15 Mayıs 2019 Çarşamba

Gerçek kesit



Telefonum yarım yazılıp bırakılmış 
yazılarla, taslaklarla dolu. Siz “daha sık yaz tatlıqıss” diyorsunuz ama aslında yazıyorum ben. Kendimi rahatlatmak, insanlara verip veriştirmek, götümden hipotezler uydurmak için aklıma gelen her şeyi yazıyorum aslında. 

Sadece editlemek, giriş-gelişme-sonuç örgüsü kurmak falan zor geliyor “insan okuyacak bunu” haline getiremiyorum. 


Dün telefonumu kurcalarken eski tarihli bir yazı buldum. Ekim 2017’den... Maya 3, Edo 5 yaşında. Muhtemelen bir cumartesi günü ve Haris çalışıyor. Çocuklarla evde yalnızım. O günden bir kesit... 

Gerçek kesit’in efsane oyuncusu “sarı bıyık” reis ASDFGHH
22.10.2017

Yukarıda; Edo'nun odasındalar... Maya sepetin içinden oyuncak bebek kıyafetleri, biberon tabak-kaşık bulur. Edo arabaları park ediyor. 

Maya: Ben bunlarla oynıycam. 

Ben: Tamam oynayın siz, ben de biraz kitabımı okuyayım şurda. 

Maya: Nerde bebeğim? (Türkçeyi Almanca gramer yapısıyla konuşuyorlar. Ne kadar düzeltmeye çalışsam da bu böyle.)

Ben: (7-8 tane bebeği var ama hangisini kastettiğini şıp diye anlıyorum) 
Maya dün onu yıkadıktan sonra su dolu leğende unuttuk. Islak şimdi o. Başka bebekle oynasan? (Kabul etmeyeceğine eminim. Kafamda bebeği kurulayıp hazırlamanın planını yapıyorum bile) 

Maya: tamam! (Aha, kabul etti) 

Ben: (yerimden kalkıp sepetten şans eseri başka Bebek buluyorum ve yerime geri oturuyorum) (1*)

Maya: Bunu çıkar! (Bebeğin kıyafetine kurdeleyle iliştirilmiş beresi var. Cücük kadar bere kaybolmasın diye böyle yapmışlar) 

Ben: Getir bakayım. Hmmm bu buraya sabit Maya, çıkmıyor. Bu şekilde oyna. (2*)

Maya: hiğeğğüüö (ağlama krizi geliyor, uğraşacak dermanım yok) 

Ben: Tamam, istersen keselim burdan. Ama kesersek bi daha sabitleyemeyiz. Bere de kaybolabilir. Olsun mu? 

Maya: Olsun. Kes 

Ben: yerimden kalkıp banyoya gidiyorum. Makas yok. Aşağı inmeye üşeniyorum tırnak makasıyla bırkalayarak püskül püskül kesiyorum. O ara içimden "aşağı inivereydim zırt diye kesicektim resmen daha çok enerji harcadım şuan" diye düşünüyorum :) Odaya dönüp bebeği Maya'ya veriyorum. Yerime oturuyorum. (3*)

Maya: Nerde bebeğin yemekleri? (Yemekler aşağıda mayanın odada, hiç inesim yok. Kendin al dersem gitmeyeceğini biliyorum) 

Ben: O kadar minik bi bebek gerçek yemek yemez Maya. Katı gıdaya geçmedi henüz o! 

Maya: Ne? 

Ben: Biberonla besleyebilirsin. Bak orada biberon var. 

Maya: Yemekleri istedim. 

Ben: Aşağıdan git al. 

Maya: Sen getir! 

Ben: Hayır, kendin gidebilirsin. 

Maya: Sen de gel! 

Ben: Maya kendin yapabileceğin şeyler için bana ihtiyacın yok! Gidip getirebilirsin. Al şu çantayı. İçine doldur istediğin yemekleri ve gel. 

Maya: Sen de gel. Hieüğöğü

Ben: Tamam gidiyoruz. Ama yeter artık! Ben de biraz dinlenmek ve kitabımı okumak istiyorum. Bu son! Gidip istediklerini alıcaz ve bidaha başka bişey istemeyeceksin! İyi düşün o yüzden. Alıp döndükten sonra, vay efendim şu da vardı, yok efendim şunu unuttum demek yok. Bi daha gitmem. (4*)

Maya: Tamam (aşağı iniyoruz. Mutfak takımları sepetinden bikaç meyve sebze seçiyor. Yukarı çıkıyoruz. Koltuğa oturuyorum) 

Edo: iPad bakabilir miyim? 

Ben: Hayır 

Edo: iPad'i alıp geliyim burda bakarım. 

Ben: Hayır (sabahtan beri "iPad bakma" saatinin öğle yemeğinden sonra olabileceğini milyon kere açıkladım. Artık açıklamaya tenezzül etmiyorum. Şiştim. O da biliyor zaten cevabın hayır olduğunu. İtliğine sorup duruyor) 

Edo: Canım sıkılıyo. Biraz da benle oyna.

Ben: iyi de mayayla da oynamıyorum ki. Burda kitabımı okuyorum ben (toplamda yarım sayfa falan okudum, ne okuduğumu da çoktan unuttum) kendiniz oynayın. 

Edo: Ben iPad bakmak istiyorum. 

Ben: Ben de şuan kitap okumak istiyorum. 
Legolarla oynamak ister misiniz? 

Edo: Hayır 

Maya: Eveeeet! Anne bebekleri topla. 

Ben: Sen toplar mısın Maya? Hepsini şu sepete doldurucaksın, çok kolay

Maya: ikimiz toplayalım. 

Edo: odanın içinde tosur tosur volta atmakta. Ne yapacağını bilmiyor. Aklı iPad'de. 

Ben: yerimden kalkmış tripli tripli oyuncakları sepete kaktırmaktayım. Ben 20 parça topladım, Maya 3. (5*)

(Sahne değişir. Legoları döktük) 

Edo su içicem diyip aşağı indi. Muhtemelen iPad'i buldu ve çaktırmadan oynuyor. Ben salağa yatıp 5 dakika kazanmaya çalışıyorum. Birazdan o enerjiyi kendimde bulursam aşağı incem ve iPad'i elinden alıp bi mevzu patlatıcam. 

Maya: Bu buraya olmuyo hieüğğööö (iki parçayı birleştiremedi) 

Ben: Olur tatlım bi daha dene

Maya: Olmüyoooooğ hieğüööö

Ben: Yardım etmemi ister misin? (Cevabı beklemeden çoktan atladım bile takıvereyim de sussun diye. Hayır kendim yapıcam yardım etme diye daha beter ağlamaya başladı.) ok ok, ellemedim, haklısın sorry. Kendin yap. (6*)

Maya: Heh oldu! ..... Nerde bunun insanı? 

Ben: Köpek ve ya ayı koy? Bak ben görüyorum ayı var orda. 

Maya: Yok. 

Ben: Annecim bak tam elinin altında. 

Maya: yuoğuğook! Hüğoöooo 

Ben: Maya bak hemen orda işte, şu şeffaf kutunun tam yanında. (Ayıyla arasındaki mesafe 3cm şuan. Tam dibinde yaaa tammm) 

Maya: Sen bul. 

Ben: hırsla yerimden kalkıyorum. Artık ağlamaklı olmuşum. Tek kelime etmeden ayıyı lap diye eline tutuşturuyorum. Aşağı iniyorum. (*7)
Merdivenlerden sesleniyorum "Bekle maya gelicem, Edin'e bakıp geliyorum."

(*15 dk içinde 7 kere yerimden kalktım)

Edo'yu iPad'siz bulunca çok seviniyorum. Almamış iPad'i... 

Edo: Değişik bişeyler yiyebilir miyiz? 

Ben: Ne gibi? 

Edo: Sürpriz yumurta gibi. 

Ben: Sürpriz yumurtamız yok. (iPadi almadığı ve sözümü dinlediği için ödüllendiresim var. Pazarlığa oturmaya niyetliyim. O yüzden hayır diye kestirip atmıyorum. Açık kapı bırakıyorum) 

Edo: şoko banana'mız var mı? 

