15 Ocak 2017 Pazar

Kayak tatili yazısı (ama tam olarak değil!)






Tatil yazılarım beni sıkmaya başladı birazcık. Yani beni bile sıkıyorsa bi de sizi düşündüm :)  O yüzden bu bir, gün gün ne yaptık ne yedik ne içtik yazısı değil. Genel bilgiler içerecek tabii atmosferi yakalamanız için. Ama neler yaptığımızı değil bu tatilde neler düşündüğümü toparlayacağım en çok.  

Özellikle Türkiye'de kayak tatilleri hem kültürümüzde olan, hem de pehalılığından ötürü pek fazla tercih edilen konseptler değil. O yüzden pek sarmayabilir, biz gitmeyiz yaa bizlik işler değil denilip gereken ilgiyi çekmeyebilir. Ama yine de anlatıyım dursun bi köşede. Bakarsınız leazım olur, belli mi olur.
Bakmayın  aslında benlik işler de değil :) sevemedim, sevemiyorum bi türlü... Kış insanı değilim. Spor ve adrenalin insanı hiç değilim. Yaz insanı da değilim be! Deniz güneş kum, saçımda tuz, ensemde meltem diye güzellemeler düzemem, balık gibi yüzemem. (Kendimi bildim bileli yazları 3 ayımı sayfiye yerinde geçirmeme, her gün denize gitmeme ramen üstelik) Ne skim bi insanım inanın ben de bilmiyorum :))) Ama konumuz ben değilim, beni boşverin siz burdan devam edin: 

külübemiss

3 aile birleşip tatilde eve girdik. Avustüryanın kayağıynan meşhur bir dağ köyünde ahşap bir klübe tuttuk. (Arabayla 3 saat bize) 
7 yetişkin, 6 bebe heryeri ahşap lambiri kaplama, alabildiğine sade ve lüksten şatafattan uzak; ama bi o kadar konforlu ve "cozy" kulübemize çöktük. Girişli gelişmeli sonuçlu değil de, aklımda kalan şeyleri pata pata anlatmalı maddeler yazayım dur, en temizi öyle olacak. 

-3 aileden biri biz, biri kadim tatil ekürimiz W. Ailesi (bu tatil 10. Tatilimizdi birlikte. 10 hafta,  5 ülke, 10 tatil... maşallah hocam çok yakışıklıyız arslan gibiyiz) biri de 4,5 yaşında ve 6 aylık 2 kızları olan M. Ailesi (W. Ailesinin kankisigil bu aile. Ay ales sorusu gibi oldu M ailesi W ailesi zort ailesi :P- bir de single bir arkadaşımız vardı yetişkin grubundan, son anda dahil oldu. 6 çocuklu ortama dahil olan çocuksuz insanın ruh sağlığını sorgulamayın bence. Ben sorguladım çok kilit konu :))) 

-şu gözlemimi aktarmadan geçmek istemem. Ev çok sade dedim ya, ama Nasıl kaliteliydi herşey! Ahşaplar, parkeler, mutfak, banyolar, lavabolar armatürler... Evde gram süs püs gösteriş yok. En basit en sade modelden herşey! Ama taş gibi. Tabak çanak takımlarının hepsinin bembeyaz kapkalın bir örnek oluşu, dökme çelik tencerelerin 30 külo oluşu; fırının miele, klozetin villeroy&boch oluşu falan diyeyim siz anlayın. Anlamadıysanız da en taşaklısından Alman endüstirisi diyeyim işte onu anlayın. 
Genelde bu tarz haftalık kiraya verilmek üzere hazırlanan evlerde şöyle bi mantık olur; şıkırtılı ve zengin gösterecek ama aslında dandik olan ıvır zıvırla doldururlar evi... Heh işte ben buna niye bu kadar takıldım bilmiyorum ama bu evdeki (az ama öz) eşyaların kalitesine aşırı taktir düzdüm. Bir kez daha ben kalp almanlık. 


