9 Eylül 2020 Çarşamba

2020 yazı; covidoff cool water





Cümleten s.a 
Yokluğumda çok blog okudunuz mu tatlıqısslar? O değil de bi Başakito vardı diyip bendenizi merak edenler? 

Böyle şeylere merağınız varsa hemen gidereyim: Ben bütün yazımı covid 19’a trip atarak geçirdim! Shdjjff

“Covid, corona, pandemi, aşı, maske, vaka sayıları, artış, karantina, 2. dalga, home ofis, evden eğitim” key word’lerini (yüzlerce kez) zikretmeden geçirdiğim gün olmadı. 

Konu komşu eş dost “n’aber?” dedikçe dudak büktüm, göz devirdim. 

Virüse, yaşananlara; virüsün ekonomik ve sosyal etkilerine, gelecek günlerin getireceklerine bol keseden sızlanıp ağlandıktan sonra “sağlık olsun da gerisi mühim değil” diyip konuyu 2 saatliğine kapattım. 

Öyle böyle derken, koca yazı yedim. Afiyetle yiyemesem de “ucundan bi ısırık versene" diyip gerisini coronaya yedirdim... 

Sizlerde de durumun farklı zuhur ettiğini sanmam. (Eminim ama ispatlayamam) 

En son bıraktığım yerden başlamak isterim. Şimdi baktım nerde kalmışım diye. Selamlaşmak üzerine dünyanın en boş yazısını yazıp; seriye yaşanmış gerçek “cimrilique” hikayeleriyle devam etme sözü vermişim. 

Rakı masasında “Yeğenim! Ford’un müdürü benim askerden devrem olur. Gidicem konuşucam, seni işe aldırıcam. O iş bende” diye boş vaadlerde bulunan 2.dereceden enişteler gibiymişim adeta ısısısısı. 

Bu konudaki güvenirliğimi kaybedeli çok oluyor sanırım. Ara ara “bunu da yazıcam” diyip yazmadığım yazılar gardaş burdan köye yol olur. 

Neyse kaldığım konudan değil de tarihten devam edecek olursam; son yazdığım zaman haziran başıymış.. 

O aralar kişisel gündemim “memlekete gidicez mi/ gidemiycez mi” tartışmalarıydı. 

Açıkçası “virüs kaparız/anamızgile taşırız” korkularından ziyade “lock down olur da dönemezsek?” “Bir kaza belaya uğrayıp da sigortadan yararlanamazsak?” tarzı çekincelerimiz vardı. 

Çünkü anamgilin yaş ortalaması her ne kadar 60+ olsa da
-anam geçen sene everest’e tırmanmış gadın. 5000+ metre yükseklikte oksijensizlikten ve basınçtan dağcılar ayılıp bayılırken, annemdeki ciğer traktör şamreli. 


-babam desen covidin membağında çalışıyor, inlerine giriyor (devlet hastanesi ısısısı) 

Bizim uçaktan kapıp getireceğimiz sidikli virüse kalana kadar ne ortamlara girip çıkıyorlar.. 

Bir taraftan ailemi, sevdiklerimi köpek gibi özlemişim; bir yandan burada kalırsam başıma gelecek var! 

Covidi bahane edip, tatile gidememekten yüz bulup, duyan çöküyor bizim bahçeye! Ahdjdjjdjd Bizim havuza yanlayanların bulaş sayısı gün geçtikçe artarken, teyzegızları birken iki olmuş çocuk sayısı 5e çıkmışken yooooğ dostum yoo dedim. Ben bu yaz burda tezeği avuçla yerim. 

Topladım tası tarağı yallah türkiye’ye! 


Pandemi öncesinde aldığımız biletlerin tarihleri itibariyle, beyim bizden 2 hafta sonra gelecekti. Onun adına da “sehayat uyarısı” geri çekilirse gelir kararı aldık (umut fakirin eqmeği) 

Bu arada 
Seyahat uyarısı kritik seviyedeyken gelmek, herşeyden önce onun işi için büyük riskti.. 

Hadi ben diplomasını sarı bez etmiş ev hanımkadınıyım; çocuklar desen ufak (okula birkaç ay gidemeseler çok dert değil) ama beyim lock down müsebbibiyle dönemezse işini kaybedebilir. 

Bu riski almaya değer bulmadık. Ona keza seyahat uyarısında da bir değişiklik olmadı zaten, gelemedi... 

Memlekete 6 hafta çöktük. Bu süre zarfında site dışına pek çıkmadık. 
Market ve pazar dışında 3-4 kez siteden burnumuzu çıkardık. 

O da arabaynan günübirlik göle, karadenizin en batısındaki kara çarşaflı ve suriyeli sahillere (tek bikinili tatlıqıssın ben olduğum paralel evren asjdjfjdj) mesire alanlarına falan işte.. açık havada bulunan 
Ve metreküpe düşen insan sayısının nispeten az olduğu yerlerden elit bir seçki :D 



Avm’lere-mağaza gezmelere hiç gitmedim. N95 maske takarak köy kuaföründe, tırım tırım 2 kez kaş aldırdım. 

Normalde kuaför emine ablayla mahalle gıybeti yapmak farzımken, bu yaz “suskunluğum asaletimdendir” pozu kestim. Emine ablanın sigara dumanını suratıma üflemesinden kurtulduysam da “kaşının şurasını bozmuşun” azarı yemekten ve her derde deva coconut oil övmesinden kurtulamadım. 

