En akıllı, en becerikli, en komik, en bilmiş, en sportif, en sosyal çocuğun sizin çocuğunuz olmama ihtimali zormuş be hacılar!
Benim zaten böyle bir iddiam hatta beklentim yoktu ama Haris'e çok koydu...
Bugün edonun yıllık kreş pedagoğu görüşmemiz vardı. Ve çizilen tablo morallerimizi epey bi bozdu... Bize uzman yardımı tavsiye edildi.
Zaten burada satır aralarında hep bahsediyordum size de Edonun gelişimsel sürecinden. Ancak hem annelik iç güdülerime güvendiğimden, hem de yavaş-doğal ebeveynlik taraftarı olduğumdan (yani genel olarak o istemedikçe onu zorlamamalıyım, hırs yapmamalıyım, dünyayı kendi keşfetmesine imkan ve zaman tanımalıyım tarzı yaklaşımım vardı) sorunlara uzman yardımıyla çözüm aramak hiç aklıma gelmemişti. Yani sorunların o boyutta olduğunu hiç kabul etmemiştim.
Çünkü herşeyin mantıklı bir açıklaması vardı.
Edonun dil gelişiminin yaşıtları seviyesinde olmayışının nedeni 3 dilli oluşuydu. Ayrıca bana göre mevcut gelişim de o kadar vahim değildi! Yani Edonun kelime hazinesi çok geniş olmasa da, fena da değildi! Çok uzun cümleler kurup çok akıcı konuşamıyor; gramer kurallarını (Almanca'daki artikeller ve bunların çekimleri, bileşik fiiller, bileşik geçmiş zamanlar, istek kiplerinin geçmiş zamanları, isim tamlamaları gibi) etkin kullanamıyor olsa da derdini anlatıyordu ya! 3 dili aynı anda öğreniyordu, boru muydu?
İnce motor kaslarının yaş gelişim seviyesinde olmayışı da sorun değildi. Masa başında oturup piti piti resim yapmayı, makasla kesmeyi sevmiyordu. Oğlan çocuğuydu canı sıkılıyordu böyle işlerden ne yapalım?
![]() |
| Yaktın beni fayn-motorik. fine thanx and you? |
Lego ve puzzle yapmıyordu, yapmasın! Herkes mühendis olacak değil ya! Belki bizim oğlan da sporcu olurdu. Ya da oto tamircisi olurdu! Onu ne mutlu ediyorsa, onu olurdu...
Sosyal değildi. Diğer çocuklarla grup oyunlarına katılmıyordu. O da olsundu! Sözel gelişimi yüzünden geri planda kalıyor olabilirdi. Dil gelişimi akranlarını yakalayınca bu sorun da kendiliğinden çözülürdü. Çünkü koşmalı hoplamalı oyunlarda gruba katılmada hiç sorun yaşamıyor; iş role playing fasıllarına gelince kendini çekiyordu. Bunun nedeni başka ne olabilirdi ki?!
![]() |
| grup sosyallesmesine katilmayan edo temsili |
Bisiklete binemiyor, hatta 3-4 tekerde bile pedal çeviremiyordu. Pedalları her seferinde geriye doğru çeviriyor, 2 dk içinde sinirlenip bırakıyordu. Ama scooterla ve denge bisikletiyle harikalar yaratıyor, engebeli kaykaycı pistlerinde scooter ı havada uçurmalı aksiyonlara giriyordu.
Kayak yapabiliyordu. Dağdan aşağı kayarken sağa ve sola dönerek kavis verme olayını çözmüştü ve komutları takip edebiliyordu. Sağ ve sol beyin gelişiminde ve kordinasyonda bir sıkıntı olamazdı.
Fotografik hafızası ise müthişti. Arabada yol tarifi veriyor, farklı bir yola girdiğimizde anında farkediyor "hayır kreşe gitmek için burdan dönülür, neden dönmedin, nereye gidiyoruz?" Diye yapıştırıyordu. 100e yakın araba logosu tanıyordu.
