12 Aralık 2015 Cumartesi

Sizi biraz da şöyle entegre edelim



Buraya geldiğim ilk zamanlarda Avusturyalıların dakikliği ve planlılığı Türk arkadaşlarla aramızda dalga konusu olurdu. Ay bir de cimriliği tabi.. Geçen sana 3 tane çubuk kraker ödünç vermiştim bebeğim, dilersen şimdi geri alabilirim! 

Beyimle o zamanlar daha taze sevgiliyken, ben onun planlılığına o ise benim spontanlığıma gıcık olurduk da söyleyemezdik. Bana 3 hafta öncesinden haber verirdi şu tarihte filancanın barbekü partisi var, attend eyleyelim mi? Diye. Ya ben nerden bileyim, belki o zaman çok daha şahane bir program hasıl olacak da ona gitmek isteyeceğim? Bakarız! Duruma göre şaaparız işte ya. Serde 23 yaş çılgınlığı var bir kere, biri bana derse ki hadi yarın italya'ya gidiyoruz, atlar giderim vallahi. Kimseyi tanımadığım bayık barbekü partilerine güpgüzelim cumartesimi bloke etmek istemiyorum. Anca o gün gelince, yapacak daha iyi bir işimiz olmazsa gideriz hehe. Biraz bencilce değil mi? Bana o zaman hiç te öyle gelmiyordu ama. 

Bizde söz vermek de sözünden dönmek de sorun değildir. Tamam ok geliyorum beni de yazın dersin, o gün gelince ya da maksimum 1-2 gün öncesinden binbir yalan ve bahaneyle iptal edersin en olmadı! (Şimdilerde benim de en tahammül edemediğim şey halbuki. Ah canım yaa hasta mısın? Hiç keyfin yok, gelemiyor musun? Yoksa son anda çat kapı halanınoğlugil geldi de onları mı gezdirmek zorundasın? Hıııı tabi tabi, bir daha seni çağırırsam 2 olsun o zaman) 

Neyse işte, ben Haris'in böyle programlar için Israrla söz istemesine gıcık oluyordum (almanlıkta söz senettir) o da benim bu bakarız ederiz hallerime. Hiçbir türlü anlayamıyorduk birbirimizi. 

İşin bizde bir de kıfsssmet boyutu var. Kaderci, kısmetçi, nasipçi oriyantal toplumuz. Yarına çıkacağımızın garantisi yok. Uzun vadeli plan yapmak Allah'a Şirk koşmak gibi bişey ayol bizde. "Yarın gelio musun?" Denilince bile "Inş canım kısmetse geliriz" cevabı alınıyor. Böyle bir kültürde yetişmişiz.  Bu kafaları anlaması ne mümkün batı toplumlarının? Tabi benim olayım mukadderatçılıktan mütevellit söz vermeme prensibi değil de; saygısızlık, bencillik, köylü kurnazlığı, çakallık falan ihtiva eden Ortadoğu ahlakı temelli diyelim :) 

Ikinci konu da aşşşırı dakiklik! Şimdi iki türlü dakiklik durumu var bence. Buluşacağın insanla dışarıda buluşmak için sözleştiysen ve bu insan özellikle yalnızsa! Adamı/kızı sokak ortasında kek gibi dakikalarca dikmek, bekletmek olmaz. Bence bu bir insanlık ayıbı. Buna hiçbir zaman okey değilim! Özen gösteririrm. Çünkü taksimin orta yerinde, Yağmurda çamurda 45 dakka bekleten, sözleştiğimiz saati evden Çıkma saati olarak anca denk getirip "cnm çok trafik var yhaa sen istersen gir bi kafeye otur" falan diyen Arkadaşlarım çok oldu. Sinirden ağlıycak gibi olurdum öyle zamanlarda. Bi gelsin sçıcam ağzına diyerek hırsla beklerken, arkadaşım gelince de hemen keyfim yerine gelip, tmm cnm ya önemli deil diye yelkenleri suya indiriverirdim ama öyle de naif bir insandım:) 

