21 Mart 2016 Pazartesi

Aşşırı sinir olduğum küçük şeyler (sıralı tam liste)







1-bir yere gidileceği zaman beyimin evden çıkamaması! 

Ben kendim hazırlanıyorum, çocukları baştan aşağı giydirip hazırlıyorum, bez-yiyecek-içecek-ıvır zıvır çantası hazırlıyorum (ve lazım olabilecek hiçbirşeyi atlamıyorum bütün bunları eksiksiz yapıyorum) hepimiz montlu ayakkabılı kapıya diziliyoruz. Haris daha hala bilgisayarın başından kalkmamış oluyor! 

2 dk ya geliorum, tamam tamam 5 dk ya hazırım diyerek bizi en az 15-20 dk Öylece dikiyor. 
Artık sinir krizi geçirip trip olsun diye geri soyunuyorum falan bazen. Bir de dırdırın dozajını artırınca "iş için bilmemne yapıyorum, fatura ödüyoruz heralde kızım burda keyfimizden bekletmiyoruz" gibilerinden atara atarla karşılık vermiyor mu? Ayıpsınız, tabiki de veriyor. Yarı yoldan bişey unutup eve dönmelerimizi saymıyorum bile. 

Çocukken de ananemle teyzem yapardı bunu. Tam evden çıkıcaz, denize gidicez; vileda çekmeye, makine boşaltmaya falan girişirlerdi. Sıcaktan civciv çıkarırdık arabanın kapısında. Yarı yoldan döndürme kraliçesi de annemdir, tacı kimselere kaptırmaz. Gençlikte kızkıza çıkacağımız vakitlerde, kızların makyajları, süsleri hazırlanmaları bitmez; yine en çok bekleyen ben olurum.. 
Hayat boyu bu lanet yakamı bırakmadı. Dünya'ya geliş amacım "birileri sürekli kapı önlerinde it gibi bekletsin bunu zaaaa XD" diye trollenmek bile olabilir. 

2-Evin dağınıklığı üzerine Harisle yaptığımız bitmek bilmeyen tartışmalar. (Ay bu adam da bana hep dert hep dert, bir gün yüzü göstermedi ühühüü) 



Bitmiyor arkadaşım, bitmiyor. Oyuncaklar ve parkelerin lekelenmesi konusunda en az haftada 3 tartışmamız var. Ve ortak noktada sorunu çözmemiz imkansiz! Çünkü aynı pencereden bakmiyoruz, birbirimize hak vermiyoruz. 

Çocuklar 3,5 ve 1,5 yaşında! Oyun oynamak ve oyuncakları hunharca dağıtmak en büyük hakları. Hadi gidin odanızda oynayın diyip gönderemeyeceğime göre oyuncaklar şimdilik salonda istifleniyor ve çocuklar gözümün önünde oynuyor. Yaş itibariyle toplama ve düzen oluşturma durumları da mümkün değil. (Haris burada çemkiriyor. Çünkü mümkünmüş, şimdiden öğretebilirmişim istesem. Ileride öğretmek daha zor olurmuş. Aslında biraz haklı, ufak tefek öğretiyorum elbette. En azından bir grup toplanmadan diğer grubu çıkarmak yok diye kural koyup, kendim de yardım ederek toplama davranışı oluşturabilirim. Çoğunlukla yapıyorum da. Ama her zaman takip edemiyorum. Bakıyorum bazen şahane oynuyorlar. Hiç bozmak istemiyorum, hadi illa toplayın da öteki oyuna öyle geçin diye oyun ortasında darlamak istemiyorum. Ayrıca benim de işime geliyor, onların öyle bana sarmadan kendi kendilerine oynadığı anlar, benim de dinlenmem ve ya işime Gücüme bakmam için bulunmaz fırsat. Neden kendi elimle sabote edeyim ki?) 

Bulaşabildiğimiz ortak nokta; salondaki oyuncakları sınırlamak oldu. Yani sadece mayanın mutfağına, bisikletlere ve edonun arabalarına izin var salonda (ki bu bile salonun yarısını kaplıyor hehehe) ama işte dediğim gibi Haris dağınıklıktan müthiş rahatsız oluyor. Salon cillop gibi olsun, apartman yöneticisi emekli dul albay evi gibi olsun istiyor. (Örneğe gel ahahha) Bense çocuklar dilediği gibi kudursun, çingen çalsın kürt oynasın, ev dağılsın yeter ki onlar eğlensin istiyorum. Beni rahatsız etmiyor oyuncak dağınıklığı! Ayrıca iki kişi paldır paldır toplamaya girişince max 5 dakkada toplanıyor ortalık yahu! 5 dakikada toplayarak çözülecek sorun için neden 15 dakika ağız dalaşı yapmak birbirimize 50 tane laf sokmak zorundayız? Işte bunun mantığını da anlamıyorum...

Parke olayı da şöyle,  bizim beyin malı çok kıymetlidir. Aman bir titizdir, bir çizikte içi gider, hayata küser. O çiziğin travmasını atlatması 2 gün sürer falan ahahaha. Işte yine aynı mevzu "ben niye çocukların eline bisküvi verip gezerek yemesine izin veriyormuşum, parkeler lekeleniyormuş, neden hiç dikkat etmiyormuşum bir damla bişey damlayınca hemen farkedip silmem lazımmış da tralalalaa diye havalara bakınıp hiçbişeyi sallamıyomuşum farketmiyomuşum" Te allahımmmmm kanser olucam. Yapamyorum işte bunu çünkü yapmak istemiyorum, çünkü çok saçma. Bir çizik için leke için üzülmek, hiçbişey çizilmesin lekelenmesin diye sürekli tetikte olmak çok saçma.

Bak temizimdir de haaa. O konuda hiç laf edemez. Mutfağım daima cilloptur. Banyom tuvaletim temizdir, hijyeniktir. Öyle tezgahta bulaşık, lavaboda diş macunu lekesi vs göremezsiniz. Çocuklar günde 2-3 kıyafet değişir, her gece banyo yapar yeni pijama giyer, her şey mis gibi yıkanır ütülenir. Ama dağınıklık diz boyu ve eşyalara titizlenme, özenli davranma bende youuuuk. 

Ha bir de şimdi aklıma geldi. Mesela ben mayanın tencere tava-plastik tupperware kaplarla oynamasına izin veriyorum. Çünkü çok şahane oyalanıyor (ama accayip dağıtıyor. Bir anda yerlerde 20 tane kap kacak beliriyor) Hem de montessori ayol! :)) Haris buna da uyuz oluyo, vermemeliymişim diye söyleniyor. Yani işte anladınız sanırım konuyu. Asıl nokta birimiz için doğru ve faydalı olan şeyin diğeri için yanlış ve gereksiz olması çatışmaları. Birbirimizi anlamama, mantıklı bulmama ve bu yüzden de sorunu zinhar çözememe. 
Çok tırışkadan tartışmalar tabi ki ama beni geriyor. 

3-çocukların uyumaması! 

orange is the new black izliyo musunuz? tavsiye.

Bu konu sinir katsayımın ani bir ivmeyle yükselmesi olayında aslında tartışmasız liste başı olabilirdi. Ancak çocuklarımın ikisi de uyku konusunda ne kadar harika ve sorunsuz olunabilirse o kadar şahaneler! 