-Edom, bebişim, canım oğlum yine dışlandı. Yine kalbi kırıldı, yine üzüldü... Bu kez kesin kes karar verdik 3 aile tatil bize göre değil... Yani anası babası can ciğer kankan da olsa, dünyanın en iyi insanı da olsa; çocukların anlaşamıyorsa birlikte tatile gitmek anlamlı değil... Clara ve Anna sürekli birlikte oynadı Edo gelmesin diye itlik yapmadılar bariz bi sorun çıkarmadılar ama çok belliydi yani ikisinin birlikte oynamayı istedikleri... Biz "Edo da gelsin" dedikçe "ok gelsin" falan dediler yarım ağız ama Edo hissetti hep istenmediğini. Yemeklerde, arabada, kızakta kısacası her ortamda ikisi birlikte oturmak istedi. Birbirlerini sarılıp öptüler falan sürekli bizimki zük gibi kaldı :((( ay oğlanın suratı düştükçe içimde bişeyler cız etti hep... Clarayla Edo normalde çok güzel oynuyo birlikte, anlattım hep bunları ayol siz de biliosunuz. Ama denkleme 3. Kişi girince (bu kişi kızsa ve yine claranın bebeklikten tanıdığı ve sevdiği bi arkadaşıysa edonun hiç şansı yok...) dengeler değişiyor. ha bu arada edonun da şöyle bi sorunu var, teke tek oynuyo o da... Kalabalık Gruplara kolay dahil olamıyor... Kreşte de böyle. Tek bir çocuk bulsa mütiş oynuyo ama 3-5 kişi bir araya gelince çekiyo kendini. Yaş özelliği midir, karakter özelliği mi çözemedim henüz. (Bakalım dönüşte kreş pedagoğuyla yıllık görüşmemiz var zaten, sorucam bu konuyu da.) 
Haris'le uzun uzun konuştuk ama hep bu olayı... Çocuklarda gruplaşma ve dışlanma muhabbeti hep var... Her yaşta var. Yani zamanla değişecek düzelecek bişey değil. Hatta ileriki yaşlarda daha bile sert geçiyo bu mevzular. Bi yandan "hep onun istediği olmaz. Herkes onu sevecek, onunla oynamak isteyecek diye bişey yok. Gruba dahil olmayı, sosyal ilişkileri öğrensin, biz yanında yokken de yaşayacak bunları. Hayat bu deyil" modunda tartıştık. Bi yandan da "ulan biz tatile niye gidiyoruz? Çocuğumuz Mutlu olsun, iyi vakit geçirsin diye! Dışlanıp, üzülüp süzülüp kalbi kırılacaksa, tatili zehir olacaksa neden yapalım ki böyle bişey? Kendimiz ailece gideriz, ya da W. Ailesi kankimizgille başbaşa olma şartıyla gideriz. Diğer ortamlara katılmayız" diye düşündük. 
Ayıptır söylemesi ben küçükken azıcık alfa dog dum. (hav hav!) oyun kurucuydum, liderdim, ortam piçiydim yaşamadım böle şeyler... (Tam tersi annemin hayatı diğer çocukları benim şerrimden ve mobbingimden korumakla geçmiş)  Beyim de öyleymiş... Şimdi bizi çok korkutuyo; edonun "istenmeyen, ezilen, taşak geçilen, dışlanan" taraftaki çocuklardan olma ihtimali... Nasıl baş edilir, nasıl hissettirir, ne yapmalı hiç bilmiyoruz.... 

qizlar co ayib edionuz.

