8 Aralık 2015 Salı

Tuvalet Eğitimi


Edonun 2 yaşına girdiği yazı Türkiye'de geçirdik. Bir bez muhabbetidir gidiyordu. Başta aile-akraba fertleri, sonrasında konu komşu hatta sokaktaki adam "aa hala bezi bırakmadınız mı?" sorularını bana, hatta bazen direkt çocuğuma yöneltiyordu. 
Tavsiyeler, nasihatler, kendi çocuklarının nasıl ve ne zaman bez bıraktıklarına dair hikayeler havada uçuşuyordu. Zaman geçip Edo 2,5 yaşına geldiğinde ise artık açık açık ayıplanır olmuştuk... 

Çocuğumun gelişimine dair iyi niyetli öğütlere, tavsiyelere karşı (hiç tarzım olmayanlar ve uygulamayı asla düşünmediklerim dahil) hep hoş görülü olmuşumdur. Saygıyla dinlerim ve teşekkür ederim, konuyu fazla uzatmadan, tartışmadan sempatiyle geçiştiririm genelde. 
Ancak anal dönem travmaları çok ciddiye aldığım ve hata yapmaktan çok korktuğum konulardı. Evet, annelik denen zorlu yolda elbette ki hatalar yapıyoruz, deneyerek yaşayarak öğreniyoruz ve yapılan hataların da telafisi oluyor. Ama anal dönem travmalarının telafisi yok! 
Bu yüzden, bu konuda asla kimseye laf ettirmedim. Bırakın çocuğu tuvalet eğitimine zorlamayı; 1 yaşından sonra fitil kullanmadım, kabızlık için poposuna zeytinyağı vazelin vs uygulamaları asla yapmadım. İçinde "popo" "pipi" geçen şakalar, dokunarak sevme girişimleri olduğunda sert ve net bir şekilde bu konunun kırmızı çizgim olduğunu, böyle birşeyi kabul etmediğimi belirttim. 
Tuvalet eğitimi konusunda da "hayır, şuan düşünmüyorum. Edo ne zaman isterse o zaman" dedim 

Okuduğum Türk ve Amerikalı çocuk gelişim uzmanlarının yazdığı kitaplarda, makalelerde her yerde karşıma çıkan bir tablo vardı: 
Özetle; çocuktan sinyalleri alın, doğru zamanı kollayın. Erken olmasın ama geç de kalmayın diyorlardı. Fizyolojik olarak çiş ve kaka tutabilmek için kasların belli bir olgunluğa erişmesi gerekiyor 18-24 ay arası çocuktan çocuğa farklılık göstermekle birlikte, kasların kontrolü mümkün. Peki, en erken 18-24 ay diyelim ozaman. Ama en geç ne? Ya geç kalırsak? 
Sanki bu öyle bir dönemmiş ki hayali bir 3-5 hafta süreç varmış, oraya denk getirmek gerekiyormuş, o aralıktaki hayali süreci yakaladığımız anda şıp diye bu işi çözmemiz lazımmış yoksa tren kaçar ve işler sarpa sararmış gibi bir algı oluşturuyordu bu yazılar bende.
Bezi bir kez çıkarın, kararlı olun ve asla beze geri dönmeyin diyordu bir çok uzman. Çocuktan çok annenin psikolojik hazırlığının öneminden dem vuruluyordu. Günde 50 kere yerlerden çiş kaka temizlemeye hazırlıklı olun, moralinizi bozmayın, çocuğunuza kızmayın... Süslü cümlelerle anlatılan süreç buydu. 

Edo iki yaşına geldiğinde, ikinci hamileliğimin son aylarındaydım. Bu bende daha büyük bir stres oluşturuyordu. Hem Edo kardeş travması yaşayacak, tuvalet eğitimi için çok yanlış bir zaman olur; hem de benim için bezli iki çocuk birden çok zorlayıcı olur o nedenle doğumdan önce bu işi halletmeliyim diye düşünüyordum. Ayrıca bu işi kendi evimizde yapmalıydım. Türkiye'de yazlıkta, her kafadan bir ses çıkan ortamda değil. Eylül ayında, eve dönünce başlama kararı almıştım. Ama hiç bir adım atamadım! Bir türlü kendimi toparlayıp da tamam bezi çıkarıyoruz diyemedim. Bugün yarın derken zaman geçti Maya doğdu. 

