Bu haftanın konusu: kalp çarpıntısı
Otururken ve yarı yatar dinlenme pozisyonundayken birkaç saniyeliğine bumbumbum diye kalbim çarpıyor. Bi dalga halinde tüm üst vücudumda hissediyorum.5 dk sonra bi dalga daha şeklinde tekrarlıyor. 3-5 kez oluyor bu, sonra geçiyor.
Aslında rahatsız eden ya da ağrıyan birşey değil, normalde olsa hiç sallamam. Ama konu bebek olunca, acaba önemli bir semptom olabilir mi? Ihmal etmeyip doktora gitsem mi diye içim içimi yiyor.
Hem internetten baktım, hem jireye sordum hem de babama sordum. Sonuç; hamilelikte normal bi durum. Kalp bebek için de ekstra kan pompaladığı için alışılmışın dışında çarpıntı görülebilir. Çok aşırı fazla ve rahatsız edici değilse No panic. Ha bir de tansiyonum normal. Oyüzden gitmedim ben de doktora 16. Hafta kontrolümü bekliyorum. Ozamana kadar olağan dışı bir durum olmazsa hastaneye gitmeyeceğim.
*jire= sevgili doktorum Stephan jirecek in, beyim ve benim kendi aramızda kullandığımız lakabı.
18.hafta
Birkaç hafta ara vermiştim yazmaya, arayı fazla açmadan devam edeyim. Başlangıçta Plan'ım her hafta yazmaktı. Ama sırf yazmak için de yazılmıyor. En iyisi böyle bir zorunluluk hissetmemek; önemli gelişmeler oldukça veya yeterli motivasyon buldukça yazmak sanırım...
Bu arada sıkıldığım bi mevzu oldu. O da cinsiyet mevzuu! Insanların merakından ve darlamasından çok bıktım. En yakın kankilerim, akrabalarım, kuzenlerimden tutun da, 15 yıldır görmediğim dandikten lise arkadaşlarıma kadar! Gerek telefonla arayarak, gerek SMS, facebook, instagram, Twitter, watzap kullanarak, belli oldu mu belli oldu mu?? Diye yüzlerce kez soruyorlar. Ha, bir nasılsın iyi misin herşey yolunda mı diye girizgah bile yapmadan bodoslama "şşş gız mı erkek mi?" Falan diye hem de! Millete laf anlatmaktan, işin öyle bir suyu çıktı ki ben artık o kadar merak etmiyorum ve heyecanlanmıyorum... Aksine biri yine soracak ve açıklama yapmak zorunda kalıcam diye korkuyorum, düşününce.
Açıklama dediğim şey de şu: kaçıncı haftada olduğumu söyleyince insanların cinsiyetin görülemediğine ikna olmayışı, "aaa bu haftada artık belli olması gerek, yuh e biz de doğumda öğrenicez heralde" ve sair pasif agresif şakalar yapması üzerine söylediğim laflar. Ortamı yumuşatmak onlara bilgi veremediğim için ezilip büzülmek tarzı.
Ama asıl sınavı cinsiyeti öğrendikten sonra vericem sanırım.. Şayet erkekse "neyse canım, sağlıklı olsun da..."3.yü yaparsın artık, inş o kız olur. Ay bi de o da erkek olurmuş hihohaha" tarzı yorumlarla baş etmek daha da zor olsa gerek.
