Henüz hatıralarım "görece "tazeyken ve kuşak farkı henüz vurmamışken bir kaç not alayım dedim buraya. (Şiirsel zamanlama)
Ergenlikte ailemden ne beklerdim/ ne isterdim? Onlar bana nasıl davrandılar? Onların tutum ve davranışları doğru muydu? Karakterime, ve sonraki hayatıma etkileri nasıl oldu? Tüm bunları tek tek masaya yatıracağım bakalım.
Ergenlik en çok ürktüğüm dönem nedense! Genç irisi bi adam "tomom onnö yooo" diyerek boru sesiyle trip atıyor, kapıları çarpıyor, gidip leş arkadaşlarıyla ot içiyor falan aman yarabbi düşündükçe panikliyorum ben!
Mutlu-sakin-vukuatsız bir ergenliğin temellerinin çocuklukta atıldığını düşünüyorum. (Yeni bir düşünce değil, katılıyorum diyelim. Her şeyin başı çocukluk)
Tamam şuan zaten çocukluktayız (taaa en başında hem de) ve şimdilik fena da gitmiyoruz. Kıpps.
Ama yine de bana bir "kara delik" gibi geliyor ergenlik.. O delik seni yutabilir de; içine çekilmeden yanından geçebilirsen eğer yepyeni dünyalara, yıldızlara ulaştırabilir de!
(Bu sene iyi metafor yaptı)
Gelelim kendi ergenliğime.
1-ergenlikte en önemli olay pozitif beden algısı, iyi arkadaşlıklar, karşı cinsle iyi iletişim, kararında popülarite !
Bu dört önemli konudaki şansımı yadsıyamam. Öyle çok şahane olmasa da genel anlamda memnun olduğum bir vicudum vardı (memelerin minnoşluğu hariç) sivilce problemim yoktu, kaşım bıyığım ve hunharca uzayan kıllarım yoktu.
Travmatik arkadaşlık öyküm hiç olmadı. Gerek erkek kankilerim; gerekse çıkma teklifi eden delüğanlıların eser miktarda varlığı, öz güvenimi ve karşı cinsle iletişimimi doğal seyrinde geliştirdi.
Dediğim gibi bu şartlar bende (sanırım) şans eseri oluştu. Ancak anne-baba ne yapabilire gelirsek: (belki de benimkiler de aslında çaktırmadan bunu yapmış olabilir, bilemedim şimdi)
-spora ve sağlıklı beslenmeye ön ayak olarak fit bir vücut sahibi olmada rol oynayabilir.
-sivilce, küçük/büyük meme utanmaları, kıl tüy durumlarında; durumu hafife almadan "amaan ergenlikte olur öyle boşver, büyünce geçer" demeden elinden gelen yardımı yapmalı anne.
Ergenlikte kaşını aldırmak isteyen çocuğa "olmaz öyle küçüksün daha" demeden önce ortak bir noktada buluşmaya çalışılmalı.. Mesela incecik aldırmak değil ama bi kaç tık dağınık kaşları toplayıp doğal görünüm elde edilebilecek bir model olabilir.
Ya da mesela meme için; ergen büyüklüğünden utanıyorsa sporcu tarzı göğsü bastıran sütyen, Küçüklüğünden utanıyorsa hafif süngerli balenli ama yine genç kız işi bir model birlikte seçilebilir. Bu konular her zaman konuşulmalı. Çünkü konuşulmazsa, bizzat kendisi saçma çözümler bulmak zorunda kalacaktır kıt akıllı ergen. (Ya şimdiden çok mu saf kaçtım yaa? O zamanlar zaten milyon tane model olacak 2 tıkla internetten kendileri mi sipariş verecekler acaba?) yani ben kendi ergenliğimden bunları hatırlıyorum çünkü şuan..
