10 Nisan 2018 Salı

Beslenme evrimim ve devrimim




25 yaşıma kadar kiloyla ilgili hiç bir sorunum olmadı. 

Çocukken sıkı etli, kaslı, çevik bi çocuktum. Her zaman iştahlıydım. Cılız, çiroz, “yemiyorsun, ye” muhabbeti ve yemek pazarlığı yapılan bi çocuk değildim. 
Ergenlikte ona keza. 
Genç yetişkinlikte ayıptır söylemesi daştım akskdkdk 


ben kizken 48 küloydum 

kayla olsa begenirdiniz, ama bu basakito (beyaz sortlu-22 yas)



Ama işin ilginci neredeyse 28lerime kadar “diyet, spor, sağlıklı beslenme, temiz beslenme” kavramlarını hiç bilmedim. 

Adından başka bişeyini bilmediğiniz bi kavram düşünün. 

Karşılaştırmalı İran edebiyatı, des cartes’ın kartezyen dualizmi, arıcılıkta temel hususlar falan gibi bi konu mesela... 

işte benim de konuyla ilgili bilgim ve alakam bu kadardı. Bazı kızlar zayıflamak için “eti form” yerdi, diyet denilince aklıma gelen tek şey buydu. 

Çocukken anam ne pişirirse yerdik. Bazı yemeklere isyan eder (kereviz, pırasa, yayla çorbası gibi) bazılarını (kuru fasülye, etli-sebzeli-patatesli sulu yemekler mesela) önümüze konulunca yerdik. Bazılarını da tabi ki ayıla bayıla yerdik (köfte, pirzola, domatesli pilav, erişte) 

Annemin bize sağlıksız/paketli yiyecek kısıtlaması hiç olmadı (kendi de çok sever mehehe) 

Evimizden bisküvi, gofret, cips, kola, ice tea, meyve suyu vs eksik olmazdı. Markete gider hep birlikte keyifle sepete doldururduk aburu cuburu. (Doldururduk dediğim adam başı 1 paket cips, birer topkek, kornetto dondurma, birer bişey falan şeklinde ama koca poşet ederdi o da.) 

Annem her gün günlük yemek pişirirdi. Bazı günler 3-4 kap pişirir, dolaba atardı. “Acız, ne yiycez?” sorusunun cevabı her zaman “dolapta dolma var, ıspanak var, sulu köfte var. Isıtın yiyin” gibi ev yapımı alternatifler olurdu. 

Dolapta dondurulmuş hazır pizza (küçük boy), patates kroket, sucuk-sosis, ketçap mayonez gibi “lezzetli” yiyecekler de olurdu. 

O gün evdeki yemeği beğenmediysek ve anam evde yoksa bunları yapar yerdik. Anam evdeyse yemeğe isyan etsek bile izin koparamazdık. “Barbunya-pilav var. Ne pizzası? Önce onu yiyin, o kadar uğraştım, çöpe mi gitsin? hadi bakıyım” diye mutfaktan dehlenirdik. 

Yani kısaca kendi içinde sınırı olsa da bize “sınırsız” gibi gelen sağlıksız besin hakkımız vardı. 

Bu abur cubur tayfanın sınırlı olmasının nedenini maddi diye kodlamıştık gerçi sanki. Yani maaş günü süper markete aylık alışverişe gidilir, orada vur patlasın çal oynasın sepet doldurma hovardalığı yapılır, stoklar tükenene kadar da idareli yenirdi bunlar. Aynı şekilde günlük harçlığımızla da her gün marketten 1 algida dondurma ya da 1 çikonat ya da 1 kola falan alabiliyorduk. Ama her gün sadece 1 tane bişeye yetecek para. 

ha bi de bakkal alternatifleri bunlardi askdjkashjd. öyle simdiki gibi zibilyon cesit yoktu.  hobby ne yaa :/


Bunun sınırı “sağlıklı beslenmek zorunda oluşumuz, paketli gıdanın über zararlı oluşu” falan değil; her gün öküz gibi abur cubur yiyecek paramız olmayışıydı aakskskkd -yani şimdi düşününce bana öyle geliyor. 