-Yalnız ara not geçeyim; edonun istenmediğini anlaması, kızlara privacy vermesi, diğer çocukların birlikte takılmak istemesine anlayış göstermesi, yüzsüzlük yapmaması gururlu ve olgun duruşu hoşuma gitti! Umarım bu özelliği hayat boyu devam eder... Çünkü beni "anlayışsız, düşüncesiz, yüzsüz ve bencil" insanlar çok darlamıştır hayatta. Yüzsüz demek ağır bir itham oldu ama şöyle açıklayayım: ortam-mekan-Zaman uygun mu diye düşünmeden kendilerini programlara dahil edenler, çağırılmadığında (belki bu kız aylardır görüşmediği ailesiyle, best friend grubuyla başbaşa olmak istiyor? Belki evleri, yatacak yerleri, sofraları, programları bizi dahil etmeye şuan uygun değil? diye düşünmeden) trip atanlar, gönül koyanlar falan olur ya hani... Tamam kötü niyetli değildir, ben de kötü niyetli değilim. Sadece biraz ince düşünce bekliyorum böyle durumlarda. Bunu hesaplayamayıp, düşünemeyen insanlara biraz kızıyorum. Hah işte edo çok cool davrandı bu konuda. 

-Kayak konusunda hiç sıkıntı yaşamadık bu sene! Edo kayak okulunda sorunsuz durdu. Hiç ağlamadı, bütün komutları yerine getirip kotardı işi. Öyle ahım şahım "heyooo kayak süper! Belki bilardo? Yok lan kayak daha güzel" demedi ama gitmem de demedi. Kayak okuluna başlayacağı günün gecesi beyim heyecandan ve stresten uyuyamadı desem kaç kişi götüyle güler? :)))) 

-kalabalıkta yemek işi de darladı beni bu kez. 
Büyük ölçülerle yemek yapmak, sofra kurmak toplamak; her gün ne yesek diye herkesin damak tadına aynı anda hitab eden şeyler organize etmeye çalışmak yorucu geldi. Sürekli alışveriş listeleri yapmak, akşamları fişleri toplayıp hesap kitap yapmak ne bilem yaa tırt işler biraz. Bir de mesela W. Ailesini çok iyi tanıyorum, maddi durumlarımız tatil bütçelerimiz denk (beyimle aynı işte çalıştıklarından mayışlarını bile biliyorum hehe. Ya da para konularında  açıkça "yok lan orası olmaz, çüş o pahalı, bizi aşar" falan diyecek kadar rahatız birbirimize karşı) diğer insanları bilmediğim için onlara karşı ayıp ve görgüsüzlük olmasın; bütçelerini zorlayacak şeyler olmasın diye çekindim hep... Filanca restoranda yiyelim, falanca turu yapalım, şunu alalım buraya gidelim diye fikirler atamadım hiç ortaya. Tabi ki bu yüzden zerre gocunmadım, darlanmadım ama yine de insanları düşünmeden şunu bunu yapalım demek içime sinmedi. 

otel odasi genel. ve de temsili.

-Tatilin ilk günü heveslisi gibi valizleri dolaplara kalem gibi dizip, kozmetikleri donları çorapları ince ince yerleştirip günler geçtikçe odayı bok götürmesi- kirlilerin şunları bunların oraya buraya atılı atılıvermesi olayı oluyo mu sizde de? :)))) olmuyosa çoğayıb edionuz bana. 



