Yazılarıma yorum almayı çok seviyorum.
Taktir ve övgü toplamak anlamında değil ancak. Yorum yapan insanların sayısı değil “etkileşim” faslı sevindiriyor beni.
Çünkü siz de farketmişsinizdir. Yorum kısmında da acayip coşarım ben ansjdjjd.
-Yazıyla ilgili desteklenmeye ayrı bayılırım (“doğru dedin gız, biz de öyle düşünüyoz” desteği)
-Farklı perspektif sunulmasına ayrı bayılırım (“onu öyle dedin ama, bence şöylesi de var”)
-Teselli edilmeye, gaz verilmeye ayrı
(“eyisin eyisin Başakito, üzülme sen düzelir”)
-Bilmediğim bir şeyi öğrenmeye en çok
(Meslek/ eğitim/ ilgi alanı itbariyle konu hakkında donanımlı bir okurdan “yeni bir bilgi” öğrenmek)
-Hikaye anlatmayı sevdiğim kadar hikaye dinlemeyi; dinlediklerimi biriktirmeyi de severim
(Anlattığım bir olayın, okuyanda çağrışım yapması; onun da kendi anısını/deneyimini paylaşması)
![]() |
| yorumlarda hemfikir olduumuzda biz |
-Yazıma gülündüğü eğlenildiği, keyifli vakit geçirildiği geri bildirimini almak inanılmaz mutlu eder.
Bir insanı 3 dakikalığına da olsa günlük hayat stresinden alıp götürdüm, derdini unutturdum, güldürdüm düşünsenize!
Aynı şeyi kendim yaşayınca değerini bilmiyorum oysa ki. Okuduğum salak bi twite/ karikatüre hunharca gülüyorum mesela. Arkadaşlarıma yolluyorum. Ansjdjdjdj diye bi posta daha gülüyoruz. Üzerine bir iki espri de biz yapıyoruz. Bunlar aslında günümüzü şenlendiren şeyler! Bunlar olmadan hayat ne sıkıcı olurdu.
Yani başkası beni güldürünce sskdkfkfm slk yaa diyip geçerken, kendi mizahıma gülününce süper bi iş yapmışım hissiyatı oluşuyo. Isısısııs
Bunu “ben yazdım, insan güldürdüm, böylesi mizah kimselere nasib olmaz ” anlamında düşünmüyorum ama tatlıqısslar ansjdjdj.
Yazıya dökülme üslubu bahis değil, siz de günlük hayatınızda bir insana bişey anlatıp güldürdüğünüzde, eğlendirdiğinizde aynı haqlı gururu aslında hiç farkında olmadan yaşamıyor musunuz? Çünkü bir insanı güldürmek, şebekliği abartıp iyice arsızlığa vurup ona kahkaha attırmak değerini bilmediğimiz çok iyi hislerden biri değil mi?
Yazı benim için “konuşma”nın ikamesi aslında! Oturup vitvitvit diye yazı yazacağıma isterdim ki devcileyin bir fiskos masası etrafında kahvemizi/içkimizi alalım. Karşılıklı konuşalım bunları.. yani ben “yazmak rahatlatıyor, orası başka bir dünya, yazmanın yeri apayrı” diyemem. Konuşmayı, sosyalleşmeyi tercih ederdim.
Bunu yapamadığım durumlarda yazmaya yöneliyorum... en çok yazdığım dönem de en çok yalnız kaldığım dönemlermiş zaten... çocuklarım küçükken, bir yere kıpırdayamazken - etrafımda sohbetinden keyif alabileceğim 2 insan göremezken hep buraya gelmişim sikim sokum mevzularımı anlatmaya :)
Yazları memlekette olduğum aylar hiç yazı yazmamamışım.. son 1-2 senedir yıl içindeki yazılarım da azalmış. Çünkü sosyalleşmeye, keyif alabileceğim işlere, sevdiğim arkadaşlarımla buluşmaya vaktim olmuş; dert anlatma/anlaşılma/ dinleme işim yazıdan başka yollarla görülmüş.
Vakitsizlik değil olay! 3 gün deli gibi koşturup bin türlü badireler atlatılıp 4. Gün gene gelinir yoksa “bu aralar yazmaya vaktim olmadı ama anlatacak mevzum var” denilir yani..
Yazı benim muhabbet ihtiyacımın “yoklukta gideri olan” versiyonuymuş.
İşte yorum etkileşiminin bende uyandırdığı hissiyat bunlar.
Bir de benim için geçerli olan başka bir özelliğinden bahsedeceğim yorumun.
Bazen yazarken konudan kopuyorum, gereksiz detaylarda boğuluyorum, ve ya aklıma değinecek başka noktalar geliyor oralara kayıyorum.
Sonra ne yapıyorum biliyor musunuz? Yazı bitince okur gözüyle bir daha değerlendiriyorum.
O Detay ve ya konudan sapma noktalarını çıkartıyorum yazıdan! Diyorum ki “eğer birisi o detayı açmak isterse o zaman yazarım”
Ve ya “bu olaya benzer şöyle bir yorum gelirse, bu kısmı o yoruma cevap olarak eklerim”
Ve ya “konuyla ilgili 50 tane anımı anlatmaya gerek yok, bir yoruma anektod olarak yazabilirim onu”
İşte benim yorumlara cevaplarımın 2-3 paragraf olmasının sırrı bu!
Çoğu zaten yazının içinde olup sonradan çıkartılmış, yorumlara saklanmış kısımlar oluyor.
Bir okur bunu yakalayıp oradan girdiğinde aşırı sevinip “yess baby!” diyorum. Ben zaten bunu da anlatmak istiyordum.
Hemen anlatayım :)))
![]() |
| yazima yorum gelmis mi diye bakarken ben |
Yazıya dönüp baktığımda yazımın ancak yorumlarla tamamlandığını fark ediyorum bu yüzden! Çünkü yazının yarısı yorumlarda konuşulmak üzere saklanmış! Saklıyorum yani ben... Kirli çıkıyım.
Bu olay hep aldığım bir geri bildirimdi. “Nasıl herkese uzun uzun cevap yazıyorsun?” Ve “senin yazıların yorum kısmını da okumadan geçmiyoruz, huhaha” konu başlıklarına açıklık getirmiş oldum sanırım :)
Okuduğum bloglara uzun yorum bırakmayı da seviyorum. Oooh diyorum on numara muhabbet açılmış! Hazır konu var cillop gibi. Gidem de biraz o tarafa yardıram :)
![]() |
| Bir bloga yorum yazmaya gelirken adnan şenses gibi ceketimi belime bağlayıp oynayarak geliyorum. Hiç bilmiyonuz. |
Yine aynı formülle düzenli okuduğum bir bloğa bir dönem yorum bırakmadıysam eğer; okuduğum yazıyı beğenmedim/ ilginç bulmadım/ bu konuda söyleyecek sözüm yok anlamında değil bu. O ara muhabbet ihtiyacım başka yollarla karşılanmış demektir ve o yüzden yorum bırakmaya sarmamışımdır. Eheueheueh
Yazmaya ihtiyaç duymasam da okumaya hep duyuyorum. Arkası yarın diziler gibi çünkü onun tadı! Arkadaşımı merak etme, arayıp sorma ihtiyacı gibi “dur bakayım bizim gızlar neler yapmış; çoluğu çocuğu beyigil iyidirler inş” diyerek bakıyorum gidip :)
Bir yazıya yorum bırakma dürtüsünü: emeğe saygı, rep, up’layalım beyler olarak görmüyorum. Sinsi gibi okuyonuz tatlıqısslar 2 rekat “yüreğine sağlık” diyen yok diye bir serzenişim olmaz. Eheıeh
Bu da aynı kapıya çıkıyor zaten bütün bu anlattıklarımla.
Yazının tıklanma sayısı, yapılan yorum sayısı benim için şahsi bir mini zafer olmuyor.
Bir grup kadının kısır yiyip çay içmesi olayındaki gibi aynı. Bazen bir konu açılır, ortaya bir dedikodu paslanır: o muhabbet öyle tatlı gelir ki biri bırakır biri alır sazı eline. Birbirinin sözünü kese kese konuştukça konuşulur. İştahla anlatılır gülünür.
Bazen de açılan konu fazla aksiyon almaz, üstüne başka bişey gelir kaynar, kısa kesilip geçilir. Bu nasıl ki bir grupla doğal-organik sohbet anında “ulan o kadar da konu açtım, mis gibi eltimgil dedikodusu yaptım, hiç de yürümedi bu konu” diye hesaplanıp bu duruma bozulunmuyosa; ve yahut vay be ben konu açtım ve nasıl da herkes yardırdı ısısııs diye kendine paye biçip kaale almıyorsan benim için yazdığım yazılarda da aynı şey!
Yazıların fazla tık almaması, yorum sayısının fazla olmaması benim tam kıvamında tutmaya çalıştığım şey aslında, bunu da itiraf edeyim.
Yani bir yazıya 5000 tık gelse, 50 tane yorum gelse; orda pek de bayılmadığım bir akraba ziyaretine gidilmiş gibi hissedebilirim..
“ee daha daha nassınız inş” muhabbeti yapılıyormuş gibi hissederim.. “yeğenim ne zaman everiyoz seni, çocuk düşünüyonuz mu, mayışlı sigortalı işe ne zaman gircen?” Sorularını cevaplarken hissettiğimi hissederim sanki, tadım kaçarmış gibi :))
İşte size blog yazmak ve yorumlar kısmıyla ilgili en samimi düşüncelerimi dilim döndüğünce anlattım tatlıqısslar.
İsterim ki bloglara yorum bırakma modu/isteği/tutumu üzerine konuşalım. Benim bu kadeş antlaşması metni uzunluğundaki yorumlarımı napcaz onu bi eyyorlayalım. Bu blog özelinde ve ya takip ettiğiniz diğer bloglar genelinde yorumun anlam ve önemini tartışalım. Ne bileyim işte. Kapatmayın konuşalım :))






vay babaerenler ne yüce niyetin varmış senin meğerse. gönül bağını en başından beri hissetmişimdir hep. başşak'ın nutuklarca yorum sırrını açıkladığın iyi oldu, arkadaki motivasyonu şimdi anladım.
YanıtlaSilçok önceleri ifade ettiğim gibi, ben de yorum alınca düğünde takı takılmış gibi sevinirim. çok çok mutlu eder beni. hatta mahsus uzun uzun bakmam ki yorum düşerse iyice bi sürpriz olsun.
fakat maalesef yazı altı yorumculuğu bende şey gibi oluyo: hani okul çıkışı çocuğu alırken, bi veliyle ayaküstü sohbetiniz iyi gider, tadı damağında kalır ama uzatmaya fırsatın olmaz- ya çocuk dizine yapışıp 'anaa eve gidelim anaa' diye ağlar ya da acele işin vardır vs. ona mesai + zaman + enerji bütçesi hiç yapmıyorum. ben şimdi bu yazıyı yazdım ama du bir de yorumlarda da devam ederiz niyeti hiç oluşmuyor bende.
bazen vakit oluyor, hem başkasına yorum bırakmak hem bana gelen yorumları yanıtlamak aşırı tatlı geliyor (ama nadir)
yine de yorum almanın mutluluğu coşkusunu daha tanımlayamamış, o kafayı tam ifade edememiş gibi hissediyorum. son olarak, sana daha önce de söylediğim gibi, yazılarda anlaşılamamış olmak- şaka yaptığımı açıklamak zorunda kalmak, aslında tavsiye toplamak için absürt bir durumumu yazıya dökmediğimi açıklamak bazen düşürüyor beni. yani yorumu bir çeşit 'acaba anlatmak istediğimi anlatmayı becerebildim mi?' sağlaması olarak görüyorum.
ay ne güzel de uzun yazdım <3
Eheueh mantıklı olan da o zaten! Yani yazıyı yazarsın ortaya koyarsın ve aslında bitmiştir o yazı! Benim gibi yorumlarda sürekli yeni açılım getirmeye çalışmak abesle iştigal ajsjdjdjdj ama seviyöm napıyım :D
SilTam olarak tarif edemediğim bir iletişim biçimi üstelik.. mektuplaşmak gibi, notlaşmak gibi. Ama ikisi de değil. Değişüks.
Benim de aksine “derdimi anlatabildim mi, doğru anlaşıldım mı, beni şimdi biraz şey sanmasınlar bunu dedim diye” tarzı kaygılarım hiç olmuyo bak çok ilginç! Hatta belki de neden olmuyo?? Nasılsa “öyle anlayan olur da yorum yazarsa 5 paragraflık bir cevapla yazarım açıklarım onu yeaa” rahatlığımdan olabilir anshdhhdbdbsjdb
Suratıma karşı eleştirilmekten korkarım ben. Arkamdan konuşulmasına ve ya içinden bnce tırt yazmış denilip geçilmesine aşırı okeyim. Ahahahhaha
akjhfkf mantıklı :D
Silaklıma ne geldi. blog'u yazan, yorum geldi mi diye 105 kez refresh yapıyorsa, gelen tek 1 yorum da, kendi yorumuna cevap geldi mi diye 37 kez refresh diyorsa, acaba bu yazının gerçek okunması kaçtır?
lkagglfalfhj
koptum ve kaçtım!