“Sağlıksız besin” adına en çok dinlediğimiz nutuk; kepapçı, hamburgerci, tostçu, pizzacı gibi yerlerin sağlıksız oluşuydu aahhahdhd (orada içine ne katıyorlar belli değil, gelin evde yiyin) 

old but gold


Gelelim spora. Okuldan gelince hemen üstümüzü değiştirir, dışarı koştururduk. ip atlama, yakalamaç, azma kudurma tarzı oyunları köpeğimiz çıkana kadar oynardık. Ergenlikte de paten-bisiklet, voleybol, koşturmaç-su savaşı, uzun uzun turlayarak bütün siteyi yürüyüş; ama yine sürekli hareket. 

Evin içinde de oturduğumu bilmem. Ya müzik açıp kan ter içinde kalana kadar dans ederdim. Ya yatak tepelerinde zıplardım. Kardeşimle itişir kakışır yine terlerdik. Tv izlerken bile götümün üstünde oturamaz, amuda kalkar, bacaklarımı şpagat açar, saçma sapan hareketler yapardım asjjsjdjjd 

Kısaca sağlıklı besleniyorum/ beslenmiyorum; spor yapıyorum/yapmıyorum gibi bi kavram yoktu.

Nasıl ki analar yüzyıllardır çocuklarını bi şekilde, belli rutinlerle modellerle uyutmuş ama bunun adına “uyku eğitimi” dememişler; ben de mesela hareketli bir günün ardından “bugün iyi kalori yaktım” demedim. "Bugün iyi yoruldum" dedim... "bugün çok sağlıklı beslendim" demedim "allah ne verdiyse yedik" dedim. "Sağlıksız beslendim" demedim, "nutellanın mına koydum" dedim askskdkkdkf.

Ne zaman ki üniversitenin son yıllarına geldim, o zaman ilk darbe uyku düzenimi skertmek oldu. Sabahlara kadar boş beleş muhabbet-gıybet, lost izlemek, alkol, bar-pavyon; akşama kadar uyumak, kalkınca fast food yemek... gecenin bi yarısı Waffle yemek, 24 saat açık mekanlardan eve dürüm söylemek, bar çıkışı ıslak hamburger-kumru gömmek, hareketsizlik... 

20-25 yaşlarım arası böyle geçti. 
Ve ben yarın yokmuşcasına yaşamak ve yemekten 38bedenlere çıktım. Ama o arada bile “ay sağlıksız, ay kilo yapar, ay bu saatte bu yenmez” falan diye hiç düşünmedim, kendimi hiiiiiç kısıtlamadım! Gönül rahatlığıyla her istediğimi gömdüm.

Kilolarımla ilk yüzleşmem gelinlik seçimi zamanımda yaşandı. (Kezban gibi 25 yaşında evlendiğimi belirtmeme gerek var mı bilemedim tatlıqısslar askskdkkd) ilk kez o zaman farkettim ve halime üzüldüm :( belim kalınlaşmış, simitlerim çıkmış, kollarım patlıcanlaşmıştı :(( hayal ettiğim silüet gelinlikler beni iskele babası gibi gösteriyordu.... 

Moralim bozulsa da üstünde durmadım. Silüetten vaz geçtim, kezo model bir kabarık gelinlik seçtim. Yani kısaca vicudumdan memnun olmadığımı ilk kabullendiğim o anda kilo verme arayışına, motivasyonuna girmedim.

kezonovias marka gelinligim ve ben (harisin ifade ahsjahdskah)


Şimdilerde ise en büyük gündemimiz sağlıklı beslenme-çocuğu sağlıklı besleme oldu. 

“Sağlıklı beslenme” konseptinin içime dert oluşu tam olarak ne zamana tekabül ediyor onu tam hatırlamıyorum ama diyetle ilk tanışmam gebelik dönemimde oldu. 

