![]() |
1-Paylaşılamayan eşya:
Genelde bu eşya dünyanın en saçma şeyi olur. Mesela boş bir şampuan şişesi, karton kutu, kırık bir plastik kaşık, çer çöp.
Ve maalesef ki sadece 1 adet vardır. Anne çaresizce alternatif üretmeye çalışsa da (mesela ürünün muadili başka bir ambalajı temizleyip/yıkayıp "al işte sen de bunla oyna" dese de) kesinlikle kabul edilmez.
Eşya ağlama, zırlama, ciyak ciyak bağırma, birbirlerine hakaretler, itiş kakış eşliğinde çekiştirilir. Biri kapıp kaçar, diğeri yarı yolda enseleyip üstüne çullanarak geri alır.
![]() |
| gecen gün kavga sundan ciktiydi. icine su doldurup iceceklermis, cünkü 1000 tane su bardagimiz, sisemiz, mataramiz falan yok ya... |
Anne ilk önce sırayla oynamaya ikna etmeye çalışır. Sonuç alamaz.
Sonra tarafları tek tek ikna etmeye çalışır. Önce birini "sen boşver gel biz de şunu oynayak. Al bak bu da çok güzel olabilir" vs.
Sonuç alamayınca ötekine geçer (bu ikna sırası eşyayı kim bulduysa ve ilk kim oynamaya karar verdiyse o değil, öbüründen başlanarak uygulanır). Aynı yöntem öteki çocuk üzerinde denenir.
Tehdit şantaj rüşvet kısımları devreye girmekte fazla gecikmez :
-kavga etmeyi kesip, güzelce oynamazsanız kaldırıcam ve ikiniz de oynayamayacaksınız!
-bağırmayı kesmezseniz ikinizi de odalarınıza göndericem ve ayrıca öğleden sonraki dondurma iptal edilecek
-paylaşır ve güzel güzel oyarsanız birazdan sizinle trambolinde ben de zıplarım. (Durum ciddiyse ve taraflar aşırı hırs yaptıysa hiçbiri kar etmez)
Nadir olarak sırayla oynamaya, paylaşmaya ve ya çocuklardan birinin kendi rızasıyla bırakmaya ikna edilebilinir.
Olay Genellikle ananın eşyayı hunharca alıp kaldırmasıyla ve 2 tarafın da ağlamasıyla sonuçlanır.
2-Paylaşılamayan oyuncak:
Bizde oyuncak kiminse onun kuralları, izni geçerlidir kodu var. (Ortak alınan oyuncak yok)
Önce kim kapmış olursa olsun, oyuncak sahibi istemezse diğeri avcunu yalar :)
![]() |
| kendi oyuncagiyla oynandigini farkeden kardesler, temsili. |
Tabi yine güzellikle teklif edilir "kardeşin de biraz oynayabilir mi?" diye. Cevap hayırsa ağlayan kardeş avutulur, ama diğer taraftan ille de paylaşması istenmez.
3-"Önce kim yapacak?" sıra kavgası:
Arabaya önce kim bindirilecek, kim indirilecek, asansörün düğmesine kim basacak, önce kimin yemeği servis edilecek, masada anne kimin yanına oturacak, cd de kimin seçtiği şarkı önce dinlenilecek gibi ikisinin de öncelik sahibi olmak istediği konular sıraya tabidir.
Bunun sırasını anne unutur ve ya karıştırırsa vay haline! Dev bir dram yaşanır. İş arabadan yanlışlıkla indirilen çocuğun tekrar bindirilip kemerinin bağlanmasına, asansöre binmeyip ışık sönene kadar tekrar beklemeye kadar varabilir. Vay efendim ben basacaktım, sıra bendeydi neden maya bastı isyanları tartışmaları 20-25 dakka sürebilir.
![]() |
| sira kapmaya calisan cocuk, temsili. |
4-"Sonra kim yapacak?" sıra kavgası:
Saç şampuanlama, diş fırçalama, yatağa dehlenme gibi öncelikli olunmak istenmeyen durumlarda da tam tersi "önce onu, sonra beni hallet" faslı vardır. Bu da sıraya tabidir. Aynı dramlar burada da yaşanır.
5-"Kardeşim bana x dedi" kavgaları
-maya bana sen yapamazsın dedi
-edin bana sen çikolata yemeyeceksin dedi
-maya bana anne sana jelibon vermeyecek dedi
-edin bana senin araban güzel değil dedi
-maya bana senin yemeğin böğğ dedi
-edin bana aptal dedi
Şunu dedi bunu dedi...
