![]() |
İnstoş foto altı yorumu olarak değiştirelim
|
"Hoff yine mi anneler günü eyyorlamaya geldin tatlıqıss?" yemeden önce hemen söyleyeyim: hiç alakası yok aksnsjdjdjd
1 haftadır sağdan soldan mevzular yazdım, topladım. Onları salacağım birazdan. Konular alakasız olunca, başlık da olduramadım napak.
“Pazar”
Pazar akşamları küvet doldurma zamanımız. Çocuklar bayılıyor. Küvet dolsa da çimsek diye bütün hafta iple çekiyorlar pazar akşamını.
Benim içinse haftanın en leş atraksiyonu. Çünkü hem gün ve saat itibariyle en yıkık ve bitik olduğum an oluyor. Koca hafta sonu üstümden kamyon gibi geçmiş; bitsin amk diye ağlamaklı haldeyim... Hem de çocukları zaptetmek, çıkmaya ikna etmek, finalde saç şampuanlamak-kurutmak, banyoyu temizlemek; vakitlice yatağa dehlemek için zamana karşı yarış halindeyim. Bu esnada yaşanan bağırış-çağırışlar, yapma-etme’ler de cabası.
Dün Haris evdeydi. Zaman kazanmak için Maya’yı aldım çıkardım. Saçını kurutam, giydirem vs, bu esnada Edo’yu da haris halletsin diye düşündüm. Haris’e “Edo’yu yıkar mısın?” Dedim. Tamam dedi.
Ben odada maya’yı hazırlarken saç kurutma makinesinin gürültüsünden falan duymadım bişey, ama maya yatmaya hazır olduğunda edo da tamamdır heralde diye düşünüyorum.
Odadan bir çıkayım ki, edo bütün parkeleri ıslak ayak izi yaparak gezinmiş, saçlar ıpıslak kafasına fare gibi yapışmış. Bornozun önü açık, dal daşak arabalarıyla oynuyor!
“Çocuğu yıkar mısın?” komutu = havluyla bacakları ve saçı kurulamayı, odasına çıkarıp pijama giydirmeyi, diş fırçalamayı; yıkadıktan sonraki evreleri falan içermiyormuş anladığım üzere...
Allahım aklımı çıldırıcam ya. Sadece 45 saniye süren bir işlemle çocuğun saçına şampuanı basıp, su tutup, üstüne bornozu atıp öylece salıvermiş ortalığa. Bu erkekler neden böyle?
Ben adama “edo'yu yıka” dedim, ve komple hazırlar sandım. Bunu içimden düşündüm otomatikman. Daha fazla talimata gerek olmaz sandım.
-saçını şampuanla, güzelce durula
-kafa havlusuyla saçlarının suyunu iyice emdir, kurula
-bornozunu giydir, önünü bağla
-ayaklarını ve dizden aşağısını (bornozun kapatmadığı bölümler) ayak havlusuyla kurula
-hemen odasına götür, pijamasını giysin
-hazır yukarıdayken dişlerini de fırçalayıver
-aşağı getir saçını tarayıp kurut
Bu şekilde istemem gerekiyordu bunu. Bir erkek için ne kadar komplike, bakar mısınız?
Halbu ki ben bu yardımı bir kadından isteseydim (annem, teyzem, halam, ya da ne bilem evdeki eşyaların yerini kabaca bilen bir kadın arkadaşım mesela) “yıka” demem yeterliydi, diğer tüm basamakları karşı taraf düşünüp hallederdi. Kimse o çocuğu sıçan gibi ortalığa salıvermezdi.
Ben çocukları yatırmakla uğraşırken banyoyu temizlemek de aklına gelmez mesela haris’in. “Ulan ortalık su içinde amk, basıp düşücez, götümüzü kırıcaz; yerleri bi kurulayıverem” demez. Akıl edemez yani bunu.
