“Hayır” diyememe konusunda sıkıntı yaşıyorum sanırım ben ya...
Ama şöyle: net olarak istemediğim bişeye hayır derim. Üslupta da zorlanmam. Gerekirse bencillik de ederim. Ama “istemediğimden” kesin ve net eminsem! “Banane amk, not my problem” diyip çekilebilirim.
Benim hayır diyemediğim durumlar, ya isteyip istemediğimden emin olmayarak “evet” demiş bulunmalarım oluyor (sonrasında da o iş külfet geliyor)
Ya da istemesem bile karşı tarafı kırmamak, zor durumda bırakmamak, küçük bir fedakarlık yapıvermek, “aman neyse canım ses etmeyeyim” demek adına kabul ettiğim şeyler oluyor.
Yani şöyle özetleyeyim. Hayır diyememek değil ama neye, ne zaman, ne sıklıkta hayır diyeceğimi kestirememek sıkıntım...
Çünkü insan ilişkileri bu değil bana göre. Bir kişi seni suistimal etmediği, kırk yılın başı küçük bi şey arzu ettiği sürece sen çok da istemesen bile “evet” denebilir. Hatta denmeli. Hayatı tamamen kendi kurallarımıza, kendi kıçımızın keyfine göre yaşayamayız. Almak kadar vermek de önemli. Denge önemli.
Ben de kırk yılın başı rica ettiğim şeylere hayır denmesine aşırı bozuluyorum ve kırılıyorum ayrıca. Bu huyumu da aşamadım.
Mesela görümcemden kırk yılın başı babysitter lık yapmasını rica ederim. Ona ihtiyacım olur ve iyi de bir gerekçem olur mesela. (Haris çalışıyordur, benim veli toplantısına gitmem gerekiyordur diyelim. "2 saat gelip çocukların başında durur musun?" derim) The görümce bana “sınav kağıdı okuyorum, bilmemne projesi yetiştiriyorum” falan gibi bir gerekçeyle hayır gelemem der.
Burda kırıldığım nokta; abi o gün cuma, ertesi 2 gün haftasonu. Burada kaybettiğin 2 saati, 2 saat geç yatıp telafi ediver? Yapacağı proje 48 saat uykusuz çalışılacak bir mimarlık projesi değil amk karşılaştırmalı alman edebiyatı ahahshshs
Cuma bitirip cts bütün günü alışverişe ayırmayı planladığı için bana hayır diyor. Yani en ufak bir kendi programını esnetme, fedakarlık yok. Ben buna bozuluyorum işte...
Ha çocuklara hiç mi babysitterlık etmiyor, bize hiç mi hayrı dokunmuyor? Yapacak başka işi yoksa ve canı isterse yapıyor... o yüzden elbette benim ona laf etmeye, gönül koymaya hakkım yok.
Hatta rakam da vereyim bakın, iki rekat istatistik yapalım şurda. Benim görümcemden bişey isteme sıklığım = 6 ayda 1. Eheheh
Onun kendi rutini de çocukları ayda 2 kez görmek (ki geldiğinde 2-3 saat kalır. Öyle tüm gün falan asla değil) yeğenlerini çok seviyor, gelince tüm ilgisini vererek onlarla odalarında oynuyor. Yani bize iyilik olsun diye, görevi olduğu için falan değil; gerçekten istediği ve içinden geldiği için/kadar yapıyor. Bizimle olan değil, yeğenleriyle olan ilişkisini esas alıyor.
Ayrıca dürüst! Bana “o gün başkasına sözüm var, önemli planım var” o yüzden gelemem diye götünden mazeret uydursa hiç kırılmayacağım. Ama “bugün kendi işimi yapıcam. Vakitlice yatıcam, taşak keyfimi yapıcam, yarın da aynı tondaki nüans pembeden 38. Rujumu almak üzere mac’e gidicem” diye dürüst olunca kırılıyorum asksjjdjd
Bu netliğe ve “zero fedakarlık given” tarzına alışamadım hala.
