Ne zamandır yazmıyordum. İçimden birşey yazmak gelmiyor. Zaten blogun sürekliliği, içerik güncelliği gibi kaygılarım da olmadığı için "yazamama" durumum bende bir baskı oluşturmadı. Ama hayatımda neler oluyor, kafamdan neler geçiyor bir toparlayayım isterim şuan:
Temmuz başıydı; can arkadaşlarım Türkiye'den beni ziyarete geldi. 5 kişilik grubumuz hepimizin eşleri de katıldığından büyüdü 10 kişi oldu. 2 tane bebe bizden 12, 1 tanesi yolda 13 ... Derken aşiret olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Çok keyifli bir 4 gün yaşadık.
Bu kadar kişi bir evde, nerede yatacak bu insanlar? Nereye sıçacaklar? Endişeleriyle başlasa da herşey, 10 numaraydı. Yedik içtik gezdik, güldük eğlendik.
10 kişilik misafir ağırlama sanatı:
![]() |
| insanli Foto koymuyorum. buralar böyle dutluk degildi. |
-yataklar çekyat, yer yatağı falan olsa da; her çifte bir oda düştü. (Bir ziyagil yalısı değil elbet, ama evin genişliği ve oda sayısı önemli. İnsanları istifleme şekliniz ise hayal gücünüze kalmış)
-herkesin sabah kalkış saati farklı olduğundan kahvaltı sofrası kurma telaşesi olmadı. Kalkan kendine kahvesini tostunu yaptı, yedi.
-kahvaltı kayıntısı sonrası direkt biralar açıldığından öğle yemeklerini pas geçtik. Herkes kafasına göre gruplandı. Kimi havuza girdi, kimi şehri gezdi.
-akşam 5 civarı mangal faslı başladı. O da tam takım çorbalı salatalı mezeli bir sofra değil de; sürekli yeni bir parti et-sebze-patates pişen ortaya geliyor, millet anında gömüyor şeklindeydi.
-bırak hizmet aşkıyla sürekli servis, elde sarı bez temizlik koşturmayı; en baş köşeye kurulup hiç kıpırdamamak suretiyle gerçekleştirdim ev sahibeliğimi :)))
-Edo erkeklerle havuzda su savaşları, trambolinde zıplamalar falan kudurdu eğlendi; maya kızların kucağında, kucaktan kucağa gezdi. Herkes teker teker çocuklarla yarımşar saat oynadı, muhabbet etti gün bitti!
-çocuklarda en ufak bir şımarıklık, arsızlık, huysuzluk, huzursuzluk olmadı. Çok Mutlu ve rahatlardı. Edo büyüklerin arasında büyük Adam gibi davrandı. Maya ilgi odağı olmanın tadını çıkardı. Göz süzdü gerdan kırdı :))
-akşam 7 de iyi geceler dileyip yattılar. Çocukları 7 de odalarına dehleme, Yatağa koyup kapılarını kapatarak çıkma rutinim Bizim Türk tayfayı ufak çapta bir Şoka uğrattı :) bir gece bile yatmayız oturucaz demediler. Hiçbirşeye tutturup ağlamadılar. Tıpış tıpış kendi istekleriyle yatağa yol aldılar. Gece uyanmadılar.
-
biz de geceye tüm hızıyla devam ettik. Tam bir amk liselisi gibi, birbirimizi ıslatmalar, bira dökmeler, hayvanlıklar ne ararsan vardı. Şu tayfa bir araya gelince 15 yaşında gibi davranmamız başka bir analiz konusu.
-beni en zorlayan kısmı, gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkma döngüsüydü. Ben pek fazla içmedim genelde. Ama beyim bokunu çıkardı. Yeter artık bi gün de sen kalk sabah isyanlarıma yav heee hee dese de kalkamadı. Ama olsun o benim arkadaşlarımla iyi anlaştığı ve herkesten çok o eğlendiği için ses etmedim. Büyük bir sevinç ve kendisine minnet duydum. Ben kalp beyim.
-kısacası güzel bir anı oldu. Tadı damağımızda kaldı.
![]() |
| bu eli dünya batak sampiyonu gelse cikaramaz. |
Misafirlerimin gidişinin ardından 2 gün ve 10 makina süren yastık-çarşaf-havlu yıkama ütüleme maratonumdan hemen sonra dayımlar aradı: Fransa'dan Türkiye'ye arabayla gidiyorlardı ve müsaitsek bize uğrayacaklardı. Çok sevindik! 17 ve 12 yaşlarında dünya tatlısı kuzenlerim var. Onlar da sürekli benim bebelerle oynayıp eğlendirdi, ben yine piyangodan keyif yaptım :)
ta ki cuma akşamı ortalık karışana kadar...
Sonrası boktan, sonrası malum...
Elimizde telefonlar bilgisayarlar. Harıl harıl birşeyler öğrenmeye çalışıyoruz. Üzüntüden, endişeden ciğerimiz soluyor. Ve dayımlar eve dönme kararı alıyor...
O günden bu güne kadar 1 milyon kere fikrim değişti. 1 Milyon tane duygu arasında gidip geldim. Ama artık son kararım içim yana yana, Türkiye'ye gitmeme kararı aldım. Gitmiyorum, burada kalıyorum.
Ailem, sevdiklerim, Canlarım oradayken; onların çocukları tekbirlerden, selalardan, kornalardan, taşkınlıklardan geceleri uyuyamazken "ben gelmiyorum yeaa çocuklarımı böyle bir kaosa sokamam" (ne kadar haklı bir endişe olsa da) demek beni burada rahat bir hayat sürüyor olmaktan utandırıyor, kendimi suçlu hissettiriyor olsa da gelmiyorum. Çocuklarımı getirmiyorum..