Tekrara dayalı olarak kuralları öğrenebiliyor bak erkekler. 0-2 yaş arası çocukları her gün yıkardık. O zaman haris iyice öğrenmişti rutini. Yıkama-bezleme-giydirme-diş fırçalama falan her gün muntazaman hallediyordu. Yolunu yordamını öğrenmişti, her seferinde açıklamıyordum.
Ama son 2 senedir pazar akşamı küvet faslı yapıyoruz. Haris de genelde pazar akşamları evde olmuyor (çalışıyor), ya da oluyorsa bile çocuklarla pazar günleri “çocuk eğleme görevi” olarak onları bir yere götürmüş sırasını savmış falan oluyor. Kısaca bu banyo işinden muaf oluyordu. Uzun zaman sonra ilk kez banyo için iş bölümü yaptık ve her şeyi tamamen unutmuş andjdjdjdnjd
Bak bi detay daha. Orada mesela çocuk ve yetişkin için şampuan-duş jeli kutuları var. Haris eline alıp inceleyip, üstünde yazanı okuyup mantık yürütmez “hangisi çocuk şampuanı olabilir” diye. Direkt bana sorar “hangisüüüü??” Ebesinin amı artık yaa.
Yemin ederim erkeklerden bık-dımmmm.
(Babam ve kardeşim de bu model)
“Salı”
Leş bir mayıs yaşıyoruz. Hava 10 derece ya yağmurlu, ya göt kesen rüzgarlı. Hala kışlık montları, su geçirmez ayakkapları, penye bereleri atamadık.
Haris "dün radyoda duydum son 30 yılın en sovuk mayısıymış” dedi.
Son 20 yılın en sıcak yazı, son 35 yılın en sert kışı, son 300 spartalının en taşaklı baharı, son 50 grinin en pis tonu geyiklerini döndürmeden bir sezon atlatabilicez mi acaba ahir ömrümüzde?
“Çarşamba”
Kuzenim bizdeydi. 9 aylık bebesiyle geldi. Bebe nasıl pamuk bişey bi görseniz. İçimizdeki irlandalı! (Heheh gerçek anlamda ama baba tarafından irish bebish)
Allahım o günleri nası atlatmışım ben ya.. Top mermisi ağırlığındaki çocuğu Seyit Onbaşı gibi bütün gün kucakta taşımalar, domalarak peşinden gezmeler, yedi-yemedi/ emdi-emmedi/ zıçtı-zıçmadı olaylarının gündemini oluşturması, uyuturken solan ciğerler ve uykusuzluk...
Muazzam bir annelik amnezisi yaşıyorum. Her şeyi unutmuşum, silmişim! 9 aylık bebe ne yer ne içerdi, kaç saat uyurdu, nasıl oyunlar oynanır-vakit nasıl geçerdi... Hiçbir fikrim yok. Akskdkdkdk
“Cuma”
Edo’ların hort'ta (*hort=okul sonrası etüt-oyun merkezi) cuma günü bir etkinlik yapılacaktı. Etkinliğin adı “sevmediğim oyuncak”
Mantığı şuydu: bir şekilde alınmış ve ya hediye gelmiş ama çocuğun pek ilgisini çekmemiş; çok oynamamış olduğu bir oyuncağı paketleyip başkasına vermek.
“Senin en sevmediğin oyuncak, başkasının en sevdiği olabilir”
Oyuncağı sevmemiş olmak ana kuraldı. Zamanında sevdiğin, oynamaktan bıktığın, sıkıldığın, eskittiğin oyuncak değil de pek yüzüne bakmadığın bişey olmalıydı.
Oyuncağın şekli, formu belli olmayacak şekilde kutuya konup, şık bir paket yapılacaktı. Paketler arasından çekilişle her çocuk bir paket alacaktı.
Edoyla ne versek arayışımız 3 gün sürdü. (Ne vereyim abime?) Zinhar verecek bişey bulamıyor, bir anda her şeyi kıymete biniyordu :))
Geçen sene new york’tan şahane bir hediye getirmiştim edoya.
