17 Mayıs 2020 Pazar

Domates: 404 not found



Edoların sınıfla yüzmeye gitmiştim bu sene bi kere.
Buz pateni ve yüzme günlerinde 2 tane de veli gelmesi isteniyor. Çocukların giyinip soyunmasında, otobüse binme ve yürüyüşlerde hizaya sokulmasında, acil durumlarda (düşme, yaralanma vs.) yardımcı olmak için 2 veli kuralımız var. 

Sene başında yüzme ve buz pateni günleri/saatleri listeleri veriliyor ve her veli listeye adını yazarak görevi üstleniyor. 
Geçen dönem de o zamanlar, sıra bana geldiydi işte. 

Neyse o “yüzme” gününün bana düşündürdüğü bir olay var. Onu anlatacağuk. 



O gün bizim sınıftan bir çocuk mayosunu havlusunu hiçbi bokunu getirmemiş. O kadar çok ağladı ki! 

Arkadaşları yüzerken bu yüzemeyecekti.. Kenarda oturup onları izleyecekti.. Yüzmeye ayda 1 gidiliyor, bütün ay heyecanla o gün bekleniyor.. 

Sorduk soruşturduk, havuz görevlisinden rica ettik. Havuzda unutulmuş mayolardan birini ödünç verdiler. Kızcağız üstüne 3 beden büyük gelen mayoyu giydi, yüzdü. 

Bu olaya çok kızmıştım içimden. Ne sorumsuz ana-babalar var yarabbi! İnsan çocuğunun programını takip eder; mayosunu çantasını eksiksiz hazırlar yanına katar. Yuh aq! falan demiştim. 

Ben 2 senedir Edo'nun okul ve aktivite programını, Edo'nun özel kalem müdürü olarak yürütüyorum. 

Programları aylık olarak düzenliyorum. Haftalık ve günlük olarak 2 kez üzerinden geçiyorum. 

Havuz çantasını 50 kere kontrol edip, kapıdan çıkarken Edo'nun eline tutuşturuyorum. 

Ben eline vermezsem, kapının önündeki hazır çantayı bile almadan çıkar çünkü Edo! 

Okuldan gelir gelmez de, girişe fırlatılmış çantayı alıp, mayoyu havluyu yıkayıp kurutuyorum. Çantayı havalandırıyorum. Gözlüğü, boneyi, terlikleri temizleyip; bir sonraki kullanım için cipis-cillop hazır ve nâzır hale getiriyorum. 

Bu olayın üstünden birkaç gün geçtiydi. Olay yine aklıma geldi. O kızın çaresizliği ve ağlaması gözümün önüne geldi. Ve o veliyi bir miktar daha gömdüm içimden. Vay cahil dedim, köwlü dedim... 

Bi dakka ya dedim sonra! One minüt! 



“Ya o veli çocuğunun sorumluluk alması, kendi sorumsuzluğunun cezasını çekmesi” için özellikle yaptıysa? 

Havuz gününü takip etmek (çocuklar arasında gün sayılan ve bir gün öncesinde de sınıfta öğretmen tarafından hatırlatılan bir gün bu! "Yarın havuz var, çantalarınızı unutmayın" deniyor) ve kendi eşyalarından sorumlu olmak, kendi programını takip etmek çocuğun göreviyse?? 

Ya o veli çocuğun çantayı almadığını farkettiği halde “millet yüzerken bu yüzemesin de görsün ebesininkini! Bir daha unutmaz” diye bir taktik uyguladıysa?? 

Ya asıl “aslan oğlum paşa oğlum, her işini ben yapam. Islak donlarını kurutam, eşyalarını akça pakça hazır edem” diyerek cahilliq ve köwlülük yapan bensem? 

Akskdkdkkdjd. Valla hala işin içinden çıkamıyorum bu konuyu düşündükçe. 

Ha o velinin normalde hazırlayan, ama o günlük unutmuş olma ihtimali de var.. insanlık hali. Kim bilir ne derdi vardı.. Ama onu bile acımasızca eleştirmiştim! 

Ebeveynlik hayatımın her aşamasında karşılaştığım bir sorun bu. Bu olay yine kürkçü dükkanına “büyrooğn” diye çağırdı beni. 

1-Çocuğun yaşına uygun görev ve sorumluluklar nelerdir? 