20. Hafta
Hem fiziksel hem de psikolojik olarak yoğun bir 2 hafta geçirdim. Önce 1 hafta boyunca Haris full çalıştı ve ben edoyla hep yalnızdım. Ki edo 2 yaş krizine yavaştan bir giriş yapmış durumda. Herşeye çığlık atıp, bağırıp tepiniyor. Kendini yerlere atıyor. Ve neye kızdığını, ne istediğini falan çoğu zaman anlamıyorum. Birşey için tutturduğunda, vazgeçirmek mümkün olmuyor. Önce hayır diyip sonra sırf ağlıyo, bağırıyo diye istediği şeye okey demek de en büyük ebeveynlik hatalarından biri kabul edildiği için; extra stres yaratıyor.Haliyle bu huysuzluklara da sinir dayanmıyor.. Çoğu zaman sabırlı davranıp soğukkanlılığımı korusam da, ara ara ben de yeter be modunda patlıyorum :(
Bu yoğun 1 haftanın sonunda, bir de Bosna gezisi yaptık. Bosna fena değildi, yani edoyla oynayacak benim de biraz oturup dinlenmemi sağlayacak çok insan vardı. En başta jasmina. O açıdan sağolsunlar rahat ettim. Ama can sıkıntısından da patladım :) malum boşnakça bilmiyorum, hiçbir muhabbete katılamıyorum ve bir de şu dünya kupası maçları yüzünden Harisle doğru düzgün zaman geçiremiyoruz.
Bu haftaların semptomu olarak, duygusal durumumu anlatayım:
Çok çabuk sinirlenmeye ve ağlamaya meyilliyim. Harisle çok fazla tartışıyoruz. Birbirimizi anlamıyoruz. Onun da haklı olduğu taraflar var biliyorum. Ama istediğim ilgiyi, alakayı, şefkati pohpohlamayı göremeyince hırçınlaşıyorum. Olgun mantıklı davranmak, sürekli alttan alıp makul insan olmak içimden gelmiyor...
Haris de tam tersini söylüyor; yani ben hırçın, bencil, şımarık olduğum için bana ilgi ve sevgi göstermek içinden gelmiyormuş
onun da :) yani tam 1 Paradox! Neyse işte durumu böyle kabullenmemiz lazım, ben kendimi biraz işlerin akışına bırakıp
beklentilerimi düşüreceğim. Haris de gebedir ne yapsa yeridir diyip beni idare edecek. Ki son 3-4 gündür bunu yapmayı başardık sanırım, iyi gidiyoruz.
21. Hafta
Bu hafta organ screening yapıldı. 2 gün öncesinde de kendi doktorumuza gitmiştik. Külüstür ultrasonuyla cinsiyet tahmini yapamayacağını bildiğimden kendimi hazırlamıştım. %55 kız dedi. Kikir kikir güldüm. Sadece şafağa melihaya ve ekine söyledim. Organ screening'de ise doktor net bir şekilde kız dedi.
Büyük gizem çözüldü! Edo'nun bir kızkardeşi olacak! Benim bir kızım olacak! Çok ama çok heyecanlıyım.
Minnoş çok tatlıydı koca kafalı, ağzı burnu hokkacık. Elleriyle yüzünü kapatmıştı bir ara, eli ayağı kibarcık. Tam kız gibi kız. :)
Gerçi çok komik bir his. İnanasın gelmiyo.. İşte Dr kız demiş de, herşeyi pembe almışlar da, doğumda bi bakmışlar erkek doğmuş. Ya da tam tersi. Bu hikayelerden çok var. Oyüzden bir yanım da hala emin olamıyor. Edo'da da aynı şey olmuştu. Hep içimde bir acaba vardı. Doğduğu an bile, şimdi kesin erkek di mi bu? Diye geçirmiştim içimden:)
Neyse bu cinsiyet meselesi çok uzadı. Ikinci çocuk olduğundan mı, mahalle baskısından mı bilmiyorum; ama gerçekten en büyük merak konusu; gebeliğe dair en çok konuşulan konu buydu...
Bu arada keşke her hafta kilomu yazsaymışım. Neden yapmadım bilmiyorum, halbuki her gün tartılıyorum. Bundan sonra yapayım bari. Şöyle özetleyeyim ilk trimester 2,5-3 kilo civarı aldım. Şuan 21. Hafta itibariyle 70,1 kiloyum. 64küsur kiloyla başladığıma göre 5,5-6 kilo almışım diyebiliriz.
Beslenmeme dikkat ediyorum. Abur cubur ve tatlı yemiyorum. Kola-meyvesuyu gazoz vs kalorili hiçbir içecek içmiyorum. Hareket etmeye özen gösteriyorum. Akşamları yemiyorum. Arada kaçamaklar illa ki oluyor. Özellikle öğle yemeği öğünlerimde, edoyu uyutup tv karşısında sandviç-börek-tost-makarna falan yiyip üstüne de yatıp uyuduğum çok oluyor. Ama diğer öğünlerde dengelemeye çalışıyorum. Kilo alımım normal aralıkta. O yüzden mutluyum.
21.hafta, kilo: 70,1
Hareketli birkaç hafta geçirdim. Zaten neredeyse 2 aydır, bitmeyen bir yatılı misafirlik trafiğim vardı. Bu haftalarda çok sıkıldım, bunaldım. Yalnız kalmaya ihtiyaç duydum; kalamadım. Kısaca psikolojik olarak, rahat keyifli bir dönem olmadı. Nasıl olsa Türkiye'ye gideceğiz, hem ben dinleneceğim; hem de edo anneannesi ve dedesiyle eğlenecek, her öğün değişik sağlıklı ev yemekleri yiyecek günler daha güzel geçecek düşüncesiyle edoyu biraz boşladım... Şimdi düşününce ne kadar büyük bir hata olduğunu görüyorum :(
Bu dönemde ilk olarak edonun yeme problemi başladı. Antalya'da yemek seçmeye ve tabağını bitirmemeye başladı. Çok az yiyordu. Eskiden severek yediği birçok şeyi istememeye başladı (köfte, balık, sebze püreleri). Hiç üstelemedim, bir iki lokma yiyip sofradan kalkmasına göz yumdum.
Sonra Bosna'ya gittik, Ev yemeği yiyemedik hep dışarıda köfte-börek abur cubur beslendik. Edo orada hepten koptu. Sadece peynir-ekmek-yoğurt yemeye başladı. Eve dönünce de bu durum devam etti. Sofraya oturmayı tamamen reddetti, sandalyesinde 1 dakika bile durmuyor tepinip bağırıyordu. Pişirdiğim yemeklerin tadına bile bakmıyor asla tek lokma almıyordu. Yoğurdun içine bulayıp çaktırmadan ağzına soksam anında yüzünü buruşturup tükürüyordu. Sıcaklardandır dedim... Ortam
değişikliği, seyahatler, misafirler çocuğun düzeni bozuldu, geçici bir durumdur dedim... Sapanca'ya gidince kalabalık sofralarda nasılsa yer, hem bol çeşit olur onu yemezse ötekini yer dedim... Birsürü bahane buldum kendimce özetle. Bir de gerçekten hiç enerjim motivasyonum uğraşasım yoktu, çok bitkindim. Kolayıma geldi, yemezse yemesin dedim ama aç da kalmasın diye yoğurt, muz, bisküvi, krem peynirli ekmek ne isterse verdim. Bir de üstüne, edoyla kaliteli zaman geçirmeyerek; çocuğa bol bol çizgifilm - iPad dayayarak bu sağlıksız yaşamı perçinledim... Çok üzgünüm, çok pişmanım, keşke yapmasaydım...
Neyse efendim sonunda Türkiye'ye geldik ama iş işten geçmiş. Edo burada da yemiyo. Hiçbirşeyin tadına bile bakmıyo. Yoğurt ve pilavı çok severek bayılarak yiyo, kek bisküvi falan gibi şeyleri de öyle. Yani iştah sorunu değil bu, birşeylere tepki ama ne? Ne yapacağımı bilemiyorum.Ilk günler çok üzüldüm, ağladım, moralim bozuldu. Ama şimdi biraz kabullendim, zamana bıraktım.
