18 Mart 2019 Pazartesi

Çikolata Savaşları




Çocuklara ekran izni ve çikolata-jelibon izni veriyorum. Neyi ne kadar veriyorum, efenime söliyim niye veriyorum bunu tartışmıycam. Veriyorum. Bitti. Nokta :)) 

Düzenli okuyucularım bilir (liseliler bilmez ehehehe) her pazar buluştuğumuz “kuzengiller” vardır. Kuzengiller familyası tarafımızdan sevilmekle birlikte şuraya yazdığım bir çok gıybete de mezedir (ona da ehehehe) Kuzengillerin bizimkilerle yaşıt 2 de gızı vardır. 

Sıradaki gıybetimiz ekran-çikonat olayına bağlanacak, ilerleyen paragraflarda. O konuda rahat olun, şaapmayın.

Kuzengiller pazar sabahı geç kalkar. Saat 10-11 gibi ağır aheste kahvaltı eder; bize gelmeleri öğlen 1i bulur. 
Bizim çocuklar 6 da kalkıp, kahvaltı faslını en geç 7de bitirip öğle yemeği için bunları bekleyemez (e haliyle) 12de yerler. 

Kuzengiller gelince ilkten bi büyükler (Edo ve Sara) Edo'nun odasına çıkar, edonun oyuncaklarıyla oynar. Küçükler dibimizde takılır; bir ara bahçeye çıkarlar. 2 civarı hep birlikte öğlen yemeğine otururuz. 


Benimkiler iş olsun diye sofraya tekrar çöker ama doğru düzgün bişey yemezler. (Çünkü 12de yediler) 

Burada çizilen tablo sanki benim çocuklarım sağlıklı bir şey yemiyor gibi oluyor :)) Açık açık olmasa da kuzengil biraz burun kıvırıyor bu duruma... Kendileri çocuklarını “sebze yi evladım, domatis yi evladım” diye darlarken ben hiç ziklemiyor görünüyorum askdkkdkfkf 

Tabii her seferinde bahanem hazır (bahane değil gerçi, gerçek) “benimkiler yediler öğlen, o yüzden şimdi yemiyorlar” diye gerekli açıklmayı yaparım.

Sara bir noktadan sonra Edo'yla erkek oyunları oynamaktan sıkılır ve Maya'nın odasındaki barbie evine akar. 

Edo bu duruma çok bozulur ve içeri gelip afra tafra yapar. 


Edo Sara’ya türlü türlü oyun ve atraksiyon teklifleriyle gider ama her seferinde göt olur (nihohaha) çünkü Sara enayi mi amk? Orda mis gibi Barbiyle Ken’i fingirdeştirmek dururken naapsın kamyonculuquue oyununu? Askdjfjjfjd 


Edonun hem feciii canı sıkılır. Hem de sara’yı yanına çekebilmek için son çaresi tablettir :))) Ancak tabletten bişeyler izleme ya da oyun oynama vaadiyle Sara’yı kafalayabilir. 

Ve bize ağlanmaya başlar “ben tablet istiyorum! Canım sıkılıyor, kızlar benimle oynamıyor. Ben de onlarla barbie oynamak istemiyorum” vs vs vs 

Bi kere Edo'nun tablet saati olmasa bile veresim geliyor amk! Çünkü kuzengil kendi gızlarını on numara oyuna eküriye kitlemiş, gönülleri rahat biçimde kahvelerini içerken benim oğlan hem kendi darlanıyor, hem beni darlıyor. 

Tamam al tabletini git odanda oyna dersem gitmiyor. Çünkü zaten amaç Sara’yla birlikte tablet muhabbeti! Ya da allem edip kallem edip Sara’ya tablet izni kopardığını belli ediyor. 

Sara iki elini beline koyup salonda bitiyor “sevim koş, tablet izliyorlar” diyip Edonun peşine yardırıyor. 