2-Bu sorumluluklar nasıl ve ne yöntemle verilmeli? Sorumluluk kazandırma aşamasında çocuk darlanmalı ve örselenmeli mi? (Aksjdjdj) 


3-Bunları yaşında öğretmek önemli mi? Biraz daha büyüsün diye beklenmeli mi? 

4-Bazı insanlar ömrü billah öğrenememiş oluyor :)) 

Yetişkinliğinde sorumsuzluğunun ceremesini çekmek zorunda kalınca “Ay bidaha böyle yapmıycam. Bu sorumsuzluğum yüzünden çok büyük stresler yaşadım. Çok dikkat edicem” diyip 2 ay sonra yine aynı boku yiyor... 
Yani ders falan almıyor.
Bu karakter midir? 
Ailenin zamanında insan gibi öğretmemesinden, sorumluluk bilinci kazandırmamasından kaynaklı mıdır? 


Bu 1,5 yaşta yemek yedirme konusunda da böyleydi
2,5 yaşta ayakkabı giydirme konusunda da böyleydi
Şimdi okul eşyalarının, oyuncaklarının düzeni konusunda da böyle... ve gelecekteki milyonlarca mevzuda da böyle olacak. 

Kafam karışık bu konularda. 
Bunun sınırı, limiti, çerçevesi nedir? 

Bazen diyorum ki: tamam benim çocuklar okey! Yaşına göre gelişimsel ve bilişsel becerileri olsun, ev hayatına katılım, iletişim, laftan anlama; kural kaide, edep adap bilme olsun herşey gayet güzel. Aferim gızım, good job, yıldızlı beş! 

Bazen de diyorum ki: yok olmuyo, ben bişeyleri beceremedim... 
yeterince görev ve sorumluluk vermiyorum. Mal gibi çocuk oldu bunlar, hala utanmadan benden “annöee suuu” diye su istiyolar, kıçlarından çıkan donu yere tepiveriyolar, ev işlerinde yeteri kadar katılımları yok.
Bunların peşini toplamaktan, ayaklarına kadar her boka hizmet etmekten ciğerim soldu. Bütün aileye “hizmeçilique” ediyorum. Ben sanırım yanlış yapıyorum... otur, sıfır! 




Aslında asıl sorun şu: Ben insanlara iş kitleme faslında “kasaba minnet edeceğime, keser çükümü yerim” modeli bi insan olduğumdan bu konuda çocuklarımla da çok zorlanıyorum... 

Bir işi yapsınlar diye çocuklara 50 kere söylemek, yalvarmak, darlamak geriyo beni! (Ve doğal olarak çocuklarla ilişkimi..) 

Öfff bunlarla mı uğraşcam amk, ben yapıverem 2 dakkada diyorum. Ama sonra o 2 dakikalar dağ gibi birikiyor, günün sonunda pertim çıkıyor. 

Sırf çocuklar değil Haris de öyle.. 
Yani ev hayatındaki bütün detaylar, kimsenin düşünmediği ve ziklemediği ayrıntılar bende. Ama ben her defasında “amaaan ona laf anlatana kadar, ona yapsın diye iş buyurana kadar kendim yapıveririm 2 dakkada” diyerek Haris'i de pek katmıyorum ev işine. 

Aslında Harisle güzel ve adil bir iş bölümümüz var evde. 
Görev tanımlarımız belli assjsdndkms

Ama yinede evdeki her şeyin yerinin bana sorulması ömrümden 2-3 yıl götürmüştür en az. Öyle bir sinir olmak! 




Harisin bana sorma eşiği: aradığı şeyi ilk baktığı yerde 5 saniye içinde görememek! 

Domates nerde diyo yaaa!! Domates nerde olabilir be amk! Buzdolabında diyorum.
Yok dio. “Orda yok!”...
Haris bana her domates soruşunda saçlarımdan 1 tel beyazlıyo... 

Çünkü dolabı açtı 5 saniye aynı noktaya baktı ve bulamadı... Bir kap kacağın arkasında kalmış olma, hıyar poşetinin altında kalmış olma, dolabın çekmecesinde olma falan ihtimali yok onun için! Domates: 404 not found...  

Bi gün “domates çamaşır kurutma makinesinde!" Ya da "bodrumda kışlıkları kaldırdığım hurca koydum onu ben!” falan desem şaşırmıycak ve sorgulamıycak gibi üstelik akskdkkddk 

Hmmm ok diycek ve ordan almaya gidicek :)) -hangi hurç yaa? Öyle bi hurç mu var? Hurç ne demek? falan diye sorar kesin ona da eheuehe- 

Gerçi onun da beni gömdüğü konu çok bak hakkını yemiyim ashsjdjdndn 

Geçen mayanın “corona özel” kreş kaydını yapmayı unutmuşuz. Bu harisin görevi normalde. Bütün evrak, kayıt-kuyut, randevu, bürokrasi işleri onda.. 

Ancak kreşin ve okulun mail grununa ikimiz de kayıtlıyız. Neyse ben maili gördüm ama Haris yapar diye ziklemedim. Haris de görmemiş. Kayıt deadline ını kaçırdık. 

Bana dev çemkirdi o gün. “Bişeyi de sen yap” diye. Ansjdjjdhd 

Arabanın benzini konusu da öyle misal. “Bi kere de sen al diyor, madem almadın önceden haber ver de benzin almak için erken çıkam ona göre kendimi ayarlayam” diyor. 

Almıycam işte! İbnelik değil mi? Ahsjdjdjjd Haber de vermicem :))) 

Madem kendisine benim ciğerimi soldurmamayı öğretemiyorum. O zaman kısasa kısas! Eye for an eye! Ciğer for a ciğer. Onunki de solsun. Soluk ciğer family <3 eheuheue



28 yorum:

  1. Ben kural koyma konusunda alman anasi olamasam da gaddarim. O level e asla gelemem heralde :D Bizde de is bölümü var ama buna ragmen aranan sey yerinde bulunmayinca bana cemkirildigi görülür :)) bir de benim cevabim genelde "bilmiyorum." evraktir, kayittir bu islerin kesin ayrimini yaptik biz. Ben oglanla ilgili olan herseyin sorumlulugunu üzerime aldim, bir de evde tamir vs gerekiyorsa bunlarla da ilgileniyorum. Geri kalanlar kocamda. Benim evladim da bir seyi bir kez söyleyince hemen yapmiyor ne yazik ki. Iste alman ekolüne göre yetistirmedigimiz icin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de kural konusunda gaddarım. Ekran saati, uyku saati, ödev saati, aburcubura hayır deme konularında baya iddialıyım hatta akdkdjd

      Benim evladım (edo olan sjjdjd) 50 kere söylenince de yapmıyor :(((( 100 kere sölemek lazım ona da mecalim yok eheueheu

      5 kere söyleyip artık “yap şunu” diye bağırınca da “bunu bağırmadan da söyleyebilirdin ” diyo aksjdjjdjdjf

      “Bağırmadan 4 kere söyledim zaten.” Diyorum böyle bir müddet tripleşiyoruz kendisiyle :/ tam 1 kısır döngü.

      O değil de tamir işi nası sende gız? Ahsjjdndnd respekt!

      Sil
    2. Taamir isi derken hausmeister bilgilendirme, tamirci kisisiyle muhatap olma ve bununla ilgili ödemedir kagittir isler, yoksa tamir isi beni asar ;) valls benim ki de diyo anne neden bagirmadan söylemiyosun. O zaman elime megafon alip bagirasim geliyo :/ du bakalim ikinci nasil oliciik

      Sil
    3. Heaa! Olsun o da leş bi iş yine de ansnsnddn ikinci varyaaa hepinizi donunda sallıycak <3 çok tatlış olucak çooook

      Sil
  2. Başakito!

    Ben kendimden hesaplıyorum:

    Anam benim elimi sıcak sudan soğuğa çarpmadı, kalk kız soğan doğra dediği tek gün olmadı. Benim evdeki görevlerim:

    'Canım ne isterse yapmak'

    Bu yüzden annemi eleştiriyorum şimdi aslında. ama her jenerasyon bir üstteki modelin zıttını yapmaya can atar ya o hesap. şimdi ben de doğuya karşı, anneme göre kuralcıyım. doğu da sağolsun görevlerini aksatmaz, beğeniyöm gendisini. ama ne kadar kendisine 'oğlum oyuncağını kutusuna yerleştir' diye yönlendirsem de o tip görevleri anlama/algılama/benzerleriyle eşleştirme/alışkanlığa dönüştürme kodu yok.(daha az evvel oldu)

    dönelim bana: ilk yetişkinlik günlerimde aldım kendi kişisel sorumluluğumu. umrumda olması gerekiyordu sadece. annem beni hımbıla programlasa da vücudum attı (:D) ve ben hizaya girdim.

