3 Ekim 2016 Pazartesi

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz


birazdan anlatacaklarimla görselin bi ilgisi yok. kendimi
 böyle hissediyorum bu gün.

Birine küçük bir iyilik yaptım. Küçük dediysem yapmak benim 3-4 saatime ve bir miktar enerjime maloldu. İyilikler ikiye ayrılır: "fedakarlık" gerektirenler, maddi, manevi, fiziksel, zamansal imkanlarından, kendi haklarından feragat edip de yapılanlar; bir de "taş attım da kolum mu yoruldu" minvalinde yapana külfet olmayan ama yine de karşı taraf için iyilikten sayılanlar.. Benimki gayet birinci gruptaydı üstelik. Ufak bir katkı sağladım müşkül durumlarına. Önce iyilik yaptığım ailenin tüm fertleri birer birer arayıp nasıl teşekkür edeceklerini bilemediler. Hem mahçup oldular, hem çok sevindiler, hem türlü hayır duaları ettiler... 

Ufak yardımımın bu kadar hora geçtiğini görünce dayanamayıp ertesi hafta gene yaptım. Yine bir takım teşekkürler, karşılıklı helalleşmeler... 

3. Hafta arayıp "bize aynı iyilikten gene yapar mısın?" dediler. Zamanım ve enerjim yoktu, bu kez ama "yapamam" diyemedim... Sonra başka bir "iyilik" daha istendi; onu da yaptım. Artık iyilik yapmak benim görevim olmuştu! "Ha o mu yeaaa, bizim başakitoya söleriz halleder" olmuştu. 

4. Hafta gene arayıp bir takım İyilikler istendi, bu kez "yapamam" dedim... Bi kamyon trip yedim ve laf sokuldum :)

Direkt olarak "yapmak istemiyorum" diyemediğim için "o gün olmaz, müsait değilim" tarzı bahanelerle biraz da soğukçana geçiştirmiştim ama tekrar aranıp "şu gün olur mu, filanca gün sana uyar mı?" diye pembeleşene ve ya kulak memesi kıvamına gelene kadar darlandırıldım :) 

Şimdi böyle anlatınca karşı taraf işi biraz arsızlığa vurmuş gibi görünüyor ama aslında tam olarak öyle de değil. Yani gerçekten çok zor durumdalar ve benim yaptığım bu iyilik gerçekten çok işlerine yarıyor. Ama yine de keşke artık bir B planı bulsalar ve benim de iki küçük çocuğum olduğunu, kendime ayıracak 1 saati bile zor yarattığımı göz önünde bulundursalar... 

Bir de aynı zor durumda ben olsaydım, bu insanlar bana bu "iyiliği" asla yapmazdı onu bilmek koyuyor hafiften... 

Ay feysbukta kayınvaldesini, eltisini falan hedef alıp gizemli laf sokmalı atarlı ileti yazan kadınlar gibi oldu bu olayı lanse edişim :))) 

ama anlatacak kimsem yok, ve biraz anlatmaya ihtiyacım vardı idare ediverin :Pp
-dün hızımı alamayıp anneme watzaptan mesajları döşenerek anlattım olayı ama "hmmm ok" falan tarzı bi cevap verdi, gıybet ateşimin üstüne çöğdürdü resmen. O yüzden "haklısın bebişim" tarzı yorumlarınızı bekliyorum tatlıqısslar-

Başlıktaki söz kime ait bilmiyorum ama en çok babam kullanır :) mesela annem bunu pazara gönderir, sonra da aldıklarının hiçbirini beğenmez hepsine laf söyler. "Ayyy seçe seçe bu biberleri mi seçtin ince kabuklu seç dedik o kadar, ay resmen kelek karpuzu sana kakalamışlar insan bi bakar, yuh limona o kadar para mı verdin pazarın sonundaki limoncudan alacaktın..." diye her bir meyve sebzeye tek tek kulp takar. Babam da "hiçbir iyilik cezasız kalmaz" der hemen bu ve benzeri olaylarda :)))) ben de nedense bu lafa çok gülerim. -bu kez güldürmedi- 

Şuan buz dolabımda ev yapımı turşu, salça; şekilsiz bi kalıp köy tereyağı, yarına pilav yapmalık bir kavanoz haşlanmış tavuk suyu, ve çeşitli tupperware kaplarda önceki günlerden artan yemekler var! Tam bir anane dolabı screen shot'ı ve bu görüntü benim yaşam enerjimi emiyor. 
Hayır buz dolabım metalik, şekil şükül son model de bişey haaa, bi açıyosun carte dor kabından yaprak sarma çıkması gibi bi worm hole oluşuyo, paralel evrene geçiliyo. 