Metal bir kutunun içinde magnet tren parçaları. 4 adet model tren var. Minik minik magnetler (tekeri, vagonu, götü başı derken birleştirerek tren yapıyorsun 2 boyutlu) Ama çok şık ve orijinal bişey haa. Ayıptır söylemesi iyi de para verdiydim. 1 gün bile oynamadı! Cillop gibi duruyor.
Edo’nun ilk aklına gelen bunu vermek oldu, olmaz dedim akakskdkdk.
Bi kere ben bu oyuncağı çok seviyorudum (eheuehue)
İkincisi de adım gibi emindim ki; millet mc donaldstan, kinder süprizden çıkan sikim sokum şeyler getirecek, nerde eşantiyon-çerçöp var onlar kaktırılacaktı. Etkinliğin ana fikri çok hoş olsa da insanların özeneceğini düşünmüyordum :)
Neyse 3 günlük arayışımızın sonucunda hiçbir oyuncakta mutabık olamayışımıza şiştim ve “taam aq, treni verek” dedim.
Edoyu öptüm, yatırdım aşağı indim, koltuğa yayıldım. Bir baktım ki yukarıdan tıpış tıpış edonun odasında ve koridorda volta atma sesleri geliyor. Merdivenleri yarıya kadar inip inip geri çıkıyor. Yanıma bir türlü gelemiyor.
Uyuyamadı yavrum derdinden akdjdjfjfj
Merdivenlerde karşılaştık “sen treni vermemi istemiyorsun pek. İçim rahat etmedi” dedi. (Çocuk değil Ali Rıza Bey mübarek ansjsjdjd)
Hemen sarıldım sakinleştirdim.
Hayır tatlım istiyorum, dedim. Bir eşyanın yeni olması, pahalı olması, o eşya bizi mutlu etmediyse ondan vazgeçmemize engel değil. Başkasını mutlu edeceğine inanıyorsak içimiz rahat bi şekilde verebiliriz dedim.
(Bunu derken zaten çekik olan gözlerim daha da çekikleşti ve mari kondoya dönüştüm)
![]() |
| mari ye kafayi! oyna oyna kudur. |
Edoyu rahatlatmak için bu cümleler o an çıkıverdi ağzımdan. Daha önce böyle düşünmüyordum.
-pahalı oyuncak
-yepisyeni ayol
-biz enayi gibi bunu vericez, karşılığında götüm gibi bişey alıcaz, yek yeaa
-dursun bakalım belki edo 1-2 sene sonra oynar.
Falan gibi şeyler düşünüyordum. Ama Edoyla konuşurken ben de kendi kendime şahane ikna oldum şahsen ahshshhd. Evet ya niye böyle pis pis düşünüyordum ki?
-O treni gerçekten ilgi alanı bu tarz şeyler olan bir çocuk alırsa müthiş mutlu olurdu
-edonun meeeh diyip sümüğünü atmadığı oyuncak başkasını gerçekten mutlu edebilirdi! Niye bizim evde süs diye dursundu ki?
-magnet trenle saatlerce, günlerce oynar; “gerçekten” en sevdiği oyuncak olabilirdi o tren bir çocuğun! (Öyle de taşaklı hediyeydi ısısısıısıs)
Yani ne bileyim şimdi eğri oturalım doğru konuşalım; konsepti düşününce hiçbir özelliği olmayan hotwheels arabanın ve ya teddy bear’ın bir çocuğun “en sevdiği zımbırtısı” oluverme ihtimali düşük ama bu tren gayet olabilir!
-edo zaten “istemediği” şeyi vermede hiç sorun yaşamamıştı! “Bununla oynamıyorum, verelim” deyivermişti. Netti. Bu özelliğini taktir edip seçimine saygı duymalıydım...
