![]() |
| bu aralar hayatim... |
Mübarek "terribletwo" aylarının en civcivli dönemlerindeyiz. Yani inşallah. Çünkü en civcivlisi henüz bu değilse oy ben nerelere gidem? Bu sene de terribletwo güze denk geldi. Zaten depresyonla karışık histeri krizlerinden kaşım gözüm seğiriyo, yapılır mı bu güzel aplaya be!
İlk çocukta annenin kendini suçlamaları, nerde hata yapıyorum sorgulamaları daha fazladır; ikincide daha bi rahatlamış ve kabullenmiş davranılır diyoruz ya hep, heh işte kaideyi bozan istisna durumu bu oldu bende!
Yani şimdi çocuklarımın bu yaşlarını karşılaştırınca Edo'da tam tersi daha içim rahattı. İki yaş krizi diye bi olgunun varlığını kabullenip kişisel almıyordum :) Zamanım ve enerjim daha boldu, herşeye ramen krizleri güzel yönettiğimi düşünüyordum. Daha sabırlı ve toleranslıydım. Elimden geleni yapıyorum zaten diyerek kendime yüklenmiyordum. Ancak mayada işler iyice çığrından çıktı ve artık çoğunlukla kendimi suçluyorum...
Gene önümde denklemler, veriler, hipotezler aldım şapkamı önüme düşünmeye başladım.
Edo vs. Maya
1-Edo sağlam dramalar yaratırdı. İnatçıydı. Ancak krizin şiddeti aynı olsa da, sıklığı azdı.
Maya herrrrşeye ama herrrrşeye ağlıyo...
*Suyu ağlayarak istiyo, veriyorum (şimdi önce hayır diyip sonra ağladı diye vermek olmaz biliyoruz. Ama burda o kadar zorlanıyorum ki; yani zaten hayır demiycem ki! Allah'ın suyu ayol tabi ki vericem! Ama ağlayarak isteme- ve benim "tamam al" diyip vermem acaba bu ağlama davranışını pekiştiriyo mu? Yani ağladın artık yok sana su da diyemeyiz...al sana çölde tuzlu fıstık diyemeyiz. Ha tabi ki açıklıyorum "maya ağlamadan söyle bana ne istiyorsan! Ağlayınca seni anlamıyorum.") ama nafile...
*hiçbirşeye tahammülü yok ve çıngar çıkarıyor sürekli. Mesela elinde su matarası var ve montunu giydiricem. "Maya suyunu şuraya koy, giydirince gene alırsın eline" diyorum. Bu lafımın üstüne çılgınca ağlamaya başlıyo. İkna edemiyorum bi türlü. Markette eline birşey alıyo "koy onu yerine, onu almıycaz diyorum -ki genelde abur cubur falan da değil haa, abuk bişey alıyo eline: mesela patlıcan"- vay efendim koymam diye başlıyor ağlamaya. İkna edemiyorum.. Gün içinde birşeyleri ağlayarak isteme (hayır denmiycek olanlar dahil), ve ya hayır dendiği an çılgınca ağlama sahneleri en az 10 falan.
2-Edo drama yarattığında işi gücü bırakıp ona konsantre olur, ne kadar uzun sürse de sonucunda mutlaka ikna ederdim. Helalleşerek kapatırdık mevzuyu asdfghjk
Mayada genelde zamanım ve enerjim olmuyo :((( ya zaten sürekli bu ağlamalardan aşırı bunalmış ve yıpranmış oluyorum, ne yapacağımı şaşırıyorum. Sakin kal vikbik falan demeyin hiç boşuna, bayaa benim de gözlerim doluyo artık, fizyolojik tepkiler semptomlar vermeye başlıyo artık vicudum. Gerçekten kontrol edemiyorum :( Ya da zamanım olmuyo (mesela edoyu kreşten alıcaz evden ya da marketten acilen çıkmamız gerekiyo falan-ki bi postta bahsetmiştim kreşe 5 dk bile geç gitme esnekliğimiz yok! Asıl dramayı kreş yönetiminden yiyoz sonra :) hadi patlıcanı bırak artık bebişim diye ikna edecek, ilgisini başka yöne çekecek bir 5-10 dakikam yok! E ne yapıyorum; çok kısır, çok sıkıntılı, çok yanlış 2 taktiğim var mecburen bunlardan birini uyguluyorum. Ya 'iyi amk ben gidiyorum o zaman sen kal burda' diyip arkamı dönüp yürümeye başlıyorum (ağlayarak arkamdan gelio o zaman. AMK demiyorum tabi ki çocuklara no küfür:) ; ya da kapıp kucaklıyorum karga tulumba taşıyorum.
