7 Aralık 2015 Pazartesi

GEBELIK GÜNLÜKLERI- 1.Trimester




(bu günlükler subat 2014-ekim2014 arasindaki süreci icerir.)




5. Hafta: 
Şuan Edo 19 aylık, ve yaklaşık 35 hafta sonra bir kardeşi olacak... 

-Edo abi olmak için biraz küçük değil mi? 
+Bilmiyorum
-Planlı bir gebelik miydi? 
+Hem de nasıl! 

Taa en başından beri planlıydı. Edo'dan bile önce.. "Bir çocuk yaparız, peşinden hemen bir tane daha yaparız, beraber büyürler" diye planlanmıştı. 

3-4 aylık bir deneme süresinden sonra, işi daha fazla şansa bırakmamak için ovulasyon kiti(*)yle yumurtanın olgunlaşma gününü tespit ettim. Ardından gün sayıp, adet gecikmesini bile beklemeden gebelik testini hunharca uyguladım. Ve bingo! Çok açık pembe olsa da ikinci çizgi orada! 

Derhal kocamı banyoya çağırıp sonucu paylaştım. İkimiz de olayı hafif bir sevinç, olgunluk ve sebatla karşıladık. Filmlerdeki gibi nara atma, havalara zıplama, beni kucağına alıp fır fır döndürme falan olmadı. Hamilelik ve doğum söz konusuyken hiçbirşey filmlerdeki gibi olmuyor ya, oraya geleceğiz. Onlar ilerleyen haftaların konuları. 

Hemen doktorumuza mesaj atıp randevu istedik ve 1 hafta sonrasına sözleştik. 

İkinci çizgiyi ikinci kez görmek... 

Bütün dünyaya "Ben hamileyim biliyor musunuz? Şimdilik belli olmuyor ama herkes bilsin istiyorum. Anne oluyorum." diye haykırma isteği  ilk seferki kadar karşı konulamaz değil. 

Herşey yolunda gidiyor mu? Bebeğim sağlıklı mı? Nasıl bir anne olacağım? (İki çocukla birden nasıl idare edeceğim versiyonu diyelim bu kez) endişeleriyse ilkine kıyasla, ne bir eksik ne bir fazla. 


(*)Ovulasyon kiti: eczanelerde satılan, idrardaki hormon değerlerinden yumurtanın en olgun ve döllenmeye en müsait olduğu günü tespit eden bir aparat. Şekli ve kullanımı gebelik testine benziyor. 



6. Hafta
Günler yine geçmek bilmedi.. Ilk hamileliğim zamanı, ev tipi gebelik testinde (sanki sanayi tipi gebelik testi de varmış gibi oldu) çift çizgiyi gördüğüm an kendimi kaybetmiştim. Ceketimi kaptığım gibi internetten adresini bulduğum ilk doktorun kapısına dayanmış; sekreterin "randevusuz zinhar alamayız" serzenişlerine hüngür şakır ağlayarak karşı koymuştum. Zorla kendimi araya sıkıştırtmış, doktorun "evet gebelik kesesi görünüyor ama çok erken, git filanca tahlilleri yaptır falanca tarihte yine gel" teşhisine içerlemiş ama mecburen geçmeyen günleri sayarak beklemiştim. 

Şimdi tecrübeliyim, hangi hafta neler olacak onları biliyorum en azından, hem bu kez ilk kontrolde kocam da yanımda; yalnız olmayacağım. Hiç panik yapmıyorum. 

...Derken doktorumuzun muaynehanesindeyiz nihayet. Bekleme salonunda bir duvar boydan boya çerçevelenmiş yeni doğan fotoğraflarıyla dolu. Bayılıyorum bunlara tek tek bakmaya. İçlerinden bir tanesi de siyah-beyaz çizgili 'been inside for 9 months' yazılı, hapisane tulumlu, bizim Edo! 

Önce havadan sudan (Malezya uçağı komplo teorileri), sonra geçen ayki tatillerden (o Tayland'daymış, biz Maldivler) sohpet; en sona kalansa sevimsiz vajinal ultrason. 

Minicik bir gebelik kesesi, yerleşim rahim içinde (derin bir oh), herşey yolunda. 

