15 Haziran 2016 Çarşamba

Çocuğa hitap şekli



Son birkaç yıldır özellikle internette "uzman psikologlar" tarafından çocuğumuza hitap şekillerimiz nasıl olmalı diye sıkça hizaya getirilmekteyiz. Bu aşağıda özet geçmiş olduğum maddelerin hepsinin orijinal metni elimde var! Elimde yok da, gugıla yazınca çıkıyo. Genelde hürriyet aile, Ayşe Arman röportajı falan kaynaklı alayı. Ama ben o kadar rabet etmiyorum ki, buraya referans eklemiycem. Neymiş bakalım bunlar? 

Çocuğa denmemesi gereken sözler, yapılmaması gereken davranışlar (toplaşın hele bi hepsini eyyorlıycam) 


1-aşkım, sevgilim (neden: çünkü çocuk annenin aşkı olamaz. Aşk yalnızca cinsel haz duyulan kişiye aittir. Ödipal kompleksi tetikler. Babası da aşkınız olduğundan rekabet geliştirir. Çocuğun kafasını karıştırır. Hele ki boşanmış aile çocuklarında daha da tehlikeli; çünkü annenin kendisini babanın yerine koyduğunu düşünür. Aşkım diye diye çocuğa aşk olayını anne sevgisi modunda kodlarsınız ileride kendinden yaşça büyük kadınlara aşık olur.) 


2-annem, annecim (neden: çünkü varoş) 


3-güzel kızım, yakışıklı oğlum; akıllı-zeki-güçlü- becerikli çocuğum gibi sıfatlar. (Neden: çünkü ona misyon yüklemiş oluyorsunuz. Güzel olduğu İçin seviyosunuz, akıllı olmasaydı sevmezsiniz falan filan diye performans kaygısı yaşatırsınız) 


4-yaptıklarını "çok güzel resim" "çok şahane bir balıklama atlayış" gibi öznel değerlendirme içeren övgü kelimeleriyle destekleme. (Neden: çünkü Sürekli onay beklemesine ve öz değerlendirme yapamamasına neden olursunuz.)


5-ağam, paşam, şehzadem, piremsesim (neden: çünkü feodal sistem ve monarşi kalktı hacılar) 

Evet uzmanlarımızdan gelen inciler bunlar (son madde hariç. onu ben uydurdum. Çok mu belli? :P)

Peki ben ne diyorum/ ne yapıyorum? 


1-Aşkım sevgilim diyorum! Çünkü aşkı cinsel hazza indirgemiyorum. Sadece babasının aşkım olabileceğiyle (karşı cins) seksist bir vurgu yapmıyorum. Aşkı sadece yoğun, karşılık beklentisiz, koşulsuz yürekten bağlılık olarak tanımlıyorum ve bu duyguyu bana yaşatan herkese herşeye "aşkım" diyebilirim. "Sevgili" ona keza! Sevilen herşey sevgili olabilir. Bu benim hissettiğim konsept tabi. Ben olayı böyle algıladığım için aşkım denmesi beni rahatsız etmiyor. Gelelim çocukta uyandıracağı varsayılan travmalara: 
Çocuk sanılanın aksine, herşeyi "subliminal" olarak absorbe eden, alt Metinleri okuyan bi zihne sahip değil. En azından "soyut anlamlı kelimeler ve sözel anlatım"larda. Çocuk davranışı gözleyen, rol model alan, kopyalayıp yapıştıran, ortamda hakim atmosfere ve büyük resme bakan bi oluşum :) yani ona coşup arada aşkım sevgilim demeniz onda böyle gizli karmaşık hisler uyandırmayacaktır. Tabi gerçek bir cinsel haz içerikli aşk vakalarındaki gibi kıskanma, aşırı sahiplenme, bunaltma, seni benim kadar kimse sevemez sevemeyecek semptomlarıyla desteklemezseniz :) bir diğer nokta, bu konuyu hassas bulup "aşkım" dememe kararı alırsanız da şöyle bir handikapla karşılaşırsınız: "aşkım" hemen her dilde günlük hayat jargonuna yerleşmiş bir kelimedir. Komşu teyze ona aşkım diyecek, marketteki kasiyer kız aşkım diyecek, kahve içmek için buluştuğunuz bir arkadaşınız ona aşkım diyecek... O yüzden içinizden geldiği gibi (şayet geliyorsa) aşkım demek bunu olumlu/sevimli bir hitap şekli olarak normalleştirmek adına da sakıncasız ve doğal bir tutum olabilir. Aşkım demek çok özeldir, ancak gerçek aşkımıza ve tek bir kişiye aşkım demeliyiz söylemi; bekaretimi Kocama saklıyorum olayı kadar manasız bana göre. 