Ayrıca ince motor ve dil gelişimi hariç (ki ondaki sapma da dramatik değil, çocuğum sadece "late bloomer" olacak hissi vardı bende) gelişimsel basamaklarda başka sorun da yoktu. Sayılar, renkler, şekiller, büyük-küçük algısı, ufaktan matematik, bazı harfleri tanıma, objeleri elle sayma, 10 dan geriye sayma, küpleri dizme tastamamdı. çatal bıçak kullanma ve giyinme-soyunma ise büyük ölçüde tamamdı. (Mesela ayakkabı giyiyor, bere takıyor, mont fermuarı çekiyordu. tişört-eşofman-don-çorap tamamen kendi soyunuyordu. Ama bunları kendi giyemiyordu) el yıkama-kurulama-diş fırçalama muntazaman hijyenik olmasa da kendi yapıyordu.
Çocuğumuz bizim narsistik uzantımız olduğundan sorunlarla yüzleşmek çok zor. Hatta birçok şeyi farketmek bile zor! Ancak kreş pedagoğumuz ince motor ve dil gelişiminin karakter, yetenek ve bilingualizmden bağımsız olduğunu takıldığı basamakları acilen atlaması ve farkı kapatmasının çok önemli olduğunu söyledi. "Ergoterapi" adı verilen bir terapi önerdi.
Haris'le sus pus olduk. Pedagogla hiçbi münakaşaya girmeden (aslında bizim çocuğumuz kreşte şöyle ama evde böyle; gerekli gördüğünüze emin misiniz, biz bu sorunların dramatik olduğuna inanmıyoruz vs vs demeden) önerdiği terapi merkezine ait iletişim bilgilerini aldık ve eve döndük. Ve zurnanın zırt dediği yere geldik.
Öncelikle internetten ergoterapi ile ilgili kısa bi araştırma yaptım. Ergoterapi otizmli, engelli, genetik bozukluğu olan çocuklara; ve ya hastalık, ameliyat sonrası süreç, yaşlılık nedeniyle yaşamsal fonksiyonları kısıtlanmış kişilere uygulanan, öz bakım, günlük hayat becerileri ve sosyal uyum geliştirmeye yönelik bir "duyu bütünleme" terapisi türü...
Pek tabi, nooluyoz amk diye başımdan aşağı kaynar sular döküldü...
Biraz da araştırıp üstünde düşününce, aslında pedagoğun bizi otizm şüphesiyle buraya yönlendirmiş olabileceği aklıma geldi. Kadın böyle bir imada hiç bulunmadı, tanı koyma yetkisi olmadığı için etik olmazdı zaten bahsini açmadı ama buraya gitmemizi istemekteki amacı Edonun düzgün kalem tutamaması, 3 dilli bir çocuğun tek dilde 2500 kelimelik dağarcığının olmayışı olamazdı heralde!
Sonra hemen otizm tanı kriterlerini okumaya giriştim ve minimumda da olsa bazı kriterleri karşıladığını farkettim. Otizm geniş spektrumlu bi bozukluk sonuçta, ucundan kıyısından da olsa spektrum dahilinde olması, olası olabilirdi..
Edo dışarıdan bakan için nopnormal, çocuk gibi çocuk çünkü! Ama Nasıl oldu da bugüne kadar farketmedim dediğim şeyleri fatkettim:
Edonun hayal dünyası çok limitliydi... Soyut kavramlar hakkında hiç sorular sormuyordu. Ölüm, tanrı, canavar, peri, Noel baba olaylarını hiç sorgulamamıştı mesela... Sadece soyut değil somut dünyaya ait karmaşık sorular da sormuyordu. Hiçbirşeyi merak etmiyordu. (Ne zaman? Ve ya neden öyle yapmaya iznim yok? Gibi gündelik hayat soruları soruyor tabi.. Ama genel bir dünyayı, hayvanları, biyolojiyi, eşyaların çalışma prensiplerini merak eder soruları yoktu)
Hikayeler uydurmuyordu. Role playing neredeyse hiç yapmıyordu! Oynadığımız role playing oyunları var tabi, ama o kadar tekdüze ve limitli ki... Mesela yemek pişirme, servis etme "pretend" ediyo. Ama kurgu asla gelişmiyo hep kısır kalıyo. Edo sırayla bana çay kahve pizza vs yapıp getiriyo ama diyologlar, olaylar, aksiyonlar yürümüyo! Sıkılana kadar "ne getirdin çay getirdim- ne istersin dondurma alayım" şeklinde gidiyordu... Ve ya postacılık oyunumuz var mesela. Ben odaya gidip kapıyı kapatıyorum bu dingdong diye zili çalıyo açıyorum. Bana bişey getirmiş oluyo (oyuncak, eşya vs. Ne getireceğini o seçiyo) ben aa teşekkürler iyimiş süpermiş falan diyip imza atıyorum teslim alıyorum. Bu oyun da kısır Bi şekilde defalarca aynı tekrardan ibaret oynanıyo...