Annemle çok rahat konuşamadığımı; güzel bir model sütyenim olmadığını ve azcık memem varmış gibi görünsün diye pamuk doldurduğumu falan hatırlıyorum :))))-işte bunu referans alıp kıt akıllı dedim size, affedin ergenler- keza kaş olayı da öyleydi. 15 yaşında aldırdım ve o yaşa kadar sürekli taşak konusu oldum -açık renk ve dağınıktı benim kaşlar, şimdi moda gerçi peheyy-
-aile 'karşı cinsle kankilik konsepti' ni doğallıkla karşılamalı. Hiç fesat düşünmeden, içinden 'ulan karşı cins ayağı göt ayağı' olmasın diye işkillenmeden samimiyetle destek olmalı bu arkadaşlıklara (işte benim ailemin en başarılı olduğu konu buydu! Onların doğallığı, samimiliği ve güveni sayesinde, ömürlük harika dostlarım oldu)
-bir de bizde şu olay vardı. Şimdi konuştuğun, çıktığın çocuk olabilir. Annem bunları ilgiyle ve keyifle dinlerdi hiç yorum yapmazdı. Her şeyi anlatırdım ben de. Ancak "çıkma" işi grupça yapılmalı asdfghjkklşfks yani Kızlı erkekli grubun içinde ben ve manitam da bulunup, hep birlikte sinemaya, mc donaldsa falan gidilebilir :) bence bu da sevimli bir yöntem.
Teke tek çıkmalar 16-17de falan okey anca! (Lise 2 civarı diyeyim)
-popülarite olayı da önemli bak. Okulun en havalı kız-erkek grubu olmak da çok iyi değil bence. Çok ezik, sinik bir tip de tabii.. Yine orta karar kendi küçük klanı içinde popüler olan, ama bi tık daha büyük popüleritesi olan insanlarla da muhabbeti, selamı sabahı olan genç her zaman en temizi :) -bu kısım da bana uyuyor-
Buraya kadar anlattıklarım light ergenlik tabii 12-15 yaş arası, geçiş aşaması. asıl hardcore ergenlik 17-18 de geliyor. Hazır mıyız?
2-içki-sigara ve madde kullanımı: 15 yaşında ailemin onayı/izniyle ilk biramı içtim. 16-17-18 yaşlarında it gibi içtim (aileye çaktırmamaya çalışarak ve 1-2 bira içmişim izlenimi uyandırmaya kasarak:)
Sigara lise bitene kadar hiç içmedim.
Madde lisede hiç kullanmadım (ünüverstede ot ve extasy deneyimim oldu. Ot o zamanlar çok içilirdi, döndürülerek sigara şeklinde içerdik. Bi numarası olduğundan değil ama o ortam ve salak salak gülmek cooldu ne bileyim. Bazı hayvanlar kova da yapıyordu tabii, denesem de o olay leş. Hiç sevmedim. Extasy de çooook merak edip evde denemiştik ismini vermiyceğim bir kız kankitomla. Ölüyoruz sandık, bidaha tövbe)
![]() |
| ot diyince aklima hep bu dayi gelio nedense asdfghjk |
Şimdi burada ben yine ailemin tutumunun yanlış olmadığını düşünüyorum. Beni korkutmadan, çok üstüme gelmeden, bunaltmadan kontrol altında tutabilmeyi başardılar. Sen ne kadar yasaklasan da, ergen bunları deneyecek. Yapacak bişey yok.
"Tamam 1-2 bira içebilirsin, ama 10da evde olacaksın, nereye gittiğini kimlerle olduğunu bileceğiz" gibi kısıtlamalarla iki tarafın da birbirlerinin güvenini kazanması mümkün.
Ama ailenin burada dikkat etmesi gereken nokta, o güven ilişkisini iyi kurmak. (Zaten ailesinden yeterli ve gerekli miktarda izin/onay/anlayış gören ergen; bu ilişkiyi zedelememek ve onları üzmemek adına temkinli ve duyarlı olur. Arada benim yaptığım gibi boklar yese de, denediğiyle kalır. Nerede duracağını bilir)
Ha ben aileme tabi ki herşeyi anlatmadım. Ot olaylarını, mervelerde kalıyorum süsü verilerek nerde kaldığımı falan bilmiyorlar. (Ya da bilip de bilmiyorlar... Hiçbir zaman seni mervelerden arayacağız, ver bakalım şu Merve'nin annesinin telefonunu bir de ben konuşayım demediler..)
18 yaşına kadar yatıya kalmaca izni zaten olmadı.