2-Ya durun link eklemiycem dedim de bu yazıyı bulmam lazım. Yazı radikal yazarı, Evrim Sümer'in "annecim dersem ağzım kırılsın" başlıklı yazısı. Orijinal sitesinden bulmaya kasmadım, ilk şu denk geldi.   Okumak isteyen varsa alalım

Yazı Boğaziçi Üni'nin yüksek elit your highness mezunlarına yakışmayan varoşlukta bir kadının çocuğuna "annecim" hitabı ve bunun ne kadar varrrroş olduğu üzerine. :))) 

Çok da şeyapmadım ama sadece şunu hemencik bi çürütüvereyim "annecim" lafı "hiçbir" kültürde yok demiş. Düşünsene ayol kate Middleton piremses bebişine "mommy" diyormuş falan diye komikler şakalar yapmış. İspanyolcada ve romencede olduğunu biliyorum! Bizzat gözlemledim onlar da çocuklarına mama, mami diyolla! Hadi Romanya varoş ama ispanyollar da mı varoş? Asdfghjk vardır ya bence birçok kültürde. 
Ben diyorum! Demeye de devam edicem. 




3-Bunu da aynen diyorum! Güzel olduğumuzu duymaya ihtiyacımız var! Birinin bize güzel demesi, o kişi tarafından güzel bulunduğumuzu hissettirir. Evrensel güzellikte bir afeti devran olduğumuz yanılgısı oluşturmaz. Çocukta da böyle olduğunu düşünmekteyim. Kocamız güzelsin diyince, en yakın kız kankamız "güzel hatunsun vesselam" diyince bizim göt tavan yapmaz mı? Bence şahane hissettiren bi iltifat.

Ve çocuğumuza güzel oğlum güzel kızım demek, onları sadece güzel hissettirir ya, ve ne olursa olsun bizim onları çok güzel bulduğumuzu! Yani "benim tek özelliğim güzel olmam, annem beni güzel olmasam sevmezdi, ayrıca güzelliğime zeval gelirse kimse sevmez o yüzden hep güzel çok güzel olmalıyım güzellik takıntılı olmalıyım" alt metni çıkmaz burdan yeaa. Çok zorluyo bu uzmanlar :) 

diğer sıfatlar da öyle! Mesela 1 kiloluk pazar torbası taşımaya yardım edince "vay benim güçlü oğlum! Çok güçlüsün yaws" falan demek ancak mini bir gaz verir, gönlünü eder, gününü şenlendirir çocuğun. Daha da güçlü olmalıyım diyip dambıl basıcak, protein tozu içicek hali yok 3 yaşındaki çocuğun:)) ha tabi yine sapıkça sadece bir sıfat üzerinden günde 500 cümle kurmak olmaz tabi! Ama ara sıra güzel, akıllı, çalışkan, beybifeys falan diye sevilebilir bence bu zirzoplar. 



4-Öznel değerlendirme ve övgü yapıyorum! Yapmakla kalmayıp bazen dibine vuruyorum hatta :) abi çocuk iki çizik resim boyamış gelmiş gösteriyo 
-"hmmm evet bu bir resim! Sanırım çok emek harcamışsın. Evet sarı bir güneş yapmışsın. Sen ne düşünüyorsun? Sence Nasıl olmuş?" 
Bunu diyeceğmişiz! Bence çok daha kasış çok daha saçma bi yaklaşım ya!

Çok güzel olmuş bebeim diom geçiom. Sevinio o da gariban. Hatta bi bok anlamadığımdan açıklattırıom, bu ne Edo? Diyorum. Araba diyo. Aaa evet hakkaten de araba, süper olmuş diom. Şunlar da farları galiba diyorum. Hayır değil diyo. Wauv nefis bu haliyle zaten diye konuyu değiştiriyorum :-))  ya bence basit, sade, doğal içinden geldiği gibi olunmalı. 

Annesin sen ya, çocuk tabi ki senden onay bekleyecek, beğeni bekleyecek. Ergenlikte de tam tersi, senin onayladığın ve beğendiğin şeylerden tiksinecek :)

ha aşırı övme ve sadece en iyisini o yapıyor yanılgısı olmasın diye mesela grup içinde birşey yaptıklarında bütün grubu aynı coşkuyla ve eşit övüyorum. Aman da hepsi harika! Edonunki de harika Mayanınki de harika Saranınki de harika! Kıyaslanma olayı ve "en iyisi" olma beklentisini de kendimce böyle ekarte ediyorum. Ayrıca değil bana bağımlı olma ve benim beğenimi herşeyin üstünde tutma; olsa olsa "annem de azıcık saftirik galba, herkesin herşeyini beğeniyo" yargısı oluşur bence oluşsa oluşsa :))) 
belki surda kobalt mavisi minik bulutcuklar vardir. cok güzel olmus bob ross reyiz




5-Bir tek bu kelimeleri kullanmıyorum. Zaten bu kelimeleri sevmediğim için kullanmak da içimden gelmiyor. Ağzıma yerleşmiş kelimeler değil. O yüzden sıkıntı yok. İtici buluyorum. Piremseslik de pek hazettiğim konsept değil açıkçası inş maya fırfırlı tütülü pembeli frozen lı giyinme sevdasına baş koymaz :)) mayayı Prenses yaptırmayacağız! Şaka be, koyarsa da koysun napalım ona da okeyiz :) 

feodal, monarsik bebe kostümlü görsel ararken nelere denk geldim bilseniz. 


