Avusturya'nın tirol eyaletine bağlı waidring adında küçük bir Köyde sevimli bir otelde çoluklu çombalaklı 3 aile olarak tatilimizi geçirdik. Bu tatili 3 ana Başlıkta anlatıcam. Edonun kayak macerası, benim kayak maceram, ve genel olarak nasıl zaman geçirdiğimiz başlıklarında...
Edonun kayak macerası:
Edo Ocak ortası itibariyle 3,5 yaşını tam doldurdu. Kreşe başlayalı da 1 yıl oluyor. Yani artık bize ihtiyac duymadan kayak öğretmenleriyle, tüm gününü (hadi daha kötümser düşünelim, yarım gününü) kayak okulunda geçirebilecek olgunlukta; kas gücü olarak da kayak işini kotaracak yaşta dedik. Umut fakirin ekmeği tabi.. Pek bir heycanlıydık. Lakin hiç te plânladığımız gibi gitmedi (çocuklu hayatta hangi plan işliyor ki?)
İlk olarak, edo ilk kez bir "otelde" kaldığımızın ve tatil konseptinin farkındaydı. (Bunun öncesindeki tatillerde böyle bir farkındalık ve kendi başınalık hiç olmamıştı) Otel odasına bayıldı; menüden yemek seçip sipariş etmek, otelin içinde koşturmak, garsonlarla ahbaplık etmek, oyun odasında kendi akranlarıyla oynamak falan gibi aktivitelerde son derece cool ve özgüvenliydi. Onun bu hallerine ölüp bittik Harisle...
Zurnanın zırt dediği yer kayak okulu oldu yalnızca. Bütün ekipmanları bir gün öncesinden kiraladık, ertesi gün giyinip kuşanıp soluğu baby pistte aldık. "Kayak botlarım çok ağır, yürüyemiyorum, istemiyorum, yoruldum, dinlenmek istiyorum, karnım ağrıyo, düşersem popom ıslanır, eldiven giymek istemiyorum" konu başlıklarından her birine 10 ar dakka ağlayarak daha başlamadan arızanın kralını çıkardı.
Kayak okulunda ilk ders, çok hafif eğimli, neredeyse düz bir alanda; yürüyen bantta azıcık eğimin başlangıcına çıkıp, oradan aşağı çocukların salınması şeklinde başlıyor. Çocuk bantta dikilerek kendisi çıkıyor. Yukarıda bir öğretmen karşılayıp çocuğu alıyor, pozisyon aldırıp salıyor; aşağıda bir öğretmen de tutuyor. Çok acı ki; edo harikaydı! Yani yalvar yakar ikna edip yaptırdığımız bir iki denemede müthiş performans sergiledi. Vicudunu ve kayakları çok iyi kontrol etti, hiç düşmedi. Yani azıcık hoşuna gitse ve devam etse olacaktı bu iş! Ama istemedi yeter tamam kaydım işte diyip bitirmek istedi. Biz de daha fazla zorlamadık. Seneye tekrar denemek üzere bu senelik kayak okulunu bıraktık. Ertesi gün de birazcık babasıyla kaydılar, onu da pek sevmedi. 3. Gün kayakları iade ettik.
Birlikte geldiğimiz ailelerin birinin edoyla yaşıt kızları var, Clara (ki bizim çocukların doğumundan itibaren nerdeyse bütün tatilleri beraber yaptığımız, çok sevdiğimiz aile dostlarımız) Aynı sorun clara da da yaşandı. O da istemedi, sevmedi, ağladı. Onu da kayak okulu için daha fazla zorlamayıp, bu senelik kayak faslını kapattılar.
![]() |
| yürüyen bant |
3. Ailenin büyük kızı Mia ise 5 yaşında. O bütün gün kayak okulunda kaldı. (Geçen sene 4 yaşındayken başlamıştı, ve o zamanda kalmıştı) yalnız bu yaşlarda bilirsiniz ki, 6 ay bile çok farkediyor.
Neyse tabi ki bizi hüsrana uğratan nokta çocuğumuzun kayamaması değil, kayak okulunda olması gereken saatlerde başımıza kalmasıydı :))) işte planlar o noktada cortladı.