Aylardan Aralık'tı. Edo neredeyse 2,5 yaşına gelmişti. Halam bizdeydi. Halam zaten kafasına koymuştu, ben bu işi çözücem demişti daha gelmeden. Ben de benim kontrolümde olacak nasılsa, halam sadece çiş kazalarının temizlik faslında yardım eder diyerekten olaya sıcak bakmıştım. Yaz başında müzikli alengirli falan bir lazımlık almıştım zaten. Edoya arada bak buna yapabiliriz/zamanı gelince yapacağız/istersen  deneyebiliriz diye zarf atıyordum ama hiç oralı olmuyordu. Ilgisini çekmemişti. Oyun bile oynamıyordu lazımlıkla. Tuvalet adaptörü de almıştım ayrıca.
(ilk aldigim model buydu)




Tuvalet eğitimi temalı resimli kitaplar almıştım, arada onları okuyorduk ama konuyu anladığından emin değilim :) 
Renkli şekilli kilotlar aldım, onlarla da ilgilenmedi. 
Neyse halam geldi, bizim bütün bu hazırlıklar tekrar ortaya çıktı. Ve edoya anlattık; artık bezini çıkarıyoruz, sen abi oldun bez giymene gerek yok dedik. 

Ilk önce kilot giymek istemedi. Giymem diye tepindi, peki dedik. Kilotsuz giydirdik eşofmanını. Çok uzun süre çişini tuttu, ama son raddeye gelince hop diye yaptı. Altına yapınca çok rahatsız oldu, ağladı. Yıkadık. Kilot giymeme konusundaki tavrını korudu. Halam kilodu eşofmanın içine saklayarak, çaktırmadan giydirdi. Onu yedi :) ama yine işedi yine ağladı. Sürekli çişin var mı diye soruyorduk ve ikna edebildiğimiz anlarda lazımlığa oturtuyorduk. Sıkılıp hemen kalkıyordu hiç lazımlığa çiş denk getiremedik. O gün 7-8 tane falan eşofman değiştik, artık başka eşofmanımız kalmamıştı. Akşam bezleyip yatırdık. Sabah yine bezi çıkardık. İkinici gün altına yapınca daha çok ve şiddetli ağlamaya başladı. Ve ben de bu eğitimi burada bitirdim. "Tamam annecim, istemiyosan bezini takalım" dedim. Konu bizim için o an kapandı. 

Şimdi gelelim Avusturya'da tuvalet eğitimi konusuna. Bir kere burada 2,5 yaşından önce hiç denemiyorlar bile. Ve bu eğitimi 2,5-3,5 yaş arası 1 yıllık bir sürece yayıyorlar. 
Kilotlar, lazımlıklar, kitaplar, hikayeler eşliğinde psikolojik hazırlık, farkındalık oluşturuluyor. Çocukların anne-baba tuvaletteyken yanlarına gidip gözlemlemesine izin veriliyor. Ama bu çok uzun bir süreç. Yani bizdeki gibi sabahtan akşama bıktırana kadar tuvalet muhabbeti yapılmıyor. Her gün 1-2 cümleyle tuvalet hakkında konuşuluyor. Temeller çok yavaş ama güçlü atılıyor. 
Bez arada bir çıkarılıp, bezsiz yarım saat 1 saat gezmesi sağlanıp sonra hemen tekrar giydiriliyor. Çocuğa "hadi gel tuvaleti deneyelim" demek yerine; "tuvalete mi yapmak istersin, bezine mi?" diye iki seçenek halinde soruluyor soru. Hiç üstünde durulmuyor. Çocuk ilk 3-5 ay hatta daha uzun süreler bezi seçiyor. Tuvalete yanaşmıyor. Ama bu süreç o kadar kendiliğinden ve doğal, o kadar günlük hayatın bir parçası olarak yaşanıyor ki çocuk elbet bir gün tuvaleti denemeyi "kendisi" seçiyor. Ve beze geri dönme kapısı her zaman açık bırakılıyor. Çocuk altına kaçırdığında üzülür ağlarsa, teselli ettikten sonra hemen "istersen bir dahakine bez giyebilirsin" deniyor. Bu çocukta bence güven oluşturuyor. Kendini baskı altında ve çaresiz/alternatifsiz hissetmiyor. 
Birkaç küçük nokta daha var. Burada  4 numaranın üzerindeki bezler (4-5 ve 6 numaralar, yaklaşık 30 kiloya kadar, anne-baba olanlar numara terminolojisini hemen anlayacaktır) ayakta kilot şeklinde giyilebilir nitelikte satılıyor. Bütün büyük firmaların (Türkiye'de pazarı olanlar, prima ve huggies gibi) 6 numaraya kadar kilot bezleri satılmakta. Türkiye'de bu yok mesela (ve ya kolay bulunamiyor diyelim. Ben hic bir süper markette denk gelmedim). Hatta yanılmıyorsam 4 ve 4+ üzeri bez yok.