Çok da bayılmadığımız bir teklife ya da ricaya evet demek kadar hayır demek de sıkıntılı ayrıca benim için ya... “hayır dedim ve bitti gitti oh rahatım, sen sağ ben selamet” olamıyorum bazı durumlarda.. Evet demenin fiziksel yükü kadar, hayır demenin de vicdani yükü oluyor. Seçim zor...
Düşündüren kısmı, insanları kırmadan nasıl hayır deriz, istemediğimiz şeyi yapmamak için nasıl basiretli oluruz, suistimal edilmekten ve enayi yerine konmaktan nasıl yırtarız kısmı değil! Onların ayırdını yapıyorum, şükür.
Hayır demeli miyim, dememeli miyim kısmı...
Neyse bana bu kadar tatava yaptıran asıl mevzuya geçelim. Gıybetçi başı geldi haaaaanım! Koş abla koş.
Beyimin kuzeni var. (Eski birkaç yazımda bahsetmişimdir. Çakal okuyucular farkedecektir eheueh) Bu kuzenin benimkilerle yaşıt iki de gızı var.
Şimdi bu bana sürekli kızları alıp sana gelem “sleepover” yapak, pijama partisi yapak der durur.
Her seferinde geçiştiriyordum geçen sene bi kere okey dedim. Yaptık.
Bunların çok hoşuna gitti. Benim içinse çok tırttı asnsndnndndnd
Zaten öyle olacağına emin olduğum için geçiştirmiştim onca süre, sonra baktım çok istiyorlar “hadi madem yapıverek” dedim.
Gelelim sleepover ın benim için handikaplarına:
-gereksiz bir aktivite olması (ahshshjdjdjd. Bütün gün takılalım git evine yat aq.)
-çocuklar yatmadan önce 15 dk yatakta muhabbet edecek diye bana 2 makine nevresim, yorgan; yıkama-ütüleme mesayisi kitlenmesi. (Yatılı misafir ağırlamaktan, yatak döşek sermekten asla gocunmam ama bunların evi 20 dakka ötede, ne mana yani?)
-sleepover’a ve uykudan önceki 15 dk için bu kadar tantanaya katlanılmasına prensipte karşı değilim. Sadece çocukların yaşları küçük şu an bana göre.
-teyzegızını severim sayarım ama makara-kukara-gıybet garantili bi insan değil kendisi aaajdjdnjdjd.
Bazen süper muhabbet dönüo aramızda, keyif alıyorum. Ama bazen de telefonunu alıp çekiliyo, kendi kendine takılıyo, bişey dediğimde siklemeyip “hmm sen bişe diodun cnm pardon” falan diyo... gecenin nasıl geçeceği belli olmaz. Hay bunla takılacağıma netflixten 2 bölüm dizi
izleyeydim daha eyiydi demiştim mesela en son.
-gelelim ıvır zıvırdan ziyade asıl kısma! Benim bebeler on numara uyku rutini olan yavrular. Maya 7dedin miydi yatar, 3 dakkada dalar. Daha fazla zaten dayanamaz. Edoya 7.30 da hadi dersin, sorunsuz gider yatar, yatakta azcık döner. Uykuya geçiş esnasında gürültüden patırtıdan hiç hoşlanmaz. Odasını paylaşmaktan pek hazetmez. Onluk ortam varsa 9.30-10a kadar dayanabilir ama.
Allahın bana bahşettiği böyle bir lüks varken, ben bunu neden baltalayayım a dostlar? Ahshshdhd
![]() |
| sleepoverdan beklentim |
-kuzengilinkiler ise doğdukları günden beri uyku konusunda ciğer solduran bebelerden. 9-10dan önce yatmazlar. Tatillerde gece 2ye kadar bile takıldıklarını anlatır anaları. Uykudan önce çişimiz geldi, susadık, acıktık, tırstık, dur 2 muhabbet daha edek, karpuz keselim, 5. kitabımızı okuyun falan diye 50 kere yattıkları yerden kalkarlar.
-hal böyle olunca bana bir darlanma geliyor. Kendi bebelermi 3 dakkada yatağa dehleyeceğim yerde neden 3 saat kuzen bebesi dramalarıyla uğraşam? Ahshsndbdj
Geçen kalmaları da aynen böyle geçti işte. Tabi ki tatlişkolukları da oldu. Pijamaları giyip fıtı fıtı gezmeleri, sabah kalkınca hep beraber kahvaltı falan pek hoştu.
Ama uykuya geçişleri 10.30u bulduydu. Benimkiler 9.30a kadar uykusuz kalıp sonra dayanamayıp bayıldılardı; bunun gızlar hala ortalıkta geziyordu.
Neyse efenim o gün “bir daha asla” demiştim içimden ama aradan zaman geçince ve 2. Sleepover taaruzu mevzu bahis olunca dayanamayıp yine okey dedim :))
Analarına ayıp olmasın’dan ziyade kızlar için kabul ettim. Çünkü kızlar gerçekten çok istiyor, işin içinde çocuk sevindirmek olunca hiç dayanamam.
Gıybetin alt yapısı buydu. Şimdi gelelim başka boyutuna.
Burada hafta sonuyla birleşmiş 4 günlük bir tatil var şu an. Bebeler evde, bizim de planımız yok. Kuzengil dedi bu 4 günden birinde yatıya gelelim. (Ay yatıya gelmek çok köwlü, sleep over çok havalı değil mi ya?
Yatıya gelince yün yelek-çizgili çarşaf yer yatağı; sleep overa gelince unicornlu pijama-pembiş çarşaf-pofuduk yastık değil mi sanki? Ahahshhdhd)
![]() |
| Yatıya gelmek |
![]() |
| sleepover |
Neyse okey dedim. Hangi gün gelelim dedi. Sen seç bize hepsi uyar dedim.
Bundan 2 gün ses çıkmadı. Sonra ben sordum, seçtiniz mi hangi gün geliyorsunuz dedim. Senin için uygunsa perş gelelim dedi.
Aboowww işte tam o anda hatırladım. Cuma benim temizlikçi günüm! Ayyyy dedim teyzemgızı! Çok özür diliyorum, hay allah nasıl da unuttum perş aslında bana uygun değil ya... cuma sabah temizlikçi gelecek 8de! Temizlikçi Ablanın ayak altında 4 tane çocuk 2 tane karı, fonda vuv vuv elektrikli süpürge sesi, ay bilemedim ki hiç keyifli olmaz dedim. Cuma ve ya cts gelseniz daha iyi olur dedim.
Bu çok bozuldu. Benim beyim perş. tatil öğleden sonra bizi sizin eve bırakabilir. (Beyi bırakmazsa evlerinin önünden kalkan metroyla aktarmasız 5 durak amk. Ananın karnından arabayla mı doğdun?)
O yüzden perşembeyi seçmiştik... hay allah ya tüh, neyse sorun değil. Cuma sabahı çocuklar zaten ya Edo’nun odasında ya bahçede olurlar. Senin için sorun olmazsa biz okeyiz, temizlikçiyle işimiz yok ki yeaani yine de gelebiliriz. Demeye getiren bi mesaj attı.
Hah işte ben burada hafif sinir oldum.
Karşındaki zaten sana bir güzellik yapmış evinde ağırlayacak. Çocukların “bed time” kahrını çekmekten bir gün yırtacaksın ahshshdh. Sana seç bi gün program yapalım denmiş, bunun rahatlığıyla son ana kadar ses etmemişsin (2-3 gün önceden seçse aklıma gelecek zaten perş uygun olmadığım, ona göre program esnetme şansı olacak karşılıklı)
Bir de üstüne temizliğim var bilemedim yeaani falan denmiş. Hala karşındakini siklemeden kendi seçtiğin günde şartları zorluyorsun??