Tamircilik oyumumuz var ona keza. Bu arabasıyla geliyo "Farım kırıldı, sinyalim bozuldu, motordan garip Bi ses geliyo" falan diyo ben Tornavidayla tamir edip yolluyorum ve aynı döngü! Yaşına göre çok kısır ve tekrara dayalı oyunlar... Ben tabi diyalogları kendim geliştiriyorum yeni fikirler üretiyorum onu eğlendirmek için o da ben öyle yapınca eğleniyo ama anladım ki bunu hep ben yapıyorum. Onu kendi haline bıraktığımda, onun seçtiği diyaloglar ve hikayeler çok kısa ve limitli kalıyor. Akmıyor hayal gücü! Saklambaçta da hala 2,5 yaşında neyse o! Aynı yere kabak gibi saklanıp duruyo.. Ben saklanacağım Zaman bana nereye saklanmam gerektiğini söylüyo.. Rutin dışına asla çıkamayan bir çocuk olduğunu farkettim...
Tüm bu oyunlar bebekliğinden beri "aynı şekliyle" oynadığımız oyunlar. Oyunu geliştirmek, rolleri evrimleştirmektense, o eski ezbere bildiği ve güvendiği haline sadık kalmayı seçiyo...
Göz teması kurmama (her zaman değil ama bazen kurmuyor. Başka yere bakarak konuşuyor) seslendiğimizde ignore etme, soru sorduğumuza cevap vermeme de var bazen. (Ama anlamlı bir fark oluşturacak sıklıkta bu "bazen"ler)
Oyuncaklarla amacına uygun oynamama durumu mevcut. Mesela içinde şövalyeler olan kalenin surlarına araba park etmesi, Maya'nın Bebek evinin içine araba park etmesi gibi. Bu abuk subuk yerlere araba park etme ve her alakasız nesneyi otoparka dönüştürme olayı bana komik ve tatlı geliyordu bugüne kadar, oysa ki...
Duygusal tepki verme, jest ve mimik kullanımının da limitli olduğunu farkettim...
Yani Nasıl anlatsam, hani filmin sonunda taşlar yerine oturunca eski sahneleri hatırlarız ya "aa bak burda şu olay bu yüzdenmiş meğersem. Way aq meğer böyle olduğu için orda öyle yapmış" diye aydınlanma yaşarız ya! Öyle bir aydınlanma yaşadım bir anda...
Herşey bana normal gelirken acayip bir ters köşe yedim!
Annelik içgüdülerimin beni yanıltmayacağına eminim... Ciddi boyutta, geri dönülemez biçimde bir "developmental delay" çıkmayacak Edo'da. Ama müdahale gerektiren birşeyler de var... Bunu yok sayamam.
Tabi ben bu keşiflerimle (ve ya kuruntularımla...) karmakarışık olmuşken olayı bir de Haris'le sindirme boyutumuz vardı. Çünkü Haris aile içindeki sıkıntıları sürekli yok sayan, normal gören, dahası vasat şeylerle de süpermiş gibi kendi içinde övünen Bi insan...
Mesela erkek kardeşi bildiğiniz "morbid obez" ama ona göre sadece "hafif kilolu" diyetisyene gitmeli, psikolojik destek almalı bu çocuk diyorum. Yok yeaaa abur cuburu kessin, spor yapsın tığ gibi olur diyo...
Edonun kayak yapması ona göre "üstün yetenek" ne alakası var bu yaş grubu bütün çocuklar çok çabuk öğreniyor ve kayıyor diyorum. Clarayla anna neden kayamadı o Zaman keh keh diyor.
Bisiklete binmesi önemli diyorum. Hayatında hiç bisiklete binmeyi öğrenmemiş insanlar var onlar geri zekalı mı? Onlar 4 yaş gelişim basamağında takılı mı kalmış Diyor...
Aslında gayet kültürlü, entelektüel, analitik zekası müthiş Bi insandır beyim diye söylemiyorum ama böyle köwlü cahil Bi huyu var işte aşamıyoruz... Aşamamayı bırakın ben normalde konusunu bile açamıyorum! Çünkü çocuklarımızda ve ya onun ailesinde "şu konuda şöyle bir sıkıntı var bence bişey yapalım" dediğimde aşırı sinirlenip beni suçlamaya başlıyo. Nerden çıkarıyorsun, yok öyle bişey herşey on numara mükemmel, olumsuz şeylere odaklanıp drama yaratmaya bayılıyorsun, iyi tarafından bakıp taktir etmeyi bilmiyosun diyip "sorun" haricindeki konulara çekiyo tüm mevzuyu. Kavgayla bitiyo hep bu konular.
Ben olabildiğince temkinli ve dikkatli (atipik otizm şüphelerimi kendime saklayarak) "bu konuda bişey yapacağız Haris" dedim. Sen gelmezsen gelme ben randevuyu alıp gidiyorum ergoterapiye dedim. Bence herşey şahane ama senin için rahat etsin gidelim dedi...
![]() |
| Çocuğuma götümden tanı koyarken ben |
Son olarak ekleyeyim. Edonun semptomlarını Haris'le beraber değerlendirirken de mutabık olamıyoruz. Gözlemlerimiz, oranlarımız oldukça farklı. Örneğin ben Edonun göz teması kurmama oranına %50 verirken Haris %10 veriyor maksimum.
Acaba Veli'lerin durumları değerlendirirken yaşadıkları bir dunning-kruger etkisi söz konusu olabilir mi?
Onu da size şöyle açıklayayım. Mesela çocuğunuzun gelişimiyle ilgili bir anket yapılacak size. 50 tane soru var ve 1den 10a kadar puanlamanız isteniyor. Test soruları tamamen aynı olsa da; "bu test üstün zekayı ölçmek için yapılıyor" denildiğinde verdiğiniz yanıtlarla, "bu test otizmi ölçmek İçin yapılıyor" denildiğinde verdiğiniz yanıtlar farklı olabilir!
-çocuğunuzun sayılara çok ilgisi var. Sayılar onu büyülüyor. Bir metinde sayı gördüğünde hemen farkediyor. -sorusuna çocuğu üstün zekalı çıkarsa çok mutlu olacak bir veli "evet aynen öyle 10 veriyorum" derken; otizm testinde "yok ya o kadar takıntı derecesinde değil, 6 veriyorum" diyebilir... Yani bunu veli çakallık yapıyor, testi manipüle etmek istiyor anlamında söylemiyorum. Tamamen bilinçsizce taraf oluyor, beklentisine göre...
Haftaya aldık ilk randevumuzu başlıyoruz ergoterapiye. Tüm süreci ve gelişmeleri yazıyor olacağım, sizlerden talep gelir ve merak ederseniz. Ya da ben anlatma ihtiyacına düşer, bu konuda fecii paniklersem :(



Sevgili Başak, sözünü ettiğin konular uzmanlığım hiç değil, eh zaten annelikte de çok acemiyim... Ama ne bileyim senin hep anlattığın Edo mutlu, uyumlu ve gercekten de normal yani çocuk gibi çocuk işte... Mutlaka sen daha iyi biliyorsun ama cok da endiselenecek birşey yoktur diye geçiyor icimden. Haberlerini bekliyor olucam ben kendi adima!
YanıtlaSilGenel tabloda mutlu, huzurlu, uysal bir çocuk gerçekten... Ama sosyalleşmede, dil gelişiminde ve ince motor hareketlerde sıkıntı yaşaması beni uzun uzun düşündürdü, terapiye yönlendirilmemiz de içimde alarmları çaldırdı :(
SilÇok teşekkürler yorumuna, umarım dediğin gibi neticelenir ve ya ufak müdahalelerle hızlıca çözülür benim de tek temennim bu.
