20 Mart 2019 Çarşamba

Aydınlanma





Bu aralar öyle bir dönemdeyim ki; belli başlı düşüncelerim, inançlarım, kalıp yargılarım olan konulara farklı perspektiflerden bakarken buluyorum kendimi. Aaaaa o da ne? Laps diye bir aydınlanma yaşıyorum ve o konuya yaklaşımım tamamen değişiyor. 

İşin ilginci bunlar kendi kendime düşünürken oluveriyor. Edindiğim yeni bir bilimsel bilgi, okuduğum bir makale, ve ya başka bir insanın ufkumu açması neticesinde değil. Kendi kendime. 

Bunlardan bir tanesini anlatayım şimdi size. 

Bizim oğlanı profesyonel bir spora yönlendirelim diyoruz ne zamandır. Bir spor dalı arayışındayız. 

Ev bahçeli, açık havada çokça zaman geçiriyoruz. Gün içinde atlama-zıplama/bisiklet; havalar ısınınca yüzme falan derken günlük rutinimizde bol hareket, kas gücü-kondüsyon geliştirme ve enerji atma hali mevcuttur. Ayrıca kreş döneminden beri de haftada 2 saat burada “turnen” dedikleri “beden eğitimi, kültür-fizik hareketleri” tarzı kurslara da gidiyor. (Kreş ve okul bünyesinde olanlara) 

Yani bu günlere kadar başka, ekstra bir spor kursuna gitmesine gerek görmemiştik. Ama artık yaşı büyüdü ve daha ciddi bişeylere yönlendirelim çocuğu dedik. 

Bu konuyu her açtığımızda beyim “futbol” isterdi. Bense futbola pek yanaşmaz, tenis olsun derdim. 

Futbolla ilgili kalıp yargılarım şunlardı; kızmazsanız kafamdaki maddeleri açık açık söyleyeceğim: 


-futbol keko işi askdkkdkd, daha sofistike bi spor olsa fena olmaz.

-futbol mainstream. Daha özel bir spor dalı seçilebilir. 

-futbol klüpleri daha çok perifer mahallelerin, göçmenlerin, alt-orta sosyoekonomik kesimin yöneldiği oluşumlar. Oradaki takım arkadaşları ve aileleri problemli insanlar olabilir. Çocuğum olumsuz davranışlar öğrenebilir, tırto rol modeller edinebilir, mobbinge uğrayabilir. (tamamen kalıp yargı ve ayrımcı bir tutum, kabul. Ama dedim ya insan içinde söylemiyorum bu fikirlerimi zaten. İç sesimi aktarıyorum şu an buraya) 

-futbol antrenörleri eğitimsiz, kaba, zorlayıcı tipler olabilir. 

-bizim oğlan takım sporuna çok yatkın olmayabilir. Takım içinde yer edinebilme motivasyonu için futbol çok zor bir başlangıç olur.. rekabet çok güçlü olacaktır. İlle de takım sporu deneyeceksek mesela “çim hokeyi” gibi çok daha az talep gören bir sporla başlayabiliriz. (Ne bileyim amk, kaç kişi oynuyordur ki çim hokeyini? Takıma seçilmeme riski yoktur heralde asjdjdjdjndnd) 

Gördüğünüz gibi gayet hırto ve faşo düşünceler, kalıp yargılar benimsemiştim. Gram istemiyordum çocuğun fitbol okuluna gitmesini. 

Spor dalı seçimimizi hala yapamamıştık. Diğer yandan gündemimizde Edo’nun “sosyallik” sorunları da vardı. 

Onu da biraz açayım. Edo gerçekten nevi şahsına münhasır, cins oğlu cins, çok değişik bir çocuk. 

Edo tüm çocuklarla iyi anlaşır, kimseyle husumet yaşamaz, ağlamaz-küsmez-olay çıkarmaz, uyumludur, tatlıdır. Ama kimsenin de “en iyi arkadaşı” değildir. Hiç bir doğumgünü partisine davet edilmez. (Şöyle söyleyeyim davetli listeleri 5-6 kişi olur genelde ve edo kimsenin ilk 5ine giremez) Hiç bir ortamda aranan çocuk olmaz. 

İçe dönük, hassas, duygusal diyemem. Kendini güzel ifade eder. İstemediği şeyi yapmaz, kendini kimseye ezdirmez. Kolay manipüle edilemez. Gururludur. Burnu yere düşse dönüp almaz. Acayip cool’dur

Hiçbir arkadaşına bağlanmaz. En çok tuttuğu, en çok keyif aldığı bir adet arkadaşı olur (kreşte vardı 3 sene boyunca, bu sene okulda da var) ama o arkadaşına da ölüp bitmez. 