    çocuklar da girecek yüzde 100. ama bazı şeyler, örneğin domatesi bir türlü bulamamak- işte o seni aşan- taaa yüzyıllar önceden tohumu atılmış kodlara hesabı sorulası mevzular. (404 not found, bizim evin direkt geyik konusudur. volkan da doğu da gerçek bir 'bakar-kör')

    çok yazdım yahu. benzin almayı sürekli volkana kakıtmama varıncaya kadar ortak şeyler görünce dayanamadım. hadi kaçtım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim “sorumluluk ve görev” açmazım da sağolsun anam kaynaklı dndjfjdj

      Ev işi yaptırılmayan gızlara; odası anası tarafından cillop edilmiş, salonu temizlik kokan, yastığı yumuşatıcı kokan, mutfağı pasta börek kokan, derli toplu evi olanlara çok özenirdim. Öyle evlere gidince huzur dolardım, mutlu olurdum. Bizim ev niye öyle değil diye kurulurdum.

      Bizim evimizin düzensiz ve dağınık oluşu, küçük yaşlardan itibaren ev işlerinden sorumlu oluşum (aslında sorumluluk da değil. Annem “ille yapacaksın” diye asla darlamazdı. Ama “sen yapmazsan ben de senin için yapmam. Ütülü gömlek istiyosan kendin ütüle, ya da kırışık gömlekle gez” seçeneği sunuyordu işte ahshdjdjjdjd) beni pek iyi hissettirmezdi... ben de şimdi sanki çocuklarım rahat etsin, derli toplu düzen içinde kendilerini daha mutlu hissetsin diye düşünüyor olabilirim...

      Yani teknik olarak “sorumluluk alsınlar, her işlerini kendileri görmeyi bilsinler” istiyorum ama içten içe de bilemiyorum demek ki :)

      Yetişkinliğimde bu skiller çok işime yaradı tabi. O bir gerçek.
      Hımbıllık atılır, iş öğrenilir. Yeter ki karaktere işlemesin bu mevzular.. 30 yaşına gelmiş hala ergen gibi davranan, anası önüne yemek koysun, çay getirsin diye bekleyen tipler gördükçe saçını başını yolasım geliyor ahshdhdhdb

      Sil
    2. yok be başakitom, nerde temiz düzenli ev :D annem ev işi yapmaktan nefret ederdi. kendince bi düzen ve temizlik anlayışı vardı tabi ama asssla arkadaşlarımın nizami ve mis kokulu evleri gibi değil :D ben mesela nizami ev özlemi çekerdim, daha okul öncesi yaşlarımda evi başkalarının evlerine benzetmeye çalışırdım. ilkokul 4'e geldiğimde evin içinde dizlerimin üzerine çöküp 'yeter artık bizim evde de vitrin olsun dantel olsun neden yooook' diye öyle bi isyan ettim ki annemler gidip salon takımı almışlardı.

      sonradan düşündüm senin şu küçük kızın anası eğer ders verme amaçlı yaptıysa, çok boş yapmış ya. öyle bi ders verme mi olur anasını satayım.

      Sil
    3. Ben de salonda avizesi olana özenirdim! Ahshdhdhdhd 80ler model kristal avizeler vardı ya. Bazı çocuklar evden avize parçası getirir, cebinde taşırdı. Işık prizması olurdu o. “Kaşıkçı elması” gibi bişeydi benim için eheuhe neden ondanımız yok die kınardım anamı :)))

      Bence de o ana boş yapmış yaa :/ gerçeqqq bir ana çocuğunu “havuz eşyanı kovalamaktan bıkdımmm yetheeer. Yemin billah bi daha karışmıycam. Unut da gör gününü çocuk! Millet yüzerken sen bakarsın artık. Valla bana ne” falan diye usülünce tehdit eder ahshdhhdh ama çocuk blöfüne rest çekince de yüreği dayanmaz be :P