Ondan çok kendime kızdım ama. Bana bu yazıyı yazdıran da bu tavrım oldu zaten.
Orda yavşak yavşak “iyyy bilimidim şimdi, timizlikçi gilicik” falan demeyip de; “kusura bakma perş benim için uygun değil” diye kestirip atabilirdim.
“Şöyle oldu da böyle oldu, ay napsak, binlerce kez özür diliyorum” falan tavrımdan tiksindim esasen. Neden gerek duyuyorum ki böyle şeylere yhaaa.
Tamam hata bende. Kıza seç bi gün diyen benim. (Ki asıl bunun üstünde çalışmam lazım) rahatım, relaxım, hallederiz, nolcak yaaw diye artis artis takılıyorum. Planın programın üstünde yeterince düşünmüyorum, unutuyorum, atlıyorum sonra da böyle kıvranıyorum işte.
Buradan kendime çıkarılacak dersler:
1-birine söz vermeden önce her detayı düşün taşın. Hemen cevap vermek zorunda değilsin “bi programa bakayım, ben sana dönerim” de, son kararı öyle ver. Kendini zorda bırakacak bir durum olmadığından emin ol. Not: bunu zaten yapıyorum. Beyimle check etmeden kendim karar vermem. Ama konu aile ya da yakın ark. Olunca hemen cevap verme, olmadı sonradan iptal etme lüksüm/rahatlığım olduğunu düşünüyorum. Düşünmemeliyim. Aile de olsa, kanka da olsa öyle bir lüksüm olmamalı.
2-evinde ağırlayacak olan sensen, gün seçimini başkalarına bırakma. “Şu gün uygunuz” de. Diğer günler de uyabilir, olsun. yine de kararı sen ver. Böylece “kendi seçiminin” sonucuna daha rahat katlanırsın. Karşı tarafa da “rahat, geniş, herşeye okey” imajı çizme, senin planının onların planından daha önemsiz olduğunu düşündürme.
Bunun havalı bir özellik olduğunu söyleyip seni taktir ediyo olabilirler. Gaza gelme :)) evet senin rahat bi insan olman onların işine geliyor ve hoşuna gidiyor olabilir. Ama rahat olmanın sonuçları seni darlıyorsa; olma amk.
3-planın programın sınırlarını belirle. Saat kaçta gelmelerinin uygun olacağını, akşam yemekte ne hazırlayacağını, ertesi günün programını söyle. Detayları konuş.
Olaya dönelim: ne zaman gelirsiniz dediğmde “afternoon” demişti. (Biri bana şu afternoon olayını açıklasın yaa eheueh. Türkçede de bilmem “öğleden sonra” tam olarak kaça denk gelir; “Akşam üstü” nedir, “gece yarısı” ne değildir.) neyse ben akşam yemeği olarak pizza düşünmüştüm. Hem çorbaydı, salataydı, ana yemekti uğraşmak istemedim. Ayrıca o kadar uğraşıyorum, bebeler yemiyo falan daha beter sinir oluyorum, ay aç kaldı bunlar diye içime dert oluyo; risk almak istemedim.
Neyse saat 1 oldu gelmediler, ben de nerdesiniz diye msj attım. Pizzacıdayız pizza yiyip gelcez dediler ahshshhdhdhd
Sonra ben düşündüm hay amk ben bunlara akşam yine pizza yediremem. Ne yapsam diye... bakın yine yemek düşünmek, onları düşünmek, planlamak bana düştü... halbuki önceden deseydim “ben pitsa yaparım aga” diye, onlar öğle yemeğini ona göre ayarlasaydı. Ben düşünmeseydim, onlar düşünseydi.
Şimdi siz bu maddelere götünüzle gülüyo olabilirsiniz ahshshhdjd
Türkiyede bu işler elbette böyle değil. Hangi misafirliğe giderken, menünün verildiği görülmüş allasen? asbsbdbbdbd
Amaaan bunlar ufak tefek, sikim sokum işler. Ne diye bu kadar stres yapıon diyebilirsiniz.