Gelelim bu arada yaşadığım hamilelik semptomlarına:
-buraya geldiğim ilk hafta korkunç bir kasık ağrısı sorunu yaşadım. Sol kasığıma bir ağrı saplanıyordu ve iki büklüm nefessiz kalıyordum. Aşırı keskin bir ağrıydı, bir gün boyunca yürüyemedim. Otururken yatarken iyiydim, ağrı harekete bağlı oluşuyordu. Ertesi gün de devam etti. 3.gün hastaneye gittik. Hem bebişe hem bana detaylı ultrason yaptı babam. Herşey yolundaydı. Kadın doğum doktoru da gördü, ama pek bir açıklama yapmadı, birsürü tahlil istedi. Demir ve magnezyum eksiğinden olabilir dedi ve ilaç yazdı. Bunları kullanabilirsin bebeğe yan etkisi olmaz dedi. Ben yine de kullanmadım. femibiona devam. Ağrılar azalarak bitti zaten bir hafta içinde. Şuan çok nadir ve hafif oluyor arada.
-şeker yüklemesi testim yapıldı. Değerler normal Aralık'ta çıktı. Diğer kan ve idrar değerlerim de öyle. Yalnız 100mg glikoz yüklemesi, ishal, baş ağrısı ve halsizlik yaptı. 2 gündür kendime gelemedim.
-linea negram bu kez yok. Ama koltuk altımda çok büyük bir alan koyulaştı. Çok kötü görünüyor.
-kız çok cadı çıktı :)İnanılmaz hareketli, götü başı hiç durmuyor, geceleri uykumdan uyandırıyor. Hep bi tepik tırmık hali.
-biraz bebek alışverişi yaptım. Birkaç badi, tayt falan şimdilik. Ilk 3 ay için pratik şeyler aldım. Asıl alışverişler 1 yaşından sonra başlayacak ama onu anladım. Elbiselere babetlere çıldırsam da hiç almadım, tuttum kendimi :)
-24+4 itibariyle: 72,7 kiloyum. Burada ipin ucu kaçtı. Özellikle sabah kahvaltılarını abarttım (simit-poğaça-ezine peyniri) bir de tatlıya hayır demedim çoğunlukla. Biryerden toparlamaya çalışacağım artık onu da.
26.hafta
-kasık ağrılarım tamamen geçti.
-ödemlerim başladı. Şimdilik çok az diyebilirim. Akşamları artıyor. Ama kesinlikle çok rahatsız edici bir şişkinliğim yok. (Alyansımı geçen hafta çıkardım)
-bebek çok hareketli. Sürekli kıpır kıpır. Edo bu kadar değildi diye hatırlıyorum.
-karpal tünelim yok!!! Daha ne isterim!
-aşırı terliyorum ve sıcaktan daralıyorum. Sabah kalktığımda geceliğim su gibi ıslak oluyor. Hayatımda hiç böyle terlediğim bi zaman hatırlamıyorum.
-2. Trimester güzel geçti diyebilirim. Çok iri ve şişko göründüğüme dair yorumlar devam etse de pek aldırmıyorum. Ben kendimi iyi hissediyorum. Tamam aşırı fit ve incecik "bilmemkimin eltisi gibi" "filancanın şirketten arkadaşı gibi" şahane, on numara değilim. Ama en azından "normal"im.
Ay bu arada aklıma ne geldi; şimdi herkesin en az bi tane "8 aylık hamile ama 5 kilo aldı, 6,5 aylık olana kadar hamile olduğunu bile anlamadık, arkadan görsen beli na böyle innncecik, nasıl mütiş nasıl beybifeys" diye anlattıkları ütopik hamile tanıdıkları varya hani, bence onun distopik versiyonu da benim :))) bence beni de insanlar "ay bizim bi arkadaş vardı, 30 külo aldı. Hipopotama döndü kız. 2 aylık gebeydi daha, görenler 9 aylık sanıyodu. Bir karnı var içine dördüz sığar. Ödemden ayak bileklerinin çapı 58 cm oldu" falan diye anlatıyo olabilirler. Bi nevi şehir efsanesiyim ben de yani :)
29. Hafta
(Takvime göre 29+2 gebelik haftasındayım 29 mu diycem 30 mu hala kestiremiyorum.)