Çünkü şöyle planlamıştık: edo ve ben kayak okulunda olacağız, maya uyuyacak (maya uyurken göz kulak olacak birini de ayarlamıştık) Haris de kayağa gidecek. Herkes için win-win. Öğleden sonra maya uyanınca hep birlikte buluşacağız.
Uzun lafın kısası, Haris hiç kayamadı, sürekli çocuklarla takıldı, sıkıldı, bunaldı. Ben de kayaktan yorgun argın gelip bir de üstüne, Haris biraz dinlensin diye çocuk eğlemeye girişince pertim çıktı.
![]() |
| beybilerle havuz qeyfi |
Benim kayak maceram
Biz ailecek kayak tatillerine giden, kayak kültürü olan bir aile olmadık hiç. Bırak kayağı büyürken öyle janjanlı tatillerimiz de olmadı. Çocukluğum Türkiye'nin abuk şehirlerinde; babamın TUSuydu, teziydi, uzmanlığıydı derken zaman ve bütçe yokluğuyla geçti. Yokluk dediysem, faqir edebiyatı yapıyorum sanılmasın yahu. Harika, mutlu, eğlenceli, arkadaşlı, kuzenli, doya doya sokaklarda oynamalı, yazları anane yanında sayfiye yerine yanlamalı fantastik bir çocukluğum oldu! Sadece sosyetik, 5 yıldızlı otelli, kayaklı falan değildi o kadar. Velhasılı kelam, yaş kemale erene kadar kayakla tanışıklığım olmadı. Üniversite'de merak salan arkadaşlar olmuştu, uygun fiyatlı öğrenci işi kayak tatilleri falan ayarlayıp öğrendi onlar bi şekilde, ben o zaman da ilgi duymadım, hiç katılmadım.
Kayakla ilk tanışmam 6-7 sene önce beyimle daha sevgiliyken İsviçre'ye kayak tatiline gitmemiz münasebetiyle oldu. Bütün Dünya'dan air traffic controller ların (beyimin mesleği de bu olur) her yıl farklı bir yerde kayak organizasyonu düzenlemesiyle gerçekleşen içmeli sıçmalı kayaklı bi aktivite idi. Gerçekten harika bir ortamdı (çocuklar olana kadar 2 kez daha gidecektik) her milletten insanlar, efsane kostüm partileri ve zebbaha kadar dans şeklinde zuhur ediyordu. Hazır buralara kadar gelmişken iki kayak da ben yapıverem diyerekten özel ders aldım. (Almaz olaydım) hiç ama hiç sevmedim! Kayak hocam hödüğün tekiydi, hiç motive etmiyor, bitse de gitsek modunda hoflayıp pofluyordu. En temel hareketleri şöyle bir kere gösterdi; hadi şimdi yap bakalım deyip beni dağlardan bayırlardan salıverdi. Onlarca kez pata küte düştüm, her düşüşümde kayaklar kıçıma başıma batıp felaket canımı acıttı. Bir de üstüne 3 saat derse 150€ bayıldım. Sıfıra sıfır elde var sıfır. Bütün hevesim ve umudum kırıldı. Yok bu iş bana göre değil dedim ve konuyu kapattım.
O yıldan sonraki kayak tatillerinde de sadece işin apres ski party kısmıyla ilgilenip kayamıyor olmaktan hiç hayıflanmadım.
Beni bu sene kayağa başlatan kuvvet ise Haris'in bitmek tükenmek bilmez dırdırları oldu. "Bak edo da başlıyor; yarın öbür gün maya da başlayacak. Çocuklar için ailecek kaymak çok önemli, güzel bir aktivite. Hadi siz babanızla kayın çocuum, ben aşağıda sahlep içiyorum mu diyeceksin? Hem burada zaten sahlep bile yok!! "Diyip diyip beni can evimden vurdu. Madem burada çocuklar anasıyla kayıyordu, ben de anaydım, ben de kaymalıydım!
Ve başladım tekrardan kayak derslerine. Dünya tatlışkosu, orta yaşlı, anaç, sabırlı, motive edici, aferim bravo diyici, tam bir ilkokul öğretmeni modunda kayak hocası denk geldi şansıma. Hiç bir hareket için zorlamadı, dönüşler frenler falan iyice oturana kadar defalarca tekrarlattı. Ve 5 günün sonunda mavi pistlerde götün götün kayar hale geldim. Fena değildi yani! Hala tırstığım ve bazı noktalarda paniklediğim için "kayak çok qeyifli yeaa hayatımın sporu" diyemesem de, Okey yani maya da başlayana kadar iyice çözerim ben bu işi.
![]() |
| kusur kalmayayim |
Tatile genel bakış:
Şimdi biraz gıybet taym. Kendilerini çok sevmeme ramen çocuğu yüzünden bir süre görüşmeme kararı aldığım bir aile oldu artık benim de şu çocuklu hayatımda. Ana-baba çok tatlı, uyumlu, sakin, Mülayim insanlar. Harika bir tatil ekürisi esasen. Ama o cadı kızları Mia yok mu? Zehir etti edoşumun tatilini. Az önce de bahsettiğim üzre clara ve edo neredeyse beşik kertiği level kankiler. Bugüne kadar tam 5 kere birlikte tatil yaptık ve onun dışında da sık sık görüşüyoruz. Birlikte çok eğleniyorlar ve hiç kavga etmiyorlar. Işin içine Mia girince ortalık karıştı. Bir kere nedendir bilinmez Mia edodan dev nefret etti ve zinhar onu oyunlara almak istemedi. Mia hem yaşça büyük bir kız hem de karakter olarak sinsi bir yılan olduğundan, bizim safoz clarayı etkilemesi pek zor olmadı. Sürekli kıza gidip gidip sinsiden "ikimiz oynıyalım, şuh kahkahalar atalım, çılgınca eğlenelim ama edoyu almayalım" diyerekten çocuğu doldurdu. Clara da Mia'yla birlik olup edoya her ortamda köpek çektiler. Benim oğlan da siz misiniz beni istemeyen diyerek, çirkefliğin dibine vurdu, sürekli bunları terörize etti. Hep bir gürültü patırtı ağlama zırlama hali aldı başını gitti. Dikkat ettiyseniz tam bir cahil ana gibi, elâlemin çocuğuna bok atıp kendi oğluşuma toz kondurmuyorum:) Ama durum gerçekten böyleydi; yani bütün ebeveyn taifesi olarak hepimiz, mianın götlük yaptığına, edonun dışlandığı için hırçınlaştığı konusunda haklı olduğuna karar kıldık. Çünkü Mia kayak okulunda olduğu zamanlar edo ve clara güllük gülistanlıktı..
O yüzden seneye Mia gil geliyorsa biz katılmayalım, kendi tatilimizi kendimiz yapalım azıcık huzurumuz olsun diye karar aldık, bakalım zaman ne gösterecek.
Mia, clara ve edo dışında bir de hepimizin iki numaraları vardı tabii; maya, Valerie ve iris. Bunlar da 1-2 yaş arası civarı kız bebeler. Etti mi size toplamda 6 çocuk!
Uzun bir masada 3 bebe sandalyesi, 3 çocuk sandalyesi ve hepsinin yanına birer ana birer baba şeklinde dizilerekten döke saça yedik içtik.
Otelin şahane bir açık büfe bir kahvaltısı ve gurme bir akşam yemeği menüsü vardı. Her ne kadar geyik, tavşan, keklik, yaban domuzu falan gibi av etlerinden oluşan ana yemekleri yemesem de, gayet güzel alternatifler de mevcuttu.
Sabahları 7.30 da cümbür cemaat kahvaltı, sonra benim kayak kursuna kaçmam ve anca 3,5-4 gibi dönmem; 5 çayı, çocuklarla oyun odasında koşturmaca ve 6.30 ta akşam yemeği şeklinde bir rutin oluşturduk.
Kahvaltıdan sonra diğer çiftler hanımlar-beyler şeklinde ayrılıp kaydılar ikişer saat. (Hanımlar kayarken beyler çocuklara bakıyor ve sonra tam tersi) çocuklara bakım kısmı da; kızağa veya yürüyüşe götürme; kapalı havuzda yüzme, öğle yemeği içeriyor bu saatler arası. Akşam yemeğinden sonra 7.30 ta bütün çocukları uyutup, baby phone App. Leri açıp anne-baba saati yapıyorduk. İki Şişe şarap söyleyip 2 saat muhabbet sohpet, sonra da saat on yatağa kon şeklinde odalara çekilme. Otel çok küçük ve güvenli bir aile oteli olduğundan çocukları odada bırakıp otelin barında fink atmakta hiç bir sakınca görmedik. Geçen sene 2 numaralar daha birkaç aylık olduğundan sık sık telefon alarmlarıyla odalara koşuşuyorduk sırayla :) ama bu sene hepsi deliksiz uyudular. Uyku düzeninde hiçbir sıkıntı yaşamadık biz de.
Güzel tatildi ya, genel olarak bakınca. Bi de dönüşte 6 makine çamaşır olmayaydı iyiydi :)



Ben fiziksel aktivitelerde hep bi moronluğum olduğunu düşündüm. Sonradan şunu farkettim, aslında moron değilim ben. Sadece biraz dış onaylı, motivasyona ihtiyaç duyan biriyim. Biri yanımda sakin sabretse öğretse yapamayacağım şey yok. Ya da başkaları almış yürümüş, ben gerideyim, bırakayım en iyisi deme huylarım olmasa. Senin kayak maceran da bana bunu hatırlattı, gaza geldim bak yine. Yapamayacağımı sandığım şeyler için bana gaz ver allaaam.
YanıtlaSilEdo ve Clara'nın (bu arada tanıdğım tek clara, heidi'nin arkadaşı olan) kayakla münasebetleri yüzünden tatilin patlar gibi olması gıcık ama bu şekilde de cillop olmuş. Ay daha ne olsun ya? Gün sonunda iki saatlik şaraplı sohbet bile var. Oyfff.. Oyhhşş.
Mialı mevzu bence başka. Bence kızlar kızlarla takılmak istiyor o yaşlarda. Hatta bundan sonra ergenliğe kdr hep böyle gidicek bence. Ben de hatırlıyorum ya kızlı kızlı işbirliği yapıp etrafımızdaki erkekleri dışladığımızı. Ve onların da var gücüyle bizlere pislik yaptığını :D
En çok hoşuma giden de siz 3 ailenin aynı tarz ebeveynler olması.. Ne güzel olmuş her şey, rutinleriniz filan.
Hem biz tatile çıkmadık ama bizim evde de şuan bi 4 makinelik çamaşır birikti. Senin kafa şimdi pırıl pırıldır üstesinden gelirsin her çamaşırın :D
Yine eğlenceli bi yazıydı.
Balıklı Rum Hastanesi'nin psikiatri Bölümü'nde staj yaparken duvarda şu satırlar yazardı:
YanıtlaSil"Tanrı'm bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmem için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için sabır, bu ikisinin arasındaki farkı bilmek için akıl ver"
Yani aslında çok ince bi çizgi neyi yapıp neyi yapamayacağımıza hüküm vermek. Bazen bu iş beni aşar diyip bırakmak da bilgece bir karar olabiliyor. Kayak örneği için söylemiyorum tabi ki, o tırt bi olay yaa o yapılır. Sen öyle bana gaz ver allahım diyince çok hoşuma gitti, konuyu buralara getirdim :))))
Çocuklu hayatta, yaşıt çocuklarının olduğu, ebeveynlik tarzının uyuştuğu, (özellikle analar arası birbirini içten içe eleştirme-kınama, kıyaslama, rekabet içermeyen) en az bir aile dostu olmalı bence! Şans tabi öylesine denk gelmek; ama bizim bunu yakaladığımız bir aile var. Bu konuda gerçekten çok mutluyum.
Yaşasın tüm claralar ve heidiler!
: )
YanıtlaSilYorumu beğen tuşu olsa.
Beğendim. Güldüm tıs tıs.