![]() |
| edo'nun dudaklari-gecen sene |
Doktorun yaptığı ve internetten okuduğum yorumlar aynı tabloyu işaret ediyordu (Google tarihinde bir ilk! Bir semptom olarak "dudak yalama" kanser belirtisi sayılmıyor!!)
- 3-6 yaş arası bu gibi davranışlar ve ya "tik" ler normal kabul edilir. Bu davranış yerleşecek ve hayatı boyunca dudak yalayacak diye korkmayın paniklemeyin.
-bol su içsin, sıvı kaybı dudak kurutuyor.
-nemlendirici balm'lar sürün bölgeyi yumuşatmada işe yarar ama, "falanca marka filanca krem mucize yaratıyor kızarıklıktan eser kalmıyor" diye bir şey yok.
-çocuğun üstüne gitmeyin.
-yapcak bişey yok.
Şimdi bu durum beni rahatsız etmiyordu. "Çocuktur dudak yalar, çocukken ben de yalardım; şimdi kış olduğundan soğuktan tahriş oluyor, yalama hissi rahatlatıyor ancak yaladıkça kısır döngüye giriyor yaza birşeyi kalmaz" diye düşünerek üstünde durmuyordum. Ancak beni delirten 2 grup insan vardı
1-beyim (grup değil bu, şahıs)
2-elalem (kreş öğretmenleri-ablaları, arkadaşlar, akrabalar kısaca edonun dudaklarının halini gören herkes)
Her görenin ilk tepkisi "krem sürmeyi denedin mi?" "Krem falan sür, bişey sür" oluyordu. İnsan gerçekten hayret ediyor!
"Sayın .mına koyduklarım, Tabiki denedim" demekten ciğerim solmuştu. (Hitap kısmı öyle değil tabii, o kısmı içimden ya sabır çekerek söylüyorum)
İnsanların edoya yüzlerini buruşturarak ve acıyarak bakması bana da "cnm 1 krem sürsen" demesi canıma yetti. Ha bir de tabi "sürüyorum ama siliyor, tekrar yalıyor, evet doktora da götürdüm, evet toplamda 10-15 farklı çeşit ürün denedim, evet tabi yalamaması gerektiğini konuşarak da anlatıyorum, hayır psikolojik bir dışa vurum olduğunu düşünmüyorum. Çünkü zamanla artıp azalan bi tablo değil yalama davranışı! Yani mutsuz, stresli, güvensiz, ilgi ihtiyacında vs olduğu anlarda yalıyor da bazı faktörler değişince yalamıyor şeklinde bir patern gözlemedim" demem lazım ki "krem sürdüğüm halde" neden hala böyle sorusuna bi nebze yanıt bulabilsinler... Ya da en azından ikna olmasalar bile "hmm hay Allah hadi ya" falan diyip yakamı salsınlar.
![]() |
| edo-kurabiye adam calismam cok tutulunca, bi de maya-billy bob (fargo) yaptiydim. konuyla alakasiz ama bu eserimi de sergileyeyim dedim asdgfghj |
Bu çocuk sürekli yalıyor, sevdiği aktiviteleri yaparken benle güreşip keyiften kohkohkoh güldüğü anlarda da yalıyor. Uyku öncesi en kuzu olduğu, birbirimize sarılıp kitap okuduğumuz anlarda da yalıyor... Gece yatmadan güzelce bepanten sürüp üstüne bi kat da burts bees geçiyorum. "Tamam anne yalamıycam, bu şekilde uyuycam" diyo. Ve sabah kalktığında baya toparlamış oluyo dudaklar. Mis gibi cillop gibi çoook hafif belli belirsiz bir somon rengi halka halinde kalkıyo, sorunlu bölge. Ama akşam yatma saati geldiğinde yine gün içinde yalanmaktan perişan olmuş ciğer kırmızısı! 1-2 gün yalamasa geçicek işte! Ama yok olmuyor...
Bu arada ben yazın kesin geçecek diye inanıyordum ama yazın da geçmedi. Onu belirteyim. Soğuk, kuru hava, rüzgar vs. Olmadığından daha iyiydi tabi görüntü ama yine de kızarıktı...
Ben çocuğumu çok bunaltmamakla birlikte, hep tatlıkla yaklaşıyorum. Gün içinde yalarken gördükçe uyarıyorum "Yalama annecim, yalamazsan iyileşicek, seni hiç rahatsız etmicek, biraz sabredip geçene kadar yalamazsan harika olucak bak görürsün" falan diye motive ediyorum. "Yok yalamadım, yalamıyorum, tamam yalamıycam" falan gibi olumlu yaklaşıyo o da zaten. Tik haline getirmiş çocuk istemsizce yapıyo, eminim. Sabahları iyileşmiş görünce çoşkuyla yaklaşıyorum "waaaauw edin! Çok az kalmış! Geçmek üzere! Gel gidip aynaya bakalım. Oley çok sevindim! Geçicek galiba tamamen sen bugün hiç yalamazsan" falan diyorum. O da seviniyo. Ama akşama aynı hüsran... Neyse.
Gelelim beyime... Bu konu onu o kadar rahatsız ediyo ki anlatamam. Resmen çocuktan soğudu "suratına bakamıyorum bazen, çok feci sinir oluyorum" falan diyo bana gelip gelip. Benim rahatlığıma kuruluyo. Ben ona dudaklarını yalatmamak için üstüme düşeni yapmıyormuşum, sallamıyormuşum, bunun ne kadar önemli bi sorun olduğunu anlamıyormuşum, ya yalamaktan dokuları kalıcı olarak hasarlanırsa ve ömrü boyunca dudakları öyle kalırsaymış, çok utanç vericiymiş, kimsenin çocuğunda böyle birşey görmemişmiş de neden bizim çocuğumuzda varmış.... Haris'in böyle mallllllca ve cahilce çıkışları beni delirtse de; deli deliyi görünce sopasını saklarmış :) genelde sakin bir şekilde anlatıyorum ona da, yoğöylebişe diye tezlerini mantık çerçevesinde çürütüyorum ya da orta yolu bulmak adına "tamam yine gidelim soralım doktora, bakalım daha farklı tedavi yollarına gidelim olmadı, tamam ben de daha fazla konuşucam ve uyarıcam edoyu" falan diye yumuşatmaya çalışıyorum.
Ama edonun dudaklarından çok babasının bu durum karşısında orantısız dellenmeleri sıkıyor canımı... Bu sabah bardağı taşıran son damla: çocuğa ayı gibi bağırdı. "Yalama" diye kükredi, kolundan tuttu sarstı, "dudakların feci olur, kanar, seni hastaneye yatırmak zorunda kalırız" diye de korkuttu. Bu 3lü komboyu yaptı ya la!!! Resmen, aşağılama-korkutma-şiddet hepsi var! Ne ararsan var.
Ben olayın şokuyla edoya baktım, çocuğun hem üzüntüden ve Şoktan gözleri dolmuştu hem de babasına nefretle bakıyor hırsla dudaklarını yalıyordu...
O an nevrim döndü, gözüm hiçbirşey görmedi. Hani çocuğun yanında tartışmamak, ses yükseltmemek, birbirimizi suçlamamak ve eleştirmemek gerekir ya (özellikle de konu çocuğun kendisiyse) buna çok dikkat ederiz biz. Ama bu kez sikerim böle işi diyip kendimi tutamadım ve Haris'e bağırdım.
"Yanlış yapıyosun! Bu davranışın korkunç derecede hatalı! Bu şekilde bağırma korkutmayla bi yere varamazsın, herşeyi daha beter bok edersin. Sen napıyosun ya!" Diyerekten kestim biletini. Allahtan tüm bu kargaşa tam kreşe gidiş saatinde kapı önünde yaşandı da, olay büyümeden aceleyle evden çıktılar. Ve sanırım arabada da baba-oğul başbaşa kalınca edonun gönlünü aldı.
Sonra da öğleden sonraya kadar görüşmedik ve aradan Zaman geçince ikimizin de sinirleri yatışmıştı. Henüz bu konuyu konuşmadan günlük rutinimize döndük. Tabi ben ilk fırsatta Haris'le konuşucam tekrar bunu. Yani bağırmamak, korkutmamak, tehdit etmemek vs. gerektiğini.
Sırf bu konu değil birçok noktada çatışıyoruz ebeveynlikte. Bağırmak ve ceza vermek gerektiğini savunuyor sürekli. (Ha kendi de bağıran bi tip değil ha. Sabahki olay sıradışıydı. Kendisinin değil de, Benim bağırmam gerektiğini düşünüyor herhal. Good cop-bad cop olalım ve good cop hep kendisi olsun istiyor) Benim fazla kuralsız, limitsiz, hayır demeyen falan bir tip olduğumu düşünüyor. Bir de o çok fazla kural koymak ve çok fazla şeye hayır demek istiyor...