Ama beni kesmiyor bütün bunlar. Kalp atışını duymak ve muki' mi(*) almak istiyorum. İlk hamileliğimde kalp atışını hemen duymuştum ve muki almıştım. Yoksa öyle değil miydi? Tam hatırlamıyorum... 

2 hafta sonra tekrar kontrole gideceğiz. 10 gün olmaz mı? Olur. 10 gün sonra görüşürüz. 

(*)muki = mutter-kind pass 
Gebeliğin başlangıcından çocuğun 6 yaşına kadar olan tüm gelişim sürecini, tıbbi durumlarını, aşılarını takip eden bir 'anne-çocuk' karnesi. 

7. Hafta 
Hiçbir gebelik semptomum yok, ne bulantı, ne koku hassasiyeti, ne halsizlik, ne baş dönmesi... Memelerim bile fos bu kez. Hiçbirşey yok! 

Manik-depresif ruh halim var Allah'tan. O da olmasa ne biçim hormon bunlar aaaa diyeceğim. 

Testler tamam. Herşey temiz. Toxoplazmaya bağışıklıyım. Bahçeli evde 2 kedi besliyorum. Kediler günde 100 kere içeri-dışarı. Kapmışım zamanında toxo'yu, geçirmişim yatak döşek ki antikorlar sağlam. Yalnız 'kızamıkçık' aşım yokmuş benim. "Nasıl olur?"diyorlar. "Türkiye'de yokmuş herhalde benim zamanımda" diyorum. Verem aşısı, çiçek aşısı falan vardı da bizde, kollarımızda at nalı gibi iz bırakan. "Ah vah pek tehlikeli" diyor laborantlar. Üşengeç ve ihmalkar Türk genlerim ağır bastı; ilk hamileliğimden beri bu durumu bilmeme ramen çocuk doğduktan sonra bir türlü gidip de yaptırmadım şu aşıyı. 

Annemi tembihledim hamile olduğumu kimseye söyleme şimdilik diye, kendim de (çok yakın 2 arkadaşım hariç) kimseye söylemedim. 

Hamileliğini 13. Haftasına kadar sır gibi saklayanları sinsi bulur; sevinç de acı da paylaşılmak için var, ne olursa olsun derdim. Ama bu kez benim de içimden paylaşmak gelmiyor. Birşeylerin ters gidebileceği korkusu, heyecana ağır basıyor. 


8. Hafta 
8. Hafta dediğime bakmayın, işler birazcık karışık. Son adet tarihinin  gününü nasıl hesaplayacağımı bilemedim. Her ay takır takır düzenli giden siklus, Ocak ayında biraz yan çizmişti. Olması gereken günden 3-4 gün erken başlar gibi olmuştu. Spotting tabir edilen lekelenme tarzı ufak tefek kanama sürdü birkaç gün, sonrasında normal/tipik adet kanamasına döndü. Ben de doğal olarak, kanımız yerde kalmasın diyip 23 ocağı milat aldım. Ancak ultrason ölçümüne 23 Ocak uymadı. 

Doktora bu durumu açıklamamıştım, adamın da kafası karıştı tabi. Ultrason hesabına uymuyor bu falan dedi, en iyisi biraz daha beklemek dedi, ve aldı beni bir panik... 

Önce bu kan davasını anlattım. Aslında şöyle, böyleyken böyle diye. 

Ultrason hesabına uymuyor ne demek? Bir gelişim geriliği mi var yani? Olması gerekenden daha mı küçük bu embriyo? Anında yüzüm düştü. 

Sabır taşı doktorum, güzelce açıkladı. Gelişim geriliği ilk trimesterde söz konusu olmazmış. Ilk trimesterde embrio evrenselmiş. Herkeste ve illa ki aynı şekil, aynı boy olurmuş. Zaten çok milimetrik olduğundan kesin ölçüm de yapılamazmış. Milimetrik hata payı mutlaka olacak, e zaten sadece milimetrelerden bahsediyoruz. Buradaki problem senin son adet tarihini hangi gün kabul etmeli sadece ona karar vermek, bebekle hiçbir ilgisi yok dedi. 

İyi madem dedik 26 Ocak kabul ettik,  ve o gün o muayenede çok minik ve çok heyecanlı birinin kalp atışlarını duyduk. Bunlar olurken gebelik 7+0 'daydı. 

Şimdi 8.haftam başlamış sayılıyor. Bendeki tek tük (çoğu gebeliğe kıyasla hava civa) belirtiler ise: hafif iştah artışı, az buçuk öğle uykusu, sık idrara çıkma. 


9.hafta
İyiden iyiye karnım çıktı ve belim kalınlaştı. İnsanlar "ikiz olmasın sakın" ve "hiç 2 aylık gibi değil ayol, resmen 4-5 aylık hamile göbeği" yorumlarına başladı. Çok yeme! ve Spor yap! Tavsiyeleri de bonusu. Herkes iyiliğimi istiyor tabii, hep ondan... Çünkü bana "çok şişko görünüyorsun" imalarına ve "çok yeme iradesiz açgözlü, tut biraz boğazını" öğütlerine hiç üzülüp kırılmıyorum ben. Bilakis hemen bu uyarıları dikkate alıp diyete ve kardioya başlıyorum 10 kilo veriyorum.

Bu kez umutluydum halbuki... Ilk hamileliğimde düştüğüm hatalara düşmeyecek, kontrollü kilo alacak, hamileliğin keyfini sürecektim. Yine olmadı! Ilk sefere göre daha çok dikkat ediyorum ve daha çok hareket ediyorum. Dört dörtlük bir diyet yapmıyorum henüz. Ama mesela hiç tatlı yemiyorum, cips- kola-bisküvi sıfır, akşamları karbonhidrat yemiyorum, bir dilim börek yediysem ikincisini yemiyorum. Ilk hamileliğimde sürekli uyuyordum, bu kez istesem de yan gelip yatamıyorum. (Malum edo peşinde koşturmaca) Ayrıca haftada en az 20-30 km extradan yürüyorum. Yine de gidişat hiç ama hiç iyi görünmüyor. 


10. Hafta 
Bu hafta izmitteydim. Haris arkadaşlarıyla Mallorca'da 4 günlük golf tatili ayarlayınca, fırsattan istifade ben de anamın evine gideyim dedim. 

Edoyla yolculuk zor, sanırım her çocukla yolculuk zor, edo büyüyüp ağırlaştıkça daha da zorlaştı. Edo uçakta zır zır ağlayan, korkan, huzursuz olan çocuklardan değil; ön koltuğu tepikleyen, yerinde durmayan, böğrüme basıp-saçımı çekip arka koltukla fingirdeşen çocuklardan.. Zaptetmek, oyalamak, koridorda peşinden koşmak, sık sık indirip kaldırmak, kucakta taşımak falan derken yolculuk sonunda hem fiziksel hem psikolojik olarak haşatım çıkmış oluyor. 

Yolculuklar dışında güzel geçti. Neboş ve Semra teyzelerim tüm gün bizimleydi. Edoyla ilgilendiler, oynadılar, parka götürdüler. Ben de bol bol gezdim, arkadaşlarımla buluştum, alışveriş yaptım. Evde çocuğa bakan olunca ne yapılıyorsa işte, sonuna kadar yararlandım. Annemle babamın bu kadar Edo delisi olmasıysa beni herzamanki gibi çok eğlendirdi. 

Bu yazıda gebelikle ilgili hiçbişey yazmadım. Çünkü çoğu zaman hamile olduğumu unutuyorum. 


11.hafta
Ilk hamileliğimde yaşadığım semptomları kısa kısa not almıştım. 1.trimester bitmek üzere notlara şöyle bir bakıp karşılaştırırsam:

-ilk hamileliğimde aşırı göğüs hassasiyetim vardı ve memelerim 1cup büyümüş dolgunlaşmıştı. Şuan görüntüde hiçbir değişiklik yok (hatta 1 yıl emzirmeden sonra baya bir deforme oldu bunu da ekleyeyim) ayrıca hiçbişekilde acımıyor. 

-dişeti ve burun kanamam vardı. Şuan yok. 