"Ulen onun demesiyle olmaz" konulu konuşmalar yapsak da ikna olmuyorlar. "Hayır annecim jelibonu verip vermemek Maya'nın insiyatifinde değil. Onun öyle demesi bişey değiştirmez. Ben vericem yeaa sen rahat ol kıpssss" desem de bu sonucu değiştirmez.
Hayır maya bana öyle demesin diye diretilir. "Maya öyle deme abine" denir ve maya siklemez.
Sonra yine Maya'nın demesiyle mi olacak ya?? kısır döngüsüne geri dönülür. Çözüm = yok. Sonuç= ağlama, zırlama, isyan, itiş, kakış, kötek.
6-Kuantum fiziğine giriş; aynı anda iki farklı yerde bulunan ana: "schrödingerin anası"
![]() |
| ehe. mehe. |
Çocuklardan biri evde oynamak ister biri bahçede. Biri parkta kalmak ister, biri eve dönmek. Biri bisiklete binmek ister, biri yüzmek.
Henüz herhangi birini bir ortamda yalnız bırakabileceğim, "yallah Arabistan'a" diyeceğim yaşlarda olmadıklarından malesef nöbetçi öğretmen gibi başlarında ve ya icapçı doktor gibi stand by modunda durmak zorundayım.
Yine tarafları ikna döngüsü başlar. Evde kalmak isteyene, dışarısı sanki "disneyland" mış, Berlin'in en çılgın underground parti mekanıymış, Afrika'da safariymiş gibi falan lanse edilir.
-wooow ama bak kaydıraktan göbekleme kayma yarışması da yaparız.
-wuhuuuu elimize çomakları alıp kertenkele avına da çıkarız.
-dev bir kumdan kale yaparız ve üzerine çok acayip şeyler toplayıp dizeriz. OMG!
-ağaca plastik toplar asıp su tabancasıyla atış talimi yaparız, fitbol oynarız kaleye ben geçerim, komşunun köpeğine havlarız...
Gibi 20 çeşit alternatif sunulur. Sonuç alınamaz :(
Sonra diğer kardeşe geçilir, evde kalırsak yapılabilecekler toplantısı set edilir, takım elbise giyilip power pointle sunulur askdkflgk
Bu ikna ve presentasyon aşamalarında zaten taraflar daha cümleleri bitirmeden
-yoooook, yööööö, hayıııııır, bööööö falan diye ağlandıklarından annenin ihaleye fesat karıştırmaktan başka şansı yoktur.
Cinnetin eşiğinde çocuklardan birini kaptığı gibi "ok biz gidioz, sen kal o zaman kendin" diyerek isteksiz tarafı mecbur bırakmak yöntemiyle sorunu çözer :)
7-Ana kucağı
Anne çocuklardan biriyle kucak kucağa öpüş kokuş modundaysa, diğer çocuk anında damlar. O da kucakta kendine yer açmaya çalışır. Bu esnada itiş-kakış başlar.
Edin gitsin, maya gitsin denilerek birbirini iteklemeye, ana kucağı ringinden düşürmeye çalışırlar.
Anne "ikiniz de benim bebeklerimsiniz, biriniz bi tarafıma biriniz bi tarafıma geçin bakem" diyerek iki yavrısını da kıskıs gülerek sarmalamaya çalışsa da (paylaşılamamaktan gizli bir haz duyuyor olabilir kehkeh) kavganın dozu gittikçe artar.
İteklemeler, saç çekmeler; böğre tekme, sineye yumruk sertliğine ulaşınca can havliyle ağlamalar başlar.
Kedi yavrusu minnoşluğunda başlayan sevgi çemberi, savanlarda antilop avı belgeseline dönüşebilir.
8-çıkış sebebi anlaşılamayan hır'lar:
İki kardeşin ananın görüş mesafesinden uzakta güzelce oynadıkları o muazzam anlardan biridir.
Harıl harıl oynanıyordur, diyaloglar, birlikte oyun dekoru kurmalar, sevgi saygı muhabbet hat safhadadır. Anne vay ankun şahane oynuyorlar, kardeş şart, şu güzelliğe bak breh breh breh diye kahvesini koyduğu anda bir "hır" çıkar.
Bağırtı, çağırtı, bam güm fırlatılan eşyalar, devrilen dekorlar, kızılca kıyametler kopuverir. "N'oluyor orda" diye yanlarına koşturan ana bir türlü olayın Nasıl geliştiğini çözemez.
-mevzu neyden çıkmıştı?
-kim başlatmıştı?
-kim haklıydı, kim haksızdı?
-ilk taşı günahsız mı atmıştı?
-cehenneme giden yol iyi niyet taşlarından mı döşenmişti?
Bu soruların hiç biri net bir yanıt bulamaz. Çünkü zaten olayı anlatan taraflar ağlayarak ve mızırdayarak konuştuğundan ne dedikleri anlaşılmaz :)
yaş itibariyle olayı hikayeleştirmede yetkin değillerdir; mevzunun bi kıçını bi başını bi ortasını anlatırlar. Puzzle'ı çözüp kaba taslak olay örgüsüne ulaşmak anne için dev bir challenge'dır. Ve tabi ki; taraflar yalan söyleyecektir, iftira atacaktır :)) "ben yapmadım o yaptı, ben vurmadım o saçımı çekti" gibi ifadelerin hangisinin doğru olabileceğini kestirmek imkansıza yakındır.
9-Arabada 5 eve 15:
Bebelerin ikisi de oto koltuğuna bağlıyken ve seyir halindeyken patlayıveren kavgalar, anne için en ecel terleri döktüren cinsidir.
Ellerindeki oyuncak yiyecek vs yere düşer ve son perdeden bir feryat kopar. Zımbırtısı yere düşen insan mayaysa ağlama "leave britney alone" diyen trans ağlaması tonundadır;
edoysa "kafasında tıslayarak bardak kıran Caner" tonunda...
Anne önce bir panikle (trafiğin serbest olduğu yerleri gözetip saniye hesabı yaparak) arkaya bakıp düşen şeye ulaşmaya çalışır.
Ulaşamazsa güzellikle ikna, dil dökme, başka şeyler teklif etme falan yoluna gitmeden direkt çemkireceği durum bizzat budur!
-araba durunca alıcaz. Konu tartışmaya kapalı! Şuan yapacak birşey yok denir.
-15839304 kez araba sürerken anayı darlamanın çok tehlikeli olduğu, kaza yapma riskimizin olması, Kemerlerini çözemeyecekleri açıklanır, tekrar edilir.
-yeter artık susun, diye carlanır.
-susmazlarsa son ses müzik açılıp şarkı söylenir; çocuklar protesto edilir (akslflfl)
10- Kazanma-kaybetme durumları:
Kutu oyunları, kağıt ve zar oyunları, penaltı çekişmeler, saklambaçlar, yakalambaçlar, yarışmalar kavga-hır gür-ağlama riski en yüksek oyun grubudur. (Ama aynı zamanda tabi ki en çok rağbet ettikleri)
Oyunda anne gizli hileci, kazanma dengesini çaktırmadan koruyucu, hakem falan pozisyonunda olsa da kaybeden taraf hezimeti asla kabul edememektedir.
Kazanan tarafın "ben kazandım sen kaybettin laaaa la la laaa la"
"Yendik şişirdik, dolma yaptık pişirdik" tarzı ağır tahrikleri olayı büsbütün zorlaştırır.
(Bu arada bu lafları, tekerlemeleri ben öğretmiyorum. Kreşte falan öğrenip Almancalarını söylüyorlar zaten birbirlerine. Ben naçizane, Türkçeye adapte ederek çevirdim şuan asllflflg. Orjinalleri böyle değil)








Son görsel beni benden aldi ahahahaha:) cocuklar hir cikarmak istedikten sonra yas farkinin az ya da cok olmasi oek bir seyi degistirmiyor ya neyse...
YanıtlaSilYalniz okurken gözlerim falan büyümüş, kaşlarim kalkmis, su an kendi halime gülüyorum ne cok etkilendim diye. Bir tek paylasilamayan ana olma kismi azcik arzu edilebilir geldi itiraf edeyim. (Bknz; bu yavru bana yeterince sarilmiyo sirnasmiyo, daha cok koklassak ya.. diye dertlenen duygusal böcük ana..)
Hahah mızmızcım, tek çocuklulardan "abowww böyle mi oluyo, yapmayak o Zaman kardeş mardeş" tarzı yorum geleceğini tahmin etmiştim :))
SilÖncelikle belirteyim, bu kavga bağırış itiş cümbüş halleri çok sık olmuyor aslında. Yani bütün günümüz böyle geçmiyor... Tek bir kavga olmayan günler olduğu gibi, en huysuz günlerinde bile günde 2-3 kavga anca oluyor. Kavgadan 2 dk sonra hemen barışıp herşeyi unutuyorlar.