Türkiyede 8 çeşit yemek yapsam, 10 kişiye yatak sersem bile bana koymazken burada en ufak bişeye geriliyorum... bunun nedeni sanırım “karşılık”...
Türkiyede sen misafirine yapıyorsun ama, biryere davetliysen sen de aynı özenle (hatta daha fazlasıyla) ağırlanıyorsun; burada basit, küçük bir porsiyon tek çeşit yemekle.
Türkiyede “Ne zaman isterseniz buyrun gelin, başımızın üstüne” diye bir kalıp var ve bunun hakkı veriliyor. Burada ise “buyrun gelin” ama 2 ay sonrasına randevu isteyip, onlara uygun bir tarihe kendini uydurabilirsen...
Hangisi iyi, hangisi güzel topuna girmiycem şimdi ama benim alışık olduğum sistem türk stili ve demek ki herşey karşılıklı egeuehue. Türk stayla hizmet sunup, alman stayla karşılık almak bi yerden sonra sıkıntılı.
Bonnnboş bir gıybetle sizleri kitledim. Pişman değilim. Öpüyorum. Hehehhee.







Görümce konusunda ben de ayni hissederdim. Seni anliyorum.sleepover: ben de geleyim mi? ^^ ama otelde kalmak sartiyla! Acikcasi bir iki gece icin gelen misafirden sonraki camasir faslini ben de "hic" sevmiyorum. Diger konulara gelirsek, Almanyada cok tirt olan sey misafir agirlama. Cogunlukla özensiz. Bir kuzu cevirme ya da baklava yapsinlar beklemiyoruz (türkiyede bu abarti cogunlukla. Bu da iyi degil.) kücük bisey ikram ediyorsan de biraz özenerek yapmak sanki daha iyi.Cay getiriyo mesela, fazla beklemis ya da soguk.. keki en ucuzundan almis. Ziyarette önemli olan iyi vakit gecirmek, fakat bisey sunmak istersen de bi zahmet azicik özen ya da en iyisi bir bardak su. Bu kültürel degil tamamen, galiba insanlarin tembel ya da bencillesmesinden (kalitenin pahali olmasi gibi) kaynaklaniyor. Yoksa süper misafir agirlayan almanlar da var. Zero fedakarliga ben de alisamadim. Fedakarlik yapiyorum ama kendimi paralamadan ve vaktim oldugu sürece. baska bir ülkede yasamanin iyi yanlarindan biri de bu: ne A olmak ne de B. Orta yolu bulmak. Fedakarlik konusundaki veya misafir agirlamadaki gibi. Plan program konusunda ise kesinlikle katiliyorum. Önceden belirlemek gerek.tüm detaylariyla.yazilarini cok seviyorum. Sevgiler!
YanıtlaSilBeklemiş çay, ucuz tırto kek, kağıt tabaklı barbekü partisi, sunumsuz sofra, koca koca plastik kaplarda bulamaç gibi salata izzeti ikramlarını hep yaşlılardan gördüm burda ansnsjdjjdjd
SilNeyse canım savaş sonrası yokluk görmüşler, insan kesmeli faşoluktan bu günlere gelmişler de beni bağırlarına basıyorlar bi şekil diye hoş görüyorum :) genç nesil tanıdıklarım çok şık ağırlar valla hepsi sunum olarak. Tamam 1 çeşit bişey vardır ama onu da on numara yaparlar eheheh. Ama ben de seviyorum bu farklı kültürlerde yaşama olayını, acayip ufuk açan bişey. Kendi kültürünle kıyaslamadan, kendi kodlarına göre beklentilere girmeden becerebilirsen tabi. Bazen de böyle beceremiyorum :)))
Çok teşekkür ediyorum <3 sleepover a her zaman bekleriz ama :) benden de sevgiler!
1.Menu verilen misafirlik.
YanıtlaSil2.Haftalar oncesinden anlasilan misafirlik.