Daha nasıl anlatsam bilemedim oğluşumu.  

Ama biz harisle bu konuyu hep irdeleriz. Neden bu çocuk böyle deriz. Acaba sınıftaki ortam piçi, lider, yıldız çocuklara imreniyor mu? Öyle olamadığı için üzülüyor mu? Partilere çağırılmadığında kendini kötü hissediyor mu? Sosyalleşmenin, diğer çocuklar arasında yer edinmenin yollarını arıyor mu? Bu konuda biz ne yapabiliriz? Diye uzun uzun konuşuruz. Ama edoyu zinhar çözemeyiz. 

Edo’nun arkadaşlık konusunda duygularına düşüncelerine dair hiç bir ipucu, hiç bir satır arası söylem yakalayamayız... 

(Bize karşı duygularını, düşüncelerini çok net ifade eder. Bu "edoyu çözemiyoruz" demem arkadaşları ve sosyal ilişkilerindeki konumunu/duygusunu çözememe olayımız)

Benim artık son görüşüm: bu durumun edonun kesinlikle kendi bilinçli tercihi olduğu, dünya götüme minare sikime bir karakter olduğu, diğer çocukların muhabbetinin bunun kafasını açmadığı; oğlumun bambaşka frekansta bir iç dünyası olduğu yönünde. 

Ama yine de hala tam emin değilim tabi. Çünkü bazı ortamlarda (parkta, tatilde, türkiye'de falan mesela) oynayan çocuklara karışmak istiyor, onları gözlemliyor, tartıyor; ama adım atamıyor gibi geliyor bana. Bunu farkediyorum. 

Dönelim futbol konusunda yaşadığım aydınlanmanın nasıl gerçekleştiğine. 

Geçen pazar parka gitmiştik. Park kalabalıktı. Edo sınıf arkadaşı jakob’u gördü, görmezden geldi. Jakob edonun yanına gelip “aa selam edin! Oynayalım mı?” Dedi. Edo hemen atladı ve on numara koşturmaya, oynamaya başladılar. 

(Jakob gelmeseydi, Edo asla onun yanına gidemezdi. Ben “aa jakob burada, yanına gidip selam versene, oynasanıza” desem, “Yok yeaaa, istemiyorum. Jakob sıkıcı.” falan derdi kesin mesela. Gel birlikte gidelim desem beni terslerdi. Anladınız mı şimdi biraz bizim oğlanın tutumunu?) 

Ama oyunda Edo gayet eğleniyordu. Yakalamaca oynuyorlardı. Bi 10-15 dk oynadılar. Sonra yaşça büyük 2 oğlan geldi futbol topuyla. Bunlar bişeyler konuştu (uzaktalar bu arada duyamıyorum) Jakob oğlanlarla top oynamaya gitti. 

Edo yanıma banka geri döndü. Sonra jakob bizim yanımıza tekrar koşarak geldi ve “edin hadi futbola!, neden gelmiyosun?” falan dedi. Edo gelmiycem, oynayın siz dedi, oğlan geri döndü.

Edo hep bunları kesti uzaktan. Ben ara ara gaz verdim "hadi git katıl, bak onlar da öyle ahım şahım oynamıyo zaten, sen de becerirsin gayet ayak uydurursun bence” falan dediysem de istemedi. Jakob da ara ara bizim tarafa bakıp el kol etti. Ama bizimkinde tık yok. 

O an yaşadığım aydınlanma şu oldu: 

Ulan dedim! Futbol erkekler dünyasında sosyalleşmenin en önemli anahtarlarından biri ya lan dedim. Hem de life-time.


-futbol internasyonal! Her ülkede, her tatilde, her parkta; her milletten oğlanların top oynadığı bi köşe oluyor. 

-iyi top oynayan çocuğun “aranan, çağırılan” çocuk olmama ihtimali yok

-futbol kaynaştırıyor. Oynamak için kimseyi tanımaya, diyalog kurmaya, kanka olmaya gerek yok. Millet oynarken adam lazımsa ekleşiveriyorsun. 

-yaş ilerledikçe futbolcu adları, takımlar, maçlar, dünya kupaları vs “muhabbet kurma” anlamında da futbol ilgisi/bilgisi hayat kurtarıyor asjdjdjjdjd 

-aşırı iyi oynamaya, yıldız oyuncu olmaya da gerek yok amk. Azıcık top koşturmayı bilsen, olmadı kaleye geçsen o da yeter. 