Terapinin gidişatı ve kendime bir öz değerlendirme yazısı yazacağım zaten ilerleyen günlerde, umarım senin de işine yarar. Benim takıldığım yerde takılmazsın, yaptığım yanlışları yapmazsın... Tabi ki her çocuk farklı ama annelik de böyle birşey işte. Deneyerek, yanılarak, gözleyerek, duyarak, Zaman zaman çuvallayarak, akabinde toparlayarak buluyoruz yolumuzu...
Baksana, su kafa karisikliginin icinde bile faydali olmak niyetindesin, Allah kalbine gore versin... Hem dedigin cok dogru, cuvalladigimiz zamanlar illa ki olacak, mühim olan toparlamak. Sen belki kendine yukleniyorsun ama harekete gecmissin bile, icini ferah tut...
SilBaşakcim, ben de bi ara kizim için bazi şüphelere kapilmistim, karakterle ilgili şeyler oldugunu sonradan anladim.hicbir zaman kuzguna yavrusu anka görünür annelerden olmadim. Sen gercekleri görebilen ve mükemmel bilincli bi annesin. Sonuc ne olursa olsun ki asla ve asla aşilmaz bisey oldugunu sanmiyorum, yoksa cook once farkederdin. Edo zaten çok şansli, senin gibi bi annesi var,.kalp
YanıtlaSilDil gelisiminin bir gosterge oldugunu dusunmuyorum. Bizzat yasadim cunku, evet bazi cocuklar kesinlikle daha yetenekli, daha cabuk dil ogreniyor. Bizim evde konusulan dil turkce, alamanci turkcesi degil ustelik😁 instada Sunun bi vidyosu var,izle, aglarsin yani turkcenin bozukluguna. Icini rahatlatmak amaciyla yazmadim, sadece dil gelisiminin bu konuda bir gosterge oldugunu düsünmüyorum.😘
YanıtlaSilLale'm ya cansın <3 gelişimsel sıkıntıysa sıçtık da karakterse daha beter sıçtık o vakit askfkflgşg
SilŞaka bi yana anlıyorum dediğini, ben de zaten dil gelişimini normal değerlendiriyorum aslında... Mesela Fransa'da doğup büyümüş iki kuzenim var. Birinin Türkçesi aksansız harika, sosyal ilişkileri (yazları Türkiye'deki çocuklar ve akrabalarla) müthiş, diğerinin Türkçesi çok kötü ve buna bağlı olarak sessiz, özgüvensiz içe kapanık "problemli" gibi duruyor. Ancak Fransa'da öyle değilmiş. Özgüvenli sosyal bir sürü arkadaşı olan bir çocukmuş (anneleri çok bilinçli bir kadındır bu söylemine inanıyorum) ayrıca ikisinin de okul başarısı, sportif başarıları müthiş. Derece alıyorlar. Yani kısaca dediğin gibi "dil" bilingualizmde tek yönlü kıstas olmamalı...
Su efso Bi hatun hastasıyım <3 Kaan da maestro zaten yaa onun için böle dilmiş, ince motormuş basit ilkel şeyler bunlar askfkflgşg
Ben de çok ciddi bir çaba gerektireceğini sanmıyorum ama önlem almakta gereğini yapmakta fayda var, sonradan keşke yaptırsaydım dememek için. Hani demişsin ya bazı konularda 2,5 yaşındaki gibi diye. Sanırım tam da 2,5 civarı kardeşi olmuştu değil mi Edin'in. Kardeş olduktan sonra böyle bir tepki doğmuş olabilir mi acaba diye aklıma geldi. Hani daha önce çok büyük bir tepkisi olmadığını yazmıştın yanlış hatırlamıyorsam. Belki de tepkisi bu yönde bir bastırmışlık şeklinde su yüzüne çıktı? Kolaylıklar diliyorum ve güzel gelişmeleri merakla bekliyorum
YanıtlaSilKardeş travması semptomu olarak regresyon normal değerlendirilir. Buradaki regresyon bebekçe hareketler, Bebek konuşmaları, emziğe beze geri dönmek isteme, yapabildiği şeyleri yapamama (anne yedirsin, giydirsin isteme vs) gibi gözlenir genelde. Ama eğer öyleyse bile bu semptomların takribi 6 ay içinde kaybolması gerekiyordu... Kardeş travmasının uzantısı olduğunu düşünmüyorum ben gececiğim. Hele ki şu an Edo kardeşi olmadan önceki hayatını hatırlamıyor bile, ona göre maya hep vardı! Bir de maya'ya karşı olan davranışlarından illa ki Bi yerde açık verirdi bugüne kadar. Ama ikisi arasındaki ilişki çok normal, olması gerektiği gibi seyrediyor. Hem sevişiyorlar, hem dövüşüyorlar, hem birbirlerini koruyup kolluyorlar, marketten birşey alınacağı Zaman kardeşime de alalım diyip aynısından 2 tane alıyorlar falan :)
SilBakalım bir gidelim de, belki de dediğin gibi daha farklı bir boyut kazanır ve çocuk psikiyatrına yönlendiriliriz.. Yani kardeş travması olmasa dahi başka bir psikiyatrik süreç vardır işin içinde. O da olabilir :( terzi kendi söküğünü dikemez derler ya, ne kadar doğru! Belki benim yakalayamadığım birşeyler vardır...
Gelişmeleri aktaracağım, çok teşekkür ederim <3
Başak, karşında Alman pedagog var öncelikle. Her şeyin cetvelle çizilmiş gibi dümdüz ve hizalı, herkesin belli sınırlar içinde olmasında ölümüne kararlı bir ırk. Onun bakış açısından baktığında her 4 yaş çocuğu bunları yapmalı ama hayat öyle bir şey değil ki? Bu ergoterapi zımbırtısını benim Berlinde yaşayan yeğeneime de önermişlerdi 7 yaş civarında, gittiler diye hatırlıyorum ama sorayım bi kardeşime.
YanıtlaSilNe yaparsan yap Edo aynı olacak, huy mizaç denen çok mühim bir şey var ama bu şokların şöyle bir faydası oluyor hep ertelediğin bazı yüzleşmeleri yaşıyorsun, bir türlü arekete geçemediğin konularda adım atıyorsun vs.
İçin rahat olsun. Beyinin öyle olması da iyi boşver, öbür türlü yangına körükle gidiliyor ki pek de iyi olmuyor. Sevgiler Bodrumdan.
Elifcim benim de içten içe kurulduğum bir noktaya parmak bastın :))) Bu motor gelişim ve her işini kendi yapma kurallarına fazla takıklar :))) başarılı da oluyorlar gerçi haklarını yemeyelim ;) evlerine tamirci çağırmayan su borusundan tut elektrik tesisatına her boktan anlayan kadınlar ve erkekler haline geliyorlar büyüyünce hehehehhe
SilBiz benzini bile kendimiz doldurmayız ayol, pompacı denen meslek var ashdkflfl
Ama yine de madem burda yaşıyoruz, bizim çocuk da eşşek gibi yapacak kendinden yapması beklenenleri... Biz de bunu sağlamak için üzerimize düşenleri, tabi...
Teşekkür ederim, içimi rahatlattın bu görüşünle. Yeğeninde yaşanan süreci öğrenip kısaca anlatırsan çok sevinirim, hemen feyizlenirim :))
Benden de Bodrum'a sevgiler <3
Basakcim ben de edoda ileri boyutta, ters bir sey oldugunu dusunmuyorum. Sorunlu bir cocuk resmi vermiyor asla. Zaten bu gelisimsel pedagoji de yer cekimi kanunu degil, her cocugun gelisimi/egilimi farkli oluyor.
YanıtlaSilUfak mudahalelerle geride kaldigi yerleri hemencecik toparlarsiniz gerekirse, onun disinda baska bi boyutta sorun cikacak olsa sen zaten onceden de kurtlanir, fark ederdin diye dusunuyorum.
Bak icin rahatlasin diye anlatayim, benim beyim 4 yasinda mi ne konusmus, o yasa kadar renkleri, sayilari filan ayirt edemiyormus. Dayisi, ananesi dedesi filan hala hatirlar, hatirlatirlar; ana babanin panigini sen dusun. Velhasil, 4 dili gayet iyi konusuyor, biri de Turkce. Uc boyutlu analizde de uzmandir, uzay sekil iliskisi beni sollar carpar. Islem hizi ok, muthis degil ama öss gencligiyle nasil bas etsin Hollanda bebesi.
Kendi adima, sureci (iyi haberler umuduyla) bekliyor olacagim.
