-Gabriel Şef: Emily'nin apartuman konşusu.
Kaslı ve beybi feys. Aynı zamanda hınzır ve tatlı. Komik ve çekici. Yardımsever ve hatırşinas. Bir de üstüne çoğ iyi insan.
Onun da üstüne kariyerinde mişelin yıldızlı restoran şefliği vadeden bir czn Burak. Esasoğlan kriterlerinin hiçbirini sektirmeden en amerikanvari karşılayan cinsten. Tek kusuru: sevgilisinin olması (Şimdi senle yazışıoz da yenge kızmasın Gabriel ;)))
-Profesör Toma: Kitap kurdu (sadece cinselliqq sonrası üstü çıplak gezerken taktığı, siyah kemik gözlükten anladım) küntür sanat sepet üstadı, çoğ zeki falan bu adam. Sorbonne’da hoca. Yağışıklılık level’ını da şöyle anlatayım: ryan gosling getir-götürünü yapar. Ama işte çok götü kalkık yaa :// eser miktar mütevazilik içermeyen karakterin ömrü 1 bölümdür napak :(
-Matheu Cadau: (isimlerin yazılışını mabadımdan uyduruyorum farkettiyseniz. google’layacak kadar kendime saygım yok şuan. Asdjdjndjdndn)
İş adamı, devcileyin ünlü bir moda tasarımcısının veliaht yeğeni, Londrada okumuş, eski çıktığı gızlar hep manken, şanzelize meydanında Eyfelin götü manzaralı milyonlarca yuroluk roof top dairesi var.
Bitti mi? Elbette hayır! Aynı zamanda kibar, tatlış, tam bir gönülçelen <3 vurma artık be zalım Matheu öldük :(
-17lik sübyan Timothy: şampanya yapmalıqq üzüm bağları olan ve şatoda yaşayan elit bir ailenin küçük oğluşu. Emily yanlışlıqla milli ediyor bunu :(
Dizinin altyapıdan yetişme amatör seksisi buncağızım da.
Gördüğünüz gibi, zengin kodamanlardan tut işadamı veliahtlara, prens charminglerden, ilber ortaylı’nın gençliği proflara, 17lik çıtırlardan daha sayamadığım birbirinden taşşş figüranlara ennnn seçkin erkek birey türleri toplanmış uygun adım marş, yürüyor Emily’e. Bütün Paris açmış Emilyi beqliyor <3
Emily durur mu, yapıştırmış cevabı. Hepsiyle flört ediyor. Kimileriyle öpüş kokuş, kimileriyle cinsel seks artık işte o günkü moduna göre allah ne verdiyse.
Valla diziyi ciddili eleştirmiycem tabi ki.
Öyle kahkaha attıran, koltuktan düşürten, benlik bir mizahı yok. Ama yüzümde gülümsemeyle izledim mi, izledim. Hoş vakit geçirdim mi, geçirdim. Diziyi gömmek için taşak geçiyorum sanmayın. Emily’e yanlış olmasın.
Fransızlar, fransızca, Paris, ofis arkadaşları, Emilynin fanfinifinfon’ları konusundaki klişeler; klişe de olsa izlemesi keyifliydi. 10 bölüm aktı gitti.
Ama “yav heee hee” dedirten amerikan romantik komedi klişeleri de vardı.
-Emilynin önce türlü salaklıklar, patavatsızlıklar yaparak işleri karıştırması. (Milyonluk ihaleleri kaçırtması, anlaşmaları aksatması, patronları kızdırması neyim) Ardından laps diye bir anda aklına gelen dahiyane fikirlerle durumları kurtarması!
-Emilynin ortaya attığı siksok fikirlerden, argümanlardan; büyük işadamlarının, ünlülerin, meslek duayenlerinin hemen de çok etkilenmesi.
-araya anca bakanlık sekreteri, rektör, vali yardımcısı falan sokarak 3 ayda randevu alabileceğin tiplerle emiliy’nin hep şans eseri bir araya gelerek işleri bağlaması (asjdjnfnfnd)
-dizi “fransızların gözünden fransızca bilmeden parise gelme hadsizliğinin eleştirisi, ingilizce bilmeme/bilse de konuşmama” olgusundan yola çıkarak hikayeyi bu zemine oturtma amacı taşıyor en başta. Ama ne hikmetse fransızların bu düsturu 1-2 bölüm özenle işlendikten Sonra saldım çayıra mevlam kayıra herkes şakır şakır ingilizce.
Öyle ki Emily’nin olduğu ortamda kimse aralarında bile fransızca konuşmuyor.
Ne bilem yanında oturana dönüp fransızca “naptın o işleri?” diyen yok. Emily duyarsa ayıp olmasın diye 2şerli small talk lar bile ingilizce. Ulan çiftler çift kavgasını ingilizce etti yanlarında Emily varken eheuheue.
Bu konuya normalde takılmam. Diyalogların devamlılığı için gerekli bir durum sanırım. Bir çok dizide filmde olur bu. Örn 2 rus karakter odada yalnızken kendi aralarında rusça konuşmaz da rus aksanlı yarım yamalak ingilizce konuşur. Vardır bunun elbet sinema-tv alanında teknik açıklaması. Ama bu dizide vurgu “fransızların ing. tepkisi” üzerinden yapılmaya çalışılırken über saçma kaçmış.
Bu arada izleyen frankofon varsa aydınlatsın pls karakterlerin fransızcası native miydi? (Ehehhe değilse söyleyin ona da gülem.)
Şimdi son bir tespitimi daha salıyorum.
Emily’nin çinloş kankisi mindy var ya, bildiniz mi?
Hah işte “arkadaşlıqq, dostluk” temalı çok sahne yaşandı Emily-Mindy arasında. Dert ortağı, kader ortağı oldular. Yedikleri içtikleri ayrı gitmedi. Emily arkadaşlığa çok önem veren, çok “samimi” can kız ya hani..
Son bölümde Mindy sokakta kalıp Emilynin evine çökünce emily nasıl da sıçar gibi ifadeyle ve hoşnutsuz karşılıyor? Ahshdjdjjd
Dizinin en ince sahnesi buydu bana göre! Amerikalıların lafta “samimi” olması, ama “gerçekten” bir fedakarlık yapması, elindekini paylaşması gerektiğinde nasıl kalakaldıkları...
Aynı örneği yıllar önce avusturyalı bi arkadaşım söylemişti bana. Bir amerikan lafta “bize gelin, mangal yaparız, yerimiz var, bekleriz” falan diye aşırı samimiyletle goygoy yapar vaadlerde bulunur ama kapısını çalsan hiç hoşuna gitmez...
Bir avusturyalı seni evine davet etmez, hiçbirşey vaad etmez ama ola ki hasbel kader kapısını çalarsan da seni samimiyetle karşılar, rahat ettirir- demişti...
“hasbel kader” kelimesini nası demişti hatırlamıyorum o kısmı uydurdum. Isısısııs
Ama bu sahneyi izleyince direkt aklıma bu konuşmamız geldi...
Dizi eyyorum bitti. Hepinize benden 1 kuruhasan. Öpüyooore :*
:)İzlemiş kadar oldum eline dile sağlık.Ama anlayamadığım pariste kadın ırkına gıran mı girmiş herkezler emiliye yürüyor onu anlamadım.Yoksa tamamı mantığıma oturuyor:))
YanıtlaSilBöyle bişey nası olabilir yaa delircem ansjsjs
Sil“Gıran giresice” kardeşimle çok kullandığımız ve koptuğumuz bir laftır şimdi senden duyunca güldüm yine :)))
Efsane yorum olmus assiri begendim, yine cok güldüm. Öf kendi aralarinda ingilizce konusmalarina ben de taktim. Valla gercek hayatta o emilynin oldugu toplantilari bile fransizca yapardi onlar. diziden keyif almana da sevindim. Aynen kafa bisaltmalik keyifle izlenesi dizi. Bir pazar gecesi izledim ben de hepsini.
YanıtlaSilBi kere expat olarak gelenleri dil yüzünden gömmezler. Aklı mantığı olan gömmez yani. Adam belli süreliğine gelmiş işini yapıp gidecek. Bakkalda pazarda mağdur olmayacak kadar yerel dil bilse yeter (a1)
SilKi onu bile ister öğrenir (kendisi için) ister öğrenmez. Kime ne ehehhe
Sen ne hakla fr. Bilmeden parise gelirsin demek saçma. Diyeceksen git amerikan ortaklı şirketine de amk. Dil bilmeyen Expat istemioz göndermeyin de. Kadının suçu ne andjdnnfnf
Dil bilmediği için gömülme olaylarını da daha çok 3.dünya ülkesi vatandaşları yaşar, ve ya göçmen işçiler :/ bir amerikalının almanca bilmediği için gömüldüğünü hiç görmedim buda :// aksine can atarlar ayyy amerikalıyla ingilizce konuşak, hemen native bireyle pratik yapma fırsatımızı değerlendirek <3 <3 diye hahaha -ama tabi bu almanlar için geçerli :))) fransızları bilemiyorum.