      Sil
    4. Kızlar yorumlarınızı okuyunca aydınlandım resmen. Ben de şimdi ev derli toplu olsun çocuklar huzur bulsun diye didinmekteyim ama bizim ev annemin çok yoğun çalışması yüzünden özel zamanlar hariç toplu olamazdı. Gece gündüz dikiş dikerdi. İlk okulda sabahçıyım okuldan gelince yatakları yorganları toplar oturma odasını düzenler her yere saçılmış minik ipleri gırgırlar bu işler bittikten sonra ancak derse otururdum çünkü dağınıkken çalışamıyordum. Bizim çocuklar da öğrensin diye dağınık mı bırakmam lazım bilemedim şimdi 😂

      Sil
    5. Aynen ben de gece yaa! Çalışmak, konsantre olmak için bulunduğum ortamın temiz ve düzenli olması gerekiyor benim için de! Mutfakta çalışmak için köpek gibi bulaşık yıkar, ocak ovardım öncesinde ahahahaha
      Öyle temizlik titizlik hastası değilim de düzen çok seviyorum (başak burçluluq sbsbdbbd ironik olarak anam da başak yalnız xD)

      Mesela çekmecenin üstünde 1 parmak toz olabilir. O çok rahatsız etmez beni (yarın öbürgün yaparım, yada günü gelince temizliğe gelen kadın yapıverir falan diye öteleyebilirim) ama o çekmecenin içindeki kilotlar sütyenler nizami dizilmemişse, çoraplar renklerine/tonlarına göre ayrılmamışsa, içi sabun kokmuyorsa işte o dev rahatsız eder! Ahsjsjdjjd

      Anası çok titiz/düzenli olanlara tepki olarak çok pasaklı çocuklar da olabiliyor yalnız :D O iş de riskli ehehehhe
      Kuzenim anasının hijyen takıntılarından ciğeri solduğu için bizim eve gelince “oh beea özgürlük!” diyip montunu yere fırlatırdı ansjdjjdkdkd kendi evindeki pislikten dağınıklıktan asla rahatsız olmayan, kendi de hiç bi iş yapmayan gız oldu misal :))

      Sil
  3. Ay koptum yazıyı okurken :))) Valla ben de bazen benzer seyler düşünüyorum, türk anasi olarak bu çocuğun götünü cok mu topluyorum diye, ki bence topluyorum, bizimki bir de tek mecburen bütün ilgi alaka onda zaten, cani isteyince yapiyo, cani istemeyince yapmıyor ve ben su an bütün enerjimi öğretmenliğe ayirdigimdan, yani tüm hakki ona ödev yaptırana kadar kullandigimdan valla baska kavga edesim yok. Alman kızanlar nihayetinde illa daha fazla sorumluluk sahibi olacaklar bence. Vera simdi 6,5 yaşında ben daha yeni sofradan tabagini kaldırtıp lavaboya koyduruyorum. muhtemelen bir sürü Alman bebesi özellikle 3-4 cocuklu evlerde büyüyenler cok daha erkenden başladılar ama iste bizimki de hic başlamadı degil. ben o yasta yapmıyordum sonuçta. Yani kusum illa ki bizden iyi olacaklar, biz öyle büyümedik ya bizim gibi olurlarsa diye korkuyoruz ama olmazlar. alman okul sistemindeler bir kere, Alman lisesinden mezunları düsün adamlar Türk ailelerinden Türkiye'de büyümelerine ragmen nasil d ao nosyonla yetişiyorlar. Hic dertlenme kusum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de tek tesellim almanlıque Zeynepim ajsjdjfjf

      Biz ne kadar evde türk analığı etsek de biyerden hizaya giriyolar bak o doğru :))

      Bağımsızlığı, bireyselliği, millete iş yıkmamayı, işin görülsün diye başkasından beklememeyi, sorumluluk almayı sadece ev işi alanında düşünmemek lazım, doğru diyosun. Her türlü alıyolar o kültürü.

      İçime su serptin kuşum eheuhee

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şeyi düşündüm ben de! (Bu durumda çocuğun alacağı mesaj konusu)
      1-Ailesi çocuğun burnu sürtsün istiyorken; başkası yardım edebilir. Bu çok geçerli bir yöntem değil bu yüzden .. Tam tersi çocuk sorunun bu şekilde çözüldüğünü görüp “halledilir yeaa, azcık ağlanırım birilerinden bişeyler dilenirim” tarzı bir yüzsüzlük de içselleştirebilir. :))) var böyle insanlar da! Göz göre göre ayı gibi sorumsuzluk edip; sonra sorunları çözülsün diye kendilerini acındırıyorlar, bahneler yalanlar üretiyorlar vs... ekstrem örnek oldu ama konu karışık.

      Mayo olayı aile terbiyesi amacıyla değil de annesinin unutması nedeniyle ise sorunun çözülmesi hoş bir şey ama öte yandan.. çünkü yardımlaşma, dayanışma, minnoş toplum...

      2-bu örnekten artık çıkıp kendi hayatıma geliyorum: benim ailem ilgili/disiplinsizdi :)) bizim yerimize işler halledilmezdi, kurallar konmazdı, derslerimiz ödevlerimiz sorgulanmazdı. Kendi sorumluluğumuzu almamız beklenirdi. (Yukarıda kahveye yaptığım yorumda anlattım biraz konuyla ilgili hissiyatımı. Göz atabilirsin)
      Ama duygusal olarak aileme güvenebilirdim. Bir derdim olduğunda çekinmeden ailemle paylaşabileceğimi bilirdim. İletişimimiz güçlüydü. Sanırım dengenin bu ayağı hatırına anneme hınç beslemedim :)
      Sonunda senin dediğin kapıya çıkıyorum ben de. Bu olay kişisel/özel. Her anne-her çocuk için geçerli bir standart yok.

      Ama işte gel gör ki, çocuk yetiştirirken en büyük referans noktan kendi çocukluğun. “Bu olay o zamanlar bana nasıl hissettirirdi” diye çocuk gözüyle bakabileceğin tek imkanın kendi anıların. Öyle olunca işler iyice karmaşıklaşıyo :)) bir tarafta akıl mantık, uzun vadede alınacak olumlu sonuçlar; bir tarafta duygular ve kısa vadede hissedilenler. diyor ve yoruma çok teşekkür ediyorum :)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Ahh işte yaa <3 tüm çocukluğuna ufak tefek olaylar bazında bakınca kırgınlığın, kızgınlığın, eleştirin olabiliyor ana-babaya... bazı olayları o dönemin şartlarıyla değerlendirip anlıyorsun; bazı olayları dalga geçerek, gülerek hatırlıyorsun, anlatıyorsun. (Anamızdan dayak yedik, terlik yedik ehi ehi diye anlatılıyor mesela bu tarz anılar bizim kuşakça)
      Büyük resimde genel olarak mutlu, huzurlu, aileye müteşekkir bir tablo varsa her şey tastamam aslında!

      Yani çocuklarım beni eleştirecek de, çatışmalar da yaşayacağız, onları sinir de edeceğim, canım anam on numara bi insansın, aslansın kaplansın kralsın da diyecekler :) Bu işin oluru bu zaten :

      Sil
  5. İsimleri değiştirsek aynı bizim ev. Resmen söylemek yaptırmaktan daha zor. Bunu akdeniz kanına bağlıyorum ben, zira burdakiler nasıl sabırla bekliyor çocukların ayakkabı palto giymesini ben izlerken çatlıyorum. Bence bizim çocuklar da büyüyünce eli çabuk olacak bizim gibi :)) Gittiğimiz havuzun bir cafesi var üç kişi sipariş verecek diyelim tek tek soruyor arka odaya gidip getiriyor işlem yapıyor, halbuki hepsini başta sorsa arka odaya üç kere gitmesi gerekmeyecek bir anda alıp getirecek ama kafaları karışıyor ahaha.

    Domateslerin yeri asla bulunamaz ve her nedense işte limon sıkacağı kabak soyacağı gibi sıradışı mutfak malzemeleri bulaşık makinesinden çıkınca nereye konacak kafa karışır ve tezgahta bırakılır 😂😂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahah gece yaaa o tek tek servis yapma olayı burda da var, koptum... aşırı yavaşlar, pratiklik, çakallık hiç yok.