3. Aksam 7 de yatan cocuklar (abooovvv).
Bunlar bize ters bacım :)ahahahhahah
Fekat sana asiri hak veriyorum, her sey bi yana cocugum bu kadar erken uyuyan bi cocuk olsa hayatta yatiya misafir almazdim ( bknz yarasi desilmis anne). Bizimkinin yataga gidisi 21.00. Uyku Allah ne zaman kismet ettiyse...
Bir de o zero fedakarlik kafasini ne kadar ne kaaadaar ugrassam anlayamıyorum. Daha once de bahsetmistin ya bu konulardan, biz nerde yasarsak yasayalim gercek Alaman olamayiz. Mesela günü sen sec deyisin varya, o hep Turkluk iste.
Guzel bi giybetti, öperim .
Mızmız yazlıkta sitenin çocukları gece yarılarına kadar ayakta, bağırış çağırış kapının önünde oyun oynuyorlar. Benim enayiler buna rağmen tavuk gibi 8de yatıyo ajsjsjjdjdhfh
SilVallahi öyle bir talepleri olsa izin verecektim bu yaz artık büyüdüler çılgınca eğlensinler diye ama kendileri istemiyo. Demek ki olay bizlik değil yaa. Uyku konusu bebenin kendi olayı ;)
Ya ben liseye kadar hayatımda bir kez bile 10dan geriye sayıp yeni yıla giremedim askskjsjdjd evde it gibi cümbüş eğlence olurdu da yine max. Saat 10da bayılırdım :)))
Yok bacım, şöyle yapcam, bundan sonra böyle yapcam, almanlıksa almanlık! Diye kararlar alsam da olmuyor. Sonuç yine: türkü türkü türkiyem asnsjdjjdjdjf
yine efso dersler içeren, dertlere derman olan bir yazı..
YanıtlaSilmisafiri en iyi şekilde ağırlayım diye diz döverken, karşıdakinin seni s.klememesi pek hoş değil.
kaldı ki, kuralları açık ve net bir şekilde konuşmaktan, kendi istediklerini söylemekten başka çare yok gibi duruyor.
yoksa, 4'de gelirim diyen 7'de geliyor, 10'daki kahvaltı 12'de başlıyor :(
Aksskjsjdjjdjd
SilYa offf bak bu kuzengil (beyim tarafı) boşnak kökenli. En fenası da bu zaten. Kendi hayatlarına, prensiplerine, rutinlerine, egolarına gelince almanlar; aileye gelince boşnaklar! Son dakka haber vermeler, 3te gelioz diyip 7de gelmeler boşnaklıktan.
Bizim gibilerin çok kültürlü yaşaması bu yüzden sıkıntılı işte. Serde çakallık olunca iki kültürden işine gelenleri cımbızlayıp kullanıyosun; işine gelmeyenlere “o kültür de çok rererö! “ anansjdjjdjdjd
Yazının nerrsine yorum yapacağımı bilemiyorum ama yüzde yüz haklısın bacım. Madem geçen sefer size geldiler şimdi gitme sırası sizdeymiş aslında. Ama yemiyor herhalde. Bizim yatılı olay olmadı ama playdate ler hep bizde hep bizde. Sizde oynasınlar deyince çok meşguller. Yaptığın çıkarımlardan detay vermeden bugün müsait değil deyip kestirip atmak fikrine sonsuz katılıyorum. Kurcalama hakkı doğmamış oluyor ki bak onların hep yaptığı şey bu.