Stalkerlar yazardan daha cok refresh yapiyo olabilir. Karanlik sayi!!
SilHer yazina ben de yorum birakmiyorum cünkü yaziya ekleyecek bisey bulamiyorum. Bazen de tembel oldugumdan. Bu yazinin kötü oldugu anlamina gelmiyor tabi. Ama cogunlukla tartisma ve geyige acik konular yazdigin icin hemen yorumlar kisminda yerimi aliyorum. Konuyu dallandirip budaklandirman da ayri hosuma gidiyo desem? :D corona haberlerini bile artik satir atlayarak okuyorum ama senin yazilari kelimesi kelimesine...yaniii daha ne diyem! benim en cok merak ettigim blogger lar arasi dayanisma. Sosyal medyada takip isi begen beni begeneyim seni üzerinden gidiyo. Blog icin de yorum söz konusu. Bu konularda cok asosyal oldugum icin ne bir blogum var, iyi yazamadigim icin en basta, ne de sosyal fenomen olma potansiyelim var. Hayaller ve hayatlar jdjdjjd.
YanıtlaSilİşte yazıya ekleyecek bişey bulamadıysa insan o yazıda gerçekten bokunu çıkarmışım demektir ajsjdjjdhd
SilBu blog sayesinde çogzel insanlar tanıdım. Herşeyi sansürsüz konuşabildiğim, aklını fikrini çok sevdiğim kankitolar edindim. Ama hiçbiriyle takibe takip modunda değiliz zaten skdjfmfddjf bazı yazılarda denk gelirse, her yazıda değil :D
Fenomenliqq bana göre de değil. İyi yazma potansiyelin var gız öyle deme (ben kim köpeqsem tabi anshdhhdh geçer not vermek bana düşsün :)) ama bence var <3
Ben senin yazılarına yorum bırakmayı çok seviyorum ;
YanıtlaSil1. Kesin bende eski/yeni bir anı canlandırmış oluyor ay dur ben de anlatayım diye içimi gıdıklıyor
2. Çok eğlenceli bir dille yazdığın tüm o konular aslında hep kafa yorduğum şeyler oluyor
3. Uzun yazı okumayı çok seviyom ben:) yazıların uzun yorumların uzun benim de yapacak çok çene var, bir şey yazmadan geçemiyorum
4. Altta hep laf lafı açıyor durumu olduğunu bildiğimden zevkle tüüümmm yorumları okuyup ben de yazmak istiyorum
5.Öpüyorum
90lar bizim kutsalımız, anılarımız bomba asjdkfkf bi de bizim dönem çocuklarında hep benzer hayatlar <3 anılar gıdıklamasın da napsın?
SilAnalıqq dünyası düşünüp düşünüp çözüm bulamadığımız konular zaten. O kadar şey konuşup “neyse yaa önemli olan sevgi” dioz bitirioz. Tespit gibi tespit ajsjdjdhhd
İyi ki de yazıyosun mızmızım. Senin yorumlara her zaman bayılmışımdır <3 kendi piloğuna da daha sık yaz, okuyak.
Ben de koskocaman öpüyorum! Çocuklar askere gidene kadar burdayız sjdjdjdj zabbaha kadar burdayız. Derdoluk bitmez :D
Tüm yazılarını okuyan yenilerini dört gözle bekleyen ve hiç birinde bir kez olsun bile kendini bulmayan benden başka biri varsa beri gelsin. Bazen yorum yapamadığım oluyor, deli koşturmalardan bir de hakikaten yazacak şey bulamadığım yazılar da oluyor. Senin yorumlarını fb da göçmen kadınlarda da görüyorum. Nasıl güzel yazıyorsun (burdaki dilinden farklı evet) ama uzmanlığın olmasına rağmen hiç ben bilirim havalarına girmeden ifade etmeni çok seviyorum.