Gebelik şekerine bağlı, tabi ki tek suçu şekere atmak olmaz agop’un kazı gibi yemem yüzünden de olabilir askdkfk, aşırı ödem ve kilo problemim oldu. 

Gebelik şekeri tespit edildikten sonra (20. Haftaların sonuna doğru) diyet danışmanıyla bir diyet planladık. -danışmanı devlet Hastanesi tahsis etti, ekstra para ödemedik- çok sıkı bir diyetti.

Meyve ve basit karbonhidratlar hiç yoktu. Nisasta iceren sebzeler yoktu. Bulgur, kinoa, tam buğday ekmek gibi carb.lar bile aşırı kısıtlıydı. Diyete harfiyen uymama ve insülin iğneleri kullanmama rağmen, hatta günde 5 kez parmaktan şeker ölçümü yapmama rağmen her hafta 1-2 kilo alarak gidiyordum. Haftada 1 tartılıyor, her tartıldığımda ağlama krizine giriyordum :((( 

60 kiloyla başladığım hamilelik 92 kiloyla sonlandı! 

komikli foto alti yazisi bile yazamamak... o derece travmatize olmak :(

Doğumdan sonra şekerim normal aralığa düşünce ödemlerim indi, kilolar hiç bişey yapmadan 1 sene içinde kendiliğinden gitti. (2 kilo fazlam kaldı gebelik öncesi kilomdan, yani 62ydim) 

Ama o dönem kilo yüzünden o kadar büyük bi travma yaşamıştım ki atlatmam yıllar sürdü. 

İkinci gebeliğimde çok kontrollü beslendim ve her gün yürüdüm. (O zamanki kilo muhabbetlerimi merak ederseniz bloğun ilk yazılarından olan gebelik günlüklerimde bolca bahsetmiştim) 

Maya 7 aylık olduğunda diyet yapmaya karar verdim. Emzirirken yapılabilecek diyetler vardı. Diyet dediğim şekeri ve beyaz unu kesmek, bolca protein, meyve-sebze tüketmek, badem-ceviz yemek, bol sıvı... kulağa gayet sağlıklı ve mantıklı geliyor di mi?

Ama sütüm kesildi... (kesinlikle aç kalmadım ve cahilce bişey yapmadım bunu belirteyim) 

Gerçi ben bunu göze almıştım. Zaten sütüm edoda olduğu gibi on numara değildi. Maya memede durmuyor, emzirmeler işkenceye dönüşüyordu. Sütü sağarak içiriyordum. 

Ayrıca kilolarım yüzünden aşırı mutsuz ve takıntılıydım. Benim psikolojim daha önemli! Böyle mutsuz, bıkkın, küskün olup darlanarak emzireceğime varsın süt müt olmasın. Çocuk zaten alacağını aldı. Ama ben kilo verip bedenimle barışayım diyordum. 

Nitekim öyle de oldu. 3 ay içinde 10 kilo verdim ve yine Doğum öncesi kilom olan 62ye döndüm. (Yıllardır 62yim gram oynamıyor. Diyet ve spor yapmıyorum. Ama hunharca da yemiyorum. Sabitim)

Şu an gelmiş olduğum noktada ise, sağlıklı besin, işlenmiş gıdaların zararı, şekerin ibneliği, karbonhidratın götlüğü, hastalıklar, kanserojenler, kilo almalar falan derken; bu konuyu düşünmediğim bir anım, vicdan azabı ve pişmanlık duymadan tükettiğim 1 öğünüm bile yok... 

benim bu :P


Çocukluğum, gençliğim, kilo almam, sağlıklı ve fit olmak, çocukları nasıl beslemem gerektiği falan konularında kafam allak bullak. 

Yani sıkı sıkıya sarılacak bir yöntemim yok... kafama hiçbiri yatmıyor. 

Hayatımdan birşeyi çıkarmak konsepti beni tedirgin ediyor. Sınırları çok net olan, içinde benim insiyatifim olmayan her şey beni tedirgin ediyor. 

Yani şekeri hayatınızdan çıkarın, bisküviyi eve sokmayın, börek yallah Arabistan’a! Gibi şeylerin uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum (kendi adıma) 

Bir de bu diyet-sağlıklı yaşam-spor hedelerinin bizi bu kadar darlaması, gün içinde 50 kez aklımıza gelmesi tamamen insta-feys-sosyal medya yüzünden. 

Elbette ki bu tartışmalar hep vardı. Ama akıllı telefon yokluğunda asla bu kadar maruz kalmıyorduk. Şu an elimizi telefona attığımız her an önümüze bir görsel düşüyor: ya diyet menüsü, ya güzel vicutlu bir tanıdığımızın bikinili fotosu, ya spor fotosu, ya bilmemnenin zararları, ve ya kafa karıştırıcı binlerce sağlıklı yaşam zımbırtısı... 

su fotolardan gunde 850 tane görünce, yedigin ekmek bogazina diziliyor mesela...

Hal böyle olunca, sürekli aklımızda bunlar oluyor. Ve ben artık kendimi suçlamaktan, bunları düşünmekten bıktım. 

Ve ilk adımı attım. Ketojenik diyete başladım! Keto hakkında yazmıycam, zaten benim de bildiklerim netten araştırdığım kadar. Diyetisyene uzmana falan gitmiş değilim. Kimseyi yanlış yönlendirmek istemem. 

Referansım: beyim ehehehe. Geçen sene keto diyetle ve tam bir instagram gızı gibi beslenerek 7 kilo verdi. Ve kas kaybı yaşamadı. Diyeti bırakınca da verdiği kiloları geri almadı. (1sene oldu) 

Şimdi birlikte tekrar başladık. Hedefim 7-8 hafta tamamen keto beslenip, hedef kiloma inince, low carba geçmek. Ama tabi ki onu da diyet şeklinde değil de “yaşam tarzı” olarak uygulamak. Yediğime içtiğime dikkat etmek, ama canım çektiğinde, mükellef bir sofra ortamı olduğunda, argadaşlarımla buluştuğumda falan istediğimi yemek. Ayı gibi yediğim bir öğün olursa vicdan azabi cekmeyip, pisman olmayip onu sonraki öğünlerle dengelemek... 


Hadi bakalım allah utandırmasın :) 

Not: yazı uzun oldu, ama görüyorsunuz ne kadar derdoyum bu konuda anajsjdjdjd yazayım da rahatlayayım istedim... 
























16 yorum:

  1. Cok pis seyler yedigini zannetmek ve hepi topu patates kizartmasi ya da sosis falan yemis olmak :) bi de aylik market alisverisinde buyuk boy cips :))) bir donemin cocuklugunun bu kadar benzer olmasi acayip degil mi yaa...
    Gorduklerinden etkilenip yedigin herseyden vicdan azabi duymak kilodan falan bagimsiz inan. Mini minnak bi insanim ama ayni hisleri paylasiyorum... Hele cocuga ne yediricem ben telasi varya, anami aglatiyo..sanki ne yapsam yanlis. Ama orda burda okudugumu yavruya uygulamaya da delice korkuyorum. Geleneksel ilerliyorum, tarhana, köfte, pilav, ev yogurdu, kefir. Rafine seker ve paketli ürün sifir, tek fark bu...
    Insanin ne yiyecegi ya da yemeyecegini bu kadar dusunmek zorunda kalmasi iskence degil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bizim kuşak efso ya. Bişeyin sağlıklı olması için evde yapılması yetiyodu. Margarinden poğaça-kurabiye yapıp sağlıklı diyorlardı ananemler amk aakskskdj

      Mızmız ben ilk yavrım 2,5 yaşına gelene kadar rafine şekeri paketli ürünü bırak yedirmeyi, teklif dahi edenin ümüğüne çöktüm! Hır çıkardım! Asjsjdjsj

      Ama son 2 yıldır şeker ve beyaz un batağına öyle bi saplanmış durumdayız ki nasıl çıkarız hiç bilmiyorum...

