![]() |
Şuraya ciğeri solmuş bir Ziya Paşa bırakalım
|
Tabi ki yetişkinler dünyasında zopayı tartışmıycaz.
Ki gerekirse onu da tartışırım.
Sokaktaki hırbo tarafından elle ve ya sözel tacize uğradığında krav maga döğüşçüsü olsan da o itin ağzını burnunu kırsan çok güzel olmaz mıydı? Eheuhe ama kadının vücut bütünlüğünün korunması adına tacizciyi başka bir erkeğe dövdürtmekten bahsetmiyorum. Bizzat kendimiz döğeceyiz!
Ayrıca bakın senaryo şu olsun. Taciz olayı tenha bir yerde gerçekleşiyor. Mobese kamerası yok. Görgü tanığı yok.
Adama "gel bebişim birlikte karakola gidelim de senin cezanı adalet kessin" dersek gelir mi? Gelmez.
Polisi arasan, polis gelene kadar (o da şanslıysan) adam topuklar mı? Topuklar.
Adama “bu yaptığın çok yanlış. Özür dile, ve bidaha hiç bi kadına bunu yapma” diye insanlık dersi versen adam götüyle güler mi? Güler.
Bu senaryoda yapacak tek şey = karate, judo, krav maga, tekvando değilse ne?
Hukukta da yeri var zaten: nefsi müdafaa! Bitti gitti.
Neyse dayak nedir, kimlere atılır değildi ya konu. Konu: kardeşler arası dayak ashshdjdh
Şimdi baştan belirteyim.
1-Benim sıpalar asla ısırma, tırmalama, saç çekme, ağır bir eşyayla darp (ve ya fırlatma) boyutunda çalışmıyolar. (Böyle bir vukuatları olmadı hiç)
2-birbirleri dışındaki çocuklara da saldırıları olmadı hiç. Ne kreşte/okulda ne de sosyal ortamdaki diğer çocuklarla fiziksel kavgaları olmadı.
Ancak ikisi gayet birbirine sille tokat dalıyor evde. Ve dayak son çare olarak “tekdirden uslanmayana” uygulanıyor.
Nat geo belgeselcisi gibi, soteye yatıp izliyorum. Nasıl ve ne noktada müdahale etmem gerektiğini bilmiyorum...
Genelde şöyle cereyan ediyor.
-edo kendi kendine şahane bir oyun kurmuş oynuyor oluyor. (Ve ya elinde ipad’le koltukta)
-maya edo’nun oyununa dahil olmak istiyor. Ya da yanına oturup o da ipadden nasiplenmek istiyor. (Maya haklı)
-edo mayayı istemiyor (edo da haklı. İstemek zorunda değil)
-Edo mayayı güzellikle uyarıyor. “Maya istemiyorum” diyor.
-maya rahatsız etmeye, eliyle ayağıyla abisini bırkalamaya, mızırdanmaya devam ediyor. Edo vurmamasını söylüyor.
-edo mayayı bana şikayet ediyor. (Maya bana şöyle böyle yapıyor. Maya gitsin)
-mayaya yapma etme diyorum.
Önce edo’ya teklif ediyorum: maya da senle takılsın? Birlikte güzel güzel oynayın (ehehhehe)
Edo bu konuda net! Hayır kendim takılmak istiyorum diyor.
Sonra mayaya teklif ediyorum: maya abini rahat bırak. "Sen kendin oyna/ sana da tv açayım/ gel birlikte oynayalım?" Hepsine hayır diyor.
Arkamı döndüğüm an maya gidip abisini darlamaya, ayağıyla itelemeye falan başlıyor. Ve edo bunu bi güzel pataklıyo agahshdhhd
Bence gayet hakedilmiş bir dayak :)))
İçimden böyle düşünsem de, dayağa kayıtsız kalmıyorum. Ve edo’ya çemkiriyorum. “Kardeşine vurmaya hakkın yok. Ne olursa olsun vuramazsın. Eğer çok rahatsız oluyorsan sen de git odana, kapını kapat, odanda oyna” diyorum.
Kaldı ki, bu da haksız bir çözüm. Neden mayanın istilası yüzünden odasına sürülen edo olsun ki?
Ancak herkes bilir ki, kriz anlarında mealesef herkesi memnun edecek aşırı adil bir çözüm yoktur.
Bu gibi durumlarda sıkıntı genelde maya kaynaklı. Maya bebek değil artık, 4 yaşında. Laftan anlaması lazım yani bi tık. Ama anlamıyor :(
Olayın dayak boyutuna gelmemesi için baştan çözebilirim elbet. Mayayı bişekilde ikna edip mayayla oynayabilirim.
Ama mayaya “biz de şunu oynayak” diye aşırı süper bi oyun teklif etmem lazım.
Edonun ilgisini çekmeyen, klasik, “evcilik oynayalım, resim yapalım, çay partisi yapalım” tekliflerime hayır diyor çünkü. Mayayı edonun paçasından ayırmanın tek yolu, edonun da dahil olmak isteyebileceği orjinal birşey sunmak ahshshdh
Mesela küveti doldurup sularla oynamak, koşturup kudurmak, kutu oyunları-yarışmalar gibi şeyler...