Sürekli bizi arkadaşlarıyla, onların çocuklarını bizimkilerle karşılaştırıyor. Onların çocukları asla salona eşya getirip oynayamazmış da odasında oynarmış, dağıttığını toplarmış, "oynamaması" gereken şeylerle oynamazmış. Onların anası asla keçeli kalemle ellerini boyamaya izin vermezmiş de benim vermem çok aptalmış vs vs. Saçma sapan bir sürü argümanla geliyo. Ben de ona karşılık:
Bizim çocuklarımızın daha iyi yapıp, onların çocuklarının o kadar iyi yapmadığı şeyleri sayıyorum (tabi ki dünyanın en gereksiz sidik yarışı! O yüzden size madde madde saymıycam bunlar neler diye:)) ama beyimi susturmaya yetiyor saydıklarım öyle düşünün :))
Keçeli kalem mesela, yıkanınca çıkan ve cilde zarar vermeyen cinsten. Maya elini boyadığında renklerin karışımını daha iyi gözlemliyorsa, daha çok eğleniyosa, elini boyamak kağıdı boyamaktan daha ilginç geliyorsa vardır bi Hikmet diyorum :) modern sanatta da kesin bi adı vardır hatta bu akımın diyorum:) boyasın ben okeyim diyorum :)) kreşte oyuncakları toplatıyorlarmış da evde toplamıyormuş böylesi daha kafa karıştırıcıymış. Hayır diyorum, aksine farklı ortamlarda farklı kurallar olması, sosyal becerilerini daha çok arttırır. Duruma göre davranmayı, kendi çözümlerini bulmayı, çıkarım yapmayı, farklı ortamlara farklı kurallarla adapte olma yeteneğini geliştirir diyorum :) tabi bunların %100 doğruluğundan emin miyim, neye göre böyle düşünüyorum bilmiyorum ama böyle hissediyorum. Bi de beyime laf yetiştirmeyi seviyorum :)
Yani Alman anaları sadece yazın 1500 faktör krem sürerekten bahçede suyla oynamaya izin verebilir, ama ben kışın salona leğenle ılık su getirmeyi seviyorum! Evde suyla oynanmaz diye bi kural koymak istemiyorum... Neyse işte benim bu acayipliklerimi beyim "kuralsızlık" olarak alıp bana uyuz olsa da, yapacak bişey yok. Sürekli çatışıyoruz...
![]() |
| ben bu yaziyi yazarken cocuklar.. |
Ha bir de ceza olayı. Takmış durumda cezaya. Sürekli hiç ceza vermediğimden dem vuruyor. Bit kadar çocuğa Nası bi ceza vericem ayol. Ceza bence "soyut düşünce" gelişince devreye girebilecek bir sistem. Yaptığı yanlış davranış ve sonucunda ödemesi gereken bedel konseptinde düşünüyorum cezayı. Yani tanımlı cezalar var hayatta, hız sınırını geçersen şu kadar para ödersin, alkollü kullanırsan 6 ay süreyle ehliyetini kaybedersin, faturanı Zaman'ında ödemezsen elektriğin kesilir karanlıkta kalırsın, yalan söylersen insanların güvenini kaybedersin-arkadaşını kaybedersin vs vs vs. Yani yaptığın yanlışın sonucunda ödeyeceğin bedel (ceza) yaptığın şeyle aynı konseptte olmalı bir kere.
"Oyuncağını kardeşinle paylaşmazsan yemekten sonra çikolata yiyemezsin" demek ne alaka? "Şimdi hemen bağırmayı kesmezsen 2 saat sonraki iPad saatin iptal edilecek" ona keza.
Ben yaptığından bağımsız olarak başka bir kişisel "zevk-eğlence-ihtiyaç" engelleme cezalarını mantıksız buluyorum. İstenmeyen davranışa "yaptırım" olarak uygulayacağım şeyleri de tam o an belirtiyorum. Oyuncağı paylaşmazsanız, sırayla oynamazsanız "kaldıracağım ve ikiniz de oynayamayacaksınız" diyorum. Birkaç uyarıdan sonra da alıyorum ellerinden hakkaten. Bağırmaya devam ederseniz odanıza gidersiniz ve orada istediğiniz kadar bağırırsınız diyorum. Aburcubur ve iPad tehdidini de tesadüfen tam o saate geldiyse kullanıyorum. Yani tam verceceğim sırada bi mevzu çıkarsa "çikolata vermiyorum o Zaman" diye yapıştırıyorum. (Ki bu blöfümü her zaman yiyolar hehehe Taam Taam yapmıoz hadi ver diye panik oluolar) yani "o Zaman size bundan sonra iPad yok, o Zaman size 2 saat sonra tatlı yok" diyemem çünkü yav heee he derler siklemezler :) boşa bi tehdit olur. Haris'in anlamadığı nokta tam da bu işte. Onun alakasız ceza tehditlerini siklemio çocuklar ve o da "ben yeterince ceza vermediğim için, ceza olayını sisteme oturtmadığım için" etkili olmuyor sanıyo...