      Dur bakayım. Önce bi kendim çıkayım da, evlatlarımı da kurtaracağum elbet. Hehehe.

      Sil
  2. ben de beslenme üzerine okumayı çok seviyorum bak. idefix gönderirse 3 hafta önce aldığım ketojenik yaşam kitabını devireceğim. ketojenik diyet filan hiç yapmışlığım yok. benim de inancım şu glüten şekeri kes, gerisi nanay mevzuları.

    ha ama yüzde 100 mü uygularsın, yüzde çoğunluk mı orası esnek.

    makarnaya abanık hayat bana doğru gelmiyor. umarım sadık kalabilirim ben de.

    tebrikler başakito, eminim yeni yaşam tarzında kendini yine daş gibi hissedeceksin. keza ben de hayatu boyunca ökkküz ötesi yiyip kilo almayangillerdenim. yine de yakayı sağlıksız beslenme takıntısından kurtaramadık (kaynak anamgil)

    vicdan azaplarıyla yaşamaktansa sağlıklı beslenmek daha pratik.
    hadi Bismil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahve gızım, diyette 5. Günüm olmasına rağmen bariz bir hafiflemişlik, enerji, pozitif mod hissediyorum.

      Acaba gerçekten carb.ın glutenin ibneliği miymiş, yoksa psikolojik mi onu düşünüyorum şu an.

      Yani temiz besleniyorum diye bir mutluluk, yaptığım şeye inanıyorum diye bir enerji-motivasyon, “pis pis şeyler yemedim oh çoğiyi” diye psikolojik bi hafiflik mi acaba yaşadığımız???

      Yani asıl hafiflik yediğimiz içtiğimizden değil, kötü bir alışkanlığı terketmekten ya da aldığımız kararı uygulamaya geçebilmekten gelen bir hafiflik mi?

      Bunları bilmeden önce, sağlıksız besleniyorum farkındalığı ve vicdan azaplarının olmadığı zamanlarda; şekerin , pattis kızartmasının, hamur işinin mına koyduğum günlerde de gayet enerjik, hafif ve mutluydum aslında :D

      Çünkü biliyorsun her şey gaffada bitiyor askdkdjdj.

      Sil
    2. Kafada bitiyora katılıyorum fakaaaattt :) kocamin gobeginin eridigini gozumle gordum! 1.5 ayda 7 kilo verdi (burada Kahvem canim cigerime sevgiler, onun sekersiz glutensiz yazilarini 5 kere falan okuttum benimkine ve cok etkilendi uygulamaya karar verdi).. Ne diyodum, 7 kilo. Tek olay su; seker sifir, sabah ekmek bilmem ne istedigi kadar var, oglen karbonhidrat kisitli ekmek yok, aksam bulgur makarna ekmek vs vs seyler yok! Ama pirsiyon kucultme acliktan kivranma falan yaşamadı. Adam resmen gobekten inceldi, ve asil haftalardir migreni tutmadi iste asil mucize bu.
      Velhasil, herkes yapabildigi kadar fikrine katiliyorum Gunesin hepsini kestim yallah diyemiyosan bile artik kulun kolen degilim nalet seker-ekmek demek gerek galiba...

      Sil
    3. mızmızım ben de çok sık bozuyorum ama inancım hiç değişmedi. yolculuklarda, misafirlerle şu bu derken ben de baya saçmaladım son günlerde ama ossun. doğrusu nedir biliyorum :D

      başak bence maalesef olay psikolojik değil ya.
      net değil.
      arada çikolata cips yemenin günahı olmaz. ama günlük beslenme alışkanlıkları temizlendiğinde, gerçekten vücut teşekkürünü ediyor. çok naif.

      Sil
  3. yaa bizim çocukluk/gençliğimiz resmen birbirinin fotokopisi şeklinde geçmiş - ki sanırım 80 civarı doğumlular için genel durum buydu. benim de konuyla ilgili yazacaklarım var, ilham oldu, bi ara bi değinicem. ama o vakte kadar şunları da diyeyim: 1) keto cidden işe yarıyor, ama uzun vadede ben devam ettirmeyi beceremedim, türk mutfağının eşsiz lezzetleri ağır bastı hehe! 2) sosyal medya = suçluluk ve tatminsizlik duygusu. instagram'a uğramadığımdan beri daha mı sağlıklı besleniyorum? tabi ki hayır. ama en azından içim çok rahat, 90'lardaki, 2000'lerdeki hafif hayatıma geri dönmüş gibiyim. kendi seçtiğim gerçek insanlar dışında kimseden haberim yok, hayat bayram. bi süre denemek istersin belki diye yazıyorum bunu. her türlü kolay gelsin bacım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakkaten bizim dönem öyle yaa. Çevremdeki bütün arkadaşlarım, hepimiz aynıydık. “Biz paketli ürün tüketmiyoruz” diyen bi tane çocuk (askdkkdjd şimdiki çocuklar 4 yaşında bu cümleyi kuruyo), çocuğuna rafine şeker ambargosu koyan bi tane ana yoktu :)))

      Yaz bacım, benim analizler senin yazıların yanında çok köwlü işi kalıyo askskdkdk. Yaz da, insan gibi okuyak.

      Keto bence de sürdürülebilir değil. Kaldı ki sürdürmek istemem de. Yemekten, tatlıdan, sofra muhabbetinden keyif alan bi insanım. Kıtipiyöz gibi ha bire çiya tohumuyla avokadoyla beslenemem. Benlik değil. Hedefim az biraz kilo verip götü toplayıp, yaz için Türk mutfağını affetmemek zaten askskdkdk.

      Sosyal medya detoksuna gidersem cücük gibi kalırım. Zira etrafımda organik arkadaşım yok ahajsjdjdj buradaki arkadaşlarım hem bir elin parmağını geçmez, hem çoluk çocuk faslına ayda yılda bir buluşabiliyorum. Has kankalarım Türkiye’de. Haliyle benim iletişimimin mecburi kaynağı watzap, telefon, face-time. İnstadan stolklarken farkedicem de “aaa yeni çanta almışın gız, nerden aldın” diye günlük muhabbetimi açıcam aahsjjdjd. Yoksa bunlar olmadan çok zor.

      Ama sağlıklı yaşam zımbırtı-besin hesaplarına ve sürekli bunu gündem yapıp up’layan tanışlarıma instadan block+spam yapabilirim bak. O da bi fikir aahsjjsjdjdj

      Sil
  4. 18 yaşına kadar zayıflıktan kırılacak gibiydim ben de (48-50). 18 yaşımda kocamla tanıştıktan sonra her sene ortalama 1-2 kilo aldım azar azar (tabi yaş, oturmalı işler vs faktörü de var mutlaka) çocukların ikisine de 69-70 kg da hamile kaldım. Hamileliklerde 9-10 kilo alıp Doğumdan sonra hepsi gitti ama şu 70 uzun yıllar kabusum oldu gram oynamıyor. İkinci çocuğun ilk yılında aşırı hareketlilikten olsa gerek 63 lere kadar düştüm ama al-ver derken uzun zamandır 65 civarında dolanıyorum. Artık tabi ideal kilom değişti (yaş ve kas faktörleri yüzünden 63 çıkıyor ama bence bir 60 olsam iyi) son 5 kg bakalım ne zaman kurtulacağım. If, keto falan hepsini duydum da bakalım ne zaman o radikal kararı alabileceğim. Şimdilerde acıkma hissi gelmeden asla yemiyorum (bu arada neden bilmem hiç acıkmıyorum artık üstelik çok az yiyorum birşeyler yanlış gidiyor sanki) ve porsiyonlarım az, ekmek ve hamur işi tatlı çok çok az.

    Son fotonuz çok tatlı bu arada valla o kiloyu bile kaldırmışsın ben kendimi düşünemiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gece benim de 22-23 yaşından itibaren kilo alışım öyle oldu işte. Senede 2şer kilo. Ama 50den 52ye, 52den 54e çıkınca falan hiç anlamıyorsun... ki bir senede 2 kilo almak da zaten ayda 200-300 gram kalıcı kilo almış olmak demek. Sinsiliğe bakar mısın? Askdkjdj Nerden anlıycaksın, tuvalete çıkınca bile 300-500 gram oynar sonuçta gün içinde. Anlamadım...

      Diyet öncesi mevcut beslenmemde de aynı olduğumuzu tahmin ediyorum. Çocuklar için günlük et, sebze, çorba vs pişiriyoruz ve onlardan yiyoruz çünkü. Onun dışında öyle gelsin kebaplar gitsin baklavalar durumu yok. Börek-simit yok. Yaşadığımız yer nedeniyle. Aslında miktar az da olsa farkediyo demek ki ara kaçamaklar.

      Yani mesela kuruyemiş, ağza bi kaç parça çukulata atıvermek, çayın yanında 3-5 bisküvi, zamansızlıktan yenen ayak üstü peynir ekmek, çocukların yarım tabaklarını bitirmek vs vs... bunlar totalde über sağlıksız, miktar olarak çok fazla olmasa da kilo vermeye engel!
      Bir de dikkat edeyim demekle olmuyor gece ya... adını koyacaksın! Sıkı bir diyet-egzersiz programı! Sonrasında olur ancak dikkat etmek. (Biraz emek verelim, incelelim ki battı balık yan gider kafasına giremeyelim)

      Hehehe son fotodaki haşmetli göbekten 4,5 kilo 56 cm çocuk çıktı aajsjsjjd

      Sil
  5. Yani şekeri hayatınızdan çıkarın, bisküviyi eve sokmayın, börek yallahArabistana

    Bu cümleye öyle güldüm ki gözümden yaş geldi.

    Hamilelik kilosunda bana yaklaşan bir kadın gördüm nihayet ben de 69 la hamile kalıp 103 ile Doğuma girdim. 34 kilo aldım ve aynen senin gibi günde 5-6 kere şeker ölçerek ağzıma tatlı , makarna , ekmek hatta meyve bile koymayarak. Benim oğlumda 4,5 kilo 55 cm doğdu :) . 34 kilonun 24 ü gitti 10u kaldı ama :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vay anasını sayın seyirciler! Ben de şu an ilk kez benim gibi gebelikte camış kilosu almış biriyle karşılaşıyorum askkskdk şaşkınlık içindeyim :D gebelik zamanımızda keşke kanka olaymışız yaa birbirimize destek olurduk , Ben’ciğim :)))) oğlanlar da aynı ebatta çıkmış, gebelik şekeri falan bu kadar olur ya, pes!

      O zaman bir sır vereyim benim son kilom +32 den fazla olabilir son hafta tartılmadım Doğum öncesi moralim çökmesin diye eheuheue

      Emzirirken de bol bol tatlı, pekmez, hoşaf vs süt yaptıran kocakarı yöntemi tatlılara abandım. Benim de öyle hemen şıp diye gitmedi zaten kilolar :( giden gitti, kalan yağlar bizimdir :D

      Ya analıkta instagram gızı diyetleri çok zor ya. Olmaz o iş. Bak daha diyetin 5. Günündeyim. Bugün trafiğe kaldık dışarıda işlerimiz uzadı falan eve geldiğimizde herkes açlıktan delirmişti, evde yemek yoktu. Çocuklara tavuk-pilav kendime salata yapmaya giriştim. İnanılmaz bi sinir harbi ağlama zırlama, ben kıçımdan soluyarak 2 ayağım bi pabuçta yemek pişirme derdinde... ne o? Diyet yapcam, sağlıklı beslencem aajsjsjjd
      Halbuki normalde böyle bi günde çocuklara makarna, kendime peynir ekmek üstüne meyve 10 dakkada doyururdum herkesi....

      Sil
    2. Yaaa evet hamilelikte tanısaydım keşke seni.