Bu tabloda tahmin edersiniz ki “ortaya tablet çıktı ve mis gibi evcilique oynayan çocuğun oyunu mundar oldu” diye bize sinir olunuyor :))) 
Ama yapacak bişey yok. 

Ben tabi tableti verme noktasına gelene kadar zaten götüm çıkarcasına mücadele ediyorum. Edoya başka oyunlar teklif ediyorum Gel biz seninle uno oynayalım, lego yapalım, ebesinin hörekesini yapalım, zıttırıbızık yapalım diye ne teklifler sunuyorum. Bunlardan birini kabul ettirebilirsem oynuyorum da! 

Millet orda götünün keyfinde takılırken ben çocuğumla kenara geçip oynuyorum da amk!!! Üstelik oğlanın surat 5 karış, kızlara kurum kurum kurulur; oyundan zerre keyif almaz haldeyken bu :)) 

Neyse olmuyor işte ne yapsam. Peki oğlum 20 dk oyna madem diyip veriyorum izni. Edonun gözleri parlıyor, yerinden fişek gibi fırlıyor ve yukarıda bahsettiğim olaylar gelişiyor işte :) 

Neyse efendim benden tablet izni çıkınca kuzengilin suratlar düşüyor, ağızlar büzülüyor bi. 20 dk sonra alıyorum ellerinden tableti. Bu kez de abur cubur krizi patlıyor. 

Benimkiler çikonat istemeye geliyorlar. Çünkü ikindi vakti süt-meyve-kurabiye artı bi kıt çikonat istihkakları var :) 

Saat 15.30 civarı benimkiler sütlerini ve 1 porsiyon meyvelerini gömüyorlar. (Bunların kızlar henüz acıkmamış olduğundan meyveye falan prim vermiyor tabi) ama akabindeki çikolata faslından nasiplenmek istiyorlar :) 

Kuzengil yine bir mırın kırın. Anaları bazen sesini çıkarmıyor. Ne kadar bozulsa da yarım ağız "okey yesinler" diyor. Bazen de açık açık “ya benimkiler yemesin, sen kendi çocuklarına çaktırmadan versen olur mu?” Diyor. (Çikolata öncesi izin istiyorum tabi ki! Maya gelip bana sorunca ben de kuzen-ana’ya kaş göz ediyorum “senin gızlara da vereyim mi” diye) 

Onlara izin çıkmazsa Maya’ya gizliden verip gözümün önünde yediriyorum. Diğer çocuklara göstermiyoruz. Bi şekilde hallediyoruz. 

Ama bu benim için o kadar sikko bir durum ki! Aşırı darlanıyorum bu durumdan. 

Ha tabi ki eleştirmiyorum. Tabi ki çocuğuna çikolata yedirmemesine saygı duyuyorum. Ama benim bu durumda kalmam canımı sıkıyor sadece. Yapacak da bişey yok... 

(Bu arada hiç yedirmiyor değil. Çocukların O günkü beslenmelerine ve ya sabah tatlı yiyip yemediklerine göre insiyatifle belirlediği bişey; izin verip vermemesi) 

Şimdi beni darlayan durum bu insanların beni ekran izni veriyorum, çikileta yediriyorum diye "sefil ana" ilan etmesi, kınaması, beğenmemesi değil. O kısım sikimde değil açıkçası :) 

Sadece benim yüzümden zor durumda kalınıyormuş gibi hissedip, bu yüzden darlanıyorum. Bunların kızlar: 

-ne güzel öğlen sağlıklı yemek yiyecekti; benimkiler yemiyor diye yemedi. 
-ne güzel oyun oynayacaktı, edo tableti çıkardı oyunu piç etti
-ne güzel çikolata talepleri olmamıştı, maya geldi eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürdü

Gibi hissediyorum. Sanki bunların çocuklarını sabote etmişim gibi hissediyorum. 

Haaa beğenmeyen gelmesin o ayrı, ama yine de bunlar olmasa biz de iyi insanlarız :) tanısanız seversiniz. 

Peki ben bugün ne yaptım?  Isısısıısıs ay düşündükçe keyiften 4 köşe oluyorum. Müthiş bi haz aldım askdkdkkfkfkkf 

Bugün önce bunlar bize gelmeyi bi iptal etti. Kuzen msj attı “ben biraz hasta gibiyim, dinleneyim. Belki akşam üstü bi kahveye uğrarız” dedi. Gelip gelmeyecekleri de belli değil yani. 

Ben aldım bebelerimi parka gittim 2 saat it gibi koşturduk, oynadık. Sonra dondurmacıya gittik. Bu beni aradı. Ben biraz daha iyiceyim, evdeyseniz uğrayalım dedi. “Biz dondurma yiyoruz şuan, ama 5 dakikaya eve geçicez buyrun gelin” dedim. 

Neyse bunlar geldi. Hava şahane, hepimiz bahçedeyiz. 

Bu dedi ki bana güle oynaya “biz çikolata getirdik, verebilir miyiz çocuklara?” 

Hayır dedim 

Ashjsjdjdjkdkkfkfkfkfk

Ya kızcağızın suratının aldığı şekli görmeliydiniz. Cem uzana hapis şoku! Kulaklarına inanamadı. İnanılmaz bozuldu. 


"Canım ya kusura bakma, biz yeni dondurma yedik. Sen kendi çocuklarına gizlice ver bi şekilde, benimkiler yemesin" dedim. 

Üzgünüm ama, itliğine yaptım bunu :)) normalde yedirirdim yeaaaa tırnak kadar çukulatadan nolcak. 

Bakalım başkasının çocuğuna çaktırmadan, kendini bok gibi hissede hissede kendi çocuğuna çikolata yedirmek; öbür çocuk kazara görüp de anasına “o yiyor, ben niye yiyemiyorum” diye boyun bükünce göt altında kalmak nasıl oluyormuş bu duyguyu bi tatsın istedim :))) 

Tabi ki bunlar ezik ezik çikolata yerken maya geldi ve “hani bana” dedi :) kuzenceğiz çaresizce ve af dilercesine gözlerime baktı: 

Ben de çok bozulmuş gibi yapıp ağız burun bükerek “neyse ya sorun değil, yapacak bişey yok, maya da alsın istiyosa” falan dedim fatih terim mimiğiyle “what can i do sometimes?”  dedim asjdjdjjdjdnd


Ulan şahane duyguymuş be! Kendini o an über ana zannediyosun. Karşındaki paçoz ana çocuğuna tırt tırt şeyler yedirir/izletirken sen ağız burun büzüyosun, çaktırmadan karşındakini eziyosun falan güzel bi tatminmiş bu tatlıqısslar. Ekran-eklenti şeker polisi anaların bir bildiği varmış hakkaten. En asil duygunun insanı olunuyomuş o an karşındaki tırt anaya kıyasla meğersem askdkdjdjjdjd

Şaka gız. 

Elbette çocuğunu ekrandan-şokonelladan uzak tutmanın altında yatan sebep diğer analara artislik yapmak değil. Hemen her dediğime inanmayın siz de. 

Ama valla benim yaram varmış gocunuyormuşum ki bi şekilde; iyi geldi bana her seferinde kendi düştüğüm duruma başkasını düşürmek. Mehehehhe. Pişman deyılım. 

Şeker konusu biliyorsunuz; dinimiz, imanımız, bayrağımız, namusumuz. Anaları birbirine düşüren, kardeşi kardeşe kırdıran, ciğer solduran mevzu. 

Mümkün değildir ki bir ana, bloğunda şeker  veya organik beslenme konusunda bir şey yazsın ve yorumlarda hır çıkmasın asjdjjdjdjdj (bugün bu blogda bunu başaracağız ama tatlıqısslar, bir ilk yaşayacağız; arbede çıkarmayacak ve tarihe geçeceğiz. Size güveniyorum. Ay hadi inş) 

Bugün bunu yazmamın sebebi şekeri tartışmak;  “azıcık ve limitli yediriyorum zaten, çocuktur yesin” ve “hayır efendim yemesin, ben hiç yedirmiyorum” görüşlerine taraftar toplamak değil. 

Yedirmeyenleri anlamamak, dalga geçmek hiç değil! Çünkü bir anne beslenme konusunda hassassa ona ayıb etmemek gerekir. 

Ben yediren taraftaki ananın çilesini yazmak istedim. Askdkfkkfkf. Bir de benim tarafımdan bakın. 

Kendi hayatımızda şeker kısıtlamasının önemli bir yeri yok ama toplum içinde hassas davranıyorum. 

-okulda beslenme çantasına kek-bisküvi-çikolata-şeker koymama kuralı yok. İsteyen koyabilir. Ama ben koymuyorum! Oğlan istiyor “diğer çocuklar koyuyor” diyor. Ama sıra arkadaşı koymuyormuş; o çocuğa götlük olmasın diye ben de koymuyorum. 

-parkta, sokakta ellerine verip gezdirmiyorum. Yanımıza park nevalesi aldıysam yanıma oturtup, bankta yediriyorum. (Banklar oyun alanının dışında) 

-argadaş buluşmalarında tatlı taleplerine hayır diyorum. (Bizim rutinimizde benimkilerin yeme saati olsa bile) çok huysuzluk ederlerse anlattığım gibi gizli saklı yediriyorum. 

-tatillerde diğer insanların rutinine uyuyorum. Gerekirse yeni rutin oluşturuyorum. 

Kısacası şeker yedirmeyen ana benim ve çocuklarım yüzümden zor durumda kalmasın diye diken üstünde olan, kendini kötü hisseden, taviz veren taraf hep ben oluyorum. 


Bundan şikayet etmeye hakkım var mı? Bence yok. Toplum sağlığına zararlı davranışlardan, toplumsal alanda kaçınılması kuraldır. Bu bir gerçek. 

Sigara içiyor olabilirsiniz. Kendi seçiminizdir. Sizi eleştirmek ve kınamak kimsenin haddi değil. Ama yasalarca izin verilmeyen yerde içemezsiniz, bitti. Bu kuraldır. Uymazsan yaptırımı vardır.

Açık hava da olsa çocukların yanında içmemelisiniz, buna özen göstermek sizi daha iyi bir insan yapar.

Bir özel mülke misafirliğe gittiğinizde kafanıza göre çat diye çıkarıp sigara yakamazsınız. “Balkon, bahçe, içebileceğim alan var mı” diye izin istersiniz ev sahibinden. Ev sahibi ağız burun kıvırabilir. Bu izni isterken kendinizi ezik ya da kötü hissediyor da olabilirsiniz. Ama yeaaa ben niye bu duruma düşüyorum? İnsanlar niye tiri viri yapıyor diyemezsiniz. 

Sigara kadar radikal olmasa da; ekran-şeker olaylarının da uzun vadede ve ya dolaylı olarak halk sağlığına zararı var ve kullanmayanlara karşı sorumluluk alınmalı. 

Ama yine de ben= dardayım ey! Aneyyy! 

Eheuehe. 



































14 yorum:

  1. Hiç yoktan canım çikolata çekti be insafsızın kızı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alsöskdkdjnd bu lanetten kurtulamıyorum amk akskskskkd

      Tabletten pepa pig açasın da geldi şu an di mi :D sebzelerini falan da sakın yeme ama bak, ben yemiyorum :P

      Sil
    2. tablet yok bizde her akşam bir doz peppa yı netflixten alıyoruz :))

      Sil
  2. Basak biz seni tanimadan da seviyoruz ama... bak ne diycem, biz de ne zaman esimin memleketine gitsek, Ben kizlarima caniniz ne istiyorsa yiyin denim. Ingilterede cok abut cubur yenen bir memleket. esimin aileside cok yer oyle. Kizlarimin bir kuzeni oldu, Kiza seker, ekmek, cikolata vermiyorlar, benimkiler de biskuvi yedi dice, kucuk kuzen kirintilari oplayip yemesin diye ortalik hemen electric supurgesiyle supuruluyor, sanki dokulen biskuvide veba var anasini satimOndan sonra Instagramda bu Ayni kucuk kiz dondurmalari goturuyor. Ben insanlari anlamiyorum, bu ne Yani... biktim bu tur sacmaliklardan. Veren verir, yine seker mi yiyorsunuz demek ne be. Bu da cocuklarimin amcasi. Midem bulaniyor artik valla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bisküvi kırıntısı yemesin diye ev süpürmek ne ya aahahahaha
      Ya robinsa kuzum, ben o kadar çok gördüm ki beslenme konusunda böyle takıntıları olan insan (hem türkiyede hem burada. Neler gördüm valla) artık üstünde durmuyorum bile. Beslenme konusunda kendini üstün gören ve ya beni kötü hissettirmeye çalışan olursa etkilenmiyorum hiç. Aynen isteyen istediği gibi besler çocuğunu.

      Ama şöyle bi şey var. Eğer birisi direkt çocuklarıma “yine mi şeker yiyonuz, ne çok abur cubur yiyonuz, sağlıklı şeyler yemiyosnuz” imasında bulunursa orada müdahale ederim! “Benim çocuklarım gayet güzel besleniyor. Beslenme ve yeme alışkanlıkları benim kontrolüm altında. Spor ve doğayla iç içe, stresten uzak, mutlu dengeli bir hayatımız var.” derim

      Bunu neden derim? Karşımdaki insana kendimi ispatlamak, laf sokmak için değil. çocuklarım için!! Çocuklarımın önünde kimsenin benim özenli anne olmadığımı ima etmeye, onlara “sağlıksız” olacaklarını düşündürmeye, darlamaya hakkı yok. Bu eleştiri çocuklarımın önünde açıklığa kavuşsun ve onların kafası karışmasın diye derim... çocukların olmadığı ortamda konuşulduysa hee he der geçerim ;)

      Sil
  3. Yazdiklarin dogru. ben seker konusunda sinirlayiciyim, ekran konusunda ise ayda bir ya da iki kez. O da cok dardaysam. Baazen, Seker verenlere, bi isirik alcen mi len diye soranlara, benim oglan agzini acmadan hayir diyorum. Neden diye sorarsan, seker ve ekran benim oglana hic iyi gelmiyor. ama birakalim herkes kendi karar versin kendi hayati ve cocugu ile ilgili konularda. Günümüzün iki büyük hastaligi: 1. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak 2. herseyi elestirmek. ikincisi birinciyle alakali. Sen dara girme, cok tatlis bi annesin bence ;) sisterhood# haha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şekerin ve ekranın olumsuz etkilerini deneyimleyip bu kararı alan anaların arkasındayım zaten o yüzden ben de hassas davranmaya çalışıyorum kendimce eheuehue

      Sadece “biz çikolatayla tanışmadık” “çocuğum x’in tadını bilmez” tarzı yaklaşımlar tırstırıyor beni. Tırsıyorum yani öyle analardan aksnsnjdjd “eyvallah abi, haşa abi” derim yorum yapmaya bile tırsarım

      Benim eşşek sıpaları rezil edio zaten beni, onların yüzünden dara giriyorum hahahahhaha tatlış yorumuna çok merciiii özgeciğim <3

      Sil
    2. o cikolatayla cocugum hic tanismadi diyen anneyi ben de sevmiyorum. hatta benim yaptigim hersey dogru diyen ve demeye getiren anneyi de sevmiyorum. ins ben öyle degilimdkr hajajan

      Sil
  4. Yine süper bir yazı. Bayılıyorum tarzınıza. Her gün açıp bakıyorum yeni post var mı diye. Ben de büyük kızıma başta pek vermedim ama sonra vermek zorunda kaldım. Kardeşi olduğundan beridir de gizli gizli yediriyorum zor gerçekten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim <3 şeker-çikonat ekürisine elini veren kolunu kaptırıyor :(( benim de bütün gün çocuklarla bunların pazarlığını yapmaktan ciğerim soluyor valla. Bazen diyorum, “eklenti şekeri topyekün yasaklasam eve sokmasam hayatım daha kolay olur muydu?” diye

      Ama olmazdı yaaa o da zor :D hiç bişey kolay değil ki çocuk yetiştirirken :P

      Sil
  5. Bir arkadaşım, kayınvalidesi kızına saklı gizli sütlaç yediriyor diye epey bir atar yapmıştı. Tamam abur cubur yedirmiyorsun, şeker, çikolata vermiyorsun ama kadın elleriyle sütlaç yapmış. İçindeki ne kadar şeker olabilir evde yapılmış sütlacın ? Her şey bir dengede olmalı bence. Abartmak hem kendini, hem çocuğu hem de çevrendeki insanları yoruyor .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sizin gibi düşünüyorum. “Sütlaçtaki şekerden noğlcak yeaa, kadınceğiz yapmış o kadar yiyiversin” diyorum. Ama bu bizim düşüncemiz :))) (sizin, benim ve kayınvalidenin düşüncesi yani asjdjdjjdj) annesi istemiyorsa, kimse 1 gram bile şeker teklif etmemeli o çocuğa...

      Annenin atar, üslüp davranışını eleştirebiliriz sadece tarafları asıl yıpratan kısım o. “neden sütlaca karşısın tatlıqıss?” diye eleştiremeyiz :)

      Yani arkasından gıybetini yapabiliriz tabi de, gidip suratına eleştiremeyiz çünkü bu konuda uzlaşmanın mümkünatı yok ehehehhe.


      Sil
  6. Bu yazını okumuştum ama yorum yapamamıştım. Ben de blogda yazmıştım benzer şeyler belki okudun bilmiyorum, şeker veriyorum ama asla çatlayana kadar yemezler, yemeyin artık diye kızmama gerek kalmaz. Belki de en başından beri çok katı olmadığım için böyle oldular bilmiyorum.

    Fakat görümcene iyi yapmışsın, zira çok iyi anlıyorum. Aynen, kendi çocuğu makarnadan başka birşey yemediği halde benim çocuğun yediği iki şekere burun kıvıranlar var :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin yazını okumuştum. Genelde atladığım yazın olmuyor ;)
      Ben edonun 0-3 yaş döneminde çok katıydım. Mayada saldım gitti. Şöyle söyleyeyim edo ve maya aburcuburla aynı anda tanıştılar. Biri 3 yaşındaydı bir 10 aylık asndjdjjdbdbd

      Ama şu an bakınca edo tatlıya/abur cubura hiç düşkün değil. Millet yerken istemez, aramaz-sormaz, bazen verirsin yemez bile (bebeklik döneminde uzak tutulan taraf) maya çılgıncasına düşkün (rahat davranılan taraf) Maya’nın sınırını ben bilemiyorum. Çünkü denemeye hiç cesaret edemedim :))) pakedi açıp da önüne koysam bitirip bitiremeyeceğini bilemiyorum. Bence bitirme potansiyeli var, o yüzden koyamıyorum :))))

      Bu durum tesadüf mü, benim tutumlarımla mı şekillendi, çocuğun huyu/karakteri mi, şans mı? İşte bunun cevabı yok :D

      Ehehhe şekere burun kıvırıp makarna-ekmekle beslenmek; yanına 1 dilim hıyar yiyince sebzeden saymak eheuehehe o kısma hiç girmiyim :D



      Sil