Çekilmez hoppalıklar blogunun pek tatlıqıss takipçileri. Bu bölümde sizlere bir kültür turu yapayım dedim.
Avusturya kültüründe gündelik hayat inceliklerine yer vereyim istedim.
Selamlaşma, adab-ı muaşeret, Alman usülü hesap ödeme ve "yaşanmış gerçeq efsanevi Alman cimrilikleri" üzerine nezih bir seçki oluşturacaktım.
Ancak yazarken çok boku çıktı ajsjdjjdd devamı haftaya gelecek :)
İşte tüm detaylarıyla Almanlıqq:
1-selam vermek:
Selam vermek çok önemli bir görgü kuralıdır. Ha selam vermemişsin, ha adamın suratına zooort diye osurmuşsun. Bu davranış aynı şekilde ayıplanır ve “yuh ayı!” diye kınanır aksjdjdjd. (Evet osurmak Almanya’da ayıptır. “Ayıp değilmiş” denmesi fake news. İtibar etmeyiniz)
Öyle ki hiç içinden gelmese, modun olmasa bile tanımadığın insana surat 5 karış, ağzının kenarıyla “selam” dersin, ama dersin... dememek olmaz.
Peki kim bu tanımadığımız insanlar, ve nerelerde selamlaşıyoruz?
-apartmanda ve ya mahallede göz aşinalığımız olan komşular.
-çocuğu okula/kreşe/kursa bırakırken kapıda/yolda/bahçede gördüğümüz veliler, öğretmenler, çalışanlar.
-markette/mağazada kasiyerler, elemanlar
-mahallede gördüğümüz postacı, temizlik görevlisi, belediye işçisi
-iş yeri binanızdaki herkes
-evinin sokağından çıktıktan veya göz aşinalığın olan insan muhitini geçtikten sonra her önüne çıkan random insana da selam verilmez. Çok bariz bi şekilde göz göze gelme durumunda verilebilir, ve verilen selam her türlü alınır.
Bekleme odası tarzı bir yere giriş yapınca yüksek sesle herkese toplu selam verilir. Örn: doktor muayenehanesi, banka, büro, devlet dairesi...
-araba kullanırken tanıdık araçla ve ya yayayla göz göze gelme durumunda sol eli direksiyondan hafifçe kaldırıp el sallar gibi yaparak selamlaşılır. (Başka bir jeste ve ya mimiğe gerek yok. El kaldırmak yeterli)
-Toplu taşımada araca binince selam vermeye gerek yok.
Selam vermenin de inceliği ayarı vardır. İşte ben bunu bi türlü tutturamıyorum ansndjdjd
a-resmi selam:
Grüss Gott! (Birebir çeviri “Tanrının selamı” aka “selamın aleyküm” ısısıs)
Ve ya
Grüss Sie! (“Size selam” laik feat.) ve ya bi tık samimiyetin varsa yarı-resmi hali “grüss dich!” (Sana selam)
![]() |
| bu da kafa tokusturmali ülkücü selami ehuehue |
b-yavşak selam:
Hallo! ve ya avusturya yerel ağzıyla “Servus!” -aka. Servas- (İng. “Hi!” diyen de oluyor, nadir)
Ben genelde “Grüss Gott” u kullanıyorum ağız alışkanlığı.
Grüss got’uma grüss Sie karşılığı gelince; s.a’sına “Merhaba” denmiş mümin gibi kuruluyorum.
Şaka şaka kurulmuyorum da; cehapeli teyze misin mübarek sen de grüss gott de geç! Niye errör verdiriyosun bana durduk yerde.
Tanrının selamı dini konseptten azade mistik ve bağlayıcı geliyo bana. “Bir bilinmezden gelen ama özümüzde ikimizi de insanı yapan selam” mış gibi sanki.
“Size selam” demek direkt şahsa yöneltilen, öznel, kişisel bi selam. Ben selam verdiğim kişiyi o an görmüyorum bile! kaşına gözüne kim olduğuna bakmıyorum ki... (bir selamdan ne anlamlar çıkarttım ısısıs)
Resmi-gayri resmi arasında cortladığım çok oluyor.
Bazen “hallo” diyiveriyorum. Misal o gün kreşte koridorda yürürken hep gençlere/tanışlara denk gelmiş ve arka arkaya 4-5 kez hallo demiş oluyorum.
Sonra sabahın 8inde sedefli pembe rujunu sürmüş, fularını takmış bir babanneye denk gelip ona da “hallo” demiş bulunuyorum.
Cevap olarak Firdevs Yöreoğlu göz belertmesiyle gür ve sert bir “Grüss Gott!” yiyorum karşıdan. Ajsjdjdjdjd işte o an ben bir Beşir, ben bir Cemile...
Bazen de ne bileyim dövmeli piercingli 20li yaşlarda bir 2.5 yaş anası oluyor ona “grüss gott” diyince de cevap: *mal mısın gızım* halloo! oluyor. Orda da bi göz beleriyor ahahsjdjjdjd
Sadece yaşa, tipe bakarak nasıl selam vereceğini de kestiremiyorsun. Bazıları “hallo” denmesinden hoşlanmıyor, bilemiyorsun.
Çok yakın, yaşıtım bir arkadaşım (hatta siz de tanırsınız tatil ekürim V.) demişti bi kere. Velilerin, markette kasiyerlerin falan “hallo” demesine uyuz oluyormuş.
Yani biz nasıl kuafördeki ağdacının bize en intim anlarda “bacağını kaldır aşkım” falan demeli samimiyetinden bi ince huzursuzsak ona da “hallo” öyleymiş.
(Ki görünüş itibariyle ciddi bir gız değil gayet goygoycu. Bilemiyorsun işte)
İlginçtir ki, selam konusunda bu kadar cömert olan avusturlar; “iyi günler, iyi çalışmalar, hayırlı işler, kolay gelsin” konusunda da bir o kadar cimridir.
Selam ve vedanın ardından bu tarz kalıplar nadiren gelir. “Kolay gelsin” kalıbının almancada ve ingilizcede olmamasına çok içerliyorum.
Bu kalıptaki anlamı (temenniyi) hiçbir şey vermiyor!
Bizim memlekette tanımadığın insanla selamlaşma kültürü pek yoktur. Orhan Pamuk stayla “merhaba poğaçacı” demem yani ben ajsjdjdjjd.
Bakkala, vezneye vs gidince “iyi günler” le giriş yaparım. Görevlilere de “kolay gelsin” derim.
Geçmiş olsun ve eline sağlık da öyle :)) Neyse ki ben onu öğrettim! “Gesundheit für deine hände“ dedirtiyorum kendime! birebir chicken translation olarak.
Hazır konudan sapmışken “başın sağ olsun” kalıbında edindiğim yeni bir bilgiyi de kakıtayım size. (Doğruluğundan %100 emin değilim, kaynak gösteremem ama bana mantıklı geldi)
“Başın sağ olsun” kalıbını (“baş sağlığı” dilemek) “giden gitti, sen sağ ol, yaşa” anlamında alıyordum ben. Ama bir rivayete göre kalıp “başın sağalsın” dan geliyormuş.
(Bir hastalığı, yarayı) Sağaltmak= iyileştirmek kökünden gelen, “yasını ve acını atlat; psikolojik sağlığına kavuş, iyileş” temennisiymiş yani kalana...
2-vedalaşmak:
“Auf wieder sehen” kalıbını lisede 2 saat almanca görmüş herkes bilir. Isıısıs avusturyada onun “wieder schauen” versiyonu kullanılır. Sehen- schauen farkını
İngilizcedeki see ve look gibi özetleyebilirim.
Görmek ve bakmak gibi. Almanlar “görüşürüz” diyor; avusturlar “bakışırız” eheuheue.
Bence daha sevimli. Tekrar bakışmak üzere! Sjdjdjjdjf
Hochdeutsch (istanbul türkçesi gibi düşünün) ve almancanın aksanları arasındaki fark bazen türkçe-azerice boyutunda oluyor.
Fok’a = su iti; kedi’ye=pişik demek gibi oluyor ahshdjdhd
Neyse efendim. Nasıl vedalaşıyoruz oraya dönelim.
a- resmi vedalaşma:
-selam verip ardından ayak üstü sohbet ettiğimiz insanlarla
-kalabalık ortamdan ayrılırken bütün gruba topluca (yukarıda bahsettiğim bekleme salonları; banka, muayenehane, daire vs)
-ödemeyi yapınca kasiyere
“Wieder schauen!” der ve götümüzü döner gideriz.
Bana bu çok saçma geliyor mesela. Bir daha görüşme ihtimalimiz çok az olan (olmayan?) insanlara neden “tekrar görüşürüz” diyoruz ki? (Hayır görüşsek hatırlıycaz sanki)
Ve ya böyle bişeyi neden temenni ediyoruz? “Ah ulan keşke yine görüşsek ya senle dedemm” der gibi? Çok da zikimizde sanki onu görüp görmemek. Ahshdhjdjd
Neyse saçma ama, kalıp. Bu da böyle, napak.
Telefonu kapartırken de “wieder hören” denir. Tekrar “duymak” üzere eheueh.
(Vedalaşmanın aşırı aksanlı, köwlü versiyonu da var. Taşrada kullanılır: pfiat di/eich. Bu bilgiyi de bavyeralıları güldürmek için vereyim ısısısı. Bildiniz di mi onu? :P)
b-gayri resmi veda busesi:
Tschüss
Ciao
Ve Papa (pa-paeaaağ tonlamasında ve melodik olacak) en sık kullanılanlardır.
Vedalaşma konusunda pek sorun yaşanmaz. Selam nasıl başladıysa veda o şekil olur (resmi-gayriresmi)
Selamlaşmada anlattığım “hallo mu diyem, a.s. mi diyem, ne diyem mahmut diyem?” çelişkisi; karşı tarafca onaylanarak ve ya göt edilerek karara bağlanmıştır zaten. Vedamı da ona göre ederim eeueuhehe.
3-small talk:
Avusturya pek small talk kültürü olmayan bi ülkedir. Amerikadaki kasiyerin, resepsiyonist’in falan “hi! How are you today?” diye hal hatır sorup sonra da cevabı siklememesine erör verir avusturlar eheuehe.
“Nasılsınız? Ailenizgil nasıllar? Biz iyiyiz hamdolsun. Havalar da pek soğudu” muhabbeti yapılmaz genelde.
“Konu-komşu-tanış” kısmısı diyeceği bir şey varsa laps diye konuya girer “sizde bahçe hortumu var mıydı, arabanın bakımını nereye yaptırıon, falanca mevzunun kayıt tarihi neydi?” gibi soruyu yapıştırır hiç başka girizgah yapmadan.
Bu soru zaten önceden aklına gelmiş ama telefonla ve ya mesajla rahatsız etmeyip “görünce sorarım” diye ötelediği belli bir sorudur eheuhe. Ve görünce mutlaka sorar :)
Sokakta yanınızdan geçen adam/kadın çocuğunuzun ağlamasına, giydiğiniz kıyafete, eşinizle aranızdaki muhabbetin kulak misafiri olduğu kısmına falan laps diye “esprili-sevimli” bir yorum yapabilir.
Ehe mehe diye gülersiniz, ve ya siz de 1 cümlelik cevap verirsiniz. Yanınızdan geçer gider. Bu tarz “laf atmalar” garipsenmez.
4-çok samimi olunmayan insanla koyulaşan muhabbet:
Okul etkinlikleri-veli grupları, ortak bir arkadaşın düzenlediği partiler, beyimin iş yemekleri (eğlenceleri) gibi girdiğim sosyal ortamlarda dikkatimi çeken şeyler şunlar oldu.
-“nerelisin?” diye sormak ayıp kaçıyor sanırım. Ya da ırkçılık hassasiyetinden de olabilir.
Nereli olduğum kesinlikle en başta sorulmadı. Direkt olarak sorulduğu da nadirdir. “Bu sevimli aksan nereden geliyor?” “Bu değişik isim (“başak amk” akskdkdk) nereden geliyor tatlıqıss?”
tarzı dolaylı sorarlar çok merak ederlerse.
O da belki muhabbet açılsın diyedir.. nereli olduğumu söyleyeyim de o ülke hakkında muhabbet edelim diye mesela.
-işe ve mesleğe yönelik detaylı soru sorulmaz. “Finans işindeyim” diye geçti diyelim satır arası. “Hangi firma, hangi pozisyon” falan gibi detaylara girilmez.
-özel hayata dair soru sorulmaz.
-siyaset ve din/inanç asla konuşulmaz.
Özellikle siyaset konuşulmaması çok ilgimi çekmişti ilk geldiğim yıllarda. Beyim 20 yıllık can ciğer kankilerinin bile hangi partiye oy verdiğini bilmiyor mesela.