Aynı şekilde ödüle de karşıyım. Şunu yaparsan sana ekstra bi çukulata daha vericem, filanca oyuncağı alıcam demek de aynı şekilde etkisiz bence... Basamak olarak kullanıyorum sadece ödül niyetine geçecek şeyleri. Evi toplamama yardım edin ve işimiz bitince bilemne oyunu oynayalım, bana biraz izin verin kahvemi içeyim ondan sonra markete gidelim ve size meyveli yoğurt alalım, yemeğinizi güzelce bitirirseniz yemekten sonra bisiklete binicez vs gibi şeyler...
Ha tabi teoride böyle anlatınca benim çocuklar mum gibi her dediğime okey veriomuş şahane davranıyormuş gibi oldu:) malesef kazın ayağı öyle değil Heheh. Bazen bu ağlaşmalar, bağırışmalar uzun dakikalar sürüyo. Cezayı verip (mesela oyuncağı kaldırıp ve ya bunları odaya yollayıp falan) duruma müdahale edince de mevzu uzadıkça uzuyo. Ya da asla ders almıyorlar, tamam biz öğrendik artık bidahakine aynı eşşekliği yapmıycaz demiyorlar :-)) ya da bazen Edo laf dinlemeyip ceza uygulamasına geçince "anneeeemmmm özür dilerim bidaha yapmıcam, maya özür dilerim sana vurduğum için tamam hadi gidelim şimdi bisiklete binmeye noluuuurrr" diye sırnaşıyo ve o Zaman benim yelkenler suya! Ciddi bi tonda "tamam madem hadi gidiyoruz, ama bir daha yaptığını görürsem vikbik .." Diye adetten olan lafları söyleyip cezadan vaz cayabiliyorum. Ya da sertliğimi koruyup "hayır efendim gitmiyoruz! Sana böyle yaparsan gitmiyceğimizi söylemiştim ama sen beni dinlemedin. O yüzden gitmiyoruz" diyip bi süre daha ağlatıp zırlatıyorum kendisini. Aradan 1 saat geçip sakinleşince, mevzu kapanınca ve şartlar öyle gerektirince de gidebiliyoruz yani tekrardan bisiklete... Gördüğünüz gibi teoride güzel olan bu sistemi pratikte öyle ahım şahım işletemiyorum. Neden? Çünkü: ana yüreği :))) ve ya neden? Çünkü: canıma yetip, illallah edip Taam amk gidelim diyip daha fazla uğraşacak takatimin kalmaması.
Aslında bu konu başlıklarının her birine ayrı yazı yazsam olurmuş. Böyle çok uzun oldu. Aman neyse aradan çıksın, boşver. Hem bu aralar sık yazamıyorum zaten bi süre götürür bu. Olmadı 3 parti halinde okuyun araya ayraç koyup. Ehe mehe.
![]() |
| basakitodan dev hizmet. hepinize ayrac ördüm. bayinizden israrla isteyiniz. |




Erkekler cocuktan anlamiyor, net. Sen yuzde 1000 haklisin valla. Hatta cocuk buyutmek icin erkege gerek yok valla, ben anamla gul gibi bakiyorum bebelere😀 ama beyimle o kadar cok konuda ters düşüyoruz ki, kim kimi girtlaklicak acaba coming soon😂😂 ben mesela şu ara schwarze witwe dilimize kara dul olarak geçmiş örümcekle empati kurup, kendisini ve hayat felsefesini kendime örnek aliyorum😁😁 hayvan çözmüş erkekleri
YanıtlaSilHaha yürü be Lale'm. Karadula benden de +1 dayanamadığım noktada ben de çiğ çiğ yiyorum zaten eheuehe. Aynen ya, bence de biz on numara çocuk yetiştiriyoruz, master komandante biz olalım çocuk konusunda beyler de bize yancı takılsınlar işte yeter :-)))
SilÖncelikle edine geçmiş olsun diyeyim ama geçecek, bunu ben bile burdan okuduğumda anlamışsam diğer insanlar neden anlamaz hayret.
