3 Haziran 2016 Cuma

Boş beleş yazı


Anlatınca komik olmayan şeyler: 



Sene 98. Metalikanın Black albümünü ara tara tırım tırıs zor bulmuşum. Albüm dediğim kaset. Evirip çevirip walkmen den dinliyorum. Elimde kağıdı, siyah üstüne gri puntoyla yazılmış karınca duası boyutundaki şarkı sözlerini ezberlemeye çalışıyorum.

Çardak'ta (Çanakkale'de Lapseki'ye 5 km küçük bir belde. Anamgilin memleket) kumsaldaki bara oturmuş leş leş batak atmaktayız. Barda çalışanlardan tut müşterilere; herkes ama herkes tanıdık. Hadi ver Azcık da senin kasedi dinleyek dediler. Verdim. Sikindirik teyp kasedimi anında sardı, bozdu, piç etti. Bi üzüldüm, bi hislendim, bi trip attım! 

"Hooffff yeaa ben onu bulmak için ne kadar uğraşmıştım! Çanakkale'de kesin yoktur! Nerden bulcam şimdi ben" diye ağlamaklı oldum. Arkadaşlar buluruz, muluruz diye teselli ettiler. Ordan bi tip, ben filanca gün Tekirdağ'a gidiom, olmadı ordan bulur alırım sana dedi. 

En eski arkadaşım Şule: 
"Üzülme kız! Bak işte Tekirdağ'dan gelicek. Hem de dümbeleklisini buluruz. Dümbelekli metalika be!" dedi. 
Efsane güldük. Ama anlatınca komik değil.



Kaz tüyü mont yıkama



Kaz tüyü bi montumuz vardı Haris'le ortak kullandığımız. Bakkala çakkala giydiğimiz, bolca da mangal yakma ve sigara dumanına maruz kalmış; leş gibi olmuş bişeydi. Bunu yıkayayım dedim. Amaeaan olmadı atarım, dedim. Yalnız yıkamayı düşündüğünüz mont pahalı, kaliteli, dev pofuduk falan bişeyse benden gaza gelip evde denemeyiniz :) müessesem sorumluluk kabul etmemekte meh meh.

Neyse attım bunu makinaya yanına da üç beş parça penye haşofman altı falan attım. Makinenin bozulacağı tutmasın mı! Sıkma programına geçmemiş. Bi baktım cumbur cumbur suyun içinde yüzüyo mont. Sıkma kısmına ayarlayıp yeniden başlattım. Sonuç değişmedi. Toplamda öööyle 5 saate yakın suyun içinde kaldı.

Açtım elimle aldım, gittim banyoda kendim sıktım. Bu arada elle çamaşır sıkmayı hiç beceremiyorum kendimi bildim bileli. Yeterli bilek gücüm yok sanırım bi de azcık da kafasızım. İnsanda biraz zeka olur, öbür kısmı sıkarken, sıkılmış kısma tekrar oluk oluk su akıtmaz mesela, düşünür insan bunları.

Neyse serdim güneş alan çamaşırlığa, başladım beklemeye. Kestim ama umudu bu arada, cacık olmaz bu monttan dedim. 

Ertesi gün bi baktım kurumuş. O montun boğumları var ya; boğumların içinde kaz tüyleri koca birer topak halinde kurumuş. Koca bir taş gibi. At boku gibi. 

Dur bakıyım azıcık mıncıklıyım şunu dedim: ve dünyanın en zevkli aktivitesi! Baloncuklu plastik pıtpıtı patlatmaktan bile zevkli. 
O topakları elimle çitilemeye kaşımaya falan başladım (hareketler bunlar) böyle toz yumağı gibi püfür püfür dağıldı içinde ve eski yumuşak haline geldi. Boğumlar tekrar eşit olarak doldu. Eski hacmi pek kalmadı ama misim gibi mont oldu. Olaya bak. 

Çocuklar çombalaklar



Gün içinde en sık duyduğum cümle 
"Annnniiiieeeea"
(%70 maya, %30 Edo.) 
İkincisi: 
"Maya'yı alar mısın?" 
(%100 Edo. Belirtmeme gerek yoktu sanırım) 

Ben bunları birlikte oynasınlar; yaşları yakın olsun da oyunları, kitapları, muhabbetleri, zevkleri aynı kalem olsun diye peşpeşe yavrulamadım mı? Şimdilik bi randıman alamamaktayım. Bırak birlikte oynamayı, mis gibi kendi oynayan çocuklar birbirlerini sabote edip duruyolar.

Edo yatır gibi yatmış yerde araba sürerken maya gidip bütün e5 otoyolunun üstünden dozerle geçiveriyo, ya da maya bisiklete binip hunharca evde tur atarken eşkıya abisi yolunu kesip "benim o pisiklet, ineceksin! Nihahaha" diye kızı itekleyip kakaklayıveriyo. 
Sonra seyreyle cümbüşü.

