23 Şubat 2017 Perşembe

Ergoterapi


Bir önceki yazımda bahsettiğim duruma dair panikleme, hem mevcut durumu gözlemleme hem geriye dönük düşünme, sorgulama, kendimle hesaplaşma aşamalarını 3 gün boyunca yaşadıktan sonra sırayla kabullenme ve rahatlama aşamalarına geçtim. 

Biz her ne kadar Edonun yanında bu bahsi açmanın yanlış olduğunu bilsek de, kendimizi tutamadık ve Haris'le sık sık fısır fısır tartıştık, irdeledik... Edo yanımızdayken ama başka şeyle ilgilenirken falan konuştuk hep bunları... Konuşmaların ekseni hep Edonun yapması gerekenler ve yapamadıkları etrafındaydı. Bol bol terim ve akıcı İngilizce içerdiğinden konuşmaları anlamayacağına neredeyse emindik. Ancak bence sanırım anladı... 

Ve sanki bu endişelerimizi gidermek ve kendini bize ispat etmek için çalıştı Edo!

Önce bi sakinleşti, olgunlaştı, bizimle diyalog kurmaya daha istekli hale geldi... 

Sonra kendiliğinden makasla kesme çalışmaları ve puzzle yapmak istedi (ve inanılır gibi değil yaptı da!) hiç bıkmadan usanmadan makasla minik kareler kesti... Ben cetvelle kağıda çiziyordum o cizdiğim çizgileri muntazaman takip ederek kesiyordu.

12 parçalık bir puzzle ı ilk defa yardımsız bitirdi. (Ve hiç takılmadan böyle çat çat diye 15 saniyede bitirdi)

Küplerden büyük ve uzun kuleler inşa etti (üstüste 13-14 tane ve yanlara yayılmada bütün kovayı kullanarak) harflere ilgi göstermeye başladı.

Kimin adı hangi harfle başlıyor şak diye göstermeye başladı. 

Köşesine çekilip play mobile adamlarıyla role play oynamaya başladı, günlerce arabalara hiç el sürmedi, araba markası muhabbeti açmadı... Ve haftasonu bisiklete binmeyi öğrendi... Sanki hep biliyormuş yıllardır sürüyormuş gibi usta bir şekilde... 

2 yılda gelemediğimiz noktaya 5 günde geldik! Tabi benim bu Edonun konuşulanları anlama ve kendini bize ispatlama teorim ne kadar doğru bilmiyorum ama böyle birşey oluverdi! 

Yoksa bunun nedeni bizim algılarımızın açılması ve onunla daha çok ilgilenmemiz olabilir miydi? Sanmıyorum ve inanmak istemiyorum... Çünkü o kadar çok kez denemiştik ki... Yani ben bugüne kadar hadi puzzle yapalım diye 1500 kez getirmişimdir ortaya! İki parçayı birleştiremeyince sinirlenip fırlatma, ağlama, sen yap diye tutturma dramalarıyla sonuçlanmıştı hepsi... 
Bisikleti babası her hafta deniyordu... 

Yoksa tamamen tesadüfi bir şekilde "zamanı geldiği için" mi oluvermişti bir anda... Yani sen ne yaparsan yap bir bebek senin çaban, emeğin ve teşviğinle 10 aylıkken yürüyemez ama 12 aylık olup da zamanı geldiğinde kendiliğinden ilk adımlarını atıverirse öyle birşey miydi? 

Kendimi bi anda sınava eşşek gibi çalışmış, yememiş içmemiş, gecesini gündüzüne katıp uykusuz kalmış; ama gereksiz yerlere inekleyip önemli yerleri öngörüp pekiştirmediği için sınavdan çakan gerzek bi öğrenci gibi hissettim... 

Çünkü onunla oynıycam diye götüm çatlamıştı bunca yıl... Ekransız, yardımsız, bakıcısız büyütmüştüm. Kitaplar okumuş car car konuşmuştum.. Şarkılar söylemiştim çenem yorulana kadar. Bütün zamanımı "kaliteli" "interaktif" geçirdiğimi düşünmüş ev işlerini, sağlıklı beslenmeyi, kendimi, eşimi ikinci plana atmış bütün günümü çocuklarımın rutinine adamıştım... Ama yanlış mı yapmıştım aslında bütün bunları bunca emeğe rağmen? 