YanıtlaSilYa kendi evlerine de davet ediyorlar ama bizim ev bahçeli diye ihale hep bize kalıyor günün sonunda hahahhaha
SilBirdahaki seferi kesinlikle onlarda yapıcam ama bahçe mahçe anlamam :)))
Seni o kadar iyi anliyorum ki Basakcim. Ayni dertten bende muzdaribim, elimde degil, genetige islenmis misafir agirlama bizlerde. O kadar hazirlik yapip, kendini paraliyorsun, ama karsi taraf ayni özeni göstermiyor. Kizamiyorumda karsi tarafa cünkü öyle görmüs, onlarin normali o. Kendi kendime kiziyorum bidaa yapmicam bende diye, sonra kendimi mutfakta börek yaparken buluyorum. Halbuse cocuklarim karsi tarafta cibik kraker kemirmisti gittigimizde. Yatili olayinda yuzde yuz haklisin, bi gece icin o kadar yatak, dössek, eksin hic gerek yok valla. Eger hayir deme olayinda bi cözüm bulursan, söyle valla. Yoksa heder olmaya devam :(((
YanıtlaSilbir avusturya klasiği olarak iqramlıqqq çubuk kraker agahshhdhdhd
SilKızım ben de öyleyim yhaaa abv! Dur börek de yapam, filanca seviyo kısır da yapam, şunun kocası yemez ona da patates salatası yapam, çocuklara havuçlu top yapam derken 5 çeşit çıkarıveriom eheuehue
Misafirim olduğu gün başıma tülbent bağlayıp ağıt yakasım gelio yorgunluktan asjsjjdhdhd
Ayrıca misafirlerin sofram karşısında taktirden ziyade “bu karı deli galiba” diye düşündüklerini hissediyorum ahauhahahahha
Turkiyede düsünsene ikramliq olarak cibik kraker cikardigini ahahhaa😂
Silo bu degil de Basak su yatiya gelmek gorseline anirarak guldum. Alma olm bir daha evine olsun bitsin, ben gelemen boyle seye, okurken sistim be
YanıtlaSil“Yer yatağı” yazınca hemen çıktı tam hayalimdeki görseldi annsjdjdjdjhd
SilAy yok tamam artık bu sondu. Bi daha sleep over, sleep under, sleep götüm falan hiçbişe yok!
Bana göre herşey karşı tarafa beslenen duygular ile ilgili ve aranızdaki samimiyetle tabii ki.
YanıtlaSilSevdiğim rahat olduğum doğal olduğum birini ağarlayacak olursam hiç bir detayı yormaz hatta program bile yapılmaz ama böyle biri değilse gelecek olan herşey batabilir sıkıntı yapmama malzeme olabilir.
Kesinlikle katılıyorum! Zaten samimi olunanlar asla hizmet beklemiyor. Elinden kapıveriyor herşeyi. Hiç bişey yapamazsa salatayı yaparken tepende dikiliyor muhabbet edelim diye :))) “yardım edebileceğim bişey var mı?” Demiyor. “Tabaklar nerdeydi gız?” Diyor :))
Silyatıya kalma görseli khfkfjhfjk aynı yorganın fıstık yeşillisi vardı bizde...
YanıtlaSilbomboş gıybet değil, kültür farkları konusunda gayet yerinde ve eğlenceli bi yazıydı bence.
Nikitom senin yorumlar da hep arada kaynıyo :( yeni yazıya geçince eski yorumlara cevab veremedi oluyorum bazen konudan kopup. Sana ayıbolmuyor inş beybi <3
Sil7 yaşıma kadar zonguldağın küçük bir ilçesinde yaşadık. Köy değildi ama kapının önünden inekler geçerdi öyle düşün ahshshdhd. Evin yanında bir yorgancı vardı. Bu saten yüzlü yorganların her renginden vardı orda. Lilalar pembeler falan <3 yorgancıyı uzun uzun izlerdim her gün. Fav yorgan belirlerdim kendime, hangisi en güzeli arada kalırdım :) hava güzelse yorgancı yünleri pamukları bahçede havalandırır, oklavayla döverdi. O bakmazken yün ve pamuk havuzuna dalardık... sonra bizi o oklavayla kovalardı ahshdhhdhd. Şu saten yorgan tam da şu an hafızamın tozlu raflarından bu anıyı çıkardı ortaya...
en sevdiğim gıtbet türü bu benim de ;) farklı kültürlere dair ufuk açan gıybetler eheheheh