29 Aralık 2015 Salı

Yeni Yıl Yazısı




Bir yıl biterken ve yeni yıl gelirken, şöyle bir dönüp bakardım ve ne çok şey olmuş neler yaşamışım derdim. Sevgilier, arkadaşlıklar, ayrılıklar, mezuniyetler, hayaller, hayal kırıklıkları, taşınmalar, tatiller, efsane partiler, eğlenceler... Her yıl dolu dolu geçerdi. Sonra büyük hayat değişiklikleri geldi, 2010 evlilik, 2011 hamilelik 2012 edinin doğumu, 2014 tekrar hamilelik ve mayanın doğumu... 

Sanırım kendi hesabıma en durgun, en sakin yıl 2015 yılıydı... Yani artık evliliğim ve 2 çocuklu hayatım oturmuş, buraya Kök salmaya başlamış; gelecekte bir belirsizlik (mesela yeni bir bebek, ev, büyük bir iş) planı barındırmayan yerleşik hayatımın artık ilk yılı!

Bir yandan ölümüne sıkıcı ve bayık geçse de, bir yandan bu kadar stabil ve korunaklı olmasını seviyorum yaşadığım şehrin.
Mesela daha bu gün Haris'in ilkokulunun önünden geçtik arabayla. "Bak Edin burası benim okulumdu" falan diye anlatıp gösterdi edo'ya. Sonra bana döndü "hiç değişmemiş, tek bir çivi çakılmamış, tıpatıp aynı kalmış" dedi. Oysa ben daha en son 5 yıl önce gittiğim Üsküdar'ı 2 gün önce tanıyamamıştım. 
3 saat önce evden çıkmama ramen, trafik yüzünden en yakın arkadaşlarımdan birinin nikâhına yetişememiştim. Korkunç bir devinim içinde, sürekli stres ve belirsizlikle yaşanıyor istanbulda. Burada ise bırakın metroyu raylı sistemi, otobüs saatleri bile duraklarda Dakika'sı dakikasına yazar ve insanı hayrete düşürecek şekilde işler. 

İnsanların iş durumu, ev durumu, çocuklarının okul durumu sürekli muamma ve her sene yeni trendler pörtlüyo. Bugün in olanlar, yarın out. 

Bizde ise Haris 20 yıldır aynı işte çalışıyor ve 15 sene sonra oradan emekli olacak. Çocukların gideceği ilkokul, lise ve üniversite şimdiden belli! Ölüm, kalım, hastalık durumları (Allah korusun) dışında herşey uzun vadede planlı, sabit. 

O yüzden 2015 benim artık, birbirinin karbon kopyası olacak uzuuuun yıllarımın ilkiydi. 2016, ikincisi olacak...

Böyle anlatınca ruhsuz ve mutsuzmuşum gibi oldu sanki. Ama değil! Ben çok memnunum halimden ve hayattan beklentim de zaten tam olarak bu. Huzur ve saat gibi işleyen bir düzenle geçsin. Çocuklarım sağlıkla büyüsün... 

Zaten çocuklarımın ve sevdiklerimin sağlığından başka birşey istemiyorum, hayalini kurmuyorum. 

Geçen gün farkettiğim bir olayı daha yazayım, konu buralara kadar geldi madem.  Maneviyatı çok kuvvetli bir insan değilimdir. Dinlere, peygamberlere inanmasam da (denedim ama malesef mantığım bir çok şeye inanmama engel oluyor, Kalben bir bağ kuramıyorum) Allah'a inanıyorum. Yani dua etmeyi, büyük bir Güce sığınmayı seviyorum. Kader, kısmet, karma artık adını koyup tanımlamak size kalmış, bizim değiştiremeyeceğimiz şeylerin olduğuna ve onları yaşamamız gerektiğine de inanıyorum. Everything happens for a reason. Neyse fazla açılmadan toparlayayım. Ne diyordum.. Eskiden zırt pırt olur olmaz herşeye dua ederdim. Allahım ne olur şu iş olsun, allahım şu sınavı bir geçeyim, allahım hadi bi el at da şu yakışıklı çocukla bir tanışayım amin, allahım hadi şu tatile gideyim, allahım ne olur bu hafta param yatsın da alışveriş yapayım... Çok Yürekten ister ve ciddi ciddi dua ederdim. Işte şimdi Allah'ı böyle şeylerle meşgul etmek sanki çok ayıpmış gibi geliyor (kafalara gel :))) E öyle ama. Bir de saçma şeylerle dilek kotamı doldurmayayım diyorum. Yani şu ara para sorunumuz pek yok. Ama olsa da ev alayım, araba alayım, bir yerden para gelsin falan diye dua etmezdim. Sadece ve her gece, çocuklarıma, bana, aileme, sevdiklerime sağlık sıhhat ver bizi birbirimizden ayrıma ne olur diyorum. Gerisini biz hallederiz. 

Sen de buyur gel bakalım 2016. Başımızın üstünde yerin var. Bizden sevdiklerimizi götürme, dermansız dertler getirme yeter. Gerisini biz hallederiz. 











2 yorum: