30 Mart 2016 Çarşamba

Bütün ev ahalisini vuran virüs ve sonrasında çıkan piyango


Paskalya nedeniyle kreş kapalıydı! 
Edo bir haftadır evdeydi, havalar bok gibiydi. Hasta oldum; sıcacık yatakta tylolhotları nane limonları çekip yatmak en çok hayalini kurduğum şeydi.. 

Vay be diyodum düşünsene şimdi pijamamı giymişim, yatağıma kıvrılmışım hiç bişey yapmadan gözlerimi kapatıp döne döne yatıyorum.
Biraz acıkmış çokça terlemiş olarak kalkıyorum, hemen duş alıyorum. Mutfaktaki hazır sıcak yemeklerden yiyorum. O hafiflemişlik, oh oh daha iyiceyim falan diye sevinme hissi... 

Çocuklu hayatta en çok özlediğim şey bu olabilir! Tabii bir de istediğin saatte yatıp, istediğin saatte kalkma olayı var ama onu saymıyorum. Hastayken bütün gün yatakta olabilme çılgınlığı daha iddialı! 

Bütün insanların aksine, ben grip olmayı severim biliyo musunuz? Severdim yani. Hani ateş çıkıp da yorganlara sarınıp tir tir titreme. Titreme hali geçerkenki mayışıklık, mutluluk. Yarı baygın uyuyup uyuyup uyanma. Uyumalara doyamama. Arada ekşili çorbalar, çaylar, ilaçlar... Ve final olarak da, tekrar iyileşip toparlama sevinci! 

Neyse hep böyle keşke acıcık yatabilsem diye hayaller kuraraktan ve kırgınlıktan gebererekten 2 gün geçirdim. Haris gelip gidip laf soktu, oflayıp pofladı hasta olmama. (Abartıyorum, aslında birşeyim yok gibilerinden) 2 saatten fazla yatmayı talep edeceğim falan diye ödü koptu.. Bir de bunun siniri vardı üstümde... 

Halbuki en piremses, en nazlı dönemlerimiz hastalık zamanları değil miydi ana evinde? İstediğimiz kadar şımarma, abartma lüksümüz vardı. Evli ve çocuklu olunca üçün birini alıyorsun anca! 

Evliliğimizin çocuksuz yıllarında da aynı şoku yaşamıştım, beyimin bu konudaki öküzlüğünden mütevellit. Çünkü hastalığa hiç tahammülü yoktur. Hasta oldum, planlarımız bozuldu, gideceğimiz yere gidemedik vs diye trip atıyordu, surat asıyordu baya! Bir de nedense hep bi inanmama, abartıyorum sanma hali. Aşırı içerliyordum ben de, aaa adama bak insan 2 ilgilenir, 1 tas çorba yapar; bu elinden gelse beni 1 kaşık suda boğuverecek diye. Neyse sonra hiç içerlemedim, sallamadım ben de adamın huyu bu, hastalık sevmiyor, hasta nazlamaya inanmıyor, hastaları ignore ederek, aslında hasta değilsin diye ters psikoloji uygulayarak ve kendi haline bırakarak daha kolay iyileşeceklerini düşünüyor; bu konuda net :) diyerekten kabul ettim. 

Arkasından kendisi hasta oldu. Ben kıyamadım ama, çünkü ben çok güzel hasta bakarım. Bol bol yediririm, içiririm ilgilenirim. Etrafında dört dönerim; canın ne istiyor, senin için ne yapabilirim diye... 
Kulağı da ağrıyormuş, orta kulak iltihabı olmuş. Sürekli ağlanıyor; ben de ah canım hadi git yat falan diyorum. Tamam biraz yatayım sonra kalkıp sana yardım ederim dedi. Gerek yok ben hallederim, sen istediğin kadar yat dedim.. Bütün gün yattı... (12 saat falan) Aralarda gelip ne kadar hasta olduğundan, aşşşırı hasta olduğundan -o Hastalığın onda biri bende olsa ambulans çağırın falan dermişim heralde!- yani benimkiyle kıyas kabul etmez çok dev hastalık olduğundan falan bahsetti. Tamam dedim. Güler yüz gösterdim, on numara huyuna gittim. Ve iyileştiğinde sanırım bana karşı biraz mahcup olmuştu :) 



3. Hastamız edo oldu. Ateşi 40 lara çıktı. Halsiz düştü, hiç huyu değildir öğle uykusu uyudu. Hiçbirşey yemedi. Ama toplamda 2 doz ateş düşürücü şurup ve biraz meyve suyuyla ertesi güne birşeyi kalmamıştı. Ikinci günün akşamüstüsü; yine ateş-şurup-halsizlik ve 2. Günün sabahı turp gibi zıplayarak uyandı. Edonunki genel olarak rahat geçti. 