- ah 6 aylık bebesi olan ana be! Empatilere nostaljilere doyamadım; analizlere gözlemlere kanamadım. ilk kez kendi içimden değil de başkasının gözünden baktım bu anaya adam akıllı. Kadıncağız tabiat itibariyle zaten sakin mülayim bi hatundu. Zaten 2. Kez ana olmuşluğun verdiği rahatlık, pratiklik güven vardı. Zaten bir de bebesi alabildiğine pofidikti... Ama emziriyordu, yediğine içtiğine dikkat etmesi gerekiyordu, uykusuzdu ve daimi yorgundu... Kocası on numara adamdı ve sık sık bebeyi devr alıyordu ancak!... Ve yine de... Biz makara kukaramıza bakarken bu bir taraftan bebe üstüne yapışık geziyordu. Biz sofrada oturmuş yerken, bu kocasının bitirmesini ve 1 numarayı yedirmesini bekleyip en sona kalıyor; sofrada soğumuş yemekleri kendi başına yiyordu... Biz elimizde kahveler koltuklarımıza yayılmışken, bu iki büklüm yerlerde ve ya maksi cosi diplerinde bebesiyle göz teması halindeydi.. Tamam biz de birer helin Avşar değildik elbet ama; çocuklarını büyütmüş ana bakımı vardı azıcık üzerimizde. Günlük duşumuzu, saçımızı üstümüzü başımızı ihmal etmiyorduk.. Buncağızım solgun ve ödemli; diz yapmış eşofmanlı ve topuzluydu... 
Tam o zamanlarımda (hele ki ilk çocuğumda) hırsımdan fesatımdan ağlayasım gelirdi benim bazen bu sahnelerde... Saçımı başımı yolasım, sinemi döğesim gelirdi :) insanların üstüne üstüne kin kusardım içimden içimden!!! 
-ne olur sanki, biri kucağımdan şu çocuğu alsa da ben de iki lokma yesem!! (Millet karnını doyurunca akıllarına gelirdim. "Sen yemedin cnm yhaa gel otur sen de biraz ye. Sasımış salatanın suyuna ekmek ban falan. ver hadi bebeği bize" -oldu yraaam! Gururumdan ölsem de vermem artık) 
-götüm başım tutuldu gel biraz ayağını uzat deseler de yerde yatan bebeğe azcık agucuk gugucuk yapsalar (bebeğe agucuk muhabbeti 5 dk da bayardı milleti. Aniden çay koymak, tuvalete gitmek, telefon etmek gibi zaruri ihtiyaçlar hasıl oluverirdi) 
-lafta herkes derdi "bak ne Zaman istersen ver biz bakarız ok?" Heee ok... 
-1 saat odada bebek uyutup gelirdim insan içine, acıyan gözlerle "uyudu mu" diye dönerdi kafalar. Hadi yine iyisine gelirdi muhabbet vurdumduymazlıkla da hadi yine iyi miyi olmazdım. 
Beklerdim ben işte İçin için dünya benim ve bebeğimin etrafında dönsün, çevremdeki herkes bizi rahat ettirmek için sıralara girsin. Anlayışsız goygoycu pislikler! :))) ben bu kızı rahat ettirmek, halden anlamak için ne yaptım peki? 
'Canım sen ne zaman istersen, yorgunsan, uyuyacaksan, bir işini göreceksen bana verebilirsin bebeği!' dedim (bunu lafta dedim! Kız tamam saol fln Dedi ne desin ama hiç yardım istemedi. İstese severek yapardım. Ama anne istemeden, sormadan  hiçbişey yapmaya Hakkım yokmuş bunu anladım. 
-bebeğe 3-5 er dakkadan agucuk yapıp kaçtım :) 
-bazen çok düşündüm. Teklifsizce alıversem mi? Samimiyetimi göstermek adına ısrar kıyamet etsem mi? "Hadi ben alıyorum bebişi bu akşam yemeğini insan gibi yiyeceksin! Bugün ben senden sonra yiyorum" desem mi? Peki ya hoşuna gitmezse bu teklifim ve göt olursam? Ya anasının kucağında kuzu gibi duran bebe bana gelince avaz avaz ağlarsa ve işleri daha beter bok edersem?? Bilemedim... 
Yani kısaca şunu anladım: olay insanların beni anlamaması, siklememesi, kendi keyfine bakıp genç wertherin acılarına kayıtsız kalması değildi! "En iyisini anası bilir, bize bok yemek düşer. O yardım istemedikçe yapacak birşey yok" evrensel düşüncesiydi. Öz anan da olsa, 70 yaşındaki ananen de olsa, 17 yaşındaki kuzenin de olsa bu böyleydi... 
Bebeğin anası babası değilsen eğer; kaçıncı dereceden akrabası yakını olursan ol, çok büyük bi sorumluluktu. Anasının birebir kendi kararı ve yardım çağrısı olmadıkça ; göz devirip laf sokmalara, halinden şikayet etmelere yapılacak bir şey yoktu... Bunu anladım. 