Şimdi bu durum tamam. Burda asla ve asla kimseyi bekletmiyoruz. Insan gibi trafiği vs hesaba katıp, napıp yapıp vaktinde buluşuyoruz. 
Ikinci durum, ev-parti mekanı-restoran gibi grupça gidilecek/buluşulacak ortamlarda biraz daha esnek olunabilir. Hatta burada da tam tersi ilk giden olmayı sevmiyorum! Mesela 8 dendiyse özellikle 8buçuğa doğru orada olayım ki, sonradan katılanlardan olayım, assolist olayım istiyorum. Ama tabi bunun da bir ince ayarı var. 15-20 dk arası geç gitmek makbul. Aşırı geç gidip de insanların yemek siparişini falan baltalamak da ayıp. 
Bu noktada beyimle hala anlaşamıyoruz. O tam 8de orada olmak istiyor. Ve piyanist şantör gibi ilk giden hep biz oluyoruz ! Ilk giden olma durumu bende gerginlik yaratıyor yahu. Herkesi tek tek karşılıyorsun falan ev sahibi Sorumluluğu resmen. Azıcık geç gitsek hazır millet kaynaşmış olacak zaten, hooop mis gibi hazır ortama konacağız, ama yoooooğk! Dinletemiyorum. 
Ya da ev ziyaretlerinde iki ayağımı bir pabuca sokuyor. Hem kendim hazırlanıyorum, hem çocukları giydirip çantalarını hazırlıyorum, bir yandan çocuklar eteğimi çekiştirip ayağıma dolanıyor ayyyy daha fazla yazamıycam içim şişti. Bu hengamede Haris sürekli tepemde "ya geç kaldık, geç kalmak burada ne kadar ayıp ve saygısız birşey sen biliyor musun virvirvir" ... arkadaşım geç kaldıysak 10-15 dakka kaldık hepi topu. Ve bu insanlar kendi evlerinde! Öyle ikram kıyamet hazırlık gibi bir durum da yok hani! Alt tarafı bir kahve/bira içeceğiz, çocuklar lego oynayacaklar falan. Olay bu! Gördüğünüz gibi geç kalma olaylarında büyük ölçüde entegre olduğum gibi, hala sıkıntı Yaşadığım durumlar var. 

Bir de günlük hayat planlama kısmı var ki, işte o olayda Avustur kültürüne entegre oldum da ondan mı öyle yapıyorum, yoksa çocuklu hayatın default getirisi mi onu çözemedim. Ama gün içinde sık sık, günün kalan bölümünü kafamda planlarken buluyorum kendimi :
-şimdi mayayı uyutup içeri gidicem
-bi kahve suyu koyarım, o hazır olana kadar çamaşırları makinaya atarım
-kahvemi alıp maillerime bakarım
-bi bölüm fargo izlerim
-öğle yemeği için sebzeleri doğrayıp hazırlarım. 
-çamaşırları kurutucuya atarım
-maya uyanır, mayayla birlikte yukarı giderim, edonun odasını toplarım... 

İşte bunun gibi kalem kalem planlıyorum kafamda sürekli manyak gibi. Böyle bişey yoktu hiç, karar verdim bence entegrasyondan. 

2 yorum:

  1. Ben senin ilk gençlik yıllarındaki gevşekliğine devam ediyorum maalesef. Ve çevreme de duyuruyorum: Beni ekebilirsiniz, sorun değil. Çünkü ben de son anda ekebilenlerdenim. Bu benim kişilik sivilcelerim napayım. Ama ekilmek de koymaz bana o yüzden sorun yaratmıyor pek.

    Fakaaat mevzu buluşmaksa asla bekletmem. Birini bekletmek o kişiye kirli çoraplarını koklatmak gibi gelir bana. Sana katılıngen yani o konuda..

    Ve toplu görüşmelerde de ayynı şekilde 15 dk rötarlı giderim ki bi toparlansın ortam.

    Ya Başak, ben kafamda o planlamalar olmazsa tam bir beceriksize dönüyorum. Hele şu ara plansızlıktan hepimiz birer Kemalettin Tuğcu romanı olduk çıktık. Neyse toparlıcaz.

    YanıtlaSil
  2. Tamam işte sadece dakiklik kültürüne uyum sağlamakla kalmamış bir de artık geç kalma/iptal durumlarına 2 Alman gücünde trip atar olmuşum. Olmuş yani benden, Türk pasaportumu kolumun altına sıkıştırıp eki eki diye ülkeme geri yollamalarına gerek kalmamış.
    Ekilme durumlarında da en çok alternatifsizlik üzüyo beni ya (boynu bükük smayli)
    Burada kimseyle spontan program yapılamadığından, ekilince tavşan gibi ortada kalakalıyorum. O olmadı şunu yaparız diye bişey yok! Bir de o programın ne kadar zor yapıldığı, kocayı çocukları ayarlama işlerinde ciddi emek ve mesai harcandığı falan düşünülünce nikah masasında bırakılmışım hissiyatı resmen :))) zaten ayda yılda bir çıkabiliyorum, onda da ekilmek? Yooo dostum yo.

    YanıtlaSil