YanıtlaSilHep yaz hep okurum❤️
Gecem yaa, gurbetdaşım <3 senin yorumlarının ve bloğunun da gönlümde yeri ayrı <3 ben de çok benzer yanlar buluyorum ev halleri yazılarımızda. (Sen hanımgadınsın gerçi salon çizginden kaymıyosun ne kadar ciğerin solsa da eheueheu. Yoksa yaşananlar ve hissedilenler aynı çünkü analıqq)
SilBir de bebeler daha küçüktü, emzirmesiydi işemesi zıçmasıyıdı dertlerini birlikte yaşadık ya şurda.. “devrem” diyesim gelio size ajdjdjdjjdhd asker arkadaşı gibi hukukumuz var sanki :D
Son olarak da göçmen kadınlarda linç yemekten çok korkuyorum ajsjdjdjjdhd bi gün yersem gözün üstümde olsun bacım destekle beni :)))
A ayıb ettin her daim.
SilBu postuna yorum yazabilmem icin düşünmemek lazım ve su an hic yapamıyorum ben onu kardeş, ama boş da gecmeyeyim dedim cünkü ben de yorum gelince cok seviniyorum. Öperim kusum
YanıtlaSilBen de ciddi mevzu düşünme dükkanını kapadım bu ara kuşum eheuhe pas atsan bile yakalayamam :))
SilAzcık güneş açsın, iliğimiz kemiğimiz bi ısınsın toparlarız nasılsa :)) ben de öpüyor çok <3
Şu bahsettiğin iştahlı kısır ortamı muhabbeti için geliyorum başak, Avusturya’ya gelemediğim için:) acayip keyif alıyorum muhabbetinden sohbetinden. Ama işte ya tam bişi anlatırken ya ıhııı ıhııı diye gülerek merakla beklerken çocuk çeker ya eteğinden, tamam yavrum ok çocuğum ok evladım:)))) yarım kalıyor genelde yorumum da okumam da.
YanıtlaSilA101 ile ilgili de yazacaktım geçti bak. Aman vakit dar şuraya yazıveriim, izlemedim, eşim ilk gün abandı bitirdi, sabah heyecanla anlattı baya. Tammmm benim lise2 ‘98 yılı. Chicago bulls kalemlikleri, anahtarlıkları, çantaları?Sertab erener? Sofinin dünyası? Sen de süper özetlemişsin zaten.
Hadi yemeğim var ocakta uğrarım yine :)
Seni çoğiyi anlıyorum sister. Bana da çok oluyor; bloglara laf yetiştirmeye çalıştığım anlarda “çolukçombak-ocaktayemek-kocanın 15 küloluk koskoca karpuzu bulamayıp beni çağırması gibi durumlarla” yorum qeyfimin mundar edilmesi.. ve yorumu gönderemeyişim sndndnnd
SilNerde kaldıysan ordan dewam ederiz ayıpsın. Sofi’nin dünyasını ortaokulda anam “felsefeye giriş 101” niyetine zorla okuttuydu. Yemin ederim heidegger okutsa daha az sıkılırdım ahshdhhd
“Chicago bulls fanı ve basket oynayan kıvırcık saçlı yakışıklı site çocuğu” ergenler diyorum. Mertcan’lar diyorum. Ozi’ler diyorum <3 ahshshdhhd
Kısırlı sohbetin gerçeq adresi: ba ba ba başakito şovv. Her zaman bekleriz efendim. Anneliqq bloglarını geçince solda, dönerken sağda :P
küçükken her ay en az iki dergi alırdım, en sevdiğim blue jean'di, okurken bir seyin parcasıymış gibi hissederdim, hem de yeni gruplar falan öğrenir kültürlenirdim dnshshdh blog okurken de aynen böyle hissediyorum, en sevdiklerimden biri de aha bura <3 çünkü kalemin çok samimi, esprilerin muhteşem, yazılara koyduğun görseller ayrı, yaptığın yorumlar ayrı efsane. yorumlarda senin de dediğin gibi yazar-yorumcu iliskisinden daha çok sohbet ortamı var, bu da senin samimiyetinle alakalı bence. benim yorumlar genelde boş oluyo ama çok seviyorum bil istedim :P
YanıtlaSilYorum yapmayı ve yorum almayı çok seviyorum çünkü biri okumuş ve onda bir şey uyandırmışsın, üşenmemiş yazmış bir de! Krem dö la krem bir durum.
YanıtlaSilHerkese yorum yazmak istiyorum aslında ama bende şöyle bir şey oluyor: o kadar cümbüş var ki kafamın içinde böyle bir sürü insan über indirim olacak bir günde mağaza kapısında bekliyor gibi. O yığılma hissi beni yoruyor ve kısa kesiyorum yorumu ya da yazıyı.