Ben: Var ama o çok büyük. Yemekten önce olmaz. birer ayıcık (jelibon) verebilirim isterseniz. 

Edo: 2 tane olur mu? 

Ben: Olur :))) -bir tane normal boy vermeyi planlıyodum zaten. Gönlümden o kopmuştu. Ama onun yerine 2 tane küçük boy vericem şimdi. Gramaj bazında aynı hesaba geliyo. Aslında ben kazandım tamam mı! Nihahaha - 
İki sana iki de mayaya al mayaya götür, yukarıda yiyin hadi. Geliyorum. 

-Aslında hayatta en nefret ettiğim insan tipi "5dakkaya geliyorum" diyip bi türlü gelemeyen insandır. Ama çocuklar karşısında bazen ben de buna dönüşüyorum... 
O 5 dakikayı kazanmak çocukların güvenini kaybetmekten daha önemli o an... Eheuehe yemişim lan onların güvenini! Başçavuşun eşşeği gibi saatlerdir oynuyorum zaten. 5 dakka mola da mı vermeyek? Bu devirde babana bile güvenmiceksin askdkfkfk-

Kahve makinesinin düğmesine basıyorum. Kulağım yukarıda, bunlar benim yokluğumu farkedip arıza çıkarana kadar takılayım diyorum. Bi sikime keyif aldığım falan da yok tabi. Almışım kahvemi önüme mutfak masasında boş boş bakınıyorum. 

Pıtır pıtır aşağı iniyorlar kahvemden 2. yudumu almışken. "Sen gelmedin, biz geldik" diyorlar. "İyi yaptınız" diyorum. "Ben de tam şimdi geliyordum, 5 dakikam dolmamıştı..." 

Masaya yanıma oturuyorlar. Edo hala mutsuz. Hala iPad istiyor. Hayır diyorum kesinlikle iPad yok! Başka bişey bul! Ne istersen onu yapalım (içimden saklambaç istemesin diye Allah'a yalvarıyorum) 

Allah'ın sevgili kuluymuşum. Oğlan kitap okumak istiyor. Hadi git istediğin kitabı al gel diyorum. Ravensburger'in neden Nasıl serisinden "neler yapabiliyorum" kitabını almış. Her kareyi tek tek inceliyoruz. 

-burda ne yapıyorlar? 
-doktor oynuyorlar
-doktorculuk oynuyorlar. 
-bu kız ne yapıyor? 
-hamur açıyor! (Hamur açmak kalıbını doğru kullandı, seviniyorum) 
-bu çocuk ne yapmış? 
-amuda kalkmış (allahım sana geliyorum. Amuda kalkmak kalıbını da doğru kullandı! Ayrıca sorunun kipinde cevapladı -mış dedi. Sevinç'ten göbek atıcam.) 

Edoyu taktir etmelere, mutlu olmalara doyamazken Maya durumu kıskanıyor... Abisiyle ilgilenilip bir de üstüne taktir edilmesine gıcık oluyor. Bantı açamadığı için kendini yere atmaya başlıyor... (Resmen unuttum gızı 2 dakikalığına.. Keşke arada ona da aferin Maya, on numarasın falan diyeydim) 

Elimi bantın üstünde 20 tur gezdirip ucunu anca buluyorum... 

-SON-

Foto Ekim 2017'den... tipleri de böyleymis gurban olduklarimin


Bu kadar yazmışım... Olayı tiyatro metni gibi anlatmaya çalışmışım kendimce. Tiyatro metinleri nasıl yazılır, teknik olarak zırnık bilgim yok. Ehuheue. 

Çok hoşuma gitti ama. Beni aldı o güne götürdü bu yazı. Bütün sahneler tek tek gözümde canlandı. “Vah yavrııım o günleri nasıl atlattın?” diye kendime acımak ve “helal olsun tek başına aslanlar gibi baktın büyüttün” diye gururlanmak arası gidip geldi duygularım. 