-aşırı sivilcelenme olmuştu. Yüzümde büyük ve irinli sivilcer vardı. Yanaklarım pancar gibi kızarıktı ve yüzümü yıkarken canım acıyordu. Şuan sivilce sorunum yok, cildim hafif kızarık ve pütürlü. Çok da şahane değil yani. Ama ilkine kıyasla baya iyi durumda.

-ilk hamileliğimde bulantı ve kusmam hiç olmamıştı. Bu kez 3-4 kere oldu.

-ilk hamilelik notlarımda bahsetmemişim, o yüzden var mıydı hatırlamıyorum ama şuan kabızlık sorunum var.

-iştah artışı ve halsizlik/sürekli uyuma isteği ikisinde de aynı. 



12. Hafta 
Bahar geldi, havalar ısındı, çiçekler, kuşlar herşey şahane! Dolabımı düzenleyeyim yazlık-kışlık ayırayım, havam değişsin dedim. Işin içinden çıkılacak gibi değil... 

Bir kere kotlar ve pantolonlar hala oluyor, topyekün kaldıramam. Badiler ve elbiselerde medium ve large'dan umutluyum. Yazın sonuna kadar götürür diyorum. Ama bunu giyer miyim, giyemez miyim diye tek tek inceleyip düşündüğümde de karar veremiyorum. Eski hamilelik kıyafetlerim içinse henüz erken, onları da piyasaya çıkarasım yok. 

Diyeceksiniz ki, canım hangi ayda ne giyiyordun Edo'ya hamileliğinden referans alsana! Alamam dostlarım, almam. O yaz 42-44 bedenlere sığamıyordum. Bu kez daha normal boyutlarda bir hamile olmayı planlıyorum, en azından görenin dehşete düşmeyeceği.. 

Uzun lafın kısası hiçbirşeye elimi sürmedim. Bir ay daha bekleyelim bakalım. En azından göbeğim belirginleşsin. 

Diğer tarafta da edonun kıyafetleri ne olacak sorusu var. Aylara ve bedenlerine göre kutulanacak. Tulum, zıbın, alttan çıtçıtlı olmayan badiler, örme yelekler, kadifeler (ve modeli-deseni hoşuma gitmeyenler) gibi hiç kullanmadıklarım kenara ayrılacak. 

Bu stoklama işini de bugüne kadar adam akıllı becermedim. Edo'nun küçülenleri önce Sara'ya gidiyordu. Geri gelenler paketiyle, olduğu gibi biryerlere sokuşturuluyor falan derken karman çorman bir kıyafet yığınım olmuştu. Bunun da bahanesi hazırdı tabi ki: kız mı erkek mi olacağı belli olmaz ki! Neye göre ayıracağım? Zamanı gelsin bakarız... 

Evet ya gelsin artık zamanı :) 

13. Hafta Bu hafta 'ikili test' haftası! Uzun zamandır iple çekiyordum. Çünkü; 1-bebeğimizi ilk kez görücez. Yani minik bir kese, içinde pıt pıt nokta kadar kalp atan bir yumru falan olarak değil de, bayaa baya insan evladına benzediği evreye geçmiş halini. Hoplayıp zıplayışını...2-kolları, bacakları, parmakları tam oluşmuş mu? kromozom anomalisi riski var mı? Detaylı bir ultrason kontrolü yapılacak ve herşeyin yolunda olduğunu bilmek gerçekten büyük bir rahatlama sağlayacak (inş)3-çok büyük ihtimal cinsiyetini öğreneceğiz. Bir taşla üç kuş. 
Kuşlardan ikisi tamam. Herşey yolunda. Bebeğin gelişimi gayet iyi görünüyor. Bir cinsiyeti öğrenemedik.  'Henüz çok erken hiçbişey söyleyemem' dedi doktor. 'Bir tahmin de mi yapamazsınız? Kız ya da erkek olma ihtimali biraz daha fazla falan gibisinden?' dedik. Yok. Öyle bir tahmin de yapılmazmış bu haftada. Halbuki Edo'nun ikili test ultrasonunu yapan doktor şıp diye söyleyivermişti. Hatta okadar netti ki. 'Yüzde yüz eminim erkek bu' demişti. Long story short, öğrenmeye pek heves etmiştik ama No clue. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder