Takip ettiğim bloglara bir yenisini daha ekledim. Sonik hanim. Bir challenge başlatılmış. Anket dolduruluyor. Her güne bir soru. En sevdiğim şey anket doldurmak! Eksik kalmayayım, o vakit.
Yalnız her gün bana uymaz aradan soru seçip, öyle yazacağım. (Istediğimiz sorudan başlayabiliyo muyuz?)
Bugünün sorusu şu: ne olmadan yaşayamam?
Şimdi doğal olarak ilk aklımıza çocuklar aile maneviyat falan geliyor. Hatta bu ara yatmadan önce çocukluğumdan beri obsesyonla bağlı olduğum dua ritüelime şu dizilimde devam ediyorum. ----> Allah'tan sağlık sıhhat afiyet vermesini dilediğim kişiler sıralı tam listem:
1-Çocuklarım
2-ben (bencillikten değil, bana bişey olursa Çocuklarım bensiz ne yapar diye düşünüp ciğer solması motivasyonlu)
3-Haris
4-annem babam kardeşim
5-tüm sevdiğim diğer akrabalarım ve arkadaşlarım
6-Dünya'daki duaya ve korunmaya ihtiyacı olan tüm diğer çocuklar ve bebekler
Dikkat ettiyseniz Çocuklardan sonraki sıralamanın mantığı da benim en sevdiklerim top list'i değil aslında; kayıp durumlarında yine çocuklarımın yaşayacağı travmada; bu Kişilerin çocukların hayatındaki önem sırası. (Kafayı yediğimin de tescili aynı zamanda)
Keşke daha normal bi insan olaydım da, arya Stark gibi intikam listesi sayaydım.
Neyse bunlar fix zaten herkeste, bunu sormuyordur heralde dedim. Ve bir nesne arayışına gittim. Çok da aramadım çünkü öyle bir nesne zaten var. "Lipstick"
Lipstick dediğim şey; lipbalm. Dudak bakım kremi. Ruj şeklinde olan renksiz zımbırtılarından işte.(ben israrla lipstick diyorum buna) Bu nesneyle dillere destan, efsanevi bir bağlılığım var. Sins orta 1.
Bir kere çocukluktan da hatırlarım, hep dudaklarımı yalama, haşır haşır tahriş etme huyum vardı. (Aynısı Edo'da da var şuan) Tahriş olmuş dudakları yaladığında gelen 1 saniyelik rahatlama ve akabinde daha beter rahatsız olma hissi. O zamanlar annem gece yatmadan sedefli pembe renkte, kendi rujlarından sürerdi iyi gelsin diye. Vazelin, bepanten falan iyi gelmez çünkü bana, daha beter darlar.
Ben bu dudak yalama ve tahrişlenmiş dudak sendromundan çok çektiğimi bilirim. Aklım sürekli dudağımda ve sürekli bu gıcık his yüzünden hiçbişeye konsantre olamadığımı da bilirim.
Orta 1deydim ve oriflame'in genç kızlar/çocuklar için ürettiği bi çilekli lipstick çıkmıştı. Sınıfta tüm kızlarda vardı. (hatta geçen aydı galiba, ben bunu hatırladım ve internette baya bi görselini aradım, bulamadım. Yok.) hemen anama aldırdım tabi. Kıymetlimisss yaa!
Sonra Nivea çıkardı bikaç model. Şeftalili, portakallı , "essentials" denilen sade, bi de 'med' denilen hafif medical içerikli cinsten.
Tabi öyle hepsinden alamazdım koleksiyoner misali. Ortalama 2-3 ayda bir lipstiği bitiriyor ve yenisini ancak öyle talep edebiliyordum.
Bu şey benim için hem bir "comfort zone" olmuştu; onsuz asla gezmiyor başucumdan ayırmıyordum, (Bir kere hiç unutmam bir tiyatroya gitmiştim, ve lipstiğimi evde unuttuğumdan dudaklarım aşırı acımış, nasıl unuturum diye kahrolmuş ve izlediğimden bi bok anlamamış; bütün oyun boyunca bunu düşünmüştüm) hem de bir arzu nesnesi haline gelmişti. Daha çok lipstiğim olsun istiyordum.
Bu arada anneme hiç birkaç tane birden alalım dedim de "hayır, bitince alırız" mı dedi, yoksa ben bu talebi kendiliğimden mi mantıksız buldum da hiç istemedim, bilmiyorum.
Ama bir gün geçmişimde kara bir leke olan şu olayı yaşadım:
Bir tanıdığımızın evinden lipstick çaldım!
Salonda yalnızdım ve kimsenin gelme ihtimali yoktu. Masanın üstünde bir çanağın içinde bozuk para, çakmak, ıvır zıvır bir de bu "Nivea med" lipstick vardı. Cebime atıverdim. Olur da bir şekilde farkedilirse diye de "aaa ben onla oynuyordum, yanlışlıkla bende kalmış" diyeceğim ve bozuntuya vermeyeceğimin planını yapmıştım.
O lipstiği rahatlıkla ve yüzsüzlükle kullandım. Kimseye birşey söylemedim. Ama hala unutamıyorum neden böyle salakça bişey yaptım...
Liseden itibaren de tabii kendi harçlıklarımla ve kafama göre üçer beşer satın aldım. Yeni çıkan her modeli denedim falan filan.
Şimdi de evde; bir mutfakta, bir banyoda, bir yatak odamda başucu komidinimde ve kullanmadığım bütün çantalarımın içinde birer adet bulunmak kaydıyla; toplam 10 tane en az vardır. Elimi attığım her yerden lipstick çıkar. Artık öyle kokusu, aroması, ambalajı falan cezbetmiyor beni. Expert level olduğumdan, aştım o kısımları. Etkisine, dokusuna falan bakarım daha çok. Hatta aromasız sade olanlar favorim.
Çantasında su, selpak, ıslak mendil, sakız, el kremi (hepsi ve ya bunlardan herhangi biri) taşıyan insanlardan olmadım hiç. İhtiyaç halinde gidip bakkaldan aldım hep ve ya kankilerime yancı oldum. (Türkiye'de her köşe başı bakkal-büfe zaten, ne gerek var taşımaya) Ve ya ortaya çıktığını görünce "hacı bana da versene bi kıtımlık dedim". "05 ucu olan, olup ta vermeyen" hiç olmadım... Ama lipsticksiz asla!

insan vallahi her gün bişi öğreniyor kardeş. kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi bir insanın şu soruya lipstick cevabı yazacağı. blogları en çok bu yüzden seviyorum ben.
YanıtlaSilayrıca benim dudaklarım da hep bi' çatlak hep bi' soyuk soyuk ama aklıma gelmiyor şunlardan sürmek. alıyorum ama bitmeden bozuluyorlar evin bi' yerlerinde. annem geçen gün "sen dudak soymayı huy edinmişin, krem falan kullan demiycem artık sana" diye daha bir iki gün önce payladı hatta beni. ne yapayım ben başak, nasıl alıştırayım kendimi şunlara?
Malesef sonik hanım'cığım artık sizin için çok geç.. Lipstick kullanımı aynı bir enstruman çalmak gibi, spor gibi erken yaşta şekillenmesi gereken bir kazanım asdfghjkklşfks
SilAynı şeyi el kreminde yaşıyorum ya. Ellerim kaplumbağa eli gibi oldu, her yere hatırlayıp da süreyim diye krem bırakıyorum. Ama yok, yine de unutuyorum. Bazen aklıma geliyo ellerim çok fena, azıcık krem süreyim diye. Sonra 3 sn içinde krem bulamazsam hemen vazgeçiyorum. Akabinde unutuyorum. Zor yani kolay değil :))))
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilçelıncın ortasından-sonundan başlayarak, atlayarak ve dahi toplayarak yazmak her şey mümkün... :)
YanıtlaSilay o eller dudaklar bende de hep kurudu. aynen ben de yanımda taşıyamadığımı anlayınca sokak kedilerine kuru mama gibi kendime ufak nemlendiricilerle sürpriz yaptım ama yine olmuyor.. su da içmiyorum zaten... biriniz beni defter arasında kurutsun da rahatlayalım :P
Cüzeeeeel! Sevdim ben bu çelınc işini, aralarda fırlarım.
YanıtlaSilBaqın, başparmağımla işaret parmağımı daire şeklinde birleştirmek jestiyle izah ettim zaten. Iyi bir lipstik sürücü olmak, zor zanaat, bu işte kan,ter ve göz yaşı var, bu günlere kolay gelinmiyor diye asdfghjkklşfks
Defter arasında kurutmaya bayaa dev güldüm yalnız.
Lipstik miiii? Ben ve lipstik bir zamanlar bihter ve behlul gibiydik. Visneli hafif renk birakan ama cilek gibi kokan. Orta son ve lise dönemi boyunca. Beyaz okul onlugunun üst cebinde ağırlığı bile hatirimda şuan. Lipstik dibi gören nadir insanlardandim. Sonra sigara cakmagi taşımaya başladım. Bitti o mesele.
YanıtlaSil