Ikisi de doğdukları günden itibaren kuzu gibi melek gibi uyudular. Saat gibi işleyen uyku düzenleri oldu hep. Gece emzirmeleri bile düzenli, saatliydi. Gece uyanmaları 2-3ü geçmezdi. (Edonunkini çok net hatırlıyorum. Akşam 7de uyurdu, 12-3-5 nöbetleri şeklinde uyandırdı. Her Uyandığında gözünü açmadan 5 dakika emer, sakince tekrar dalardı.) 
Gerçi beni darlayan Kısım gece uyanmaları değil. Diş çıkarma, hastalık dönemlerinde gecede 10 kere bile kalksam koymazdı, sabah yine zinde uyanırdım. Sabah erken kalkmalar da koymaz (erken dediğim bizde gün 5-5buçuk gibi başlar :)) 

Beni insanlıktan çıkaran olay uykuya dalma kısmı! Ikisi de 1 yaşına gelene kadar bizim odada uyudular (kimi zaman kendi yataklarında, kimi zaman koynumda ama mutlaka aynı odada) ve uykuya dalış her zaman zordu.. 
Gündüz uykusunu da pusette yaptırıyorum. Pusete koyup sokakta gezdirerek uyutuyorum, dalınca da verandaya park ediyorum. (Yazın serin gölgelik ayarlarım, kışın koyun yünününden puset tulumları, astronotlar, thermo eldivenler kalın bereler -7 derecede bile dışarda uyurlar) 

Beni zorlayan kısım ise bıkkınlık, beklenti ve uykuya dalışın ne kadar süreceğinin belirsizliği! 
Çünkü onların uyku saati de benim molamın/mesai bitişimin başlangıcı.. Ve rutinim bozulduğunda ben de adeta bir bebek gibi sapıtıyorum, deliriyorum, huysuzlanıyorum... 

5 te mesaisi biten bir insan nasıl ki dakika sayarsa eve döneceği anın hayallerini kurarsa, dersi 3 te biten bir öğrencinin nasıl gözü hep saatte olur ve zil çaldığı an ipinden kopmuş dana gibi merdivenlere koşarsa, açlıktan bayılayazan bir mümin iftarı nasıl beklerse ben de çocukların uyumasını öyle bekliyorum! Ve o saat geldiğinde uyumuş olsunlar istiyorum.. Uyumamalarına tahammülüm yok... Ağlayasım, saçımı başımı yolasım geliyor. 

Mayayı pusete koyuyorum ve yürümeye başlıyorum. Aklımda Şunlar Dönüyor zaten son birkaç saattir:
Maya uyuyunca
-kendime güzel bir tabak hazırlarım, içeceğimi alır tv nin karşısına kurulurum. Sevdiğim dizinin yeni bölümü gelmiş oh mis keyif yaparım. 
-belki üstüne bi parça çikolata yiyip kahve bile içerim! 
-günlerdir aklımda olup bir türlü fırsat bulamadığım ufak tefek ev işlerini yaparım (birikmiş ütü, dolap düzenleme, banyo temizleme vs) 
-haftalardır fırsat bulamadığım, her bakışımda ıyyyk dediğim at nalı gibi olmuş ayaklarıma bakım yaparım, oje sürerim bir 10 dk uzatırım 

Maya uyumuyor ve yarım saattir pusetle gezmekten nevrim dönüyor. (Halbuki çok uykulu görünüyor, 5 dakkada uyur bu diyip, ince bir ceket ve uyduruk ayakkabılar giymişim. Yarım saatlik yürüyüşe dayanmıyor hiçbiri.. Ayakkabılar vuruyor, içim üşüyor, ellerim buz tutuyor) Hezimeti kabullenip, eve mi dönsem? Uyutmasam mı? Hiç uyuyacak göz yok mu? 
Allllaaah ne dramatize ettim be! Dünyanın en zavallı insanıyım o an :)) tamam bu da tırt bi sorun, ama hissettiklerimi anlatmaya çalışıyorum burda. Ve bu olay bana en büyük hayal kırıklığı, duygu çöküklüğü, iç çömelikliği! Ne yapayım. 

