7 Aralık 2015 Pazartesi

Maya'nın Doğumu




Doğum yaklaştığından beri nasıl yapacağız, nasıl bir düzen oluşturacağız, kim kiminle kalacak, ziyaret saatleri nasıl olacak diye planlar yapıp duruyorduk. Işin içinden çok zor çıktık. 
En büyük sorun hastanenin eve çok uzak olmasıydı. Trafik yoğunluğu ve şansımıza o güzergahta olan yol çalışmasıyla beraber en az 1 saat Sürüyordu yolculuk. O gün için Plan şuydu: Harisle beraber saat 10da ameliyata gireceğiz. Operasyon bitip beni ayılma odasına aldıklarında Haris eve gidip annemi ve edoyu getirecek. Haris'in eve gidip gelmesi 2 saat süreceğinden o 2 saat için de yanıma jasminayı ya da deryayı çağıracağız! Haris eve vardığında edo da öğlen uykusundan uyanmış oluyordu tam denk geliyordu. Hastaneye gelmeleri saat 4-5 desek, 7 ye kadar kalırlar ve akşam 8de edonun uyku saatinde eve dönmüş olurlar. Olabilecek en iyi plan buydu! 
Hastanede Kaldığımız diğer günler de bu şekilde olacaktı. Sabah erkenden annem Haris ve edo gelecek öğlen 11e kadar kalacak, 12 de öğle uykusu uyumak üzere eve gidecekler, uykudan sonra tekrar gelip akşama kadar kalacaklar... Gayet güzel.

Doğumdan önceki son gece, ameliyat sonrası benim yanımda kim kalsın tartışması yapılıyordu. Jasminanin dersi 1de bitiyordu 'ama istersek' daha erken çıkabilirdi! (Aro) bütün cümleleri 'bana ihtiyacınız varsa' 'isterseniz' gibi girişler içeriyordu (bu hep böyle! Yani jasiyi severim, iyi niyetli kızdır. Bunu samimiyetle teklif ettiğine inanıyorum. Yani istemediği için falan değil. Kızın tarzı bu! Ama yine de bu üsluba gıcık olmadan edemiyoum) bir kere o günkü dersini mevzu bahis bile etmemesi gerekirdi. Benim hiçbir işim yok, o gün hiçbirşey yeğenimin doğumundan önemli olamaz demeliydi! Ihtiyacınız var mi gak guk diyeceğine, benim yiğenim tabi ki ben geleceğim! Demeliydi. Ya da 'ben gelmek orada olmak istiyorum' demeliydi. Bu kadar net!
Neyse ben hem jasminanın bu lütufkâr tavrından hazetmediğimden, hem de kendisi gerçekten su katılmamış bir beceriksiz olduğundan onun gelmesi taraftarı değildim. Ayrıca sıkıcı ve bayık buluyorum muhabbetini, benim daha iş bitirici ve moral yükseltici birine ihtiyacım vardı: mesela Derya. Deryacık sağolsun koşa koşa geldi... 

27 Ekim Pazartesi günü, saat 7 gbi evden çıktık. Harisle ikimiz de çok Heyecanlı ama gergindik. Yolda saçma bir kavga ettik ve ben ağladım.. Kavganın konusu kolayca tahmin edileceği üzere: neden jasmina gelmiyor da Derya geliyor, idi. Neyse Haris hastaneye varmadan, benim o günkü isteklerimi sorgulamanın hata olduğunu anladı ve özür diledi.

8 de hastanedeydik, kaydımızı yaptırdık, odamıza götürüldük. Hastane önceden de görüp beğendiğimiz üzre gerçekten de çok güzeldi. Oda ferahtı. 2 kişilik odada kalacaktım, Yanımdaki yatak boştu ve büyük ihtimal de dolmayacaktı. 2 kişilik odayı ben kendim istemiştim, dolsa da önemi yoktu. Eşyalarımı yerleştirdim. Geceliğimi ve hemşire yardımıyla tromboz çoraplarını giydim. Hemşireler gelip gidiyor, damar yolu Açılıyor, kan alınıyor rutin hazırlıklar yapılıyordu. Derken ameliyat saati geldi çattı. Bütün işlemlerin, en ufak aksama yaşanmadan tam saatinde ve çok dakik gerçekleştiğini söylememe gerek yok heralde? Saat tam 10 da ameliyathanedeydik! 

