indirdim, çok büyük bir hata yaptığımı da çok geç anladım. Şöyle ki, şu an edo bence ingilizceyi anlıyordur ama size çaktırmıyordur. Ama ben aman 3 dil çok ağır olacak diye korkup bir de üstüne çok OPOL konusunda kitap okuyunca tamam dedim bu işin sırrı iki ebeveynse iki dil ve ingilizce almanca ile gittik, türkçe anlıyor ama konuşamıyor şu an. 3 yaştan sonra türkçeyi öğretmeye çalışacağım çünkü öğrensin istiyorum ama şimdiki aklım olsa direkt türkçe almanca başlar ve aramızda konuşulan ingilizceyi nasılsa öğrenir der kasmam.. İçgüdüsel takılmak lazımmış bu konuda, ben ok okumuşum ne yazık ki :(
Geç kalmış değilsin ki! Zaten bu konudaki bir Yazında söylemiştin; gün içinde %2 Türkçe konuşuyoruz gibi bir oran belirtmiştin, doğru hatırlıyorsam. Yani hem senden duyduğu, senin konuştuğunu bildiği bir dil Türkçe; hem de Türkiye tatillerinde bol bol duyuyor. Bu onda çoktan ciddi bir altyapı oluşturmuştur. Türkçe konuşmaya başlaması, düşündüğünden çok daha kolay olacaktır. 3 yaşını bekleyip iki dilin iyice oturmasını beklemek mantıklı görünüyor, dediğin gibi.. 3ten sonra evde aranızdaki Türkçe konuşmaları, anane dedeyle Türkçe skype yaptırmaları falan kademeli artırarak gidersen şahane yol katedersin gibi geliyor bana :)
YanıtlaSilYa zaten annelikte, olası senaryoları kafada kurup, "ya şöyle olursa", "öyle yaptığımız için böyle olursa" diye risk analizi yapmaktan yoruluyoruz en çok. Gerçekte başımıza gelenler, bu felaket senaryolarımız kadar bitirmiyor bizi :)