(kilot bez dedigim olay. bizim havuz bezlerine benziyor)

Bir de kreşte dikkat ettiğim bir nokta oldu. Alt açma ünitesine merdiven koyulmuş ve çocuk oraya kendi tırmanıyor. Mümkün mertebe çocuğun pantalonunu kendisi çıkarması,  en azından düğmesini açması isteniyor. Sabırla bekleniyor. Çocuğu kapıp kucaklayarak yatırmıyorlar. 
Gün içinde tuvalet kullanma ve çiş-kaka tutma/söyleme aşaması tamamlandıktan sonra, gece de bezsiz yatırılmaya başlanıyor. Ancak gece çocuğu belli aralıklarla uykudan uyandırıp çişe tutma gibi bir uygulama kesinlikle yok. Gece kaçırma olursa kendi uyanması beklenip pijama-çarşaf değiştiriliyor. Ki genelde gün içinde çiş tutma alışkanlığı çok iyi kazanıldığından bu tür kazalar çok az oluyor.

Şimdi Edo'yla bez bırakma sürecimize dönelim. Türk ve Amerikan tipi bez bırakma yönteminde çuvalladığımız için, bu bahsettiğim orta Avrupa ekolünü denemeye karar verdim. Bu sürede Edo 2,5 yaşını doldurdu ve kreşe başladı. Kreşte bez değişiminde sorun yaşadık. Oğlum kaka yaptığında kreşteki yardımcıların değiştirmesine izin vermiyor annem gelsin diye tutturuyordu. Hiç ısrar etmiyor ve kreşten beni arıyorlardı. (Genelde saat 10 civarı) ben Edo'nun bezini değiştirip eve götürüyordum. Ancak bez değişiminden sonra eve gitmemiz gerekiyordu. Çünkü eğer bezini ben değiştirir ve oyuna geri dönmesine  izin verirsek o zaman her gün beni isterdi. Böylelikle edo ben gelirsem eve gideceğimizi anladı ve oradaki ablaların değiştirmesine razı oldu. Bu çıkarımı kendi kendine yapması sağlandı. "Bak annen gelirse eve dönersin, seçimini yap" gibi bir tehdit asla sözel olarak dile getirilmedi. Tabi kreşe ve oradaki yardımcı ablalara alışma, bağ kurma kısmıyla da ilgili olabilir bu durum. 

Geçen zamanda 3 farklı lazımlık almıştık. Müzikli olanı hiç bir zaman sevmedi, istemedi. En ucuz en sade modelden bir tane  aldık. Bir de arabaları çok sevdiği için araba şeklinde direksiyonlu bir model aldık. Aylarca  her teklifimde "hayır, istemiyorum" dedi.