Evi kuşatan bu virüsten Etkilenen 4. tekil Şahıs da maya oldu. Yalnız maya kuşu fena vurdu. 3 külo falan sümüğü aktı. Bir de gözü konjonktivit oldu, çapaklandı. Hele bir sabah bir uyandı ki; bütün surat sümük çapak tatak içinde! Akmış akmış kurumuş yapışmış. O neydi gızzzz diye aklım gitti. Hemen sıcak suya batırıp pamuklarla temizledim, sonra da mis gibi yıkadım. Homeless kedilerin before/after fotoları gibi oldu yavrucak. O esnada ben, bu zincirleme hastalık tamlamalarından fena halde bunalmıştım ve, en bi sevdiğim kankeytom şafakla günlük rutin whatzap gıybetlerimizi döndürmekteydik. Şafak dedi ki; 1 nisana kadar iznim var, boşum ben! Hadi biyerlerde buluşak. 
Tseee tseee tseee diye Ferhan şensoy efekti vererekten "nası olcakmış o?" dedim.

Bayaa şimdi biletimizi alcaz, ikimizin de hiç gitmediği bi şehre gidicez 2 günlüğüne dedi. 
Başladık hayaller kurmaya; ayıptır artislik yapar gibi olması ama, ikimizin de gitmediği yer de bulamadık haaa. Ben diyorum Roma o diyo gittim. O diyo Amsterdam, ben diyorum gittim. Böyle böyle bayaa uçtuk yok! Bulamıyoruz. Bi Londra çıktı önce bi sevindik, sonra 2 günde vize alamayız diye üzüldük. Sonra dedik Berlin ne güne duruyo!!!!

Ben yine de pek ihtimal vermiyorum tabi, çünkü bizde planlar 500 ay önceden yapılır. Çat kapı program yapmak görülmüş şey değil. 

Hemen şaka ve yavşaklıkla karışık, beyime bu hafta sonu çalışıyo musun? Napıyoruz? falan dedim. Yoo çalışmıyorum dedi. Ya şafak çok çılgın bi planla geldi bana, naapsam ki dedim. "Neymiş ve ne kadar çılgınmış?" Dedi. 
Berlin'e gitmekmiş :)) dedim. 
Git dedi. Gayet tatlişko bi şekilde verdi gazı. Ben çocuklara bakarım. Bizi merak etme dedi. Bol bol gez toz eğlen, Berlin çılgın gece hayatına ak, bokunu çıkarma ama anasın sen diye dalga geçmeyi de ihmal etmedi. O an içimden zil takıp oynamak ve heyt beee Aslan beyim! Gıcıksın mıcıksın ama çok seviom kız seni diye yanağından makas almak geçse de; eh madem bak biletimi alıom haaa diye bi kez daha teyit ettim :) 

Hemen şafağa yazdım ben tamamım hadi alalım diye. O sırada o da kendi beyiyle benzer temaslarda bulunmuş, okeyi kapmış. Biletleri o gece alıverdik. 2 gece 3 gün, No çocuk, No koca ;Berlin kazan biz olsa olsa çay kaşığı, bir maceraya atıldık. 

Berlin maceralarımız bir sonraki postta. 
Bizi izlemeye devam edin o zaman :) 




7 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. :))) darısı 2 günlüğüne çocuksuz gezmek isteyen tüm annelerin başına :)

      Sil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Başak!
    Haris ve Volkan cok benziyor.
    Ben hastalık dönemlerinde volkanin bu 'ciddi misin ya' hali ve üstüne o kadar bitikken etrafımda dönmeme huyu yüzünden pencereden karşıki dağlara bakıp acılar çekerim. En son kararı verdim. Hasta olmiycam ben. Doğu 10 yaş olup kendine hizmet edebilecek hale gelene kadar..

    Ve o kendine hastayken baktirmaz. Haristen farklı olarak..
    Yani benim içimden gelerek yaptığım bakım olsa da olur olmasa da şeklinde takılır. İnsan değil yaa.
    :)
    Döt de edemiyorum bu yüzden.

    Coook gecmisler olsun

    Şafak'la fotoları gördüm. Çok tatlisiniz : ))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı yaaa, çok gıcık di mi? :) Haris de fazla prim vermez aslında benim bakımlarıma, ciddiyetini korur. Olmasa da olur aynen, sizdeki gibi. Ama dedim ya ben kıyamam hiç, illa bişeyler yapmak, rahat ettirmek isterim. O gün de burnu düşse yerden almıyordu, biraz yatayım gelip yine yardım edicem sana, çocukları alıcam fln diyodu cool cool:)) ama perti çıktı sonra.
      Ayyy çok merci, kızkıza gezmelerin tadı başka ya! Umarım ara sıra yapabiliriz yine böyle kaçamaklar, yılda 1 falan :)))
      Bu arada benim hastalık da orta Kulak iltihabına çevirdi, antibiyotik başladım şuan. Sürüüüüü-nüyorum :(

      Sil
  4. Ay Başaaak, koptum valla gülmekten. Benim beyde hastalari ignore ederek tedavi etme yöntemine inaniyor. Tam boğazlamalik yani :-D kendisi hasta olunca da ilgi ve bakim istemiyor, ben hasta olursam ayni bakimi isterim diye korkuyor zaar. Coook gecmis olsun bu arada, analar hasta olmasin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay bunları bize sayıyla mı verdiler? 😂 gıcık olmamak işten değil :)) halbu ki hanımı hastayken, güzel bakan ilgilenen koca, on numara sevap points toplar, primleri kapar :)) ama yok iste hiç öngöremiyorlar böyle şeyleri :-)))

      Sil