      Off o tezcanlılık huyumuz! Teyzem aşırı tezcanlı fıttırı fıttırı herşeyi koşarak halleden bi kadındır. Kızı da o kadar ağır aheste ki... Öyle çocuk düşman başına! Teyzem çocukken kuzenimi döverdi ayakkabı giyerken falan ahsjdjjdjdjfj “amma yavaşsın, yeter kurdeşen döktüm, çabuk giy” diye çocuk dövmek! Sjdjdjjdjdjfjnf o kadar iyi anlıyorum ki teyzemi xD

      Sıradışı mutfak malzemeleri konusunda kanayan bir yaram daha var: limon sıktıktan sonra suya tutmamak! O çekirdekler, posalar kuruyup takır takır yapışıyo, makineye atınca da çıkmıyo... (Kabak soyacağına yapışan yeşil kabuklar da aynısı) yerini bilmemesi hadi neyse, onu asla öğrenemeyeceğini kabullendik aksjdjdj ama kullanınca suya tutmaması büyük dert :,(

      Sil
  6. Şu minnet mevzusuna ben de çok takılıyorum.Anam Babam,çocuğum kocam kimseden yardım isteyemiyordum.Ama oğlum zorla mutfakta yardım etmek istiyor,bugünlerde bakıyorum kendi adıma zevk almaya başladım.Oğlumun mutfak ile arası iyidir ama sanki dahada gelişti.Artık onbir yaşında, hastalandığım zaman bir çorba yapar.Babası mutfakta umutsuz vaka😷

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ne güzel yaa <3 ilgisi varsa yapar mutlaka, geliştirir kendini. Yemek yapan erkek çok cool falan diyin verin gazı :)))
      Ben şu an çocuklar yardım ederken zevk alma aşamasında değilim. Yaşlar 5,5-7,5 benimkilerin :// yemek yaparken bunlar yardıma gelince aşırı darlanıyorum eheueheu

      Sil
  7. Biz klasik anası hiç iş yaptırmamış, sen çalış kızım sen oku kızım denmiş nesiliz sanırım...Benim annem ev hanımı olduğundan hep düzenli, güzel yemekli falan bir evde büyüdüm fakat bende olumlu ya da olumsuz katkısı olmadı sanırım bu atmosferin.
    Yine pedagojik olaylara “içinde varsa olur” açısında girişicem ahahahha:) Ben kontrolcü ve huylu bi insan olduğum için her işim ve evim öyle sanki. Bşr kere çantamı unutmuş ödevini aksatmış değilim çocukken. Kızlardeşimi de anam yetiştirdi ama elinde patladı diyebiliriz sdfssdf😂
    Yalnız çocuğa çok üzüldüm, ders olsun diyeyse de unutulmuşsa da... çocukların o hayal kırıklığı karışık çaresiz halleri beni mahvediyor.
    Şimdi benim oğlan oldu 4. Sorumluluk konusunu nasıl işlesem diye düşünüp durmaktayım, bocalayacağım kesin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de “içinde varsa olur”cuyum ahshshsh
      Yalnız unutkan ve dikkatsizim kendimi bildim bileli :( yeaani çok aşırı değil ama bazı şeyler unuttuğum, atladığım oluyor.

      Bir keresinde Edo’ların okul gezisi vardı. Geziye götürmelik “Sırt çantası, sandöviç, içecek, şapka, güneş kremi” falan gibi şeyler istemişler liste vermişler hepsini on numara hazırladım. Son maddede “yanına ufak bir harçlık da koyun” yazmışlardı. Biz normalde harçlık vermiyoruz. Okulda kantin yok, para harcayacak bir yer yok o yüzden harçlık kültürümüz yok. Neyse işte unuttum harçlık koymayı :((((

      Bütün çocuklar harçlığıyla dondurma almış yemiş. Benimki yiyememiş :((( ay nası üzüldüm anlatamam. İçime oturduydu.

      O gün bugündür gezilerde hep fazladan para koyuyorum. Edoyu da sıkı sıkı tembihliyorum. “Para getirmeyi unutan, dondurma alamayan çocuk olursa sen o arkadaşına ısmarla” diye :(


      Sil
    2. Ayyy! Ciğerimi söktün şu an! Öğretmenler niye almamış, yazık yahu, bu da Almanlıktandır kesin; ya ana baba alsın istemedi demişlerdir ya prensiplerine uygun değildir...
      Hepimiz yapıyoruz böyle unutkanlıklar, depresyon katsayım artınca hele ben fena olurum ahahhah, kendimi falan unuturum...

      Sil
    3. Ya onu ben de merak ettim. Bizim öğretmen çocuklara karşı çok bonkör, fedakar, yufka yürek kadındır üstelik. Edo çok tripli ve gururludur böyle durumlarda. Kesin “yok teşekkürler, almayın canım istemio” falan demiştir öğretmen sorduğunda :((
      Bana da çok isyan etmemişti zaten. “Para vermemişin bana dondurma alamadım” dedi. Ben orda “annemmmmm kurban olam annemmmm oy ben nere gidem kınalı kuzummmm” diye dizlerimi döğme moduna geçince “önemli değil yeaa, nolcak” falan dediydi. Hiç uzatmadı pastörel dramamı ahshdhdjdnjdnd zanum evladum.