      Her gören ikiz mi üçüz mü diye soruyordu göbeğin cüssesinden dolayı. Hayır tek giyince inanamıyorlardı. Ama hiç pişman değilim, hakkıyla yaşadım hamileliği öyle 5-6 kilo alıp azıcık gazım varmış gibi göbeğim olmadı.

      Son hafta tartıdan kaçmaya çok çalıştım ama Nemrut hemşire zorla çıkardı Basküle , ben gözümü kapattım görmemek için hemşirenin ilk defa Bu kadar çok kilo alanı gördüm diye laf sokmasıyla açmış oldum gözümü :)). Tartıdan inip ağlamaya başladım diğer hemşireler başıma toplandı. Sakinleştirdi. Bu da böyle bir anı oldu işte. İstesem ben de kalan 10 kilo ve aslında vermem gereken diğer 10 kiloyu veririm de yazdığın gibi rejim yapıcam sağlıklı beslenicem diye daha stres olurum zaten yeterince stres var daha fazlasına dayanamam .
      Kolay gelsin sana bakalım yaza kadar kaç kilo gidicek. Sonra yaz merak ederim .

      Sil
  6. tam bu saatte subway söylemişken bu yazıyı görmek............
    5 yaşımdan beri fazla kiloluyum ve buna takıntılıyım. kendimi güzel bulmuyorum ve bunun için bir şey de yapmıyorum hatta spora vaktim olmadığını bile bile yediklerime dikkat etmiyorum, bu da sanki depresyonuma depresyon, yalnızlığıma yalnızlık ekliyor. yazın bursa'ya geri dönünce spora başlamayı düşünüyorum çünkü şu an spora gidecek param olsa da vaktim yok, haftaiçleri 4 gün dersler yanında bir de ben özel ders veriyorum, öğrencilerin evine gidiş geliş toplamda 2 saate yakın sürüyor, bizim okulun yüzme havuzuna yeniden başlamayı çok istiyordum ama zamanım sıfır, sınavlara zor çalışabiliyorum hoff yaramı deştin yav :[

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nikkim zamansızlık, imkansızlık konularını çok iyi anlıyorum. Bir de aynen dediğin gibi hiçbirşey yapmama, kafaya takma döngüsü... hayatına hareket katman şart.
      İnstagram gızı gibi spor yapmasan da olur. Günlük rutinine yürüyüş kat mesela. Okula, özel derse giderken sadece 15-20 dk erken çık yürü. (Yürüme mesafesi değilse 2 durak önce in-o mesafeyi tempolu yürü) evde yapılacak işlerini erteleme. Temizlik, market vs. Hiçbirşeye üşenme. Kendine sandviç yaparken peynir ekmeğe abanma. Yanında mutlaka domates-hıyar-yeşillik koy. Sebzeyi hayatına sok. (Tencere yemeği yapamıyorsan bile çiğ ve ya buharda pişmiş sade sebzeleri karını doyururken Side dish olarak kullan) Şekerli içecekleri kes. Kaloriyi zaten yediklerinden alıyorsun, içecekten kalori almak çok gereksiz. Böyle böyle rutinler de etkili olacaktır. Önce bunları bi düzene oturt. İnstagram gızı sporlarını ve diyetlerini yazın ananın evinde yaparsın eheheheh.

      Üzülme kuşum, kilo nedir ki verilir! Totoyu sıksan 2 ayda 7-8 kilo bile verirsin. Ama olay bunu yaşam tarzı haline getirebilmekte. (Hareketi ve dengeli beslenmeyi) bi yerden başla.

      Sil
    2. okula yürüyerek gidiyorum zaten, derse de hep bir yürüme mesafesi oluyor kdjfkd günlük 10 bin kmyi gördüğüm günler oldu. genelde sabah ve akşam yurtta ne çıkarsa yiyorum ama parayı bulunca bi de sıkıntıdan azıttım bu aralar... süper öneriler, kulak kabartıcam :3

      Sil