Velhasıl paketledik, yolladık.
Sonuç:
-treni alan çocuk aşırı sevinmiş :)) bütün gün oynamış. Hatta bahçede azma kudurma saatinde bir köşeye çekilip bahçede bile trenle oynamış. (Kalp kalp)
-hort öğretmeni hediyemizi öve öve bitirememiş (harisin demesi) konsepti en iyi anlayan ve en güzel hediyeyi seçen bizmişiz eheuheue
-bize gelen hediye: bi milyoncudan alınma mini kara tahta ve 3 adet tebeşir sjdjdjjfnfjf
“Bizim oyuncah bahalıydı, edoya verilen tırrekti” diye çok mu maddiyati vurguladım tatlıqısslar ya? Zengin oktay’ın babasına mı dönüştüm acaba bu vurguyu yaparken? asdkkfkfk. Yok vallahi olay o değil, ki bence anladınız.
![]() |
| yok ya edo treni vermeyelim |





Begenmedigin oyuncak olayini yetiskinler icin de uygulasak cok ilginc olurdu dogrusu. Ben de ilkokulda yeni yil hediye degis tokusunda kursun kalem almistim, cocukluk travmalarindan biri :) Aslinda önemsiz ne oldugu ama o soku hala unutmuyorum ahaha :) Trenle cok iyi yapmissiniz, hem ögretmenden de aferin almissiniz. On numara. Anneler gününü kutlu olsun Basakcigim ;)
YanıtlaSilAnnem doğumgünü partisine gittiğimizde (okul öncesi) çocuğa hediye olarak “don-atlet-çorap” götürürdü ve aşırı utanırdım askdkfkfkk gerçi o zamanların doğumgünü partileri “anaların kısır günü” formatında olurdu ve don atlet fix hediyeydi ahuahaha ay şu an bir ana olarak düşününce anama hak verdim yaa. Don atlet benim için de oyuncaktan daha makbul ve faydalı bir hediye ehehehe
SilTeşekkür ediyorum özgecim ben de senin anneler gününü kutluyor bir adet arzum marka portakal sıkacağı yolluyorum :D
portakal sikacagi allah seni :D cok tesekkür ederim!!
SilAy Basak, bir tek seninki degil de hepsi mi tuhaf bu adamlarin, cuma aksamlari, ben kucukle jimanstige gidiyorum, (buyukte babasiyla flute), onlar bizden once donuyorlar, geliyorum, yemek yapip, kucugu yikiyorum. Sen kurula giydir diyorum, sofra kuruluyor, yemek masada soguyor, cocuk hala ciplak, hala islak. sen beni anladin... Cildirasim geliyor yeminle, insan nasil bu kadar yavas olabilir biri bana izah etsin. Cekik gozlerinden operim ayricya...
YanıtlaSilOfff robinsa ensem ürperdi şu an o sahneye askjskdjd bizde de oluyor tabi ki. Anlamaz mıyım :) o zaman şu sahneyle, görüyor ve artırıyorum:
SilHaris önce bana çocukları parka götürücem diyo (oh yeaah diye seviniyorum) akabinde “çocuklar parka gidiyoruz” diyo çocuklar seviniyo. Bu cümleyi kurmasıyla parka gitmesi arasında geçen zaman =1,5 saat :((((
Ben “bunlar gidince yaparım” diye düşünüp işlerimi erteliyorum. Çocuklar mızırdanıyor. Haris her 10dakkada 1 “birazdan çıkıcaz” diyo... hepimiz şişiyoruz, hepimizin hevesi kaçıyor, modu düşüyor... götürmiyceksen götürme amk ona göre ayarlayayım günümü. Ya da hiç ses etme, işlerini bitirince götürüyorum de ve 5 dk içinde evden çık. Bu eziyetli bekleyiş nedir yaa allasen?