Ha ne diyordum, benim çocuklar bir de şahane uyuyan çocuklar. Bu durumları nadir yaşıyorum. Ama işte ya ciddi uyku sorunları olan, gece uyanan, makul saatlerde yatmayan Çocuklarım olsaydı ne yapardım? Küçücük bir uykuya Dalış problemi bile beni bu hale getiriyorsa, bunu sürekli yaşasaydım ne yapardım? Ciddi bir depresyonun ve ya histeri krizlerinin içinde bulurdum kendimi. Beni daha çok zorlayan, çaresiz hissettiren birşey olamazdı sanırım (sağlık durumları hariç elbette, Allah nankörlük etmekten ve büyük konuşmaktan korusun!) 

4- Emrivakiler!


Hayır diyemeyeceğimin çok iyi bilindiği (tahmin edildiği) konularda, sanki bana seçenek sunulmuş da kendim seçmem sağlanmış süsü verilen manipülasyonlar!
Bu konuyu açmak istemiyorum, birkaç örnek var ama fazla özel ve ailevi şeyler. Şimdilik bu gizemli tanımlamayla idare edin :) Bir gün çok şişersem anlatırım onları da :)) 

5-Ben konuşurken, gayet motive ve hararetli bişeyler anlatırken; söylediklerimin dinlenmemesi, sözümün alakasız şeylerle kesilmesi. (Heeey laf anlatıyoruz heralde burda! Başçavuşun eşşeği nin ingilizcesi neydi?) 


Abi dinlemiyceksen, konuyu neden açıyosun? Cevabıyla ilgilenmiyosan soruyu neden soruyosun? Heh eğer ben kendiliğimden saçma bi konu açıp seni esir aldıysam da (ki bence yapmıyorumdur bunu, çünkü benim anlattığım herşey çok önemli! Hahahah) o zaman da yalandan nezaketten dinler gibi yap, lisanı münasiple konuyu kapat, kısa kesmemi sağla. Onu da ben mi öğreteyim? "Hee hee aynen canım. Haklısın cnm bu arada hububat fiyatları??? "Falan de işte konuyu değiştir.
Ama ben konuşurken kafanı öbür tarafa çevirip, odanın öbür ucundaki insana bağırma, zönk diye 5 dakka başka bi insanla konuşup, pardon cnm ya sen ne diyodun?deme. Ay dünyanın en ezik insanı gibi hissediyorum o an. 
Bunu yapan insan bi benim çevremde mi çok var? Yoksa siz de bildiniz mi? 

Aslında yazıya başlarken niyetim, böyle tiri viri örneklerden kısa kısa çok maddeli bi liste yapmaktı. Ama baktım yazdıkça yazıyorum, önümü alamıyorum. 5 maddede bıraktım. (Tam liste değil yani aslında, herşeye gıcık olan, cins bir insanım)
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın beybiler. 

















12 yorum:

  1. Ah!!!O uykuya dalma mevzusu bende derin yara.7,5 ayda beni depresyon eşiğine getirdi.Uyur mu,uyumaz mı,5 dakikada mı uyur,45 dakikada mı uyur,meme emerken içi 5 dakika geçip uykusunu alır da uyanırsa(hiç ara vermeden 2,5 saat daha mesai demek)...Nasıl ızdarıplı bir bekleyiş 24 saat içinde 6-7 defa."Diyelim ki uyumadı,en kötü ne olur?"diye terapisel sorular sorarken buluyorum kendimi.Puset desen 10 defa uyutmaya çalışıyorsam sadece birinde muvaffak oluyorum.Diğer dokuzunda "Atıyım kendimi bir arabanın önüne,bitsin bu dert"modundayım.Ve sadece ben uyutabiliyorum.Bir ara gece baba da uyutmaya başlamıştı ama bitti o dönem.Sırf günde birkaç kez uyutsun diye bir bakıcı bulmak gibi saçma düşünceler içindeyim ama tükendim.Bir de tabi uyuyunca yapmayı hayal ettiklerimiz ve onların suya düşmüş halleri...
    Bir de ben de evim emekli albay evi gibi olsun isteyip bir de bunun için ciddi çaba harcayıp olmayınca da somurturum,dinlenemem çünkü dağınık evde.Bekletmek dışında(ben de genelde herkesi bekleyen tarafımdır)beyinin tıpkısının aynısı bir tipim malesef.Aynı çatışmalar aynı kelimelerle bizde de yaşanıyor.Ben genelde ruhumda bir yerleri toplamaya çalıştığımı düşünüyorum.Çünkü sürekli bu ev dağınık diye geziniyorum,illa söylenicek birşey buluyorum.
    Çok kendimi bulduğum bir yazı okudum yine.Süperdi.
    Kaçtım ben...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amma çok bir de demişim.Telefondan yazınca feci olmuş.Neyse yatıyım ben en iyisi...

