![]() |

Kitap okumayı sevmek, vakit buldukça okumak, okuyana saygı duymak hatta okumayanı küçümsemek farklı; "kitap okuma alışkanlığı"na sahip olmak farklı şeyler bana göre.
Alışkanlık güçlü bi motiv çünkü, hatta bağımlılığın bi tık altı.
Kitap okumak günlük rutinimizin içinde yer alıyorsa, 1 sayfa da olsa okumadan asla uyumam diyorsak, uyku öncesi kahvaltı sonrası öğle arası vs gibi ritüellerimiz varsa, elimizdeki kitap bitirme ortalamamızın biraz altında kalmaya başladığı an bizi rahatsız ediyorsa, bir şeyler eksikmiş hissi yaşatıyorsa buna alışkanlık diyebilirim. Tabi bu benim tanımım, benim yorumum ve de benim tutumum.
Okumak bende bir tutku, farklı dünyalara götürüyor, bambaşka pencereler açıyor diye romantik ve klişe bir tanım yapmak istemesem de şu an, okumak benim için bir "alışkanlık" diyebilirim. Kendiliğinden, öylece, kahve içer gibi, watzapta kankilerle geyik çevirir gibi, öyle bir gündelik rutin işte.
Blogcu anne kısaca "Bebekliklerinden beri hep kitapları oldu, birlikte okuyoruz" demiş yanıt olarak. Diğer yorum yapanların da genel kanısı "anne baba önce kendisi kitap okumalı, çocuklar ebeveynleri okurken görmeli o sayede rol model alırlar" olmuş.
Bu söylemler beni çocukluğuma götürdü ve üzerinde biraz düşündürdü açıkçası. Peki ben bu alışkanlığı nasıl kazandım diye.
Öncelikle belirteyim, şimdilerde moda olan "0-3" yaşa özel, bol resimli, yıpranmaz-dayanıklı malzemeli bebek kitaplarım olduğunu hiç sanmıyorum. Piyasada vardıysa bile, biz öyle küçük bir kasabada yaşıyorduk ki bulup da almamız mümkün olmazdı.
Annemle babam O yıllarda evlerine ansiklopedi almak için bile kuruş kuruş para biriktirip, birikenlerle fasiküller alıp sonradan ciltlettirmişler.
Almanya'daki büyük bir mağazaya ait olan kuşe kağıttan yapılmış kalınca bir katalog varmış elimizde. 0-3 yaş arası annem ve halamla o kataloğu incelermişiz hep, oradaki eşyaların adlarını tekrarlayarak konuşmayı ilerletmişim. Komodinden tut etajere herşeyi biliyormuşum:) bütün kataloğu ezberlemişim. Daha sayfayı çevirmeden, bir sonraki sayfada ne çıkacak söylermişim. bebeklik kitabına ait tüm anım bu. Katalog her gün 1500 kez bakılmaktan hacminin 5 katını almış, sayfaları akordeon gibi olmuş halam hala bunu söyler.
Hatırladığım okul öncesi çocukluk kitaplarım ise, Ayşegül serisi, la fontaine ve Ezop masallarıydı. Baskı ve kalite olarak ince dandik kitaplardı. Şimdinin ciltli, kalın kapaklı müthiş ilüstrasyonlu kitapları nerdeeee, benim kıçı kırık Ayşegül'ler nerde :)
Biraz da ailemin okuma alışkanlığının bende oluşturduğu duygudan bahsedeyim. Annem ve babam akşamları işten gelince, pazar günleri ve tatillerde uzuuuuun saatler kitap ve gazete okurlar. Hele o pazar sabahları, evde çıt çıkmaz, okudukları şeylere dalmış olan ebeveynlere soru sorarsın da cevap alamazsın... Hele bir de gazete okuyorlarsa arada birbirlerine sevdikleri köşe yazarlarından siyasi makaleler okur, yorum yapar, tartışır, gülerler bi bok anlamazsın. Sessiz, baygın, seni tamamen dışladıkları bir ortam ve can sıkıntısından vefat edersin :))) Bende oluşan duygu buydu!
Anam ve babamgilin okumasına aşırı uyuz olurdum ehehrhhe. Bok var aq, gelin de iki muhabbetin belini kıralım, makara kukara yapalım, dışarı çıkalım gezelim isterdim içimden.
Yani bu gıcık olmalarımı hatırlıyorum da, aa madem öyle bunları rol model alayım ben de okuyayım dediğimi hatırlamıyorum:)
İlkokul 5e geçtiğim yaz annem bana can yayınlarının 120 kitaplık bir serisini aldı. Bütün yaz okudum onları. Ama ne kitaplar vardı! Elimden bırakamadım. Ortalama 70-80 sayfa kitapları bütün gün kapanıp bitiriyordum. 100 sayfayı geçkin bir kitap varsa aralarda, vay amkun amma da kalın diyordum:) bitirince inanamıyor, kendimle gurur duyuyordum. Uzun saatler kıpırdamadan kitap okuma direncini sanırım o yaz kazandım.
Sonra ortaokula geçtim. Dünya klasiklerine başladım. Kitaplığımızda hep vardı zaten onlar. Bu kez gerçekten kalın kalın kitaplar ama, cilt cilt. Sararmış sayfalı, ekşi ekşi sahaf kokulu. Annem yaşımın geldiğini artık onlardan okuyabileceğimi söylediğinde çok sevinmiştim.
Bronte kardeşler, emile zola, jane austen, charles dickens gibi kolaylıkla ve severek okuduğum yazarlar olsa da Rus edebiyatına giriş beni çok zorladı.. Bence erken bir yaşmış diye düşünüyorum şuan.
O esnada okulda yaşıtım qızlar Agatha christie, ipek Ongun ve v.c andrews'un çatı serisini okumaktaydılar. Kitaplar elden ele geziyor, acayip heycanlı deniyor, yiyişmeli öbüşmeli kısımların kikir kikir tasvirleri yapılıyordu.
Arkadaştan ödünç, aldım bir vc. Andrews geldim eve. Anama dedim ben bunu okuycam, çok iyiymiş. Anam beni bi ezdi, bi kınadı :)))
Önce bi suratı düştü, sonra bana böyle şeyleri okumanın aşırı boş beleş ve Zaman kaybı olduğunu, bana hiçbirşey katmayacağını, seçici bi okur olmanın önemini falan anlattı.. "Onu okuyacağına şunu oku" gizli dayatmalarıyla da finali yaptı.
Ben tabi ikna olmuş göründüm. Kuzu kuzu 'tamam anniş haklısın, boş işler bunlar ben bunu okumıyım o zaman' diyip gizlice okudum hepsini :) neden "istediğim şeyi okurum" diyip hakkımı savunmadım bilmiyorum, belki de annemin söyledikleri o an gerçekten mantıklı gelmiştir ama merakıma yenik düşüp "boş şeyler" okuduğumu da itiraf edememişimdir.. Kim bilir.
Bir de annemin hep gülerek anlattığı bir anısı vardır. Annem lisedeyken beyaz seri, pembe seri falan denilen leşo aşk kitapları modaymış. Bu da dedemden gizli okuyormuş :) dedem bir gün annemi okurken yakalamış ve ver bakayım şunu bana demiş. Tesadüf bu ya, tam o sayfada iki rütbeli asker karı kız mevzusuna düello yapıyorlarmış :) dedem, kendisi de bir ast subaydı Nur'lar içinde yatsın, böle askerli silahlı sahneyi görünce "afferim böyle tarihi romanlar oku işte" demiş ve gitmiş. Bu hikayeden de özenmiş olabilirim, aileden gizli kitap okuma macerasına :-)
Bir sonraki macerasında bu kadar şanslı olmamış ama annem. Bir gün son ses müzik dinliyormuş:
-eşşeği saldım çayıra otlaya karnın doyura. Gördüğü düşü hayıra yoranın da avradını! (Cem Karaca)
-bu ne biçim şarkı beee kim söylüyo bunu? (Odaya dalan ananem)
-... Sorarlarsa kim söyledi, soranın da avradını! (Cem Karaca)
Ananemin sorusu şarkıda epik bir tesadüfle bu kısma denk gelmiş ve annem de akabinde epik bir terlik yemiş tabii :)) -"avradını" kısmı şarkının o versiyonunda söylenmiyor aslında biliyorsunuz, ama aynı etkiyi yaratmış :P-
Konuya dönersek, benim fikrim çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmanın yolu; ne onları bebeklikten itibaren kitaba boğmaktan geçer, ne de kendimiz okuyup rol model olmaktan. Onlara doğru zamanlarda doğru kitapları tanıtmaktan geçer. Benim ailemin benim için yaptığı şey buydu.