-dinlendim mi? Hayır. Eğlendim mi? Hayır :)) 
Yine olsa yine gider miyim? Haftaya gidiyorum bile :)) kayak delisi bir bey ve kar delisi 2 çocuk olunca yapacak bişey yok. Evde başganlığa evet, diktatörlüğe evet, tek adamlığa evet! Ama referandumda kaybettim :)) maya'yı ve edoyu kendime benzetebilsem bu iş huzur içinde çözülecekti ama malesef demokrasi :(( darısı memleketin başına ;) 



6 yorum:

  1. ajgdjhsgfajf

    tatil yazılarını okumayı hiç sevmem - fakat başakitoninkiler <3

    koptumyine.

    fakat ben de esrarkeş görünümlü yorgun anne olduğum günlerde, bana destek atmaya kalkan kişilere bana destek olabilmeleri için hizmet ettiğimi hatırlıyorum. 'ıslak mendil burada, bez kalmamış dur bak o da dolapta, mamasını hazırlıyım o halde, şöyle tutarsan ağlaması azalır'

    çare zaman.
    çare 3 yaş :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ya o da var! Bi de bebeği alsalar da rahat edemiyosun ki; kafalar gidik ;) agucuk yaparlarken göz ucuyla kesiyosun, bebeği verip başka odaya gitsen aklın yine orda... Yani kim ne yaparsa yapsın zihnen %100 kopup rahatına bakma diye bişey yok... Anca doğumundan beri yanında olan bebeğin huyunu suyunu senin uyguladığın bakımın detaylarını bilen, talimatlarını ezbere yapan özel Bebek hemşiresi falan olacak evinde 7-24 belki o zaman :))
      Ebru şallının evinde kalan ve bu dediklerimi yapan Bebek hemşiresi tanıdığım vardı ordan biliom ;)) ha hizmetçisi aşçısı dadısı şusu busu ayrı. Bu sadece 0-1 yaş konsepti. çare bu da olabilir :Pp

      Sil
  2. Ya o kızlar ne fettan, o kızlar ne fenafillah. Sabahın altısında okurken gözlerimin dolması :( canım Edom. Nolur sanki gel sen de bizim şoförümüz ol,kedimiz ol deseler piremsesliğe devam etseler? Bu arada on ay oldu ben daha o yitik analıq durumundan çıkamıyorum. Hafta sonu anamlar geliyo gidiyo mesela ve ben onlar varken uzun uzun banyoda gevremek yerine bi bakmışım yine onlar gittikten sonra bebe yerde türlü şebeklikle duş almaya çalışıyorum. Iq düştü ok ama bu kadar da olmamalı. Hayalim akşam kendi yatağında yatıp sabaha kadar kalkmayan yavru. Belki o zaman geçti der miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benanım ya :( ben de hiç bilemezdim bebe uyurken ve ya birilerine iteleyip inzivaya çekilmişken ne yapacağımı... Tavuk gibi kalakalırdım: dizi mi izlesem, kitap mı okusam, duş mu yapsam, bişeyler mi içsem, whatzaptan çet mi yapsam... Bi yandan bebe uyanıcak ve ya mıklıycak "aç bu gel emzir" diye beni çağıracaklar stresiyle hiçbirşeye konsantre de olamazdım. Biliosun bebenin her mıklaması "aç bu gel emzir" demek halk dilinde :Pp Zaman geçiverirdi boş boş ben hiçbi bok anlamazken :)
      Kesintisiz gece uykusu önemli ama o level'a gelince biraz daha insana benziyosun :)) az kaldı hanım gızım 10 ayı devirdin bile! Alkışlar ıslıklar benut için <3

      Sil
  3. Ah o perişan analık..Ne güzel anlatmışsın. İçim acıdı. Geçtik o yollardan hepimiz, kocamın desteği ve acıması olmasa oyyy, oyy..Ben de çok gönül koyardım, özellikle sofra kurulunca. Hey gidi günler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte diyorum ya ben de yeni farkettim yapacak birşey yokmuş o anaya :(( koca faktörü en önemlisi Cidden. Bu işte yalnız olmadığını hissettirebilecek tek insan o! Geçti gitti ama o günler bin şükür :)

      Sil