Maya hasta :( oluk oluk sünük akıyo burnundan. -"sünük" edonun lafı ve asla kendisini düzeltmiyorum :))) 
Yanaklar pespembe, geceleri doğru düzgün uyumuyo ama demin 2 tabak sebzeli bulgur pilavı gömdü ve bütün gün koltuklarda zıpladı. Bu nası android bi çocuk ben anlamadım. 

Edo bütün koltuklara araba diziyo ve buraya oturmazsınız çünkü burası otopark diyo. Ciğerimiz soldu sandalye tepelerinde. Ama şimdi "hayır beybisi orası koltuk" diyip de nasıl tarumar edem evladımın hayal dünyasını? Otopark diyosa otopark! 

Bizim evin hallerinde bu hafta da böyleydi işte.. Arivederci






10 yorum:

  1. Daha cuma günü aynı şeyi yaşadım. Başta iyilik olan ama sonra bir şekilde görevim haline gelen arkadaşlık adı altında görevim haline gelen şeylerle ilgili ki gene yapmıştım ama yaptıklarım karşıdakine yeterli gelmedi. Baya whatsuptan sonu alkış emojisiyle biten uzun bir mesaj aldım.Ki mesaj banaydı ama bizim arkadas grubunda ortaya atılmıştı, Extra yuhluk birşey yani.
    Velhasıl kelam geçen ig de sosyal havalı blogger ablalardan biri yazmıştı konuyla alakalı. Çevrendeki kimseye iyilik yapma, çok iyilik yapıp vicdanını rahatlatasın varsa daha sonra hiç görmeyeceğin tanımadığın birine yap diye. Valla bana mantıklı geldi. Sen n dersin bilemedim de....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya şimdi öyle bi noktada dürtüyo ve sızlıyo ki o vicdan; o an dur ben bunlara iyilik yapmıyım da tanımadığım başka birine yapıp öyle rahatlatayım vicdanımı diyemiyosun :))
      Anlık bişey yani iyilik yapmaya karar vermek. Erteleme düğmesi de yok ://
      Ne bileyim ya, kayıtsız kalamıyorum yardıma ihtiyacı olanlara. Ha sonra arkasından böyle pispis söyleniyorum tabi :-) benim yapacağım iş işte haha

      Sana gelen alkışlı mesaj bombaymış ama, çok tahrik edici bi ikon o , resmen gel saçımı başımı yol diyo :)))

      Sil
  2. Ay ben de dayanamıyorum ve durduk yere başıma iş açıyorum ama böyle mutlu oluyorum napıyım. Benim kriterim şu. Normalde iyilik yapmanın özünde yapan kişinin (karşılık beklemeksizin) mutlu olmak vardır. Yani yaptığın iyilik seni mutlu ettiği sürece iyiliktir, yoksa külfettir, baskıdır vs o artık iyilik değildir. İşte bu durumda seçimi sen yapacaksın. Mutlu hissettiğin sürece devam et, mutlu hissetmiyorsan yapma. Benim ayırımım böyle

    Yerim o kuzuları ben. Çok geçmiş olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de aynen öyle gece. Yani hem beni Mutlu ettiği için yapıyorum hem de işte başıma iş alıyorum ;) yani ortadaki durumda benim de yapabileceğim bir katkı varsa bunu teklif etmemek içime sinmez...
      Sadece benden bişey istensin, rica edilsin sevmiyorum sanırım... Yani ben kendim içimden gelerek yaptığım kadarını yapayım. Kendim de kolay kolay kimseden bişey isteyemem çünkü... (Yemin ederim annemden, kardeşimden en yakınlarımdan bile onlara yük olacak birşey isterken 10 kere düşünürüm, insanları darlıyor muyum diye. Ha beyim hariç bak, ona direkt tebliğ ediyorum ahahaha)
      Neyse zaten karar aldım bu son iyiliğim bu konudaki :) birdaha istendiğinde açık ve net yapamayacağımı söyliycem.. Ha belki bu insanlar kırılacak, araya soğukluk girecek... Halbuki en başından hiç bulaşmasaydım; durum karşısında "vah vah tüh tüh çok üzüldüm Allah kolaylık versin size kardeş" deseydim böyle olmayacaktı :)
      Çook teşekkür ederiz <3

      Sil
  3. Bir teyzeye bi yardım yapıyordum. O kadar mahcup oluyordu ki. Kadın bana duacı olmaktan dili yıpranmıştı.

    Etrafımdakiler, kadın için 'ayakçı' diyordu. Bana gariban ayağı yapıyomuş. Aslında benim yardımlarımı planlı alıyomuş. Ben hiç bir zaman öyle hissetmedim. Gerçekten ihtiyacı vardı ve çok eziliyodu kadıncağız, ona yardım ediyorum diye. Herkes onun foyasını bilirmiş gibi bi uyanık havalarda filan. Herkes dediğim, kayınvalide kişisi ile aileden bir yetişkin daha.