(arabali model)

(düz model)


Haziran ayıydı. 3. yaş gününe bir ay kalmıştı. Bahçede havuza giriyordu. Havuz kendimize ait olduğu için tamamen çıplak yüzmesine izin veriyorduk. Mayo giymek istemiyordu, üzerinde durmuyorduk. Ama havuza çiş yapılmayacağını anlatıyor sıkı sıkı tembihliyorduk. Çişi gelince bize söylemesini, hemen çıkıp dışarıda ister lazımlığa (havuzun kenarına bir tane koymuştuk) ister beze yapabileceğini anlatıyorduk. Yüzerken "çişim geldiiii" demeye başladı. Hemen havuzdan çıkıyor lazımlığa oturuyordu. Bu davranış çok kısa sürede gelişti ve çişi geldiğinde evde de bize söylemeye başladı. O günden sonra bezi tamamen attık. Bezi attıktan sonra  hiçbir çiş kazası olmadı. Edo bir kez bile altına kaçırmadı! Bize de sürpriz olmuştu. Bizim belirlediğimiz süreçte, hazırlandığımız bir plan dahilinde değil de onun hazır olduğu ve kendi seçtiği bir günde gerçekleşti. 

Ödül çikolatası falan hiç vermedik, gerek kalmadı. Sadece her lazımlığa yapışında çok seviniyor, öpüyor seviyor sevincimizi ve taktirlerimizi abartılı şekilde kendisine gösteriyorduk. O da çok mutlu oluyordu. 
Geceleri de başlarda haftada 1-2yi geçmemek üzere yatağı ıslattığı oldu (hala arada oluyor) ama genele vurursak çoğunlukla kuru kalktı. 

Peki bu macera burada bitti mi? Malesef bitmedi. Şuan lazımlığı da bıraktık. Çişi gelince hiç bize bile söylemeden tuvalete gidip kendi kendine çiş yapıyor. Hem de kilotunu muntazaman indirip çekiyor. Klozetin kapağını kaldırıp işi bitince indiriyor, sifonun düğmesine basıyor. Tüm bunları düzgün ve hijyenik olarak yapıyor. 
Ve fakaaaat. Edo 2 ay sonra 3,5 yaşında olacak hala kakasını beze yapıyor. Kakası geldiğinde "kakam geldi bez istiyorum" diyor.  Peki diyoruz, bezini kilot şeklinde kendisi giyiyor. 15-20 dakika gezerek oynayarak ayakta kaka yapıyor (Şişli Etfal teyzesine selam çakarız:) bitince "bitti hadi temizleyelim" diyor. 
Klasik bir, iki yaş sendromu uzantısı olarak kabızlık problemi var. Kronikleşmiş, tıbbi boyutta olmadığı gibi, aşırı seçici beslenme (lifli sebze-meyve ve sulu yemek tüketmeme, köfte-patates, makarna-pilav tabanlı tipik ve uyuz, çocuk beslenmesi diyelim) nedeniyle sert kaka sorunu var. Yaparken ağrı yaşamıyor ancak kakanın vücuttan atılımı uzun sürüyor. Böylece tuvalette oturur pozisyonda dakikalarca kalamıyor, sıkılıyor. Bez istiyorum dediğinde önce tuvalet ve ya lazımlık öneriyorum her seferinde. Bazen deniyor, sıkılınca "yok, olmadı gelmiyor. Beze yapayım" diyor. Hemen kalkıp bezini giyiyor. Daha bir kere bile kakayı tuvalete denk düşüremedik. Kaka yapmaktan korkma, günlerce tutma, acı çekme gibi psikolojik ve ya fizyolojik bir durum olmadığı için bunun da üstünde durmuyorum. Kakasıyla barışık bir çocuk :) 
Bu durumu kreş pedagoğumuza danıştım. Bunun çok sık görülen bir durum olduğunu söyledi. Bazen 4 yaşa kadar sürebiliyormuş. Yine kendi istediği zamanı beklememizi, elbet bir gün tuvalete yapacağını söyledi. 

Kaka konusunu da çözdüğümüzde bu yazıya ekleme yapacağım. Ancak şimdilik durum budur. 