O zaman da ne oluyor? Teklif ettiğim şeye maya “eveeeeet” diyor. Edo ya bozulup ağlıyor (itlik yapan kardeşinin bir de üstüne ödüllendirilmesini hazmedemiyor)
Ya da ben de oynıycam diyor. Zaten o an birbirlerine gıcık modda olduklarından birlikte oynanan oyunda da bir ton arıza, mızıklama çıkıyor. Şu tayfada en çok benim ciğerim soluyor...
Bir de açıkçası sürekli peşlerinde gezmek, aman kavga çıkmasın, ağzımızın tadı bozulmasın ali rıza bey diye dört dönmek istemiyorum. Banane amk nabarlarsa yapsınlar ansjsjjdjdj
Yeter amk çünkü artık, ben de insanım.
İkinci seçenek mayayı abisini rahatsız ettiği için ortamdan uzaklaştırmak (Mayayı cezalandırmak?) olabilir. Ama onu yapmak için de yürek yemiş olmam lazım aksmsmmdkd. Mayayı yaka paça evin başka köşesine ve ya odasına gönderirsem seyr eyleyin cümbüşü, ağlamayı... yemin ederim dayağını yiyip oturunca daha az ağlıyo :)
Sadece kendim rahat etmek için değil ayrıca; yaşları gereği de herşeyi organize eden, eğleyen, oyun kuran ben olmamam lazım.
Bu konu üzerinde çalışıyorum. Acıktık, susadık taleplerine hala otomatik tepki veriyorum bazen misal. “Suyunuzu kendiniz alacaksınız, oturduğunuz yerden benden su istemek yok” “acıktıysanız gelin sofrayı hazırlamama yardım edin” demek; ve bu davranışı yerleştirmek çok önemli benim için.
Üstlerinden çıkanları kirli sepetine atmak, kıyafetlerini montlarını eksiksiz giyip hazırlanmak, oyuncaklarını toplamak kendi görevleri olmalı.
Bunların hepsini onlar adına yapıvermek benim için çok daha kolay olurdu. Zor olan kendilerinin yapmasını sağlamak... oyun da öyle!
Birlikte ve ya kendi kendilerine oynamalarını istiyorum. Tabi ki arada ben de 2 el oynarım canım. Ama artık kendi gelişimleri için büyük insan dahli olmadan oynayabilmeleri önemli.
Bunu büyük ölçüde hallettik sayılabilir aslında. Birlikte oynadıkları ve ya kendi kendilerine oynadıkları oyun süreleri oldukça uzadı. Ama yine de bu kavgalar...
Kısaca ben “hakedilmiş dayak” olayını, kısasa kısas davalarını, eye for an eye mevzularını elbette medeni ve hukuki düzlemde dışımdan onaylıyor olmasam da; ilkel dürtülerimle çaktırmadan içimden okey veriyorum. İçimin yağları eriyor yani, bu duygumu engelleyemiyorum; bıyık altından yaşıyorum :)
Tabi yine de tehlikeli sular bunlar... hiç ses etmesem de gücü yeten diğerini istediği kadar köteklese, sorunları sürekli dayakla çözer hale gelseler; maya dayak arsızı olsa saldırganlık şiddet kol gezse falan abowwww öyle riskleri de var tabi allah muhafaza.
O yüzden her seferinde “ne olursa olsun vurmak yok” konuşmaları yapıyorum. Ama kavga anında hemen müdahale olarak değil; bir süre gözlemledikten sonra...
Kardeşimle kendi çocukluğumuzu düşünüyorum. Kendi çocukluğu, insanın referans alabileceği güzel bir nokta cidden. Yani benzer durumları çocukken yaşadığında ne hissetmiştin, bunun hayatına etkileri uzun vadede neler oldu analizi rahatlatıyor insanı.
Biz de kardeşimle birbirimize allah yarattı demeden dalardık ahshshdhhd biz de ısırma, vücutta darp izi bırakma şeklinde vahşilik asla yapmazdık. (Tükürme vardı bizde yaaa allah kahretmesin ansnsndnd)
Sağlam bir kendini ifade etme, alanını belirleme, enerji boşaltma, rahatlama biçimiydi zopa.
Şu an hafızamda yer eden dayak sahnelerine gidince de “ehi ehi ehi” diye gülmek oluyor hissim :)
Bi de çocuklarımda şey var: kudurmalı oyunlar oynarken birbirlerini tartaklama :D bunu yaparken gülüyolar (ben bakarken ufff acımıyo mu yaa dan dun girişiyonuz diye düşünüyorum ama gayet eğleniyorlar. )Kedi köpek yavruları gibiler: kavga mı ediyorlar oynaşıyorlar mı dışardan bakınca anlaşılmaz hani.. demek ki içgüdüsel bi tarafı da var, aralarındaki bağın inşasında.