Bir de çocuğun mizacı, ilgi alanları da önemli. Aynı ailenin araları 4 yaş 2 çocuğuyuz, ama kardeşim hiç bir zaman okuma alışkanlığı kazanamadı. Okuduğu bir adet dünya klasiği olduğundan bile emin değilim açıkcası. 40 yılın başı bestseller, polisiye, thriller falan bişeyler okur. O ortaokuldayken internetle tanıştı ve edebiyat dersinde verilen romanların bile kitap özetlerini netten araklayıp copy-paste yaptı. Kültürsüz öküz bi adammış gibi gömmeyeyim tabi ki kardeşcağızımı. Çok sıkı belgeseller filmler izler, çok gezer, çok macera yaşar, çok ilginç insanlarla kankalık eder, bilim ve mühendislik üzerine derin bilgi sahibidir. Kısacası o aradığı dünyayı edebiyatta ve felsefede bulamamış olabilir, hatta aramamış olabilir. Ama aile rol modelliğinin etkisiz olduğunu bize kanıtladı en azından :)
![]() |
| aslinda en cok bunun icin okuyoruz sanirim.. bu kacisi gerceklestirebildigimiz ikameler bulursak kitaba zaman hatta ihtiyac kalmayabiliyor.. |
Çocuklarım için ben nasıl bir yol izliyorum/ izleyeceğim kısmına gelirsek, açıkçası okul öncesi kitaplarda ben büyük sıkıntı yaşıyorum şuan.
Birincisi elimdeki kitaplardan (yaklaşık 30 adet Türkçe kitabımız vardır diye tahmin ediyorum) severek okuduğumuz ancak 3-4 tane var. Çoğunun hikayesi bayık, aşırı mesaj kaygılı, diyaloglar yapay, metinleri uzun ve dikkat dağıtıyor. Metinleri gereksiz uzun hatta. Yani 1 cümlede anlatacağı şeyi 3 cümlede anlatıyor. Ya da benim çocuğum bilingual olduğu için mi ağır geliyor bilmiyorum ama hikaye içine çekemiyor bir türlü. O yüzden döndürüp döndürüp sürekli aynı şeyleri okuyoruz şu ara. Almanca kitaplarda bu eleştirilerim nispeten daha az. Metinler kısa. Diyaloglar daha "casual" , espriler absürdlükler daha tavan falan. Ama onu da tırt aksanımla bi yere kadar kotarıyorum, gönlüm Türkçe okumaktan yana.
Türkçe Kitapları internetten sipariş ediyorum, elime alıp inceleme şansım olmadığı için tanıtım bülteninden karar veriyorum. Ama çoğu hüsranla sonuçlandı bu saydığım nedenlerle. Bir de arkadaş Türkiye'de "etkinlik" kitabı denen nane ne almış yürümüş ya. Çıkartmalı, boyamalı, bulmacalı tırı vırı bi ton kitap. En çok satanlar da bunlar, ne diyem mahmut mu diyem?
Ama bu işin peşini bırakmıycam :) çocuklara belli yaşlarda belli dönüm noktası kitapları okutmaya çalışıcam, okudukları kitapları onlarla tartışıcam, sevdikleri bi tarz yakalarsam "bunu beğenen bunu da beğendi" diyerek alternatifler sunmaya çalışıcam. İlgilerini çeker, okumaktan keyif alır hale gelirlerse ne mutlu bana!
Ama itiraf etmeliyim ki, günümüzde kitap okumayı bilgisayar-iPad-Wii oynamaya, envai çeşit oyuncaklarla oynamaya, milyon çeşit tv yapımı izlemeye, ev dışındaki imkanlara (havuz, trambolin, spor ve atölye) ellerindeki akıllı telefonlardan arkadaşlarla geyik-internete surf yapmaya, zibilyon çeşit janjanlı elişi-diy aktiviteler yapmaya tercih etmek hayli "challenging" olacak onlar için...
Yani tamam yetişkinlikte bu bir tercih meselesi ve alışkanlık hali hazırda (bu imkanların yokluğunda) kazanılmış olduğu için okuyoruz. Ancak bu kadar farklı uyaranın varlığında bu alışkanlığı kazanmak tahmin ettiğimden zor olacak gibi.. Bakıcaz ve de görücez :)


annem de gıcık olmuştu çatı serisine. ben de bir denemelik okumuştum, çok yakın arkadaşım hastası diye. aslında tüm seriyi okuyabilirdim, gayet de lıkır lıkır gitmişti ama evde gerginlik olmuştu resmen.