YanıtlaSilVe yine bu kadar mı olur demeden geçemeyeceğim, sen ben misin ben sen miyim diye düşündüm okurken. Aynen benim koca da senin gibi çok kuralsızmışım, yumuşakmışım, her istediğini yapıyormuşum. Şeker çikolata veriyormuşum, yemek yesin diye ısrar etmiyormuşum .... Dediğin gibi bu tip ısrarlar çocuğun ders almasını sağlamıyor hele arasında zaman farkı varsa. İki saat sonraki ödül veya ceza umurlarında değil, anlık yaşıyorlar zaman kavramı onlar için muamma ve iki saat sonraki zevki anın zevkine tercih etmiyorlar. E öyleyse ne gerek var ekstra zırlatmaya. Hem çocuk yıpranıyor hem anne. Ben çocukların ağlamasınatahammül edemiyormuşum hemen yapıyormuşum. Evet ağlamalarını istemediğim doğru ama gel bakalım sabahın 6,5 dan akşam 8 e kadar popon 10 dak koltuk yüzü görmeden koştur, iki çocukla ilgilen ve bunu arada sırada 1 gün değil allahın her günü yap bizden daha umursamaz anne olmuyorsa şerefsizim. Yine de allaha şükür öyle bir enerji öyle bir dirayet geliyor ki insana, sağlıklı mutlu huzurlu çocuklar yetiştiriyorum evelallah.
Oyunlar konusunda da aynı düşünüyoruz bizim evde de sınır yok:) hatta gecen sabah, dönerli bir kaydırağı olan araba garajı oyuncağından sular kayarsa nasıl oluyor merak etmişler, evi su basmak üzereyken son anda kurtardım. Ama ben çocukların gözümün önünde oynamasını seviyorum sanırım, bir arkadaşım yeni bir ev aldı salona yakın ayrıca bir oda var, orayı oyun odası yapacakmış salona oyuncak gelmesinmiş bakalım görücez nasıl oluyormuş.
Öpüyorum bu tatlışları
Gece ben babaların bu eleştirir hallerini neye benzetiyorum biliyo musun? Bizim anne olmadan önceki halimize! asdfghjk
SilÇocuk olmadan önce müthiş yaklaşımlarımız vardı ya hani? Ekran mı? Uzmanlar önermiyor! Abur cubur mu? 3 yaşından önce asla! :))) hani uçakta, restoranda huysuzluk eden çocuk görünce burun kıvırıp "aileleri ne biçim çocuk yetiştiriyor" derdik. Picky eater çocuklara "anneleri ne biçim besliyor! Çocukların sağlıklı şeyler yemesi lazım" ve ya anneleri ilgilenmiyor, çocukla ilgileneceksin, oyunlar oynayacaksın, kitaplar okuyacaksın falan diye atıp tutar, teoriye uygun davranınca herşey kitap gibi işler sanıyorduk :))) heh işte bu arkadaşlar da baba oldular ama aynen dediğin gibi, çocukla hiç bir zaman günde 12 saat ve 1 haftadan uzun olmak kaydıyla hiçbir zaman yalnız kalmadılar ki! Tamam babanın katılımı, yardımı da çok büyük. Anneden sonra 2. Sırada Geliyorlar bi şekilde :)) (bakıcı, anane vs yok malum) ama dediğim gibi bu yardım bile günde ufak tefek bir kaç rutin ve hafta sonlarıyla sınırlı. Ki onda da tamamen yalnız değiller, ulaşabilecekleri "onu Nasıl yapıyoduk, şu nerdeydi" diye en basit şeyleri soracakları Zaman bile ellerinin altındayız bir şekilde :) E hal böyle olunca da sistemin cortladığı her durumda tıpkı bizim diğer anneleri eleştirdiğimiz günlerdeki gibi onlar da bizi anlamıyor ve eleştiriyor.
Ben mesela eskiden restoranlarda önüne iPad konulup da yedirilen çocuklara inanılmaz gıcık olurdum. Rezalet, skandal falan derdim :))) oooh kolayını bulmuşlar, tembel anneler! Dayamışlar çocuğa ekranı dalgalarına bakıyorlar derdim.