O kafayla ameliyathane bana küçücük bir depo, ardiye odası falan gibi geldi :) AKH ya kıyasla gerçekten minik bir odaydı ve duvarlarda ilaç dolapları falan vardı (sanırım) anesezim ameliyat masasında yapıldı. Haris bu kez anestezi esnasında da yanımdaydı ama hiç bakamadı :) ikimiz de daha rahat ve deneyimliydik. Korkmuyorduk. 5 dakika içinde maya doğdu! Doktorun 'işte burdaaa' falan diye sevimli bir şekilde bebeği havaya kaldırması, tüm ekipten tebrik cümleleri ve mayayı ilk görüşüm.. Ilk tepki olarak eli
Ayağı tam, yüzü sevimli falan diye kontrol edip rahatladım. Çünkü her ne kadar ultrason ve genetik testler bebeğin sağlıklı olduğuna işaret etse de, insan Gözüyle görmeden tam olarak rahatlayamıyor. Şükürler olsun ki herşey yolundaydı. 
Ilk dikkatimi çeken şey, bebeğin çok saçlı oluşuydu. Bir de kıpkırmızı birşeydi. Bebeği yanağıma dayadılar, ben yine ağladım. Ardından hemen Haris'i de alıp bebeğin ilk kontrolleri için gittiler. 5 dakika sonra Haris kucağında mayayla geri geldi. Çok mutluydu ve sürekli gülümsüyordu. Yanıma oturdular, ameliyatın sonuna kadar yanımda kaldılar. Yatış pozisyonumdan dolayı mayayı göremiyordum ve sürekli nasıl birşey falan diye harise soruyordum. O da 'so beautifull' diyodu. Kızından büyülenmiş gibiydi, sürekli mayayla konuşuyor ve gülüyordu. 

Yatış pozisyonumdan dolayı sadece karşımdaki Duvarı görüyordum. Orada daire şeklinde beyaz klasik bir duvar saati vardı ve ben dikişlerin bitmesi için dakika sayıyordum. Nihayet bitti, paravanı kaldırıp üstüme ısıtıcı yorganı serdiler, tir tir titriyordum. Mayayı koynuma koyup, sedyeyle ayılma odasına aldılar. 

Edinin doğumu, sadece kadın doğum katına özel bir alandaydı, sadece sezeryan ameliyatları Yapılıyor ve ayılma odasında yalnız kalınıyordu. Fakat bu hastanede, sanırım bütün ameliyatlar aynı katta Yapılıyor bu yüzden ayılma "koğuşunda" bütün hastalar sıra sıra bekliyordu. Birkaç yaşlı hasta daha vardı çevremde. Ama tabi ki gözüm hiçbirşey görmüyordu. Mayayı keyifle emziriyor, ona sımsıkı sokuluyordum. Annemi Arıyor ulaşamıyordum. Zaten sinyal çok zayıftı. Bir de üstüne üstlük annemin telefonu sürekli kapalı mesajına düşüyordu. Kafamda bir ton felaket senaryosu dolaşmaya başladı. Annemin telefonu nasıl böyle bir günde kapalı olurdu? Edoya birşey mi olmuştu? Bir an önce birileriyle konuşmak ve odama çıkmak için can atıyordum. Sonra beni odaya aldılar. Derya ve gözde bizim katta koridordaydılar. Çok mutlu çok şapşaldım. Sürekli espriler yapıyordum (çıplak olmamla, mayanın saçlı olmasıyla falan ilgili) ne kadar süre geçti bilmiyorum o ara Harisle konuşmuştum zaten, yoldaydılar. Annem yanlışlıkla iPhone U update etmiş bidaha da açamamış, ondan kapalıymış. 


Edo odaya girince çok kötü oldum. Çocuk karmakarışıktı... Ne olduğunu anlamamıştı. Mayayı ve beni ignore ediyor hiçbişeyle ilgilenmiyor gibiydi. Yani şuan nasıl betimlesem bilemedim. Kızgın ya da huysuz değildi, trip atar gibi değildi... İfadesiz ve tepkisizdi daha çok. O odada neler döndüğünü merak ediyor, anlamlandırmaya çalışıyor gibi değildi. 
Edoyu biraz öptüm sevdim, mayayla tanıştırdık. Yanağına dayadık. Edonun yatma saati gelmişti hep beraber eve döndüler. 

Çok yorgundum, sürekli mayayı emziriyordum. Sütüm hala gelmemişti. Ama maya genelde uyuyordu. Gece saat 2 gibi yanıma yeni doğum yapmış bir anne geldi. Bu duruma biraz bozulsam da tekrar uyudum. 
Sabah oda arkadaşımla tanıştık. Peru'lu çok tatlı, sessiz sakin bir kadındı. Bir oğlan doğurmuştu ve adını antonio koymuşlardı. Onun da ikinci bebeğiydi. Antonionun bir de abisi vardı. Normal doğum yaptığı için, fır fır geziyor oturup kalkıyordu. 
Saat 8.30-9 gibi annemler geldi. Edo yine hiç ilgilenmiyor, canı sıkılıyor, gezmek-oynamak istiyordu. Annem edonun peşinde hastane koridorlarında koşturuyordu. 
Oda Arkadaşımın da kocası oğlu kardeşi falan ziyaretçileri gelmişti. Ama çok kibar ve düşünceli insanlardılar. Odada hiç takılmadılar. Ben ameliyatlı olduğum için, benim kalkamayacağımı biliyorlardı. Sanırım bu yüzden, bizi yalnız bırakıp kendileri koridorda misafir salonunda falan takıldılar. 
Maya iyice acıkmıştı ve ağlıyordu, bas bas bağırıyordu. O gün kalktım yürüdüm falan biraz. Pek fazla ağrım yoktu. Rahat hareket ediyordum. Iştahım açıktı, yemeklerimi yiyordum. 
Edoyu hastanede zaptetmek zor olduğundan ve annemin de edonun peşine koşmaktan benim için yapacağı birşey olmadığından; birdaha gelmemelerine karar verdik. Edonun öğlen uykusu vakti geldiğinde vedalaştık, eve döndüler. 
Sonra Haris tek geldi. Akşam 8e kadar kaldı. 
O gece çok yorgundum mayayı hemşirelere verdim. Bütün gün ağlamıştı. Alın şunu yedirin, sonra da uyutun lütfen dedim. Gece 4e kadar uyudum. 4te mütiş bir Enerjiyle uyandım. Kendimi çok güçlü hissediyorum ve mayayı almak istiyordum. Kendi başıma kalkıp, tuvalete gidip kakamı yaptım. Bilen bilir, ameliyat sonrası kaka önemlidir. Hemşire odasına gittim. Maya uyuyordu. Mayayı alayım dedim. Hemşirelerin hepsi çok tatlıydı zaten. Maya sütünü içmiş ve hep uyumuş. Nöbetçi hemşire Mayayı odama getirip yanıma yatırdı. Sabaha kadar mayayı öpüp sevdim. Bizim tayfa öğleden sonra geldi. O sırada sütüm de geldi, çok mutluydum. Doktorum gelince, Bu akşam eve gitmek istiyorum dedim. Aklım Edo'da kalıyor, eve gidersem daha mutlu Olacağım dedim. Kontrollerimi yaptı. Kanama, yürüyüş, wc durumları falan hepsini sordu, cevaplar olumluydu. Eliyle karnımı rahmimi falan bastırarak kontrol etti. Tamam çocuk doktoru da okey verirse çıkabilirsin dedi. Çocuk doktoru gelince, o da mayayı kontrol etti. Hersey normaldi. Hemşireler beni emzirme odasına aldı. Mayayı emzirme öncesinde ve sonrasında çıplak olarak tarttılar. Aradaki fark 15 gramdı :) tamam sütün harika gidebilirsin dediler. Düşünsenize maya daha 3 günlük ve 15 gr sütle karnı doyuyor. Ne büyük bir mucize. 
Bu arada kısa tutmak için detaylı yazmadım ama hastanede kaldığım süre içinde (2gece 3gün) çok yoğundum. Bebek bakımı üzerine konuşmak için ebeler, çocuk hemşireleri, fizyoterapistler benden randevu alarak sürekli yanıma geldi ve uzun uzun konuştuk hep. Ben ikinci çocuğum ve 2. Sezeryanım olduğunu söyleyip bilmişlik taslasam da, herşeyi en baştan tekrar tekrar anlattılar. 
Akşam yemeğinden sonra evimize gitmek üzre hastaneden ayrıldık. 


Arabada iki çocuk koltuğu vardı. Arka koltukta yanyana oturuyorlardı. Iki çocuğum olduğuna inanamıyordum! 

2 yorum:

  1. ne güzel anlatmışsın. doğum yaptığım günlere döndüm. ne kötü ki eve giderken, bebek bakımı ile ilgili tek bir fikrim bile yoktu. sanırım depresyon derecesinde ağır yaşadığım lohusa sendromu bu yüzdendi. kesinlikle bir anne adayına başına neler gelebileceğinin eğitimi verilmeli bebeği doğmadan önce. çok ama çok zor bir dönemdi. işe başlamak için gün saydım ve bebeğime sağlıklı bağlanamadım o dönemde. şimdi de yanımdan ayırmak istemiyorum ama çalışıyorum işte...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. orumunuza çok teşekkür ederim. Biraz zor bir dönemden geçiyorum daha önce cevap yazamadığım için üzgünüm. (Son postumda anlattım bu ara içinde Bulunduğum ruh halini)

      Lohusa depresyonunu yaşamayan yok bence, kimi hafif bir hüzün ve panik haliyle daha kolay atlatıyor, kimi daha derin ve uzun Süreli... Bu süreçte sevdiklerimizden destek ve Anlayış görmek önemli.

      Ben doğumdan önce bir takım hazırlık kurslarına gitmiştim ama bir işe yaradığını söyleyemem :) bebeğim doğunca tavuk gibi kalakaldım :) hepimiz geçiyoruz bu yollardan ve annelik içgüdüsel. Başları ne kadar zor olursa olsun, büyük bir aşkla bağlanıyoruz sonunda :)

      Sil