Konförmd vaka değilim tatlıqısslar (henüz) başlık korkutmasın.
Yeni gelişme var mı diye elimizden telefonu bırakmadığımız günlerden , kesin bilgi yayalım’lardan, öyle olmuş da böyle olmuşlar’dan, hayatımıza damga vuran anlardan kalma alışkanlıkların bir yenisi sadece. Adet yerini bulsun.
Benim artık bir korona mizahlı görsel, bir komplo teorisi, bir uzman bilim insanı duyurusu, bir çinlilere “bok yiyin şrfszler” bedduası daha kaldıracak dermanım kalmadı.
Öncelikle çizgimi baştan belirteyim. Salgını ciddiye alıyorum, alınan önlemleri destekliyorum. Ve elimden geldiğince özenli uyguluyorum.
Hijyen kurallarına (kısmetse obsesyona dönüştürmeden) uyuyoruz.
Evden çıkmıyoruz. 4 kişilik çekirdek ailemiz dışında kimseyle görüşmüyoruz. Beyimin ailesi ve komşu çocukları dahil. (Cahille sohbeti kestim ajsjdjdjdj)
Moralimizi yüksek tutup günü geçirmeye bakıyoruz.
İçimdeki “bize bişey olmaz yeaa” diyen yerli ve milli rahatlık genleri olmasa layıkıyla kafayı yiyebilirdim. Ama napalım “sülalemiz raad”
O nedende moralmanlarımın çok çöktüğünü düşünmüyorum.
İçimde devcileyin iyimser bir inanç, dirayet, umut var.
-güzel önlemlerin alındığını
-2 ay içinde salgını atlatıp normal hayatımıza döneceğimizi
-can kaybı bilançosunun ağır olmayacağını (%3 le dewamke)
-aşının-ilacın yakında bulunacağını
-temmuzda memlekete gidebileceğimizi
-sevdiklerime bir şey olmayacağını düşünüyorum... içimden geçen hissiyat bu yönde.
Oysa karamsar tabloda ölümlerin ivme kazanabileceği, ne 2 ayı amk çok daha uzun aylar sürebileceği, enfekte insan sayısının %70i bulacağı (aro Merkel reis) virüsün mutasyon geçirip daha beter ebemizi zikeceği, ekonomik çöküşün belimizi bükeceği gibi şeyler de var pek tabii. Ben bunları düşünmüyorum işte!
Şimdi konunun herkesçe konuşulan genel hatlarından ziyade diğer düşündürdüklerine gelelim.
İşte size gündemin şahsıma düşündürdüklerinden derleme. Büyron
1-başa gelen çekilir:
Önce Wuhan'la başladı, sonra Kuzey italya.. “karantina” terimi “ay aman aman, evlerden ırak, o neydi gız” level ürküttü beni.
İnsanların evlere dehlenmesi, sokakların in cin top oynayan post apokaliptik dekorlara dönmesi, kimsenin sonunun ne olacağını bilmemesi falan korkunç bir tabloydu benim için.
“Nasıl yapıyorlar, kafayı yerler, vah tüh yazık” kafasını bir müddet yaşadıktan sonra bizzat bizim de başımıza geldi...
Ve gerçeğini yaşarken o kadar korkunç bulmadım!
Kabullendik... inançla, pozitif vibe’larla, makara kukarayla yuvarlanıp gidiyoruz bi şekilde... Olayların akışında salınıyoruz.
İnsan değişen şartlara anında uyumlanmakta ve hayatta kalmakta mükemmel yetenekli bir organizma. Respect kere respect bize!
Başkasının acısıyla empati kurmaya çalışınca korkudan altımıza sıçırtan şeyler, kendi başımıza gelince yerini tevekküle bırakıyor...
2-ölümü gösterip sıtmaya razı etmek:
Öksürür tıksırırsak ve 2 hafta 2 çocukla ev karantinası alırsak evde naparım, bütün gün nasıl eğlerim diye korkudan ciğerim soluyordu. (Bkz. Madde 1)
Hatta inanır mısınız 15 gün önce falandı, bir gün ateşim 40a çıktı (artı bulantı, kusma, ishal) ben korkudan virüs hotline’ını ve ya doktoru falan arayamadım ashshhdbdbd
“Önlem olarak evde kalın, çocukları okula yollamayın” derler diye kendimi ihbar etmeye elim varmadı :D
Sorumsuzluk yaptığımı düşünmeyin tatlıqısslar, öksürük, nefes darlığı falan hiç olmadığı için corona virüs olmadığından emindim. Ama diyorum ya o can havliyle bile hastalığı değil “çocuklarla evde belam zkilir. Ne bok yerim?”i düşündüm..