Ay kuşum senle dizideki yakışıklı adamları ve kıyafetleri konuşmamız lazım ajdjdjjf tatilinin bitmesini sabırsızlıkla bekliyorum eheuheuehe
Basak Bayliyom Sana. Ozden
YanıtlaSilEeheueheh özden yiaaa çok datlısın <3 (en çok neyimi mesela. Kapatma konuşalım ahdhdhdjnd)
SilBetim reissss!!! İzlemiş kadar oldum varol. Ama vaktim olsun yine de izlerim, klişe&klasik&yormayan&kızlı erkekli :)))
YanıtlaSilİzlemeye üşenenler için kısa özet : paris’te hiç arap yokmuş gibi çek panpa.
SilEheuhe. 2. Sezondan bir threesome o da olmadı Vicky Christina Barcelona cosplayi bekliyorum. Bakalım, qısssmet.
Olur kesin olur :))
YanıtlaSilArkadasim onerdiydi ama ciddiye almadiydim simdi sende okuyunca cok merak ettim. Valla reklam yazari olsan sirketler koseyi donduydu❤️
YanıtlaSilBen hepsini yumurtladım zaten Gece asfsjdjdjdjf okuduysan izlemeye gerek kalmamıştır :P
SilAh yaaa şu bonnboş yeteneğim nasıl da harcanıyor :( ehueheu.
Led isikli dis ndjdjdj Fransada kisa süreli yasamis biri olarak gözlemledigim, fransizlar ingilizce bilir ama agir aksanli konusur cogu. Bu durumdan utaniyorlar sanirsam ve bu yüzden ingilizce konusmaktan sakiniyorlar. Onlarda bizim türkiyedeki eba tv ingilizce ögretmeni cesareti gerek. (Yok canim laf sokmadim.) Kuruhasan dan fransada kaldigim sürece neredeyse nefret edecegidim cünkü fransizlar kuruhasani sanirsam hayvan yagiyla yapiyorlar , böyle bi agir kokulu falan. Kuruhasan icin en iyi adres bence viyana olabilir. Österreich punkt.
YanıtlaSilKuzenimin fransız sevgilisi kaldı bizde yazın 3-4 gün. Bu süre boyunca çocuk ingilizce biliyor mu bilmiyor mu anlayamadım adjfnfjfkfjfjf
SilFransızların herşeyin içine 1 külo tereyağı basması resmen hayvanlıq. Kuruhasan viyanadan çıkmış zaten bi rivayete göre. Viyana kuşatması zamanında çıkarmış ilk bu ürünü fırıncılar. Herkes sığınaklarda saklanırken, ellerindeki kısıtlı malzemeyle ekmek dışında hem tatlı hem doyurucu falan bişey yapak derken kuru hasan yapmaya başlamışlar. İsmi de yeniçeri bayrağındaki hilalden geliyor. (Kuru: yarım hasan: ay demek andjjdjd)
Yunanlılarla bizim baklava-musakka-döner kavgamız gibi paris-viyana arasında da bir croissant mevzusu var eheuheeu.
Onlarda: kruğasan; bizde: badlıcan musakka ahshshdd joğrafya kaderdir :(
almanlar kadar olmasa da ben de krimi manyağıyım. tlcde gecenin köründe çıkan GÜZELLİK KRALİÇESİ ANDREA EŞİ CANITINI NASIL ÖLDÜRDÜ konulu yarı canlandırmalı tırt ötesi şovları bile izlemişliğim var. mindhunter 3. sezonu çıkarmayacağı için david fincher'ı okul çıkışı dövücem.
YanıtlaSilemily in paris'i izlemedim ama tivitırda doğma büyüme parisli biri dizi hakkında thread döşemiş anıra anıra okudum fkfjkffk pariste bayan kalmamışçasına her erkek emily'ye yavşıyo ve emily'de hiç bir özellik yok yav senaryoyu yazarken biri de ne yapıyoruz biz dememiş mi kfjkfjf
Basak be cok ozledim. Ozden
YanıtlaSil