10 Nisan 2016 Pazar

Acun abi ben Berlin'den geliom, beatbox yapacaaağm


Biletlerimizi aldık. Şimdi kesin aldık di mi? Gidiyoruz di mi? Diye inanamayarak uyuduk o gece. Çok yorgundum. Bir de içimde acayip bir huzursuzluk vardı... 
Benim uçağım sabah 6.25 te kalkıyordu yani en geç 5te evden çıkmam lazımdı. Haris de o gece çalışıyordu, eve sabah 7 de gelecekti. Çocukların en geç 6buçuk gibi kalktığını düşünürsek, evde birinin olması şarttı. Minnoş görümcem Jasi'nin o gece bizde kalmasını kararlaştırdık. Ama yine de; edo sabah kalkınca bir de bakacak ki annesi ve babası yok! Aman yarabbi ne büyük travma... 
Hiç içime sinmiyordu. 
Tabii sürekli edoyla konuştum, hazırladım. Anne tatile gidiyor. Sen papi ve mayayla kalacaksın, ben 2 tane uyuyacağız-uyanacağız o zaman gelicem. Gelirken sana birsürü sürpriz getiricem. Acaba ne getirsem? Falan diye anlattım. Kafasına yattı. Tamam dedi. (Ama tabi çocuk işte, yine de içim rahat etmiyordu) 
Neyse hergün bu konuşmaları yaptım. Baya bir ikna olmuş gibiydi. Fakat sabah kalktığında bizim olmayacağımızı son gün söyledim. Olaya iyice alışana kadar bekleyeyim, kafası bir anda bir sürü planla karışmasın diye düşündüm. 
Bu arada "tamam biz seni arabayla uçağa bırakırız" diyordu. (Daha önceki gidişimde öyle yapmıştık çünkü) "Edincim, siz beni bırakmayacaksınız. Çünkü papi çalışıyor, ben de çok erken kalkıp yola çıkacağım sen uyuyor olacaksın; kalkınca jasiyle oynarsınız, kahvaltı yaparsınız, Jasi sana kakaolu süt hazırlar, kahvaltınız bitince de papi gelir"  diye bir kaç kez tekrarladım. Tamam dedi. Jasi gelince de tekrar anlattık. Jasi'nin bizde kalacağına çok sevindi. 

Bu arada biletimizi aldığımızın ertesi günü, Brüksel'de patlama oldu.. Moralimiz çok bozuldu. Ayrıca yeni bir saldırı Berlin'de olursa diye de çok korktuk... Uçak ve otel rezervasyonlarımız geri iadesiz şartıyla ödenmişti.. Yani iptal seçeneğimiz olsa, iptal edecektik! Ama hem zaten herşeyi ödedik, hem de bir daha ne zaman böyle denk getirir de gidebiliriz ki? Diyerekten gözü kararttık. Hem terör heryerde değil mi? Artık hiçbiyer güvenli değil, kapımızın önü bile... 

Biraz Internette gezindim, giden tanıdıklara sordum soruşturdum, bir gezi planı oluşturmaya çalıştım ama nafile! 

Kafamda hiçbir rota canlanmadı. Bir de okuduklarımdan "tamam budur, buraları görmek şart" diyebileceğim birşey çıkaramadım. 

Zaten şafakla da kararlaştırmıştık. Gezimiz daha çok, aylak aylak yürüme, sokaklarda kaybolma, bol bol yeme içme ve sohbet etme şeklinde olacaktı. Berlin bizim muhabbetlerimize arka fon olacaktı. 

Klasik, turistik; müze, tarihi bina içeren kültür turu değil de, oradan geçiyormuşuz da uğramışız gibi olsun istedik. Ve bir noktadan sonra okumayı, araştırmayı, plan yapmaya çalışmayı bıraktık. 

Gitmeden önceki son gece harika geçti, edoyla Jasi birlikte oynadılar. Çocuklar sorunsuz uyudu. Edoyu yatırırken son bir kez daha konuştum. İyi geceler ve 2 gün sonra görüşürüzler diledik birbirimize. 

Ben tabi bir kaç tencere yemek pişir, 3 günlük yemek menüsü oluştur, her öğünü liste yap harise not şeklinde buzdolabına as; valiz hazırla derken 12de anca yattım. Gece 2 de ve 4 te maya mıkırdandı, uyandım. Ve 4.45 te evden çıktım. Yani resmen sıfır uyku!  

Bi de üstüne grip nezle artık ne menemse, boğaz şiş, burun tıkalı, kulaklar basınçtan patlayaraktan leş bi yolculuk; üstüne Berlin Tegel havaalanında 2 saat şafağın uçuşunu bekleme... Sonunda benim ortanca hanıma kavuştum. 

İner inmez Haris'i aradım tabii, çocuklar ne yapmış diye. Herşey yolundaymış. Kalkınca hiç drama yaşanmamış; güle oynaya jasiyle kahvaltı edip babalarıyla buluşmuşlar. Rahat bir oh çektim. 

Şafakla ikimiz aşırı goygoycu ve piremses insanlar olduğumuz için daha ilk dakikadan su koyverdik. Ameaaan ne uğraşcaz otbüsle metroyla diyerekten hemen taksiye atladık, otele öyle gittik. 

Otel seçiminde zaten çok ince eleyip sık dokumamıştık. Ferah, temiz, merkezi, ortalama fiyatta bir otel seçivermiştik, booking com dan.

Odaya eşyaları atıp; üstüne bir avuç ilaçtı aspirindi vitamindi Allah ne verdiyse çakıp; attık kendimizi böğrlin sokaklarına. 

Hayatınızda tanıyabileceğiniz en yer yön duygusu olmayan insan ben olabilirim! Iddia ediyorum. Bu konudaki gerzekliklerim efsanedir. 50 kere gittiğim yeri bile bulamam, kaybolurum. Sağımı-solumu bilmem. Teknik olarak bilirim tabi de otomatik tepki olarak söyleyemem sorulduğunda; bikaç saniye düşünmem gerekir. Bıyıklarını kaybetmiş kedi gibi döner dururum bir yer ararken. Harita okuyamam, navigasyon bile kullanamam adam akıllı. Işte öyle bir insan hayal edin: o benim! Benim bi tık üstüm de şafak işte! O da tam bir fiyasko. 



Her yerde kaybolaraktan, metro sistemini çözemeyerekten falan zağar gibi gezdik durduk. Almanca bilmemden mütevellit eski usül, dayılara dedelere falan sorduk hep adresleri "nah şu taraftan yürü, caminin ordan dön, ordan kime sorsan gösterir" gibisinden şahane yol tarifleri alaraktan (şaka ayol ne camisi, ne sorması: adamlar Alman! Navigasyon gibi tarif ediyorlar) günümüzü kurtardık. 

Şimdi bütün programı ve maceralarımızı anlatmıyım çok uzar (aaaaaa efekti geldi sanki sizden, elektrik kesilince hep bir ağızdan koyverilen tonda) zaten yazıya başlamadan önce belirlediğim tema da "gidiş aşamalarında ve ben yokken çocukların ne yaptığı konularına bolca değinip, gezgin ruhlu annelerde merak gidermek"ti 

Ama şöyle özetleyeyim: harika geçti! Şahane restoranlar-barlar keşfettik. Keyifle yedik, içtik. Bit pazarlarında takıldık, sokak yemekleri tıkındık, elimize bira alıp yere çöküp yerel halka karıştık. Berlinli arkadaşlarımızla gerçek underground barlara gittik, turistik bir çok aktiviteden kaçınıp şehrin ruhunu yaşadık. Ve tabi ki anırarak güldük, eğlendik, bebelerimize lego aldık, herkesle ve en çok kendimizle taşak geçtik. 



Kelebek ömrü gibi bir 2 gün yaşadık dolu dolu, ve bunu her yıl başka bir şehirde yapmaya şerefimiz ve namusumuz üstüne yemin içtik (hehehe içmedik tabi ki de aşşırı gaza geldik) 

Çocuklar da babalarıyla güzel vakit geçirmişler. Sık sık yazıştık, konuştuk, fotoğraf-video gönderiştik zaten her fırsatta. Bahçede oynamışlar, paskalya yumurtası avına çıkmışlar, bisiklete binip parka gitmişler. Yemekleri öğünleri hazır ve Planlı olduğu için, o konuda da sıkıntı çıkmamış. Bol bol yorulup, güzelce uyumuşlar. Anamızı isterük diye huysuzluk çıkarıp, babalarını yormamışlar. Ortalık hep süt limanmış.

Gece 8 gibi uçaktan indim, eve vardığımda çocuklar çoktan uyumuştu. Beyimle oturup Berlin gıybeti yaptık. Sabah kalktığımda da bebişkotlardan hiç trip yemedim. Gayet tatlış ve mutlu karşıladılar beni. Bal kabağına dönüştüm ve günlük rutinimize geri döndük. 

Çocuksuz gezen anaları/çiftleri içten içe kınamayla karışık "nasıl bırakıp giderim, bensiz ne yaparlar" duygusuyla yaklaşırdım hep bu olaya, edo bebekken. O büyüdükçe, korkularımı, paranoyalarımı attım. Bir de babannemin vefatından önce mecburen (mecburen seyahat değil; mecburen çocuksuz! O ortama götürmek hem çocuklar için hem benim için zor olurdu. O yüzden götürmemeye karar vermiştim. 2şer gün aynı bu şekilde babalarıyla bırakıp; gidip dönmüştüm.) çocuksuz iki adet Türkiye seyahatim olduğu için, yaşayıp ikna olmuşluğum da vardı. 

O yüzdendir ki, ister beyinizle başbaşa, ister ekürinizle çıkın bir 2 gün çocuksuz takılın hemşireler! (Ben yine de 2 günden fazlasına cesaret edemem galiba, benimkilerin raf ömrü 2 gün, arıza çıkarmadan idare edebilme mevzusunda diye bi hissiyatım var.)  

















4 yorum:

  1. Çok iyi yapmışsın Başak, bu tip kaçamaklar bence insana yeni enerji veriyor. Ben 2,5 senede bırakamadım henüz ama planım şu; yakınlarda bir haftasonu o beni bıraksın :D Yani babasıyla bir cts sabah çıkmalı pazar akşam dönmeli kaçamak yapsınlar, ben de pijama film aburcubur isimli kankalarımla takılayım mutlu mesut haftasonu. Bi önce onlar bunu başarsınlar, sonra gerisi gelir bakarsın ben ipleri koparmış böyle haftasonu kaçamaklarına başlamışım hatta bi bakmışsın bileti almış Singapur'a gitmiş, ordan bi uzak doğuda backpack yapmış bi daha da dönmemişim falan :D Yok o kadar da değil ama fikir biraz yapışıklığı kırmak olsun.. Hadi gaza geldim ben yollıycam bunları tez zamanda....!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harika fikir! Kısa zamanda icraata geçsin inşallah :) evde bile olsan; istediğin saate yatıp istediğin kadar uyuyacağın, uzun uzun duş yapıp, yemek yiyebileceğin; film izleyip kitap okuyacağın, ceketini alıp istediğin vakit evden çıkıp kuş gibi hafif gezeceğin 2 gün bile öyle büyük bir konfor sağlıyor ki!
      Maksat çocuksuz hayatta yapabildiklerimize birer tik atmaksa, buradan başlamak yeter şimdilik :)
      Hem babayla kız arasındaki muhabbet perçinlenir, onlara da iyi gelir. Hem de benim şöyle bir fikrim var: çocuk anneden Ayrılma korkusuyla yüzleşmiş, 2 gün sonra tekrar kavuşarak da güven kazanmış oluyor! Yani aman anam 2 dk tuvalete bile gitmesin, ya geri dönmezse huysuzluğu, anne olmadan da güvende olabileceği, eğlenebileceği ve ne olursa olsun annenin geri döneceği rahatlığına dönüşüyor bizzat deneyimlenerek. Bu onları daha rahat, daha güçlü kılıyor.

      Ah ah Singapur dedin, Bendeki "fernweh" ateşini körükledin ama dur bakalım benim 1,5 yıl senin de 3 yıl kadar var artık bence o günlere ;)

      Sil
  2. Istanbula konsere gidiyorummmm. Çooook sevdiğim iki vokal geliyor törkiyeye. Organizasyon ağustosta. Yuhuuuuu.

    Tabi ki bebeksiz. Tabi ki serseri gibi.

    (Yazı cok tatlıydı)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Offff şahane bee! Konsere gitmeyeli de bayaaağ oluyo. Benim de canım çekiyo ne zamandır. Hatta geçen aklımdan geçirdim yazın konser programlarına bi bakayım burda falan diye.
      Vur dibine Güneş, konser öncesi-sonrası bira kafaları; hadi ordan sabaha karşı çorbacı falan iyice bokunu çıkar inş. :))))

      Sil