Şimdi kendim yapmasam da, yapan anneleri asla eleştirmiyorum! Zinhar ya ne haddime! :)) üzülüyorum kadına (eskiden çocuğa üzülürdüm heheh) yazık kadıncağız kim bilir ne çekti ki 2 lokma yemek yiyebilmek için en son bu çareye baş vurdu diyorum :))) bunun gibi şeyler işte!
Bu arada çok teşekkür ederim, inşallah geçer bakalım daha kötü boyutlara gelmesin de :(
Sabah okudum yazıyı.
YanıtlaSilÇevre, eş, dosta cevaplar veriliyor ve etkisiz hale getiriliyor da.. şu olayın öznesini anlayamayan babalarla uğraşılamıyor be!
hele ki senin tutarsızlıklarını filan yakaladıysa, başka konularda. mesela rejime başlıcam demişsin ama aynı günün akşamı oreo alıp geçmişsin laptop başına. o da ortaokul espiri hizasında senle daşşak geçmiş filan.
işte bu tip açıklarınla da birleştirilmiyor mu annelik becerileri!
tümden deliriyorum.
ben çocukla ilgili bir türlü sonuca varamadığımız, çözemediğimiz durumlarda ciddi bir makale bulup kendisine forwadlıyorum. tırsıp susuyor.
çünkü en son ev çocuğunun 2 yaş krizleri yüzünden üzerimde mobbing oluşturmuştu. benim bebeye karşı üvey anne gibi davranmamı beklemişti sanırım. (külkedisindeki üvey anne)
amaaan.. sonra onlar da döt oluyorlar tabi. zamanla görüyorlar ki, meğerse çocuk büyütmek yapbozun parçalarını birleştirirken sakin kalmak, manzara yavaş yavaş ortaya çıkınca da 'aa gidiş yolu çok zordu ama sonunda ne güzel oldu' demekmiş, diyorlar.
tek fark biz yapboz parçalarını ararken daha sonuç odaklıyız. onlar durum odaklı.
tabi bunlar hep bence.
Doğru bi nokta yakaladın aslında, gün içinde zıtlaşıp gıcıklaşsak da böyle emsal vakalar üzerinden :) genel tabloya bakınca benim bey de anneliğimi taktir eder aslında. Yani ilgili ve sevgi dolu bi anne oluşuma bayılır (özellikle kendi travmatik çocukluk öyküsünü ve ilgisiz büyütülüşünü düşününce eminim böyle olduğum için çok mutlu)
SilAynen ya fix ebeveynlik işte: gün içinde kan-ter-göz yaşı-isyan akşam olup el ayak çekilince "çocuklarımız çok tatlı maşallah süpanallah" kafası :D
:D Ya daha komiği var. Maya boğulurcasına öksürüyor ve bizim bey "maya yeter öksürme" diyor çocuağa ahahahaah Maya da şaşkınlıktan birkaç saniye sustu yazık.. Baba işte yaaa, ana gibi olur mu?!
YanıtlaSilSenin maya ile Billy Bob benzerliği aman yarebbi, gülmekten katıldım :D Edo ile benim Maya bence iyi anlaşır, bu sıra bizde de grip sonrası burun çekme tiki var (acaip sinir oluyorum itiraf edeyim çünkü çeke çeke sonunda kanatıyor her gece) Geçicek bu günler de inşallaaaah..
Bi arkadaş (baba) otelde şıkır şıkır gömleğini giyip gayet havalı bir şekilde akşam yemeğine indi ve 6 aylık bebeği üstüne kustu. Bebeği azarlayıp trip atmıştı :))) bu olay geldi şu an benim de aklıma asdfghjk baba işte :D
SilAy valla ya 2 tikli bi arada gülsek mi sinir mi olsak bilemeyiz artık :)) inşallah ya amin!
Babalar annelerden sonra 2.sırada ama nasıl bir 2.sıraysa anne %90, baba %10 ilgileniyor çocukla iki ebeveynin de sağlıklı olduğu ailelerde, babaların çocuktan anlaması öyle geç geliyor ki anca dede olunca olayı tam kavrayabiliyorlar sanırım, aynen yazık ne diyeyim yani. Zaten geç büyüyorlar öfff kdfkdhffk
YanıtlaSilKurabiye adam ve billy bob'a da bolca öpücükler, kurabiyeye geçmiş olsun :3
Öyle valla nikkicim. Dede tespiti de doğru valla asdfghjk
SilBizden de sana öpücükler <3