3-mizaç da etkili olabilir. Edo (benim yaptığım hatalardan bağımsız olarak) daha uysal ve anlayışlı daha rasyonel bi çocuk olabilir. Maya daha huysuz, tahammülsüz, "my way or high way" bir çocuk olabilir.
Neyse işin içinden çıkamıyorum. Şimdilik bir çözümüm de yok... Zamansızlığa karşı daha sağlam bir zaman planı oluşturayım diyorum. Mesela edoyu almak için daha erken çıkayım markette maya'nın krizlerine daha rahat zaman ayırayım diyorum. 30 dk erken çıkarsam, maya'nın dramalar 31 dakka sürüyo... 45 dk erken çıksam maya'nın kendini yerden yere atmaları 46 dk sürüyo. 1 saat erken çıksam, maya'nın o gün huysuzluk etmeyesi tutuyo ve markette 1 saat boş boş nası vakit geçireceğimi bilemiyorum... Olduramıyorum...
Ağladığı zaman nötr kalayım ve ilgilenmeyeyim diyorum. Ne ağlama sırasında ne de ağlama davranışının tekrarlanmaması konusunda zerre fark yaratmıyo. (Sanki maya zaten bana kendini anlatmak, istediğini almak için falan değil de; benden ve olaydan bağımsız sadece canı öyle istediği İçin ağlıyormuş gibi!) Minnoş minnoş ilgileneyim tatlılıkla, soğukkanlılıkla ikna edeyim diyorum, o da zorrrrt.
![]() |
| Bu alete para atıp çalıştırmamı sağlamak adına gösterdiği performanstan bir kuple... Ocağıma incir ağacı diktin atlı karınca! |
Ya biz bu anaların, olayın gazıyla durumları Gürcü gibi abartma huyu da var tabii... Belki de herşey olması gerektiği gibi ve asıl dramayı ben yaratıyorum. Onu da bilemeyiz.
Ama bu günler geçecek, onu biliriz bak!
Hadi bakalım selametle, sevgiyle, güçle...
---------------------------------------------------------------------
Not: ağustos ayında benzer bi post daha yazmışım. Çocuklarım hakkında bol bol gıybet etmişim :) O yazıda geçen kriz dönemi 1 haftada bittiydi. Zaten yazının üstünden 1-2 hafta geçmesiyle kreşler açıldı, Edo ballı börek kıvamına geldi. Bu ara da maya başladı işte- ki o zamandan sinyalleri veriyormuş. Neyse ne diyorduk; geçecek...


Bak şimdi benim süt dökmüş kuzu anneliğimin sevebi ikincinin erkek olması olabilir. Okuyunca hatırladım bizim kız da böyleydi ki hala mızmızlamaya bahane arar. Sanırım kızlar böyle oluyo. Sana bol sabır ve kolaylıklar diliyorum. Bizim iki numarada da başladı terrible teo ama dediğin gibi. Daha seyrek ve yoğunlupu fazla şekilde oluyor genelde. Bakalım ilerleyen günlerde nasıl olacak.
YanıtlaSilBenim çocukluğum da böyleymiş, biliyor musun? Hep anlatırlar çok acayip huysuz, kıskanç, drama queen, nalet bi çocukmuşum:Pp
Silhatta anama kök söktürdüğüm dramalarımdan bizzat hatırladıklarım da var :) Bi gün annem beni ağlamaktan heykel gibi kaskatı kesildiğim bi anda, gayet cool ve yavaş bi şekilde kapının önüne koyup kapıyı kapatmıştı :)))) bayaa sokağa atıldım ya asdfkljhj
Ama sonra gerçekten; paylaşımcı, yardım sever, rasyonel, anlayışlı, mülayim bi insan falan oldum. (Öyle diyolla:)) Erkek kardeşim de tam tersi, çocukluğunda vur ensesine al lokmasını bir tipti, nanemolla ve hanımevladıydı. Ancak ergenliğinde coştu kudurdu :)) hala da zor bi adamdır. Eyvallahı yoktur, çıkıntı bir tiptir (ablasının gülü)
Kızlar erkekler tezini doğruluyor benim de bir çok gözlemim ;) kızlar fenaaa.