Bir kez arkadaşlarımı bizim evde ağırladım. Mangal yaptık, yere yorgan serip dizilip yattık, yıldızlara baktık. Sessiz sakin bir gece oldu. 

Haftasonları istanboldan halamlar, kuzenler geldi.. bu şekil yani. Bence net iyi sosyalliqq yine. 

Bizim sitedeki covid yaşamı görenlere parmak ısırtacak cinstendi. 60+ komşular bahçede kahve içmeye maskeyle geliyor; haftalık gıybetlerini maskelerinin içine içine ediyorlardı. 

Havuzdan şezlonglar toplatılmıştı. Çocuklara havuz kenağrında takılmak serbest; büyüklere sadece spor amaçlı “2 tur yüzüp çıkma” şartı vardı. Isısısı 

Sosyal tesiste yiyecek içecek servisi yapılmıyor, analar çocukların evlerde toplanmasına izin vermiyordu. 

Her small talk’ta maske ve sosyal mesafe kuralına uymayan yurttaşlar gömülüyordu. 

Memleketin hali, vergiler, market fiyatları, ekonomi ah vah’ları da cherry on the top. 

Bir de sınır kapatma kararı çıkarsa 1 gün içinde apar topar dönmeye hazır ve nazır; bilet bulur muyuz, nası yaparız, en kötü anamgil bulgaristana kadar götürür haris ordan alır falan gibi plan ve streslerle diken üstünde geçti günler şahsım adına.

Böyle bir garip yazdı işte.. Savaş, açlık ve yıkım görmeyen şanslı bir nesiliz. Ama bir pandemi gördük.. Yıllar sonra belgesellere konu olacak cinsten, merak içindeyim. 

Avusturyaya dönüşte uçaktan inip ertesi gün negatif test sonuçlarımız çıkınca ancak tam bir rahatlama yaşayabildim. 

Memlekette kaldığımız süre boyunca hemen her gün (maksimum gün aşırı) harisle görüntülü konuştuk. 

Çocukların keyfi yerindeydi. Ben en azından veledlerime ne yedirem ne içirem derdi olmadan anama kitleyip bütün gün yan gelip yattım, hayvan gibi kitap okudum, 3 yaşındaymışcasına öğle uykuları uyudum, külolarca çekirdek çitledim, bira icdim. 



En fenası dönüş günüydü :( 
Normalde ayrılık vakti koymazdı. Biz döndükten 1-2 ay içinde anamgil gelirdi (genelde yaz sonrası ilk resmi tatil 29 ekime biletleri almış bile olurlardı hatta) 

Yıl içinde 2-3 ayda bir, bi şekilde görüşmüş olurduk. Annem sömestr tatilinde gelir 10 gün kalırdı. Biz bu kış gideriz falan diyorduk. 

Kısaca ayrılık vakti “hadi eyw öpt kib” şeklinde vedalaşırdık. Ama bu yaz anamla pek bi ağlaştık :(( “kimbilir ne zaman görüşürüz, ölür müyüz kalır mıyız amk” diye ciğerimiz pek soldu :( 



Döndükten sonra zaman çok hızlı geçti ve okullar açılıverdi. 


Mayuşka hanım okullu oldu. 



Haris yüzsüzü “ay tatil nası geçti anlamadım” dedi asdjfkfkmfjf 



Edo 3. sınıf delüğanlısı. 



Bense 36 yaşımın ilk gününü ayı gibi hangover geçirecek kadar gencim hala! 



İyi ki doğdum! Cheers tatlıqısslar  <3


7 yorum:

  1. son foto kendal aplamı sen misin bilemedim maşallah tebarek Allah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendal tabi yaa. Geçen bizim köye geldiydi hemen eve buyur ettim fotosunu çektim. Yakından o kadar ii değilmiş zaten. Selüliti falan varmış hep :(( eheuehhe
      Çok teşekkür ederim <3 çok kalp! <3

      Sil
  2. Ayyyy! İyi ki doğmuşsunnn Başaaak❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tenk yuu şekerim <3 iyi ki doğmuş olmamı ilk 36 yıl ben de destekledim ahshdhdh darısı ömrümün kalan diğer yıllarına inşallah <3

      Sil
  3. Ne iyi geldi seni okumak, iyi ki doğdun Başakçım. Valla bu yaz hepimize nanik yaptı inşallah seneye acısını çıkartabiliriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler gece’cim <3
      Sezonu açtık bakalım, inş hepimiz daha sık yazarız :D bana da çok iyi geliyor takip ettiğim cağnım bloglarımı okumak (biri de seninki of kors) <3

      Sil
  4. sevdiklerinle beraber nice mutlu yaşların olsun <3 tivitırda da söyledim, yine söyliycem, 36 göstermiyorsun iki çocuk annesi gibi HİÇ göstermiyorsun mşllh 🧿 bebeleri de yeni okul yılı için tebrik ederim, hoş başlayabildiler mi bilmiyorum. burada en son anaokulları, 1.,8. ve 12. sınıflar dışındakilerin hepsi online'dı ama okulları açmayı planlıyorlarmış çünkü neden herşey daha kötüye gitmesin ki <3

    YanıtlaSil