      Sil
    2. Geçiyor bu günler demek isterdim ama malesef bir 2 yılımız daha var sanırım :( yani en azından kreşe falan başlayıp öğlen uykularını, puset fasıllarını bırakana dek.. Ama emzirme dönemi bitince gece pışpışlaması bitiyor, azimli bir uyku eğitimiyle yatağa bırakılıp kendi kendine dalar hale gelen çocuk elde etmek mümkün :)) -tracy hogg feat. Başakito uyku eğitimi modelimi yazarım istersen sana :)-
      Ya ben mi abartıyorum, bütün anneler çocuk uyutuyor sonuçta, bu kadar uç duygularda yaşamam bu kadar sinirden elim ayağım titremesi normal mi diyip kendimden Şüphe ediyordum... Yorumun rahatlattı beni.
      Ev toplama ve düzen davranışını da "ruhu toplamak" olarak tanımlaman çok hoş bir tespit oldu. Düşündüm ve farkettim: benim de sürekli ruhum Dağınık, aklım dağınık. Hep bir curcuna Cümbüş hali, yerli yersiz aklıma üşüşen anılar, komiklikler şakalar hepsi ortalık yerde karman çorman işte:) ama ben seviyorum bu hali. Anıların, kafamdaki karelerin üstüne basarak, ayağımla iterek, hoplayarak zıplayarak dolaşmayı seviyorum:) Dağınık kalsın istiyorum. Belki biraz da kaostan besleniyorum :)

      Sil
    3. Ya ben Arda'da 8 yıl önce uyku eğitimi lafını bile duymamıştım,çocuk uyurdu öyle.Akşam yatar sabah kalkardı.Kayra daha küçük ama Tracy Hogg deniyim dedim,yüzüme gözüme bulaştırdım.Harvey Karp'la toparladım.Uyku eğitimi modelini merak ettim ama bekliyorum yazını.
      Bence abartmıyoruz.Çünkü ben mesela bu aralar Kayra'ya 2-2,5 saatlik bir zaman kesintisiz bakım veriyorum(ki sen de süre daha uzun şimdi ben Arda'da o zamanlarda bakıcı bulup işe kaçmıştım).Sonra bir yarım saate ihtiyacım oluyor,uyumayınca ya da az uyuyunca motivasyonum düşüyor,yoruluyorum,falan falan...Normal bence,aşırı sabırlı olanlar anormal:)
      Benim de aklım dağınık,sürekli düşünme ve kendimle konuşma halinde geziniyorum.Ama ben çok yoruluyorum bu sürekli düşünme halinden.Bir de büyütülürken bilinç altımıza kazınanlar var bu düzenle,temizlikle ilgili onları aşmam gerek benim.Yazıcam birgün bunları.Buraya döşemiyim şimdi.
      Sevgiler çok:)

      Sil
    4. Haha evet ya eskiden uyku eğitimi mi varmış? :) biraz da unutuyoruz bebekleri büyütürken yaşadığımız zorlukları. Büyük Resim kalıyor Aklımızda : güzel uyurdu, zor uyurdu, yerdi, yemezdi gibi... Detayları, ve hissettiğimiz Duyguları canlı tutmak, öylece Hatırlamak zor. (Senin 8 yıl olmuş Arda'nın bebekliğinden bugüne, benim 3,5 yıl; ben de birçok şeyi hatırlayamıyorum)
      Uyku eğitimi 1 yaştan önce erken bence.. (İşte Tracy hogg la ayrıldığım noktalardan biri) Hele bir de gece emzirmesi yapıyorsan, gece kesintisiz uyutmayı hedeflemek imkansız.
      Bu konuyu yazacağım söz, ekledim listeye.
      Ya o titiz düzenli ailede Yetişme olayı çok ilginç aslında, bazen de ters tepebiliyor. Obsesif-kompülsif bozukluk derecesinde hijyen ve düzen takıntılı insanların çocukları, aşırı Dağınık ve pasaklı da olabiliyor (bizzat tanıdığım Örnekler var :)) tabi aynı şekilde hassas da olabiliyor. Insanın yetiştirilme tarzı, anneden/aileden öyle görme değil de; içinde olan birşey bence temizlik ve düzen dürtüsü. Tamamdır bir ara uzun uzun yazarsın keyifle okuruz biz de :)

      Sil
  2. Başak, Volkan'da da benzer cinslikler var. Mesela çocuk küçük ev aletleriyle oynarken aklı çıkıyor, yerlerde tabak çanak varken uyuzlanırdı, ne bileyim işte böyle cıvık cıvık bebek dağınıklığına içten içe bi kıllanma yaşıyor ve anca aksilikler olduğunda konuşmaya cesaret buluyo, o zaman da ters konuşuyor tabi, kavga gelişiyor.

    Mesela.. Diyelim Doğu iştahla oynuyor. Elinden o değerli ev aletini düşürdü, ayağını incitti. Volkan hemen bu olayın bizim sorumsuz ve disiplinsiz ebeveynliğimizden olduğunu ve hatta bazen gaza geldiyse, "bizim yoldan çıktığımızı" filan iddia ediyor. Bence olay bu değil. Kesinlikle sevmiyor dağınıklık.

    Bi ara geyik olsun diye Montessori, ay em sori der dururdu. Bence hakikaten sevmiyor. Kavgalar oralardan benim kolaycı anneliğime geldi bikaç, valla aşırı gıcık kaptım. Kolaycı anneymiş. Kolay tabi evin batması, eşyaların karışması, ıslaklık, yerler yiycek dolu vs. Bana bu kolay geliyor sanıyor.

    Bir türlü uykuya dalamama sıkıntısına gelince..
    Doğu da öyle. Hep öyleydi. Doğduğundan beri güzel uyur, arada cinnet uykusuzluk dönemlerimiz oldu, sen biliyorsun. Ama ağırlıklı olarak düzgündür uykuları. Fakat ah o dalmaların uzunluğu. Kendi kendine yatağında huzurlu takılırken bile uzuuuun çoook uzun bakışırdı tavanla. Fakat eğer ben kritik anlarda uyutuyosam filan, alışkınım ya bir de sorunsuz uyku anlarına, beynim "hemencecik uyur zaten, sonra ben de laylayloo" komutunu veriyo, beklentiye giriyo. Ve tıpkı senin gibi cinnetin eşiğine geliyorum o masum anne kılığımdan. Çocuğun inadı tuttu filan gibi yorumlar yapıyorum içimden. Ulan halbuki çişini yapmamışsın, karnın da aç, o radyo programına da yetişmek istiyosun, başka da derdin yok aslında.

    Ne kadar çok yazdım. Dün okudum yazını, bi çay tazeleyip ben de anlatmak istemiştim ama olmadı. Bugüne kalınca da üstüste bindi mevzular.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya benim eleştirilmeye hiç tahammülüm yok! Yani yapmadığım şeyler için eleştirilebilirim. (Mesela işte spor yapmıyorsun, çok kahve içiyorsun falan okey onlar. Diyin onları) Ama emek sarfettiğim, kendimce yapmaya çalıştığım şeyler için hoff bu ne yeaa, rezalet fiyasko falan tarzı Eleştirilere kapalıyım :)))
      Ev işi namkör be! Yap yap kimse görmüyo. Hele ki koca kişisi nedense laf etmeye hakkı olan en son insan :)))) (hakkaten neden öyle?)