2 hafta evde kalmaktan bu kadar korkarken (çünkü rutindeki 2 günlük haftasonu tatilleri bile üzerimden kamyon gibi geçiyor) ülkecek 5 hafta karantina aldık...
Şimdi ise "5 haftayla kalsa çok iyi" modundayız.. Yazın uçuşlar, sınırlar açılır mı? Memlekete gidebilir miyiz? diye düşünüyorum... ki gidemesek, ona da okey! Yeter ki hepimiz sağ salim olalım...
3-kesin bilgi yayalım:
Fake news, dezenformasyon, teyitsiz bilgi ve bilimum kaynak:götüm haberlerinin, görsellerinin, videoların yayılmasından ikrah geldi!
Bunu yapanlar emekli tontoş facebook teyzesi olunca, naifliğine verip geçiyordum ama genç, uyanık, eğitimli, kariyerli falan tipler olunca cidden omuzlarından tutup sarsmak istiyorum insanları. Siz Bihter Ziyagilsiniz, kendinize gelin! Bezdum!
Burada şuan aktif 4 tane watzap grubum var. Biri okul veli, biri kreş veli grubu. Diğerleri avusturyalı arkadaş-eş dost grubu.
Yakın ark. grubundan coronaya dair “herhangi” bir mesaj gelmedi. (“Naptınız o işleri, eyi misiniz, nası gidio” tarzı konuştuk sadece)
Kreş grubunda kreşe ve bağlı bulunduğumuz belediyeye ait resmi duyurular paylaşıldı.
Okul grubunda “fw” mesaj kabilinden tırto bi paylaşım geldi (nefesini 10 saniye tutuyosan eyisin. Yayalım. tarzı bir bilgi)
Yollayanın ümüğüne çöktüler anında ansnsndjdjd
Kesin ve net bir dille kolum gibi mesaj döşenerek bu tarz bilgilerin yanlış ve cahilce olduğuna; paylaşılmaması gerektiğine, kaynak sorgulamanın önemine dair takır takır gömdüler yollayan kadıncağızı asndndndnd
O da son oldu... onun dışında alman-avusturya sosyal medyasında da bu tarz paylaşımlar minimumda. (Benim takip ettiklerim arasında)
Gelelim güzel ve keko ülkeme...
kürekle, leğenle, kamyonla sikko bilgi aqıyor timeline ıma... bir kişi de çıkıp demiyor ki “aga boş yapmayın” ...
Tam da bu sabah bu olaydan şikayet ederken haris dedi ki “fake news yayana 3 yıla kadar hapis yasa tasarısı var gündemde”
Önce bi hoşuma gitti. Peki ama bu söylentinin de “fake news” olma ihtimali? İsn’t it ironic? Ansjjdjdjhf
4-Stockholm sendromu:
Corona virüsü seviyorum ben <3
Gayet minnoş bi virüs bence.
Bi kere çocuklara bebeklere dokanmıyor corona reis. (Şu naifliğe bakar mısınız?)
Gençlere, sağlıklılara, görecek güzel günleri olanlara da hoşgörülü. Anlayışlı. "Biz de genç olduk" diyor adeta.
Grip semptomu gibi seyrediyor, ileri vakalarda zatürreye çeviriyor. (Solunum yetmezliği durumunda bile makineye bağlanır, çok çekmeden vefat edersin sanki be hacı?)
Ölüm oranı az, atlatma oranı yüksek; hatta çoğu vakada hastaneye yatmadan evde kendi kendine atlatılacak cinsten.
Ne bilem ciltte cılk yara açan, sakat bırakan, inim inim inleten leş leş semptomları yok kız, allahıma bin şükür.
Gördüğünüz gibi içkisi yok, kumarı yok, dayağı yok.. Helal süt emmiş efendi bi virüs!
Geçen bu tespitlerimi Elif'e söyleyince “stockholm sendromu olmuşun sen başganım” dedi. Asndjdjfjjdjdkfm
Hepimize sağlıklı günler diliyorum <3




İnşallah bu zor günler bir an önce geçer.
YanıtlaSilMail abonelik butonu koyarsanız daha rahat takip edebiliriz.:)
Amin... hepimiz üstümüze düşen sorumluluğu alarak atlatacağız inşallah...
SilBeyda hanımcığım, kendi çevrem içinde anonim kalmaya, fazla yayılmamaya dikkat ettiğim için gizlilik ve bildirim ayarlarım bu şekilde :D
Böyle minik bir grup içinde kalmak yazılarda daha fazla özgürlük ve rahatlık sağlıyor bana.
Kendi imkanlarınızla arada bir “başakito yine ne saçmalamış acebaa” diyip sayfaya bakınmanız yöntemiyle yürüyorum :)
Bu çileli yolda takibiniz için teşekkürlerim ve sevgilerimle :)) <3
Peki:) Sevgi ve saygılarımla:)
Sil