15-16 yaş arası cuma ve ya cumartesi günleri sitenin Parkında gece 10 a kadar takılma iznim vardı,
17-18 civarı da gece 12 de evde olmak suretiyle bara gitme iznim vardı. (Bu arada küçük şehirde yaşamanın avantajı, gideceğimiz bar belli. Arkadaşlarımın ailelerini tanıyorlar falan filan bunlar da var)
Evet çocuklarım bana açık olsun, herşeyi anlatsın istiyorum. Ama ben sevgilimde kalıcam, ot içicem falan gibi taleplerle gelirlerse de net olarak "hayır" derim.
Bizde "yüzgöz olmamak" diye bir deyim vardır. Çok severim. Yani çocuklarla arkadaşça, fikirlerine görüşlerine önem vererek, içtenlikle, onun büyüdüğünü ve birey olduğunu kabul ederek, mümkün mertebe herşeyi etraflıca konuşabilerek, ona kişisel alan tanıyarak inşaa edilmedi ilişki. Ancak işte "yüzgöz" olmamak demek = ebeveyn olmak, otorite olmak, son sözü söyleyen olmak, onun güvenliği için belli sınırlar koyan olmak demek bi yerde. Bu Sınırı ayarlamak zor! (Ama mümkün)
3-para ve harçlık konuları: ben bu konudan çok çektim dostlar. O yüzden sanırım çocuklarıma, kendi ailemin bana olduğundan daha bonkör davranacağım.
Babam bana çok kuş kadar harçlık verirdi. (Durumumuz olmadığından değil ama, prensip meselesi) o yüzden hep bi param olsa da kafama göre harcasam diye kıvranırdım. Paranın değerini hiç bilemedim, çünkü mesela biriktirebileceğim bir miktar asla olmuyordu. Kantinde öğle yemeği, haftasonu bir iki bira ve ya bir sinema biletine ucu ucuna yeten harçlıklarım oluyordu. Ve bu bende hep sıkıntı ve darlanma yaratıyordu. Ekstra bir para istemem gereken programlarda, hem ne yapsam da ne kadar daha koparsam diye utanıp sıkılıyor, hem de bahane bulmak ve yalan söylemek durumunda kalıyordum (kitap alıcam, okuldan istediler, arkadaşlarla birleşip filancaya doğum günü hediyesine giricez vs vs tarzı yalanlar)
Dürüstlük işe yaramıyordu çünkü:
-baba bana bi 20 lira daha verebilir misin?
+neden?
-işte, ark.larla yemek yiycez, sonra da sinemaya gitcez, akşam da belki bira içeriz
+yemeği evde yersin annen sulu köfte yaptı, sinemaya yeter o vediğim, bira da içmeyiver! (Hahah al işte aynen diyalog bu oluyo, doğruyu söyleyince)
Yani harçlık olayını çok kısıtlı ve kıt kanaat tutmanın, ergeni kötü alışkanlıklardan koruyacağına inanılsa da bence yanlış! Çünkü zaten içki-sigara-madde alacağı varsa, yine alır! Zaruri ihtiyaçlarından feragat eder alır, maddeye 'bedava' ulaşmak için leş ve istismarcı insanlarla takılabilir, yalan söyler, çalar... Ne bileyim Astarı yüzünden tehlikeli bu işin (ben bunların hiçbirini yapmadım tabi! Çünkü zaten maddenin Kötüye kullanımı tarzı bir bağımlılık geliştirmedim. Ama benim harçlık sıkıntım; yeme-içme-gezme-eğlenme isteklerimi ketliyordu, ve beni üzüyordu)
Çocuklarıma vereceğim harçlığı şöyle hesapladım: okulda yemek-içecek endeksli bir fix menü fiyatı (atıyorum 10 lira olsun) bir de ekstradan 5 lira daha! Hem o 5 liraları biriktirmeye teşvik edeceğim, hem de olur da o gün extradan canının istediği birşey olursa onu alabilsin, kenarda dursun.
Ayrıca arkadaşlarıyla yaptıkları haftasonu programlarında yine kenarda tutmayı öğreterek ekstra bir 50-100 lira güvence parası. Çünkü bence çocuk, kendine ait birikmiş bir miktar paranın varlığında, daha tamahkar, daha güvenli, paranın değerini daha iyi bilerek davranır.
Ha bir de Türkiye'de çocukların yazın ve ya hafta sonu yarım gün küçük işlerde çalışma sistemi (orta sınıf beyaz yaka ailelerde diyelim) yok! Hem küçük işletmelerde iş verenler vicdansız ve cahil, hem çalışılan islerde maruz kalınan müşteriler psikopat, hem de kimsenin çocuğu çalışmıyor; sizinki çalışsa abes kaçar! Burada o şansımız var. Çok yaygın bir uygulama. Çocukların çalışmasına ve kendi paralarını kazanmasına mutlaka ön ayak olacağız. (Atıyorum 16 yaşından itibaren; vespayla pizza dağıtma, huzur evinde garsonluk-ufak tefek çay kahve servisi, hayvan barınağı duvarı boyama amelelik işi vs vs)
4-diğer arkadaşlarının ailesini 'cool' bulma; kendi ailesinden utanma : bu olayı düşündükçe Harisle kopuyoruz gülmekten. Düşünsene edo bizden utanacak, kıyafetlerimiz, dinlediğimiz Müzikler, yaptığımız espriler ona çok 'looser' gelecek diye :))) ama bu bir gerçek, biz kendimizi cool ebeveyn sanaduralım, her ergen ailesinden bir noktada utanacaktır :)
Evde ot içmesine izin veren, sevgilisiyle tatile gitmesine eyvallah diyen, 16 yaşında topuklu ayakkabı ve makyaja ılımlı bakan aileler "aşmış" bunları veto eden aileler de "geri kafalı" olarak değerlendiriliyor bu tüy bıyıklılarca.
Pardon ama kıçımı yesinler :))) elbette ben de sınırları bayaa bi esnek olan bu tarz marjinal ailelere özenir "aşmış" bulurdum ama ebeveynlik bu değil! Kendi çocuklarıma da geleneksel ve herşeye izin vermeyici parenting uygulayacağım :)
Hem şimdi ne kadar ezik de bulsalar; ileride babalarının en sevdiği türkü, onların da en sevdiği olacak.... (Bence net iyi tespit, şu an babasının en sevdiği türküde hislenmeyen var mı?)
5-tarz: bir kaç ay önce bi kafede bi oğlan gördüm. Siyah rujlu ve ojeli, suratı beyaz pudralı her yer piercing, elde Gümüş devasa pençe gibi yüzük ve hafif de domuza benzeyen ağır gotik bi tip! Ay Hoşt ulan, evlat olsan sevilmezsin dedim içimden. Bizim edo böyle olsa, döverim ben bunu dedim.
Sonra dedim ki, ya neden olmasınmış? Kendini böyle ifade edecek ve farkını böyle ortaya koyacaksa varsın olsun.. Olabilir de aslında dedim.. Tabi o görüntüyü kafamda biraz yumuşattım; gotiklik şeytanlık sincaplık tavşanlık okey de, ruj muj ağır aksesuar kısmı olmasın mümkünse! Gotik yine olsun, ama hobi olarak olsun.
![]() |
| o gecen gördügüm cocuk (temsili) Kış kış cinler kış kış, yallah cinler yallah. |
Dövme ve piercing: 18 yaşına kadar No! Onun vicudu ama sorry benim kararım. 18 den sonra, onun vicudu onun kararı.
Saç boyama: olumlu. Yaş Sınırı :16
doğal saçın en güzeli ve sağlıklısı olduğuna ikna etmeye çalışırım. Yazık bak boyayla mındar etme cağnım saçı falan derim ama çok heves ettilerse bi kaç renkli balyaj aralarda okey. Ses etmeyebilirim.
Giyim kuşam: bokunu çıkarmamak kaydıyla, punk mış, grunge mış, hiphopmış, gotikmiş, tikiymiş hepsi okey! Kendi tarzlarını yaratmalarına karşı durmayacağım.
Aralarda "leş gibi kokuyosun git yıkan, o tişörtü artık kesip toz bezi yapcam haberin olsun evladım, yağlı saç modası 90larda kurt Cobain le birlikte vefat etti. Rip.!" gibi söylemlerim olabilir tabi, bu konuda kendimi tutmaya söz veremem :))))
Topuklu ve makyaj: +18
Kadınsı giyimin 18 den önce lafı bile edilemez! Babet şıklığı, hafif parlatıcı, Şeffaf rimel çakallığı diye de bişey var Maya hanım! Bunlar üzerinde çalış.
![]() |
| Seni başgan yaptırmayacağız Maya! (Kimlere özeniyonuz yeaaa) |
Marka giyim: adidas, nike, livays, rayban gözlük falan filan olur ama atıyorum burberry kazak nah olur! Böyle şeylerle gelmesinler.
Bir kaç parça havalı markalı kıyafetleri olsun, ama genel olarak sade ve uygun fiyatlı iddiasız kıyafet çoğunlukları olsun. Butik şal-takı-ayakkabı-Çanta gibi özel detaylarla düz tişörtleri konbinlemeyi öğrensinler. Çünkü hayatın Sırrı bu! :Pp
Pahalı parfüm krem vs: benim ve babalarının var! Arada iki sıkım bizden yürütürler. Onlara hususi almak yooooğ :)))
Ay çok eğlenceli oluyo şuan böyle hayal edip bir de üstüne "hayır efendim ne münasebet" diye yorum yapmak hahahhaha. Bana gelirsek aynı bu kurallar bende de geçerliydi.
17 yaşında annemden gizli kaşıma piercing yaptırıp, annemi küstürdüm. 3 gün 3 gece trip yedim. 18 yaşımda Almanca'da "arschtattoo" denilen ve kaşarlığın evrensel simgesi sayılan olay; belime kelebek dövme yaptırdım. Hiçbir zaman pişman olmadım. Hala da seviyorum o dövmeyi.. Şuan şekil ve yer itibariyle çok beğendiğim için değil ama, bana yıllarca kendimi çok havalı ve güzel hissettirdiği için, harika gençlik günlerimin bir nişanesi olduğu için severek taşıyorum.
6-sex: bizim zamanımızda sex konusu akla-hayale-tezahura-varsayıma dahi gelmeyecek bir tabu olduğundan ailemle (hatta babamı da otomatikman devre dışı bırakayım; annemle) hiç konuşmadığımız bir konu oldu.
Bir çok arkadaşımın annesi; "aman kızım bekaret hayat memat meselesi, mazallah bir kazaya kurban gider de bekâretini kaybedersen kimseler almaz seni ortada kalırsın, içkine ilaç atıp öpüverirler şeytan kulağına kurşun" temalı senaryolarla bu mevzuda bizlere birifing verirlerdi. Benim annem hiç yapmadı. Ama Açıkça konuşulmadı da... En fazla "cinsel devrim yaşamış toplumlarda dünya daha güzel :) ama bizde öyle bi dünya yok" diyerek fikir belirtmişliği olurdu.
Ben çocuklarıma sex konuşması yapacağım ama. "Özel ve senin için yıllar sonra tebessümle hatırlayacağın, güveninden Şüphe duymayacağın insanla yaşamalısın, uzun sevgililik sürecinden sonra karar vermelisin" konuşmaları yapmak ve sonrasında korunmaya dair teknik bilgiler, Jinekolog ziyareti şeklinde ilerlemeyi düşünüyorum. Minimum yaş: lise son ve ya lise bitimi !
Karşılaştırmalı ergenlik edebiyatım burada bitsin artık, müsadenizle.
Kabaca mutlu ve eğlenceli bir ergenlik yaşadım. Ailemin genel tutumu , bende olumlu ve mutlu sonuçlar doğurdu. Ancak aynı aile aynı tutumla diğer çocukta (kardeşimde) çuvalladı!
Onunki çok daha farklı olarak sorunlu, vukuatlı, mutsuz, tatminsiz, arıza yaşandı...
Yani aslında ergenlikte ailede genel-geçer doğru kabul edilebilecek tutum mevcut değil.
Çocuğumuzun karakterini, çevresini, yeteneklerini iyi okumalı ve ona göre yol çizmeliyiz.
Biraz daha ılımlı, rasyonel, sağ duyulu, içgörülü çocuklarda; anlayışlı- uzlaşmacı ebeveynlik işe yararken, empati yoksunu, adrenalin bağımlısı, kötü arkadaş mıknatısı, asi, suç eğilimli çocuklarda daha kontrolcü olunabilir, arada hafiyelik oynanabilir.
O kadar konuştum ve bir sonuca bağlayamadım ya bravo, şahane, on points bana! Bakalım 12 yıl sonra okuycaz hep buraları :)





ay yemin ederim çok saygı duyuyorum bu annelik işine ben. kadın oturmuş kundaktaki bebesinin ergenliğine kadar düşünmüş, (yemin ederim aşırı doğru buldum bu arada fikirlerini ben) teoriler geliştirmiş, önlemler almış.. ay önünde saygıyla eğiliyorum şu an başak.
YanıtlaSilahahah du bak bi de şu var ya
"Bu konular her zaman konuşulmalı. Çünkü konuşulmazsa, bizzat kendisi saçma çözümler bulmak zorunda kalacaktır kıt akıllı ergen. "
sadece memiktolar falan değil benim bütün ergenliğim başıma gelenlere kıt beynimle kıt çözümler aramakla geçti. sağ olsun çünkü annem hiçbir şey konuşmadı benle ergenlikle ilgili falan. hatta o dönem konu komşu vs "kııız, sevgilin var mı?" falan dediklerinde annem araya girer " ne sevgilisiymiş, üniversite bitecek, işe başlayacak sevgili sonra!" diye göz patlatırdı böyle.. e nooldu ahahahha 17de ver allah ver, ver allah ver ahahahahahahaha
iffetsiz anılarım sebebiyle bloguna erişim kapanırsa sana yeni blog borcum olsun başak. tutamadım bak kendimi. muck.
Vallahi de öyle sonik hanımcım :) çocuk olunca sürekli bi herşeyi düşünme, eskilere Dönme, empati denizinde boğulma hali; bak sen taktir ettin eyvallah ama çok da mantıklı bişey değil bu ebe-beyinlik olayı :) halbuki bırak akışına sal gitsin sen sağ ben selamet:))
SilAilelerin kendinden olmayan imkanları, Gençken yaşayamadıklarını çocuklarına iteleme olayı da çok saçma. Misal benim babam 3,5 yaşındaki torununun inşaat mühendisi olmasına karar verdi (nedir adamdaki mühendislik aşkı anlamış değilim, oğluna da aynı kariyer Planı'nı seçmişti gerçi ama elinde patladı :))
Annelerdeki "sekse inanmıyorum ama bi güç var" kafasını bi tık aşacağız inş. Kompile bizim jenerasyoncak :)))
Anlat anlat yaa ooo sex alırım bi dal ehuehue
Bizim kültürde ebeveynler çocukların pipisi kukusu yokmuscasina yaşamayı severler.
YanıtlaSilHahah net iyi tespit. :)))
SilYaa çok tatlı bi yazı olmamış mı? Lise hayatımızı türlü komiklikler ve repliklerle, kalpler ve göz yaşlarıyla andım.
YanıtlaSilBen daha çok "Ulan bu yavrunun dişleri çıkarken napıcaz, peki ya tuvalet?" aşamasındayım tabi :)
Yazdıkların çok net ve mantıklı. Ben de ergenlikte içerlediğim şeyleri çocuğum yaşasın istemem. Ama eminim ki o da şikayet edecek çok şey bulacaktır. İnsanoğlu nankör. Bi de bunlar ergenin sana karşı davranışlarına, karakterine ve geliştirebileceği stratejilere göre çok değişir bence. Misal, ben yaşadığım çoğu şeyi daha kapıdan girer girmez anlatırdım. Anamı detaylara boğardım. Pek de yalan söylemedim, kendime sakladığım kısımlar oldu, kolay izin alırdım. Ama ablam kapalı kutu olduğundan ne yapıyor, ne ediyor takip etmek için kadıncağızın o dönemi okul aile birliklerinde geçmiş. Ablamın yapamadığı çoğu şeye ben izin alabildim mesela. Tabi bu küçük olmanın avantajı da olabilir. İkinci çocukta ana babaya bi gevşeklik geliyo :)
Şimdi poposunu yıkadığımız bu minnoşluklar 15 sene sonra bize pabuç kadar dil uzatmasın, sakin sakin geçsin o günler. Amin.
He yaa dün de Bizimkilerle whatzaptan eski yurtdışı muhabberleri döndürdük, neler çıktı inanamazsın. İşedik altımıza hatırlayınca :-))))
SilBenutko ilk bi yıl öyle oluyo yaa, ben misal edo can kadarken bakardım böyle 1 yaş civarı yürüyen bebelere abooow derdim olaya bak çok uzak gelirdi o günler.. Ama 2 yaşından sonra te böyle ergenliği bile hayal etmeye başlıosun. İnteressant.