Not: "çişimiz kakamız" gibi çoğul bir dil kullanmam eleştirilebilir. Bunun saçmalığının farkındayım. Ancak bu süreç annelik hayatımda beni psikolojik olarak en zorlayan konulardan biriydi. Ayrıca o kadar uzun bir süre o çiş ve kakayla haşır neşir oldum ki, kakaları bu kadar sahiplenmiş olmamda bir gariplik görmüyorum :) 


3 yorum:

  1. Bloğununa bu sabah baktım oooh roman gibi bir sürü yazı, günüm güzel başladı. Ama ilk yorumuma bak kaka muhabbetinin altına! Nasıl başladık öyle gidecek :D
    Neyse yorumum şudur, ay Edo ile benim Maya ne kadar benziyor, ilk ben de o mavi tuvaleti almıştım tüm bebeklerini götürdü çiş yaptırdı ama kendi asla oturmadı, onu oyuncak olarak kullandı. Şimdiki durum seninle aynı çişler tuvalete ama kakalar beze.. Bi gelişme var mı? Klüp kuralım, diskoya gidelim Başak.

    YanıtlaSil
  2. 300-500
    300-500
    Kakalar çişler, kakalar çişler (oh resmen tempolu dans ediyorum şuan) ben de bu yorumu yeni gördüm yahuu :) bizimkinin o kadar umru değildi ki ayıları falan da talim terbiye etmedi tuvağlet hususunda :))) kaka hala beze (yuh) inatla yapmıyo ya her seferinde bir bahane bulup kandırıyor beni :) -yok bugün yapmıyım yarın yaparım, yok otururken elim acıyo bu gün de beze yapıyım gibi anayı keklemeler - hatta bazen hafi tuvalete diyince yok vazgeçtim gitti kakam diyo :( sadece beze yaparsa okey yani... Bilemiyorum ya çember daralıyo :) 4 yaşında hala beze yapan bi oğlan düşündükçe hafif ürperiyorum :)))

    YanıtlaSil
  3. Ya Başak sen Avusturya'da yaşıyormuşsun ya. Ay ne güldüm kendime :) Usanovic görünce dedim herhal Rusya'dadır :)

    Tuvalet eğitimsizliği bizim de gündemimizde şu ara. Bizimki Mayıs ayında 3 yaşına girecek. Ve başvuracağımız kreşler 3 yaş ve bezsiz kabul ediyor. Mayıs'ta başvurup Eylül'de başlayacak aklımızdaki kreşler. O vakte kadar hallederiz herhalde diye düşünüyorum.
    Annem, teyzem, etrafımdaki bilumum kişiler bez bıraktırmada çok geç kaldığımı, yok efendim ben 1 yaşındayken bırakmışım, falanca 9 aylıkken çişini söylemiş gibi söylese de pek kulak asmamaya çalışıyorum. Sizin zamanınızda hazır bezler yokmuş, sabah akşam bez yıkamaktan helak olduğunuz için kendi rahatınız için çocuklarınıza bezi bıraktırmışsınız diye savunmaya geçiyorum.

    Ama anladığım bir şey var. İster bez bırakma olsun, ister emzik bırakma, ister çocukla alakalı bağlayıcı ne varsa, onun zamanının kararını çocuk belirliyor. Bizimkiyle dün akşam biraz konuştum. Neden tuvaletini bezine yapıyorsun diye sordum. Çünküüüüü ben bebeğim dedi. Ama bebeklerin dişi olmaz, konuşamazlar, yürüyemezler bunların hepsi sende var demek ki bebek değilsin artık dedim. Ama beze yapmak çok rahat dedi ve sustum.

    Ya evet bazı şeyleri çok kafaya takıyoruz. Yapıversin beze nolacak. Millet illa bir şeyleri ayıplamak istiyorsa kendilerine baksınlar. Zaten çocuğumun sürekli düzeni değişiyor. Bari bu konuda rahat bırakayım tadını çıkarsın dedim içimden.

    Edo şimdi biraz daha büyümüştür. Durumlar nasıl bilmiyorum ama eminim her ikiniz için en doğru olan yolda ilerliyorsunuzdur. Selamlar.. Maya'yı da öpüyorum :)

    YanıtlaSil