Valla benim kız da benim küçüklüğümün aynısı bi inat bir zırlama annemin senşn gibi çocuğun olsun duası tutmuş sanırım 🙁
SilAnnelerin bu duası tutuyor kesin bilgi :)) ben de çocuklarıma "teşekkürler beybiler, sizin çocuklarınız da sizin gibi uyusun inş" diyerek şahane bir hayır duası yolluyorum kendilerine burdan :))) beddua level'ına gelecek kadar canımdan bezmedim henüz ama görüciiiiz :-))))
Silsenin o yanlış dediğin iki taktik benim tarzımdı yahu!
YanıtlaSilben onlar olmadan, assssla yavruyla bir yere gidemez- çıkamaz- otobüse binemez- eve gelip uyuyamaz- trafikte sağ kalamazdım.
çooook uzun süre tutturuk, inatçı ve hiçbir açıklama kabul etmeyen bir dönem yaşadı. sen de biliyorsun aslında. tek çatem kapıp çıkarmak yada 'ben gidiyorum, bye' demekti. ben sıpaya bişey açıklıcak olsam, bana dilenciymişim gibi bakar sonra yaptığı şeyi yapmaya devam ederdi.
Şimdi çok değişti. Hemen ikna oluyor, anında anlıyor. Uzatmıyor. Bende değişen hiçbişey yok, o değişti. Bence sizinkisi - senin de bildiğin gibi-kısa sürede toparlayacak.
Bu arada şu aşırı atarlı iki kriz geçirdi demiştim ya sana, bak onu saymıyorum. Orda çok odaklandığı bir oyununu bölmüştüm. O tepkisi ile aylarca süren inatçılık-çılgın ağlamaları bir değil.
Neyse özetle, geçecek.
Ya ben o taktiklere yanlış diyorum, çünkü bu memleketlerde çıta çok acayip yerlerde :)) yani işte ben gidiom bye, kapıp götürme olayı falan en sikko çözüm buralarda... Ulan bakıyorum etrafıma bi benim çocuklar böyle... Mızmızlık edenlere anaları şöyle bir hayır olmaz naynnn diyiveriyo hop hizaya geliyorlar. Yani asıl taktik "kısa ve net cümlelerle, duygusuz ve tekrarlı bişekilde hayır diyceksin ve bebe bu komuta bir şekilde sadık kalacak" gözlemim bu. Bende yemiyor :)
SilAma işte bu "bye" ve "kapkaç" yöntemlerinin de sürekliliği yok... Aynı çingenliği sürekli yaşıyoruz. Dev bir kısır döngü.
Büyüdükçe sakinleştiklerini biliyorum, o konuda içim rahat. Bakalım bu günleri Nası atlatıcaz derdindeyim :(
Ha bi de senin o geçen günkü olay sayılmaz tabi ki.. Edo 4 yaşında onun bile hala oluyo öyle saçma direnme, tutturma, kendini paralama olayları... Hatta 10-12 yaşındaki çocuklarda bile oluyo bence çılgınca ağlayıp, sağı solu dağıtmaya varan krizler (ama 6 ayda 1, senede 1 fln) işte kriz baki, sıklığı düşüyo büyüdükçe :-))
Basak neden agliyor kismini sana ben soyleyeyim: cunku onun adi maya. Ciddiyim. Maya'lar boyle, 3 oldu mu tadindan yenmiyor az kaldi.. Isim koyarken dikkat etmek lazim, bir arkadasima Maya neden boyle agliyor dedigimde bana "cocuga maya adini koyarsan, koca bir kulturu ustunde tasitirsan, agir gelir huysuzluk yapar bunyede" demisti. O zaman kizin ustune atlayip sacini basini yolasim geldiyse de zamanla bu fikir beni nedenlerime cunkuler bulamadigim donemlerde rahatlatir oldu :))) Ben de sana diyim dedim..
YanıtlaSilEvet yaa çok mantıklı! Valla bak tek başına bir medeniyet zaten çocuk :-))) kendi kanunları, kendi nizamları, hatta kendi para birimi var. (Bu şapşiklere alışveriş yaparken cozutuyoruz ya bazen o manada heheh) tam bir maya ama, çok içime siniyor ismi, iyi ki de o bir maya <3 şimdiden sinyallerini veriyor zaten cadı, kesin 3 olunca alem bişey olucak :-)
SilMayalarımız kalp biz ;)
Kizlar huysuz, net yani:) bu arada gercekten level burda cok yuksek, lan 15 aylik bebeye anasi bleib stehen diyor, duruyor bebe�� vallahi aglamak istiyorum ben de bunlari gorunce, ya biz bu isi beceremiyoruz, ya da genetik bozukluk��
YanıtlaSil