      Uyku konusunda verin gazı, verin gazı lütfen. Biz de sinirleniyoruz diyin hak verin :))) izliyceğimiz bi kıçı kırık dizi, keyfimiz iki lokma cips-bira.. Onu da yapamıyorsak isyeaan etmeye hakkımız olsun diyin:)



      Sil
  3. Hiç çaktırmamışım ama güldüm çok okurken. Eyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun, ciddiyetle yapılan yorumlara bile hemen cıvıyorum ben. Bana farketmiyo :))) tünaydın cağnım, benim cevap anca :)

      Sil
  4. Ay 1 numero ayni bizim ev, nedir bu koca kisilerinden cektigimiz kizlar yaaa :) canim hic uyumayan bir bebeden sonra, onun update edilmis versiyonu geldi kucagima. Su bildigin zombi, haciyatmaz, yatsada saatte bir uyanan bebekti. Iki sene filan hergun agladim uykusuzluktan :( o duzeldi yenisi degisik versiyonla vizyona girdi. Diyecegim odur ki benim bebeler kadar uyku sevmeyen ve uykuya dalamayan sanmiyorum ki yoktur bu alemde. O kadar iddialiyim bak. Sabir diyorum iki numaraninda az kaldi buyumesine. Uyuturken salla salla vur duvara hissiyatim henuz gecmis degil :)

    YanıtlaSil
  5. Benim bebeler bir gün geç yatsa bir gün erken yatıyor. Kızım kreşe gidince uykumuz düzene girdi ama oğlum her daim enerjik. Ay bu erkek çocukları fena ya.tabi ben yorgun uykusuz kaan'o uyutmaya çalışıyorum 10 kere kalkıyor, babasının yanına gidiyor. Yani uykusu da var ama uyumuyor. Ben dellniyorum o sıralar, içimdeki kurt kadın çıkıyor sanırım:))) 1 senem daha var ya. İste boyle bir daha ki sene daha iyi olurlarla annelik hayatımda 4 yil bitti ama bir sene sonra onu kreşe gonderince uyku sistemimiz de oturur sanırım.
    Dağınik olduğum doğrudur.ama temizim ya. Daginikligim batıyor herkese konu komşu, akraba es dost...cidden temiz titizim ama evim dagilabilir yani illa ki koltuk yastıkları tesbih gibi dizili olmasa da olur, simetrik durmasa da olur, çoraplar ve iç camasir çekmecesi karışık olabilir, yeterki coraplar çorap, çamaşırlarda çamasir çekmecesinde olsun....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1 Senem kaldı 2 Senem kaldı diye kabaca hesap ederekten Nostradamus olucaz valla 😂 benim de kafamdaki hedef o; ufak kreşe başladı mı tamamdır. Kolaylıycam sanki; bu kez de çocuklar büyüyünce dertleri de büyüyor diyorlar :))
      Benim konu komşu ne der endişem olmadığı için, dağnıklıkta coşuyorum :))) -malum, bahsetmiştim habersiz gelen gidenim olmuyor-
      Ama şuna da dikkat ettim, Türkiye'den yatılı misafirim geleceği zaman çok stres oluyorum, evimi pis bulurlar mı? Düzenime ne derler, kınarlar mı içten içe falan diye... Türk Kadınlarında temizlik hijyen çıtası çok yüksek yaa, ne yapsam olmaz benden o standartta bişey :))
      Amaan boşverelim ya, kim ne derse desin. Biz çocuklarımızla mutlu, huzurlu, keyifli olmaya bakalım, gerisi önemli değil

      Sil