Vay anasını dedim! Bugüne kadar burun kıvırdığım, kafamda kurduğum olumsuz senaryolara takılıp itin götüne soktuğum futbol on numara bişeymiş askjsndjdjd 

Bunları Haris'e anlattım. "Aynen reis" dedi, "futbol candır" dedi. "Ben çözücem bi klüp, o iş bende. Verelim oğlanı" dedi. 

Edo futbolu sevmeyebilir, oynamayı beceremeyebilir. Futbol maçlarına, futbol muhabbetine hiç bir zaman ilgi duymayabilir. Ama kendini kurtaracak kadar taktiği, tekniği, bilgiyi öğrenirse de bu onun hayat boyu işine yarayabilir. Bi denemek lazım bence. So, futbol it is! 




12 yorum:

  1. Bazı açılardan aynı bizim oğlanı anlatıyorsun gibi geldi, birkaç ufak farkla eren de aynen öyle. Ve futbola gidiyor :)) Genelde oğlanla ilgili kararları babasına bırakıyorum ben. Eşim fanatik derecesinde futbol düşkünü değildir ama müthiş iyi anlar. Belki bilirsin bir dönem futbol menager diye bir oyun vardı, takım kuruluyor taktikler falan, onda müthiş başarılıydı. Eşim futbolun matematiğini seviyor. Yine oynarken de açılar vs.

    Şimdi bizim oğlan yaklaşık bir yıldır futbola gidiyor ama yaşı ufak olduğu için minikler için olan takım, babalar da eşlik ediyor. Bir öğretmen bazı şeyler gösteriyor onlar da babayla yapıyorlar vs. Daha maç olayına geçmediler.

    Fakat inanamazsın. O kadar olumlu değişiklikler var ki. Bir kere çok isteyerek gidiyor, top hakimiyeti, denge, bazı sportif hateketler, işte gösterilen hareketi doğru yaptığında kazanılan övgüler... Sanırım bizimki gidebildiği kadar devam edecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim beyim takım tutma konusunda fanatik değil (çünkü avusturya liginde takım yok amk askskdnmddkdj) ama futbolu çok sever. Gençliğinde uzun yıllar oynamış, lisanslı fitbolcuymuş ehehhe

      Hem klüpte oynarkenki zamanları çok güzelmiş (takım arkadaşları, antrenörler, maçlar, atmosfer vs) o ortamda çok mutluymuş. Edo da öyle bir ortam-duygular yaşasın istiyor. Hem de oğlu oynasın, bu izlesin; birlikte maçlara gitsinler, futbol muhabbeti yapsınlar falan çok istiyor. En büyük hayali resmen.

      Ben nasıl bir manyaksam zaten bunları bildiğim halde “futbol keko işi” diyip diyip taş koydum ahahshdhdhdh. Resmen dev ayıp etmişim beyimgile, sen “oğlanla ilgili bu tarz kararları babasına bırakıyorum” diyince bi aydınlanma daha geldi bak! Bi üzüldüm... Haklısın gece! Ben de bazen biraz geri durmayı öğrenmeliyim...

      Çok sevindim bu gelişmeleri yaşamanıza <3 benim de kafama yattı artık iyice. İnş bizim için de böyle olur... edo sever, mutlu olur.

      Sil
  2. Hadi bakalim Edoo, bol sanslar! Bence cok iyi bir karar almissiniz.Bakarsin sizin cocuk profesyonel olmus. Hic sasirmam. Ben futbolu pek sevmem amaaa tsubasaya bayilirim. :) Hatta bu aksam acip izleyeyim bari. lol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler <3 Edo çok atletik ve sportif bi çocuk, kayak-buz pateni, bisiklet ve yüzmede bayaa yetkili bi abimiz. Ama top oyunlarında bildiğin kalas sfdkfkkflflfk. Bu nedenle ben pek umutlu değilim özge ya :D

      Ama tabi hiç belli olmaz. Çocuk milleti kesin yapar dediğin şeyi beceremez, yapamaz dediğin şeyi şahane yapıp göt eder falan bunlar böyle :) ay hadi inş bakalım :D

      Tsubasaya ben de boş değilim. Ama Terry Grandchester için kurşun atar kurşun yerim asjjdjdjdj

      Sil
  3. Ben bunun kız versiyonunu istiyoruuum :)
    Laloş daha küçük ama yapı olarak çekingen. Kendine güvenmesini, kolay manipüle olmamasını, rahatça sosyalleşebilmesinin yollarını arıyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sosyalleşmede iyi olan çocuk anaya büyük rahatlık valla. Salıyosun parka bahçeye hemen diğer çocuklara karışıyo, okula/kreşe sorunsuz gidiyo, yeni ortamlara-kurslara hemen adapte oluyo. Mis valla yaa, sen sağ ben selamet :)

      Karakter meselesi ama Hande yaa, bizlik pek bişey yok bence :/ iki çocuğumun sosyallik, arkadaşlık, popülerlik konumları o kadar farklı ki... tamamen yapıyla ilgili demek ki, ben ikna oldum :P

      Sil
    2. Doğru dedin onu ama işte insan ana olunca kafaya takıyor da takıyor :)

      Sil
  4. Peki edo ne dicek bu işe? Hadi futbol okuluna yazdırdık deyince gidecek mi? Ama takım sporu iyi oluyor benim oğlanda basketbol işe yaradı. Cimnastik, yüzme, tenis tutunamamıştı, hocaları da verdikçe gazı, basketbola gidiyor iki yıldır. Maçlarda onu takımı için heyecanlanırken, uğraşırken gördüğümde baya bi sevinmiştim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısım bizi de düşündürüyor :))) edo zaten “filanca spora, kursa gitmek ister misin?” Diyince direkt hayır diyo eheheheh. Sırf futbol değil ne teklif edersen et cevap aynı. İkna, teşfik, övme, gaz verme falan baya bi uğraşıp motive etmek gerekecek. O yüzden başlangıç aşamasında istekli ve hevesli olmama durumunu baştan kabullendik zaten. Uğraşıp didinip yalvar yakar göndericez bakalım bi şekilde :D zamanla sevmez ve gerçekten istemezse bırakırız napak :P
      Genelde takım sporunu ya da çocuğun severek yaptığı bir aktiviteyi bulup kakışladıktan sonra “çok şey kattı çocuğa, çok güzel oldu bu iş” diyor zaten aileler ehehhe sizde de öyle olmuş ne güzel <3 ay hadi inş bize deeee :)

      Sil
  5. O ciğerler illa solacak başak:(

    YanıtlaSil
  6. Basak, benimki kiz, yas 9, ayrica jimnastik yapiyor, konuyla alakasi yok gibi gorulebilir, ama bak ne diycem; bizimki uc yil once basladi anacim, once agiz burun kivirip, bu ne diyordu. Aradan zaman gecti, yarismalara katilmaya basladilar, bu da orada cok iyi bir puan aldi, yetenekli cikti cocuk, anacim o ona kadar "sevmiyom, gitmiycem" diyen cocuk simdi nasil bir hevesle gidiyor inanilmaz. Kendine guveni, korrdinasyonu, estetigi, konstantrasyonu artti, buyudu cocuk. Yani baslarda yok anacim her seferinde aglasiyor, gondermeyim dememek, azicik surede israr etmek lazim belki. Ay cok israr ettim baslarda, bir yil boyunca her hafta ben jimnastigi birakcam diye agliyordu yoksa. Simdi kosa kosa gidiyor...
    Ha bu arada bal gozlerinde operim cicim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Azmin gücü işte şekerim :) o “gitmiycem” diretmelerine karşı koymak, her seferinde yalvar yakar ikna etmek, ne halin varsa gör dememek çok zor :D zoru başarmışsın sonu da on numara olmuş <3 heheh. Başarıları daim olsun yavrucuğunun <3

      Oğlanı hala başlatamadık :(( beyim çok yoğun bu ara hep şehir dışında, gidip de kurs ayarlayamadı bi türlü :// ama senin dediğin durum maya’nın jimnastik kursunda var. Kız çok istekli (ki bence baya yetenekli de. Pehlivan gibi kas gücü var bi kere kendisinde ansjdkkd) ama kursu sevemedi bi türlü. Çok kalabalık bir kurs, hocalar çocukla özel ilgilenmiyor, basit basit atlama tırmanma ünitelerine salıyorlar herkes kafasına göre takılıyo :/ çocuğa hiçbirşey katmıyor falan. O yüzden o kadar motive başlamasına ve hevesli olmasına rağmen gitmek istemiyor şu an maya.

      Ben de ne yapsam diye kara kara düşünüyorum. Bu kurs gerçekten çok gereksizmiş, kötü bir seçim oldu (parasını da ödedik) gitmek istememesini anlıyorum ve hak veriyorum. Ama diğer taraftan “quitter” olmayak yaa başladığı şeyi bitirsin falan gibi çekincelerim de var... bilemiyorum ben de ne yapsam :(( bu kursa inansam ve sevsem motive ederdim bi şekilde ama benim de içime sinmediği için kitlendim kaldım :D
      Bu arada ben de öperins :*

      Sil