Dil ve ince motor gelişimindeki önemli aşamaları atladığım için bu kadar emeğe rağmen; arka fonda 308 inç plazma ekranda Seda Sayan'la izdivaç açıp bütün gün komşu ağırlamak üzere kısır börek yapan annelerden daha farklı bir katkı sağlayamamış mıydım yani özünde? İşte bunu sorguladım... 

Yaptığım yanlışlar mesela şunlardı: ben çok düzgün ve geniş kelime dağarcığı kullanarak tane tane car car konuşuyordum ama benim konuşmam yeter sanıyordum. Ondan aksiyon almayı önemsemiyordum. Benim dediğimi anlıyordu, onun dediğini de ben anlıyordum. Ama mesela onun kurduğu bozuk gramerli abuk subuk cümleleri düzeltene kadar uğraşmak aklıma gelmiyordu!

Yani elbette çaktırmadan düzeltiyordum, çoğunlukla cümlesini doğru hale getirip tekrarlıyordum ama aynı hatalara sürekli takıldığını farketmiyordum.

Aklıma gelen ilk örnek: "Dedi" ve "söyledi" arasındaki farkı bilmiyor. 
Anlam olarak aynı olduğunu bildiği için birbirinin yerine kullanıyor. 
-"maya hayır söyledi ben evet söyledim" diyor. "Ne oldu? Maya hayır dedi ve sen evet mi dedin?" Şeklinde soruyordum evet diyordu ama aynı hatayı sürekli tekrarlıyordu bunun doğru kullanımını bi türlü oturtamıyodu ve ben bunu zamanla kanıksıyordum... Farkettim ki, aslında yaptığı bariz zamir hatalarını, fiil Çekimi hatalarını pekiştirene kadar üstüne gidip oturtabilirdim.. Bunu yapmamıştım. 

Veya mesela evdeki araba sayısını çaktırmadan azaltıp, salak gibi sürekli yeni arabalar almayıp daha farklı oyuncaklara yönelmesini sağlayabilirdim. Puzzle el işi resim konularında bu kadar çabuk pes etmeyip daha cazip hale getirebilirdim... Bunları resmen atlayıp onu kendi haline bırakmıştım... Onun istediği oyunları onun istediği şekliyle oynamıştım hep... 

Kendimle hesaplaşma kısmı bunlardı...
Salı günü ergoterapiye gittik. 


Küçük bir apt. dairesiydi ergoterapistin ofisi. Holde bir babanne oturuyordu :) terapist gelip "bir önceki seansım uzadı sizi birazdan alacağım" Dedi. 10-15 dk sonra babannenin 9-10 yaşlarında genç irisi torunu çıktı seanstan. 38 numara ayaklarını uzatıp bir paket jelibon açtı. Edoya bir adet ikram edip:
-sen neden burdasın? dedi  (sen nası düştün kardeş, hepimiz kader mahkumuyuz dercesine) babannesi yapıştırdı! 
-sen neden burdaysan o da o yüzden burda! 
:))) 
Babanne torun gidince bizi şöyle bir odaya aldı terapist hanım. 





Maya'yı da yanımızda götürmüştük mecburen. Benim sıpalar bu mekanı görür görmez cozuttu, ipinden kopmuşcasına ordan oraya tırmanmaya zıplamaya başladılar. 
Biz de terapistle konuşmaya başladık. Kreş öğretmeni ve pedagoğunun gözlemleri, yönlendirmesi, kendi gözlemlerimizi falan aktararak kısa bir "anamnez" verdik. 

Kadın bize dedi ki; şimdi öncelikle ben bu odada kaba motor hareketleri değerlendirmek için bazı komutlar veririm, çocukları test ederim. Ama benim yaptıracağım hareketlerin hepsini zaten şuan  biz konuşurken kendiliğinden yaptı Edo. 

Yani kendi oynar halde doğallıkla keşfetti... Mesela şu kare salıncaktan silindire düşmeden geç diyecektim bunu zaten kendi keşfetti, denedi ve başardı. Şu lastiğe düz ve ters bin diyecektim Edo o lastikte takla bile attı. Şuraya tırman diyecektim zaten tırmandı... Ben herşeyi gözlemledim ve hepsini yapabiliyor! Hatta benim isteyeceklerimin misliyle fazlasını yaptı. Kontrollü de bi çocuk, mesela tırmanırken gözünün kesmediği yerden geri dönüyor. Temkinsiz tehlikeli hareketleri yok, ama cesareti de tam kararında! Buraya gelen çocuklar genelde bir süre hiçbirşeye yanaşmayıp ortamı tartar ve benim yönlendirmemle birkaç şey denerler. Edo direkt atladı hiç bir çekingenlik ve güven sorunu da yaşamadı. Kaba motorda da hiç bir sıkıntı yok dedi ve bizi diğer odaya aldı. 

Orada da masa sandalye, kağıt kalem, makas kırtasiye vardı bi ton. Edoyu oturttu önüne kağıt verdi tabi o sırada maya durmadı. Abisinin kağıdına atladı, sabote etti, mızırdandı ben maya'yı alıp çıkmak zorunda kaldım. Harisin Almancası daha iyi olduğundan (daha iyi diyince benimki sanki sadece bi tık kötüymüş gibi oldu asdfgjdjf) edoyla o kaldı birşey atlamamak için, ben çıktım. 

Buradan sonrasını da Haris anlatıyor: 
Araba çizmesini istemiş ilk. Edom yavrum minnak parnaklarıynan kalemi düzgün tutmaya uğraşıyormuş :(( kadın "sen kendi istediğin gibi tut" demiş Edo da primat kavrayışıyla son model bir araba konduruvermiş :))) "hadi şimdi babayı çiz demiş. Gözleri ağzı ve elleri olsun ama yapabilir misin" demiş. Edo "araba çizdim yeter. Babayı çizmek istemiyorum şimdi" demiş... 

Makasla kesme görevi vermiş. Bunu da Haris'e şöyle açıklamış. Makasta 3 aşama vardır. Birincisi spontan kesme, cart curt kafasına göre kesme, ucundan kırpma dönemi işte. İkincisi çizgi takip ederek kesme. Üçüncüsü ise yuvarlak hatlar kesme; en önemlisi budur çünkü burda keserken aynı anda diğer elle kağıdı çevirme, döndürme, gözle hesaplama kordinasyon girer devreye önemli olan budur demiş. Edo çizgileri on numara kesiyo ama yuvarlakları kesemiyo henüz bunu çalışmak lazım demiş. 

Başka bir şey yaptırmamış. Ben niye buraya yönlendirildiğinizi anlamadım demiş.. Kreş pedagoğunuz beni arasın onunla konuşayım demiş. Yani onların gözlemi ne, bizim çalışmamız geliştirmemiz gereken noktalar neler, beklenti ne? Bunu bi anlayayım önce, terapi planını sonra oluştururuz demiş. Biz minimum 10 seans terapi veriyoruz ama edoda bu kadara gerek kalacağını hiç düşünmüyorum demiş. 
Bir de inatçılık, beceremeyince sinirlenmek gibi şeyler semptom değil karakter genelde demiş. 

--Bu arada benim Türk çakal mantığım şöyle bir işkillenme yaşadı. Terapinin seans ücreti 70€ bunun 46€sunu dövlet ödüyor, 24ü bizim cebimizden çıkıyor. Bizim için yüksek bir meblağ değil ama terapistin cebine giren zaten 70€ yani ne bileyim kadın cukkasına bakar; aynen hacı getirin siz bunu biz 10 seans yaparız geliştiririz bunlar önemli şeyler falan diyebilirdi... Üzgünüm ama suistimale açık mevzular bunlar! Sonuçta çocuğa bir zarar da veriyor değilsin neden fazladan terapi yazıp nemalanmayasın? Kadın bunu bile yapmadı (bir kez daha ben kalp Alman'ların iş etiği)--

Çıkarken kadın benim içimi okumuşcasına dedi ki, 'göz teması kuruyor ve istemediği şeyleri ifade ediyor' dedi. Babasını çizmesini istediğimde sakin bi şekilde "hayır istemiyorum çizmiycem" dedi bu çok önemli dedi... 

Terapistin Kreş pedagoğuyla konuşup öyle değerlendirmesine ve haftaya tekrar gelmemize karar verildi. Edo mekana bayıldı ve ne zaman gidicez, gene gidelim dedi yolda. Sanırım bikaç seans daha götürür bu onu ama sonra sıkılıp gitmek istemeyebilir... Bakıcaz bakalım, Edo istemezse ve devam etmesi çok elzem görülmezse ben de gitsin diye ısrarcı olma taraftarı değilim... Ama yine de hem terapisti çok sevdim, hem de edoya katkı sağlayacağını düşünüyorum gitmesini isterim... Ama şuan gerçekten oldukça rahatladım, hafifledim. 

Gelişmeleri ve süreci yazacağıma söz vermiştim bizde söz senettir asfdhkfkfk
Haftaya yine kısaca özetlerim. Bakalım kıfsssmett







16 yorum:

  1. Oy basak seninle beraber ben de rahatladim!
    Haftaya da kesemedigi yuvarlaklari keser, icin iyice ferahlamis olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay hadi inş :D
      Bakalım yazı dizisi yapıciim haftaya ergoterapide bizi neler bekliyordu? :))

      Sil
  2. İşte bu yaaa :D Kızım bizim çocuklar yarı Türk, bu demek ki "aman kafama uyar yaparım, uymaz sallarım nasılsa başkası yapar" mantığı genlerine işlemiş. Kreş pedagoğu bunu atlamış bence. "İstese 10 numara yapar ama dikkat etmiyor teyzesi" cümlesi bizim eğitim sistemimize mal olmuş bir cümle zaten :D Yanında konuşma kısmına gelince, ohooo biz bunun Allahını yapıyoruz, ne zaman beni afakanlar bassa özellikle Maya'ya duyurmak amaçlı babasına "bugün nasıl yoruldum, maya da hiç yoktan ağladı, ah çok kulaklarım ağrıdı" falan diyorum çünkü bunlar oyun oynuyor gibi görünüp çılgınca dinliyorlar bizi! Ama aynı z amanda "ay şekerim bugün Maya şahaneydi, hele kardeşinin bezi değişirken nasıl yardımcı oldu, onun gibi bir kızım olduğu için çok şanslıyım, çok mutluyum" falan da diyorum eşit miktarda :D O yüzden içim rahat!
    Maya daha 1 ay önce hiç puzzle yapamıyordu, yemin ederim 4 parçayı bile yanyana koyamıyordu. Ben de "aman ilgisi yok" diyip hiç üstüne gitmemiştim. Nedense anaokulunda buna kafayı taktılar 1 ayda ne oldu bilmiyorum ama puzzle dışında oyun oynamıyor bu sıra ve 6 yaş için 54 parçalık puzzle'ları yapıyor, vur deyince öldürdü. Yani sen de hazır ol, elde makas devamlı yuvarlak kesmeye başlayabilir birkaç güne :D Çok öpüyorum, oh be, rahatladık hepimiz!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlkten Bi panikledim, üzüldüm biliyosun ama şuan ben de böyle düşünüyorum. Karakter, mizaç, aile çevre tutumu falan da çok etkili ya... Yani aile etkisini olumsuz anlamda söylemedim; sanki mesela bu Alman analığında ille kendin giyiniceksin, her işini yapacaksın, ev işlerine yardım edeceksin diretmeleri daha ivmeli geliştiriyo çocukların motor becerilerini. İster istemez yani! Tamam biz de çocuğa ağam paşam çeken 6 yaşına kadar kaşıkla ağzına yediren Türk analarından değiliz ama Bi Alman kadar mekanik, selbständigci, bireyci de olamadık. Ne biliyim...
      Puzzle olayı da motor gelişimden bağımsız özel yetenek bence :)) ben 2 yaşında 12 parça yapan çocuk da gördüm, aha bu benim oğlan gibi puzzle ın p'sinden hazetmeyen de... Senin maya efsoymuş yalnız! Darısı başıma diyor koskocaman öpüyorum <3

      Sil
  3. bir türk kırosu olarak söz alacağım:

    yanlış yaptığını düşündüğün davranışların hiçbiri bana neden yanlış gelmedi? dedi ve söyledi arasındaki farkı hala bilmeyen yetişkinler bile var jsaghaga : ))

    ayrıca bir çocuk bir oyunu 778 kez reddettiyse, 779. kez teklif etmemek normal değil mi?

    oyuncak kısmına gelince, makasın yapacağı görevi farklı oyuncaklar ya da uğraşlar yapamıyor mu sanki? bilemiyorum ya bana hepimiz ezbere şablonlara takılıp kalmışız, büyük resmi göremiyormuşuz gibi geliyor.

    çok yönlü ve tamamlayıcı bir anasın.
    edin de olması gerektiği gibi, kendi tarzında bir çocuk.

    şimdi dağılsın herkes
    :O
    :P
    <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi cnm büyük resmi görememek, batının oyunları, dış mihraklar falan zaten olay tamamen. Ben ikna oldum :D
      Şuan kreş tayfanın gerçekten bokunu çıkardığı ve boş yere ciğerimizi soldurduğu kiniyle doluyum.
      Çok sağol yavrum ya, ne iyi geliyor şu yorumlar Bi bilsen <3

      Sil
  4. Bence edo gayet normal ve istedigi zaman herseyi yapabilecek bir çocuk.Her çocuk gibi istedigi zaman yapip istedigi zaman yapmama hakkını istiyor.Ki bunu benim 10 aylik spam bile yapıyor :)

    Bence harika bir çocuğunuz var.Babamı çizmek istemiyorum ! Demesi bir terch meselesidir.Hoyttt rahat bırakın çocugumuda yapsın herseyi sizde sudan çıkmis balik gibi ağzınız açık bakın 😁😁

    Sevgiler edoş a :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyyy bizden de o 10 aylık minik sıpaya sevgiler <3
      Hem birkaç günde gösterdiği (gözümüze soktuğu) gelişim, hem de istemediği şeyleri net ifade ediyor olması çok Mutlu etti beni de.
      Aynı performansı kreş öğretmenlerine de sergilemesi ve hepsini aynen dediğin gibi ağzı açık bırakması sıradaki temennim :)))

      Sil
  5. Cocuk gibi cocuk budur iste:) caktirmadan dinler, isine gelirse yapar gelmezse yapmaz ve klasik evde baska misafirlikte baska hesabi insani sasirtiverir:) saka bi yana tam da tahmin ettigimiz gibi ortada gercek bir mesele olmamasina cok sevindim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehe ne kadar korkup üzülüp bozulsak da sonu tatlıya bağlandı sanki :)))
      Aslında Gerçek bir mesele olsa da hiç önemli değildi! Birlikte üstesinden gelirdik. Değil mi ki, onları kayıtsız şartsız sevmek, yaşam boyu destek olmak için varız!

      Sil
  6. Edo'ya kocaman bir bravo sana da gozun aydin. Cok sevindim gelismelere

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim gececiğim. Yalnız emzirmeydi, uykuydu, beslenmeydi, 2 yaş kriziydi bu günlere Bi şekilde iyi gelmişiz :)) böyle en ufak Bi gelişimsel bilişsel sorunda kafaları yediysek; okul başarısında ergenliğinde büyük sıkıntılarında ne halt edeceğiz :))) kahrımızdan ölmeyelim bari :)

      Sil
  7. Başagim cok sevindim valla, içim rahatladi benimde. Ama bi sekilde içimden bi ses her şeyin yolunda oldugunu söylüyordu. Dedi- söyledi meselesine hic takilma, Su hala, oyle konusuyor😁 tamamen alamancilikla alakali, üzgünüm ama bu kiroluğun çaresi yok😂😂 akillari başa gelince ki 14-15 yaş civari düzelir diyollaa. O zamana kadar bendeki agzina terlikle vurma istegi azalir umarim😁😁

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağol beybim. Biliyorsun Dedi-söyledi olayı temsili :)))) çok daha fecileri mevcut sen de biliyorsun bunları asdkglgl
      Ya ben onu kabullendim zaten. Hatta çok darda kalınca ben bile öyle konuşmaya başladım. İşi "He annem yarın seni kindergarten dan papi abholen yapcak" falana vardırdığım oldu. Oluyor yani bunlar abv yaaa

      Sil
  8. Ortaokuldayken altıma kaçırdığım için beni nöroloğa götürmüşlerdi de adam BUNU NİYE GETİRDİNİZ demişti o aklıma geldi fjkd Biliyordum Edo'da bişey olmadığını :3 "Dedi ve söyledi" türevlerini ben alamancı kuzenlerden çok duydum, hatta Türkiye'deki 5 yaşındaki dayıoğlum "dün gelicen" filan diyor ama çocuk gayet güzel kalem tutuyor hayalgücü uzay falan. Sadece istemiyormuş ya sdhdkfjkd yarı Türk olduğunu bu kadar belli etmesin... Size geçmiş olsun, parasına değil iş etiğine bakan terapiste de helal olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu burdan alın! :))
      Off valla nikki, çoğunu çözdük de mevzuların bu konuşma ve Türkçe olayları sıkıntı hala :(
      Çünkü gurbetçilik :((

      Sil