      Sil
  8. öyle boktan ceza mı olur ya çocuk hatırlatmayı unutunca kaynamıştır arada :P

    ben küçükken temizliktir ev işidir pek yardım etmezdim annem de çok yoğun çalışıyodu ve temizlik önceliği değildi, pasaklıydık yani snsnxn ama sorumluluk bilincim hep yerindeydi, çantamı hep kendim hazırlar, ödevlerimi söylenmeden yapardım, ortaokulda annem beni uyandırmıyodu hatta genelde ben kendim uyanıp gidiyodum, kahvaltıda tost simit piskevit falan yiyodum shshg ama biliyodum ben istesem annem her sabah uyanır bana kahvaltı hazırlardı :) şartlara göre şekilleniyor bazı şeyler. ben hala basit hijyen standartları dışında kendimi pek titiz bulmam ama ev işlerini burnum sürte sürte öğrendim, yemeği zaten seve seve ve güzel yaparım dnshdh

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öle deme kız, ne cezalar var burda ahshsdjd çocuklara disiplin vermek için ne ciğerler soluyor :)
      Bir de bu mayo olayındaki kız asyalı. Bazı asya ülkesi kültürlerinde çocuğa iş yaptırma, sorumluluk ve ceza verme olayları almanlardan bile beter.

      Sabahları tost yapma görevi babamdaydı. Lise bitene kadar her sabah kuru kuru tost bastı bize:) Anam yatır gibi uyurdu dheuehe
      İlkokulda bir gün, izcilik kursu için kayıt formu vermişler. Formda “baba adı” soruluyormuş. Ana adı diye bişey yokmuş. Çok sinirlenmişim! “Babalar ne yapıyor ki? Bi tost, bi mangal!” diye kişisel tarihimin ilk feminizm söylemini gerçekleştirmişim hem de öğretmene ajdjdjjfjfjf

      Yaa bana da erken geliyor ne bileyim. Benim de yemek (yemek dediğim tost, omlet, sosis fln pişirmek, darda kalınca karnımı doyurmak olarak) temizlik, düzen işlerini hatırladığım yaşlar 12 ve sonrası zaten! Öle 7-8 yaşında neyi ne kadar yapardım hatırlamıyorum bile :/

      Sil
    2. ahshsjdn "babalar ne iş yapıyor ki" kısmına sesli güldüm.

      şimdi devasa konuşacam ama 12 yaş öncesi bir okul çocuğunun sorumlulukları kendi odası (yatak toplama, odasının temel basit düzeni, kirli çamaşırlarını sepete atma vb.) ödevleri, okul çantasıyla falan sınırlı olmalı, ama bir yandan batı ülkelerinde özellikle değer verilen, benim de önemsediğim birey olmayı öğrenme, yaptıklarının iyi ya da kötü karşılığı olduğunu öğrenme, kendi kararlarını ve sorumluluklarını (örn.: yav yarın yüzme vardı dur bizimkilere hatırlatam) alma yaşları bunlar. yazıdaki ana dilemmaya geri dönüyoruz yani :D belki de makbul olan çocuğu tüm sınıfın önünde rezil etmeden bu dersleri aldırabilmek.

      Sil
    3. Türk öğretmenlerinin evde unutulan eşyayı eyyorlama modeli= “kendini de unutsaydın” ajsjjdjdjdj
      “Dingo’nun ahırı” nı da çok merak ederdim bak. Acaba nası bi yer diye ehehheue. Almancada da “schweinestall” var bak. Hayal gücüne pek yer bırakmıyo, bokun içinde olduğu belli :))
      Bu konunun içinden çıkamayınca da kadim yöntemime döndüm Nikki: “sorun tarafaları (beni ya da çocuğumu) aşırı darlamadığı, günlük hayat kalitemizi düşürmediği müddetçe kurcalama! Bi şekilde yürüyen bi sistem varsa , nasıl daha iyi hale getirebilirim deme! Çok tıkanınca çözüm ara!” Eheueheu yani çanta hazırlamaya şimdilik dewamke :P

      Sil