16 Eylül 2016 Cuma

Tutunamayanlar :)



Gecekondu mahallesinde bir ev düşünün. "Kendi eviniz". Küçücük, konforsuz, sık sık elektriği suyu kesiliyor. Etraf pislik içinde. Mahalle tekinsiz, sapıklar, hırsızlar, manyaklar kol geziyor. Can güvenliğiniz yok. Herkesin gözü üzerinizde, komşular dedikodunuzu yapıyor. Lafla, imayla, türlü şekillerde sürekli taciz ediliyorsunuz... Kimse sizi sevmiyor, siz kimseyi sevmiyorsunuz. Siz ne kadar uğraşsanız evinizi temiz ve sıcak tutmaya çalışsanız da çok zorlanıyorsunuz. Dışarının tozu, pisliği, soğuğu sürekli evinize giriyor. Bir de bu evin içinde ve bu mahallede çocuk yetiştirmek sizi daha da zorluyor, geleceğiniz karanlık ve mahallenizin profili sürekli kötüye gidiyor. 



Diğer yandan bir ev düşünün, kocaman ferah bir villa. İçinde yüzme havuzu, genişçe yemyeşil bahçesi, spor salonu var. Ev kapıdaki güvenlikçe korunuyor, mahalle şahane, komşular görgülü, evin temziliği, bahçenin bakımı düzenli yapılıyor. Ev sahipleri eğitimli, kültürlü, prensipli kibar insanlar. Sana gel burada istediğin kadar yaşa diyorlar. Hiçbirşeyine karışmayacağız, kendi evin gibi yaşa, evin imkanlarını dilediğince kullan, çocuklarını burada büyüt diyorlar. Ama "kendi evin" değil. Evin kurallarına uyacak ve kendini hep misafir gibi hissedeceksin diyorlar. 

modern villa görseli bulcam diye asmali konak buldm asdfjkl iste kafalar hep bu :)))

Hangisinde yaşardınız? 

Türkiye=gecekondu, evropa=villa benzetmemle durumu özetlemeye çalıştım. Çünkü bu ara nedense kendimi burada misafir gibi hissetme tribine girdim. Sanki köyden kalkıp şehirdeki kuzenime yatıya gitmiş de; elimi kolumu nereye koyacağımı bilemez haldeyim... 

Gerçi benim durumum farklı... Yani ben gecekondudaki evimden bunalıp da tasımı tarağımı toplayıp buraya göçmüş değilim. Ben geldiğimde benim evim ve mahallem de zaten güzeldi. Ama ben bütün düzenimi en başından burda kurdum, çocuklarımı burada doğurdum. Ben kendimi her ne kadar misafir hissetsem de, çocuklarım o villanın mirasçısı! Ev sahiplerinin biryerlerden uzak akrabası... 

Kendimi bu kadar ezik hissetmemin nedenine gelince; dün kreşte baya bir papara yedim, çocuk gibi azarlandım. Ağırıma gitti. 

Konu şu: Edo'yu saat 2de almam gerekiyor. Kreş 4e kadar açık ancak çocuğun geliş gidiş saatlerini sene başında bildirip o saatlere sadık kalman gerekiyor. Maya bu aralar uyku düzenini değiştirdi, öğlen uykusundan 2 de anca uyanıyor. Bu hafta birkaç kez 2.05, 2.10 gibi 5-10 dk geç kalarak gittim hep Edoyu almaya. 

En son da dün tamı tamına 25 dk geç kaldım! 
Hadi çocuğu uyandırmıyım, 5 dk daha bekliyim dur fırında yemeğim var 5 dk da onu bekliyim derken 2.15 te evden anca çıktım ve kreşe varmam 2.25i buldu. 

Ben nedense geç kalmamın sorun olacağını düşünemedim. Yani zaten orda bi araba çocuk var arada Edo da kaynar, onu zamanında almayarak kimseyi bekletiyor, mağdur ediyor değilim diye düşündüm. Normalde arayıp haber vermek gerekiyor ben bugün şu kadar dakika geç geleceğim, bilginize diyerek.. Ama ben bunun da gerekli olmadığını düşündüm. Dedim ya zaten hadi 5 dk 10 dk daha diyerek fln oyalanmıştım tam olarak ne kadar geç varırım onu da kestirememiştim. 