    Şurdan biliyodum, gerçek olduğunu. Hiçbir zaman devamını beklemezdi. Ve her defasında benim için bir şeyler yapmak isterdi, içtendi. Hal hatır sorayım diye beklediğini bilirdim gerçi. Onunla aramızda bir bağ vardı. Ben ona yardımcı oluyorum diye mahcuptum asıl.

    Ya nereye bağlıcam..
    Birine o istemeden iyilik yapmak, kendine düşman kazanmaktır- denir.
    Ancak, gerçekten bazı durumlar vardır ki... Onun kalbi parlar, senin kalbin parlar, tatlı bir mutluluk ortamı oluşur. Ben M. teyzeye iyilik yapmamıştım. Hayatın o döneminden geçerken birbirimizin bir şeylerini tamamlamıştık. O da bende başka bir şeyi halletmiştir o dönem bence.

    Senin karşına çıkan kişiler seni biraz 'fırsat' görmüşler. Sen de samimiyetsizliği hissetmişsin.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi şehir efsanesi vardı böyle: ünlü ve zengin bir ismin (kim olduğunu hatırlamadım) yanına bir kadın yaklaşıp çocuğum hasta bilmemne falan diye ağlanıp para istiyor, adam da yüklü bir meblağ çıkarıp veriyor. Yanındakiler aman efendim ne yaptınız, o kadın buraların en ünlü dilencisi, anlattığı hikaye de yalan diyorlar. Adam da "ya gerçek olsaydı?" diyor.
      Yani hikayeye inandığı için değil ama yine de gerçek olabilme ihtimalini kaldıramadığı için yardım etmiş oluyor bi nevi...
      Gece de demiş, senin dediğin de aynı kapıya çıkıyor. Aslında iyiliği kendimizi daha iyi hissetmek, iyiliği yaptığımız insanın hayatına dokunmuş olmak İçin yapıyoruz. Ta ki suistimal edilene kadar :)
      Benim hikayede tam olarak suistimal ediliyor da değilim aslında, yani kendi yapabilecekleri işi bana kitliyor değiller... (Öyle olsa ta en başından yapmazdım zaten.. Yani birinin zaten yapabileceği işe "ay dur cnm sen yorulma ya ben yapayım senin için" demem. O kadar da deil :))
      Burada yapmaları gereken bu işi yaptırmak için parayla bi adam tutmak olmalı mesela :) 1000 kere söyledim bakın bu iş böyle olmaz, birini bulmanız lazım diye. Cnm arıoz ama bulamadık yhaa fln diyolar. Yeterince aramadıklarını düşünüyorum ben de....
      Long story short, iyiliği içimden geldiği ve beni iyi hissettirdiği sürece yapıcam İstemediğim noktada bırakıcam. Son kararım bu :)) evet insanlarla kötü olmak pahasına. Yani yapamam dediğim zaman onlar benden soğuyacak, istemeyerek yaptığımda da ben onlardan soğuyorum... Sorry ama kendi duygularım daha önemli tabi ki:)))

      Sil
  4. Başakito, benim hayat gözlemim, senden özel olarak talep edilmedikçe ve istenmedikçe, senin kendi iç güzelliğinle yaptığın her iyilik bir süre sonra görevin oluyor ve sonu hep "lanet olsun"la bitiyor. Hayat dersleri Vol 376252. Tikkatli ol derim. Ama şu da var içini ferah tut, bu tip şeyler karmadan asla eli boş dönmez, bak görürsün tez vakitte için ferahlar, imza falcı bacı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ibret alınası bir ders bundan sonra uygulamaya koyma taraftarıyım! Çok haklısın, benim de ayyynen öyle oldu hep...
      Ya bir de şimdi görev olduktan ve istemeyerek yapmaya başladıktan sonra, o kadar çok içimden söyleniyorum ve gıcık oluyorum ki; sanki bu kötü niyetim ve huysuzluğum, isteyerek yaptığım zamandaki iyiliklerden aldığım sevap points leri de götürecek karmadan geri dönüş olarak hiçbirşey almayacakmışım da gibime geliyor :))) biraz saçma bi cümle olmuş olabilir. Anlatabildim mi demek istediğimi? :)))

      Sil
  5. merhaba. Nerden geldim ben buraya? Ha, tamam ,kahve içer miyiz'in blogdan. Eline sağlık, blog harika, bakacağım tüm yazılara.

    Benim iş arkadaşımın da şöyle bir sözü var:

    ''Kaç sevaptan, kurtul günahtan'' Nasıl??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin! :) harika söz valla, özellikle benim için çok doğru! Çünkü sevap sonrası uyuz olma durumlarımda yaptığım gıybetler kesin nötrlüyo o sevapları, hatta eksi bakiyeye bile geçiriyo olabilir :))

      Sil