Kısaca şöyle toparlayayım; bu insanlar başkasının hayatlarına/düşüncelerine dair hiç bir şeyi merak etmiyor! Ve ya şöyle: meraktan kudursa bile asla sormuyor! Ahshdhdnnd
5-kapı tutma:
İşte benim ciğerimi solduran olay! Medeniyetin son noktası.
Bir kapıya doğru yürüyorsun diyelim. Arkandan da biri geliyor (kadın, erkek, genç, yaşlı farketmez) kapıyı açacaksın:
-arkandaki çok dibindeyse; kapıyı açar önce onu buyur edersin. Arkasından sen girersin.
-arkandaki insan birkaç adım uzağındaysa; önce sen girersin sonra içeriden kapıyı tutarak bekler gelen insanın geçmesini beklersin.
O kadar yorucu bir nezaket ki :/ çünkü bunu da hiç ayarlayamıyorum ashdhdhjd
Kapıyı tutup kebapçı çırağı gibi “biyrooğn, büyursunlar efendim” diye on saat beklediğim oluyor abshshsbd.
Geçip gitsem gidermişim yani, arkadan gelen baya gerideymiş :D ama tuttuk bi kere beklicez.
Aynı şey bana da yapılıyo. Bakıyorum önden giden adam/kadın yeni gelinin s*ki tuttuğu gibi tutmuş kapıyı beni bekliyo.
Bekletmemek için adım hızlandırıp yardırıyorum falan. Böle aptal aptal sırıtmalar, teşekkürler havalarda uçuşuyo.
Bazen “beklemeyin geçin lütfen” diyorum. “Aaaa olur mu öyle şey, sorun değil” falan diyip yine bekliolar. Pöffff yani tatava yapma bas geç. Kapı tutmak nedir?
6-erkeklerin kadına karşı centilmenliği =diye bir şey yok ısısısıs.
“Kapı tutma, önden buyur etme, yer verme, ağır bir şey taşıyan kadına yardım teklif etme (örn: otobüste valizini üst bagaja koyma hareketi)” gibi şeyler erkeklerin kadınlara gösterdiği istanbul beyefendiliği esasına dayanır bizde. Burda öyle bişey yok!
İlk yıllarımda çok şaşırıyordum. Aaa öküze bak! bayanız burda, hiç kibarlık adab bilmiyor diye eheueheu
Ama burda bayan diye bişey yok tabi; kadın ve erkek var ve eşit. Ondan olabülür :D
Beyimgille ilk gittiğimiz kızlı-erkekli grup tekne tatilinde ilk şokumu yaşamıştım. Marketten 1 haftalık erzak ve kasalarca bira aldık. Arabadan tekneye yükliycez.
Ben “yeaa erkekler taşır heralde, biz içeri geçeriz. Sonra biz de dolaplara yerleştirirz” diye domez bir içgüdüyle hiiiiiç istifimi bozmadan beklerken bi baktım gızlar bira kasalarını kapmış; “silkme ve koparma” tekniğinde çalışarak ıkına sıkına yardırıyorlar ahshdjdjfj
Yemin ederim böle iş mi olur diye kurulmuştum absjdjdjjd.
Artık alışkanlık oldu, memlekette de bişey taşınacağı vakit cep herkülü gibi en önde koşuyorum ahdjdjdj
“Bırak sen gızım” diyip elimden alıyolla canım kankilerim. Ne yalan söyliyim: “amelasyon işlerin erkeklere kitlenmesi” kültürünü devam ettirmeyen feminizme bu konuda çok kırgınım. Ansjdjdjjdn
Başakito, medeniyetin beşiği Avusturya’dan bildirdi. Isısıssı. Haftaya devam serimizde görüşmek üzere <3











Selam Almanya'ya Hildesheime' oğlumun yanına bir haftalığına gitmiştim yaşlı alman kadınlar bana gut diyorlardı şaşırmıştım. Kapı açma konusunda bir gün karşıda teyze var. Aynı anda yöneldik ama meğerse içerden kapıyı o açmış. " senin geçmen için değil. ben çıkacağım" dedi. Ben çok bozuldum. Şimdi herkese reverans . Bu konuda çok dikkatliyim. Sevgiler.
YanıtlaSilAlmanya, almanlık falan diye anlattığıma bakmayın siz. Aslında Avusturya’dan bahsediyorum :))
SilSelamlaşma, kapı tutma vs tarzları değişiklik gösteriyor olabilir elbet her yöreye göre.
Yaşlıların biraz gıcıklık yapma, laf sokma halleri de oluyor öylesine denk geldiniz heralde :) Pasif agresif laf sokan, söylenen insanlara (özellikle yaşlılara) aldırmamayı da öğrendim burda :D
Benden de size sevgiler <3
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilEn sevdigim konular <3 des mog i:D ben de bavyeradan bildireyim: grüß Gott = daha cok yaslilar, servus= daha cok gencler arasinda. Bide grüße Sie yi resmi selamlasmalarda kullanirken, mesela doktor, tanimadigin biri, telefon konusmasi vs; griaß di (grüß dich) arkadaslarla vs selamlasmada kullaniyoruz. Hoscakal wiederschaun dedigin gibi. Aile arkadas arasinda pfiat di hoscakal. Allahin selameti üzerine olsun. Isin komigi agzim alisti bunlara , baya bi bavyera köylüsü oldum jsjsjsj. Nerelisin sorusu soruluyo bana ama duruma ve sohbetin gidisatina göre.gelecek yazinda danke nin önemine de deginirsin umarim :D her durumsa danke demeyi bilmiyosan ayisin otur sifir . Hatta buna bile danke de :D dankı şöööööönnnnn
YanıtlaSilAaa nüanslara bak sen. Uninteressant is es ned :D
SilBeyim bi kere sabah 6da zil zurna sarhoş eve gelip bana çok ciddi bi şekilde “grüss gott” demişti ansndndndnd bi kankitom kalıyordu o ara bizde. Hala taşak geçer harisin o tipiyle. Ben çok aşırı kızmıştım tabi hiç gülmemiştim ahuahaha.
Donksche & bittche değinmeden olmaz ama haftaya daha eğlenceli bi konumuz var: cimrilique ashhshdhdh
Yenigelinken beyinin köyünde “bitte schön” yerine kendisine sürekli “bitche” denilen bi arkadaşım bana bitch mi diyolla orospu mu diyolla bu ne şimdi böyle diye kurulup ağlamış ahsjdjdjjdjd Bu geldi aklıma :)))
ha ha süper yazı olmuş. Kuzey Almanya'da "moin" diyorlar sizin ve Bavyera'nin Grüss Got'u gibi buraya özgü. Berlin'de bir dükkana moin diye girmiştim, cok köylü hissetmiştim kendimi cok gülmüştüm. Bana ilk moin dedikleri öğlen vaktiydi morgun dediler sanmiştim ben de morgun demistim :) sonra cok gülmüştüm ben bu moin'e, Ale ile evde birbirimize moin deyip deyip gülme krizine girmiştik. Oralardan Berlin dükkanlarına bir moin hikayesi :))))
YanıtlaSilHallo muhabbetini de Serra söylemişti bana, bir dükkana girince sana Hallo derlerse o lakayit oluyor sen Guten Tag falan de diye. Ben de boş bulunup Hallo diyorum bazen ama bazen de sen kim köpek ne hallosu bakisiyle Guten Tag dedidigim de oluyor.
Kapi tutma kanayan yaram. Anaokulu analarını bogazlayasim vardi yeminle, kimisi Danke de demiyor geçip gidiyor. Salak usagin miyim ben senin diye diye sinir oluyordum kendime. Tutmayayım desem suratına kapı çarpmak da bana ayıp geliyor. Valla kapı isi kanayan yari, bir kisisel gelişime mecrası adeta.
Nasılsın diyorum ben hala TR aliskanligi, kimisi gut deyip geçiyorum da kimisi baya ciddiye alıp ayak üstü ne var ne yok sayiyo. Bur da böyle "naaaa" derler bir de cok samimi kisiler, o da su an bana moin kadar komik geliyor. Bir Kac seneye ben de başlarım demek ki :))))
Wieder schauen hic duymamistim güzelmis. Wieder hören bana bizim tünaydın gibi geliyor. Toplasan bir iki kez ancak duymuşumdur sanırım. Dur düsüneyim aklıma baska gelen olursa yine yazarım. Pinti arkadaslar konusunda çocuksam uyarmadı deme :)
Bir de danke dir dediğinde bana hep ve hala danke der gibi geliyor bu :)
YanıtlaSildanke dear
YanıtlaSilHahahahha ya bizde de var bi ton yerel söyleyiş farkı.
SilÇanakkalede (lapseki/çardak) “naptı marı?” deriz. Cevabı da “napem marı sen naptı?” Ahsjdjjdjd düşün istanbulda bi bakkala gidip naptı marı desen kim anlıycak :))))
İç anadoluda da “nörüyon?” var. Bi arkadaşım çankırıya üni.ye gitmişti. Nörüyon’u “ne yürüyon?” anlamış. Niye yürümiyim ki, okula yürüyorum işte falan demiş ahaıhahaha off çok saçma tüm bunlar :D
Moin duymuştum ama kullanımına hiç denk gelmedim :)
Danke dear’da yalnız değilmişim eheueheu.
İlk geldiğimiz yıl metrodaki “zurück bleiben bitte” anonsunu “kütük bulaydın bi de!” Anlayıp kopuyoduk :D öyle dediğine hala eminim ama ispatlayamam
İç anadolunun bağrından bildiriyorum bi de “napan?” Var :) ne yapıyorsun demenin müthiş kısa hali😁
SilBu arada bana bira kasası taşıtacak eşitliği hiç sevmedim ahahhahaha, o bana biraz evropalı erkeklerin uyanıklık edip ay uğraşamam diyerek medeniyetle birlikte iş kaktırması gibi geldi asdfasdf😂
Avrupalı erkek çok sinsi bacım afedersin. Modernliq ayağına bütün işleri kadınlara kakıtıyolar :)))
Silay napti mari bizde de var Trakya'da. Cigdem'in annesine Ic Anadolulu komsusu nörüyon demis o da Cigdem'e kazak örüyüm demis :))))) koptum su an :)))) ha haaaa inanıyor ben sana :)))
YanıtlaSilOy ne zormuş yav, allahtan hollanda öyle değilmiş. Her yerde dag diyebiliriz (giriş çıkış selam vs) tabi nüanslar da var ama dag hepsine uyar. Bu arada biz ofobüse binerken inerken de selam veriyoz, hatta arkadan iniyorsam bağırıyoruz 😂😂
YanıtlaSilEhuehe o kadar karışık değil ya aslında. Kişiyi şahsen tanımıyorsan “grüss sie” tanıyorsan “hallo” demen yeterli. Bu kadar karmaşık hale getiren ve üzerine 5 sayfa yazı yazanlar utansın andndnfndnnf
SilÜff minibüste “inecek var” “müsait bi yerde indirir misiniz?” diyemediği için durak kaçıranlardanım (gençliğimde) ahshdhhd. Bi de millete dag diye mi bağırıcam :D Horlanda hiç benlik değilmiş eheuehue
Amanın ! Ayakta "bir başkadır benim memleketim" söyledim bu yazıyı okuyunca :))
YanıtlaSildoğu almanya'da erasmustayken bu selam konusu benim kanayan yaram oldu sndhdbd her gün ama allahın her günü ingilizce ders verilen sınıfa "hello guys" diye girerdim ama sonrasında south park sessizliği olurdu, son haftalarda birkaç kişi acıyıp merabama meraba demeye başladı shshshdh şiveleri var aslında ama genç nesil "lan zaten ülkenin en keko yerinde doğmuşuz fakiriz bi de karizmamızı çizdirmeyek" diye daha standart bir almanca konuşuyor, bir de 40 yaşın üstündekiler daha canayakındı, small talk falan biliyolardı, 3 sene öncesinden izlenimlerim böyle. almanların macır şaşırtan cimrilik hikayelerini dinlemek için sabırsızlanıyorum fnshdg
YanıtlaSilDepresyonda olduğum tüm zamanlarda yaptığım gibi (Bkz modern çağda elitist kederi: depresyon) bloglara gömüldüm yine. Ağlaya ağlaya güldüm. Bu adamlar pek bi denyo be Başak. (Kocamla kavgalıyım adsdsdadff) İmza: bu nasıl gebe. (Koronasız sarıldım.)
YanıtlaSilDepresyonda olduğum tüm zamanlarda yaptığım gibi (Bkz modern çağda elitist kederi: depresyon) bloglara gömüldüm yine. Ağlaya ağlaya güldüm. Bu adamlar pek bi denyo be Başak. (Kocamla kavgalıyım adsdsdadff) İmza: bu nasıl gebe. (Koronasız sarıldım.)
YanıtlaSil