Ikinci çocukların izin olayının abv yaa! Haksızlığın dibi :( ben Haluk Levent konserine bile gidemezken bizim bi boy ufağımız amk liselileri rakın koka gittiydi (ekin-sıla-ırmak)
Yazıyı biyenmene sevindim çok merci gülüm :* mucks sana ve o minnak pipitoşluya
Birçok konuda hemfikiriz bu yazıda, acaba aynı paranting ekolüne ait olabilir miyiz? 😜 Bakalım bizim sıpalar nasıl olacak büyüdüklerinde bu maddeler nasıl evrimleşecek göriciğiz ☺️
YanıtlaSilAynen ya :) zaten çocuk olmadan önce atıp tuttuklarımızı nasıl yaladığımızı gördük :)) -benim çocuğum tutturmaz, ağlamaz, çünkü asla şımartmam, ilgilenirim oynarım kitap okurum fevkalade yetiştiririm (halbu ki ilgiyle oyunla çözülmüyor her şey) tv izletmem, iPad vermem, sağlıklı beslerim diye herşey bizde bitiyor ve aslında çok kolay sanmıyor muyduk :-))) ne kadar kafamızda kursak da şimdiden, o günler gelince göreceğiz dediğin gibi :)
SilSimdi cok ciddi yorum yazacagim. Basak ilk senle muhabbet ettigimizde kendimizi tanitma asamasindayken, aynen yukarda anlattigin gibi genclik gecirdigini düşünmüştüm. Ama nasil bilmisim onu bilemiyorum. Cok şaşirdim kendime tabii :) valla parenting ekolune imzami atarim, o derece ayni düşünüyoruz ;-)
YanıtlaSilKaşarliğin evrensel simgesi! Koltuktan düştüm Başak yaaa:-D
YanıtlaSilKaşarliğin evrensel simgesi! Koltuktan düştüm Başak yaaa:-D
YanıtlaSilSimdi cok ciddi yorum yazacagim. Basak ilk senle muhabbet ettigimizde kendimizi tanitma asamasindayken, aynen yukarda anlattigin gibi genclik gecirdigini düşünmüştüm. Ama nasil bilmisim onu bilemiyorum. Cok şaşirdim kendime tabii :) valla parenting ekolune imzami atarim, o derece ayni düşünüyoruz ;-)
YanıtlaSilDenize Bakan Ev'de yorumlarınızı hep görüyordum ama blogunuz olduğunu bilmiyordum, baktım ve bayıldım, işsiz olduğum için buralara kadar geldim, yazılar çok güzeldi napim, buraya yorum atayım dedim çünkü ergenliğimi dün gibi hatırlıyorum. Geçen sene bitti çünkü. Ergenliğin masum evresi 13-16 yaşlarım vukuatsız ve kendimden tiskinerek geçti, sonrasında depresyon ve 3 intihar girişimi ardından beynin büyümesi derken yetişkin birey oldum.
YanıtlaSilYorumun ana fikri: Çocuğunuzu yazıdaki gibi büyütürseniz benim gibi olmaz.
Ah nikki'ciğim ne kadar da yolun başındasın daha.. Yaşadığın kötü olayları ve olumsuz ruh halini "ergenlik" dahilinde değerlendirmen ve artık büyüdüğünü kabul etmen ne kadar rasyonel! Bunu böyle yorumluyor ve artık önüne bakıyor olman bana umut verdi, umarım sana da veriyordur :) sana birbirinden eğlenceli, şahane, güzel aşklar ve arkadaşlıklar dolu uzuuuun yıllar diliyorum (çocuk çocuğa karışana kadar heheh ondan sonra işler birazcık değişiyor :Pp)
SilYazılarımı beğenmene sevindim, yorumuna teşekkür ederim. Ben de senin bloğuna şöyle bir göz attım ;) film yorumları şahane, arada birbirimize tavsiyeler verelim o vakit :)
Bloga yazamayanlardayım ya, twitter hesabı açtım açalı işler kesat sjdhskfh teşekkürler yine de :3 İnşallah hayatım da sizinki gibi huzurlu olur, çocuklarımın gelgitli büyümesini izlerim (çocuklar da dert biliyorum ama en azından sevgi dolu minik dert onlar :P)
Sil