Ayrıca zaten (ve malesef) birlikte çok fazla oynamıyorlar. İkisi de aynı ortamda ama ayrı ayrı oyuncaklarla-aktivitelerle takılıyorlar.
İkinci nokta da, itişip kakışıyorlar, dayak-kötek dediğim olaylarda çok kontrollüler. Asla ciddi zarar verecek ağır eşyayla vurma, ısırma, birbirlerini hırtlaklama noktasına gelmiyorlar ;) zaten hep göz önünde olduklarından, hemen müdahale ediyorsun. ama yine de bütün kavgalar bu şekil çıkıyor :D
Bir de çatışma çözümleri konusunda pratikleşip, bir noktadan sonra gürültü patırtıya şerbetli hale geliyorsun, rutinin oluyor, koymuyor :)))
Hepsi mi hepsi bizde de var, şimdilik araba sürmüyorum ama yakında başıma gelecekleri biliyorum 😩
YanıtlaSilOff valla araba konusu en gıcık olduğum gece. Zaten araba kullanmayı, trafikte olmayı seven Bi insan değilim. Hala panik reflekslerim var, şöförlüğüme çok güvenmiyorum :( bir de bunlar darlayınca iyice zıvanadan çıkıyorum :))
Silnet özet. hepimize geçmişler olsun, kolay gelsin, evde bütün gün ne yapıyorsun diyenlerin kafasına 2 çocuk birden ekşisin.
YanıtlaSilHahahha geceçek elifcim. 8 yaşına gelince de asansör düğmesine basma kavgası yapmazlar heralde :)))) yaparlarsa da umrum değil valla yesinler birbirlerini askdkflgk
SilHicbiri buzde yok :))) Henüz yani henüz... Bir kulağımdan girdi bir kulağımdan çıktı, seneye çalarım kapını..
YanıtlaSilHocam onlar bu seneki müfredatın konusu değil :) ufaklık ayaklanıp yürümeye başladıktan sonra hafif itiş kakışlar; tam olarak cümle kurmaya başladığında da asıl kavgalar patlıyo :D yaş büyüdükçe kavga sıklığı azalıyor ama şiddet dozu artıyor :))
Silsen yaşlar yakın diye düşünmüşsün ama benim 9 yaşındaki veletle 2 yaşındaki yer biti de asansöre önce ben binicem kavgası veriyor.
YanıtlaSilyazıyı okuduktan sonra yaşlar bu kadar yakın değilken bu kavgaların olmaması lazımdı ,çocukları yetiştiremedim ben korkusuna kapıldım yalan yok.
Ahahah ay ne diyorsun! Ben biter 1-2 seneye diyordum 9 yaşında hala ediliyorsa asansör kavgası, çöktüm şuan :D
SilEstağfirullah cağnım, kavganın çıkış sebepleri yetiştirmekle alakalı değil bence :)) ha işte kriz yönetmeler falan kısmında devreye giriyoruz ancak kavga sırasında ve ya sonrasında ;) kavgayı çıkarma mevzusu tamamen onların hayal gücüne kalmış :D Yalnız, 9 yaşında bir çocuk için asansöre önce binmek, düğmeye basmak falan hala önemini koruyorsa zıçtık :)))
Başagim sana bunlarla gelmek istemezdim ama, asansor kavgalari, dügmeye basma kavgalari bitmiyor, evet😂
YanıtlaSilkardeşimle çocukluğumuzu anlatmışsın bacım yaa, çok derinden bi tbt kafası yaşadım :D
YanıtlaSilay analık ne zor be!
Sessiz bir takipçin olarak merak ettim seni, ne zamandır yazmıyorsun. Herşey yolunda mı?
YanıtlaSilHerşey yolunda. Merak ettiğiniz için çok sevindim yaa teşekkür ederim :) ne zamandır aklımdaydı zaten madem bloğa yazamıyorum bari kısa bir durum özeti geçeyim diye. Geçtim de netekim :)
SilBasak ayni seyi ben de uzun suredir dusundum. Iyi misin?
YanıtlaSilİyiyim iyiyim. Memlekete çöktüm 1 ay, çocukları anama kitledim. Bendeki keyif eşşekte yok :)) yeni postta kısa bir özet geçtim. Bir süre daha yazamayacağım ancak dönüşte tam gaz devam ;)
Sil