YanıtlaSilbizim evde de has edebiyat,-klasikler ve dönemin iyi yazarları- okumak puan kazandırıyordu. aşk romanı okumak hele dalga geçilecek bir şeydi, boş işti.
o zamanlar bana kızan kadın, yıllar sonra 'secret' denen kitabı hatmedecekti gerçi.
kitap okumanın bence de tarifle alıştırması olmaz. bazıları okumayı sever işte. bizim burlarda kitap okumanın yararlarından fazlaca konuşuluyor, haberleri yapılıyor biliyorsundur.
kitap okumanın kendisinden çok faydaları konuşulmakta.
aileden rol model alma kısmına gelince.. aynı şeyleri sigara içmek konusunda epey düşünmüşlüğüm var. ancak çok yanıldığım oldu. çocuklar olumlu/olumsuz etkilenir, denilemez işte- her bireyin kendi öz yapısı sonucu değiştiriyor.
ayrıca ipek ongun severdim ben. mektuplaşırdım da.
:)
İpek Ongun dan aklımda kalan karakterler sivilceli koca götlü esas qıs ve bunun aşırı taş sarışın bronz kankası eheuhe
SilBir dönem Türk lise tarihinin tek cümlelik özeti. Mektuplaşmak diyince serbest çağrıştı, küçük Emrah'la mektuplaşan komşum vardı :))) kız öyle böyle fan değildi içine parfüm sıkıp falan aşk mektupları gönderirdi Emrah'a. Karşılığında imzalı foto mektubu alırdı tabii. Sonra bir gün şafakla Viyana'da bi gece klübünde Emrah'la burun buruna geldik. Tam vestiyerde götümüz donmuş vaziyette montları verirken Emrah'a Kaş'larımı / \ yapıp Küçük Emrah tonuyla "burası ne güzel ağğbiii sıcacık" dedim. Şafakla anırarak güldük.
Bir akrabamız kadın dergileri alırdı (marie claire falan tarzı ama) yazın o dergilere acayip dadanırdım. Onların evine çöküp dergi bakardım paso (teyzemin eltisi aynı zamanda üst komşusu çok da kafa kadındır) yaş 13-14 falan. Ben de annemi kınardım o vakit, hofff benim annem niye almıo ki böle dergilerden diye asdfgjk
Neyse canım, okumayı sevdiremezsem ben de bu saçma anılarımı anlatıp kitlerim çocukları. Patlatırım bi Emrah filmi falan :-)))
emrah olayına koptum : )))
Silherif de sıkılmıştır bu geyiklerden gerçi sakhjfjaf : )))
duydu mu seni acaba?
ben ipek ongunun gençlik roman dizisi döneminde artık büyümüştüm. yüzüne bakmıyordum.
onun daha eski kitapları vardı, böyle çocuk ergenlere öneriler, hayatla ilgili tavsiyeler veren bir nevi 'kişisel gelişim' kitapları..
o kitaplar sayesinde annemle babamın çatışmalarından sıyrılmıştım. hey gidinin gidisi.
Duydu canım ve bu geyikten yıldığını belirten bi face Palm yaptı en çok ona koptuk zaten :))
SilBenim dediğim de buna geliyo zaten bi nevi, doğru Zaman'larda doğru kitapları okumak işte! Hayatımızın yönünü belirleyen yaşam olaylarına doğru kitaplar eşlik ettiyse, okumaya olan sadakat baki kalıyor.
blogcuannenin yorumunu okudum ben de, sadece kitap okumuyorlar seklindeki yaklasimini da ayrica begendim, kitap okuyan cocuklar ilahlastiriliyor sanki ay nasil yaptiniz nasil ettiniz. ben cok okurum ama cocuklar beni goruyor mu dersen pek gormez, genelde onlar uyuduktan sonra elime aliyorum cunku. fakat ortalikta kitap varsa cocuklar seviyor, aciyor bakiyor, anne bunu okuyalim diye yanina geliyor, bence en buyuk etken ortalikta kitap olmasi. benim cocuklugumda da oyle kitaplar yoktu hic, annem babam da siki okuyucu degiller. fakat hic unutmam bir tanidigimiz kutuphanesini ayiklamis, bir torba cinali tarzi cocuk kitaplari hediye etmisti. iste onlar benim dunyamdi. fakat hic aysegul kitabim olmadi bak arkadaslarimda gordugumde renkli cizimlerine hayranlikla bakardim. bende bu kitaplarin etkisi buyuk ve bir de ben 6 yasindayken unuversiteye baslayan ablamin olmasinin etkisi buyuk, onu hep elinde kitap not vs gorurdum. diger ablam da tabi okula gidiyor onlar etkilemis olmali.