Ben de öpüyorum cicim. <3
yani Bizim adamlar turk degiller, o yuzden ayni kulturun bilmem neyin degiller, okumus insanlar, iyi niyetliler, eee Ben ne anladim bundan, Odun bunlar odun, Yemen ederim benimkinin elinden hic is gelmez, Herseyi yuzune bulastirir. AMA gel gor isinde sistematik, son derece basarili. Diyorum Ben algida secicilik!
YanıtlaSilBanyo konusunda benim adam benden iyi dermişim, ben biraz dikkat etmiyorum gözlerine su kaçıyormuş, o havlu tutup yıkar falan gayet dikkatlidir. Belki yirmi yıldır asla saç kurutmadığımdan çocukların saçlarını da kurutmaya üşenirim (ama havluyla çok iyi çekerim bak) o alır kurutur (kendi saçlarını da hiç es geçmez) benden daha düzgün yani. Ama senin banyo olayında verdiğin mesaj başka konularda olmuyor değil tabi. Adım adım dikte etmedikçe kafalar basmıyor. Evden çıkmadan söylediğim ü parça market şeyini, markete gidince arayıp soruyor. Ne var aslında hep alınan şeyler ekmek süt vs.
YanıtlaSilMayıs bizi de feci vurdu valla ne zaman gelecek bu yaz. 15 dereceyi görürsek göbek atıyoruz o derece.
Arkadaşımın iki aylık bebeği var ve bütü süreçlerini şimdi yeniden gözümün önünde yaşarken resmen tırsıyorum. Sanki hiç bebek bakmamışım, nasıl unutmuşum, ay ne zormuş falan filan. Mecbur kalınca işte yine hatırlanıyor da mümkünse almayayım.
Hediye olayına bayıldım. Birebir aynısı olmasa da biz de küçük çocuklara oynamadıklarından hediye edip veriyoruz. Baxılarıyla vedalaşmaları çok zor oluyor, bazı oyuncaklar var ki onlar değil kendim için almışım, onlarla da benim vedalaşmam zor. 😂😂
Daha sık yaz, en sıradan konuları bile şahane yazıyorsun. Seni okumaya ihtiyacı olanları bi düşün olur mu 😉
Bu narin ve yavaş hareketlerle çocuk yıkama-giydirme olayları var bak erkeklerde. Belki de ondan senin eşin daha iyi yıkıyor eheheh
SilAynı şeyi jinekologlar için de düşünürüm (kendi deneyimlerimi baz alarak) erkek jinekologlar daha narin, hassas özenli davranır. Kendilerinde olmayan bir organ olduğundan yapılan işlemler ne tür bir acı ve ya psikolojik rahatsızlık veriyor bilemezler çünkü. Ama kadın jinekologlar daha bir haldır huldur, daha bir eli çabuk ve pratik :P
Anne-çocuk arasında fizyolojik, telepatik, simbiyotik bağlar var bence eheheh biz çocuk öz bakımında bu yüzden daha hızlı ve pratiğiz. Çocuğun canı acır mı, su sıcak gelir mi, huzursuz olur mu, şımarlıklıktan mı öyle davranıyor yoksa gerçekten sıkıntı duyuyor mu bunları otomatik ve içgüdüsel hissedip fıttırı fıttırı hallediveriyoruz. Babalar öyle miydi böyle miydi derken işi uzatıyor :P al sana marjinal bir hipotez eheuheue
Oyuncak verme konusuna gelince yaşlarına artık hitap etmeyenleri vermek kolay (az parçalı puzzlelar, bebek işi oyuncaklar vs) onları benimkiler kendiliğinden teklif ediyor. Tanıdıkları bir bebek adı söyleyip “bunu x bebeğe verelim” diyorlar. Ama hala oynanma ihtimali olan şeylerle vedalaşmak zor :)))
Yaza kadar yeni hedefim haftada 1-2 yazı gececim. Hadi inş. Çoook mutlu oldum son cümlene <3