Neyse bu bir kuralmış ve burda benim hatam var okey, kabul! Amaaan noolcak be ya çoğayıp ediyorlar demiyorum da zaten. Kendimi savunmuyorum... 
Ama diyorum ya ben direkt Türk kafası düşündüm. Böyle şeylerin sorun olmayacağını düşündüm. İçgüdüsel olarak gayet rahat, sorumsuz, prensipsiz davrandım. 

Neyse bir gittim ki kreş teyzesi "inge yenge" buz gibi bir suratla karşıladı beni. Nerdesin sen yarım saat oldu! dedi. Seni çok merak ettik şimdi arayacaktık. Kreş müdiresi sana çok kızdı! dedi. 
Hayır böyle yapamazsın, bir mazeretin varsa arayıp derhal bildirmen gerekir dedi. Bir ton nutuk ve kalay çekti. 
Ben tabi ne diyeceğimi bilemedim. Orda ne denir ki, "haklısınız ben bugün bazı nedenlerle evden çıkacağım saati tam ayarlayamadım bundan sonra dikkat edeceğim" dedim. 

Bu geç kalma olayı 2 senede 2. Kez oluyor! Biri de geçen sene bahar ayında oldu. Beyimle bir iletişim sorunu yaşamışız. Sabah edoyu büyük ihtimal o alacak, alamazsa haber verecek diye konuşmuştuk. Sonra bana mesaj attı. "Ben alamayacağım" yazmış gayet açık ve net. Ben onu "alacağım" okudum. İşim gücüm de yoktu ama babası alacak diye kafam rahattı. Yarım saat sonra kreşten aradılar nerdesiniz diye. Babası alacak biliyordum bir karışıklık olmuş, hemen geliyorum dedim. Gittim aldım ama tabi eşler arasında böyle iletişim sorunları yaşanmamalı, hassas olmalısınız diye bi parti fırça da o zaman yemiştik. Tabi yine buz gibi surat ve "çk aptalsn kşke ölsn" ifadesiyle; böyle korkunç bir ihmal nasıl yapılır anlam veremeyerek falan :))) 

Neyse konu kapandı sanıyordum meğersem bu sabah bir de üstüne beyime ispitlemişler beni :))) bir posta kalay da ona basmışlar. 

O da beni aradı, tartıştık. Bi kamyon da o üstüme geldi, böyle bir hata nasıl yaparsın madem geç kalacaktın neden aramadın falan o da bi anlam veremedi geç kalma davranışıma. 

İşte böyleyken böyle dostlar. Kendimi bok gibi hissettim. 
Toplumsal davranış kalıplarında, kurallarda benim kendi mantığıma, kendi kültürlüme göre sorun olmayacağını düşündüğüm şeyler burada sorun oluyor. O zaman işte kendimi kültüre yabancı ve misafir hissediyorum... 

Ha kendi kültürümü çok mu seviyorum? Bilakis kadının yeri, çocuk yetiştirme pratikleri, sorumsuzluk, aymazlık, görgüsüzlük, çirkeflik ve daha neler neler birçok şeyinden tiksiniyorum... Ama kodlarıma işlenmiş bi kere, sık sık prensipte sevmediğim şeyleri bile yapar hale geliyorum farketmeden, düşünmeden... 

13 yorum:

  1. 4 yıl bir Alman şirketinde birebir almanlarda çalıştım . Gerçekten Alman mantığı ( ki bence Avrupa mantığı değil ,en azından İtalyan İspanyol mantığı değil) ki Avusturyalıları da o topluluğa katıyorum diye bir şey var. Yediğim zılgıtın haddi hesabı yoktur.Düşünüyorum haklı oldukları da vardı , pireyi deve yaptıkları benim mantığımın almadığı ama onlar için dünya meselesi olanda vardı. Bu nokta da hem bana göre sen rahat ve huzurlu bir ortamdasın hem de Allah sabır versin bacım konumundasın
    Lafı uzatsam da kısa bir anım anlatmak isterim. Bir Alman - Türk ortaklığı firmaya iş görüşmesine gitti ,Karşımda ki adam yabancı çalışanlardan. Görüşme çok iyi geçiyor falan. Adam dedi ki " son bir soru sormak istiyorum.Neden bizim fimamız?" Bende gayet kendimden emin " artık bir Alman firması da çalışmak iistiyorum " dedim. Adam da " Biz Alman değil Avusturya firmasıyız "dedi alı al moru mor baya bozulmuş vaziyette. Tam bir Türk rahatlığın bndeki . Iyi ki o da olur demedim bir de üstüne :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeaaa avustur alman aynı bokun laciverti işte, beni böyle şeylerle uğraştırmayın deseydin ya :)))) ya gerçekten çok acayip bir millet! Çok sevdiğim özellikleri de var, çok gerildiğim de.. Yine de terazi kefesine bi tarafa bizi, bir tarafa bu Alman zihniyetini koyunca; Alman tarafı çok daha ağır basıyor yaşanılabilirlik açısından bana göre tabii;) yani adamların kurallarına harfiyen uy, dakikliği ve verilen sözleri tutmayı, taahütleri yerine getirmeyi şiar belle sen sağ ben selamet :) problemsiz, kral gibi yaşar gidersin :)