YanıtlaSilbabam gazete disinda hic kitap okumaz ama annem siki okuyucudur. neredeyse benim okudugum tum romanlari okudu, hala da devam eder, ben hep ona birakirim. bu da okuyan cocuktan okuyan anneye gecise ornek olsa gerek :)))
O yorum benim de çok hoşuma gitti. O yüzden düşünmeye sevk etti sanırım hatta. Yoksa insta ünlüsü bir çok anne çocuklar kitap okuyor mesajı verip okumak üzerine güzellemeler yapıyor ama bende pek etki bırakmıyor açıkçası ;)
SilBen de şimdilerde kendi okuduklarımı anneme okutmaya çalışıyorum, mesela yeraltı edebiyatı :) bazı ortak zevklerde buluşuyoruz ama çoğunlukla uyuşmuyoruz. En büyük ortak aşkımız Orhan Pamuk :))
Bizim de salonda minik bir çocuk kütüphanesi var, sürekli ortalıkta göz önünde kitap var ama ne yalan söyleyeyim gün içinde en az ilgilenilen şey kitap. Edoyla yatmadan önce okuma rutinini yeni yeni oturttuk son birkaç aydır. Önceki her denememde sıkılıyordu, hikayeyi hayatta sallamıyodu, sayfaları kafasına göre geçi geçiveriyodu :) Maya desen zaten günlük koşturmacalardan, sohbetlerden kendi kendine çözüyor konuşmayı :)) onunla oturup kitaplardan eşya hayvan adı tekrarlamaya gerek bile kalmıyo. "Kız sen zürafayı nerden öğrendin" diye şaşırken buluyorum kendimi :)))
Ayşegül ve köpeği pantufun çok hayranıydım. Bi kardeşim olsa da Ayşegül küçük anne'deki gibi yedirsem içirsem çok istedim. Neyse ki çabuk vazgeçmişim :)
YanıtlaSilÇocuk kitapları çok güzel bir dünya ama dediğin gibi görmeden, birkaç sayfasına bakmadan seçmek zor. Kötüsü de gerçekten kötü oluyor. Zamanında arkadaşlar internetten çocuk kitapları satan bir site kurmuşlardı. Ben de birazcık ucundan bulaşmıştım. O zamandan beri kendime de çocuk kitapları alıyorum. Şimdi Kumkurdu'nu okuyorum. Çok güzel bir seri. Edin bunun için küçük sanırım. Önce sen al oku :)
Muhafazakar kesimin elinde çok fazla yayınevi var. Güzel güzel okurken absürd mesajlar vermeye başlayan çok kitap gördük. Şu site çocuklara kitap seçmek için yardımcı olabilir: http://www.birdolapkitap.com
Ya benanım ne güzel siteymiş bu bayıldım. Uzun uzun okuyup notlar alıcam. Keşke önceden soraymışım ya sana. Beben küçük die ciddiye almadım seni ehehrhhe
SilKütüpanemisin en güzel kitabı pop up küçük piremsimiz tabi ki! <3
annemi de babamı da pek okurken görmedim ancak muhtemelen annem benimleyken işsiz olduğu ve kitap okumaya zamanı olduğu için, kitaplara maruz kalmalıyım ki söylenenlere göre 2,5 yaşımda okumayı öğrenmişim, ben kendimi bildim bileli okuyorum tabi tam tarih aklımda yok :P ne bulduysam okudum genelde ama liseden sonra klasiklere ve yeraltı edebiyatına odaklandım, üniversitede keyif için okumayı okul için okumakla birleştiriyorum, genelde "kanon" denilen klasikleri okuyoruz ama sıkanı çok az, bu kadar okuya okuya bana bir yazma ilhamı geldi son yıllarda ama nesilcek dillere destan kısalıkta bir dikkat süremiz olduğu için bilemiyorum, neyse mutlu okumalar :3
YanıtlaSil2,5 ta okumak nedir nikki ya sen naaaptın? :)) ciünyıs çocuum benim :*
Silmaya adına 2,5 yaş hedefim altına zıçmaması asdfghjk .Benim çıta bayaa bi düşük :D
Yeraltı ve Rus klasikleri seviyosan daha bi sevdim şuan seni. Aynı yazarlara hayran olup Yaldır yaldır kitap tartıştığım çok az arkadaşım vardır (sayıyla iki) eheuhe
Bi de kanon neymiş ya? Benim bildiğim bi müzik terimi bi de fotoğraf makinesi var :D
Merakımı mazur görürsen senin bölüm neydi? (Okuyon mu? Kaça gidion? Asfhjl ifşa taym) :*
Ayakkabılarımı bağlamayı da 13 yaşımda öğrendim çaktırma :D Kanon dediğimiz eski Yunan, Roma ve klasik Batı edebiyatı, İngiliz dili ve Edebiyatı okuyorum da ben Ege'de, ilk iki sene sırf bu dediklerimi öğretiyorlar genelde :D
Sil