Annemler gelecek. Ağustos ayını burada geçireceğiz. Tabi gelebilirlerse... Yeşil pasaporta yurtdışı yasağı, kamu çalışanlarının izinlerinin iptali söylentileri var biliyorsunuz. Bakalım ne gösterecek.
Bu aralar uyuşmuş, üzüntü-nefret-hınç-hırs kotamı doldurmuş gibiyim. Hiçbirşey düşünemiyorum, hissedemiyorum. Ancak hiçbirşey olmamış gibi, goygoy yapma İnstagramdan kahve fotosu paylaşma modum da yok. Boşlukta süzülüyorum öylece...
Not: goygoy yapmıyorum derken, Twitter Facebook instagram hesaplarım gibi daha büyük kitleye ulaşanlardan bahsediyorum. Yoksa yazının başıyla çeliştiğimin farkındayım. Burayı sadece bir günlük olarak düşündüm ve kendime notlar aldım. İşte öyle.
Edit-büdüt: bu yazıyı yazmamın üstünden 1 hafta geçti. Biletleri iptal ettik, gitmeme kararımız kesinleşti. Kamu izinleri ve yurt dışı çıkış durumları da neredeyse annemlerin gelemeyişini kesinleştirdi... Mahalle yanarken orospu saçını tararmış misali düştüm kendi derdime...
Bu yaz için o kadar çok planım vardı ki... Tam 5 hafta kalacaktık. Ailemize sevdiklerimize doyacaktık. Edoyu yüzme ve tenis kursuna yazdıracaktım. Kuaförüme, lazer epilasyonuma gidip kendimi 10bin bakımına alacaktım. Şu yeni moda Kaşlardan yaptıracaktım. Pazardan çocuklara tayt don çorap stoğu, kendime nasılsa Türkiye'den alırım diye ertelediğim alışverişlerimi yapacaktım.
Eczaneden ilaç stoklayacaktım. Gece sinemaya gidecek frigo yiyecektim. Çocukları annemlere bırakıp 2 gün İstanbul'a gidecek, bütün arkadaşlarımı görecektim. Arkadaşlarımı bize davet edip kazım paşa köftesinden mangal partileri düzenleyecektim. Annemin nefis zeytinyağlılarına doyup, çocuklarımı organik besleyecektim. Şıkır şıkır giyinip bir düğüne gidecek, en çok ben göbek atacaktım. Ailenin kadınlarıyla hısım akraba gıybeti, komşularla site dedikodusu yapacaktım.
Kardeşimle saçma sapan espriler yapıp kohkohkoh gülecektim. Ali'mi, Derenimi Ateş'imi, tuğçemin ikizleri öpüp koklayacak; bir güzel mıncıracaktım. Edoyla babam her sabah çıtır simit getirecek, ezine peyniri ve tavşan kanı çayla güne başlayacaktım. Kuzenlerimi sinir edip, çok uyuyorlar diye sinir olacaktım. Babaannemin kabrine gidip, bir de orada göz yaşı dökecektim. Mayanın kelime hazinesine yeni kelimeler eklenecek; her yaptığı yaramazlığı övecektik. Edoya iki tekerli bisiklet alıp, bebelerimle koyun koyuna yatacaktım...
Şimdiyse bir başımıza kalakaldık burada. Koca yaz Nasıl geçer bilmiyorum, çocuklarla günlük rutinimde şimdiden çok zorlanıyorum. Ama iki küçük çocuğumu alıp kendimi yollara da vuramıyorum.
Sosyal medyada insanların günlük hayat paylaşımları normale dönse de; herkes tatillerine gitse, kahve keyfi fotoğrafları paylaşmaya devam etse de ben cesaret edemiyorum. Bu yaz böyle geçsin bakalım, sonumuz hayır olsun...



6 haftalık tr tatilimiz 15 temmuz günü darbeden 1 saat önce annemin evine kapağı atmamla başladı. O gece nasıl korktum anlatamam. Kocam yarın dönüyor onunla dönsem mi kalsak mı ikilemini yaşadık çok fazla, ama kaldım kalıyorum. Ortalık biraz daha normale döndü (istanbuldayım) gediğimden beri evden çıkmamıştım iki gündür de gezdim pek iyi geldi. Sanırım şu son bir haftadır yapılan demokrasi nöbeti yürüyüşleri akp yandaşlarının da keyfini gıcırlattı. Bir süre sakin geçecek gibime geliyor
YanıtlaSilAllah korumuş sizi gece. Büyük geçmiş olsun. 1 saat daha geç gidip havaalanında ya da köprüde kaldığınızı düşünmek bile istemiyorum... :( ne kadar ortalık şuan keyifsiz de olsa, inan gitmemiş olsan da çok zor olacaktı.. Benim gibi sürekli aklın kalacak; uzaktayken herşey çok daha korkunç görünecekti :(( ailenle sevdiklerinle güzel vakitler geçirmeniz, sağ sağlim kolaylıkla dönmeniz dileklerimle..
Silen kısa zamanda her şeyin düzelmesini istiyorum ya bilmiyorum öyle bir dünya var mı? bir sonraki bahara, yaza artık ne zaman gelirsen işte ara bul beni kahve falan içelim.
YanıtlaSilTamam sonik. Geleceğim ve sana kütük bulacağım:) o askılıktan yapıcaz sana da :)) ne Zaman istersen sen de Viyana'ya gel beni bul :*
SilEvet hayat sanki normale dönüyor gibi, ama ben olsam gelirmiydim, kesinlikle gelmezdim. Seni cok iyi anliyorum. 1 saat sonra ne olacagi belli degil.artik gündemi takip edemiyorum, devrelerim yandi. Travma gecirmekten, tarihe taniklik etmekten yoruldum.
YanıtlaSil