Haha doğru dedin valla, bizim ÖSS mantığıyla ezberci eğitimle kimse baş edemez :)) ben de hep onları düşünmüştüm, benim çevremde de çok vardı. Geç konuşanlardan tut, Einstein gauss gibi dahilere okul hayatında "başarısız" teşhisi konulması olayları falan :)) mesela ince motorda da babam fiyaskodur :))) adam doktor ama eline ver ipliği iğneden geçiremez, duvara çivi çakamaz, ütü yaparken gör koparsın ütünün ucuyla kumaşı topak haline getirebiliyo düzleştireceği yerde :))) -yaşla ilgili değil tabi, hep böyleydi. Zamanla annem de saldı zaten bütün ince motor işleri nasılsa babam beceremiyor diye kendi üstlendi :Pp- yani ben ya geç gelişir, ya da gelişmese bile olur kafasındaydım... Bunlar çok önemli şeyler, yaşıtlarından geride olması büyük sıkıntılar yaratabilir denmesi, gelişimsel bozukluk sinyali sayılabileceği endişesi beni bitirdi :( ama şimdi çok daha iyiyim.
SilYorumuna Çook teşekkür ederim, bu arada seni tanıyor muyum, Facebook gruplarından falan bir hukukumuz var mı? Blogdan çıkaramadım, ilk kez yorum bırakıyorsun ama tanıyor gibiyim :)
ay ince motorum benim de kotu: dosya kagidina duz yazamam, duz cizgi kesemem. Ama 5 yasindayken babamla satranc oynuyoduk. Wrap slingle bebe baglamaya alisana kadar catladim resmen. Beyim ise dikis diker, bebeyi her cesit ustune asar filan, zaten allah vergisi hollandali, bisikletin ustunde biraksan kahvalti bile yapar :D
SilBi yerden tanismiyoduz bu arada, blogunu sinsirella gibi takip edenlerdenim :D ama seninle giybet aski adli whatsapp grubu kurup civardaki almanlar
I cekistiresim var :D
SilHala bisiklet kullanamıyorum, ince motor becerilerim rezildir, ilkokulda bana da öğretmenlerim bol bol kurum önerisinde bulunmuştur, kitaplara uymayan her bebeye de bu etiketler ya önüne ya arkasına takılıyor, sen de beyin de (sen diyorum çünkü seni çok samimi buluyorum ve büyüyünce senin gibi olmak istiyorumskdjfdksd) çok takılmayın, Edo'da bir "anomali" olsa bile çözülemeyecek bir şey değilmiş gibi duruyor, ebeveynleri bilinçli ve engellilere sırt çevrilmeyen bir ülkede yaşıyor sonuçta... Tabii bence engelli filan değil, senin dediğin gibi bazı konularda "late bloomer" sadece. Herkes herşeyi aynı yaşta yapmak zorunda değil sonuçta.
YanıtlaSilÇok haklısın. Her çocuk farklı, hepsi farkı süreçlerde gelişiyor, ama işte yine de böyle diyip "aman çocuktur ileride düzeltir" diyip geçmeden önce Bi bakmak gerekiyor anasıgil olarak ne yapabilirze :)))
SilTabi ki sen diyebilirsin, ben de seni çok samimi buluyorum :D
Soruna ben de cevap almak isterdim. Veliler icin dunning-kruger efekt mi olanina. Ben krese Bruksel'de gitmisim.
YanıtlaSilKafa kagidimdaki ismimle acikcasi ilkokulda tanistim. Kresteki kadin hic duymadigim adimla bana seslenmesi bir yana, Jyi telaffuz edemedigi icin lakap takmis. Ben de sklememisim. Sonrasinda velilerimi cagirip, sagir bu demisler. Yaa 2-3 yasimda odyometriye gittigimi hatirlarim :)) Daha gecen hafta sordum, nasil ikna edemediniz diye. Babam konusmus, ona da ote dunyada hesap soramiyorum simdi :)
iki yasinda cocuga (kendi adiyla alakasi olmayan) götünden lakap takip sonra da "isme tepki vermiyo bu yeaa" demek such brüksel, very lahana!
Sil"aksi ispatlanana kadar bütün cocuklar sorunludur" yaklasimi var buralarda yeaa asshjkdhk aksini ispatlamak icin de böyle kontroller, testler, terapiler :D