Kardeşimle bu da vardı bizde. Azıp kudururken çat çut kıçımıza başımıza vurur gülerek boğuşurduk. El şakaları yapardık.
Ama hayatım boyunca kardeşim dışında hiçbir insanla fiziksel kavgam olmadı. (Ne okulda, ne kuzenlerle vs)
“İstediğim yapılmadıysa gel bi tane indireyim ağzının ortasına” dürtüsü kardeş dışındakilerle temasta kontrol edilebiliniyor. Ama kardeşlik çoğacayip...
Biri 6 biri 4 yaşındalar. Ve yine kendimden hatırladığıma göre bu dayak kötek işlerinin ergenliğe kadar yolu var :D güç dengelerinin birbirine yakın olduğu her dönem var.. O yüzden bence yaş farkı fazla olan kardeşlerde bu dayak olayı olmuyor. Mesela 10 yaşındaki çocuk olgun, vicdanlı, hümanist, uzlaşmacı olduğu; ailesi tarafından centilmen yetiştirildiği için mi 2 yaşındaki kardeşini dövmüyor? Hayır, o kardeş 8 yaşında olsa döverdi ashhsjdjdjd
2 yaşındaki bebeyi dövmek ona bir tatmin sağlamaz.
Aman ya valla bilemiyorum... Dediğim gibi haklılık/haksızlık, orantısız güç, kavgaların sıklığı, mızık mızık şikayet gibi “fight club rules” çerçevesinde bir kısmına müdahale ederken bir kısmına da karışmamaya çalışıyorum yine de.
Ve bu süre içinde dayak yiyen tarafa sarılıp teselli etmekten, dayak atan tarafa “bu yaptığın yanlış” demekten gayrısı da gelmeyecek gibi elimden.






Kardesimle aramda 7 yasa yakin var. Nereye dovusyosun el kadar bebeyi? Resmen analik etme miduna geciyor ya da gecirilyorsun... Yaslarimiz yakin olsa yapar miydik? Bilmiyorum ben hic oyle fiziksel aktivite insani degilim. Pire gibiydim oynar ip atlar mac yapardım ama el saksi bogusma vs asla yapmadım. Yine de konuya geri dönersek cocuklardan biri surekli ezilmiyor fiziksel ya da ruhsal yaralanmiyorsa ben de birak dalassinlar diye düşünüyorum senin gibi...
YanıtlaSilAy bi de cok utanıyorum ama orta okulda bir kizla fena kavga etmistim, universitede de birini elimden son dakika kurtarmislardi ahahahhaha:))) kuş kadar halimle nasil bi cesaret bilmiyorum :)
Ben de nefret ederim el şakası, itiş-kakış, hayvanlık tarzı şeylerden mızmız. arkadaşlarımla da hiç yapmazdım. Yapana karşılık vermez, “hoşlanmıyorum şöyle şeylerden, bana yapmayın” derdim, trip atardım. Bir tek kardeşimle birbirimize yapardık (niyeyse? Ahahshdh)
SilMuhtemelen tek çocuk olsam ve ya kardeşimle yaş farkım dayağa elvermeyecek oranda olsa- ben de “yapmazdım öyle şeyler, öyle bir çocuk değildim” diyebilirdim :))) tam da anlatmak istediğim bu aslında ehehhe. Yani ne o zamanlar kardeş pataklamacaları sebebiyle “hırçın, şiddet yanlısı, hırto” bi çocuk oldum; ne de yetişkinlik hayatıma bir etkisi ve ya tezahürü oldu. Kardeşler arası çatışma çözümünde dayağın yeri var bence ajsjsjdjdj
Bence de! O yüzden ben de dovmezdim diyemiyorum dovemedim diyorum ahahahaahaa😂
Sil4 yaş büyük ablamla çat pat dalardık birbirimize, saç çekmeler, tekme atmalar. Bizim çocuklar arasında da benzer kavgalar var ama daha itiştirme ötesine gitmedi pek, garibim oğlan hemen tamam anne der çekilir kenara. Huysuz keçimiz büyük abla :/ zaten her gören diyor büyüğü küçüğünden daha çok yoruyor seni diye
YanıtlaSilGece şom ağızlılık etmek gibi olmasın ama senin çocuklar yaş farkları fazla olmasa da şimdilik “orantısız güç” fazındalar hala eheueheheh.
SilOğlan azıcık daha büyüsün, semirsin bak nasıl hakkından geliyo ablasının:D
Yaşlar biraz büyüyünce kavgaların şöyle bir güzelliği de var: anneye pek yansıtılmıyo olaylar ansndndnnd dayak yiyen taraf anneye söylemesin diye tırsılıyo, kendi aralarında bi şekilde hallediyolar, çözüyolar :)))
Evet bunun farkındayız hatta ablaya diyoruz biraz daha büyüsün o sana karşılık verecek diye. Ama benim oğlan duygusal biraz, kıyamıyor pek. Belki de doğduğundan beri her ağladığında ablasının onu bastıracak kadar ağlamasından. İnan bebekliğini bile yaşayamadı yavrum :)
Sil