Bu kesitte kitap tipi mükemmel annelik yok. Çocuklarıyla oynamak istemeyen, sıkılan, gün bitsin diye saatleri sayan, ağlama-zırlamayla uğraşacak enerjisi ve motivasyonu olmadığı için kural esneten, yeter ki biraz sussunlar diye istediklerini yapan annelik var. Biz varız! 





12 yorum:

  1. Hélal Olsun, tek basina Baktin buyuttun, , kocaman oldular, cok hoslar, bir de bunlar ayni sen dimi Basak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heheheh benziyorlar di mi robinsacığım <3 ben de çok benzetiyorum hihoha
      Çook teşekkür ederim, öpüyorum <3

      Sil
  2. bu anneler o kadar cok ki, gulerek okudum ama sana degil kendi halime guldum, bu kadar mi aynisi olur, cocuklarin tepkileri annenin tepkileri, hatta mutfak tezgahinda bos bos ayakta durmak, zaman kazanmaya calismak...

    bu sabah esimle ufak bir tartisma yasadik, okuldan gelince cocuklar biraz tabletle takiliyorlar ve bazen suresi uzayabiliyor. bana sure sinirlama konusunda ona destek olmami soyledi. tamam ben de istemiyorum ama tablet bitince ve ustelik tatmin olmayinca feci sekilde bana sariyorlar (aynen yukarida yazdiklarin gibi) ve son zamanlarda yasadigim hastaliklardan enerjim o kadar dusuk ki, bu sureci bile goze alamiyorum. (gerci karar verdim bugunden itibaren baslayacagim) neyse diyecegim, evet kural koymak, soylemek kolay ama gel de sen oyna o zaman. oynamak degil resmen kolelik oluyor annelerin rolu oyun sirasinda. hele boya yapiyorsak aman allahim, anne su getir, surayi sil, islak mendil getir, havlu getir, kagit bitti kagit getir (mubarekler su gibi kagit dolduruyorlar) boyamam bitti tamam (lan bi oturaydim ben daha kendi resmime cizik atmamisim), masayi sil topla. fircalari neyin temizle. bitmiyoreeeeee

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh gece yaa.. eminim birçok evde birebir yaşanmıştır şu diyaloglar, iç sesler :) aradan 2 sene geçip tekrar okuyunca o kadar samimi ve sıradan geldi ki bana, yayınlayıverdim:)

      Ben artık bu durumu çok net kabullendim ve kendimi kötü hissetmemeyi öğrendim.. evet, bazı günler (arada sırada tek bir gün anlamında değil, üst üste birkaç günlük dönemler hatta hafta bile diyebiliriz) canımız hiçbir şey istemeyebilir! Oynamak zorunda değiliz, günü kurtarmak için türlü çakallıklar yapabiliriz eheheh, ekran izinlerini uzatabiliriz, sabah müsli- öğlen ketçaplı makarna- akşam peynirli makarna yiyebiliriz! Evet bu derece bile bokunu çıkarabiliriz! İnan var böyle bir lüksümüz :)) boşver ya!
      Çünkü keyfimiz yerindeyken şahane yemekler pişiriyor, harika geziler-etkinlikler düzenliyor, eğlenceli oyunlar oynuyoruz <3 her günü %100 aynı kaliteyle yaşayamayız! Hayat böyle bişey değil.
      Kendimizi gömdüğümüz kadar, taktir etmesini de bilelim hehehe

      Boya yapma sahnesi bire bir aynı asnjsndndnd. Malzeme hazırla, onu getir bunu götür, 2 çizik atıp dakika başı yeni kağıt, 10 dakika oyalanıp bittikten sonra da hepsini topla kurula kaldır :))) ay sinirim bozuldu

      Sil
  3. doğuyla araba oynamak mı, yoksa inkılap tarihinden 300 soru çözmek mi desen, inkılap derim.