Türkiye maceramız bitti, evimize döndük. Ilk kez bir tatilin bittiğine üzülsem mi sevinsem mi bilemeden, karmakarışık hislerle döndüm... Çünkü ya çok aşırı sıkılır daralır bitse de gitsek olurum, ya da doyamamış...
Bu kez çok uzun kaldık 1,5 ay neredeyse. Edoyla ananesi ve dedesi birbirlerine çok alıştılar. Onların arasındaki muhabbeti görmek en güzeliydi :)) benim için de rahat bir dönem oldu. Edo-free takıldım bol bol. Etrafta sürekli insan-konu komşu ve dağınıklık düzensizlik olduğundan mütiş dinlendim çok keyif aldım diyemesem de, edonun huysuzluklarıyla uğraşıcak onu oyalayıp eğlendirecek insanlar olması büyük bir lükstü! Edo çok mutluydu, zaten en önemlisi de bu.
Uçak yolculuğu ve eve dönüş adaptasyonundan gözüm baya korksa da, beklediğim kadar kötü geçmedi. Edo ne anane dede diye tutturdu, ne de evini yadırgadı. Herşey yolunda diyebilirim.
1 haftadır mutfaksız yaşıyoruz! Dönüşü erteme sebebimiz mutfaktı. Bu da buraya tarihe not düşülsün ;) yeni mutfak yaptırıyoruz. Acayip büyük bir tadilat işine girdik, duvar falan kırmacalı hem de. Neyse tabi ki işler söz verildiği tarihte bitmedi (dünyanın neresinde olursanız olun bu değişmiyor sanırım. Ki Alman ekolü dev disiplinli kurallı fln takılır, ona ramen yok arkadaş! Olmuyo. Nerde işin içinde usta var, orda kaos var! Anarşi var!:) ne diyordum 1 haftadır mutfaksızım, 3 gündür de eve giren çıkan ustanın boyacının haddi hesabı yok. Bu ortamda edoyu eğlemek de tahmin edersiniz ki dev challenge! Ayak altında dolaşma, küçücük odalara tıkıl, acıkınca işeyince sıçınca , nerden ne bulsam yedirsem, bezi nerde değiştirsem falan diye kıvran, yağmur yağmasın da bahçeye çıkalım bari diye dualar et, matkap gürültüsünde uyut ... Derken gerim gerim gerildim. Ama bi yandan da mutfak çok güzel oluyo, o alıyo sinirimi ;)
Hayatımızda bunlar olurken, hamileliğimde de şeker tehditi kapıda bekliyor. Bu hafta kontrolüm vardı. Herşey yolunda görünüyor. *Rahim ağzı açıklığı gayet iyi.
*Kilo alımım fena değil (Dr daki tartıda kıyafetli ayakkabılı 76 çıktım ama bence 75im :)
*ödemim yok (denecek kadar az)
*fiziksel olarak kendimi iyi hissediyorum ağrım, sancım yok. Sadece geceleri sık uyanıyorum. Bebek çok tepiyor, karnım çok büyüdü rahat uyku pozisyonu bulamıyorum.
*edoyu çok fazla taşıyorum (adam 16 kilo) ne kadar dikkat etsem de kucağımda taşımak indirip kaldırmak zorunda kalıyorum sık sık.
*ultrason ölçümüne göre bebeğin gelişimi 1 hft önden gidiyor. Dr durum çok dramatik değil ama yine de şeker riski var ölçümlerini yap ona göre karar verelim dedi. Edoya hamileliğimden kalma şeker ölçüm cihazım var. Ama ölçüm çubuklarının tarihi geçmiş, bir an önce yenilerini alıp ölçümlere başlamam lazım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder