16 Mayıs 2016 Pazartesi

insanları uyarma eşiği



Mini club tabir edilen bebeleri eğleme mekanındayım. Bebelerimden ufağı olan mayayı pusette gezdirerekten zar zor uyuttum. Mayanın son 1saattinin herşeye mızırdanıp, kucağımdan inmeyerek bana ettiği eziyetler ve, pusette gezdirme kısmının da 30 derece güneş altında kan-ter-gözyaşı içeriğiyle geçtiğini de ekleyeyim ki; Yazı geliştikçe bana hak vermenizi kolaylaştırsın ;) 

Puseti mini club'ın en kuytu-çocuksuz köşesine çektim ki, rahatça uyusun. Mini clubda olmak zorundayız, çünkü tek çocuğum maya değil. Çünkü Edo da var ve içerde oturmuş hunharca arabalarla oynuyo. Halinden çok memnun ve başka biryere gitmek istemiyo. Bana düşen de, ikisine birden göz kulak olabileceğim aynı ortamda idare edivermek işte.
Daha 5 dk geçmeden 4 yetişkin Fransız insanı teşrif ediyor. İki aile, ikisinin de birer ufak çocuğu var (1-1,5 yaş)


Fransız diyince aklıma muazzam şiirsel dilleri, asil ve zarif görünümleriyle  kibar insanlar gelir hep. Bunlar adamlı kadınlı hepsi birbirinden şişko, kıllı ve birbirinden hanzo idi. Öküz gibi bağıra çağıra konuşuyorlardı. Mini club (!) bahçesinde; sigara içilmez tabelasının altında birer sigara yaktılar önce. Çiftlerden birinin çocuğu sürekli diğer çocukları itekliyip kakaklıyıp ağlatıyor; bu ebeveynler de ciyak ciyak "nooo no jö nö pa parğğdon bebe! Eksküüz emoğa koim!" Diye bebeyi azarlayaraktan, mobbinge uğratılmış diğer çocuklardan özür diletmeye çalışıyorlardı. Mobbingci yarma bebeyi (yaş:1,5) kolundan çekiştirip bir köşeye götürüp "cezan bitene kadar burda takıl" diyip kendileri Muhabbete devam ediyordu. (Hiçbir işe yaramıyordu tabi, bebe anasının peşinden tıpış tıpış geri gelmekteydi ve itliklere devam etmekteydi. 1,5 yaşındaki bebe ne anlar cezadan özürden?!)



Neyse ben artık bunlardan şiştim! Sessiz olmalarını rica etmeye karar verdim. 

Önce bi mayayı buradan alıp nereye götürebilirim diye hesaplayıp durdum tabi kafamda, ama gerçekten en uygun yer orasıydı. Biri hali hazırda uyuyan iki çocuğumla ve devasa plaj çantam-kova kürek takımlarım-kolluklarım-simitlerimle birlikte gidecek yer aramaktansa, bu kekoların halden anlaması ve azıcık efendi gibi gerek kendi aralarındaki konuşmalarında, gerek çocuk azarlamadaki ses tonlarında kısıntıya gitmeleri daha makul bir tutum olurdu. Evet evet, hadlerini bildireceğimdi! 

Baya bir süre maya ha uyandı ha uyanacak diye hop oturup hop kalkarak, kendilerinin farketmelerini bekledim. Onlar da ana baba! Onlar da Bebek uyutmanın ne zor birşey olduğunu, bebeğin uyuduğu anın anne için ne demek olduğunu bilirlerdi. Bilmiyor olamazlardı!!!
Ben pusette uyuyan Bebek gördüm mü, müthiş dikkatli davranırım çünkü. Kendi çocuklarımı ışık hızıyla alır oradan uzaklaştırırım ki, bebiş rahat uyusun. Uyanan bebeğin sebebi biz olmayalım. Çünkü o bebesi uyandırılan ananın beddualarıyla iki yakam bir araya gelmeyebilir ömrü billah :-)))
Bilirim yani ne demektir... Gürültü yapıp bebesini uyandıran insanların suratına okkalı bi tokat aşk etme isteğiyle yanar tutuşur o ana :) -bokunu çıkarmadan devam edeyim.-

Bunları uyarmaya karar verdim. Ama yapamadım... İki nedeni vardı uyarmaktan vaz geçmemin: 
Öncelikle kullanmam gereken üsluba karar veremedim. 

-"Rica etsem biraz sessiz olabilir misiniz, Bebek uyuyor daa" ehe mehe diyerek yavşakça ve kibarca "rica" edebilirdim. 

Ama o zaman da, aslında onların yaptığı çok normal; ben onlardan kendim için bir "bir güzellik, bir jest, bir fedakarlık" istemiş gibi olacaktım. "Peki Canım ne demek dikkat ederiz tabii, pardon" diyecek tiplere de hiç benzemiyorlardı açıkçası.

-"Yeaaaani, şimdi burası çocuk klübü, çocuklar illa ki ses yapacak, Bebek uyutmak için pek uygun bir yer değil" 

gibilerinden laf sokmalı bir cevap verirler kesin diye düşündüm.

(Bu arada ben hep, -ben onu desem o bunu dese sonra ben de bunu desem- şeklinde kafamda olası bütün diyalogları yazarım. Öle de bi manyağım) 

Öyle derlerse ben de çirkefe bağlayacaktım: -iyi de çocukların hiç çıtı çıkmıyor ki! En çok gürültüyü siz yetişkinler yapıyorsunuz. Ayrıca çocuk gürültüsüne uyanırsa kabulümdür, sadece bu duyarsızlığı sizden görüyor olmak beni şaşırttı" falan diyecektim havalı havalı. 

Ağız burun kıvırıp yine laf sokarkarsa da:
 -siktirin gidin ulan, demin de fosur fosur sigara içiodunuz bişey dedik mi?!!!
Falan diye bel altı vuracaktım. 

Yani olası her senaryoda
Başakito:1 - fransızlar:0


                                          


Evet kafamda bunları yazar ve sorgularken; akabinde bir de tarafsız inceledim sorunu. Şimdi insanların sessiz ve duyarlı olmalarını beklemem bir incelikti, ama bir kural değildi! 

Yani benim çocuğum uyuyor diye, onların dilediğince konuşma gülüp eğlenme haklarını ellerinden alamazdım! 

Aynı sebeple; hamileyim, küçük çocukluyum, yorgunum hastayım vs diye insanlardan otobüste yer ve ya kuyrukta öncelik istemediğim gibi. Tamam karnı burnunda hamileliğin ve kucakta bebekli olmanın yasalarca "hak" olma durumu var. Ama atıyorum 4-5 aylık hamileyseniz ve ya çocuğunuz "ayakta" durabilecek kadar büyükse bunu belirtmek ve "talep/rica" etmek gerekiyor yine de. Ben bu güne kadar hiç etmedim.. 

Olayı tam bir Alman soğukluğuyla değerlendirdim. Çünkü toplumsal alanda davranış normlarında Batı ve Doğu toplumları arasinda büyük bir fark var. Batı toplumlarında bütün detaylar yazılı olarak düzenlenmiştir. Yasalara uyduğun taktirde, duygusallığa empatiye elalem ne der'e yer yoktur.

Yani orada "bilmemne kanunun şu maddesi gereğince gürültü yapmak yasaktır" yazmadıkça ne o insanlar başkalarını sikler, ne de "rahatsız olan" olarak sana söz hakkı düşer.

Bizde ise tam tersidir. Yazılı kurallar zaten adam gibi öngörülüp detaylı düzenlenememiştir. Hem de doğru düzgün yaptırımı yoktur.
Ayrıca insanlar da bu tanimlanmis kuralları ve kişisel haklarını bilmez. Toplum davranışını düzenleyen tamamen insanlar arası etkileşim ve empatidir.

Gürültü yapmamaya dair yazılı bir kural olmasa da, gürültü yapanı kafana göre uyarma, hır çıkarma, kafa göz dalma falan olabilir. Vaka-İ âdiyedir bunlar. Pek edep, adab- sizli bizli konuşma, nezaket bilmesek de empati yaparız biz be!

Elalem ne der, ayıp olur korkusundan ziyade "yazık günah" ayol uyuyan bebe uyandırılmaz naifliği vardır bizde. Mahçup olunur, vicdanen rahatsız hissedilir. Batı ise son derece bencil ve bireysel: bebeğin sorumluluğu anasına ait o Zaman o da orda uyutmasaymış rahatlığı ve umursamazlığı var.

Peki hangisi daha iyi derseniz yine Batı derim! Çünkü hak ve özgürlükler yazılı oldukça, kurallar tanımlı oldukça, kişisel insiyatif almamak ve hır gür ortamından kaçınmak en temizi. 

İşte böyle ben insanları uyarmayı da, kendim için onlardan birşey rica etmeyi de sevmiyorum hatta galiba kendime de yediremiyorum. Gocunmak ya da utanmak olarak değil de işte, herhangi bir yasa ya da hak ihlali yoksa benim de böyle bir hakkım yokmuş gibi geliyor. 

Not: 1 haftadır internetten uzağım. Tatildeydik birkaç yazı önce bahsettiğim çocuklu aile ekürimizle İbizaya gittik. Bu yazıyı orada yazmıştım. Şimdi döndüm tatili daha detaylı anlatacağım, bir sonraki yazıda. 

6 yorum:

  1. Oo tatil yazısı, okurum bi post! :)

    Konu hakkında da sonunda vardığın karara katılıyorum. Ne kadar duyarlı ve iyi insanlar olduğumuzu düşünsek de kimleri ne zaman ve ne kadar rahatsız ediyor olduğumuzu tahmin edemeyiz. Kime göre abartı neye göre abartının yazılı bir sınırı olması bizim duygusallığımızda yeri olmasa da kargaşa önleyeceği kesin...

    Hadi tatil yazısı... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz gençken evde hayvan gibi gürültü yapıp komşuları şikayete kapıya getirdiğimizde "abi kusura bakmayın bi abimizin asker eğlentisi vardı da, bi ablamızın kına eğlentisi vardı da kınadan gelioz" falan diye taşak geçerdik bi de üstüne komşularla :))) haha aklıma geliyor yaptığım tüm sosyal rahatsızlıklar biraz da onlar hatrına susuyorum sanki, Zamanında kendi yaptığım hanzoluklara sayayım diyerek ;Pp
      Tatil postunu koyacağım ama şuan beyimle küsüm :))) barışınca fotoları almam lazım telefonunfan. Fotosuz olmaz :))) ama beklentiye sokmayayım çok tırt bi tatil anlatacağım :))) yine de beni izlemeye devam edinssss :*

      Sil
    2. Aaa bi de bak aklıma ne geldi, buraya ilk geldiğimde şöyle bir durumla karşılaşmıştım. Evinde parti eğlence düzenleyecek olanlar komşuların posta kutusuna ya da kapısına not yazıyor: "şu gün şu saatler arası şu nedenle eğlentimiz var, anlayışınızı rica eder dilerseniz ve içkinizi alır gelirseniz sizi de bekleriz" hatta bazen ertesi gün de hayvanlığın ve gürültünün dozu kaçtıysa komşuların kapısına teşekkür notu ve çikolata bırakılıyor. Bize çok yapıldı! Sonra biz de yaptık. Böyle önceden haberli olunca ve ayda yılda bir yapılınca insanlar da bişey demiyor. Medeniyetin gözün sevem :)

      Sil
  2. Başağim yeşil sahalara dönmüşsün.Oo tatil, yaşasin. Bebelerle tatil demiyoruz ona, mekan degisikligi daha uygun yaa :-D çünkü tatil başka bisey, hmm hatirlayamadim nasil bişeydi ama, olsun

    YanıtlaSil
  3. Başağim yeşil sahalara dönmüşsün.Oo tatil, yaşasin. Bebelerle tatil demiyoruz ona, mekan degisikligi daha uygun yaa :-D çünkü tatil başka bisey, hmm hatirlayamadim nasil bişeydi ama, olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahahahha aynı cümle geçiyor zaten yazıda bekleyin ayol :-))))

      Sil