      Sil
    2. Sanki avusturyalılar almanlarda karıştırılmaya biraz bozuluyor gibin ya ya da ben öyle sandım :)))
      Ama bende almanları Almanya da tercih ederim, valla Türkiye de uzun süre kaldıklarında ne düzenleri kalıyor ne kurallara uyuculukları çok beter oluyorlar.....bir anda bakıyorsun şark kurnazlığının âlâsını kapmışlar....

      Sil
    3. Sevgili annelik oyunları! Bu yorumuna verdiğim yanıt aşağıda lale'nin yorumunun altında :))) Offf Nası da karıştırdım ortalığı. Yorum silmeyi sevmiyorum hatalı da olsa. Böyle bir çözüm buldum 2 gramlık kıt aklımca :)

      Sil
    4. Ben o yorumu direk üstüme alınmıştım zaten hahahaha.Ama Alman olsam kesinlikleeeee kabul etmezdim,yanlış yerde Achtunggg bitteeee:P

      Bu arada böyle gömdüğüme bakma ben pek severim almanları ve gıyabında avusturyalıları,var bir Enver Paşavari Alman hayranlığım :)))

      Sil
  2. siz daha sık yazar mısınız lütfen:)) ben de yakında yurt dışına çıkacağım. bazen sevinç, bazen tedirginlik oluyor. öyle beyhude beyhude hisler... son derece samimi, rahatlatıcı geliyor bu tarz yazılar bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim efendim :) yazarım tabii elimden geldiğince ;) maksat kafalar dağılsın, eğlenceli muhabbetler dönsün :)
      Size şimdiden gideceğiniz ülkede bol şans ve Mutlu huzurlu bir yaşam diliyorum.

      Sil
  3. Burada doğup, büyümediğim için olsa gerek, kendimi buraya ait hissetmiyorum. Seni çok iyi anliyorum, amağn nolcak yaa dedigim şeyler, daha sonra kalay olarak geri dönüyor bana da. Bizimki daimi misafirlik yani..

    YanıtlaSil
  4. Burada doğup, büyümediğim için olsa gerek, kendimi buraya ait hissetmiyorum. Seni çok iyi anliyorum, amağn nolcak yaa dedigim şeyler, daha sonra kalay olarak geri dönüyor bana da. Bizimki daimi misafirlik yani..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha çok doğru tespit :) dilleri kültürleri yemekleri biraları herşeyleri aynı olmasına ramen bi Almanya komplexi var bu Avusturyalılarda :))
      Biz öyleyiz yaaa çok fena asimile ederiz Adamı Ahahahha Türkiye'de yaşayan kısa sürede Türkleşir :)) kendimiz 50 yıl da geçse başka memlekete adapte olamayız ama. Cinsiz ciiiiins :))))

      Sil
    2. Ay dur ya bu yorum sana deil:) aynısını yukarı kopyalıyorum :)))- senin yorumuna katılıp aç gezenler klübü boot camp'ımıza haftaya başlamayı iple çekiyorum beybi eheuhe

      Sil
  5. ele güne karşı seni bağrıma bağrıma vurup oy kurban olduğum tutunamamış gurbet ellerde diye sevesim var. :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oiii sonik kuzu geri dönmüş oley be! Tutunamadım ayol:) ne yapsam olmuyor gülüm, terketmiyor beni türklüğüm :)))

      Sil