    çok sıkılıyorum ve ayı gibi uykum geliyor. 'anne, benimle oynamıyorsun' lafıyla da uykum korkuyla açılıyor. analık işte kokmak ve sıkılmak arasında geçen meslek.

    gerçek kesit başlığı ve görseli çok uygun olmuş. benim de aynı görselle analık temalı yazılar yazdığım olmuştu, çok iyi karşılıyor kjshkajfakjg.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de inkılap sorusunun tuvalet versiyonunu çok kullandım zamanında amsndkkd şöyle ki: memlekette yemek sonrası aile eşrafıyla sofra toplamaya falan girişilince “sen otur, çocuğunla ilgilen biz toplarız” derlerdi. “Çocuğumla ilgilenmiyim isterseniz tuvalet bile temizlerim” derdim asndndnnd allah rızası için çocuğumla başka biri ilgilensin, ben ev işi yapayım :D

      Sarı bıyık görseli 0-5 yaş çocuğuyla gün geçirme temalı her yazıya uyar bence de aksjsjdjd
      İlkokula başlamasıyla HBO dizileri kalitesine ve keyfine geçiyorsun bildiğin! Öyle diyem sana.
      O kadar çok sevdim ki 6 yaş sonrasını <3 ergenliğe kadar da götürecek gibi inş. Heheh özellikle oğlan çocuğunda 6-12 yaş efsane tatlı bişey bence <3

      Sil
  4. ui Maya ve Edo nun poncikligi ve ayni zamanda güzelligi <3 annemin kardesim ve benimle toplamda bi saat oynamisligi yoktur belki yarim saat bile yoktur ve annem bize genelde evin icinde top oynanmaz, sunu yapmayin bunu yapmayin diye yasaklar koyardi ve o yasaklari delmek ya da yerine yeni oyunlar üretmek kardesimle benim en haz aldigimiz seylerdi. Ne güzel günlerdi! Annemin eve gelme saati yaklastigi vakit kardesimle ben balkonda köpek gibi beklerdik annemi :)) Sonra o gelince zilyon tane sacma soru sorar annemi zaten o yorgunlukla iyice bezdirir, sinirlendirirdik. Yani annem o kitaplardaki anne kalibina uyan bir kadin degildi. Sonuc: Annemi hatalariyla, günahlariyla, sevaplariyla, herseyiyle seviyorum cünkü bize o sevgiyi kizarken bile hissettirdigini düsünüyorum. Bazi seyler farkli olabilirdi ama olmadi. Bense annemden farkliyim. Pedagojiden faydalanmak gibi falan filan findik fistik :D Bu yazida süper bi anne gördüm ayrica.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özge çocukluk anılarıma bakınca hep ama hep aynı şeyi düşünüyorum, aynı kapıya çıkıyorum :))

      Bizim ailelerimiz bizimle bu kadar ilgilenmedi. Kendi başımızın çaresine bakardık. Çizgi film izlemek, atari oynamak, abur cubur yemek mükemmeldi :)

      Ne bileyim işte şimdi anne olarak kendimi “kötü hissettirecek” ne kadar şey varsa, çocuk olarak baktığımda “kötü” gelmiyor ki! Biz de çocuk olduk ve çocuk olmanın ne demek olduğunu biliyoruz aslında... işin sırrı belki de bazen çocuk olarak bakabilmekte.

      Biz 2 saat ekran izni verince kötü anne olduğumuz ezikliğini yaşıyoruz.. ama hiç bir çocuk (ne çocukluğunda ne yetişkinliğinde) “annem 2 saat ekran izni veriyordu, kötü bir anneydi” demez!

      Aslolan sevgi... sevildiğini, değer verildiğini, önemsendiğini, anneye güvenebileceğini bilsin yeter çocuk.

      Teşekkür ediyorum, hem bebelerime hem analığıma iltifatına <3

      Sil
  5. Çocuklarla evde yalnız olmak. En korktuğum :)

    YanıtlaSil
  6. 1-3 yaş arası kabus. Tam olarak sarı bıyık reis olmuştum. Hep sokakta olmak isterdim, en azından çocuk sağa sola bakıyor ama evdeki o kısır döngü. 5 dk oyalanacak diye 1 saat temizlik çıkracak aksiyonlara girmek, ev işlerinin bile kaçışa dönüşmesi..Çok zordu ya. Bravo bize sağ salim çıktık o okul öncesi kabusundan.

    YanıtlaSil