Bütün gün uğraştığım kriz yönetimi ve yaptığım muhabbet bu. Hayır maya. Hayır edin. Nayn edin. No no maya. İkiniz oynayın. Sırayla oynayın. Güzel güzel oynayın (bu da ne demekse ahahah) vurmak yok, itmek yok, kardeşinin elindeki oyuncağı öyle kapmak yok (kurallara gel, the first rule of fight club: you do not talk about fight club) 

Bi de Edoyla bu ara sardığımız aşırı saçma bi oyunumuz var. Edo yatakta yatıyo. Ben ayağını alıp zıırrrr zırrrr diye sallıyorum. Sonra ayağının altını gıdıklayarak tuşa basıp, ayağı telefon ahizesiymiş gibi kulağıma dayıyorum (28 numara ayak tam bir eski model ahize ama ben napayım?) 

-alo! Kiminle görüşüyorum
Ayakla mı görüşüyorum? 
Kimin ayağıydı, pardon?
Edinin ayağı mı? 
Kendisi nerde şuan? Neden beni ayağından aratıyor, sorabilir miyim sakıncası yoksa? 
Haa kendisi yatıyo okey! Siz kimi aramıştınız? 
Annesini mi aramıştınız? 
Buyrun benim! 
Tamam. Tamam oldu peki. Bu arada Edo dişini fırçaladı mı? 
Neeee? Bilmiyor Musunuz? 
Neeee? Ayak olduğunuz için bi bilginiz yok mu? Tamam dişlere soralım bir de madem! 
Evet evet haklısınız ağız ve dişler bilir bu konuyu. Onlara soralım. Kafasına da sorabiliriz. Saçlarına da sorabiliriz. 

Edo ben bu muhabbetleri yaparken katılıyo gülmekten. Diş fırçalama ve diğer organlara sorma kısmı her seferinde değişiyo. Her seferinde başka bi aktivite ve ilgili başka organlar soruluyor. Ve birbirinden absürt şeyler çıkıyo. Azıcık sürreal bi senaryo ama baya eğlendirme garantili :)))

Edoyu bırak uydurduğum şeylere ben bile gülüyorum. Dalağa soralım, 12 parmak bağırsağına soralım, işkembeye soralım, börkeneğe soralım falan derken coşup çocuğu afallatsam da kendimi tutamıyorum. Allahtan söylediğim laflar komik geliyo da, o ne demek bu ne demek diye merak etmiyor yalnız. Yoksa bu yaşta bi de anatomi Atlası olayına girmek ne kadar mantıklı olurdu inanın benim de bi fikrim yok :) 





6 yorum:

  1. Hemen yorum yapmam lazim :) ben de oyle Su kizimin bi montudu, hemide pahali bisrydi soylemesi ayip, makinada heder ettim diye kahirlara baglamistim. Sonra ayni sekilde keşfettim ve tüyleri tekrar pofuduk hale getirdim :) bu beraber oynama meselesine gelince, bizde de ayni durum, anneeeaaaaeeuuu Kaani al, anniiieaauu kaan odama girmesin etc. Yas farki olunca da durum ayni şekerim. Kandirildik galiba, kardeşlerin beraber oynamalari şehir efsanesi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahayt tek çakal carlos ben değilmişim :) kuru temizleme teknolojisini kabul edemiyorum :)) ne demek yaaa oynasınlar lütfen. Kovboy filmlerindeki gibi topuklarına sıkma efektiyle ben dans ettirerek oynatıcam yoksa :D

      Sil
  2. Çok sevdim bu yazıyı. Ah o metallica albümünü ben de arkadaşımdan ödünç alıp dinlemiştim :)) o zaman ben daha çok bon jovi hayranı olduğum için satın almaya girişmedim:)

    Yeni evlendiğimde kaynanamın aldığı kuş tüy yastıkları yıkayım dedim ben de. Sonuçta çöpe gitti. Çabuk kurumadığı için bi kokuştu bi kokuştu kuruduktan sonra bile uyuyamadık haliyle üstünde. Benim oğlana bu kış giydirdiğim mont kuş tüyüymüş, arada deliklerden çıkıyor tek tük o zaman farkettim. Kurutma makinesine atsam mı atmasam mı bilemedim ama attım gitti mis gibi oluyor vallahi.

    Kardeşler arası meczular bizde de benzer olmakla birlikte çok yoğun değil. Her birinin kendi başına kalma ihtiyacını gözetneye dikkat ediyorum. O anlarda küçüğü oyalarsam, sonra kudurma zamanları geliyor ve beraber çok güzel oynuyorlar tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok merciiii :) di mi ya, ark.dan ödünç alıp dinlemece vardı bi de. Ebeveynlerin eski ruhi su kasetlerinin fln üstüne kaydetme bi de hehehe
      Kudurma şeklinde oynama olayı oluyo bak, birlikte zıplama koşuşturma fln, ama ben daha ziyade böle evcilik mevcilik oynasınlar, birbirlerine fıkralar anlatsınlar peşindeyim :)))) misafir çocuklarla kudurunca ortamdaki analardan biri gelir "güzel güzel oynayın birbirinize fıkra masal anlatın" derdi ya Ahahah

      Sil
    2. Ay bi de kaz tüyü yastık yorgan yıkama planım vardı, hemen vaz cayıyorum. Thanx ;)

      Sil
  3. Kuru temizleme cok zararliyimis valla, ozellikle cocuklarin hicbiseyini vermeyin diyolla.

    YanıtlaSil