3 yorum:

  1. Bu hafta okuduğum ebeveynlik yazılarında ikinci halay çekişim. Bir diğeri de blogcuanne'de okuduğum şu yazıydı:

    http://blogcuanne.com/2016/06/12/ebeveynler-her-yaptiginizin-yanlis-oldugunu-dusunmeyin/

    Bizim bu yeni ebeveynlik anlayışında acaip bi baskı yok mu? Hepimizin ağzına sıçıyorlar. Biz bazen evde Volkan'la başka insanları taklit etmeye başlıyoruz, kafamız karışıyor- çünkü ilk kez bir çocukla diyalog halindeyiz.

    Sonra bi iç ses geliyor ve "yahuu senin sıpan o be, kendin ol, sar sarmala geç" diyor. Tabi uzmanlar çocukların bizim olduğumuz vurgusunu da sevmez dimi :D

    Uzmanlardan almayı sevdiğim bazı şeyler var. Uyku, beslenme ve başka birkaç teknik konuda. Onlar da başkaları için doğru teknikler olmayabiliyor bak. Evrensel doğrular yok yani!

    Ben aşkım demiyorum- sevmiyorum. Annecim demiyorum- sevmiyorum.
    Ama neden biliyo musun?

    Annem bana demiyordu da ondan. İnsan anasını kopyalarmış ya hani. Ama annemin bebiko da pıtışlı mınış gibi laflarını söylüyorum. Pıtışlı mınış, aşkımdan daha mı zararsız :D

    Ehehe.

    Ben duruşa inanıyorum. Ebeveynlikte anneyi babayı gözlemleyen, (senin yazdığın gibi).. Annem arkadaşıyla buluştu, eve gelince gıybet yaptı. Demek ki dedikodu iyi bişi.. gibi kopyalamalara inanıyorum. Çocuk bunları emiyor. Babası en ufak bir aksilikte küfür ediyor ve şiddete mi başvuruyor? Çocuk emdi işte.

    Diğer detaylar fasa fiso. Duruş tavır tarz.. Boşluklarda gözlemlenenler.. Ufak detaylar..

    Sağol Başak.. İçim açıldı.
    Karikatür seçimlerini nasıl bu kadar iyi yapıyorsun?
    Bravo.

    YanıtlaSil
  2. Evet ya ben de onu diyorum aslında. Bu hitaplar dilimize yerleşmiş ve kullanmayı sevdiğimiz kendimizce sakınca görmediğimiz hitaplarsa eğer, yanlış mı yapıyorum diye kendimizi engellemeye coşku anında ağzımızdan çıkıverince pişman olmaya gerek yok! Eğer hastalıklı bir aşk ilişkisi gibi yaşamıyorsan çocuğunla ilişkini "aşkım" demenin verdiği başka bir mesaj yok!
    Ha ben de prensesim paşam demiyorum. Sevmiyorum. Ha diyene de karşı değilim. Eğer çocuklarını gerçek bir prenses ve ya paşa gibi, kültürlü, eğitimli, tedrisatlı, donanımlı yetiştirmeyi hedefliyorlarsa buyursunlar efenim. Çünkü paşalık biraz da bunu gerektirir :)) ben kızıma piremsesim dersem, ardından da "kak kız soğan doğra" deme eğilimli olduğumdan bende bu olay kavram kargaşası :))))
    Karikatürler zaten benim bildiğim, konuyla ilgili aklıma gelen karikatürler oluyor. O şekliyle arıyorum, rastgele ararken bulduklarım değil. Ondan heralde ;)

    YanıtlaSil
  3. Ellerine sağlık ancak bu kadar güzel toparlanalirdi. Bence de bu söylemler en son sırada, sen önce davranışlarına dikkat edeceksin sonra sözüne. Ben de aşkım, canım,tatlım gibi hitapları, çok güzel harika gibi övgüleri bol bol kullanırım bir de tabi annecim. Senin de yazdığın gibi çocuklar çok komplike düşünmüyorlar ama birşeyi çok iyi anlıyorlar, o da ses tonlarındaki mana. Şimdi ben annecim, tatlım falan derken muhtemelen yumuşacık sevgi dolu bir ifadeye bürünüyorum. Çocuk bunu farkediyor. Oysa uzmanların dediği gibi konuşayım telaşına düşersem bu dümdüz duygusuz soğuk bir konuşma olacak. E çocuk da bu sefer bu soğukluğu hissedecek. Daha o yaşlara gelmedik ama sanırım bir 6 yaşa kadar çocukların duygularla hareket ettiğini, her davranışını duyguların yönlendirdiğini biliyorum. Dolayısıyla duygularımızı ne kadar yansıtabilirsek o kadar iyi bence

    YanıtlaSil